0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: 33 GüL ~~ BaŞBaĞLaR Katliamı ...  (Okunma Sayısı 530 defa)
Şehid Renginde
Fî Sebilillâh
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 788


Birgün gelir kavuşuruz.."özgürlüğün gölgesinde.."


« : 06 Aralık 2010, 16:06:52 »



O güne dek görmediği kadar güzel güllerdi bu güller. Kan kırmızısıydılar. Adeta gülümseyen simalardı. Cami bahçesini kaplayan ve köyün meydanını dolduran bu güzelliği neden daha önce fark etmemişti ki? Hâlbuki kaç yıldır bu köyde imamdı. İyi de bu güller yerden nasıl bitmişlerdi?

Doyumsuzca seyretti bu güzelliği. Gökyüzü açık ve berraktı. Bu doyumsuz lezzet manzarasına bakarken ansızın ortalık karardı. Ne olduğunu anlayamadı. Telaşla güneşe baktı. Kararmıştı. Sanki tutulmuş gibiydi.

Birden tutulan güneş tekrar açtı. Yüzüne mutlu bir tebessüm yayıldığı an, genç imamın gözleri dehşetle büyüdü. “Aman Allah’ım!” Dedi. Hızla güllere doğru koştu. Dallarından koparılmıştı bazıları. Yerdeydiler. Daha biraz önce doyumsuz bir manzaranın birer gülleriyken şimdi… şimdi nasıl olmuştu da koparılmıştı dallarından?

Genç imam, yerdeki gülleri topladı. Büyük bir şaşkınlık ve hayret içerisindeydi. Tam 33 gül… Tesbih taneleri gibi… Ansızın fark etti ki topladığı her gülün dalı kanıyordu. Kan damlıyordu ince ince, sızım sızım. Korkuyla sıçradı. Yatağındaydı.
-Allah hayretsin. İnşAllah rüyanız hayırlıdır imam efendi, dedi ihtiyar köylü.

-Doğrusu mana yüklü bir rüya olsa gerek, dedi bir diğeri. Allah hayırlara çevirsin.
Güneş guruba yaklaşırken caminin önünde toplanan köylüler, ezanı bekliyorlardı. Köyün genç imamı Adil Hoca, gördüğü rüyayı anlatmıştı. Güngörmüş bir-iki ihtiyar rüyayı anlamlı bulmuş, hayra yormuşlardı. Onlar konuşurken sabit bir noktaya bakan Adil Hocanın ağzından gayri ihtiyari iki kelime döküldü.

-33 gül!..
Bir köylü hatırlamış gibi hemen söze girdi.
-Sahi, haberleri izlediniz mi? Sivas olayı gittikçe büyüyor.
-Evet doğru. Madımak Oteli yanarken kimi dumandan, kimi telaştan atlarken öldü. Ölü sayısı 33’e kadar çıkmış galiba.
-Basın yayın da hep inananları suçluyor.
-Allah bu gidişatın akıbetini hayretsin.
-Amin!

İhtiyar bir köylü Adil Hocaya seslendi.
-Hocam galiba vakit tamam.
Adil Hoca anlamıştı. Ezan zamanıydı. Yerinden doğrulup minareye doğru giderken, aynı ihtiyar elini alnına siper yaparak köyün girişine doğru baktı. Çevresindekilerle de konuşmayı ihmal etmiyordu.

-Deminden beri gözlerimi karşı patikadan alamadım. Kalabalık bir grup insan köye doğru geliyor. Neredeyse köye girecekler.
Tam bu esnada köyün girişinde yüz kişiye yakın bir grup görüldü. Bununla beraber Adil Hocanın gür sesiyle okuduğu ezan sesi köyün semasında yankılandı.
Allahu Ekber Allahu Ekber!
Allahu Ekber Allahu Ekber!..

Ezan sesiyle birlikte köye giren bir grupta hareketlilik başlandı. Bir kısmı caminin yanındaki köylülere doğru hızla koşarken diğerleri köye dağıldılar. Garip bir durum vardı.
- Bunlar da kim dedi, ihtiyar köylü.
- Yabancılar galiba
- Ellerinde silah var…

Köylülere yaklaşan eli silahlı grubun başındaki adam sağa sola emirler vermeye başladı.
-Kimsenin kaçmasına izin vermeyin. Tüm köylüleri meydana toplayın. Kadınlar aşağıda erkekler yukarıda toplatılsın…
Bir an aval aval kendisine bakan köylülere baktı... Alacakaranlık çökmeye yüz tutmuştu. Ansızın bağırdı.
-Susturun şunu, dedi minareyi göstererek. İndirin oradan.
Yarım kalan bir ezan, köyün semasını mateme boğacaktı birazdan. Eli silahlı canilerin kiminin elinde fitiller, kiminin elinde benzin bidonları belirdi. Omuzlarında ve ellerinde ağır silahlar gözden kaçmıyordu.

Camide bulunan bazı köylüler de dışarı çıkarıldı. Genç olanların elleri bağlandı. Apar topar meydana sürüldüler.
O sırada elebaşlarının telsizinden sesler yükseliyordu.
-Komutan, komutan tamam… Telefon hatlarını kestik tamam.
-Anlaşıldı tamam. Diğerleri ne yaptı?
-Sınır çevrildi tamam.

Konuşmalar kalabalıktan kaçmamıştı. Anlaşılan köy kuşatılmış, telefon hatları kesilmişti. Ortalık bir anda karışmıştı. Adeta köye kâbus çökmüştü. Evlere giren silahlı caniler buldukları zinet eşyalarını ve işe yarayacak malzemeleri ayırıp gerisini yağmalıyorlardı.

Bir evde sesler yükseldi. Nurettin adında bir köy sakiniydi. Evinden çıkarmış, sürüklüyorlardı. İnadına direnen gurubun başı, arkadaşlarına seslendi:
-Bırakın onu!..
Arkadaşları şaşkındı. Ellerinden kurtulan Nurettin, kaçıp evine sığındı.
-
Yakın, dedi bir ses. Evini başına yakın!...
Alevler içinde yanan evde diri diri yakılmıştı Nurettin. 14 yaşındaki bir çocuk ve annesi misali… Birçok evden alevler yükseliyor, köyün semasını aydınlatıyordu. Her taraf tutuşmuş, her tarafta feryad-figanlar, vaveylalar vardı.
Nihayet meydana toplatılan köylülere, canilerin elebaşları konuşuyordu.

-Korkmayın!.. Size bir şey yapacak değiliz. Sadece biraz konuşup gideceğiz…
O sırada bir-iki kişi kulağına bir şeyler fısıldadı. Doğrulup köylülere baktı. Bazı köylüleri adlarıyla kalabalıktan sordu. Kimi hasta, kimi yatalak, kimi de köyde değildi. Kalabalık da şaşkındı. Bu adamlar köyü ve köylüleri tanıyorlardı. Canilere daha dikkatle baktıklarında bazı simaları tanır gibi oldular. Sanki komşu köylerdendiler. Artık şüpheleri kalmamıştı.
Canilerin elebaşları haykırıyordu.

-Bir daha bakın!.. Tüm evleri arayın. Hasta yatalak demeden herkesi toplayın. Gelmeyen olursa evini başına yıkın. Çabuk olun!..

Köy, tam bir felaket yerine dönmüştü. Ermeni mezalimi yaşanıyor gibiydi. Korkuyla bekleşen köylüler olanlara anlam veremiyor bir vaziyette apışıp kalmışlardı. Elleri bağlı gençler, öfkeden mırıldansalar da çaresizlik kol geziyordu. Eli silahlı caniler köylülere sataşıyor, dövüyor, hakaretlerde bulunuyorlardı. Korku ve dehşet sinmişti meydana.
Biraz sonra elebaşları konuştu canilerin:

-Duymuşsunuz şimdi, sizin gibi gericiler, Sivas Madımak Otelinde 33 insanımızı yakarak öldürdüler… Bunu unutacağımızı mı sandılar? Sivas’ın intikamı alınacaktır. Bunu böyle bilin… Ayrıca sizi ihtar ediyoruz ki bu köyü terk edeceksiniz. Bu topraklarda durmayacak, def olup gideceksiniz. Ve bu günü asla unutmayacaksınız…

Heyecan içinde kendinden geçmişçesine köylülere nutuk çekip propaganda yapan canilerin elebaşı ansızın durdu. Telsizinden sesler yükseliyordu. Hemen geri çekilip biraz uzaklaştı.

Telsizinden aldığı emirle adamlarına döndü.
-Sivas’ı unutmadık. Sivas’ın intikamını alıyoruz. Ateeş…
Bir anda yargısız infazın en vahşi şekliyle savunmasız-silahsız köylülere kurşunlar yağdı. Makineli silahlar, kurşun kurşun ölüm, kurşun kurşun vahşet kusuyordu. Masum köylülerin üzerine şarjör boşaltıyordu.

Biçilmiş ekin misali patır patır döküldü köylüler. Ne olduğunu anlamadan cansız cansız yere yığıldılar.
-Sağ kalan var mı bakın bakalım?

Elebaşlarının emriyle cansız yatan köylüler arasında dolaşan caniler, hayat emaresi olanların başlarına tek tek kurşun sıkıyorlardı. İçlerinden birkaçı keyifle bağırıyordu arkadaşlarına.
-Başlarında takke olanların takkesini başlarına mıhlayın.
-Sakallı olan softaları da unutmayın ha!
Bu katliamı neşe içinde gülerek yapan caniler “Sivas’’ın intikamını alıyoruz” diye haykırıyorlardı.

-Kadınları getirin, dedi elebaşı. Çabuk olun. Birazdan feryatları göğü inleten kadınlar getirildi. Erkeklerini kanlar içinde gördüklerinde adeta çıldırmışlardı.
-Onları da kocalarının yanlarına gönderelim mi? dedi elebaşının sağındaki cani.

-Hayır, dedi kanlı manzarayı izleyen elebaşı. Onlar sağ kalmalı. Yaşadıkça bu acı onlara yeter. Haydi toparlanın gidiyoruz.
Karanlık kalpli caniler, karanlıkta kaybolup gittiler. Arkalarında 33 masum insanın cansız bedenlerini bırakarak…
İhtiyar adam, torununun ellerinden tutmuş, köyün mezarlığından aşağıya doğru iniyordu. Elindeki tesbihi çekerken 33. tesbih tanesinde durdu. Köye inen yamaçta hatırlamış gibi elini tuttuğu torununa seslendi.

-Adil!.. Yavrum. 33 gül ağıtını dedene söyler misin?
Davudi bir ses hüzün dolu terennümle yamaçtan köye doğru yayılıyordu.

Bırak beni ağlayayım yüreğiiiim.
Ağıtlarla dağlanayım öleyiiiim.
33 gülü tesbihime dizeyiiiiiim
Her güle bir bülbül olayım aşkla öteyiiim; Başbağlar…(*)
(*) 16. yıldönümünde Başbağlar şehitlerine ithaftır. Ruhları şad olsun.

M.Ali Gönül
Moderatöre Bildir   Logged

" Anne!
Boyum tamamdır.
Artık Şehid olabilirim.
Dünya benim neyime. . "
Şehid Renginde
Fî Sebilillâh
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 788


Birgün gelir kavuşuruz.."özgürlüğün gölgesinde.."


« Yanıtla #1 : 06 Aralık 2010, 16:11:03 »



KATLİAM NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Akşam namaz vaktidir. Hoca güzel sesiyle ezan okumakta, köyün erkeklerinin bir bö­lümü cami avlusunda abdest alırken, bir bölümü de abdestlerini evlerinde almış, camiye doğru hareket etmekte. Köy sessiz; Her günkinden daha sessiz.Hocanın okuduğu ezan sesi bir anda kesiliyor. Köyde bir panik yaşanıyor ve hocanın sesi duyulmuyor artık. Az önceki duygusallık, bir anda, acıya ve çocukların ve kadınların bağırışmalarına bırakıyor yerini.5 Temmuz 1993, Saat 20.30. Köyün etrafında ve içinde yüz ci­varında gözü dönmüş cani

HOCANIN SESİ DUYULMUYOR
Saat 20.30 sıralarında hoca elinde mikrofon, ezan okuyor. Hoca, arkasından gelenleri görmüyor. Ezan daha bitmeden hocanın ensesine bir tokat iniyor. Hoca arkasını dönünce, eli silahlı militanları görüyor. Ezan yarım kalmasın diye "Bırakın eza­nı tamamlayayım" dese de, dinletemiyor. Yaka paça sürükleniyor. Aynı anda camide mevcut bulunan cemaat de dışarı çıkarılıyor.
CAMİDE BULUNMAYAN ERKEKLER TESPİT EDİLİYOR
Caminin içinde olmayan köyün erkekleri tespit ediliyor. “Falan fi­lanı getirin” diye emirler yağıyor. Eşkiyalar aradıkları insanları ismen biliyorlar. Sıradan bir baskın değil bu. Militanlar, evlere dağılıyor, kadın, erkek, çocuk hepsini dışarı çıkarıyorlar. Zaten Adil Hocanın okuduğu akşam ezanının birden bire yarıda kesilmesine köy hal­kı bir anlam verememiştir. Köyün içinde bulunan militanlar, kısa süre­de köyde bulunan tüm insanları bir araya topluyorlar.




Katliamı yaşayanlardan E.A gördüklerini şöyle anlatıyor;"Akşam namazına duracaktık ki torunum geldi. Anarşistlerin kö­yü bastığını söyledi. Ben de hemen kapıyı kapattım. Kapıyı kapatır­ken, beni gördüler. Gelip kapıyı açmamı istediler. Ama ben kapıyı aç­madım. Döndü gittiler. Biz namazımızı kılıp dua etmeye başladık. Pencereden baktım ki komşunun kapısını kırıp evdeki erkeği dı­şarı çıkardılar. Bir adamı başına diktiler. Tüfeği dayadılar ve bekleme­ye başladılar. Birkaç kişi geldi, bizim kapıyı kırıp içeri girdiler ve evde erkek olup olmadığını sordular. Erkeklerin evde olmadığını söyleyin­ce, evin içine girdiler. O sırada yanımda bulunan parayı onlara doğru uzattım, belki parayı alır da bir şey yapmadan çekip giderler diye. Pa­rayı aldılar, tüfeğin ucuyla beni, gelinimi, torunumu iterek dışarı çık­mamızı istediler. Çıkarken geri döndüm ki odaya bomba koyuyorlar. Dışarı çıktıktan sonra evi ateşe verdiler. Beni götürürlerken itti ve kaktılar. Hasta ve yaşlı olduğumu söyledimse de beni sürüklediler. Kadınların toplandığı yere götürdüler. Etrafımıza bomba koydular. Bir taraftan evleri ve arabaları yaktılar. İçlerinde bayan olan terö­rist ziynet eşyalarımı istedi. Olmadığını söyleyince "Siz İstanbul Karagümrük’ten geliyorsunuz, sizin altınınız olmaz mı ? " dedi.



Baskın sıradan bir baskın değil. Sanki katliamı gerçekleştiren­ler daha önce köye birkaç defa gelmişler. Öyle ki köyün tüm mahalle­lerini ve köyde yaşayanları biliyor, ne tesadüf ki İstanbul’dan köye ta­til için gelen misafirlerin bile bulundukları evler tespit edilebiliyor. Ve siz İstanbul Karagümrükten geldiniz ifadesini kullanabiliyorlar. Köyde bulunan kadınlardan F.P. yaşadıklarını ağlayarak şöyle anlatıyor;"Militanlar, kapının önünden ismen çağırıyorlardı köyün insan­larını. Selim Pato, sen gel dediler. Görümcemin oğluna, Recep sen de gel, dediler. Doğru camiye dediler. Ben içeride pencerenin önünde oturmuş dinliyordum. Birkaç militan sokaklara dizildi. A.C'yi çağırdı.Bu adam yanımızdaki ilçenin köyünde oturuyordu. Bizde tırpan yapı­yordu. Onu görünce hayrete düştüm. Daha sonradan biz kadın ve ço­cukları da topladılar. Derenin yanında toplandık. Başımıza bir kız, bir erkek militan koydular. Erkekleri de öbür tarafa topladılar."Kanlı bir katliama Başbağlar köyü sahne oluyordu artık. Bu dağ köyünde yaşayan insanlar, üstelik çoğu da yaşlı, suçsuz, günahsız olmalarına rağmen, hain kurşunlara hedef oluyorlardı. Artık köyde ya­nan evlerin ateşi ve kurşun sesleri duyuluyordu. Köy sakinlerinden G.D. "Biz kadınları topladıkları yerde havaya uçuracaklarmış, Allah kurtardı bizi, dereye topladıklarında yanımıza bir şey koydular. Biz tel­siz var sanıyoruz. Ne konuştuğumuzu dinlemek için telsiz koydular sanıyoruz. Aramızda sessiz sessiz konuşuyoruz. Meğer bombaymış. Dereden çıkmışız, bomba patlamış." Köyün erkekleri öte tarafta kurşuna dizilirken, kadınlar ve çocuklar dere kenarında, yanlarına konan bombadan habersiz, militanlar köyü terk ettikten sonra dere­den ayrılıyorlar. Ayrılmasalar, köydeki erkeklerin akıbetine kadın ve çocuklar da uğrayacaktı. Militanlar, sloganlar atarak kanlı eylemlerini gerçekleştirdiler. Kadınların ve çocukların ağlaşmaları ve köyün ta­mamen yanması onlara adeta büyük bir zevk veriyordu.

YA MUNTAKİM Allah!

SADAKATLE SÖZÜNDE DURANLARA SELAM OLSUN
CENNETTE BULUŞMAK ÜMİDİYLE...
Moderatöre Bildir   Logged

" Anne!
Boyum tamamdır.
Artık Şehid olabilirim.
Dünya benim neyime. . "
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3573



WWW
« Yanıtla #2 : 06 Aralık 2010, 17:19:34 »

Bırak beni ağlayayım yüreğim
Ağıtlarla dağlanayım öleyim
Otuzüç gün tesbihime dizeyim
Her güne bir bülbül olayım aşkla
Öteyim..... Başbağlar


Tekbir seslerine vurgun dağlarım
Cami, iman kardeşlerim, bağlarım
İslam için sayısız başbağlarım
Bir sonbahar mevsimi kana doydu
Toprağı.... Başbağlar

İt sürüsü dağ aşağı gelende
Sıra sıra yiğitler can verende
İmam Âdil ölümlere gülende
Bir SUSA ve BEHEŞTİ ZEHRA oldu
Yüreğim..... Başbağlar
Moderatöre Bildir   Logged

şura@
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1013


şehid şeyh sait


« Yanıtla #3 : 06 Aralık 2010, 21:57:27 »

o zalimler zaten onlar esfele safilinde olacak Allahın izniyle
       onlar tevbe etmedikçe
Moderatöre Bildir   Logged

değersiz dallarda asılmama pervam yoktur muhakkakki mücadelem Allah ve din içindir.
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5910


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #4 : 07 Aralık 2010, 08:14:01 »

şehitler ölmezler müjde kur-anda kazandılar onlar gecici dunyayı bırakıp ebedi saadete uçtular ya bu vahşeti yapanlar ne haldeler km bilir hergun olup olup dirilmekteler rabbim şehadetlerini kabul etsin islam düşmanlarını Allah kahru perişan etsin inşaAllah.....
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #5 : 08 Aralık 2010, 00:27:35 »

SADAKATLE SÖZÜNDE DURANLARA SELAM OLSUN
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
BAŞBAĞLAR KATLİAMI - ÖZEL (2008) Sohbetler/Seslendirme vuslat 0 261 Son Mesaj 06 Temmuz 2008, 22:17:18
Gönderen: vuslat
taksimde israil katliamı protestosu (video) Filistin Özel vuslat 1 224 Son Mesaj 27 Aralık 2008, 23:16:36
Gönderen: mizgina_islam_
Halepçe katliamı Düşünce yazıları/Makaleler vuslat 0 189 Son Mesaj 17 Mart 2009, 22:58:44
Gönderen: vuslat
33 gül 33 fidan 33 şehit başbağlar.!! Yurttan haberler mizgina_islam_ 5 311 Son Mesaj 04 Temmuz 2009, 23:13:14
Gönderen: mizgina_islam_
Çin kominizmin müslüman katliamı Dünyadan Haberler HÜR 3 255 Son Mesaj 09 Temmuz 2009, 14:45:25
Gönderen: MERXAS
33 GÜL Başbağlar Öykü - Hikaye ve Kıssalar vuslat 1 230 Son Mesaj 10 Ağustos 2009, 00:14:58
Gönderen: seriyye
Başbağlar Şehitlerini Rahmetle Anıyoruz ! Serbest Bölüm _uMuT_ 1 117 Son Mesaj 06 Temmuz 2011, 13:09:30
Gönderen: MUHACİR