0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: AllahIN TEKVİN SIFATI  (Okunma Sayısı 751 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2244


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 11 Nisan 2011, 12:13:28 »


Tekvîn Meselesi
Tekvîn, Allahu Teala'nın ezelî olan (sübûtî) bir sıfatıdır. Tekvîn, Allah'ın alemi (kendisinden başka herşeyi) ve alemin her parçasını meydana geleceği vakitte yaratmasıdır (yani, İlahi ilminde takdir ettiği şeyleri zamanı gelince var eder, şekil verir, devam ettirir, yok eder).
Allahu Teala yaratma sıfatında da tektir. O yarattığı şeylerin bir örneği ve aslı yokken var eder, yani yok olan bir şeyi yaratır. Kulların ortaya koyduğu teknik ve benzeri şeyler ne kadar harika olursa olsun bir yaratma değil, mevcudu bir araya getirme, hazır enerji ve kabiliyeti ortaya çıkarma, eşyaya yeni bir şekil verme, var olandan istifade etmedir. Bu tür şeylere icat veya keşif denir. İnsanların ellerinden çıkan şeylere yaratma ifadesini kullanmak hatalıdır. Kullanılırsa bu, yoktan var etti manasında değildir. Belki yeni bir şey keşif ve tespit etti, onu farklı bir şekilde ortaya çıkardı manasındadır. Tekvîn bize (Ehli Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinin Mâturîdiyye grubuna) göre mükevvenden (yaratılandan) ayrı bir şeydir (yani, yaratma sıfatı ile yaratılan eşya ayrı ayrı şeylerdir).

Tekvin meselesi:eş'ari ile maturidi arasında ilahi sıfatlar meselesinde en çok tartışma konusu olan sıfat tekvin dir.. Maturidilere göre sıfat'ül-meâni içerisinde  yer alan tekvin sıfatını  eş'ariler ezeli bir sıfat olarak kabul etmemişlerdir.. Tekvin sıfatını reddeden sadece eş'ariler değildir. İbn hümam ,maturidi ekol içinde yer alıpta tekvin  sıfatını reddedenlerdendir. Maturidiler sadece  bunu  yaratılan varlık alanında iki aktiviteninb göstergesi olarak değil,Allah'ın ezeli bir sıfatı olarak kabul etmişlerdir.. Kelam tarihinde bu sorun en detaylı olarak nesefi tarafından ele alınmıştır.

Maturidiler tekvin sıfatını hakiki ezeli, Allahın zatına artık ,amazatıyle kaim bir sıfat oolarak görürken ,eş'ariler tekvini izafi ,hadis ve fiillerin yenilenmesiyle  yenilenen bir sıfat olarak kabul ettiler. Dolayısıyle eş'arilerin  her fiili sıfata uyguladıkları herhangi bir fiilin  oluşuyla hadis olan  sıfatlar tanımlamasına  tekvin sıfatıda sokulmuştur. Maturidilerde tekvin sıfatı  mümkün olanlara taalluk eden ve bu mümkünlerin  yokluktan  varlığa çıkışını sağlayan bir sıfattır.

Bu noktada tekvin ile kudret sıfatlarının fonksiyonlarıda ayrılmaktadır. Tekvin yokluğa taalluk ederken,kudret yokluktan varlığa çıkarılmasından önce potansiyel şeylere taalluk etmekte,ancak tekvin gibi onların varlığını gerektirmemektedir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2244


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 11 Nisan 2011, 12:16:30 »

eş'arilerin kudret sıfatıyle tekvin sıfatı arasında geliştirmeye çalıştıkları  özdeşlik tezi,böylece reddedilmektedir. nesefi ,kudret fiilinin taalluku  yani nesnesi ,objesi olan şeyin  mahluk değil makdur olduğunu  ifade eder vekudretin bir şeyinmevcut olmasını gerektirmeyeceğini söyler.bu sebeple ma'dum,makdur olarak nitelennnnnir.

varlık(vucud) kudretle meydana gelmiş olsaydı halk ve icada hiç gerek kalmamış olurduki Allah ta alemin kalıkı ve mucidi değil  kadiri durumunda kalırdı(tebsira ı,455)

eş'ariler kudret sıfatını eşyanın yokluktan varlığa çıkışını sağlayan bir sıfat olarak görürler.bu kudret iradenin içindedir ve ilme tabidir.yani Allah ilmi ile bildiği şey kudretiyle varlığa çıkmaktadır. bu bağlamda iradenin rolü,taktir edilen şeyin varlığa çıkış anını belirlemektedir. tekvin Allahın varlığa çıkmasını dilediği şeyin varlığa çıkış anında kudretin makdura taalluk etmesinden başka bişi değildir. onun içinde relatif,nisbi ve hadis bir sıfattır. onlara göre maturidiler tarafından tekvin sıfatına yüklenen anlam kudret sıfatının icra ettiği bir manadır. dolayısıyle tekvin  diye ezeli bir sıfat kabul etmenin bir anlamı yoktur..

maturidiler tekvinin ezeli bir sıfat olduğunu vurgularken,mükevveninde  ezeli olduğu vehmide gidilmemesi için  ince bir ayırım yaparlar ve tekvinin mükevvenin meydana geleceği(gelecekteki) bir andaki tekvin olduğunu söylerler. yani tekvinin ezeli olması,bu sıfatın var olduğu anda mükevveninde ezeli olmasını hiç bir şekilde gerektirmez (maturidi kitabüttevhid,47)...bunu şöyle bir kıyasla anlatmaya çaılışırlar:

Allah alemi gerlecekte bir zamanda yok etmeye kadirdir. bu yok etme daha vuku bulmamıştır. ama bu yok etmeye taalluk edecek olan  kudrette ezeli bir kudrettir.(tebsira)   dolayısıyla kudretin ezeli olması yok etmeyi de ezeli kılmamaktadır.

bakıllanî şu ifadesinde benzer şeyler söylemektedir:

''fiili sıfatlara gelince , her ne kadar Allah ezeli olarak nitelesede , bunlar fiiilin ortaya çıkış anında kendilerini gösteren fiillerdir'' (temhid)

ilgili fiilin,  ortaya çıkışına taalluk nokltasında tekvine bakışlarında  son derece benzerlik olan  iki ekol,(beka)  sıfatında olduğu gibi, bu sıfatın ezeli olarak nitelenip nitelenmemesi, Allah'ın zatıyle kaim olup olmaması ,Allahın zatının dışındaontolojik yada yarı ontolojik bir gerçekliğe sahip olup olmaması noktalarında birbirlerinden ayrılmaktadırlar.

gazali sorunun çözümü için aristo ya aid  kuvve ve fiil kavramlarını kullanır ama maturidinin ifade tarzının dışına da çıkamaz. gazali şöyle der:

''Allah'ın halık razık gibi müştak sıfatlarına gelince bunların ezelde var olup olmadıkları tartışma konusu olmuştur..bazıları Allahın bu sıfatlarla ezelde muttasıf olduğunu,böyle olmamış olsaydı değişime maruz kalacağını söylerler. diğer bazıları  bunların ezeli olmadığını zira ezelde halk(mahluk anlamında) bulunmadığı için  halık sıfatıda olmaz, derler.

bu şuna benzer.
  kınındaki bir kılıcıda''keskin'' sıfatıda verilir, ancak bu keskinlik onun kesme  anına tekabul eder. bu bağlamda keskin olarak nitelenmesi iki ayrı manayı gerektirir:

kınında iken kesmesi  bilkuvve halinde keskin olması demektir, kesmenin vaki olması halinde ise bilfiil keskin olur... o halde aynı bu  durumda olduğu gibi Allah'ın ezelde yaratıcı olması, yaratılmış bir  şeyin olmasını gerektirmediği gibi  Allah ta sonradan bir değişikliğide gerektirmez.zira kesme anında olduğu gibi yaratma anında da olacaklar, daha önceden belirlendikleri gibi tahakkuk ederler. fiili olarak kesme durumu ezeli olmadığı gibi bilfiil yaratma durumuda ezeli değildir (gazali,el-iktisad fi'l-i'tikad,(kahira,trz.)72,73)

nesefi tekvin meselesini bir sıfat bazında birde illiyyat bazında tartışmaktadır. sıfat bazında daha çok mutezile ve eş'arilere cevap verirken,illiyyet konusunda yaratıcı ve yaratılanın  birlikte ezeli olduğunu söyleyen  meşşai felsefeyi tenkit etmektedir. ancak meşşai doğrudan bazı bazı filozofları hedef alarak veya meşşai felsefenin kendi agümantasyonunu kullanarak değil, semantik bir tahlil yöntemi uygulayarak tenkit etmektedir.

örneğin tekvin-mükevven ilişkisini açıklarken, yaratma niteliğine sahip bir yaratıcının yaratmasının ve buna bağlı olarak  yarattoığı şeyinde  yani aleminde ezeliliğini ileri süren meşşaileri tenkit ederken bazan onların bu  tartışmada kullandıkları illetma'lül veya sebep-müsebbeb gibi terimleri kullanmakta bazanda  bu terimleri kullanmadan, dilden hareket ederek yanılgılarını ortaya koymaya çaılışmaktadır.

nesefi tekvin sorununu incelerken,tekvin(yaratma)sıfatının ezeliliği,tekvin-mükevven ayrılığı ve bunun sonucu olarak tekvinin ezeli oluşunun  alemin kıdemine götürmeyişi üzerinde durmaktadır.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2244


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 11 Nisan 2011, 12:19:41 »


Nesefi tekvin sıfatını,ezeli olarak kabul edilmesi hususunda alemindce ezeli olduğunu söyleyerek hadis bir sıfat olarak kabul eden eş2ari düşüncesine eleştiri getirmekte ve önce kendi düşüncesini bir postülat olarak şöyle ortaya koymaktadır.

şüpesiz tekvin (yaratma ) ezelidir . Allah tealanın yaratma sıfatıyle ezeli  yaratıcı olması ezelden beridir. tekvin tahlik,halk,icad,ihdas,ihtira ve ibda eş anlamalı olup bunların hepsi bir şeyi yokluktan varlığa  çıkarmayı ifade eder  (tebsira)

tekvin  kendi kendisiyle hadis olamsı muhaldir. çünkü bu taktirde bir şey hem hadis hemde muhdis olurdu. bu ise muhaldir. Allahın ihdas etmesiyle de hadis olduğunu söyleyemeyiz. çünkü o taktirde onun içinde ayrı bir tekvin gerekir. ikinci tekvininin  de bir başka tekvin ile hadis olması gelecektiki bu tesellüse götürür.

alemin meydana gelişini birbirine bağlı sonsuz sebeplere havale etmek,onun  hem varlığına hem de hadis olduğuna engel teşkil eder. halbuki alemin mevcud ve hadis olduğu hissen ve zarureten sabittir. bugörüş dehrilerin''hiç bir hadis yokturki ondan önce bir hadis bulunmasın'' şeklindeki görüşlerine benzemektedir.  bu görüşü ileri sürmek alemin kıdemini kabul etmektir''tebsira

nesefi aynı görüşü paylaştığı maturidinin fikrinide şöyle açıklar:


''hak ehli tekvinin Allahın ilim,kudret sıfatları gibi ezeli bir sıfatı olduğunu söylerler.tekvin ezelidir,fakat mükevven sonradan olmalıdır. kudret ezeli olduğu halde makdurun sonradan gelmesi de böyledir'' (age)

eş'ariler tekvinin ezeli olduğu görüşüne şöyle itiraz ederler.fiilin bir mef,ul istediğini hepimiz kabul ederiz. tekvin dediğimiz fiil  ezelde mevcud ise,mefulüde ezelde mevcud olmalıydı. eğer böyle bir mefulun varlığını kabul ederseniz alemin kıdeminide kabul etmiş olursunuz. şayet ezelde  fiilin mefulünün  ma2dumiyetini kabul ederseniz alemin kıdeminide kabul etmiş olursunuz.şayet ezelde  fiilin mefulünün  ma'dumiyetini kabul ederseniz, bu defa madum bir şeyi mef'ul kabul etmiş olursunuz.

bu itiraza nesefinin cevabı şöyledir:


aslında bu itiraz mef'ul olmadığını gösteren bir itiraftır. çünkü fiilin mef'ulün üzerinde vaki olduğunu söylüyor,yani fiilin geçişli olduğunu kabul ediyorlar.halbuki bir şey kendi üzerine vaki olmaz.başka bir nesneye taalluk eder.bir şeyin kendi zatına taalluku ve taaddi etmesi  muhaldir. buda söz konusu itiraz sahiplerinin  aleyhinde bir hüccettir. öte yandan bu önemli noktayı belirttikten sonra derizki. fiil mef'ula taalluk eder,doğru.fakat bütün hallerde fiil mef'ulu gerektirmez,ona taalluku söz konusu olmaz. çünkü fiil mutlaka  mef2ul olacaktır, diye bir şart yoktur bu durum Allah'ın ((ol))  emri içinde söz konusudur.

denilirki: Allah kün hitabıyla  alemin vucuda çıkmasını emretti,Allahın bu emri ezelde mevcuttur.  halbuki ezelde ne me'mur nede vucup vardır. ancak icap gerektiren  ilahi emir ezelde mevcuttu. işte ezelde tekvin de böyledir . yani tekvin mükevvenin ezelde olması için değildir.  nitekim ezeli iradeside ,yani bir şeyi ezelde irade etmiş olması da  ezelde o şeyin vucud bulması için değildir. aksine o nun irade ettiği her şeyin  var olacağı  zamanda ortaya çıkmasını gerektirir..tebsira

bu durum aynı zamanda  meydana gelen hadis olmasınında  bir işaretidir. zira iradenin taalluk ettiği şey hadistir. tebsira.

yine bunlara nesefi şöyle bir soru sormaktadır:

''alem henüz yok iken ,Allah onun icadına kadirmidir?'' bu soruya ister istemez ''evet''cevabını alacak olan nesefi arkasından  kendi delilini ortaya koyar:

''demekki alem ,ma'dum iken makdur olabilmektedir'' ve arkasından şöyle devam eder:''yine muhaliflerimize ''Allah alemi icad ettikten sonra onu yok edebilirmi?'' diye sorduğumuzda ''evet'' demeleri lazımdır. '' peki,Allah bunu hadis bir kudretlemi ,yoksa ezeli bir kudretle mi yapar ve o kudret alemi  ezelde yok edebilirmi?'' diye sorarız . şayet ''evet'' derlerse ,ma'dumun yokluğuna kudretin taalukunu  itiraf etmiş olurlar.   bu ise muhaldir,şayet '' bu mevcudu yok edcek kudrettir'', derlerse,  muhaliflerinin düşürmeye çaılştıkları hataya kendileri düşerler, yani alemin ezeliyetini kabul etmiş olurlar.   ''hayır'' derlerse , o zaman ''mevcudun yokluğuna  kudret ezelde nasıl taalluk eder?''diye sorarız  bu sorumuza  ancak şu şekilde cevap verebilirler: '' ezeli kudret ,mevcudun  ademine olan  kudrettirki  mevcudun var olma vakti ona taalluk eder 
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2244


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 11 Nisan 2011, 12:22:50 »

tekvin mükevven ayrılığı:

mükevvenin tekvin ile aynı olduğunu iddia edenlere göre tekvin de iki unsur bulunmaktadır:yaratan ve yaratılan .

ancak nesefi tekvin ile mükevven aynılığı durumunda Allah ile alem arasında bir yaratıcı  yarartılan ilişkisinden  bahsedilemeyeceğini söylemektedir.et -temhid

tekvin  ile mükevvenin aynı olmadığını ve bundan dolayı  tekvin ezeli olduğu halde  mükevvenin ezeli olması  gerekmediğini ileri süren  nesefi,tekvinnin  mükevvenle aynı olduğunu  iddia edenler  Allahın fiili sıfatlarını hadis olarak kabul ettiklerini söylerler..nesefi

bunlara göre tekvini ezeli olarak kabul edersek, aleminde ezeli olduğunu kabul etmemiz gerekir. halbuki alemin hadis olduğu sabittir. alemin ezeli olduğunu iddia eden görüş batıldır. o halde tekvinin ezeli olduğunu ileri süren  görüşte batıldır .

bu itirazlara nesefi şöyle cevap vermektedir:

''bize göre tekvin mükevvenden  ayrı bir şeydir . bu durumda tekvin ,ya ezeli yada hadis olur. hadsis olması mümkün değildir. tekvin şayet hadis olursa  üç ihtimal ortaya çıkar: ya Allahın zatının dışında bir mahalde(bişr b. mu'temirin görüşü),ya hiç bir mahal olmaksızın  (ibn revendinin görüşü) veya Allahın zatında hadis olur  (kerramiyenin görüşü).

bu üç şıkkın herbiride  iki şıkka ayrılır: ya kendisi ile hadis olur veya Allahın ihdas etmesiyle. Allahın zatının dışınbda bir başka mahal de hudusu batıldır. çünkü şayet tekvin bir mahal ile kaim olsa alemin mükevveni Allah olmayıp o mahal olacaktır. çünkü sıfatların mevsufu mahallinden başkası olamaz.

hiç bir mahal olmaksızın tekvinin hadis olmasına gelince  o da iki yönden fasittir. çünkü hadis olan tekvin arazdır..araz ise kendi başına kaim olamaz. bir mahalle muhtaçtır,Allahın zatında hadis olamsı muhaldir çünkü Allahın zatı kadindir . kadim ise hadis olan bie şeye mahal olamaz.zira Allaha hudus alametlerinden münezzehtir.

taftazani nesefinin  bu tenkitlerini insafsızlık olarak değerşlendirir. ve bunu şöyle ifade eder:

''fakat akıllı olan kimseye yakışan odurki bu tür bahislerde iyi düşünsün ve azıcık temyiz kabiliyeti bulunan bir insanın nazarında bile  muhal olduğu apaçık belli olduğu bazı görüşleri usul alimlerinin mutahasıslarına (yani eş'ari ulamasına) nisbet etmesin.

bunu yapacağına , bu mutehassısların sözlerine , alim ve aklı başında insanların tartışmaya değer görebilecekleri doğru bir yorum aramalarıdır.. zira tekvin, mükekkeninaynıdır. eş'ariye şunu kastedmiştir:

fail bir fiili işllediği zaman ortadaki unsur bulunur .
fail ve meful ''tekvin,icad'' v.b. kelimelerle ifade edilen mana ise faili mef2ule nisbet edilmesinden  zihinde hasıl olan itibari bir şeydir,
yoksa zihnin dışında (yani realitede) ve mef'ulden  ayrı olarak mevcut olabilen hakiki bir nesne değildir. eş'ariyye hiç bir zaman <<tekvin mefumu aynıyle mukevven mefhumundan ibarettir>>tarzında bir şey kastedilmemiştirki ileriye sürülen muhaller doğmuş olsun.( taftazani şerhi.)

taftazani,filozofların varlık ve mahiyetin zihinde ayrı oldukları ,dış dünya birleştikleri düşüncelerini tekvin ve mükevven kavramlarına uygulamaktadır..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3574



WWW
« Yanıtla #4 : 12 Nisan 2011, 12:11:15 »

Allah'ın sıfatları -özellikle tekvin sıfatı- hakkında farklı görüşler olsada maturidide olsun eşaride olsun ibni sina, farabi gibi felsefecilerde hatta mutezilede dahil olmak üzere temelde aynı şeylerde buluştuğunu görüyoruz.Bu temel tevhidin korunmasıdır;Vahdaniyet,ahadiyet,samediyet...gibi
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
**AllahIN SELAMI SİZLERİN ÜZERİNE OLSUN** Vuslat Sevdalılar (tanişma) « 1 2 » rasule_vuslat 10 577 Son Mesaj 26 Ekim 2007, 15:23:02
Gönderen: hüsnüzan
Allah in selami Allahin hak kullari uzerine olsun Vuslat Sevdalılar (tanişma) sehadet_ya.rab 5 332 Son Mesaj 29 Ekim 2007, 08:33:32
Gönderen: MERXAS
AllahIN SELAMI ÜZERİNİZE OLSUN Vuslat Sevdalılar (tanişma) « 1 2 » GÜLSEVDALISI 12 548 Son Mesaj 13 Ocak 2008, 23:01:30
Gönderen: mehmet2008
RESUL E XUDA (AllahIN RESULU) Türkçe Eserler sevdimonu 3 318 Son Mesaj 14 Nisan 2009, 16:48:17
Gönderen: ÂmâK-ı HâYâL
RUSYADA COK HARIKA BISEYE SAHNE OLIYORUZ BUYRUN ISTE AllahIN MUCIZESI Dünyadan Haberler muhammednur2 3 564 Son Mesaj 17 Ekim 2009, 11:10:53
Gönderen: cebelinur
AllahIN KELAM SIFATI Tevhid Ve Akaid Âl-i İmran 2 264 Son Mesaj 10 Nisan 2011, 11:43:57
Gönderen: Âl-i İmran