0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Allah'a İman Ve Tıbbi Deliller  (Okunma Sayısı 192 defa)
Nur_Simaa
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 93



« : 17 Ekim 2009, 21:34:35 »

Prof Dr. Paul Ernest Adolphe:Pensilvania Üniversitesinde doktorasını yapmış,Çin'de tıbbi elamen olarak çalışmıştır.Saint Johannes Üniversitesi cerrahi yardımcı Profösörlüğün de bulunmuştur.Amerikan cerrehlar birliği üyesidir.Tıbla ilgili birçok incelemeleri ve eserleri vardır.

"Ben Allah'a hiç kuşku duymadan,kesin olarak inanıyorum.Ve bu inancım sade bir zihni bilginin sonucu değil,bilakis uğraştığım bilim dalının beni doğruladığı ve kuvvetlendirdiği bir imandır."

Üniversite yıllarında tıp öğrenime başladığım vakit insan organizmasını dokularundaki değişiklikleri ve dokuların eskiyen yahut ölen doku yerine yeni dokular yapılışlarını sırf maddi bir yorumla izah eden ve açıklayan temel prensipleri öğrenmiştim.Dokuların bir çoğunu mikroskop altında incelemiştim.Vücudun çabucak iyileşmesi ve yapıyı sarması için ona yardımcı olan şartları incelemiştim.Daha sonra, hastahanelerden birinde cerrah olarak çalışmaya başlayınca benim talebelik yıllarımda öğrendiğim dokularla ilgili esaslara son derece güvenerek ve bağlanarak çalışmalarımı yürüttüm.Bu benim için sadece maddi şartları hazırlamak ve lüzumlu tıbbi imkanları temin etmek önemliydi.Bundan sonra yarayı kendi haline bırakmalı ve beklenen neticenin meydana gelmesi için emin olarak beklemeliydim.Ne var ki az sonra anladım ki bu tedavi metoduna ve tıbbi fikirlerime ilave olarak organların tedavisinde çok önemli bir unsuru daha eklemeyi unutuyorum.İşte bu unsur Allah'tan yardım dilemekti...


Hastahanelerden birinde cerrah doktor olarak çalışırken günün birinde yetmişini aşkın bir ihtiyar nine geldi.Bel kemiklerinin çok ağrıdığından ve kırılmış olması ihtimali şikâyet ediyordu.Bir süre hastayı kontrol altına alıp tedavi ettikten sonra ara ara filimlerini çekip incelemeye koyuldum.Ve şaşırtıcı bir süratle iyileşmekte olduğunu gördüm...


Çok geçmeden onun yanına varıp hayret verici bir şaşkınlık,tıp tarihinde eşi görülmemiş bir çabuklukla iyileştiğini müjdeliyerek kendisini kutladım.Bunun üzerine yaşlı kadın,tekerlekli sandalyelere binerek hareket edebildi.Sonra yavaş yavaş koltuk deyneklerine dayanarak yürümeye başladı.Bunun üzerine yirmi dört saat sonra hastanın taburcu edilebileceğini,hastahanede tedavi görmesine lûzum kalmadığını kararlaştırdık.


Ertesi sabah pazar günü olduğu için kızı mutad olarak annesini ziyarete gelmişti.Öbür günü taburcu edilebileceğini,koltuk deynekleriyle yürüyebileceğini haber aldı.


Ama kızı zihninden geçenleri bana hatırlatmadı.Annesini bir kenara çekerek;kocasıyla karar verdiklerini,kendisini düşkünler yurdundan birine yatıracaklarını,çünkü kendisine evde bakma imkânına sahip olmadıklarını bildirmişti.Ziyaretçilerin dağılmasından birkaç saat ya geçmiş,ya geçmemişti ki hemşireler tarafından acilen çağırıldım.


Yaşlı kadının çok büyük bir kriz geçirdiğini duydum.Başına vardığımda gördüğüm şey gerçekten dehşet vericiydi.Kadın son anlarını yaşıyordu.Birkaç saat sonra ruhunu teslim etti.Anladım ki,hasta belindeki kemiklerin kırılmasından değil de kırılan kalbinin tesirinden yıkılmıştı.Elimden gelen bütün imkanları kullanmaya çalıştım.Krizi gidermek için her çareye baş vurdum.Ama bütün çabam boşa gitmişti.Hasta çok kısa bir zamanda şifa bulmuş,ne varki tedavi esnasında aldığı vitaminler ve takviye edici ilaçlar onu bir türlü kırılan kalbini tedavi edememişti.Halbuki hastahanede karşılaştığı rahatlık ve emniyet  onu ölümden koruyordu.Hastalığının iyileşmesine ve çabucak şifa bulmasına sebep oluyordu.Çok kısa zamanda hastalık ortadan kalkmış ve kırılan kemikler birbirine kaynamıştı.Ama ne yazıkki şimdi kırılmş olan kalbi onun kaynamış olan kemiklerine rağmen yaşamasına müsade etmiyordu ve kadın ölmüştü.Niçin?

Çünkü kadının iyileşmesinin en büyük âmili ne verdiğimiz vitaminler,ne ilaçlar,ne de kaynaşan kemikleriydi.Onu yaşatan şey ümitti.Ümidini yitirince de bir daha iyileşmesi imkansız oldu.

Bu hadise çok etkiledi beni.Derinden derine sarstı.Ve kendi kendime dedimki, eğer bu yaşlı kadın Allah'a ümit bağlasaydı ve derin olarak ona inanmış olsaydı ölmezdi.Kendini yitirmez ve yıkılmazdı.Ben her şeyi yaratan bir İlah'ın varlığına inanmış olmakla beraber,tıbbi bilimlerle iştiğalim esnasında tamamen maddi verilere dayanan tıbbi mâlûmatımla Allah'a imanım arasında her zaman bir ayrılık mûtealâ ettim.Ve bu iki konunun birbiriyle alâkası olabileceğini düşünmedim.


Acaba bu iki noktanın birbirindenden ayrılmasını gerektiren bir neden varmıdır?


Şu yaşlı kadın hastalıktan kurtukmuş,vücudu rahatlamış idi.Ama o anda hayat ümidini yitirmiş,ruhunu kaybetmişti.Çünkü bütün ümidini dünyada tek dayanağı olan kızına bağlamıştı.İşte kızı arkasından çekilince hayattaki bütün ümitleri de yıkılmıştı,hayatla yüz yüze geleceğine ölümle yüzleşmişti.Ne kadar doğru söylüyordu Hz. İsa:"İnsan oğlu bütün dünyanın mülkünü eldedipte kendi ruhunu yitirecek olursa;onun ne faydası dokunur kendisine"derken.


Kesin olarak inandım ki gerçek bir tedavi yalnız bedenle değil aynı anda hem bedene hemde ruha uygulanmalıdır.Ve işe bunun üzerine tıbbi ve cerrahi mâlümatımı Allah'a imanımın yanına yerleştirmek zorundaydım.Bunun üzerine hem ruhi,hemde organik tedavinin esaslı kaidelere dayanabileceğini gördüm.Ve ancak bu yolla hastalarımı muhtaç oldukları tam bir tedaviye ulaştırdım ki gerek benim tıbbi mâlümatım,gerekse Allah'a imanım bugünkü modern tıb felsefesinin üzerine dayanması gereken iki önemli esastı.
Moderatöre Bildir   Logged

Hayatın Ulu yaratıcısı âzâmızdan yalnız birini kendisi için ayırmıştır o da,başlıca uzvumuz olan KALB'imizdir...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kafir ve Müşriklere Benzemekten Meneden Deliller İslami Hayat Tarzı MERXAS 1 175 Son Mesaj 02 Haziran 2009, 12:00:44
Gönderen: MERXAS
{..Allah'a Teslim O£...} Şiir Pınarı HÜR 1 245 Son Mesaj 14 Ağustos 2009, 20:30:17
Gönderen: HÂ-MÎM
Allah`ın varlığına aklî deliller Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 114 Son Mesaj 25 Ağustos 2009, 07:20:04
Gönderen: MERXAS
SAMİMİYET, KALPTEN Allah'A İMAN VE BAĞLILIK DEMEKTİR İslami Hayat Tarzı arab 0 127 Son Mesaj 20 Eylül 2009, 20:17:02
Gönderen: arab
Allah'A İMAN BÜTÜN İNANCIN TEMELİDİR(yusuf el-kardavi) Tevhid Ve Akaid MERXAS 1 144 Son Mesaj 19 Kasım 2009, 08:42:45
Gönderen: MERXAS
PAZARLIKSIZ İMAN:İBRAHİMÎ İMAN İslami Hayat Tarzı arab 0 138 Son Mesaj 13 Aralık 2009, 23:00:04
Gönderen: arab
İsrailli Tıbbi Delegasyonun Haiti'de İşi Ne? Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 148 Son Mesaj 22 Ocak 2010, 08:18:04
Gönderen: musabbinumeyr29