0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Cevşen, Kur’ân’ın hakîkî bir münâcâtıdır  (Okunma Sayısı 753 defa)
Qum_Feenzır
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 451


Ya eyyühel müddessir! Qum feenzir!!


« Yanıtla #10 : 09 Ağustos 2010, 00:33:49 »

.
     Yazılacak daha  çok şey var.


yazılacak çok şey var diyor me va kardeş..ozaman yazalım Smiley

konuyu kapatmış gibi görünüyorsunuz bende yeniden açma niyetinde olmadığımı belirtmekle beraber bazı noktalara temas etme gereği duydum.

1.şiiler cevşeni kabul etmezler ve uydurma olduğuna inanırlar.(en azından benim tanıdığım şiiler ve okuduğum şii kaynaklar)

2.üstadın risalelerinde hasen hadislerin olduğu,cevşen meselesini de hasen bir hadisle birlikte faziletli gösterdiği ve dolayısıyla bir hadisin sağlamlığının dayanağının üstadın olamayacağı ve üstadın söylediği herşeyi kabul etmememiz gerekiği;
üstadın risalelerinde hasen hadislerin varlığı kabul edilen ve bazı çevrelerce de eleştirilen bir konu olduğu doğrudur.fakat dikkat edilirse üstad burda ve buna benzer konularda ''evrad-ı nakşibendi'' evrad-ı bahaiye'' diye tasavvufi kaynaklardan bahsediyor.me va kardeşin hadis konusuyla ilgili ihtisas gibi görünen bir durumu olduğuna göre şunu da bilmesi gerekir ki; tasavvufta ''keşfen sahih'' kabul edilen hadisler vardır.ve üstadında mutasavvıf yönünün varlığı inkar edlimez bir gerçektir.yani üstad bir ''usul alimi'' değildir.hadis usulünde ''keşfen sahih'' hadislerin muteber olmadığı gerçeği ile bunu değerlendirmek yalnıştır diye düşünüyorum.bu konuyu ''hadis usülü'' açısından değil,tasavvufi boyutuyla ele alırsak bence bir sorun yoktur.

3.me va kardeşin ''cevşen nasıl bir vahiydir ki Kur'and'a yoktur'' sorusuna cevaben ''vahy-i gayri metluv'' yani okunmayan vahiy..yani kayda geçmeyen yada kurana geçmeyen vahyin varlığı da alimler tarafından kaydedilmiş bir gerçektir.mesela: kudsi hadisler...manen vahiy ama lafzen vahiy değildir.
kaldı ki:''O,arzusuna göre de konuşmaz.
O vahyedilenden başkası değildir.''(necm-3.4) ayetine göre Resul(sav)ün söylediği her sözün vahiy olduğunu söyleyenlerde vardır.

4.bütün bunları bir tarafa bırakıp cevşenin özüne ve manevi kuşatıcılığına baktığımızda.yani Allaha içtenlikle yapılan bir dua nazarıyla bakıp bu şekilde içten okuduğumuzda ondaki yüce maneviyatın hissedilen varlığı cevşenin hiçde boş bir şey olmadığını apaçık ortaya koyar.
vesselam..
Moderatöre Bildir   Logged

Her gün Aşura bize!
Her yer Kerbela bize!
Şehadet iftixardır..
Hüseyin Rehber bize..ünlem!
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2255


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #11 : 09 Ağustos 2010, 08:26:16 »



2.üstadın risalelerinde hasen hadislerin olduğu,cevşen meselesini de hasen bir hadisle birlikte faziletli gösterdiği ve dolayısıyla bir hadisin sağlamlığının dayanağının üstadın olamayacağı ve üstadın söylediği herşeyi kabul etmememiz gerekiği;
üstadın risalelerinde hasen hadislerin varlığı kabul edilen ve bazı çevrelerce de eleştirilen bir konu olduğu doğrudur.

Qum_Feenzır hocam; bir hadisin sahih,hasen,zayıf olabilmesi için, usül ilmine göre bir takım vasıflar taşıması lazım, ilginç olan bu denli önemli 15 sayfalık duanın HASENLİK usul şartlarını taşımaması ve ne sunni nede şii orjinal kaynaklarında hasen olarak dahi bulunmayışı...Hadislerin,bu gün elde mevcut güvenilir hadis kitaplarında bulunmaması ve orjinal ibaredeki bir çok hatalar, onların mevzu olduğuna delil kabul edilir.  Suyuti şöyle demiştir:  '' Ne hadis kitaplarında  yer alan   nede bitişik  bir isnadı bulunan hadislere yanlız bazı vaaz,tefsir,siyer ve tarih kitaplarında rastlamaktayız... İlk devirlerdeki hadis imamları  zamanında mevcut olmayan bu sözlerin çoğu daha sonraki devirlerde uydurulmuştur.''Allahü ağlem... Başlangıçta senetler hakkında  yeterli bilginin yaygın olduğu devirlerde bazı hadiscilerin  hadislerin senedini söylemeyi,hükmünü söylemek sayarlardı. Ancak sehavinin de haklı olarak belirttiği gibi  '' Zamanımızda  bir kimse  senedi  vermekle hadisin  durumunu açıklama borcundan kurtulamaz. Çünkü şimdi  senetten  hadisin mevzu olduğunu bilerecek kimse pek azdır. demiştir

   Dua olarak okunabilirlik vasfına sahiptir,burada anlatmaya çalıştığımız peygambere isnat edilmeye çalışılması...Peygamber bir şeyi söylemişse ve bu isbatlanmışsa amenaa,eğer söylememiş ve buda isbatlanmışsa onada amennaaa..Çünkü korkarız  “Ey insanlar! benden çok hadîs rivayet etmekten sizi sakindiririm Kim benimle ilgili bir söz naklederse ancak gerçegi söylesin Kim de benim söylemedigim bir sözü bile bile bana isnat ederek söylerse cehennemde oturacagi yerini hazirlansin!”

(me va kardeşin hadis konusuyla ilgili ihtisas gibi görünen bir durumu olduğuna göre şunu da bilmesi gerekir ki; tasavvufta ''keşfen sahih'' kabul edilen hadisler vardır)



 Hocam;hadis ilminde naklen sabit olmayan bir sözün değeri olmaz. Bu yüzden muhaddisler bu söz için “Nebî’nin sözlerinden değildir”, “ne sahih ne zayıf hiçbir senedi bulunmamaktadır”, “uydurmadır”, “asılsızdır” gibi açıklamalarda bulunmuşlardır. İslam literatüründe ,bilgi edinme yolarını sayarken, ne Keşfi nede ilhamı  bilgi kaynaklarından saymamışlardır.Buna göre:

Tasavvufta keşf terimi “perde arka­sında ve aklın ötesinde olduğu için gâib olan bazı şeyleri bilme”, hem de “Allah’ın tecellilerini temaşa etme” anlamında kullanılmıştır. Mutasavvıflara göre keşf ile cennet ve cehennemin görüntü­sü ile melekler görülür. Ruh tam olarak saf hale gelip zaman ve mekân perdesi kalkınca geçmiş ve gelecekle ilgili olayla­rın bilgisine ulaşılır.
 
   Mutasavvıflar keşfe dayanarak Kur’an’ı tefsir ettikleri gibi bir hadisin veya hadis âlimlerine göre sahih olmayan bazı hadis­lerin sıhhatini keşf yoluyla tespit ettikle­rini söylemişlerdir. Nitekim İsmail Hakkı Bursevî, “Ben gizli bir hazine idim …” hadisi üze­rinde dururken bu hadisin rivayet açısın­dan sabit olmasa bile keşfen sahih oldu­ğunu söylemiş, Abdülazîz ed-Debbâğ birçok hadisin sahih olup olmadığına keşf ile hükmetmiş, Şah Veliyyullah Dihlevî ed-Dürrü’s-Semîn’de, rüyada gördüğü Hz. Peygamber’den işittiği müjdeleyici nitelik­teki hadisleri rivayet etmiştir. Mutasav­vıfların bu görüşü hadis âlimleri tarafından reddedilmiş, keşfe dayanılarak bir hadisin Resûl-i Ekrem’e ait olup olmadı­ğını tespit etmenin mümkün olmadığı görüşü savunulmuştur.” (Süleyman Uludağ, “Keşf” Diyanet İslam Ansiklopedisi, Ankara, 2002, c: 25, s: 315-317.) DAHA NELER NELER...

Hocam Rabbim bize hakkı hak, batılıda batıl olarak göstersin..Selam Dua ve Hüemet ile...
 




Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Qum_Feenzır
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 451


Ya eyyühel müddessir! Qum feenzir!!


« Yanıtla #12 : 09 Ağustos 2010, 15:16:59 »

me va hocam.(madem siz bana hocam diye hitap ediyorsunuz bende size hocam diyeceğim Smiley )

Bu kadar uzun açıklama yapmanıza gerek yoktu.Sizin yaptığınız açıklamaya değinmiştim zaten:

Alıntı sahibi: Qum_Feenzır
link=topic=16776.msg88716#msg88716 date=1281306829
hadis usulünde ''keşfen sahih'' hadislerin muteber olmadığı gerçeği..

Fakat demem o ki; islamın birde batıni yani tasavvufi yönü vardır. zahiri ilimlerde bu, her ne kadar itibara alınmayan ve ilmi değeri olmayan bir yön isede gözardı edemeyeceğimiz bir gerçektir.

Allah değerli alimlerimizden razı olsun.O kadar emek sarfetmişler ve islamın özünü bize kadar ulaştırmada kılı kırk yaran bir titizlikle bunları tesbit etmişlerdir.bunda şüphe yok ve bunları kaale almamak gibi bir durumumuzda yoktur.

Ancak büyük mutasavvıflarında buna katkılarını görmezden gelmek ve söylediklerinin ''reel dünyada'' geçerliliğinin olmadığını beyan etmekde yalnıştır diye düşünüyorum.

Sizin bahsettiğiniz hadis,hadis usülü,hadis tasnifi gibi konular akli konular olurken tasavvufun bahsettiği konularda ''ruha dair'' konulardır.Malumunuzdur ki insan aynı zamanda ruh sahibidir.Bazı şeylerin aklen mümkün olmaması, onların imkan dahilinde olmamasını gerektirmez.Yani insan sırf akıldan mürekkep bir varlık değildir.

Evet cevşenin hadis ilminde bir değeri olmayabilir.Ama ben bu konuda üstadın tarafını tutarak bu kadar muazzam bir manevi hava taşıyan bir duanın da mutlaka ya vahiy yada sünnet kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

Allah razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

Her gün Aşura bize!
Her yer Kerbela bize!
Şehadet iftixardır..
Hüseyin Rehber bize..ünlem!
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2255


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #13 : 09 Ağustos 2010, 17:09:56 »

İlham bilgi sebeplerinden biri değildir
İlham, ehli sünnet alimlerine göre, bir şeyin doğruluğunu bilmenin sebeplerinden biri değildir.

VEL İLHAMÜ:İLHAM KENDİSİYLE AMEL ETMEYE SEVK EDEN BİR BİLGİYİ VEYA BENZERİ BİR ŞEYİ HERHANGİ BİR ŞER'İ DELİL YADA ARAŞTIRMA OLMAKSIZIN KALBE DÜŞÜRMEKTİR.

İLHAM BAZAN KEŞİF YOLUYLA BAZANDA HAK TARAFINDAN MELEK VASITASI OLMAKSIZIN MEYDANA GELİR.VAHİY İSE MELEK ARACILIĞI İLE MEYDANA GELİR. KUD'Sİ HADİSLERİN HERNE KADAR Allah KELAMI OLSALARDA VAHİY DİYE İSİMLENDİRİLMEMELERİ DE BUNDAN DOLAYIDIR.

İLHAM;MANEVİ KEŞİFTEN,   VAHİY İSE GÖZLEMLENEN KEŞİFTEN MEYDANA GELİRKİ, BU GÖZLEMLENEN KEŞİF MANEVİ KEŞFİ KAPSAMAKTADIR. GERÇEKTENDE VAHİY GÖZLEMLENEN BİR KEŞİFLE MEYDANA GELİR. ÇÜNKÜ VAHYİN GERÇEKLEŞMESİ,MELEĞİ GÖZLEMLEMEK VE SÖZÜNÜ DUYMAKLADIR.

VAHİY NÜBÜVVETİN ÖZELLİKLERİNDENDİR.İLHAM İSE DAHA GENİŞ BİR OLAYDIR. ZİRA İLHAM PEYGAMBER OLMAYAN SALİHLERDEDE GÖZLEMLENEBİLİR.

SON OLARAK İLHAMLA VAHİY ARASINDAKİ FARKLARDAN BİRİDE TEBLİĞ(ulaştırma,bildirme,yaymadır).VAHİY TEBLİĞ EDİLİR,İLHAM İSE TEBLİĞ EDİLME ZARURETİ YOKTUR. BUNDAN DOLAYI İLHAM O BİREYİ BAĞLAR ÇOĞUNLUĞU BAĞLAMAZ.

VAHİY İLE İLHAM FARKLIDIR.İLHAM VELİLERE VAHİY NEBİLERE AİTTİR NEBİ İLE VELİYİ AYIRAN FARK,BİRİNİN VAHİY DİĞERİNİN İLHAM ALMASIDIR.

İLHAM TASAVVUFCULAR VE BAZI KİŞİLERCE DELİL SAYILABİLİR.ANCAK İLHAM ÇOĞUNLUĞU BAĞLAYAN BİR HÜCCET DEĞİLDİR. İLHAM VİCDANDA ANİ BİR SURETTE BELİRİR ,NEREDEN GELDİĞİ HİS VE İDRAK OLUNAMAZ.AÇLIK SUSUZLUK, ÜZÜNTÜ VE SEVİNÇ DUYGULARI VİCDANDA NASIL DUYULUYORSA İLHAMDA AYNI ŞEKİLDE DUYULUR.

İLHAM KIYMET VE MANA  İFADESİ İÇİN ONUN EVHAMDAN OLMAMASI KİTAP VE SÜNNETTE BELİRTİLEN ZAHİR VE KESİN HAKİKATLERE AYKIRI BULUNMAMASI GEREKİR.

VAHYİN KAYNAĞI KESİN OLARAK İLAHİ OLMAKLA BİRLİKTE İLHAMIN KAYNAĞI HERZAMAN İLAHİ OLMAYABİLİR.  VAHİY SADECE PEYGAMBERLERE TAHSİS EDİLMİŞKEN,İLHAM PEYGAMBERLER DIŞINDA VARLIKLARADA HAS BİR KEYFİYETTİR.

İLHAM:ESİN;VAHİYDEN AYRI OLARAK FEYİZ YOLU İLE KALBE DOĞAN BİLGİ. ALİMLERCE İLHAM HÜCCET DEĞİLDİR..

INDE EHLİLHAGGI
:MUSANNIF BU KAYITLA BAZI MUTASAVVIF VE RAFİZİLERDEN NAKLEDİLEN ŞEYDEN KAÇINMAK İSTEMİŞTİR. YANİ BAZI MUTASAVVIF VE RAFİZİLER, İLHAM İLHAMI BİLGİNİN SEBEPLERİNDEN SAYMAKTADIRLAR DELİL OLARAKTA AllahÜ TEALANIN ''ONA GÜNAHINI VE TAKVASINI İLHAM ETTİ BİLDİRDİ'' AYETİ KERİMESİNİ GETİRMEKTEDİRLER. BU AYETİ KERİMEYİ DELİL GETİREREK İLHAMI BİLGİNİN SEBEBİ SAYANLAR YANILMAKTADIRLAR. ÇÜNKÜ BU AYETİ KERİMEDEKİ İLHAMIN MANASI, PEYGAMBERLER GÖNDEREREK, KİTAPLAR İNDİREREK VEYA AKIL ARACILIĞI İLE GÜNAH VE TAKVAYI BİLDİRMEKTİR.(el-kesteli.haşiyesi şerhi akaid.s.46)

Ömer nesefi akaidinden alıntıdır.

Sizin bahsettiğiniz hadis,hadis usülü,hadis tasnifi gibi konular akli konular olurken ALINTI

Akli, nakli, rüyadan ve ilhamdan uzak teknik bilgileri içerir, Gerçek ilme ve bilgiye  rüya yada ilham ile ulaşılamaz...eğer böyle bir blgi kaynağı olsaydı  her rüya gören ve kalbine ilham geldiğini söyleyenlerin haberleri dünaya yı curcuna mekanına çevirirdi..islam adına bişey kalmaz,islam hurafelerle yok olup giderdi...bu gün dahi bunun sancılarını çekmekteyiz...
...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: