0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Aksa İntifadası Dördüncü Yılında  (Okunma Sayısı 177 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5910


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 07 Ocak 2009, 10:42:54 »

Filistin topraklarında 27 Eylül 2000 akşamı ilk sinyalini veren, 28 Eylül 2000 tarihinde de fitili çakılan Aksa İntifadası üç yılını doldurarak dördüncü yılına girdi. İkinci intifada olarak da adlandırılan bu hareket İsrail işgal devletinin şu anki başbakanı Ariel Şaron'un kutsal Mescidi Aksa'yı kirletmeye teşebbüs etmesi üzerine başlamıştı. Aksa İntifadası olarak isimlendirilmesi de bu yüzden yani Mescidi Aksa'yı Siyonist planlardan korumak amacıyla başlatıldığından dolayıdır. Ariel Şaron o zaman muhalefet lideriydi ve Mescidi Aksa'ya girmek istemesinin amacı alelade bir ziyaret değil bu kutsal mabedi yıkarak yerine bir Yahudi mabedi inşa etme planının ilk adımını atmaktı. Bunu aynı zamanda siyasi atak yapmanın ve Siyonist kitle tabanından oy kazanmanın aracı olarak değerlendirmek istiyordu. İktidardaki parti de onun niyetini bildiğinden Mescidi Aksa'yı hedef alan girişimine engel çıkarmama, bunun için bütün güvenlik tedbirlerini alma ihtiyacı duydu. Çünkü engel çıkarması Siyonist kitle tabanında oy kaybettirecekti. Bu yüzden Şaron'un söz konusu "ziyaret" girişimini gerçekleştireceği 28 Eylül 2000 tarihinde Kudüs'ü özellikle Mescidi Aksa çevresini adeta askeri karargaha dönüştürdü. Bütün bunlara rağmen Filistinliler her türlü fedakarlığı göze alarak Mescidi Aksa'yı doldurdu ve Sabra ve Şatilla katliamlarından sorumlu olması sebebiyle "Beyrut kasabı" olarak da adlandırılan Şaron'un kutsal Mescidi Aksa'ya girmesini önlediler. Ancak Mescidi Aksa'nın kirletilmesini önlemek ve onun yıkılıp yerine Yahudi mabedi inşa edilmesi planının önüne geçmek için bu büyük gayreti gösteren Filistinlilere işgalci saldırganlar silahlarıyla saldırdılar ve birçok kişiyi şehit etti, onlarcasını da yaraladılar. İşte bu saldırı üzerine uluslararası emperyalizmin desteğiyle Filistin toprakları üzerinde hakimiyet kuran işgalci Siyonistlere karşı yeni bir intifada patlak verdi.
Siyonist işgal devleti Aksa İntifadası'nın geçen üç yıllık süresi içinde zulüm ve vahşette bütün metotlara başvurdu. Üç binden fazla Filistinliyi şehit etti. Bunların içinde çocuklar, yaşlılar ve savunmasız kadınlar büyük bir yekun oluşturuyor. Annelerinin kucaklarında oldukları sırada hedef alınarak şehit edilen bebekler bile var. Babasının arkasına sığındığı sırada kasten hedef alınarak şehit edilen Muhammed Cemal ed-Durre ise bütün dünyada Aksa İntifadası'nın sembolü haline geldi. On binlerce Filistinli yaralandı. Yaralananlar arasında da savunmasız insanlar çoğunluğu oluşturuyor. Filistinlilerin direniş ve mücadele azimlerinin kırılması amacıyla yüzlerce ve hatta binlerce ev yıkıldı. Bazı yerleşim birimleri toptan imha edildi. Örneğin Batı Yaka bölgesinde Cenin şehri civarında bulunan mülteci kamplarının bazıları tamamen yerle bir edildi. Üstelik buralar içerisine sığınmış olan direnişçilerin üstüne yıkıldı ve sonra direnişçilerin cesetleri yıkılan evlerin enkazları altından çıkarılıp topluca gömüldü. Katliamla ilgili gerçeklerin dünya kamuoyundan gizlenmesi amacıyla birçoklarının cesedi ailelerine bile teslim edilmedi. Gerçekleştirilen baskınlarda on binlerce insan tutuklandı. Bazı yerlerde gerçekleştirilen tutuklamalarda aynen Hitler'in metotları uygulandı. Örneğin herhangi bir yerleşim birine baskın düzenleniyor, 15-45 yaş arası tüm erkeklerin belli bir meydanda toplanması isteniyor, sonra evlerde arama yapılıyor ardından tutuklanan erkeklerin kollarına kelepçe vurularak bilinmeyen bir yere götürülüyorlar ve hemen hemen hepsi işkence altında sorgudan geçiriliyor, ardından da bazıları zindana atılıyor, diğerleri serbest bırakılıyorlardı. Zindanlara doldurulanların sayısı ise toplam olarak sekiz bine yaklaştı. Yüzlerce dönüm arazi Yahudi yerleşim birimlerine ilhak amacıyla gasp edildi. Bunun yanı sıra yüzlerce dönüm arazi askeri baskınlarda ve saldırılarda kasıtlı olarak tahrip edildi. Filistinlilerin geçim kaynağı olan zeytin ve hurma ağaçları söküldü. İşgalciler sadece insanlara ve arazilere saldırmakla ve zarar vermekle yetinmedi hayvanlara da saldırdı, bazı yerlerde koyun sürülerini gasp etti, ya da çok sayıda hayvanı topluca telef ettiler. İşgalcilerin başvurduğu en önemli zulüm metotlarından biri de belli yerleşim birimlerini ablukaya alarak dışarıyla irtibatlarını kesmek ve sokağa çıkma yasakları uygulamaktı. Bu ablukalar ve sokağa çıkma yasakları oralarda oturanların kendi evlerinin veya yerleşim birimlerinin kendileri için zindan haline gelmesine sebep olmaktadır. Bunun yanı sıra işgalciler normalde özerk yönetime ait olması gereken yerleşim birimlerinin etrafına askeri geçiş noktaları koyduklarından insanların buralardan diğer yerlere geçmeleri büyük bir eziyet olmaktadır. Çünkü herhangi bir yerleşim biriminden diğerine gidebilmek için bazen üç veya dört askeri geçiş noktasından geçmek gerekmekte ve buraların her birinde kimlik kontrolü çoğu zaman da buna ek olarak arama yapılmaktadır. Bu kontroller ve aramalar yüzünden söz konusu kontrol noktalarında bazen uzun kuyruklar oluşmakta ve saatlerce beklemek gerekmektedir. Bu, çoğu zaman ambulans veya herhangi bir araç içinde hastaneye gidecek ağır hastalar için de geçerlidir. Bu uygulama sebebiyle askeri kontrol noktalarında doğum yapan kadınlar oldu. Buralarda doğum tabii son derece tehlikeli olduğundan doğan bebekler bazen doğumdan kısa bir süre sonra hayatlarını kaybetmekte, bazen annelerin hayatları bile tehlikeye girmektedir. Bütün bunlar İsrail işgal güçlerinin Aksa İntifadası sürecinde gerçekleştirdikleri zulümler hakkında özet bilgiler. Bu özet bilgiler Siyonistlerin kimliklerini ve Filistinlilerin karşı karşıya oldukları zulümleri tanımamız açısından yeterli olacaktır.

İşgalcilerin bütün zulümlerine ve baskı uygulamalarına rağmen Filistinliler direniş konusundaki kararlılıklarından hiçbir şey kaybetmediler. Bu kararlılık tabii ki İsrail işgal devletine de gayet ağıra mal oldu. Her şeyden önce güven kaybından dolayı insanların yaşadığı moral sıkıntı tersine göç hadisesinin İsrail'in gözünü korkutacak derecede yeniden baş göstermesine sebep oldu. İkinci olarak yürütülen mücadeleden dolayı İsrail ekonomisi büyük kayıplar verdi. Amerikan emperyalizmi bu kayıpları kapatmak amacıyla İsrail işgal devletine ek yardımlar yaptı. Ancak sürekli kan kaybeden bir bedene dışarıdan kan zerkiyle onun sağlıklı hale getirilmesi mümkün değildir. Mutlaka kan kaybının önlenmesi gerekir. Filistinlilerin direnişlerinin devamı işgal devletindeki kan kaybının devam etmesine sebep olmaktadır. Bu yüzden işgal devleti aslında Filistinlilerin direnişlerinin devam etmesinden son derece rahatsız durumdadır. Ancak bu direnişin durması karşılığında Filistinlilere gasp edilmiş haklarını iade etmek de istemiyor. Bu amaçla emperyalist güçlerle işbirliği yaparak "Yol Haritası" adını verdiği yeni bir tuzak hazırladı. Fakat Filistin halkı daha önce "Oslo süreci" tecrübesini yaşadığından ve işgalci siyonistlerle masa başında yapılan anlaşmaların sonucunu çok iyi gördüğünden söz konusu plana rağbet etmedi. Filistinlileri kendi içlerinden birbirine düşürmek ve özerk yönetimin başına getireceği adamları vasıtasıyla direnişi köşeye sıkıştırmak amacıyla "Mahmud Abbas" ve "Muhammed Dahlan" maşalarını kullanmak istedi. Ama Filistinli direniş örgütleri bu oyuna da gelmediler ve sonunda Mahmud Abbas istifa ederek oyundan çekilmek zorunda kaldı.

Uluslararası emperyalizm ne yazık ki bu hadisede sürekli zalimin yanında yer aldı, mazlumun üzerine gitti. Böylece Siyonist saldırganlara cüret kazandırdı. Amerikan emperyalizminin bu konudaki tutumu zaten gayet iyi bilinmektedir. "Yol Haritası" tuzağında ABD'nin yanı sıra BM, AB ve Rusya da işin içine sokularak "Ortadoğu Dörtlüsü" adı verilen bir şeytanlar dörtlüsü oluşturuldu. AB, görünüşte insan haklarından, adaletten yana gibi görünmesine rağmen Filistin meselesinde sürekli insan haklarını ihlal eden işgalci Siyonistlere cüret verirken, Filistin halkının meşru mücadelesine öncülük eden Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)'ı terör listesine alarak işgalcilerin çıkarlarına hizmet etti.

Şimdi Aksa İntifadası dördüncü yılına girmiş bulunuyor ve bütün zulüm uygulamalarına rağmen direniş ve mücadele tam bir kararlılıkla devam ediyor. Bu intifadanın dördüncü yılına girmesi münasebetiyle gerek Filistin'de ve gerekse Filistin dışında muhtelif törenler düzenlendi. 27 Eylül tarihi bir bakıma dünya çapında Filistin ve Irak halkına destek günü oldu. Uluslararası emperyalizmin çıkarlarına hizmet eden medya organlarının tüm yanıltma çabalarına rağmen duyarlı insanların, Filistin ve Irak halkının mağduriyetini, buralardaki işgalcilerin de haksızlığını gördüklerini dolayısıyla işgalcilere karşı tavır koyduklarını, işgale direnenlerin mücadelelerini ise desteklediklerini görüyoruz. Bu desteği daha bariz ve etkin bir şekilde göstermek gerekmektedir. Bu destek en azından Filistinlilere moral kazandırmakta ve onların mücadele azimlerini güçlendirmektedir. Başta HAMAS olmak üzere Filistin'deki muhtelif direniş örgütleri de Aksa İntifadası'nın dördüncü yılına girmesi münasebetiyle yaptıkları açıklamalarda işgale karşı direnişteki kararlılıklarından vazgeçmeyeceklerini, haklarından en ufak bir taviz vermeyeceklerini ve zafere kadar mücadele etmeye azimli olduklarını vurguladılar.

Biz burada Aksa İntifadası'nın dördüncü yılına girmesi münasebetiyle genel bir değerlendirme yaptık. Ayrıca Allah izin verirse, intifadanın üç yıllık bilançolarıyla ilgili olarak hazırlanmış raporlardan istifade ederek teknik bilgiler içeren dosyalar hazırlayacağız. Ancak bu dosyaları biz kendi Web sitemizde (www.vahdet.com.tr) yayınlayacağız. Muhtemelen bunlardan bazıları Vakit gazetesinde yayınlanabilir. Fakat Aksa İntifadası'nın üç yıllık geçmişiyle ilgili teknik bilgiler içeren dosyalarımızın tümüne ulaşmak isteyen okuyucularımıza mutlaka Web sitemize başvurmalarını tavsiye ediyoruz.


Dünyadan Kısa Notlar
Güney Sudan Meselesinde Anlaşma: Sudan'ın uzun süreden beridir başını ağrıtan Güney Sudan meselesiyle ilgili olarak Sudan hükümetiyle ayrılıkçı Sudan Halk Kurtuluş Cephesi (SPLA) arasında anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre altı yıllık bir geçiş süreci olacak ve bu sürecin sonunda Birleşik Sudan'ı mı yoksa ayrı bir devlet mi istedikleri konusunda Güney'deki ahali arasında bir referandum yapılacak.
ABD Irak'ta Yalnız: ABD bütün çabalarına rağmen Irak'a asker desteği temin edemiyor. Son olarak en yakın dostu Hindistan'dan da umudunu kestiğini resmen açıkladı. Geçen haftaki yazımızda Pakistan'ın tutumunun Türkiye için etkileyici olabileceğine dikkat çekmiştik. Pakistan, Amerika'nın tüm oyunlarına ve siyasi baskılarına rağmen Irak'a asker göndermeme kararı aldı. Ardından Hindistan da aynı tavrı sergiledi. İnşAllah bu tavırlar Türkiye'deki hükümete de cesaret verir ve Amerika'nın Irak tuzağına düşmez. Amerika arzuladığı desteği alamazsa inşAllah Ortadoğu bölgesiyle ilgili planları alt üst olacak ve Somali'de olduğu gibi Irak'ta da kuyruğunu toplayıp çekilmekten başka bir yol bulamayacaktır.

ABD Afganistan'da da Bataklıkta: Irak'ta sıkıntılı olan Amerika, Afganistan'da da sürekli kan kaybediyor. Temennimiz bu iki bataklığın Amerika'nın dünya üzerindeki sultasına son vermesidir.

Somali'de Barış Arayışı: Henüz barış ve istikrara kavuşamamış olan Somali'de barış arayışları sürüyor. Ne var ki şimdilik görüşmeler kesintiye uğramış durumda. Somali'nin komşusu Cibuti de görüşmelerle ilgili arabuluculuktan çekildiğini açıkladı. Öte yandan Siyonist işgal devleti dostu Kenya vasıtasıyla Somali'deki gelişmelere müdahale etmeye ve Afrika burnu üzerinde inisiyatifini güçlendirmeye çalışıyor.

Nükleer Silah Tehdidi ve İran: Nükleer silah konusunda İran'ı sıkıştıran Amerika'nın arkasından şimdi İsrail işgal devleti de devreye girerek İran'ı tehdit etmeye kalkıştı. İşgalci Siyonistler bu konuda hiçbir sınır tanımadıklarını görmeden İran'ı tehdit edebilecek kadar yüzsüzler. Ancak Siyonistlerin kendi güçlerini bu kadar abartmaları da yersiz. Onların bütün güçleri arkalarındaki emperyalizm desteğinden kaynaklanıyor ve bir gün bu destek sona erecek, Siyonist hakimiyet eski komünist rejimler gibi çökecektir.

Edward Said'in Ölümü: Filistinli ünlü düşünür Edward Said on yıldan beridir çektiği kan kanseri hastalığından hayatını kaybetti.

Teysir Alluni Zindanda: Afganistan ve Irak'ta Amerikan saldırganlığının çirkin yüzünü ortaya çıkararak dünya kamuoyuna gösteren el-Cezire muhabiri Teysir Alluni, İspanya'da uyduruk bir "terör" suçlamasıyla hala zindanda tutuluyor. Ama insan haklarından, basın özgürlüğünden dem vuranların pısırık halde durduklarını görüyoruz. Alluni'nin suçlanmasının tek sebebi işgalci saldırganların gerçek yüzlerini dünyaya tanıtmasıdır.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
__YaZ_yAğMuRu__
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1815



« Yanıtla #1 : 07 Ocak 2009, 23:43:21 »

Ellerin dert görmesin inş.Paylaşımın için rabbim razı olsun.Measselam.
Moderatöre Bildir   Logged

Ey Şehadet ünlem
    Bilsem ki ne zaman denk gelecek o gelişin..
    Gelin gibi hazırlanır, güzelce süslenirdim.

             
http://www.vuslatsevdasi.com/forum/tefsir_dersleri-b199.0/
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
AKSA NUR Düşünce yazıları/Makaleler muhammed-i dava 3 269 Son Mesaj 02 Eylül 2008, 17:40:07
Gönderen: muhammed-i dava
2002 Yılında Filistin Filistin Özel MERXAS 1 165 Son Mesaj 07 Ocak 2009, 23:47:08
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
mescid-i aksa sesli Şiir&Fon Müzikler kördüğüm 1 221 Son Mesaj 22 Ocak 2009, 15:21:14
Gönderen: _uMuT_
Ya Aksa Filistin... Film ve Belgeseller harras 6 305 Son Mesaj 04 Şubat 2009, 14:58:28
Gönderen: HÜR
DÖRDÜNCÜ İMAM HZ. İMAM ZEYNEL ABİDİN'İN Vecîzelerinin Bir Kısmı Güzel ve ibretli Sözler mariye 0 185 Son Mesaj 27 Şubat 2009, 22:35:14
Gönderen: mariye
AKSA BEKÇİLERİ Resimler ve flashlar isimsiz12 0 121 Son Mesaj 30 Nisan 2009, 21:17:31
Gönderen: isimsiz12
1969 Yılında Yollar Nasil Temizleniyordu? karikatür/komik resimler arzu.. 2 317 Son Mesaj 19 Ocak 2010, 15:26:54
Gönderen: ahmetmeydani