0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Beddua'ya İzin Yok  (Okunma Sayısı 97 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2244


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 23 Eylül 2011, 13:40:12 »

BEDDUAYA İZİN YOK...
Resûlüllah Efendimiz, ashabına ve ümmetine daima Allah'tan hayır dua eder, onlar
hakkında dünya ve âhirette hep iyilik dilerdi.
İslâmiyete ve müslümanlara büyük zarar veren, kendisini çok üzüp rencide eden
kimselere ise, çok nadir de olsa beddua ettiği olurdu.
Uhud Savaşı sırasında da bir ara Peygamberimiz müşriklerin peşpeşe gelen
saldırılarından çok sıkılmıştı. Gözü önünde en değerli sahabelerinin şehit edilişinden
fevkalade üzülmüş ve nadir hallerde başvurduğu bedduaya başlamıştı:
- Allahım! Ebû Süfyan'ı rahmetinden uzaklaştır.
- Allahım! Haris bin Hişam'ı rahmetinden uzaklaştır.
- Allahım! Safvan bin Ümeyye'yi rahmetinden uzaklaştır...
Beddua ettiği bu kimseler, müslümanlara o sıralar en çok zarar veren, en fazla
düşmanlık gösteren kimselerdi. Ancak Resûlüllah'ın bu bedduası üzerine Allah
Cebrail'i göndermiş, şu âyetleri indirmişti:
"Ey Resulüm! Kulların işinden hiçbir şey sana ait değildir. (Senin elinde bir
şey yoktur)
Allah ya onlara (rahmetiyle) tövbe nasip eder yahut zalim oldukları için azaba
uğratır.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. O dilediğini rahmetine erdirir,
dilediğini de rahmetinden uzaklaştırarak cezaya çarptırır.

Allah kullarına karşı çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir." (
Âli İmran, 128-129)
Bu âyetlerde rahmet etmek veya azap vermenin, yalnızca Allah'a ait olduğu, bunun
Peygamberin elinde olan bir şey olmadığı belirtiliyordu.
Şu halde Allah Resulünün, Allah'ın izni olmadan beddua etmeye, hiç kimse
hakkında kötü akıbet dilemeye yetkisi yoktu. Kimi, nasıl bir akıbetin beklediğini
ancak Allah bilirdi. Ve bu takdir edilen akıbeti değiştirmeye de, kimsenin gücü
yetmezdi.
Nitekim, Resûlullah'ın beddua etmek istediği şahısların hepsinin de, sonradan
tövbeye gelip iyi birer Müslüman olduklarını görüyoruz.
Bu âyetlerin gelmesinden sonra, Allah Resulü bedduayı gerektiren bir hal olduğu
zaman, önce Rabbimizin muradının ne olduğuna bakar; ancak onun izin verdiği
durumlarda bedduaya başvururdu.
Uhud Savaşı'nın iyice kızıştığı bir andı. Resûlüllah Efendimizin dişleri kırılmış,
yüzü yaralanıp kan revan içinde kalmıştı. Onu bu halde görmek sahabelere çok ağır
gelmişti. Mekkeli müşriklere karşı, büyük bir hiddet duygusu içinde:
- Ya ResûlAllah! Bu hâle gelmene sebebiyet veren Kureyş müşriklerine beddua
etsen, lanet yağdırsan ya,
demişlerdi.
Peygamberimiz ise, müşriklere lanet ve beddua edilmesini bekleyen sahabilerine,
yukarda mealini sunduğumuz İlâhi vahyin de ışığında, şu karşılığı vermişlerdi:
- Ben insanları lanetleyici olarak gönderilmedim. Ancak onları doğru yola
çağırıcı ve rahmete ulaştırıcı olarak gönderildim.
Allahım, halkıma sen doğru yolu göster. Onlara hidayet ver... Çünkü onlar
doğruyu bilmiyorlar...

Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Besmele, Allah'tan İzin ve Onay İstemektir Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 136 Son Mesaj 03 Haziran 2009, 08:50:42
Gönderen: MERXAS
Beddua Hadis-i Şerifler MERXAS 3 295 Son Mesaj 22 Kasım 2010, 12:21:23
Gönderen: Âl-i İmran
güzel bir beddua ( bir bakın hak vereceksiniz) Dua penceresi arzu.. 3 183 Son Mesaj 21 Haziran 2009, 17:26:58
Gönderen: _uMuT_
Çocuk Dilinde Beddua :) fıkralar arzu.. 5 239 Son Mesaj 23 Ağustos 2009, 18:21:56
Gönderen: ahmetmeydani
En Güzel Beddua... Dua penceresi MERXAS 0 162 Son Mesaj 27 Şubat 2010, 08:35:44
Gönderen: MERXAS
Müdür Bir İzin Verse İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 1 185 Son Mesaj 20 Nisan 2010, 15:49:52
Gönderen: cürmümile
iSRAİLE BEDDUA!! Dua penceresi TURAB 3 157 Son Mesaj 24 Ocak 2011, 15:04:40
Gönderen: hüzünlüyüm