0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Akîdenin Önemi  (Okunma Sayısı 138 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5910


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 27 Ekim 2010, 08:44:52 »

İslâm belirli düzenlemeler getirir. Ve sorumlu kişilerin koruyuculuğuna bağlı prensiplere dayalı bir sistem kurar. Ancak bu düzenlemeler ve koruyuculuk, yapılması gereken ilk iş değildir, belki en son icraattır. Çünkü Allah resulü: "Allah Kur'ân'la dağıtmadığını sultanla dağıtır" buyurur. Yani ilk dağıtıcı Kur'ân'dır. Son dağıtıcı ise sultandır.

İşte Batı toplumunun hayatından alınan bir örnek ve bunun İslâmî gerçeklerle karşılaştırılması... Mes'ele daha fazla açıklamayı gerektirmeyecek kadar açıktır. Tarihin şehadetine gelince, İslâm bir inanç sistemidir ve bütün düzenlemelerini bu kaide üzerine kurar. Bunun için sadece düzenlemelerle yetinmez. Bugüne kadar yaşamış olması bunun en önemli tanığıdır. Şayet sadece düzenlemelere dayanmış olsaydı, devlet ortadan kaldırılınca, onunla birlikte İslâm'ın koyduğu düzenlemelerin de yok olması, dağılması gerekirdi. Ancak İslâm yalnızca düzenlemelerle yetinmeyip herşeyden evvel bir akide olduğu için canlılığını korumuş dinamik bir hareket halinde bugüne kadar ayakta kalabilmiştir. Özetlersek deriz ki; İslâm'da bütün düzenlemeler akideden kaynaklanır.

İslâm'ın düşmanları ilk haçlı savaşlarından bu yana onun inançlar sistemi olduğunu bildikleri için onu yıkmaya çalıştılar. Ama bütün çabaları başarısızlıkla neticelendi. Bu sebeple çağımızdaki haçlılar onu sistem olarak yıkmak yerine akide olarak yıkmaya çalıştılar. Böylece, hem devletin bir daha kendini toparlamasını önlemek, hem de sistemin kökten yıkılmasını garantilemek istiyorlardı.... Bir akide sistemi olarak İslâm'a karşı savaş açtılar. Müslümanlara da -özellikle kültürlü kişilere- yaşadığımız çağda artık akide ve inancın bir değeri ve ağırlığı olmadığını söylediler. "Mühim olan akide değil sistemdir" dediler. Şeytanları ile başbaşa kaldıklarında "Demokrasi yalnız bir sistem değil, aynı zamanda bir inançtır.", "Komünizm tek başına bir sistem olmaktan çok bir inançtır veya kendi ifadelen ile "O bir felsefedir" dediler. Amaçları kendi cahiliye sistemlerini -bir parça da olsa-akideye benzer özelliklere dayandırmaktı. Ama İslâm'dan sözettikleri zaman, akideyi bir yana bırakarak hep sistemden bahsettiler. Sonra da "İslâm'ın düzenlemeleri XX. yüzyılda uygulamaya elverişli değildir" dediler. Aslında bu, her türlü savaş metodlarının denendiği bir harptir. Biz elbette ki insanlarımızdan, savaştan başka bir şey beklemezdik. Nitekim Allah Teala: "Sen onların dinine tabi olmadıkça Yahudi ve Hristiyanlar Sen den asla hoşnud olmazlar” (Bakara, 120);

"Eğer güçleri yeterse sizin dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam edeceklerdir" (Bakara, 217) buyurmaktaydı.

Öyleyse bizim için gerekli olan yalnız ve yalnız kendi öz değerleriyle dinimizi öğrenmektir. Ve İslâm'ın gerçeklerini bu dinin düşmanlarından öğrenmeye çalışmaktır.

Bu dinde akide, herşeyin biricik itici gücüdür. İslâm beşeri düzen ve sistemlerde bulunmayan Rabbanî meziyetlerin bütününe sahiptir. Ve akide, nizamın yerleştirilmesinde birinci derecede rol oynar. Bu dinin düşmanları yeryüzünde Rabbanî nizamın hâkimiyet kurmasını görmek dahi istemezler. Buna karşı İslâm'ı koruyacak biricik kuvvet akidedir. Yeryüzünde Allah sözünün en üstün olması için gereken şey cihadsa, İslâm'ı yayma hareketinin biricik itici gücü de akidedir. Öğrenmenin temeli akidedir, yeryüzünün ilâhî doğrultuda imarının ana ilkesi ve evrensel insanlık medeniyetini kurmayı sağlayan Rabbanî prensiplerin dayandığı kuvvet akidedir. İnsanlıktan uzak materyalist ve teknik medeniyetin değil, insanî medeniyetin kaynağı...

Akide zayıflar veya etkisini kaybederse bütün bu saydıklarımız da yok olur yıkılır...

Akide güçlü ise bunlar da ayakta demektir. Nitekim ilk İslâm toplumunda gerçekleşmiş olan da budur. Daha önce bilgi, medeniyet ve sistemden uzak bir halkı, İslâm; çağının en hızlı ilmî hareketini kurmayı başaran bir topluluk haline getirmiştir. Bugün de hâlâ insanlık medeniyetinin dayandığı temel kültür değerlerinden birisi odur."

(*) Bu önemli pasaj, aşağıdaki eserden alınmıştır: Kur'ân'ı Nasıl Okuyalım. Prof. Muhammed Kutub (Türkçesi: Dr. Bekir Karlığa) Bir Yayıncılık. 1988 (4. Baskı ) İstanbul. (92-95. sayfaları arası).
 
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2243


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 09 Ocak 2011, 13:06:13 »

Şu bir gerçektir ki,  bireylerin muhafazası ve inançsızlık işgalinden kurtarılması, geleceğimizin kurtarılması anlamına gelmektedir. bu nedenle inançsızlık işgaline karşı yürütülecek en iyi savunma, hiç şüpesiz imanla kuşanmak olacaktır. Allah Razı olsun MEXAS HOCAM..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İffet ve Hayanın Önemi İslam'da Aile Hayatı Nar-ı Zehra 4 342 Son Mesaj 05 Eylül 2008, 16:02:06
Gönderen: Nar-ı Zehra
Tohumlardaki Besin Maddelerinin Önemi Kur'an-ı Kerim Genel MERXAS 0 140 Son Mesaj 02 Aralık 2008, 12:11:46
Gönderen: MERXAS
Liderliğin önemi ve tehlikesi--1 Düşünce yazıları/Makaleler seriyye 1 163 Son Mesaj 20 Şubat 2009, 01:45:16
Gönderen: İHVAN
Liderliğin önemi ve tehlikesi--2 Düşünce yazıları/Makaleler seriyye 0 125 Son Mesaj 20 Şubat 2009, 00:23:57
Gönderen: seriyye
İlim Öğrenmenin Önemi Sahabeler'in Hayatından Tablolar seriyye 1 249 Son Mesaj 27 Şubat 2009, 12:24:01
Gönderen: ceylan
Ahiret İçin Şevkle Çaba Göstermenin Önemi İslami Hayat Tarzı arab 0 114 Son Mesaj 30 Ağustos 2009, 21:16:59
Gönderen: arab
Namazın önemi Mümin'in Miracı: Namaz MERXAS 0 139 Son Mesaj 21 Ekim 2009, 07:13:39
Gönderen: MERXAS