0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Boykot Sırası Camilerde mi?  (Okunma Sayısı 170 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 26 Eylül 2010, 12:33:47 »

Boykot Sırası Camilere mi Geliyor?


  .Diyanet teşkilatı, son yıllarda hem Kürt illerinde hem de Türkiye genelinde gözle görülür bir hareketlilik içerisindedir.

--------------------------------------------------------------------------------
Özellikle camilerin dar anlamda algılanmış klasik cemaatle yetinmek yerine çocuk ve kadınlar da dahil toplumun tüm kesimlerinin camilere yönelmesi yönündeki çabaları bir çok yerde hissedilmektedir

Bu anlamda yaz Kur’an kurslarında camilerin ders almaya gelen çocuklarla dolup taşması dikkatlerden kaçmazken birilerinin bundan ciddi rahatsızlık duyduğu da ortadadır. Geçen yıllarda Eğitim-Sen yetkililerinin Kürt illerindeki versiyonlarının çocukların camilere yönelmesi karşısında yaptıkları açıklamalar, ortaya koydukları istatistiki bilgiler ve bu durumun arzettiği “vahameti” gözler önüne seren basın bildirileri henüz hafızalarda iken Öcalan’ın son “Basın açıklamaları”nda camilerin fonksiyonunu sorgulayıcı açıklamaları da eklenmiş oldu.

Bir önceki “Basın açıklaması”nda Hakkari ve İdil’de katledilen iki imamın durumunu irdelerken Öcalan şunları söylüyordu:

“Geçenlerde bir imam öldürülmüştü. Şimdi burada AKP’nin yeni bir politikasının sözkonusu olduğunun görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu imamları kullanmak istiyorlar. Onlar vasıtasıyla halka propaganda yapıp halkı kandırmak istiyorlar. Geçmişteki Hizbullah uygulamasına benzer bir uygulama gibi. Halkımız bu oyunlara gelmemelidir. Kendisine yakın imamların olmadığı camilere gitmemeli, onlara itibar etmemeli, gerekiyorsa kendi evlerinde toplanıp kendi cemaatleriyle ibadetlerini yaparak böylesi politikaları boşa çıkarmalıdırlar. Sanırım bir iki gün önce bir imam daha öldürülmüş. Halktan biri, halkımızın mele dediği biri. O zaman bir karışıklık yaratmaya çalıştıkları iyice açığa çıkmış oluyor!”

Son basın bildirisinde ise Öcalan referandum ve okulları boykot girişimlerinden cesaret almış olmalı ki yine şöyle diyordu:

“Bu son saldırıların yanında iki imamın öldürülmesi gibi cinayetler de yaşanıyor. Bu konulara dikkat edilmelidir. Din konusunda da şunları belirtebilirim. Geçmişte Hizbullah ile fiziki soykırım, bugünkü manevi soykırım Diyanet imamları aracılığıyla yapılmaktadır.

Hizbullah’ın yerini bugün Diyanet almıştır. Bugün yaptıkları manevi-dini soykırımdır. Halkımız bugün faşist-devletçi propaganda yapan imamlara rağbet etmemelidir, bunlar öldürülsün demiyorum, bunu doğru da bulmuyorum ama bu tür imamlardan uzaklaşmalıdır, onları yalnız bırakmalıdır.

Bu imamları boykot etmelidir. Demokratik İslam temelinde kendi mescitlerini, camilerini kendileri yapmalı ve ibadetlerini, dini vecibelerini buralarda gerçekleştirmelidir.

Hizbullah, eskiden enselerine sıktığı tek kurşunla yurtsever insanları katlediyordu. Bu fiziki bir soykırımdı. Ancak bugün Diyanet imamları aracılığıyla yapılan dini-manevi soykırım, bu Hizbullah’ın fiziki soykırımından daha tehlikelidir. Ben, sahte imamların verdikleri hutbeleri çok iyi biliyorum. Bu hutbeler faşist zihniyetle verilen ve manevi soykırımı amaçlayan hutbelerdir. Bunun ne islamla ne de insanlıkla alakası vardır.

O yüzden dini bütün halkımız demokratik islami zihniyetle gerekirse parasını kendileri karşılayarak ibadetlerini mahallelerde kuracakları mescitlerle-camilerle gerçekleştirebilirler, dini bütünlüklerini böyle korurlar. Bu tarz manevi-dini soykırım yapan camilere de gitmezler, ibadetlerini bu tür yerlerde yapmazlar, buraları boykot ederler.”

Öcalan’ın son basın açıklamasında Hizbullah ve Diyanet, öne çıkan iki faktör. Gazetemizde daha önce çatışmalarla neticelenen PKK’nin Hizbullah düşmanlığının temellerini irdelediğimiz için bu konuya girmeyeceğiz. Daha doğrusu, o dönemde Perinçek ve Yalçın Küçük’ün Öcalan’ı güllere boğduğu süreçle eş zamanlı olarak başlayan Hizbullah’a yönelik saldırılarda ortamın yatışmasıyla yine eş zamanlı olarak Perinçek-Küçük ikilisinin Öcalan’a küserek Bekaa’yı terk etmesinin izahatı PKK kaynakları tarafından hala yapılmadığı için bu konuyu tekrar irdelemeyi lüzumsuz görüyoruz.

Diyanet faktörüne gelince; devletin Diyanet eliyle dini alana yaptığı müdahaleyi Öcalan yeni keşfetmişse bile bu konu, cumhuriyetin kuruluşundan beridir tartışılmaktadır.

Ancak hayat felsefesi, son savunmalarında Allah kavramını dahi sıklıkla ateist felsefecilerin sapık öngörüleri doğrultusunda sulandırarak saptıran Öcalan’ın derdi tabii ki İslam'ın kimler tarafından nasıl yorumlandığıyla ilgili değildir.

Şurası bir gerçektir ki, dini yaşama duyulan arzular arttıkça, sosyalist düşünce üzerine bina edilen düşünce  sistemleri de bununla orantılı olarak kan kaybına uğramaktadır. İslam'ı doğru anlatan, Kur’an öğretmek için çırpınan imamlar bağımsız da olsa Diyanet bünyesinde de faaliyet gösterse toplum tarafından kabullenilirler.

Bu da toplum üzerine tersinden hesap yürütenlerin işine gelmez. Haydi diyelim ki Diyanet imamları bir bütün olarak faşist ideolojinin propagandasının gönüllü memuru olsunlar. O halde İdil’de katledilen son imamın fahri dediğimiz resmi bir niteliğinin olmayışını acaba Öcalan nasıl izah edecektir. Kaldı ki 1990’lı yıllarda katledilen nice imamlar vardı ki resmiyetle de Diyanetle de hiçbir ilgileri bulunmamaktaydı.

Demek ki imamların reel   hayatta aktif olmaları, camilere gelen insan sayısının artış göstermesi, kurslara kayıt yapan öğrencilerin sayısında patlama olması, artık Öcalan için camilerin de boykot kategorisine alınmasını gerekli kılıyor.

Hatalı, hatta Öcalan’nın ifadesiyle faşist kategorisinde değerlendirilebilecek imamlar da yok mu? Kocaman PKK’de bile “merkezden habersiz” ya da “kendi insiyatifini kullanarak” Batman’dan sonra Hakkari’deki Geçitli Köyü yoluna mayın koyarak katliamlara imza atan gerilla birlikleri olduğuna göre mutlaka Diyanet teşkilatında da benzer şekilde “başına buyruk” imam birlikleri vardır.

Başına buyruk bazı imamlar yüzünden camiler boykot edilecekse, o halde “başına buyruk” gruplarla kendi insanını öldüren PKK en büyük boykotu hakketmiş olmuyor mu?

Yoksa Atatürk’e hayranlığın bir gereği olarak Öcalan da kendi deyimiyle “Demokratik bir İslam” öngörüsü için Diyaneti ve camileri mi bahane ederek işe başlamak istiyor?

Doğruhaber
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Boykot çağrısı/HAYRETTİN KARAMAN Yurttan haberler vuslat 3 299 Son Mesaj 30 Eylül 2008, 18:13:03
Gönderen: bymusab
Boykot listesi... Resimler ve flashlar « 1 2 » HÜSEYİN 13 1823 Son Mesaj 13 Haziran 2010, 00:38:19
Gönderen: berfin mina
türcelle boykot hatlarınızı şimdiden iptal edin Üye Haber ve Duyuruları by_selam 6 344 Son Mesaj 22 Ocak 2009, 18:38:32
Gönderen: hakikatperver
YAŞASIN BOYKOT KARDEŞLİGİ Resimler ve flashlar ramazan u. 5 290 Son Mesaj 25 Mayıs 2009, 13:06:02
Gönderen: vuslat
Şakanın Sırası değil!!.. Resimler ve flashlar Yusufça 1 240 Son Mesaj 19 Ağustos 2009, 16:20:53
Gönderen: arzu..
Halk camilerde Kürdçe hutbe ve vaaz istiyor Yurttan haberler kuranehli 0 152 Son Mesaj 20 Ekim 2009, 13:29:17
Gönderen: kuranehli
boykot ilginç Videolar cebelinur 4 344 Son Mesaj 01 Kasım 2010, 18:38:56
Gönderen: cebelinur