0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Allah’A İMAN ETMENİN İLK ŞARTI : TAĞUT’UN REDDEDİLMESİ  (Okunma Sayısı 218 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5910


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 19 Mayıs 2008, 11:25:28 »

İman ile Tağut zıt iki kavramdır. İman, Tağut’a düşman ; Tağut’ta imana düşmandır. Biri aydınlık diğeri ise karanlıktır. Yani iman aydınlık , Tağut ise serapa karanlıktır. Karanlık kaybolmadan aydınlık zühur etmez . Yani Tağut reddedilmeden iman tahakkuk etmez. Zaten imanın ilk anlamı tağut’u redd ve inkar etmektir.

Allah(c.c.) değişmez hayat mektebimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

“ Kim TAĞUT’u inkar edip de Allah’a iman ederse, şüphesiz kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir”(Bakara 256)

Görüldüğü gibi Tağut’a isyan etmek, Allah’a iman etmekten önce gelmiştir. Kur’an, Allah’a iman etmek isteyen Tağut’a isyan etmeyi ,Tağut’u inkar etmeyi emrediyor.

Bu ayetin tefisinde müfessirin ulemadan Fahreddini Razi ( Rh.a. ) şöyle diyor :

“ Kafir bir kimse için önce küfürden tevbe edip sonra Allah’a iman etmesi gerekir “(Tefsir-i Kebir -Fahreddin Razi : 2/ 320 , İst / 1308 )

Yani herhangi bir küfür çeşit ve nizamından islam nizamına girmek isteyen bir kimse önce üzerinde bulunduğu küfür çeşidini ve diğer küfür kapsamına giren her çeşit küfrü reddetmesi, veto etmesi gerekir. Şeytani kanunları, felsefi kuruntuları, ideolojileri, tüm ihdas edilmiş ve edilecek izm‘ leri veto etmeden , elinin tersi ile geri çevirmeden Allah’a iman edilmez.

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır(Rh.a.) şöyle diyor :

“ Mü’min ; Muvahhid olmak için , Allah’a imandan evvel küfre tevbe etmek şarttır ve bu tevbenin şartı da tağutları asla tanımamağa azmeylemektir. Bu suretle Kim Tağutu inkar edip de Allah’a iman ederse ayeti LA İLAHE İLLAllah kelime-i tevhidinin bir tefsiri demektir“(Hak Dini Kur’an Dili(M.Hamdi Yazır:2/ 871,İst/ 1971)

Demek oluyor ki kişi LA İLAHE dediği zaman yeryüzündeki Allah düzeniyle çatışan tüm Tağuti idareleri, şeytani kanunları, beşer uyduruğu ahkamları bir anda hatır gönül dinlemeden , beklemeden inkar etmektir , tepelemektedir. Bu nedenle Allah’a iman etmek isteyen bir kimsenin önündeki en büyük engel tağuttur. Bu büyük engel LA İLAHE düsturu ile devriliyor . Bunun için kişi Allah’a iman etmeden önce yorulacak, LA kazmasıyla küfrün ve Tağuti hükümlerin kökünü kazıyacaktır. LA İLAHE düsturu dil ucu ile telaafuz edilen düstur değildir. Şayet böyle olsaydı Ebu cehiller zorluk çekmeden LA İLAHE derlerdi. Amma onlar biliyorlardı ki , LA İLAHE düsturu dünyaları değiştirir , putları devirir ve Allah’ın ahkamlarına (hükümlerine) rağmen ihdas (konulmuş) edilmiş ahkamları ayaklar altında çiğnetir.

“Tağutları tasdik etmekle birlikte Allah’a iman ettiklerini iddia edenler, iman müessesesine iftira ediyorlar. Böyleleri namaz kılarlar, hatta nafile namaz bile kılarlar . fakat böyleleri bütün taatleriyle (namazlarıyla,haccıyla,zekatıyla, tesbihiyle vs) gelseler, Allah’ı (Allah’ın hakimiyetini beşerin hakimiyet gücüne tercih etmedikçe ) tasdik etmedikleri müddetçe kafirdirler .” (Şerhul Emali : 44, İst. / 1014)

Beşeri sistemleri tasdik edenler dlleriyle Allah’a ve ahiret gününe iman etseler bile mü’min olamazlar.

Allah (c.c.) buyuruyor ki :

“İnsanlardan bazıları “ Allah’a ve ahiret gününe iman ettik “ diyorlar. Halbuki onlar mü’min değillerdir. “(Bakara Cool

Fahreddin Razi( Rh.a.) şöyle der :

“Şüphesiz iman mutlak tasdikten ibaret değildir.Şayet iman mutlak tasdikten ibaret olsaydı Cibt ve tağut’a iman edenin mümin olarak isimlendirilmesi gerekirdi “(Tefsiri kebir: 1/ 174 , İst./ 1308 )

Bu nedenle tağuti güçleri inkar etmeyen ve beşeri düzenleri tasdik edenler ne kadar müslüman olduklarını iddia ederlerse etsinler mümin olamazlar. Tağuta iman eden ve onun iktidarını meşru sayan bir kimse ; velev ki alnını secdeden kaldırmasa bile, ibadet etmiş sayılmaz ünlem Çünkü ibadetin kabulu için Allah’a iman lazımdır ünlem Allah’a iman içinde tağut’u inkar lazımdır ünlem TAĞUT’U İNKAR TEVHİDİN RÜKNUDUR! Yani Tağut inkar edilmeden Tevhid meydana gelmez .

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5910


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #1 : 19 Mayıs 2008, 11:26:08 »

TAĞUT

O halde tağut nedir?

Tağut; arapça bir kelime olup “tağa” (haddini aştı) kökünden türemiştir ve “haddini aşan mahluk” demektir. Azgın, sapık, kötülük ve sapıklık önderi, zorba, şeytan, put, puthane, kâhin, sihirbaz. Allah'ın hükümlerine sırt çeviren kişi ve kuruluşların tümü. Arapça "Teğa" kökünden türetilmiş olup kelimenin masdarı olan "Tuğyan" Allah Teâlâ'ya isyan etmek anlamına gelmektedir. Allah'ın indirdiği hükümlere muhalif olan ve onların yerine geçmek üzere hükümler icad eden her varlık tağuttur.Tağut, Allah (c.c)'a karşı isyan etmekle beraber O'nun kullarını kendisine kul edinmek gayretinde olandır. Bu ise şeytan, papaz, dinî veya siyasî lider veyahut da kral olabilir.Bu sebepten bir insanın hakiki mümin olabilmesi için tağutu reddetmesi gerekmektedir.

Anlamının sınırları konusunda selefin görüşleri farklıdır.

Hz. Ömer (r.a..) "Tağut şeytandır" demiştir. Cabir (r.a.), şeytan kılığındaki kahinlerdir, demiştir. Malik'e göre ise, tağut; Allah'tan başka ibadet edilen her şeydir. Bu görüşler, bazı tağut tipleri hakkında belirtilmiştir. Ancak, bütün çeşitlerine hasredilemez. İbn-i Kayyımın (r.h.) tağut hakkında söylediği en güzel sözdür: "Tağut, kulun haddini aşarak, ibadet ettiği, tabi olduğu, itaat ettiği her şeydir. Her kavmin tağutu, Allah ve Rasûlü'nü bırakarak, muhakeme olmak istedikleri, Allah'tan başkasına ibadet ettikleri, Allah'tan bir delil olmaksızın izinden gittikleri, Allah'a itaat etmeleri gereken yerde, itaat ettikleri şeydir. Bunlar dünyanın tağutlarıdır. Onları ve onlarla birlikte insanların durumunu düşündüğün zaman, çoğunun Allah'a ibadetten uzak ve tağutlara ibadet etmekte olduklarını, Peygambere (s.a.s.) itaattan uzak, tağut ve izleyicilerine itaat ettiklerim görürsün." Şer’i manası ise; Allah’ın koyduğu ölçüler dışında ölçüler koyan, insanı Allah’a ibadetten alıkoyan, Allah ve Rasulüne tabi olmayı engelleyendir. Bu insi ve cinni şeytan, nefis, hayvan, ağaç, para, taş, kadın, mezar olabileceği gibi; Allah’ın hükümleri dışında hükümler koyan zalim bir diktatör, halkın seçtiği seçkin bir zümre, bir meclis, bir grup bilim adamı veya Allah’ın kitabından kaynaklanmayan adet alışkanlık ve düşünce (ideoloji) de olabilir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Allah hüküm koymada kendisine ortak kabul etmez.” ( Kehf: 26 )

“Hüküm vermek yalnızca Allah’a aittir.”( Yusuf: 40 )

TAĞUT’A ÖRNEKLER


Tağutu daha iyi anlayabilmek için şöyle örnekler verebiliriz:

1) Allah (c.c) hırsızlık hakkında şöyle buyuruyor:

“Hırsızlık yapan erkek ve kadının Allah’ tan bir ceza olmak üzere yaptıklarına karşılık olarak ellerini kesin.” ( Maide 38 )

Allah (c.c) bu ayette hırsızlık yapanın elinin kesilmesi için emir veriyor. Bir kişi çıkar da: “Hırsızlık yapan kişinin elinin kesilmesi doğru değildir. Hapse atılması gerekir.” Veya “boynunun kesilmesi lazım.” derse bu kişi açık bir şekilde: “Ben Allah’ın koyduğu kanunları kabul etmiyorum, beğenmiyorum” demese bile Allah’ın kanunlarından başka kanunlar çıkardığı için sadece ve sadece Allah’a ait olan hüküm koyma yetkisini kendisine vermiş, ilahlık taslamış ve böylece tağut olmuş olur. Her kim buna itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya buna itaat edip destekleyenleri tekfir etmezse kafir olur. Bu kişi müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de kafirdir. Çünkü bu kişi Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemiştir.

2) Allah (c.c) faiz hakkında:

“Allah alış-verişi helal faizi haram kıldı.”(Bakara 275)

buyurarak faizi kesin olarak haram (yasak) kıldığını bildiriyor. Bir kişi çıkar da Allah’ın yasakladığı faizi serbest bırakırsa, faizle çalışan bankaların açılması için kanun koyarsa bu kişi açık bir şekilde: “faiz helal” demese bile Allah’ın haram kıldığı faizi helalleştirmiş olur. Bu kişi kendisinde bu yetkiyi gördüğü için: “Ben ilahım” demese bile ilahlık taslamış ve tağut olmuş olur. Kim buna itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya buna itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse kafir olur. Bu kişinin kafir oluşunun nedeni tağutu inkar etmemesinden dolayıdır.

3) Allah (c.c) başörtüsü hakkında:

“(Ey Muhammed!) Mü’min kadınlara söyle! Baş örtülerini omuzlarına ve göğüslerinin üzerine indirsinler.” (Nur 31 )

buyurarak mü’min kadınların örtünmeleri için emir veriyor. Bir kişi çıkar da: “Bu şekilde giyinmek şart değildir, isteyen istediği gibi giyinebilir” diyerek bir kanun koyarsa bu kişi Allah’ın koyduğu ölçüler dışında bir ölçü koyduğu ve yalnızca Allah’a aid olan bir sıfatı, yetkiyi kendisine verdiği için ilahlık taslamıştır. Bu kişi açık bir şekilde “ben ilahım” demese bile,bende müslümanım dese , namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de tağut olmuş olur.Çünkü Allah’ın (c.c.) kesin , muhkem hükmünü inkar ederek , küçümseyerek ,beğenmeyerek kendine ve sistemlere uydurarak fetva verdiğinden , Allah’ın (c.c.) “el Hakem”,yani hüküm koyucu sıfatını kendinde gördüğünden şirk koşarak kafir olmuştur . Kafirin küfründe tereddüt göstermek ,ya da kafire mümin demek insanı dinden çıkarır .Kim buna itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya buna itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse kafir olur. Bu gibi kişiler müslüman olduğunu söyleseler, namaz kılsalar, oruç tutsalar, hacca gitseler bile yine de kafirdirler. Çünkü bunlar; Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemişlerdir.

4) Allah (c.c) gayb hakkında şöyle buyuruyor:

“Gaybın anahtarları O’nun katındadır. O’ndan başkası onu bilemez. Karada ve denizde olanı yalnız O bilir.” ( En'am 59 )

Yine bu konuyla ilgili bir başka ayette Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Görülmeyeni bilen Allah görülmeyeni kimseye muttali kılmaz (göstermez). Ancak elçileri (nebi ve rasulleri) içinde razı olduğu, seçtiği kimseler müstesna. Çünkü O, bunların önüne ve arkasına izleyiciler (gözetleyiciler) dizer.” (Cin: 26-27 )

Allah (c.c) bu ayetlerde gaybı ve gayb ile ilgili tüm gerçekleri sadece kendisinin bildiğine ve bu konuda hiç kimsenin söz sahibi olamayacağına işaret ediyor. Ancak bazı gaybi bilgileri de seçmiş olduğu rasullerine sürekli olmamak suretiyle vahiyle bildirmiştir. Ve onlara inen vahyi de şeytanın etkisinden korumuştur. Yani rasullere gelen vahiy ve onlara bildirilen birtakım gaybi olayların gerçekliği muhakkaktır. Çünkü o, bizzat Allah tarafından bildirilmedir. Öyleyse günümüzde her kim kalkıp da gaybi bir takım gerçekleri örneğin; kalplerden geçeni bilebildiğini veyahut ileride olacak birtakım olayları bilebileceğini öne sürerse işte bu kimse (kendisine vahiy geldiğini iddia etmiş olacağından) her ne kadar: “Ben ilahım” demese de Allah’a ait olan bir sıfatı kendisinde gördüğü için ilahlık taslamış ve dolayısıyla tağut olmuş olur. Çünkü bu kişi Kur’an`ın vahyin kesildiğine dair haberini yalanlamakla kalmamış, aynı zamanda da Allah’a ait olan gaybı bilme yetkisini kendisinde görmekle Allah’a asi olmuş ve böylece kendisini ilah konumuna getirmek suretiyle tağutlaşmıştır. İşte bu kişiler her ne kadar müslüman olduklarını söyleseler, namaz kılsalar, oruç tutsalar, hacca gitselar, zekat verseler de Allah’a karşı iftira atmak suretiyle tağutlaşmış ve dolayısıyla kafir olmuşlardır. Kim bunlara itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya bunlara itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse o da kafir olmuş olur. Bu şekilde inanmayıp amel etmeyen kişi de müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de kafirdir. Çünkü bu kişi Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemiştir.Yukarıdaki örneklerde bir mü’minin Allah’ın koyduğu ölçüleri değiştiremeyeceğini ve bu ölçüleri değiştirenlere de mü’min diyemeyeceğini net bir şekilde gördük.

Allah (c.c) mü’mini bir başka ayette şöyle tarif ediyor:

“Hayır! Rabbine andolsun ki aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin etmedikçe ve sonra haklarında verdiğin hükümden dolayı kalplerinde hiçbir sıkıntı bulunmadan teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisa: 65)

Allah (c.c) kendi nefsine yemin ederek diyor ki: “Bir kişi herhangi bir konuda Rasulullah’ın getirdiği hükümlere başvurmazsa hatta başvurduğu halde verilen hükümden dolayı kalbinde bir sıkıntı duyarsa bu kişi mü’min değildir. İnsanın mü’min ve müslüman olabilmesi için insanlar arasında vuku bulan ihtilaflarda Kur’an ve sünnetin hükmüne başvurması ve o hükümlere zahiren ve batınen tam bir teslimiyet göstermesi gerekir.”

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
KUR’AN’DA MÜ’MİN Kuran-ı kerimde mümin hamza01 0 203 Son Mesaj 03 Eylül 2009, 22:29:56
Gönderen: hamza01
KUR’AN’DA MÜ’MİN Kuran-ı kerimde mümin hamza01 0 209 Son Mesaj 03 Eylül 2009, 22:31:02
Gönderen: hamza01
KUR’AN’DA MÜ’MİN Kuran-ı kerimde mümin hamza01 0 271 Son Mesaj 03 Eylül 2009, 22:32:00
Gönderen: hamza01
KUR’AN’DA MÜ’MİN Kuran-ı kerimde mümin hamza01 0 343 Son Mesaj 03 Eylül 2009, 22:33:19
Gönderen: hamza01
Allah’A İMAN Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 105 Son Mesaj 03 Kasım 2009, 11:30:34
Gönderen: MERXAS
Allah’a imanın ilk şartı “Tağut”u reddetmektir Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 163 Son Mesaj 12 Kasım 2009, 12:18:23
Gönderen: MERXAS
Kur’an’ı Kerim’de Geçen Allah’ın İsimleri Esmâ-ül-Hüsnâ têkoşîn 7 305 Son Mesaj 24 Temmuz 2011, 09:56:01
Gönderen: têkoşîn