0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Cahiliyyenin Hükmü  (Okunma Sayısı 73 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 06 Temmuz 2011, 19:14:01 »

"Cahiliyenin hükmünü mü istiyorlar. Yakinen bilen bir kavim için Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50)


Cahiliyyenin Hükmü

Seyyid Kutub:

"Cahiliyetin gerçek manası, bu ayette tesbit ve tahdid ediliyor. Cahiliyet, insanın insana hükmetmesidir. Çünkü o, kulların kullara kulluğudur.. Allah'ın, kulluğundan uzaklaşmaktır... O'nun uluhiyetini reddetmektir... Allah'ı bırakıp bazı insanalrın uluhiyetini kabul etmek ve onlara kul olmaktır...

Bu ayete göre cahiliyet, muayyen bir zaman mahsus değildir... O, bir durum, bir vaziyettir. Bu durum, dün mevcut olduğu gibi, bugünde, yarında olur. İşte o zaman, İslam'a karşı olarak o, cahiliyet ismini alır.

İnsanlar, ya Allah'ın şeriatı ile hükmederler, onu kabul edip kendilerini ona teslim ederler ve Allah'ın dinine girerler... Veya kul yapısı bir sistemi tatbik ederler, onu kabul ederler ve cahiliyet bataklığına düşerler... Onlar kimin hükmünü tatbik ediyorlarsa, onun dinindedirler, Allah'ın değil..." (Fi Zilal'il Kur'an Cilt: 4 Sayfa: 269-270)

Ebü'l-Leys Semerkandi:

Allahü Teâlâ âyet-i celîlesinde şöyle buyuruyor:

"Onlar hâlâ cahiliyet devrini mi istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'dan daha iyi hüküm veren kim vardır?" (Maide: 50)

"Yukarda da belirtildiği gibi, Yahudiler kendi kitaplarının hükümleriyle amel etmemişler, Peygamberimizin aralarında hükmetmesini istemişlerdi. Aslında onlar Peygamberimize inandıklarından değil, niyetleri bozuk olduğu için böyle bir istekte bulunmuşlardı. Peygamberimizi aralarında hakem tayin edip, hüküm istemelerine rağmen, yine de hükmüne razı olmamışlardı. Halbuki yakînen bilen bir millet için Allah'dan daha iyi hüküm veren kimdir? Hiç şüphesiz Allah kulları arasında en iyi hüküm verendir. O'nun hükmünde bir adaletsizlik olamaz.

Eğer insanlar Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmederlerse, O'nun dinine girmiş, kurtuluşa ermiş olurlar. Şayet Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyip, kul yapısı bir nizamı tatbik ederlerse cahiliyet bataklığına düşerler, kimin hükmünü tatbik ederlerse, onun dinine girmiş olurlar. Cahiliyet hükmünün tatbik edildiği yerlerde Allah'ın hükmünden söz edilmez. Yaşanan hayat da cahiliyet hayatı olur." (Tefsirul Kur'an)

Seyfuddin El-Muvahhid:

"Allah (c.c) bu ayette, kendisinin her hayrı kapsayan ve her şerri yasaklayan hükümlerini tatbik etmekten vazgeçen ve insan aklının ürünü olan hükümleri tatbik edenleri azarlamakta, onların bu durumunu hayretle karşılamaktadır.

Cahiliyenin hükmü; Allah (c.c)’ın hükümlerine zıt olan her hükümdür. Bu, bir şahsın hükmü olabileceği gibi, bir grubun, bir parlementonun veya bütün insanların ortak hükmü de olabilir. İnsanların, Allah (c.c)’ın hükmüne zıt olan her hükmü, her zaman ve yerde cahiliyenin hükmüdür.

Allah (c.c)’a gerçek manada iman eden kimseler, her ne olursa olsun veya her nerede olursa olsun Allah (c.c)’ın hükmünden başka hükümleri asla istemez, kabul etmez ve hayatlarının herhangi bir yönünde tatbik etmezler. Zira onlar, Allah (c.c)’ın hükmünden daha hayırlı, daha adaletli bir hükmün olmadığını çok iyi bilirler. Bu ise imanın gereğidir...

Allah (c.c)’ın hükmünü bir kenara atarak beşer aklının ürünü olan hükümleri uygulayan kimseler, bu yaptıklarına delil olarak “halkın menfaatini istiyoruz” iddiasını ileri sürerler. Bu kimselerin ileri sürmüş oldukları bu iddia çok gülünç ve gülünç olduğu kadar da geçersiz bir iddiadır.

Zira bu kimseler, her ne kadar dilleriyle açıkça söylemeseler bile bu iddialarıyla beşeri hükümlerin Allah (c.c)’ın hükümlerinden daha iyi olduğunu söylemektedirler. İşte bu kimseler Allah (c.c)’ın bildirdiği üzere, Allah (c.c)’ın dinine yakinen ve şüphesiz bir şekilde inanmış değildirler.

Açıklanması Gereken En Önemli Mesele:

Allah (c.c)’ın mükemmel olan şeriatini bir kenara atarak beşer aklının ürünü olan kanunlarla hükmeden, bununla birlikte müslüman olduğunu iddia eden kimseler Allah (c.c) tarafından hayretle karşılanmaktadır. Çünkü Allah (c.c)’a, Allah (c.c)’ın şeriatinde her hayrın bulunduğuna, bu şeriatin her zaman ve mekanda geçerli olduğuna, ancak bu şeriat tatbik edildiğinde hem dünya hem de ahirette mutluluk kaynağı olacağına gerçek manada inanan bir kimse asla cahiliyenin hükmünü istemez.

Allah (c.c)’ın şeriatini bir kenara atarak beşer aklının ürünü olan kanunları tatbik eden kimseler, müslüman kalabilmeleri için bu yaptıklarına karşılık ne diyebilir veya hangi mazeretleri öne sürebilirler?

Allah (c.c)’ın şeriatinin zamanımıza uygun olmadığını, yetersiz kaldığını, yeni çıkan meselelere cevap vermediğini, beşer aklının ürünü olan kanunların ise halk için İslam kanunlarından daha hayırlı, merhametli ve ilmi olduğunu söyleyen kimseler acaba kafirlerden korktukları veya bir takım dünya menfaatlerini kaybetmek istemedikleri veya Allah (c.c)’ın şeriatini beğenmeyen kimseleri korumak ve onlara gelecek zararı önlemek için mi böyle söylemektedirler?

Bu gibi kılıfların arkasına saklananlar, gerçekte müslüman değildirler. Kendilerini müdafa etmek için ileri sürdükleri iddiaları ise boş ve geçersizdir. Zira İslam’a gerçek manada iman etmiş bir kimse, muvahhid olabilmek için; sadece Allah’ın hükümlerine boyun eğmek ve bağlanmak gerektiğini, Allah’ın hükümlerine bağlanmanın bir ibadet olduğunu ve ancak bu sağlandığında Allah’a tam manasıyla ibadet edilmiş olacağını, hüküm verme hakkını kendinde görenlere itaat etmenin ve onların hükümlerini kabul etmenin tevhidi bozan bir şirk ameli olduğunu çok iyi bilir.

Allah (c.c)’ın hükmünü isteme meselesi; tevhid ve şirk, iman ve küfür meselesidir. La ilahe ilallAllah Muhammedun rasulullah meselesidir. İşte dinin temeli budur. Bu konuda zerre kadar dahi olsa asla taviz verilemez. Zira bu konuda verilecek bir taviz, Allah (c.c)’tan başkasına ibadeti gerekli kılar.

İşte bu mesele, müslümanların kafasında iyice netleşmelidir. Çünkü bu mesele kafalarda netleşmeyince ölçüler kaybolur, hak ve batıl birbirine karışır, böylece doğru yol bulunamaz.

Bu mesele iyice anlaşılıncaya kadar, rasullerin yaptığı gibi öncelikle bu mesele üzerinde, tüm boyutlarıyla, bütün incelikleriyle, tam ve gerektiği gibi durmak gerekir. Bu mesele anlaşılmadan, yerli yerine oturmadan başka meselelere geçilmemelidir. İslam davetçileri bu durumun böyle olması gerektiğini çok iyi bilsinler!" (Davetçinin Tefsiri c: 6 s: 456-458)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Mevlidin hükmü nedir? Özel Gün ve Geceler seriyye 1 339 Son Mesaj 25 Mart 2009, 14:34:30
Gönderen: arzu..
Besmele Çekmenin Hükmü Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 392 Son Mesaj 03 Haziran 2009, 08:51:27
Gönderen: MERXAS
Cahiliyyenin Hükmü Tevhid Ve Akaid hamza01 2 206 Son Mesaj 20 Ekim 2009, 22:59:06
Gönderen: ESLEMTU
Tecvid bilmenin ve uygulamanın hükmü -2 Tecvid dersleri __YaZ_yAğMuRu__ 4 476 Son Mesaj 18 Eylül 2009, 01:32:53
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
Cahiliyyenin Organik Yapısı Tevhid Ve Akaid hamza01 2 171 Son Mesaj 18 Mayıs 2010, 20:26:55
Gönderen: hamza01
cuma namazının hükmü Fıkıh Köşesi marjinal 2 340 Son Mesaj 04 Temmuz 2010, 23:07:02
Gönderen: marjinal
Hükmü Altındakileri Aldatan, Zulmeden, Sahtekar Hükümdar İslami Hayat Tarzı hamza01 0 64 Son Mesaj 24 Ağustos 2011, 17:25:23
Gönderen: hamza01