0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: ‘Baba! Ben, Oğullarının Zekâtı Olayım’  (Okunma Sayısı 166 defa)
inan01
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 34


« : 16 Ocak 2010, 16:31:42 »

                                                  
                                                 
‘Baba! Ben, Oğullarının Zekâtı Olayım’

 
     
 17 Ocak 2000 yılında İstanbul Beykoz’da yapılan polis baskınıyla hayatını kaybeden islami direniş  lideri’nun hayatını ve nasıl bir kişilik olduğunu ayrıca hakkında çıkan haberlerin aslını Ağabeyi Hayrettin Velioğlu ile konuştuk.


Ağabey Velioğlu kardeşinin dinine bağlı, fedakâr, dünya malında gözü olmayan bir kişi olduğunu belirterek hayatını kaybettikten sonra çıkan haberlerin asılsız ve iftira olduğunu söyledi.

İSTESE RAHAT BİR HAYAT YAŞAYABİLİRDİ

Kardeşinin yetmişli yıllarda güneydoğulu olup da Ankara siyasal fakültesini okuyan nadir kişilerden olduğunu belirten Velioğlu, dünya menfaatini istemesi halinde lüks ve rahat bir hayat yaşayarak siyasete girebileceğini fakat dünya menfaati gözünde olmadığı için kendini İslam’i hizmete adadığını söyledi. Velioğlu "İslam tarihinde nice alimler, mücahidler kendilerini yüce dinimiz İslam’a feda etmişlerdir. Kardeşim Hüseyin de onlardan biridir" dedi.

İNSANLARI NAMAZA TEŞVİK EDERDİ

islami direniş  lideri’nun akraba, çevre ilişkilerini de anlatan ağabey Velioğlu, "Ailesi ve akrabalarına bağlı ve sadıktı. Yakınları ile ilişkisi çok güzeldi. Onun insanlar ve akrabaları arasındaki ilişkisi İslami esas üzerineydi. Nerde bir dostunu, arkadaşını görse onunla ilgilenir ve dostluğunu yerine getirirdi. İslam’ı kendine dava edinen bir kişiden ne beklenir? Her zaman onunla dostluk kuranlara kâr sağlamıştır. Namaz kılmayan, sokaklarda boş boş gezen insanlarla ilgilenir ve namaza teşvik ederdi" dedi.

KÖY KÖY GEZERDİ

Kardeşinin genç yaşlarda bile boş durmayıp İslami tebliğ ile uğraştığını anlatan Velioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Kardeşim köy köy dolaşıyor, hiç üşenmeden ziyaretlerde bulunuyordu. Hatta bir seferinde Diyarbakır’dan Batman’a kadar yürüyerek iki gün boyunca köy köy gezip İslam’i anlatmak ve görüşmek için âlimleri, şeyhleri salih insanları ziyaret ettiğine şahit oldum. Arabanın gitmediği köylere yürüyerek giderdi"

BEN YAPABİLDİĞİM KADARINI YAPARIM

Kardeşinin bu çalışmalarına karşılık bir gün babasının ona, "Oğlum, bu düşünceler seni aşar" demesi üzerine babasına şu cevabı verdiğini aktaran Ağabey Velioğlu şunları söyledi, "Küçük yaştayken bir gün babam ona, ‘Oğlum bu düşüncelerin senin gücünü aşıyor’ dedi. O da babama, ‘Ben bu davayı götüreceğim kadar ileriye götüreceğim. Peygamberin anlattıklarını ve İslam’ın emirlerini anlatacağım kadar anlatacağım. Ondan sonra daha başkaları bu yolu sürdürür. Muhakkak bu yolu sürdürecek bazıları olur’ dedi. Babam ise ‘siz daha gençsiniz, küçük bir iğneyle ile koca dağı delmeye çalışıyorsunuz. Gücünüz yetmez’ diyordu. O da babama, ‘Olsun ben iğneyle de olsa yapabildiğim kadar çalışacağım’ derdi"

BEN OĞULLARININ ZEKATI OLAYIM

Bu konuşmaları arasında Kardeşinin babasına verdiği şu cevabı hiç unutmadığını belirten Velioğlu unutamadığı o cümleyi şöyle anlattı: "Babamla aralarında bu konuşmalar geçerken kardeşim babama, ‘Baba sen çiftçi birisisin. Sen ürünün onda birini zekât olarak vermiyor musun? diye sordu. Babam da ‘evet, veriyorum’ karşılığını verince kardeşim de babama, ‘Ey baba öyleyse ben de senin oğulların arasında zekât olanı olayım" dedi.  Öyle söyleyince babam da, ‘O halde yolun açık olsun. Allah seninle beraber olsun’ dedi."

1990’DAN SONRA HİÇ GÖRMEDİK

islami direniş  lideri’nun 1986’dan sonra Batman’dan ayrıldığını ve Diyarbakır’a gittiğini ifade eden Ağabey Velioğlu, 1990’dan sonra kendisinden haber alamadıklarını kaydetti. 17 Ocak 2000 günü televizyonlarda çıkan haberler vesilesi ile son kez gördüklerini dile getiren Velioğlu, fotoğrafının yayınlanması üzerine kesin o olduğuna kanaat getirmek için İstanbul’a Çapa tıp fakültesine gittiğini anlattı. Velioğlu sonrasında yaşananları söyle ifade etti: "Dilekçe vererek morga gittik. Onu iyi tanırdım. Vücudunda olan bazı izlere baktım ve kardeşim olduğunu anladım. Teşhisten sonra İstanbul Fatih belediyesine giderek aynı gün Batman’da Karşıyaka mezarlığında gömmek için defin işlemlerini yaptım. Sonraki gün uçak bileti kesecektim. Fakat izin verilmedi.  Uçak yok, kar yağıyor bahaneleri ile yaklaşık 13 gün beklettiler. Gayeleri kimsesizler mezarlığına defnetmekti. Hatta bana da dediler ki burada defin edelim sana yardımcı da oluruz"

"CENAZEYİ BATMAN’A  GÖTÜRME" DEDİLER

"Polisler bana ‘Batman’a götürme, burada defnedelim’ dedilerse de kabul etmedim. Memleketimiz Batman’dır ve orada defnedilmesini istiyordum" diyen Ağabey Velioğlu sonrasını şu cümlelerle anlattı: "Bana dediler ki o, Hizbullah’ın lideridir. Eğer Batman’a giderse çok insan ölür. Ben dedim ki, cenazeyi Batman’a götürmeme müsaade edin. Ben bırakmam olay çıksın. Biz de istemeyiz olay çıksın. Cenazeyi vermeyeceklerini anlayınca dönemin Batman milletvekilini aradım. Yardımcı oldu ve cenazeyi Batman’a getirdik"

CENAZEDE BÜYÜK BİR KALABALIK VARDI

Cenazenin Batman’a götürülmesinin ardından büyük bir karabalık ile karşılandığını dile getiren Velioğlu, "Batman’da cenazeyi bekleyen kalabalık bir kitle vardı. Çok daha fazla kalabalık olacaktı; ama emniyet müdürlüğü Batman’a girişleri yasaklamıştı. Kimsenin Batman’a girmesine müsaade etmiyordu. Ancak ben onun yakınıyım deyip girenler hariç. Uçaktan indikten sonra havaalanından ters istikamete götürdüler. Köy’e defnedeceklerini sanmıştım ve karşı çıktım. Meğerse güvenlik açısından Karşıyaka mezarlığına farklı yoldan götürüyorlarmış. Hâsılıkelâm selametle getirip Karşıyaka mezarlığına Kalabalık bir kitle ile gömdük.

Onu seven binlerce insan ordaydı. En az bizim acımız kadar acısını hisseden binlerce kişi orda defne iştirak etti. Olayların çıkmaması için çok çaba sarf ettim. Gençler dolmuştu. Slogan falan atıyorlardı; fakat mümkün mertebe olay çıkmamasına gayret gösteriyordum. Ufak bir provoke ile birçok insan şehid olabilirdi. Polise atılacak en ufak bir tokatla etrafı çepeçevre tanklarla, zırhlı araçlarla kuşatmış emniyet güçleri silahlarla cevap verecekti. O nedenle olay çıkmamasına büyük gayret gösteriyordum" ifadelerini kullandı.

POLİSLER MEZARINI BOZUP, MEZAR TAŞINI KIRDILAR

Definden sonra hem ziyaret edenler için rahat olması hem de başka mezarlara zarar gelmemesi için mezarı geniş yaptıklarını, fakat polisler tarafından mezarının bozulup mezar taşının kırıldığını belirten Velioğlu, "Mezarlığını daha sonraları sırf ziyaret esnasında başka mezarlara basılmasın diye iki defa biraz büyüttük. Polisler de her seferinde mezarı bozuyorlardı. Ayrıca mezar taşını yaptıktan sonra yine iki kez mezar taşını kırdılar. Elle Velioğlu’nun vefatı diye yazmıştım. Herhalde ne yazdığımı anlamamışlar ki bir gün baktık mezar taşı kırılmış. Mezarını yeniledik. Zamanla mezarına bazı sevenleri şehid yazmıştı. Bir gün Tem polislerinden üç kişi gelip mezar taşının üzerinde şehid yazıldığı için mezar taşını kırdıklarını söylediler. Ben dedim ki haksızsınız biz yazmamışız başkaları yazmış. Buna rağmen sizin kırmanız doğru değil. Onlara dedim önceki sefer de siz kırmıştınız. Onlar yok dedilerse de konuşmalarından onların kırdığı çok açıktı" şeklinde konuştu.

SOYADIMIZI DEDEMİZİN İSMİNDEN ALDIK

Soy isimleriyle ilgili spekülasyonları da anlatan Velioğlu şunları aktardı: "Durmaz ailesi geniş bir aile olduğundan karışıklık olmasın diye soyadımızı 1975 yılında değiştirdik. Soyadımızı dedemizden aldık. Dedemizin ismi Veli idi. Dedemiz Rus savaşında şehid olmuştu. Onun hatırına soyadımızı onun ismiyle değiştirdik. İftira ve yalan söylemeye kimsenin hakkı yoktur. Allah’u Teâlâ öbür dünyada hesabını soracak. Ben de bu iftiralar nedeni ile onları telin ediyorum. Allah hakkımızı onlara bırakmasın".

KARDEŞİM HAKKINDA YAZILANLAR İFTİRADIR

 Kardeşi hakkında çıkan haberlere de değinen Velioğlu, "Kardeşim aleyhinde yazılıp çizilenlerin hepsi yalandır, iftiradır. Birileri haksız yere size saldırsa ve size zulmetse sizin de buna sessiz kalmanız doğru olmaz. Bu durum imandandır. Zulme rıza zülümdür. Kardeşimin yaptığı da bunun ötesi değildir. Eminim ki o, haksızlıkla bir insanı incitmemiştir. Özellikle İslami cemaatler olarak bilinen bazı kesimler, gazete ve televizyonlarında eleştiride ve iftirada bulundu ki İslami kimliğe sahip bir şahsiyeti kötü gösterdiler. Onlar da biliyorlar ki bu iddia etikleri doğru değil. Ama maalesef sırf bölgedeki kardeşimin liderliğini yaptığı cemaatin varlıklarını hazmedemeyip onları karaladılar" dedi.

DOĞRUHABER GAZETESİ

 
Moderatöre Bildir   Logged
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #1 : 16 Ocak 2010, 22:37:57 »

ŞEHİT REHBERİN HABERİNİ ALANLAR TAM BİR HAFTA BOYUNCA BATMANDA SAKLANDİLAR
AMA DEVLET NE HİKMETSE CENAZEYİ VERMEYE NİYETİ YOKTUU

EN SON GELEN HABERER GÜRE DEVLET DEDİ KİMSE CENAZEYİ ALMAYA GALMİYECEK

ŞEHİT REHBERİ KİMSESİZLER MEZARLİĞİNA DEFNEDECEKLERDİİİ

AMA BATMANDA BİNLERCE YİĞİT HİZBUULAHİ PUSUDA YATİYORDUUU

VE DEVLET HER GÜN BU EVLERE BASKİN DÜZNLİYORDUUU

DEVLET BİR HAFTA İÇİNDE BİNLERCE KARDEŞİMİZİ GÖZ ALTİNA ALDİİİ

Azizlerin Yolunda Gidenlere Selamlar Olsun
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: