0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Abdurrahman SADIEN Kıyamet Suresi  (Okunma Sayısı 502 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2242


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 02 Eylül 2010, 14:47:14 »

<a href="http://www.dailymotion.com/swf/video/x81la0_abdurrahman-sadien-kyamet-suresi_people" target="_blank">http://www.dailymotion.com/swf/video/x81la0_abdurrahman-sadien-kyamet-suresi_people</a>


...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2242


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 02 Eylül 2010, 14:56:40 »


Mü´minleri Kur´an-ı Kerim´in kendisi ve Peygamber efendi mizin sevgisi ile ihlasları cezbediyor, kalpleri iman ile aydınla nıyordu. Müşrikler beliğ ve edebi sözleri tanıdıkları, gönülleri bu gibi sözlere yakınlık duyduğu için, Kur´an-ı Kerim onları kendine çekmiştir. Ama kendileriyle iman arasına karanlıklar girmiş, küfür perdesiyle örtülmüştü:

"Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Göz lerinde de perde vardır." (Bakara: 7)

Kur´an-ı Kerim´i dinlemeye tutkun idiler. Büyük küçük bü tün müşrikler, Kur´an-ı Kerim´i dinlemek istiyorlardı. Küçükle ri iman ediyorlardı. İnatçı kafİrlerse Kur´an-ı Kerim´i dinledik çe küfür ve inatlarını arttırıyorlardı. Delil kuvveti, ihlaslı kim selerin kalplerine iman nurunu dolduruyordu; kindar ve hasetçi kimselerin kalplerine ise küfür ve inadı dolduruyordu. Kalp leri küfür ve inatla doldukça Peygamber efendimize, onun da vetine ve davetine icabet eden kimselere karşı öfkeleri de fazla-laşıyordu.

îbn îshak, tbn Şihab ez-Zühri´nin şöyle dediğini rivayet eder: Ebu Süfyan bin Harb, Ebu Cehil Amr bin Hişam, Ahnes bin Şurayk bin Veheb es-Sekafî (bu, Zühre oğullarının müttefi ki idi) bir gece evlerinden çıkıp Resulullah (sav)ın okuduğu Kur´an-ı Kerim´i dinlemek için evinin etrafına gidip siperlendi ler. O sırada Peygamber efendimiz evinde namaz kılmaktaydı. Bu adamlardan herbiri Kur´an-ı Kerim dinlemek için bir yere oturdu. Fakat herbiri, diğerinin orada bulunduğundan haber sizdi. Peygamber efendimizi şafak atmcaya kadar dinlediler. Sonra oradan ayrıldılar. Yolda birbirlerine rastlayınca birbirle rini ayıpladılar ve şöyle dediler: "Artık bir daha buraya gelip Kur´an dinlemeyelim. Eğer aramızdaki bazı beyinsizler bizi gö recek olurlarsa, kalplerine şüphe düşer." Böyle dedikten sonra oradan ayrıldılar. Ertesi gece yine herkes aynı yere gelip Pey gamber efendimizin evinin etrafında durdular ve Kur´an-ı Keri mi dinlemeye başladılar. Şafak ağarmcaya kadar orada durdu lar. Sonra evlerine gitmek üzere oradan ayrıldılar. Fakat yolda yine birbirleriyle karşılaştılar. Yine bir önceki gün olduğu gibi, bir daha aynı davranışı tekrarlamamak üzere birbirlerine söz verdiler. Üçüncü gece yine herke aynı yere geldi. Peygamber efendimizi Şafak ağarmcaya kadar dinlediler ve sonra oradan ayrıldılar. Yolda karşılaşınca birbirlerine: "Tekrar Muham-med´in evinin yanına gelip Kur´an dinlememek üzere birbirimi ze yemin etmeden buradan ayrılmayalım" dediler ve artık Mu-hammed (sav)in evinin yanına gelip ondan Kur´an-ı Kerim din lememek üzere yeminleştiler. Onlar hakkında Cenab-ı Allah şöyle buyurdu:

"înkar edenler: "Bu Kur´an-ı dinlemeyin okunurken gürültü edin, belki bastırırsınız dediler." (Fussiilet-26)

Müşrikler Kur´an-ı Kerim´i dinledikten sonra, duydukları ayetler hususunda kendi aralarında müzakerede bulunurlardı. Örneğin Kur´an- ı Kerim´i dinleyenlerden biri olan Ahnes bin Şüreyk es-Sekafî, Ebu Süfyan´dan dinlemiş olduğu Kur´an ayet leri hakkındaki görüşünü sormuş, Ebu Süfyan da ona şu cevabı vermişti: "Ey Eba Sa´lebe! Allah´a andolsun ki, Muham-med´den duyduğum şeylerin bir kısmını biliyordum. Manaları nı da anlıyordum. Ama duyduğum bazı şeyler de vardı ki, on ların manalarını ve onlardan neler kastedildiğini bilmiyorum.´ Ebu Süfyan´m bu sözüne karşı Ahnes aBen de aynı durumda yım" demişti. Sonra Ahnes, Ebu Süfyan´ın yanından kalkıp Ebu CehiTin yanına gitmiş ve ona şöyle demişti: "Ey Eba Ha kem, Muhammed´den dinlediklerin konusunda ne düşünüyor sun?"

Ebu Cehil şöyle cevap verdi: "Ben birşey dinlemedim. Biz ve Abdü Menaf oğulları (Haşimiler), şeref ve şan hususunda şim diye kadar yarıştık durduk! Onlar halka yemek yedirdiler, biz de yedirdik. Onlar arabuluculuk ederek diyet yüklendiler. Biz de yüklendik. Onlar, halka ihsanda bulundular, biz de bulun duk. Onlarla binekler üzerinde at başı beraber oluncaya kadar, at yarıştırırcasına yarıştık, durduk. Şimdi ise onlar "kendisine, gökten vahiy gelen bir peygamberimiz var!" demeye başladılar. Biz böyle birini nereden bulalım da onlara yetişebilelim?ünlem Val lahi biz hiçbir zaman ona inanmayız. Onu tasdik etmeyiz!"

Bu rivayeti nakletmekteki amacımız şudur: Müşrikler Kur´an-ı Kerim´i dinlemeye yöneliyorlardı. Müminler de aynı şekilde Kur´an-ı Kerim´i okumaya ve dinlemeye yöneliyorlardı. Ancak aralarında şu fark vardı: Müminler, hakkı bulmak ve ona iman etmek maksadıyla Kur´an-ı Kerim´i dinlemek istiyor lardı. Müşriklerse hakkı talep etmeksizin Kur´an´ı Kerim´i din lemek istiyorlardı. Onları cezbeden, sadece Kur´an-ı Kerim´in tatlılığı güzellik ve parlaklığıydı. Hakkı talep etmedikleri için Kur´an-ı Kerim´e iman etmiyorlardı. Kalbleri çeviren yüce Al lah, delilleri ve belgeleri görüp tanısınlar diye, onları Kur´an-ı Kerim´e yöneltiyordu. Bunun sebebi de, bundan sonra inkar edecek olsalar bile, hiç değilse delilleri gördükten ve hakkı duy duktan sonra inkar edip yüz çevirmeleridir. Haklarında sapık lıkta kalmaları mukadder olduğu için, onlar Kur´an- ı Ke-rim´den yüz çeviriyor ve hakkı kabul etmiyorlardı. Artık ileri sürecek mazeretleri kalmamıştı. Çünkü onlar hidayetten yüz çevirmiş ve sapıklıkta kalmayı tercih etmişlerdi. Bununla bir likte onlar gecenin karanlığında Kur´an-ı Kerim´i dinlemeye gi diyorlardı. Kur´an-ı Kerim´i dinlememek hususunda kendi aralarmda sözleşmiş olmalarına rağmen, sözlerini bozuyor ve yine gizlice, geceleyin Kur´an-ı Kerim´i dinlemeye gidiyorlardı. Pey gamber (sav) efendimiz, onlara gündüz açıkça Kur´an-ı Kerim´i okuduğu zaman, Kur´an-ı Kerim´e uyanların sayısı çoğalmasın diye onu dinlemiyorlardı. İçlerindeki inkar gözlerinde perde oluyor, boğazlarında düğüm meydana getiriyordu.

îbn Ishak´ın rivayetine göre, Resulullah (sav), Kur´an-ı Ke rim´i onlara okuyup hakka davet ettiği zaman onunla alay edi yor ve "kalblerimiz, senin çağırdığın şeye karşı kapalıdır. Ku-laklarımızsa senin söylediklerini duymuyor. Aramızda perde vardır. Sen tebliğini yapmaya devam et. Biz de küfürde kalma ya devam edeceğiz" diyorlardı. Kur´an-ı Kerim´de de bu durum ları şöyle anlatılmaktadır:

"Kur´an okuduğun zaman, seninle, ahirete inanmayanların arasına kapalı bir perde çekeriz. Kalplerine -onu anlamalarına engel olacak-kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız. Kur´an´da yalnız rabbini andığın zaman arkalarına dönüp ka çarlar. Biz onların, seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini, kendi aralarında gizli konuşurken de o zalimlerin: "Siz büyü lenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini ga yet iyi biliyoruz. Bak nasıl misaller verdiler, (seni şaire, büyü cüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de (doğru yoldan) saptı lar. Artık bir daha yol bulamazlar. Dediler ki: "Biz kernikler haline geldikten, ufalanıp toprak olduktan sonra, sahiden yeni den dirilecek miyiz? De ki: "ister taş olun, ister demir, ya da gönlünüzde büyüttüğünüz herhangi bir yaratık olun Allah sizi mutlaka dirütecektir." "Bizi tekrar kim diriltir?" diyecekler. "Sizi ilk defa yaratan." de" (İsra:45-51)

Bu ayetler kafirlerin Kur´an-ı Kerim´i dinlemeye tutkuları yanında, şu üç şeye işaret etmektedir:

1- İçinde belagat bulunduğu ve güzel sözden anlayan kimse leri kendisine çektiği için müşrikler Kur´an-ı Kerim´i dinlemek ten hoşlanıyorlardı. Böylece onlar kendi sözleriyle Kur´an´daki sözler arasındaki farkı idrak edecek olan ve sağlam bir ilahi hüccet olan alemlerin rabbinin kelamı arasındaki farkı anlıyor ve anlatıyorlardı. Somut ayetleri ve mucizeleri görünce şaşıyor, bunları birer belge ve delil olarak görüyorlardı. Aynı şekilde Kur´an´ın manevi ayetleri de onların kalplerini kendine doğru çekiyor; dinlemeye mecbur ediyordu. Böylece, kalplerine iman nuru girmeyen kimseler de, ilahi kelamın üstünlüğünü anlıyor lar di. Kur´an-ı Kerim onlara karşı bir hüccet ve beyyine olarak dimdik duruyordu. Onlarınsa, cahilliklerini haklı gösterecek bir delil ve mazeretleri yoktu.

2- Müşrikler, bir benzerini getirmek talebiyle karşılaşma dıkları halde, Kur´an´ın bir benzerini getiremeyeceklerini his setmişlerdi. Ayrıca onda, kendi güçlerinin üstünde bir söz gü zelliği görmüşlerdi. Daha önce duymadıkları bir belagat parlak lığıyla karşılaşmış ve beliğ sözler duymuşlardı. Öyle ki, müş riklerin sözcüleri kendi küfür ve sapıklığında devam ettiği halde şöyle demişti:

"Doğrusu Kur´an-ı Kerim yüksektir ve hiç beşer söylemiyor!" Böylece müşrikler Kur´an-ı Kerim´in belagatına teslim olmuş lardı. Ancak onun davetine kulak vermemişlerdi. Delilleri gör dükleri halde küfrü, imana tercih etmişlerdi.

3- Müşriklerin inkarları, hakikati bulma arzusunun önüne geçmişti. Deliller, bu durumdaki kimseleri hidayete kavuştura-maz ve ikna edemez. Çünkü bu durumdaki kimseler hakkı ta lep etmiyorlar ve kendilerini imana götürecek yolu tanımak için uğraşmıyorlar. Hakka ulaştırmayacak eğri bir yola giren bir kimse, elbette hakka kavuşamaz. Girdiği eğri yolda devam ettiği sürece hidayetten uzaklaşır. Bu yolda yürümeye devam ettikçe de inkarı daha fazla artar. Her ne kadar, gerçek kendi sini doğru yola çağırsa da, onun çağrısına kulak vermez. Çünkü emareler ve görünür durumlar onu doğru yola iletir. Doğru yol ise ihlastır. Hakkı talep etmekteki samimiyettir. Bu gibi kimse lerin kalbi heva, heves ve şehvetlerin peşine düşmez. Hayrı yok eden bencilliğin ardına düşmez. Nefsi, kötülük yollarına karşı kapalıdır.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kıyamet Suresi görüntülü Ahmet el acemiden Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları kuranehli 2 971 Son Mesaj 23 Mayıs 2009, 17:02:15
Gönderen: têkoşîn
abdurrahman önül acilsinda yollar?? Türkçe Eserler imanli_genc 5 773 Son Mesaj 23 Ekim 2008, 13:14:24
Gönderen: MuSLiM
Abdurrahman Önül/Aşkın ile Aşıklar Türkçe Eserler byleoger 0 239 Son Mesaj 09 Mart 2009, 13:40:32
Gönderen: byleoger
abdurrahman önül ey sultann dinle Türkçe Eserler kahtalı cemo 2 229 Son Mesaj 31 Mayıs 2009, 13:29:05
Gönderen: _uMuT_
Abdurrahman Toprak'tan Yar Seni istek parçaları oflu 0 185 Son Mesaj 03 Ağustos 2009, 09:40:12
Gönderen: oflu
Ahmed El Acemi Kıyamet suresi Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları Enecundullah 1 304 Son Mesaj 29 Ağustos 2009, 08:05:52
Gönderen: MERXAS
Abdurrahman Sudais Hatim PC CDROM Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları vuslat 2 772 Son Mesaj 04 Eylül 2010, 15:17:57
Gönderen: vuslat