0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: BİR İNSANI KAZANMAK VE KAYBETMEK..  (Okunma Sayısı 207 defa)
SeYYaF
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 40



« : 18 Haziran 2011, 14:03:34 »

BİR İNSANI KAZANMAK VE KAYBETMEK..

Güveni geliştirmek yıllar alıyor, yıkmak bir dakika.
Hayatında nelere sahip olduğun değil kiminle olduğun önemli.

* Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün, ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil, kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

* İnsanların basına ne geldiği değil, o durumda ne yaptıkları önemli.
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle her işin iki yüzü var.

* Olmak istediğim insan olabilmem çok vakit alıyor.
Karşılık vermek, düşünmekten çok daha basit.

* Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek, hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
“Bittim" dediğin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.

* Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkilerin hayatını kontrol eder.
Kahraman dediğimiz insanlar bir şey yapılması gerektiğinde, yapılması gerekeni şartlar ne olursa olsun yapanlar.

* Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
Bazı insanlar sizi çok seviyor ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz, bazıları hiç karşılık vermiyor.

* Para ucuz bir başarı.
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları kaldırmak için elini uzatır.
İki insan aynı şeye bakıp tamamen farklı şeyler görebilir.
Âşık olmanın ve aşkı yasamanın çok çeşidi vardır.

* Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor.

* Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirebilir.
Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!
Tecrübenin kaç yaş günü partisi yasadığınızla ilgisi yok, Ne tur deneyimler yaşadığınızla var.

* Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
Aile her zaman biyolojik değil.
Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
Onları affetmek gerekir.
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

* İki kişi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

* Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
Bir insanı kazanmak çok zor, ama kaybetmek çok kolay
Moderatöre Bildir   Logged
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2254


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 18 Haziran 2011, 16:18:20 »

Faydalı bir konuya değinmişsisniz kardeşim... Konu insan kazanmak olunca  asar-ı saadetten şu hikaye aklıma geliverdi ;   Hayber Yahudilerinden Amir'in, Yesar adında Habeş'li zenci bir kölesi vardı.
Yesar, çobanlık yapar, sahibinin koyunlarını otlatırdı.
Peygamberimiz Hayberin kalelerinden birini kuşattığında Yahudilerin
silahlandıklarını görmüştü Yesar. Onlara:
- Ne yapmak istiyorsunuz? diye sormuştu.
Onlar da cevaben:
- Şu Peygamber olduğunu iddia eden kişi ile çarpışmaya hazırlanıyoruz,
demişlerdi.
"Peygamber" sözü, Yesar'ın kalbine işlemiş, zihninde yer etmişti. Şu peygamber
denilen kimse, nasıl biriydi? Ne istiyordu? Bu merakla, kale dışında otlattığı sürüyü
İslâm ordusunun karargâhına doğru sürüp Peygamberimizin huzuruna vardı.
- Ey Muhammed! Sen insanlara neler söylüyor, nelere davet ediyorsun?
diye sordu. Peygamberimiz Yesar'ın sorusuna cevaben:
- Onları İslâmiyet’e: "Allah'tan başka ilâh bulunmadığına ve benim Allah'ın
Resulü olduğuma inanmaya" çağırıyorum, buyurdu.
Yesar:
- Bu söylediklerine inanır, kabul edersem, bana ne var? Dedi.
Peygamberimiz:-
Bu inanç ve kabul üzere ölürsen, sana cennet var, buyurdu.
Yesar:
- Ya ResûlAllah! Öyleyse bana İslâmiyeti ve nasıl müslüman olunacağını anlat,
dedi.
Peygamberimiz İslâmiyeti anlatınca Yesar, söylenenlerin hepsini kabul edip
müslüman oldu.
Yesar, aslında dış görünüş yönünden, çirkin, çelimsiz, herkesin hor gördüğü,kısacası adamdan saymadığı biriydi. Fakat Peygamberimiz, insanları İslâm'a çağırmada hiçbir ayırım yapmaz, hiç kimseyi hor görmez, küçümsemezdi. Eşraftan birisi ile sıradan bir köylü onun gözünde birdiler. Kişinin değeri, derisinin renginde,
soy asaletinde, fizik güzelliğinde değil; Allah'a olan bağlılık ve teslimiyetinde idi. Bu yüzden, herkesin zavallı biri olarak baktığı köle Yesar'ı başından savmamış, ona istediği bilgiyi vermiş, gerekli telkini yapmış, hidâyetine vesile olmuştu.
  Yesar insanların kendisine küçümser gözle baktıklarını bildiği için, müslüman olunca, Peygamberimize - biraz da çekinerek şu soruyu sormaktan kendini alamadı:
- Ya ResûlAllah! Ben insanların hor gördüğü siyah tenli, çirkin yüzlü, varlıksız bir kimseyim. Şu Yahudilerle çarpışır ve ölürsem yine cennete girebilir miyim?
Peygamberimiz "evet" dediğinde, sanki dünyalar O'nun olmuştu... GÜZEL BİR KONUYDU ELİNİZE SAĞLIK..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4510


seven sevilene tabi olur.


« Yanıtla #2 : 19 Haziran 2011, 12:07:37 »

Allah razı olsun

Peygamber efendimiz aleyhisselam hayber gazvesinde hz. Aliye hitaben şunu söylemişti.

Allah'a yemin ederim, eğer senin vasıtanla Cenabı Hak bir kişiyi hidayete getirirse, bu senin için kırmızı develerden daha hayırlıdır
 
 Peki bir insanı kazanmaya neden bu kadar önem vermiştir?
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2254


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 19 Haziran 2011, 12:57:07 »


 Peki bir insanı kazanmaya neden bu kadar önem vermiştir?
Ümit hocam bu sorunun cevabını sizden de bekliyoruz, benim aklıma gelen bir hadisi şeriften yola çıkarak şu kıssadır...

"Benim durumumla sizin durumunuz şu misale benzer ki: Adamın biri ateş yakmış. Bunun üzerine
çekirge ve küçük kelebekler içine düşmeye başlamışlar. O ise onlan ateşten rnenediyor. İşte ben de
bunun gibi, sizi ateşten korumak için, belinizden tutuyorum. Halbuki siz, elimden kaçıveriyorsunuz."


Peygamberimiz hicretin 17. ayında Abdullah bin Cahş komutasında 12 kişilik bir seriyye (askeri birlik) hazırlamıştı. Onları, Mekke'nin yukarısındaki Nahle Vadisine,etrafı araştırmak, düşmanın durumu hakkında bilgi toplamak üzere keşfe göndermişti. ...Abdullah bin Cahş ve askerleri, Nahle'ye vardıklarında orada Kureyş'in kuru  üzüm, deri ve benzeri şeyler yüklü bir ticaret kervanı ile karşılaştılar. Kervan Taif’ten
gelmekteydi. İslâm ordusu bir baskın düzenleyerek, kervanı ele geçirdiler. Kervanda  bulunan Mekke'nin ileri gelenlerinden Hakem bin Keysan'ı da esir ederek,  Medine'ye geri döndüler.  Peygamberimiz, Medine'de Hakem bin Keysan'ı İslama davet etti. Fakat Hakem, bu daveti kabul etmediği gibi, İslâmla alay etmeğe, Peygamberimize dil uzatmağa  başladı. İslâm düşmanlarına karşı şiddetli haliyle bilinen Hz. Ömer, onun bu  alaylarına daha fazla dayanamayarak:
- Ya ResûlAllah! Bununla ne diye konuşuyorsun? Bu, hiçbir zaman Müslüman olmaz, verelim cezasını gitsin, dedi.
Peygamberimiz Hz. Ömer'in sözünü dikkate almadı. Anlatmağa devam etti. Uzun konuşmalardan sonra, nihayet Hakem, anlatılanlardan ikna oldu. Ve şehadet kelimesini söyleyerek İslama girdi.
Peygamberimiz bu duruma çok sevindi. Keysan'la ilgili olumsuz görüşleri olan Hz.
Ömer'e ve ashabına dönerek:
- Eğer sizin bu zât hakkındaki görüşünüze uysaydık, onu ilk anda öldürmüş, Cehenneme yollamış olurduk, buyurdu.
Peygamberimizin bu sözü, düşündürücü olduğu kadar uyarıcıdır da.
Hüner, Cehenneme adam göndermek ve Cehennemliklerin sayısını artırmak değil.
Cennete adam kazanmaktır.

Nitekim Hz. Ömer de, Hakem'i her gördüğünde, Peygamberimizin huzurunda onu,
gösterdiği saygısız davranışlardan dolayı öldürtmek istediğini hatırlar,
- Eğer benim dediğim olsaydı, şimdi bu kişi Cehennemde olacaktı, diye
söylenip üzüntü duyardı.
Kaderin ibretli bir tecellisidir ki, Hakem, Müşriklerin mü'minlere hazırladığı Maûne
Kuyusu komplosunda şehit düşmüştür. Peygamberimizin sabrı ve hoşgörüsü sayesinde
yalnız inkar halinden kurtulmakla kalmayıp, islam Tevhid'e bir kişi daha kazanmış, ve bu kişi şehitlik gibi yüce bir mertebeye çıkmak  mutluluğuna da ulaşmıştır.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #4 : 20 Haziran 2011, 13:51:21 »

 Şöyle bi mesele anlatılır. Hz. Nuh a.s kavminin işlediği cürümlerden bıkıp beddua ettikten sonra Allah c.c. bedduasını kabul eder ve gemi yapmasını emreder. Gemi yapılıp tufan kalktıktan sonra gemidekiler selametle indikten sonra Allah c.c. Hz. Nuh (a.s) ma  çamurdan kap kaçak türü şeylerin yapmasını söyler. 
 Yaptığı bu kap kaçakları güneşte bekletmesini, kurutmasını emreder. Kavminin de yardımıyla binlerce kap kaçak büyük bir uğraş sonrası yapılır. Allah emreder yaptığınız bu kapkaçak türü şeyleri kırın.
 Hz. Nuh (a.s) şaşkın bir şekilde onca emek verdikleri kapların kırılma emrine üzülür. Başlar kırmaya tabi kırarken yüreği yanar. Allah'a c.c. ya Rab'bi madem kırdıracaktın bize bunları yaptımandaki hikmetin nedir dediğinde Allah c.c. bu yaptığın cansız şeylerin kırılmasına emek verdiğin için, için burkuldu peki benim yarattığım kullara neden beddua ettin. Onların cehenneme gittiğini biliyorsun. Evet cezayı hak etmişlerdi ama helak olanlar benim kullarımdı.
 Unutmamalıyız ki Allah c.c. yarattığı hiç bir insan'ın cehenneme gitmesini istemez. Çünkü insanlar O'nun kullarıdır. Dolayısıyla kurtarılan her insan Allah'ın c.c. bizim için sevgisine mazhar olacaktır.
 Zaten Peygamber efendimiz aleyhisselamı'ın da kavmine toplu olarak beddua etmemesi bize ışık tutuyor bu konuda.
 Yine hz. Musa as. ile karun olayında Allah c.c. eğer karun musa'dan değilde benden eman dileseydi onu afederdim dediği rivayeti vardır. Çünkü insanoğlu Allah'ın c.c. çok değer verdiği yaratıktır.
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
RUH İNSANI Düşünce yazıları/Makaleler haznevi 0 168 Son Mesaj 05 Ocak 2008, 22:13:02
Gönderen: haznevi
GÜNAHLA MANEVÎ MERTEBE KAZANMAK Düşünce yazıları/Makaleler MERXAS 0 177 Son Mesaj 23 Nisan 2008, 07:41:16
Gönderen: MERXAS
Sevap Kazanmak Çok Zor İş Değil! İslami Hayat Tarzı Şehid Rehber 5 372 Son Mesaj 14 Ekim 2009, 17:36:10
Gönderen: kördüğüm
Sana kaybetmek düşer Düşünce yazıları/Makaleler harras 0 121 Son Mesaj 12 Temmuz 2009, 22:27:52
Gönderen: harras
İNSANI İLGİLENDİREN YOL(s.kutub) Tevhid Ve Akaid MERXAS 6 246 Son Mesaj 20 Ekim 2009, 08:57:31
Gönderen: Kıyam
ayda 2 milyar kazanmak isteyen varmı ? fıkralar hakikatyolcuları 8 425 Son Mesaj 12 Aralık 2009, 13:37:50
Gönderen: hakikatyolcuları
1 Dakikada 7.320 Sevap Kazanmak istermisiniz ? Dua penceresi arzu.. 1 214 Son Mesaj 19 Şubat 2010, 19:12:04
Gönderen: malcolm x