0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: ABBÂS İBN ABDULMUTTALİB  (Okunma Sayısı 511 defa)
bilmiyorum
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 346

BiLMiYoRuM BiLMeLiYiM


« : 28 Ekim 2006, 19:23:53 »

ABBÂS İBN ABDULMUTTALİB



Hz. Peygamber'in amcası. Künyesi Ebu'l-Fazl. Babası Abdulmuttalib, annesi Nuteyle'dir. Abbas Rasûlullah'tan bir iki yaş büyüktü.

Abbas, çocukluğunda kaybolmuştu. Annesi onu bulunca Kâbe'nin örtülerini ipeklilerle yenilemişti. Rasûlullah çocukken annesi ölünce dedesi Abdulmuttalib'in himayesine geçtikten sonra Abbas'la çocuklukları beraber geçti. Gençliğinde Hz. Abbas ticaretle uğraşıp, zengin oldu. Araplar arasında Kâbe'ye hizmet büyük bir şeref sayılırdı. Kâbe hizmetleri Kureyş'in ileri gelenleri arasında bölüşülmüştü. Hz. Abbas da sikâye* görevini yapıyordu. Hac günlerinde Abbas ile kardeşleri Zemzem kuyusundan su çekerek hacılara dağıtırlardı. Hz. Abbas su dağıtma görevini İslâm'dan sonra da sürdürdü. Peygamberimiz Veda Haccı'nda Zemzem kuyusunun başına gelip Hz. Abbas'tan su istemiştir.

Hz. Abbas, Peygamberimiz (s.a.s.) İslâm'ı yaymaya başladığında tarafsız bir tavır takınmıştı. Ne iman etmiş, ne de karşı koymuştu. Hatta kabul etmemesine rağmen İslâm davetinde Hz. Peygamber'e yardımcı olmuştur. Medineliler Akabe'de Hz. Peygamber'e bey'at ettiklerinde Hz. Abbas da orada bulunmuştu. Bey'at sırasında Rasûlullah'ın elini tutmuş, Medinelilerle bey'atin gerçekleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Hz. Abbas, müslüman görünmese de, ticârî ve idârî nüfûzundan Hz. Peygamber'i yararlandırmıştır. Öte yandan hanımı Ümmü'l Fazl ise, ilk müslümanlardandır. Müşrikler Bedir'e giderken zorla Hz. Abbas'ı da götürdüler. Hz. Abbas'ın kerhen müşriklerle Bedir savaşına katılması üzerine Rasûlullah şöyle dedi:

"Abbas'a her kim rastgelirse sakın öldürmesin. O, müşriklerin zoru ile yurdundan gönülsüz çıkmıştır." Fakat Hz. Abbas, Bedir'de esir düştü ve Rasûlullah'ın huzuruna çıkarıldı. Rasûlullah ona kendisi, kardeşleri ve müttefiki olan Utbe b. Amr için fidye vermesini söyledi. O ise yalnız kendisi için yüz, Akil için seksen ukiyye -takriben yedi bin dirhem-altın vermekle yetindi. Ötekiler kendi mallarından fidye verip kurtuldular. Abbas, fidyeleri verdikten sonra Rasûlullah'a şöyle dedi: "Beni Kureyş'in fakiri dedirtecek hâle koydun. Hayatım boyunca ötekine berikine avuç açacak hâle getirdin." Rasûlullah da cevaben: "Peki Ümmü'l-Fazl'e emanet ettiğin mallar ne oldu? Buraya gelirken, 'Şayet kazaya uğrarsam işte bunları oğullarım Fazl, Abdullah ve Kusem için sakla, seni kendimden sonra zengin bırakıyorum' diyerek gösterip gömdüğün altınlar ne oldu?" buyurdu. Abbas şaşırdı ve "VAllahi senin Rasûlullah olduğuna şehadet ederim. Bunu benden, bir de Ümmü'l- Fazl'dan başka hiçbir kimse bilmiyordu." dedi ve o anda hemen iman etti. Daha sonra Hz. Abbas Mekke'ye döndü. Müslümanlığını gizledi ve Mekke'deki müslümanları korudu; Mekke ve müşriklerle ilgili Peygamberimize haberler yolluyordu. Hz. Abbas, Mekke'nin fethinden kısa bir süre önce Medine'ye hicret etti. Hatta yolda Mekke'yi fethe gelmekte olan Hz. Peygamber ile karşılaştığında Rasûlullah ona, "Ben peygamberlerin sonuncusu, sen de muhacirlerin sonuncususun" demiştir. Abbas Mekke'nin fethinden sonra Peygamber'in yanında yer aldı; Huneyn'de İslâm ordusu dağılıp çok az kişi kalmışken Abbas, Peygamberimizin atının dizginlerini tutmuş ve çağrısıyla müslümanları çözülmekten kurtararak tekrar toplanmalarını sağlamış ve savaşın kazanılmasına sebep olmuştur. Böylelikle onun gür sesi sayesinde büyük bir bozgun önlenmiş oldu .

Hz. Peygamber, Vedâ Hutbesi'nde, "fâizin her türlüsünün ayağı altında olduğunu ve ilk kaldırdığı fâizin amcası Abbas'a ait olan fâiz borçları olduğunu" söylemiştir. Hz. Abbas çok zengindi ve faizle borç para veriyor, yani tefecilik yapıyordu; ancak fâizin kaldırılmasından sonra bir daha fâiz alış-verişiyle uğraşmamıştır. Bizans seferlerinde müslüman orduların silah ve teçhizatının malı kaynağını da Hz. Abbas karşılamıştır.

Hz. Abbas'ı, Rasûlullah'ın vefatı sırasında hilâfet meselesiyle uğraşırken bulmanın anlamı, onun, halifeliğin Hâşimoğullarında kalmasını istediği şeklinde yorumlanabilir. Hz. Peygamber rahatsızlanınca Hz. Abbas, Hz. Ali'ye, "Görmüyor musun? Rasûlullah vefât etmek üzeredir. Ben Abdulmuttalib oğullarının ölecekleri sırada yüzlerinin ne hâle geldiğini bilirim. Haydi Allah Rasûlü'nün yanına gidelim de halifeliği kime bırakacağını soralım. Bize bırakırsa bunu bilelim. Bizden başkasına bırakıyorsa kendisiyle konuşalım, bize gerekli tavsiyelerde bulunsun" dedi. Hz. Ali bu teklifi reddederek, "Allah'ın elçisinden bunu sorar da, o başkanlığın bize ait olmadığını söylerse millet bizi hiçbir zaman başkan yapmaz, onun için ben bunu soramam" dedi.

Hz. Âişe'den rivâyete göre, Rasûlullah hastalandığında burnuna burun otu damlatıldı. Hz. Peygamber ayıldıktan sonra şöyle dedi: "Abbas'tan başka her birinizin burnuna bu ilaç damlatılacaktır." Çünkü Abbas ilaç damlatılırken hazır değildi." Başka bir rivâyete göre, Hz. Abbas, Rasûlullah'ın burnuna ilaç damlatmış, Peygamberimiz ayıldığında "İlacı kim damlattı?" demiş; Abbas'ın damlattığı söylendiğinde Rasûlullah (s.a.s.) Habeşistan'ı işaret ederek, "Bu ilacı kadınlar işte şu memleket tarafından getirdiler. Niçin bu ilacı damlattınız?" diye sormuştur. Abbas da "Biz senin zatülcenb hastalığına tutulmandan korktuk" demiş. Rasûlullah da şu cevabı vermiş: "Allah beni bu hastalıkla cezalandırmaz. Amcam hariç olmak üzere evde bulunanların hepsinin burnuna bu ilaç damlatılacaktır."

Hz. Abbas üç halife zamanında da yaşadı. Hicretin otuziki'nci yılında Medine'de seksen sekiz yaşında vefat etti. Cenâze namazını Hz. Osman kıldırdı. 653 yılında öldüğünde arkasında on erkek çocuk ile bir çok kız çocuğu bırakmıştır. Hudeybiye barışı sırasında Hz. Abbas'la görüşen Hz. Peygamber onun baldızı Meymûne ile evlenmişti. Hz. Abbas'ın soyundan gelenler sonradan Abbâsîler devletini kurdular.

Rasûlullah, amcası Hz. Abbas'a saygı gösterir, onu övücü sözler söylerdi. "Abbas bendendir, ben de ondanım." Bir gün sarhoşun biri yakalanmış götürülürken Abbas'ın evine kaçmıştı. Tekrar yakalandıktan sonra olay Rasûlullah'a anlatılınca o gülümsemiş ve bir şey söylememişti. Rasûlullah, "Abdulmuttalib oğlu Abbas, bu Kureyş'in en cömerdi ve akrabalık bağlarına en saygılısı" demişti. Hz. Abbas köle azâd etmeyi çok severdi. Devlet işlerinde halifeler onun fikrini alırlardı. Hz. Ömer onu yağmur dualarına alır götürürdü. Dürüst, geniş düşünceli, cömert, yardımsever bir sahabeydi. Nesli alabildiğine çoğalmıştır. Buhârî ve Müslim'de ondan otuzbeş hadis rivayet edilmektedir. Hz. Abbas Medine'de el-Bakî'* kabristanında medfundur.

Akif KÖTEN
Moderatöre Bildir   Logged

ahmetyasin
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 303


WWW
« Yanıtla #1 : 03 Aralık 2006, 12:57:36 »

selamun aleykum
bu güzel yazın için Rabbim sizden razı olsun
Moderatöre Bildir   Logged

Toprağın bağrından kopup tekrar aslına dönmeyi kendisinin özü sayan şerefli insanların varlığından bizleri haberdar eden ,eyyüpün sabrı ve ibrahimce mucadeleyi bizlere anımsatan ve bizlere yaşatan mustazaflara selam olsun
bilmiyorum
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 346

BiLMiYoRuM BiLMeLiYiM


« Yanıtla #2 : 25 Aralık 2006, 08:41:42 »

 as ecmain inşAllah
Moderatöre Bildir   Logged

__elizan__
@CEM! K@LEM
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1362


varlık ile yokluk arasında bir muamma..


« Yanıtla #3 : 30 Aralık 2006, 09:49:35 »

selamun aleykum
bu güzel yazın için Rabbim sizden razı olsun

Moderatöre Bildir   Logged

bir warmış bir yokmuş
bilmiyorum
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 346

BiLMiYoRuM BiLMeLiYiM


« Yanıtla #4 : 30 Aralık 2006, 21:35:50 »

amin sizlerden de  rabbim razı olsun
Moderatöre Bildir   Logged

mumin1
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 552


« Yanıtla #5 : 21 Haziran 2007, 19:31:24 »

Allah razı olsun.
Moderatöre Bildir   Logged

Numan b. Beşir (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımada, birbirlerine şefkât hususlarında müminlerin misali, vücut gibidir. O vücuttan bir organ hastalanınca vücudun diğer azaları, uykusuzluk ve ateşle ona katılmaya ç
PaLuLu
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 23

Bizi Tarif Ettin ''Biz Anlamadık''


« Yanıtla #6 : 21 Ağustos 2008, 01:03:45 »

Es Selamu aleykum.. Allah Razı olsunda Hz Abbas (r.a.) Hicretten önce Müslüman olmuştur Yazmışsınız Tarafsız kalmıştır..Hayır o zaman müslüman olmuştur...Acıkca deliller Var! Ben yarın tam acıklarım inşaAllah
Dua ile..
Moderatöre Bildir   Logged

İhya-yı din, ihya-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
tufan-1 abbas Film ve Belgeseller kudus 1 254 Son Mesaj 25 Aralık 2007, 14:30:31
Gönderen: diyar2
HAMZA İBN ABDULMUTTALİB (r.a) Sahabeler'in Hayatından Tablolar yasemin 0 168 Son Mesaj 04 Temmuz 2008, 12:30:01
Gönderen: yasemin
Abbas Musavi Film ve Belgeseller MuSLiM 2 370 Son Mesaj 25 Kasım 2008, 09:03:23
Gönderen: YÜKSEKOVA
Tufani Abbas Farsça Eserler têkoşîn 0 256 Son Mesaj 19 Mayıs 2009, 15:56:12
Gönderen: têkoşîn
İsrail: Abbas, İsrail'in Yeni Gazze Savaşını Destekleyecek Filistin Özel musabbinumeyr29 0 119 Son Mesaj 12 Ocak 2010, 09:06:10
Gönderen: musabbinumeyr29
Abbas Ve Adamları (çizgi film) Filistin Özel vuslat 0 140 Son Mesaj 16 Ocak 2010, 00:13:13
Gönderen: vuslat
Selami Güneş-Abbas Musavi Türkçe Eserler « 1 2 3 » Yusuf-i Güneri 28 1470 Son Mesaj 20 Aralık 2010, 23:29:51
Gönderen: kervan2727.