0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Allah'a İhlas ile Bağlanmak  (Okunma Sayısı 171 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5910


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 28 Temmuz 2009, 09:06:27 »

Kuran'a göre ne çok çalışmak, ne çok yorulmak, ne de insanlardan saygı ve sevgi görmek tek başına bir üstünlük nedeni değildir. İnsanları Allah (cc) Katında üstün kılan özellikler, imanları, Allah (cc)’ın rızasını kazanmak için yaptıkları salih ameller ve tüm bu amelleri yaparken kalplerinde taşıdıkları niyetleridir. Allah (cc) bu gerçeği Kuran'da şöyle açıklamıştır:

Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver. (Hac Suresi, 37)

Ayette Allah (cc)’ın rızası doğrultusunda bir faaliyette bulunan kişinin yaptığını Allah (cc) Katında değerli kılanın, bu kişinin takvası, yani Allah (cc) korkusu olduğu bildirilmektedir. Eğer yaptıklarını gerçekte Allah (cc) rızası için yapmıyorsa, bu durumda gösterdiği çabanın Allah (cc) Katında bir değeri yoktur. Önemli olan insanın bir salih amelde ya da bir ibadette bulunurken bunu salih bir niyetle yapması ve Allah (cc)'a karşı samimi olmasıdır. Dolayısıyla kişiye Allah (cc) Katında değer kazandıran sadece yaptığı iyilikler, yerine getirdiği ibadetler, gösterdiği tavırlar, söylediği güzel sözler değildir. Elbette ki tüm bunlar her Müslümanın hayatı boyunca yapması gereken salih davranışlardır ve her birinin hesap gününde güzel bir karşılığı olacağı umulmaktadır. Ancak asıl önemli olan kişinin tüm bunları yaparken Allah (cc)'a karşı ne kadar samimi ve ihlaslı olduğudur.

İhlas, "insanın yaptığı işleri, hiçbir menfaat gözetmeksizin, başka hiçbir beklenti içerisine girmeksizin sadece Allah (cc) emrettiği için yapması"dır. İhlas sahibi bir insan yaptığı her işte, attığı her adımda, söylediği her sözde, ibadetinde ya da günlük hayatında gönülden Allah (cc)'a yönelir ve katıksız olarak Rabbimiz'in rızasını hedefler. İşte bu da ona güçlü bir iman kazandırır ve onu 'takva' sahibi bir insan haline getirir. Allah (cc) Katındaki asıl üstünlük ölçüsünün takva olduğu Kuran’da şöyle bildirilmektedir:

... Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır. (Hucurat Suresi, 13)

Kuran'ın pek çok ayetinde "sadece Allah (cc)'ın rızası gözetilerek" yapılan salih amelin önemi hatırlatılmaktadır. Kuran'da ayrıca, hayatlarının sonuna kadar çalışmış, çaba harcamış olup da yaptıkları boşa gitmiş insanların durumu da haber verilmektedir. "O gün, öyle yüzler vardır ki, 'zillet içinde aşağılanmıştır.' Çalışmış, boşuna yorulmuştur." (Gaşiye Suresi, 2-3) ayetleri, tüm insanları böyle bir tehlikeye karşı uyarmaktadır. Bu da bize insanların ahirette iki farklı durumla karşılaşabileceğini göstermektedir: Hayatları boyunca görünüşte neredeyse birbirleriyle aynı işleri yapan, aynı çabayı harcayıp, aynı azmi gösteren iki insan sırf niyetlerindeki farklılık nedeniyle ahirette farklı karşılıklar alabilirler. Hesap gününde ihlas sahipleri cennetle müjdelenirken, hayatları boyunca aynı işleri yaptıkları halde ihlası gözetmeyenler ise cehennem azabıyla karşılık görürler.

Allah (cc), "Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir." (Nisa Suresi, 146) ayetiyle müminlere, dini; 'Allah (cc)'a sımsıkı sarılan ve dinlerini katıksız olarak Allah (cc) için halis kılan' kimseler olarak yaşamalarını emretmiştir. Bir kimsenin Allah (cc)'a sımsıkı sarılması, Allah (cc)'tan başka bir İlah olmadığını bilerek, hayatını yalnızca Rabbimiz'i razı etmeye adaması ve her ne olursa olsun Allah (cc)'a olan sadakatinden vazgeçmemesidir. Allah (cc) Kuran'da "... Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir." (Al-i İmran Suresi, 101) şeklinde buyurur.

İman eden bir kişi Allah (cc)'tan başka hiç kimsenin rızasını gözetme çabasında değildir. Kalplerin Allah (cc)'ın takdirinde olduğunu, Allah (cc) dilediği takdirde tüm insanların kendisinden razı olacağını bilir. Üstelik insan dünya hayatında ne kadar takdir, övgü ya da iltifat görürse görsün, sonsuz ahiret hayatında bunların ona hiçbir şey kazandırmayacağının da bilincindedir. Ahirette her insan tek başına Rabbimiz'in huzurunda hesap verecek ve tüm yapıp ettikleri önüne getirilecektir. O gün asıl olarak, kişinin imanı, takvası, samimiyeti ve teslimiyeti önemli olacaktır. Nitekim Peygamberimiz de "Amellerinizi Allah (cc) için halis kılınız. Zira Allah Teala (cc) ancak kendisi için ihlasla yapılan ameli kabul eder." şeklindeki sözleriyle iman edenlere ihlasın önemini hatırlatmıştır.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #1 : 15 Eylül 2009, 16:11:46 »

İhlasla Allah'a İbadet
   
 
Bunun anlamı şudur:

 

1- ta'zimi,sevgiyi, 

2- kesin tevazuyu ve

3- uluhiyyeti O'na has kılmaktır.

 

Bu üç şeyle gerçekleşir:


1- insanın Allah'tan başkasını, Allah'a tazimde bulunduğu gibi tazimde bulunacağı bir rab olarak

benimsememesi. Allah şöyle buyurur:

 "De ki: 'Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka bir Rabb mi arayayım? (Enam, 164)

İnsanların, Allah'tan başka, ister taştan,isterse insandan olsun, ibadet ettikleri, ta'zimde bulundukları rablerinin hepsini terk etmeleri, yok etmeleri gerekir. Bundan dolayı; Allah Rasûlü'nün (s.a.s.)kral ve başkanlara daveti şuydu:

"Sadece; Allah'a ibadet edelim, hiçbir şeyi O'na ortak koşmayalım, Allah'ı bırakıp birbirimizi rabler edinmeyelim." (Âl-i İmran, 64)


2 - Allah'tan başkasını, Allah'ı sever gibi severek dost edinmemek.

Allah şöyle buyurur:

"De ki: 'Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu edinirim?" (Enam, 14.)

 

Bir başka ayette:

 "İnsanlar arasında, Allah'ı bırakıp, O'na koştukları eşleri ilah olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Mü'minlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir." (Bakara, 165)

 

Onlar hakkında şöyle der:

"Böylece Allah onlara, hasretini çekecekleri amellerini gösterir. Onlar, cehennemden çıkmayacaklardır."(Bakara, 167)

 

Bunun anlamı şudur: onlar, dostlarını, velilerini, Allah'tan başkası için caiz olmayan saygı, korku ve ta'zimle karışık bir sevgiyle sevmektedirler.
 

Şeyhu'l-İslâm Muhammed b. Abdulvehhab şöyle der:

"Onlar, Allah'a ortak koştukları eşlerini, O'nu sever gibi seviyorlar" ayeti, onların Allah'ı büyük bir sevgi ile sevdiklerini, ancak bunun onları, İslâm'a sokmadığını göstermektedir. Allah'a ortak koşulanı, Allah'tan daha fazla sevenin durumu ne olur? Allah'ı bırakıp, sadece ortak koşulanı sevenin durumu nedir?. "Tevhidin gerektirdiği, insanın sevgisini Allah'a halis kılmasıdır. Velayet (dostluk) hakkı yalnızca Allah'a aittir:

"Demek onlar, Allah'tan başka dostlar edindiler. Halbuki dost (veli) ancak Allah'tır. O, ölüleri diriltir. Her şeye kadirdir." (Şura, 9)


3- Hakem olarak Allah'tan başkasını kabul etmeme. Allah şöyle buyurur:

"Allah size Kitab'ı açık açık indirmiş iken ondan başka bir hakem mi isteyeyim. (Enam, 114)

Bu, kullarının işlerine hükmetme hakkının, onların dinî ve dünyevî işlerini düzenleme yetkisinin kendisinde olmasıdır. Bu da, ancak Allah'tır. O, yarattığım bilir, onlara acır, onlar için neyin yararlı, neyin de zararlı olduğunu bilir:

"Yaratan bilmez mi? O, latiftir, haberdardır." (Mülk, 14)
 

Bundan dolayı, Kur'an, yasamanın sadece Allah'a ait olduğunu belirtir:

 "Hükmetmek ancak Allah'a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece kendisine ibadet etmenizi emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler."(Yusuf, 40)

 

Aynı şekilde Kur'an, Allah'ı ve Resûlünü bırakıp tağutlara muhakeme için gidenleri, imanın gerçeğinden uzaklaşmış, şeytana itaate başlamış olarak görür:

 "Ey Muhammedi Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri görmüyor musun? Tağutların önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa onları, tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister. Onlara, Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin, dendiğinde, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. (Nisa, 60-61)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Risale-i Nur'dan Hüzmeler İhlas Kitap-kaset ve Dergi kuranehli 0 238 Son Mesaj 26 Kasım 2007, 18:11:51
Gönderen: kuranehli
Tevhİdİn İlk Şarti : İhlas Tevhid Ve Akaid arab 3 337 Son Mesaj 21 Şubat 2011, 12:23:22
Gönderen: yas gülü
Tevhidin İlk Şartı: İhlas Hadis-i Şerifler hamza01 1 189 Son Mesaj 01 Mayıs 2011, 09:58:42
Gönderen: Âl-i İmran
Allah'tan başkasına bağlanmak İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 183 Son Mesaj 05 Aralık 2009, 09:15:37
Gönderen: MERXAS
İhlas Sûresi Tefsir Dersleri Le_Nasbirenne 1 360 Son Mesaj 15 Nisan 2010, 16:18:19
Gönderen: Le_Nasbirenne
Rabbani sırlardan bir sır; İhlas Tassavvuf MERXAS 3 200 Son Mesaj 15 Aralık 2010, 09:11:06
Gönderen: MERXAS
İhlâs nedir? Tassavvuf MERXAS 9 1135 Son Mesaj 24 Ocak 2011, 08:50:34
Gönderen: MERXAS