0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Abdülkâdir Geylâni hazretleri  (Okunma Sayısı 148 defa)
nakşi gülü
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 118



« : 10 Mart 2011, 02:06:33 »

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir hayvanin kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:

''Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın''ünlem

Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat'ta vakfeye durmuşlardı.

-Anneciğim! bana izin ver de Bağdat'a gidip, ilim öğreneyim. Sâlihleri, evliyâyı ziyaret edeyim.

Annesi de dedi ki:

-Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir'im! senin ayrılığına dayanamam. Sensiz ben ne yaparım? Bu bakımdan müsâade edemiyorum.

Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattı. Annesi ağladı. Kalkıp babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir  keseye  koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:

-Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir'im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatım şudur ki:''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doğruluktan asla ayrılma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''.

Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarına katıldı. Hemedan'ı geçmişlerdi. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen mahalle geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:

-Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?

-Üzerimde yanlız 40 altınım var.

Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harâmi sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler.

''Bu çocuk 40 altınım var'' diyor dediler.

Bu defa da reisleri sordu:

-Senin üzerinde ne var?

-Hırkamda dikili 40 altınım var.

Reisleri adamlarına dönerek dedi ki:

-Açın bakın, bakalım! Adamları üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.

Eşkıya reisi hayretle sordu:

-Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::

-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemiyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?

Bu sözleri duyup hakikate şahit olan eşkıya başının gözleri yaşardı. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçtü. Kendisinin bu yaşa kadar nice hiyanet ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı:

-Eyvah! biz de Allahü teâlâ söz vermiştik.::Bunca zamandır şeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaşlarına dönerek dedi ki:

-Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karşı olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ile Rabbimin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inşaAllah, Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmıyacağım. Reislerine pek ziyade bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki:

-Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!

Bunun üzerine kervan ehlinden ne alınmışsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eşkıya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Bağdat'a vardı.
Moderatöre Bildir   Logged

Kulağa üflenen bir sır gibi esrarın tam ucundayım Alemin sırrını kalbinde saklayan Kuran'a Kuran'ın kalbi Fatiha'ya Fatiha'nın kalbi Besmele'ye Besmele'nin kalbi BE'ye ve BE'nin altındaki kara mürekkebe sevdalıyım
Bir aşk Elifbası çarpar sol yanımda
BEN GeLiŞi ELiFTEN BELLi BiR YÜREĞiN SEVDALISIYIM
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
abdülkadir hazretlerinin ogluna tavsiyesi Düşünce yazıları/Makaleler Karia 0 180 Son Mesaj 17 Ekim 2008, 19:27:07
Gönderen: Karia
Abdülkâdir Geylânî Hazretleri'nin Duası Dua penceresi MERXAS 1 168 Son Mesaj 09 Şubat 2010, 19:11:27
Gönderen: cürmümile
Hewar Geylani Ezgi ve ilahiler Qum_Feenzır 1 279 Son Mesaj 23 Nisan 2010, 08:29:21
Gönderen: гüъεyyε
İbrahim Bin Edhem Hazretleri Tassavvuf MERXAS 1 204 Son Mesaj 30 Aralık 2010, 08:34:36
Gönderen: ceylan
Seyda Abdulbaki hazretleri.. Şiir Pınarı nakşi gülü 1 659 Son Mesaj 05 Mart 2011, 21:13:48
Gönderen: nakşi gülü
Abdulkadir Geylani İslam Alimleri ve öncüleri MERXAS 4 151 Son Mesaj 25 Ekim 2011, 09:34:59
Gönderen: MERXAS
Abdülkadir Geylani Hazretleri Fethü’r Rabbani’den İslam Alimleri ve öncüleri « 1 2 3 4 5 » MERXAS 45 981 Son Mesaj 26 Ekim 2011, 16:24:13
Gönderen: Âl-i İmran