0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Çocuğu Okula Göndermeyle İlgili Ahkâm  (Okunma Sayısı 532 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 17 Nisan 2011, 12:06:49 »


 ünlem ünlem ünlem ünlem ünlem ünlem ünlem ünlemİçerisinde yaşadığımız küfrî toplumlarda, sistemlerde mümeyyiz olmayan çocuğu okula gönderen "Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı tekfir edilir.
   
"Küfre Rıza Küfürdür, Harama Rıza Haramdır" kaidesi kat'i ve açık bir delildir.

Küfür ahkâmının hakim olduğu, eğitim müfredatının bu günkü haliyle uygulandığı toplumlarda, çocuğu okula göndermenin genel hükmü küfürdür.

Mümeyyiz olmayan çocuğu okula göndermek küfürdür. Şahsa hüküm vereceğimiz zaman mutlaka babasına sormamız, durumunu araştırmamız gerekir. Niçin? Belki tedbir almıştır. Eğer geçerli tedbiri almışsa babası veya velisi tekfir edilmez. Burada mümeyyiz olmayan çocuk için alınan geçerli tedbir, Müslüman bir öğretmenin olması ve onun kontrolünde, onun takibinde olması veya anne-babadan birinin, çocuğun yanında sürekli bulunması gibi geçerli yahut da istisnaî durumlar olabilir ki bu da araştırılınca ortaya çıkar.

Yaşadığımız toplumun okulları şirk, küfür, fısk ve batıl inançlar, ideolojiler üzerine kurulmuş eğitim müesseseleridir. Özellikle daha aklî melekeleri gelişmemiş, kendi benliğini tanımamış körpe beyinleri; zayıf, kırılgan bir evrede olan çocukları toplayıp onlara küfür, şirk üzerine kurulu batıl ideolojilerini benimsetmek, aşılamak temeli, gayesi üzerine kurulmuştur bu okullar...

Daha "Lâ ilâhe illAllah Muhammed ur rasulullah"ı idrak etmeden, küfür ve ilhâd olan laikliği benimsetiyorlar.

Rabbi karşısında kulluğa durmadan, sahte ilâhları karşısında saygı duşunda bulunduruyorlar.

İlahî kelamı okuyup anlamadan, demokratik laisizm kurallarını anlatıp benimsetiyorlar.

Daha henüz Allah’ı Rabb olarak tanımamış beyinler “ulu önder, yüce kurtarıcı” yaftalarıyla sahte rabler ediniyorlar...

Allah ve Resulünün sevgisini kalplere yerleştirmeden, beşerî sahte kurtarıcıların sevgisi ve azameti aşılanıyor, yerleştiriliyor körpe beyinlere, tertemiz kalplere... Evet, tertemiz beyinlere, saf kalplere, bozulmamış fıtratlara; kendilerini yoktan var eden, nimetleriyle, rahmetiyle her şeyi kaplayan, kuşatan âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgisinin yerine; vatan, millet, bayrak ve sahte kurtarıcının sevgisi nakşediliyor...

Hayatın gayesi olan iman ve cihad, hâşâ çağdışı, insanlık dışı olarak sunuluyor bu şirk ve küfür yuvalarında, istikbalin mirasçılarına...

Onun yerine, hortumcuların, faizci-bankerlerin, fuhuş çetelerinin, sömürgeci kartellerin, kandırılmış kitlelerin alın terini, emeğini sömüren, asrın Karunlarının, İslam’ın amansız düşmanı olan çağdaş Ebu Cehillerin uğrunda savaşmayı, onları savunmayı, onların emniyetini sağlamayı, onlar için ölmeyi süslü gösteriyor ve teşvik ediyorlar ve dahi vatanî bir vazife, kutsal bir vazife diyerek benimsetiyorlar, şirk ve küfür yuvaları olan okullarda...


Eğitim müfredatı diye hazırladıkları kitaplarda, özellikle; hayat bilgisi, sosyal bilgiler isimli ders kitaplarında, yirmi üniteden fazla ders ünitesinde hep sahte ilâhları, sahte kahramanları övüyor, yüceltiyor ve sevdiriyorlar... O'nun ne kadar lahuti, yüce (ünlem) kudretli (ünlem) ve kuvvet'lere sahip, olağanüstü, dünyada eşi benzerinin bulunmadığı (ünlem) anlatılıyor, geleceğin mirasçısı çocuklara...

Yukarıda genel bir şekilde bahsettiğimiz okullara, mümeyyiz olmayan çocuğu göndermek küfürdür. Çünkü velinin ameliyle, küfre rızası vardır. Çocuk muhakkak ya korkudan, ya taklitten, ya gevşeklik, tembellik yahut da iradesizlikten şirk, küfür işleyecektir. Ayrıca bu gibi okullarda bir gün iki gün kalmıyor senelerce kalıyor çocuklar, onun için muhakkak küfre girecektir.
Şirk'in ve küfrün öğretildiği, benimsetildiği bu okulların durumunu bilen ebeveyn, ameliyle küfre rıza göstermiştir.

Okulun kendisi bizzat şirk ve küfür değildir. İçerisinde verilen eğitim, söylenen sözler, yapılan ameller, yazılan şirk ve küfür içerikli yazılar küfürdür, şirktir... Okulun kendisi bizzat şirk ve küfür olsaydı, okula giden, mümeyyiz - gayrı mümeyyiz ayrımı yapılmaksızın, şahısların durumunu araştırmaksızın, geçerli tedbirlerin alınıp alınmadığına bakılmaksızın, bilâ istisna küfür hükmü verilirdi.

Oysaki mümeyyiz olan çocuğunu, güzel bir şekilde eğiten, bu konuda gerekli tedbirleri alan, öğrendiklerini amele döken, aklî melekeleri gelişmiş, belli bir zihinsel olgunluğa erişmiş olan ve bunu da tevhidî bilgilerle bütünleştiren ve mümeyyizlik vasfını da ispatlayan çocuğun velisi elbette tekfir edilmez. Zira Ehli Sünnet'tin görüşü ve ölçüsü budur.

Temyiz çağına geldiği halde eğitilmemiş, yani mümeyyizliği ispatlanmamış, gerekli tedbirleri alınmamış çocuk, ister on yaşında, ister on bir yaşında, ister on iki, on üç yaşında olsun fark etmez, asla okula gönderilemez. Velisi, onun amellerinden sorumludur.
     
Velisi eğittiği halde, tedbirlerini aldığı halde çocuk korkaklığından, zayıflığından ya da gevşek ve umursamazlığından küfür sözü söyler ve işlerse, velisi bu durumu öğrenir öğrenmez onu okuldan almalıdır ve göndermemelidir.
     
Velisi çocuğa eğitimi verdi, lâkin eğitimi eksik oldu; tedbir aldığını söyledi, fakat araştırıldı ve görüldü ki, verdiği eğitim ve aldığı tedbirlerde eksiklik var, bunun suçu velinindir. Yani hata çocuğun kendisinde değil, velinin verdiği eksik eğitimden, aldığı eksik tedbirlerden kaynaklanmaktadır. Böyle bir durumda çocuk okuldan alınır ve eğitimi eksiksiz verilir, gereken tedbirler alınır, sonra test edilerek okula gönderilir. Eksiklik ve hata, veliden değil de, çocuktan kaynaklanıyorsa, çocuk bir daha okula gönderilmez. Çünkü eksiklik eğitimde, alınan tedbirlerde değil, zira bunlar hakkıyla yapılmışsa, çocuğun kendi yapısındadır. Ne kadar eğitim verilirse verilsin, bilinçlendirme yapılırsa yapılsın, çocuk hâlâ dikkat etmiyor, şirk ve küfür şeyleri işliyorsa, o çocuk okuldan alınır ve bir daha gönderilmez. Çünkü çocuk eğitim verildiği, tedbirler doğru bir şekilde alındığı halde kendisini şirkten ve küfürden koruyamamaktadır. Velisi böyle bir çocuğu okula göndermemelidir. Çocuğunun kendisini şirkten ve küfürden koruyamadığını bildiği halde gönderirse veli tekfir edilir.
     
Zamanımızda ve içerisinde yaşadığımız toplumun okulları konusunda verilen hükümler zanna, ihtimale, şek ve şüpheye göre verilen hükümler değil, ortada var olan, yaşanan hakikatlere göre verilen hükümlerdir. Günümüz okullarında verilen eğitim, İslâm’ın zıddı küfür ideolojisi ve laisizmleri bilinçaltına işlemeleri açıktır, gündüzün aydınlığı gibi ortadadır. İslâm’a yeni girenlerin ya da başka bir ülkeden, başka toplumlardan gelenlerin bu konularda bilgisizlikleri varsa, ehemmiyetle üzerinde durularak öğretilir. Bu coğrafyada yaşadığı halde, şirk'i ve küfrü tanıyan, bilen -zaten bilmese, uzak durmasa Müslümanlığı söz konusu olamaz- her veli, mümeyyiz olmadan çocuğunu okula gönderirse veyahut mümeyyiz olup da eğitimini ve gerekli tedbirini almadan çocuğunu okula gönderirse "Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı hükmü küfürdür. Çocuğunu göndermek veya göndermemek, velisinin elindedir ve açık bir "Fiili Rıza" vardır. Çocuğu küfür işleyeceği bir ortama bile bile göndermektedir. Zira veli, fiiliyle rızasını ortaya koymuştur, diliyle söylemese bile...  Aynen şunun gibi; yüzme bilmeyen çocuğunu denize salması gibi veya suyu bol bir nehre bırakması gibi. Trafiği yoğun olan, arabaların sel gibi aktığı bir yola çocuğunu bırakması gibi… Motorlu Araç kullanmasını öğrenmemiş bir çocuğun, direksiyon başına oturtularak trafiğe bırakılması gibi. Bilmeyen veya kendinde olmayan çocuğun eline Kur'an-ı Kerimin verilmesi gibi… Çünkü yere mi atacak, pisliğe mi atacak veya ayağının altına mı alacak, zira çocuktur ne yapacağı bilinemez...
     
Buradaki verilen hüküm geneldir, istisnai duruma göre değildir. Buradaki hüküm yaygın olanadır, nadir olana göre değildir.
     
Yukarı da verdiğimiz misallerin istisnaları yok mudur? Elbette vardır. Denize bırakılan çocuk, şiddetli bir dalganın sürüklemesiyle sahile atılabilir veya Allah'ın yarattığı deniz canlılarından biri, onu karaya taşıyabilir veyahut o esnada, oradan geçen bir balıkçı teknesi, bir feribot çocuğu fark edip kurtarabilir. Bunların hepsi farazadır ve mümkündür de. Peki, aklıselim olanlar hep bu nadir olan şeylere göre mi karar verirler?

Araç sürmesini bilmeyen çocuk, direksiyon başına geçer geçmez araba istop edebilir veya yanlışlıkla ayağını frene basıp aracı durdurabilir veyahut hiç düşünmediğimiz bir ihtimalden dolayı kaza yapmayabilir. Bunların hepsi de mümkünâttan ve mukadderattandır. Lâkin aklıselim olan ve ölçüsü olanlar; genel geçer kaideleri, ölçüleri bırakıp nadir olan şeylere göre genel hüküm vermezler, zira hüküm geneledir. İstisnai haller ortaya çıkınca, o istisnai hal, durum incelenir ve ona göre hüküm verilir. Biz bu iki misali, mesele biraz daha iyi anlaşılsın diye detaylandırdık aklıselim, ölçü sahiplerine...
     
Okul konusunda verdiğimiz fetvaları iyice tetkik edenler görecektir ki, 1-Genele göre hüküm veriyoruz. 2-Hükmü şahsa indirgediğimizde, araştırmamızı yapıyor, istisnai haller, durumlar varsa onları göz önünde bulunduruyor ve ona göre hüküm veriyoruz. Genele verdiğimiz hükmü, şahısların durumlarını incelemeden, araştırmadan şahıslara vermiyoruz.
     
"Küfre Rıza Küfürdür" Kaidesinin istisnaları elbette vardır. Bunun istisnalarını, âlimler ortaya koyacaktır. Küfre rızanın esas yeri kalptir. Göstergesi, alâmetleri; bazı ameller ve tavırlardır. Allah ve Resulü ile alay edilen yerde oturan şahıs, zahiren küfre rıza göstermiştir. Lâkin o bir hafiye de olabilir ve orada görevi gereği bulanan şahsın küfre rızası yoktur. İslam’ın şiarlarıyla alay edip eğlenip gülen kimselerle gülen kimse, zahiren küfre rıza göstermiştir. Lâkin o kimse, alay ve eğlenceye alan şahısların yaptıklarından bir şey anlamadığı halde onlar güldü diye gülüyorsa burada küfre rıza yoktur.
     
Küfür toplumlarında, her yerde putların yaygın olduğu yerlerde, çarşıda, pazarda dolaşan, alış-veriş yapan kimse, zahiren putlara müdahale etmiyor, onları yıkmıyor; burada da zahiren küfre rızası varmış gibi bir durum ortaya çıksa da, o kimsenin küfre rızası yoktur. Fakat İslamî bir devlette ve toplumda böyle bir hal vaki olursa, küfre rızadan dolayı küfür olur. Elbette bu konuların ayrıntılarını âlimler izah ederler, açıklarlar.
     
Okul konusunda küfrün ve şirkin okutulduğu, öğretildiği, davranışlara yansıtıldığı ve hatta bir düşüncenin, bir ideoloji haline dönüştürüldüğü bir ortama çocuğunu gönderen velinin rızası neyedir? Kimedir?  Veli kendi rızası ile göndermekte, ikrah hâli yaşanmamaktadır. Çocuğunu kaçırması, koruması, mahalle ve şehir değiştirmesi mümkün iken onları düşünmemesi, işinden, ticaretinden, rahatından, hoşlandığı meskeni ve memleketinden vazgeçmemekte, aslı esası olmayan, şer'i hiç bir geçerliliği olmayan bahanelere, aldatıcı, zayıf mazeretlere sarılmaktadır. Ama her şeyi bilen, her şeyi gören, Hakimi Mutlak olan Allah katında bu tür şeytani ve nefsi bahanelerin yeri yoktur.
       
Çocuktur diye iş yerinde para kasasını teslim etmeyenler, borçlarının ödenmesi çeki-senedi, nakit parayı eline verip çocuğuna güvenmeyenler, trafikte karşıdan karşıya geçerken arabanın önüne atlar diye elinden tutanlar ki -bu davranışların hepsi de makuldür- çocuğum kaçırılır veya başına olumsuz bir hal gelir diye çarşıya, pazara tek başına göndermeyenler, çocuklarını şirk ve küfrün çokça öğretildiği okullara gayet müsterih bir şekilde göndermekteler ve kendilerince birçok mazeret bulmaktalar... Hayatın birçok alanında güvenemedikleri çocuklarına, benim evlâdım, benim kızım küfür işlemez diyerek, gayet müsterih, ferah ve fahur bir şekilde umursamamakta ve önemsememekteler. Neymiş, velinin küfre rızası yokmuş (ünlem) Bir de küfre rızam var deseydi bari... Her halde o zaman küfre girerdi (ünlem), bu veli kendince, şeytanın aldatmasıyla, nefsinin fısıldadıklarıyla... İman eden bir muvahhid bilmez mi? Kalben, küfürden razı olmak, istisnasız her hâlükârda küfürdür. Kalbinden küfre razı olan ve küfür işlemeyi isteyen, amele dökmese bile kâfir olur.
       
Küfre rıza göstermek demek; küfür ameli işlemek demek değildir ( her zaman), küfrün kendisine veya küfür işlenmesine rıza göstermek demektir. Bu rıza kalben de olabilir, söz, tavır ve amelle de olabilir. Kesin küfür işleyeceği veya küfür sözü söyleyeceği, yazacağı bir okula veya ortama bilerek göndermek küfre rızadır. Çünkü veli, kendisi gönderiyor; zira bu gönderme fiili, küfre razı olduğunu ameliyle ortaya koymaktadır. Baba, çocuğunu küfür öğreten bir okula bile bile gönderdiği zaman, "ben küfür işlesin diye göndermiyorum" sözüne itibar edilmez. Zira bu söz yalandır. Çünkü küfür işlesin diye gönderiyorsa, çocuk küfür işlemeden de kâfir olur velisi... Küfür işlesin diye göndermiyorum diyen baba, okulda çocuğa öğretilecek küfre, şirke rıza gösterdiğinden dolayı küfre girmektedir. Çocuğunu okula gönderen babanın küfre rızam yoktur sözünü, ameli yalanlamıştır. Milletvekili olan kimse de, ben İslam'a hizmet etmek için meclise giriyorum demektedir. Niyeti küfür işlemek olmasa da, tâğut üzerine ettiği yeminle ve amelleriyle küfür işlemektedir. Kastı, niyeti kendisini kurtarmamaktadır. Yoksa hiç bir Müslüman baba, çocuğum küfür işlesin diye okula gönderiyorum demez. Bizler de, sen çocuğunu küfür işlesin diye gönderiyorsun veya küfür işlemesini kastediyorsun diye tekfir etmiyoruz. Evet, sen, küfür öğrensin diye göndermiyorsun (böyle bir söz söylemiyorsun), küfür işlemesini kastetmiyorsun (bu niyette olduğunu da zaten söylemiyorsun). Lâkin sen, küfrün yoğun olarak okutulduğu, öğretildiği ve amellerinin çokça yapıldığı yere çocuğunu göndermekle, amelinle çocuğun küfür işlemesine rıza gösterdin. İşte bundan dolayı tekfir ediyoruz. Buradaki illet, küfre rızadır. Küfrün öğretildiği, küfür, şirkle dolu eğitim-öğretim müfredatının uygulandığı ortamda mümeyyiz olmayan çocuk nasıl kendini küfürden, şirkten koruyacak veya nasıl korunacak, nasıl kurtarılacak? Bilakis korumaya, himayeye, yönlendirilmeye muhtaç olan bir çocuk, nasıl yüzlerce küfür öğreten bir okula gönderilir? Büyükleri taklit eden, papağan gibi kendisine öğretilenleri ve söylenenleri yapan bir çocuk küfürden nasıl korunacak?
       
Küfre rıza konusunu bitirmeden şunları ifade etmemiz gerekir. Elbette bu gün hiç bir Müslümanın, küfrün yaygın ve egemen olmasına asla rızası olamaz. Lâkin küfrün hâkim olduğu toplumlarda yaşamaktayız. Tâğutların hükmetmesini, şirk'in ve küfrün yaygınlığını değiştirmeye, küfrî ve şirkî unsurları yok etmeye, yıkmaya; kuru temenniler, kalbimizin istememesi kâfi gelmemekte... Şer'i gerekçeler hariç, kalplerimizde olanlar fiillerimize, yani amellerimize yansımadıkça, kalplerimiz, sözlerimiz, amellerimiz bir olmadıkça bizlere bir fayda sağlamayacak,  bizler tevhid ehliyiz diye tekrarladığımız ifadelerimiz, kuru bir iddiadan öteye geçemeyecektir.
 
         
Allah(c.c) şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Yakıtı insanlarla taşlar olan o ateşten, nefislerinizi ve ailelerinizi koruyunuz. Onun üzerinde (görevli) iri yarı, sert tabiatlı melekler vardır. Bunlar kendilerine verdiği emirlerde, Allah'a isyan etmezler. Kendilerine ne emredilirse onu yaparlar."(Tahrim: 6)

Allah (c.c) bu emriyle, insanın kendisini ve aile halkını ateşten korumayı emretmektedir. Ed-Dahhak dedi ki: “Emrin anlamı şudur: Kendinizi de ateşten koruyunuz, aile halkınız da kendilerini ateşten korusunlar.”

Ali b. Talha, İbni Abbas'tan (r.a) şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Siz kendinizi koruyunuz, aile halkınıza da zikir ve dua etmelerini emrediniz ta ki Allah sizin vasıtanızla onları da korusun.”

Ali (r.a), Katade ve Mücahid şöyle demişlerdir: "Yaptığınız işlerle kendinizi koruyunuz, onlara yapacağınız tavsiyelerle de aile halkınızı koruyunuz."
 
İbni Arabî dedi ki: "Doğru olan da budur. Kendisine atfedilen ile atfolunanın ortak bir noktada birleşmelerini gerektiren atfın verdiği ince anlam ise, fiilin ihtiva ettiği manadadır."

O halde kişinin kendisini ıslah etmesi, aile halkını da tıpkı çobanın sürüsünü ıslah etmesi gibi ıslah etmesi gerekir. Sahih Hadis'te Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İnsanların başında ki imam bir çobandır ve tebaasından sorumludur. Adam , aile halkı üzerinde bir çobandır ve onlardan sorumludur...."
(Buhari, Müslim)

El-Hasen bu ayeti kerime hakkında: " Onlara emreder ve onlara yasaklar koyar" sözleriyle bu emri ilâhi'nin anlamını ifade etmektedir.

Kimi Âlimler de şöyle demişlerdir: “Yüce Allah'ın "Nefislerinizi koruyunuz" emrinin kapsamına çocuklar da girmektedir. Çünkü çocuk, insanın bir parçasıdır. Tıpkı yüce Allah'ın: "Kendi evlerinizden.....yemek yemenizde size de bir sakıncası yoktur." (Nur:61) ayetin de olduğu gibi, diğer akrabaların bağımsız olarak anıldığı gibi, ayrıca bağımsız olarak zikredilmemişlerdir. Kişi çocuğuna, helâli ve haramı öğretir, masiyet olan işlerden uzak kalmasını sağlar ve buna benzer diğer hükümleri yerine getirir.”
       
Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun baba üzerindeki hakkı; ona güzel bir isim vermesi, yazı yazmayı öğretmesi ve ergenlik yaşına geldiğinde onu evlendirmesidir." (Beyhaki, Şuabul iman, Heysemi; Mecmuz-Zevaid)
       
Yine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir baba oğluna, güzel bir terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır." (Ahmed, Hâkim, Tirmizî)
     
Amr b. Şuayb babasından, onun da dedesinden rivayet ettiğine göre Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emrediniz. (Kılmazlarsa) on yaşında onları dövünüz ve yataklarını birbirinden ayırınız" (Ebu Davud, Hakim, Müsned, Darekutnî) – Kurtubî el-Cami'ul Ahkam'ul Kur'an-

Yukarıdaki açıklamalar, Kurtûbî’de geçmektedir.
   
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında iri gövdeli, sert yapılı, Allah'ın kendilerine emrettiklerine isyan etmeyen ve emrolunduklarını yapan melekler vardır."(Tahrim: 6)
     
Hz. Ali, bu ayet hakkında şu açıklamayı yapmıştır: Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun demek, kendinize ve ailenize hayrı öğretiniz demektir. (Hakim; Müstedrek)
     
Fahreddin er-Razi de şunları söylemiştir: Ayet; "Allah'ın yasakladığı şeylerden vazgeçmek suretiyle kendinizi koruyun" demektir.
     
Mukatil de: "Müslüman’ın, kendisini ve aile fertlerini eğitmesi, onlara iyiliği emretmesi ve kötülülükten alıkoyması" şeklinde tefsir etmiştir.
     
İbnül Kayyım şu açıklamayı yapmıştır: Bazı Alimler şöyle demişlerdir; "Şüphesiz Allah, kıyamet gününde babasından ötürü çocuğunu hesaba çekmeden önce, çocuğundan ötürü babasını hesaba çeker. Zira babanın oğlu üzerinde bir hakkı olduğu gibi, oğlun da babası üzerinde bir hakkı vardır."
     
Peygamber (s.a.s) şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah, elinin altındakilerden sorumlu herkese görevini yapıp yapmadığını soracaktır. Hatta kişi, aile fertlerinden de sorumlu tutulacaktır." (Nesâî, İbni Hibban, Abdurrezzak; Musannefinde)
     
Müfessirlerin tefsirlerini, Hadisçilerin şerhlerini incelediğimizde, anne-babaların veya çocuğun eğitim -öğretim ve terbiyesinden sorumlu kimselerin, çocuklarına öğretecekleri ilk şeylerin şunlar olduğunun görmekteyiz: Her hayrın, her iyiliğin başı olan iman, İslâm, tevhid gelmektedir. İmansız, İslâmsız, tevhitsiz her bilgi, her öğretilen şey eksiktir, batıldır. Avrupa toplumlarında bunları görmekteyiz. Tabiî ilimleri mükemmel şekilde okutmalarına, öğretmelerine rağmen, yetişen nesiller şirkin, küfrün, ilhâdın, sapkınlığın bataklığında yüzmekteler. Alet ilimleri, teknik-fenni ilimler, tıp ilimleri alanlarınki gelişmeler ne kadar ileri ve yüksek seviyelerde olsalar da (istisnalar dışında), tabiî ilimlerdeki bu başarılar onları İslâmi açıdan bir kurtuluşa, bir huzura ve saadete götürmedi. Bilakis bu toplumlar inkıraza, toplusal yozlaşmaya, kokuşmuşluğa, çirkefliğe sürüklenmiş ve toplumsal iflâsın eşiğine gelmişlerdir. Tabiî bilgiler, ilmî buluşlar, keşifler, maddi kalkınmalar ve terakkiler; hepsi de İslâmi, İmani, tevhidî çizgide, Allah'ın temiz-pak şeriatı doğrultusunda olmalıdır ki, insanlığın huzurunu, mutluluğunu, saadetini temin etsin; insanlık, onur, haysiyet ve şeref kazanmış olsun.
       
Çocuklarını namaza ve islâmın şiarlarını yerine getirmeye mecbur tutan hatta zorlayan aileler, tevhidi öğretmez, çocuğunu her türlü olumlu, güzel davranışını boşa çıkarıcı şirk ve küfürden, batıl düşüncelerden sakındırmazlarsa, her türlü gayret ve çabaları boşa gidecek, Allah katındaki sorumluluklarından kurtulamayacak ve sonları hüsran olacaktır. Kendileri namazı emrederken, islâmın ve imanın şartlarını öğretirken, çocuklarının eğitimi için teslim ettikleri küfür ve şirk yuvaları, çocuklarına şirki ve küfrü emredecek, sevdirecek ve Allah'a isyan etmenin eğitimini vereceklerdir. Bu durum hiç şüphesiz İslâm'a göre en büyük çelişki, en büyük münkerdir.
       
       
Ey muvahhid! Bil ki sen evinde bir çobansın ve çocukların da senin güttüğündür. Öyleyse sakın bu görevi yerine getirmezlik yapma ve bu göreve riayet etmeyen, onu yerine getirmeyen bir kimse olarak Allah (c.c)'a kavuşma! Bu mesele ihmale gelmeyecek derecede ciddi, önemli ve tehlikeli bir meseledir. Bu konuda sakın gevşek davranma! Küçüklüklerinden itibaren çocuklarına tevhidi, Lâ ilâhe illallâh'ın gerçek manasını öğret! Onları şirk ve tağutun her çeşidinden, bunlara bağlı olanlardan uzak kalabilecekleri ve onlara düşman olabilecekleri bir şekilde yetiştir. Sen bu konuda sorumlusun ve ahrette bundan sorulacaksın. Sakın ihmal etme.
     
Ye'sak kullarının yayın organlarından ve çocukları terbiye metotlarından uzak tut! Çünkü onlar çocuklara, tâğutları sevdirmeye, ona dost olmaya, onun hükümlerine bağlı kalmaya, onu korumaya teşvik ederler ve bu zihniyetle onları yetiştirirler. Böyle tuzaklardan çocuklarını koru! Televizyon, radyo, gazete ve bunlar gibi her türlü bozgunculuğa sebep olan yayın organlarından da uzak tut. Çünkü bu yayın organları, nesli bozucu, tâğut ve hükümlerini yüceltici yayınlarla insanların zihinlerini bulandırırlar. Yine tağutun okullarına karşı çok dikkatli ol! Çünkü onların okulları adeta zehir saçmaktadır. Saçtığı bu küfür, şirk zehriyle nesilleri gerçek tevhidden uzaklaştırır, tâğutu ve kanunlarını yücelttirir, onlara bağlandırır, onlara saygı göstertir. Ordularını, askerlerini sevdirir, küfrün her çeşidini onlara işlettirir ve böylece çocukları ye'sak'ın kulu yapar.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3574



WWW
« Yanıtla #1 : 18 Nisan 2011, 14:08:02 »

Bu durumda çocuğunu okula gönderen insanlar kafir mi oluyor ?
Moderatöre Bildir   Logged

3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #2 : 18 Nisan 2011, 16:45:07 »

ünlem ünlem ünlem ünlem ünlem ünlem ünlem ünlemİçerisinde yaşadığımız küfrî toplumlarda, sistemlerde mümeyyiz olmayan çocuğu okula gönderen "Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı tekfir edilir.
   
"Küfre Rıza Küfürdür, Harama Rıza Haramdır" kaidesi kat'i ve açık bir delildir.

Küfür ahkâmının hakim olduğu, eğitim müfredatının bu günkü haliyle uygulandığı toplumlarda, çocuğu okula göndermenin genel hükmü küfürdür.


 sübhanAllah türkiyede müslüman yok o zaman.ünlem!!
 kardeşim biz çocuklarımızı okuma yazma öğrenmesi çıkarmayı toplamayı öğrenmesi için okula gönderiyoruz.  Allah'a hamd olsun ki dini eğitimlerini evde veriyoruz. Bedir savaşındaki esirler müslümanlardan on tanesinin çocuğuna okuma yazma öğretmeleri karşılığı serbest kalmadılar mı?
 Eyer senın mantığınla bakarsak olaylara memlekette müslüman kalmaz. Öle insanları tekfir etmek bu kadar kolay mı?
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #3 : 18 Nisan 2011, 16:53:10 »

Taguti sistemlerde bir müslümanın okula gitmesinde bir mahsur yoktur, yeterki şirke, küfre ve harama bulaşmasın. Çocukları okula göndermek velinin sorumluluğu altındadır. Şayet koruduğunu söyleyerek gönderiyor ve takipçisi oluyorsa her türlü sorumluluk tamamiyle kendisini ilgilendirir. Bu sebeple çocuğunu koruduğunu söyleyerek okula gönderen veli tekfir edilmez. Zira okula gitmenin bizzat kendisi küfür değildir. Küfür olan ise  okulda işlenen şirkler ve küfürlerdir…
OKULLARDA İŞLENEN BAZI KÜFÜR SÖZ VE BİLGİLER


•.. sevgisinin çocuklara aşırı derecede enjekte edilmesi,

•İslam ve Müslüman düşmanlarının övülmesi,

•İslamın temel rüknü olan Hilafet makamının küçük gösterilmesi, Allah’ın hükümleri olan şeriatın kötü ve korkunç gösterilmesi,

•..’ün devrimlerine karşı çıkan İslam ulemasının ve müslümanların bozguncu olarak tanıtılması,

•İslam’i olan kılık kıyafeti, sakalı, çarşafı gerici ve çağ dışı olarak tanıttırmaları,

•Kur’an’ın doğru dediği şeyleri yanlış, yanlış dediği şeyleri doğru göstermeleri,

•Darvin, Aristo,…vb. felsefesinin ölçü olarak alınması,

•İlk çağlara ait verilen bilgilerde kasıtlı yanlışlıklar yapılması, ilk insanların konuşma bilmemesi, yazının Sümerler zamanında bulunması, Arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulduktan sonra gemi yapımının öğrenildiği,..vb.gibi.

•İslam düşmanı olan tağutların ve ideolojilerinin sevilip saygı ve bağlılık içerisinde bulunulması gerektiği, İslam yerine demokrasi ve laiklik dininin benimsetilmesi,

•Cahili ve küfür olan resmi bayramları 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve 10 Kasım gibi islamın kaldırıldığı ve Yüce Allah’ın hayat sisteminden uzaklaştırdığı bayramları öğrencilere kutlattırmaları,

●10 Kasım ..’ün ölüm yıl dönümünde, ..’ü sevdiklerini ve onun izinden gittiklerini ıspatlamak amacıyla öğrencilere saygı duruşu yaptırmaları,

●Her hafta başı ve sonu, küfür üzerine kurulmuş olan bu devletin varlığını ve sevgisini pekiştirmek için istiklal marşının okutulması ve bu  devleti sembol eden bayrağı göklere çekip ona saygı duymayı sağlamaları,

•Her sabah sınıflara girerken küfür içeren andı okutmaları;
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #4 : 18 Nisan 2011, 16:56:17 »

Çocuklarımıza hiç kimse Muhammed aleyhisselamın sevgisinden üstün bir sevgi öğretemeyecek inşAllah.
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #5 : 18 Nisan 2011, 16:59:08 »

İşte bu ve buna benzer, tamamiyle küfür içeren ve müslümanı dininden çıkarıp mürted kılan bu fiilleri öğrencilere mecburi olarak yaptırmaktadırlar ve yapmayanlara çeşitli disiplin cezaları vererek onları bu potada eritmeye çalışırlar.       

Ayrıca okullar ahlaksızlık, fuhuş, uyuşturucu bağımlılığı, içki ve sigara gibi kötü alışkanlıkların yayıldığı kurumlar haline gelmiş, bir çok ailenin çocuğu buralarda dinini ve benliğini kaybetmiştir. Birçok baba çocuklarının asiliğinden, saygısızlığından ve dine olan uzaklığından şikayet etmektedir. Sebebini uzaklarda aramasına gerek yoktur. Bu kişi çocuğunu tağutların okullarına göndermekle hem kendini hemde çocuğunu kendi eliyle ateşe atmıştır.

Şu anki ders programlarında cinsellik dersleride verilmektedir. Aslen kız erkek karışık olan sınıflarda, öğretmenlerinde bayan ve erkek diye iki cinsiyeti oluşturmaları, bayan öğretmenlerin ve kız öğrencilerin çok açık giyinmeleri fesadın ne kadar korkunç bir seviyede olduğunu göstermezmi?
 

Öğrencileri bozmak için konmuş olan müzik dersi, okul dışında yapılan piknikler, öğrencilerin kız erkek bir araya gelerek düzenledikleri eğlence ve doğum günü kutlamaları, bazı sınıflarda kızları ve erkekleri yan yana oturtmaları, öğretmenlerin çoğunun din ahlakından yoksun olmaları, küçük yaştaki çocukları ne denli etkileyip bozmaya çalışan unsurlar olduğu görülmezmi? Liselerde vuku bulan zina olayları, hamile kalan küçük kızlar namusu kirletilen kız sayısı az rakamlarla ifade edilmemektedir. Kızlar sebebiyle kavga eden, birbirlerini yaralayan ve hatta birbirlerini öldüren ve intihar vakıalarını neredeyse hergün duyarız.
Allah’u Teala şöyle buyurmaktadır; “Ey iman edenler! Kendinizi ve aile fertlerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”     (Tahrim 6)

Ey mümin insan! kendini ve aileni bile bile ateşe atma!, buna hakkın yok. Hem kendine hemde ailene zulmetme... Geçici üç günlük dünyayı, ebedi cennetlere tercih etme...
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #6 : 18 Nisan 2011, 17:05:36 »

 - ANNE-BABA'NIN,VELÎ'NİN  ÇOCUKLARIN'DAN SORUMLU OLMALARI-                                                                                                                                              Hamd,âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.Selatu selam onun,kulu ,rasulu olan Muhammed(s.a.s) ve aline,ashabına olsun.
     Okul konusunda,ifrat ve tefritten uzak olarak,ehli sünnet çizgisinde ki görüşlerimizi ,defaatle anlatmamıza rağmen,malumun i'lamı olarak tekrar ortaya koyuyoruz.Hakkı duyanlara,eksik duyanlara,bu konularda samimi olupta arınmak isteyenlere,bilgi kirliği sebebiyle yolunu şaşıranlara,bu yolda tökezleyenlere,hakkı bilip ,hak yolunda ayaklarının sabit olmasını isteyenlere bir azık,bir ışık olması temennisiyle... Meseleri fazla uzatmadan,arınmak isteyenlere,hak ile amel etmek azminde olanlara yetecek,yanlışı savunanların yanlışlığını ortaya koyacak bir içerikle konuyu vazıh bir şekilde tekrar etmiş olacağız.
 
   Çocuğun Mümeyyizlik Yaşı
 
   Alimlerin bir kısmı,hiç bir zaman,kesin bir şekilde mümeyyiz olan veya mümeyyiz olmayan  diye bir yaş sınırı koymadılar.Ta ki çocuk buluğ çağına erişinceye kadar.
   Bazı alimler de ,bazı hadislere dayanarak on yaşında mümeyyiz olur dediler.Delil aldıkları hadis şudur: Abdullah b. Amr b. el-As'ın (r.a)rivayetine göre Rasulullah(s.a.s) şöyle buyurmaktadır."Yedi yaşında iken çocuklarınıza, namaz kılmalarını emrediniz.On yaşına geldiklerinde de kılmadıkları takdirde dövünüz ve onların yataklarını ayırınız."( Ebu Davud,Camiul Usul ,İsnadı sahihdir)
   Dihlevi,bu hadis üzerine şunları söylemiştir.Çocuğun baliğ olması iki şekilde olur.Buluğ'un birinci şekli yapı itibariyle,sağlıklı olup olmadığını gösteren çağdır.Bu yanlız akılla gerçekleşir.Aklın ortaya çıkmasının belirtisi  yedi yaştır.Şüphesiz yedi yaşına girmiş olan bir çocuk bariz bir takım değişiklikler geçirir.Bunun tamamlanmasının belirtisi ise on yaştır.Mizacının sağlam olması durumunda, on yaşındaki bir çocuk artık âkil olur,kâr ve zararını birbirinden ayırır,ticaret ve diğer işleri becermek için çaba sarfeder.Buluğ'un ikinci şekli ise; cihad,şer'i ceza ve müeyyidelerle sorumlu tutulduğu çağdır.Bu çağda, çocuk hayatın sıkıntılarına,tuzak ve entrikalarına göğüs gerip mücadele eden erkekler grubuna girer.Millî,medenî ve ictimâî  hak,sorumluluk ve siyasetlerde durumu dikkate alınır.İslamının doğru devam etmesi için zorlanır.Aklen ve bedenen,fonksiyonlarını ikmal etmiş olduğuna itimat edilir.Tabii bu,daha çok onbeş yaşında gerçekleşir.Bu buluğ şeklinin belirtileri,ihtilâm ve kasık tüylerinin çıkmasıdır.(Dihlevî; Huccetül Bâliğa, cilt 1,shf:186)
 
 
 
       Çocuğun Dini Durumu
 
     Ebu Hureyre(r.a)den rivayet edildiğine göre,Rasulullah(s.a.s)şöyle buyurmuştur:"Dünyaya gelen her çocuk,ancak fıtrat üzerine doğar.Daha sonra anne-babası onu yahudi,hiristiyan veya mecûsî yapar.Nitekim hayvan yavrusuda ,organları tam olarak doğar.Hiç o yavrunun,burnunda,kulağında eksik-kesik bir yer görüyormusunuz? Sonra Ebu Hureyre (r.a) şu ayeti okumuştur."Allah'ın, insanlar üzerine yaratmış olduğu fıtrata(dön)Allah'ın yaratması değiştirilemez.İşte dosdoğru din budur.(Rûm:30) (Buharî,Ebu Davud,Muvatta, Ahmed b. Hanbel'in ,Müsnedi)
   Bu hadise dayanarak Alimler;" çocuk,din konusunda anne-baba'ya tabiidir" demişlerdir.(Serahsî,el-Mebsût:10. cilt,shf:114)
    Yine Alimler;Ali(r.a)buluğ çağına gelmeden,Rasulullah(s.a.s)in davetiyle İslamı kabul etmiş ve O 'da İslam'a icabet etmiştir.(Hz. Alinin bu sırada ki yaşı, yedi,on  ve on yaş üzeri olduğu rivayet edilmektedir)Rasulullah(s.a.s) de O'nun islamını kabul etmiştir. Hadisini delil alarak,mümeyyiz olan çocuğun, hükmünün  değiştiğine hükmetmişlerdir.Ali(r.a)annesi-babası kafir olmasına ,buluğ çağına girmemiş olmasına rağmen müslümanlığı  kabul edilmiştir.Ali (r.a)  daha çocuk iken,islâm'a davet edilmesi,islâm'ı kabul etmesi,islâm'ının kabul edilmesi,Rasulullah(s.a)in ,Medinede Yahudi bir ailenin ,hasta olan çocuğunu,İslam'a davet etmesi ve çocuğun babasının, Ebul- Kasıma icabet et demesiyle,çocuğun da,Rasulullah(s.a.s) davetine icabet etmesi ve cenazesiyle ilgilenmeleri, delillerinden ötürü Alimler; çocuğun ,islam'lığının geçerli olduğunu kabul etmişlerdir.
Çocuğun, inanç,akide bakımından İslamlığını geçerli kabul eden,alimlerin bir kısmı,çocuğun irtidadının da geçerli olduğunu ileri sürmüşler,lâkin aklî delil den başka bir delil getirememişlerdir.
Alimlerin ekserisi;"çocuğun faydasına olan şeyler kabul edilir,zararına olan şeyler kabul edilmez " dediler.İslam'a giren çocuk,şayet irtidat edecek olursa,onun irtidad'ı kabul edilmez,bulüğ çağına gelinceye kadar beklenilir ve bulüğ çağına girince,tevbeye davet edilir.Tevbe ederse,islamlığı devam eder.Şayet tevbe etmezse,O'na mürtedin hükmü uygulanır dediler. İmam Serahsînin , el-Mebsût isimli eseririnin ,onuncu ciltdin de  ve diğer fıkıh kitapların da  ,çocuğun dini ahkamıyla ilgili geniş malumatlar vardır.
 
 
          Çocuğu Okula Göndermeyle İlgili Ahkam
 
         İçerisinde yaşadığımız küfrî toplumlarda,sistemlerde mümeyyiz olmayan çocuğu,okula gönderen ;"Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı tekfir edilir.
        "Küfre Rıza Küfürdür,Harama Rıza Haramdır" kaidesi,kat'i ve açık bir delildir.
Küfür ahkamının hakim olduğu,eğitim müfredâtı'nın bu günkü haliyle uygulandığı,tür, ve benzeri toplumlarda  ,çocuğu okula göndermenin genel hükmü küfürdür.
         Mümeyyiz olmayan çocuğu,okula göndermek küfürdür.şahsa hüküm vereceğimiz zaman ,mutlaka babasına sormamız,durumunu araştırmamız gerekir. Niçin ? Belki tedbir almıştır.Eğer geçerli tedbir almışsa ,babası veya velisi tekfir edilmez.Burada ,mümeyyiz olmayan çocuk için alınan geçerli tedbir;müslüman bir öğretmenin olması ve onun kontrolünde,onun takibinde olması veya anne-babadan birinin,çocuğun yanında sürekli bulunması gibi geçerli yahutta istisnaî durumlar olabilir ki bu da araştırılınca ortaya çıkar.
      Yaşadığımız toplumun okulları,şirk ,küfür,fısk ve batıl inançlar,ideolojiler üzerine kurulmuş eğitim müesseseleridir.Özellikle daha aklî melekeleri gelişmemiş,kendi benliğini tanımamış körpe dimağları,beyinleri,zayıf,kırılgan bir evrede olan çocukları toplayıp,onlara küfür,şirk üzerine kurulu bâtıl ideolojilerini benimsetmek,aşılamak temeli ,gayesi  üzerine kurulmuştur bu okullar....
       Daha,"Lâilâhe illAllah Muhammedurrasulullah'ı" idrak etmeden,küfür ve ilhâd olan ....izmlerini benimsetiyorlar.
       Rabbi ,karşısında kulluğa durmadan sahte ilâhları karşısında ,saygı duşunda durduruyorlar.
       İlahî kelamı okuyup anlamadan,demokratik laik.....izmlerinin kurallarını anlatıp,benimsetiyorlar.
       Daha henüz, Allahı Rabb olarak tanımamış beyinler,ulu önder,yüce kurtarıcı yaftalarıyla sahte rabbler  ediniyorlar....
Allah ve Rasulünün sevgisini,kalplere yerleştirmeden,beşerî sahte kurtarıcıların sevgisi ve azâmeti aşılanıyor,yerleştiriliyor körpe beyinlere, tertemiz kalplere...Evet tertemiz beyinlere,saf kalplere, bozulmamış fıtratlara ; kendilerini yoktan var eden,nimetleriyle,rahmetiyle her şeyi kaplayan,kuşatan âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgisinin yerine; vatan ,millet,bayrak ve sahte kurtarıcının sevgisi nakşediliyor beyinlere...
      Hayatın gâyesi olan,iman ve cihad;hâşâ çağdışı,insanlık dışı olarak sunuluyor bu şirk ve küfür yuvalarında,istikbâlin mirasçılarına...Onun yerine;hortumcuların,fâizci-bankerlerin,fuhuş çetelerinin ,sömürgeci kartellerin,kandırılmış kitlelerin alınterini ,emeğini sömüren,asrın kârunlarının,İslamın amansız düşmanı olan, çağdaş Ebu Cehillerin,uğrunda savaşmayı,onları savunmayı,onların emniyetini sağlamayı,onlar için ölmeyi,süslü gösteriyor ve teşvik ediyorlar ve dahî vatanî bir vazife,kutsal bir vazife diyerek benimsetiyorlar ,şirk ve küfür yuvaları olan okullarda...
      Eğitim müfredâtı diye hazırladıkları kitaplarda,özellikle ;hayat bilgisi,sosyal bilgiler isimli ders kitapların da ,yirmi üniteden fazla ders ünitesinde ,hep sahte ilâhları,sahte kahramanları övüyor,yüceltiyor ve sevdiriyorlar...O'nun ne kadar lâhûtî,yüce ünlem kudret!  ve kuvvet'lere sahip,olağanüstü ,dünyada eşi,benzerinin! bulunmadığı anlatılıyor,geleceğin mirasçısı çocuklara...
      Yukarıda genel bir şekilde bahsettiğimiz okullara,mümeyyiz olmayan çocuğu göndermek küfürdür.Çünkü velînin ameliyle,küfre rızası vardır.Çocuk, muhakkak  ya korkudan,ya taklitten,ya  gevşeklik,tembellik yahutta irâdesizlikten şirk,küfür işleyecektir. Ayrıca bu gibi okulda bir gün iki gün kalmıyor senelerce  kalıyor çocuklar, onun için muhakkak küfre girecektir .
Şirk'in ve küfrün  öğretildiği,benimsetildiği bu okulların durumunu bilen,ebeveyn,velî ameliyle küfre rıza göstermiştir.
      Okulun kendisi,bizzat şirk ve küfür değildir.İçerisinde verilen eğitim,söylenen sözler,yapılan ameller,yazılan şirk ve küfür içerikli yazılar küfürdür,şirktir...Okulun kendisi bizzat şirk ve küfür  olsaydı,okula giden ,mümeyyiz gayrı mümeyyiz ayırımı yapılmaksızın,şahısların durumunu araştırmaksızın ,geçerli tedbirlerin alınıp alınmadığına bakılmaksızın,bilâ istisnâ küfür hükmü verilirdi.
      Oysa ki mümeyiz olan çocuğunu ,güzel bir şekilde eğiten,bu konuda gerekli tedbirleri alan,ögrendiklerini amele döken,aklî melekeleri gelişmiş,belli bir zihinsel olgunluğa erişmiş olan ve bunu da tevhîdî bilgilerle bütünleştiren ve mümeyyizlik vasfınıda ispatlayan çocuğun velîsi elbette tekfir edilmez,edemeyiz.Zîrâ biz,Ehli Sünnet'tin görüşü ve ölçüsü budur.
      Temyiz çağına geldiği halde,eğitilmemiş yani mümeyyizliği ispatlanmamış,gerekli tedbirleri alınmamış; çocuk ,ister on yaşında ,ister onbir yaşında,ister oniki,onüç yaşında olsun farketmez ,asla okula gönderilemez.Velîsi ,onun amellerinden sorumludur.
      Velîsi eğittiği halde,tedbirlerini aldığı halde,çocuk korkaklığından,zayıflığından yada gevşek ve umursamazlığından küfür sözü söyler ve işlerse,velîsi bu durumu öğrenir-öğrenmez onu ,okuldan almalıdır ve göndermemelidir.
      Velîsi çocuğ'a eğitimi  verdi,lâkin eğitimi eksik oldu,tedbir aldığını söyledi,fakat araştırıldı ve görüldü ki; verdiği eğitim ve aldığı tedbirlerde eksiklik var,bunun suçu velînindir.Yani,hatâ çocuğun kendisinde değil,velînin verdiği eksik eğitimden,aldığı eksik tedbirlerden kaynaklanmaktadır. Böyle bir durumda,çocuk okuldan alınır ve eğitimi eksiksiz verilir,gereken tedbirler alınır ,sonra test edilerek okula gönderilir.Eksiklik ve hatâ ,velî den değilde,çocuktan kaynaklanıyorsa,çocuk  bir daha okula gönderilmez.Çünkü,eksiklik eğitimde,alınan tedbirlerde değil - zîrâ bunlar hakkıyla yapılmışsa-çocuğun kendi yapısındadır.Ne kadar eğitim verilirse verilsin,bilinçlendirme yapılırsa yapılsın,çocuk hâlâ  dikkat etmiyor,şirk ve küfür şeyleri işliyorsa, o çocuk okuldan alınır ve  bir daha  gönderilmez.Çünkü çocuk,eğitim verildiği,tedbirler doğru bir şekilde alındığı halde kendisini,şirkten ve küfürden koruyamamaktadır.Velîsi böyle bir çocuğu okula göndermemelidir.Çocuğunun kendisini şirkten ve küfürden koruyamadığını bildiği halde gönderirse velî tekfir edilir.
      Zamanımız da ve içerisinde yaşadığımız toplumun okulları konusunda,verilen hükümler,zann'a,ihtimâle,şekk'e ,şüpheye göre verilen hükümler değil,ortada var olan,yaşanan hakîkatlere göre verilen hükümlerdir.Günümüz okullarında,verilen eğitim,İslâmın zıddı küfür ideolojisi ve ...izmleri bilinç altına işlemeleri açıktır, gündüzün aydınlığı gibi ortadadır.İslâma yeni girenlerin yada başka bir ülkeden,başka toplumlardan gelenlerin bu konularda bilgisizlikleri varsa ,ehemmiyetle üzerinde durularak öğretilir.Çocuğunu bu coğrafya da ,yaşadığı halde,şirk'i ve küfrü tanıyan,bilen-zaten bilmese,uzak durmasa müslümanlığı söz konusu olamaz- her velî,mümeyyiz olmadan çocuğunu okula gönderirse veyahut mümeyyiz olupta eğitimini ve gerekli tedbirini almadan,çocuğunu okula gönderirse ;"Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı,hükmü küfürdür.Çocuğunu göndermek veya göndermemek,velîsinin elindedir ve açık bir ,"Fiîlî Rızâ" vardır. Çocuğu küfür işleyeceği bir ortama, bile bile göndermektedir.Zirâ velî, fiîliyle rızâsını ortaya koymuştur,diliyle söylemese bile...  Aynen şunun gibi;yüzme bilmeyen çocuğunu ,denize salması gibi veya suyu bol bir nehire bırakması gibi. Trafiği yoğun olan,arabaların sel gibi aktığı bir yola,çocuğunu bırakması gibi.Motorlu Araç kullanmasını öğrenmemiş bir çocuğun,direksiyon başına oturtularak trafiğe bırakılması gibi..Bilmeyen veya kendinde olmayan çocuğun eline ,Kur'an-ı Kerîmin verilmesi gibi.Çünkü yere mi atacak,pisliğe mi atacak veya ayağının altına mı alacak,zîrâ çocuktur ne yapacağı bilinemez...
     Buradaki verilen hüküm geneldir,istisnâî duruma göre değildir.
     Buradaki hüküm yaygın olanadır.nâdir olana göre değildir.
     Yukarı da verdiğimiz,misallerin istinâları yok mudur? Elbette vardır.Denize bırakılan çocuğu,şiddetli bir dalganın sürüklemesiyle sahile atılabilir veya Allah'ın yarattığı,deniz canlılarından biri,onu karaya taşıyabilir veyahut o esnada,oradan geçen bir balıkçı teknesi,bir feribot çocuğu farkedip kurtarabilir.Bunların hepsi farazadır ve mümkündür de.Peki aklı selîm olanlar ,hep bu nâdir olan şeylere göre mi  karar verirler ?
Araç sürmesini bilmeyen çocuk,direksiyon başına geçer-geçmez,araba istop edebilir veya yanlışlıkla ayağını frene basıp aracı durdurabilir vayahut hiç düşünmediğimiz bir ihtimalden dolayı kazâ yapmayabilir.Bunların hepsi de mümkünâttan ve mukadderâttandır.Lâkin aklı selîm olan ve ölçüsü olanlar; genel-geçer kaideleri,ölçüleri bırakıp nâdir olan şeylere göre, genel hüküm vermezler,zîrâ hüküm geneledir.İstisnâî haller ortaya çıkında,o istisnâî hal,durum incelenir ve ona göre hüküm verilir. Biz bu iki misâli,mesele biraz daha iyi anlaşılsın diye detaylandırdık aklı selim,ölçü sahiplerine...
      Okul konusunda , verdiğimiz fetvaları,iyice tedkik edenler görecektir ki: 1-Genele göre hüküm veriyoruz. 2-Hükmü şahsa indirgediğimiz de ,araştırmamızı yapıyor,istisnâî haller ,durumlar  varsa ,onları göz önünde bulunduruyor ve ona göre hüküm veriyoruz.Genele verdiğimiz hükmü,şahısların durumlarını,incelemeden,araştırmadan şahıslara vermiyoruz.
 zahiren küfre rıza gibi görünen aslında"Küfre Rıza Küfürdür" Kaidesinin içine  girmeyen ameller elbette vardır.Bu durumları elbette,alimler ortaya koyacaktır.Küfre rızanın esas yeri,kalptir.Göstergesi,alâmetleri;bazı ameller ve tavırlardır. Allah ve Rasülü ile alay edilen  yerde ,oturan şahıs,zahiren küfre rıza göstermiştir.Lâkin o bir hâfiye de olabilir ve orada görevi gereği bulanan şahsın küfre rızası yoktur.İslamın şiarlarıyla alay edip,eğlenip gülen kimselerle,gülen kimse ;zahiren küfre rıza göstermiştir.Lâkin o kimse,alay ve eğlenceye dalan şahısların yaptıklarından bir şey anlamadığı halde onlar güldü diye gülüyorsa bura da küfre rıza yoktur.
     Küfür toplumlarında,her yerde putların yaygın olduğu yerlerde,çarşıda ,pazarda dolaşan,alış-veriş yapan kimse,zahiren putlara müdahele etmiyor,onları yıkmıyor;burada da zahiren küfre rızası varmış gibi,bir durum ortaya çıksa da ,o kimsenin küfre rızası yoktur.Fakat ,İslamî bir devlette ve toplumda böyle bir hal vakî olursa ,küfre rıza dan dolayı küfür olur.Elbette bu konuların,ayrıntılarını âlimler izah ederler,açıklarlar.
     Okul konusunda ,küfrün ve şirkin okutulduğu,öğretildiği,davranışlara yansıtıldığı ve hatta bir düşünce,bir ideoloji haline dönüştürüldüğü bir ortama ,çocuğunu gönderen velinin  rızası neye dir? Kime dir?  Velî kendi rızası ile göndermekte,ikrâh hâli yaşanmamaktadır.Çocuğunu kaçırması,koruması,mahalle ve şehir değiştirmesi mümkün iken ,onları düşünmemesi,işinden,ticaretinden,rahatından,
hoşlandığı meskeni ve memleketinden vazgeçmemekte, aslı esası olmayan,şer'i hiç bir geçerliliği olmayan bahanelere,aldatıcı ,zayıf mazeretlere sarılmaktadır.Ama herşeyi bilen,herşeyi gören,Hakimi Mutlak olan Allah katın da bu tür,şeytânî ve nefsi bahanelerin yeri yoktur.
 Çocuktur diye,iş yerinde ,para kasasını teslim etmeyenler,borçlarının ödenmesi çeki-senedi ,nakit parayı eline verip çocuğuna güvenmeyenler,trafikte;karşıdan karşıya geçerken,arabanın önüne atlar diye elinden tutanlar ki-bu davranışların hepsi de ma'kul dür- çocuğum kaçırılır veya başına olumsuz bir hal gelir diye çarşıya,pazara tek başına göndermeyenler,çocuklarını şirk ve küfür'ün çokça öğretildiği okullara ,gayet müsterih bir şekilde göndermekteler ve kendilerince bir çok mazeret bulmaktalar...Hayatın,bir çok alanında güvenemedikleri çocuklarına,benim evlâdım,benim kızım küfür işlemez diyerek,gayet müsterih,ferah ve fahûr bir şekilde umursamamakta ve önemsememekteler.Neymiş,velînin küfre rızası yokmuş (ünlem?) Bir de küfre rızam var deseydi bâri...Her halde o zaman ,küfre girerdi (ünlem?),bu velî kendince,şeytanın aldatmasıyla,nefsinin fısıldadıklarıyla...İman eden bir muvahhid bilmez mi? Kalben,küfürden razı olmak,istisnâsız her hâlükârda küfürdür.Kalbinden küfre,râzı olan ve küfür işlemeyi isteyen,amele dökmese bile kâfir olur.
 Küfre rıza göstermek demek;küfür ameli işlemek demek değildir( herzaman) ,küfrün kendisine veya küfür işlenmesine rıza göstermek demektir.Bu rızâ kalben de olabilir,söz,tavır ve amelle de olabilir.Kesin  küfür işleyeceği veya küfür sözü söyleyeceği,yazacağı bir okula veya ortama bilerek göndermek küfre rızâdır.Çünkü velî,kendisi gönderiyor zîrâ bu gönderme fiili,küfre râzı olduğunu  ameliyle ortaya koymaktadır.Baba,çocuğunu, küfür öğreten bir okula,bile bile gönderdiği zaman, "ben küfür işlesin diye göndermiyorum" sözüne itibar edilmez.Zîrâ ,bu söz yalandır.Çünkü ,küfür işlesin diye gönderiyorsa, çocuk küfür işlemeden de kafir olur velîsi...   Küfür işlesin diye göndermiyorum diyen baba; okulda,çocuğa öğretilecek küfre,şirke rızâ gösterdiğinden dolayı küfre girmektedir.Çocuğunu, okula gönderen babanın;küfre rızâm yoktur sözünü,ameli yalanlamıştır.Milletvekili olan kimse de,ben İslam'a hizmet etmek için meclise giriyorum demektedir.Niyeti küfür işlemek olmasa da,tâğut üzerine ettiği yeminle ve amelleriyle küfür işlemektedir.Kasdı,niyeti  kendisini kurtarmamaktadır. Yoksa hiç bir müslüman baba,çocuğum küfür işlesin diye ,okula gönderiyorum demez.Bizler de,sen çocuğunu küfür işlesin,diye gönderiyorsun veya küfür işlemesini kasdediyorsun diye tekfir etmiyoruz.Evet sen,küfür öğrensin diye göndermiyorsun(böyle bir söz söylemiyorsun),küfür işlemesini kasdetmiyorsun(bu niyette olduğunu da zaten söylemiyorsun) Lâkin sen,küfrün yoğun olarak okutulduğu,öğretildiği ve amellerinin çokça yapıldığı yere,çocuğunu  göndermekle,amelinle çocuğun küfür işlemesine rızâ gösterdin.İşte bundan dolayı tekfir ediyoruz.Burada ki illet,küfre rızâdır.Küfrün öğretildiği,küfür,şirkle dolu eğitim-öğretim müfredâtının uygulandığı ortamda,mümeyyiz olmayan çocuk,nasıl kendini küfürden,şirkten koruyacak veya nasıl korunacak,nasıl kurtarılacak? Bilakis korumaya,himâye'ye,yönlendirmeye muhtaç olan bir çocuk,nasıl yüzlerce küfür öğreten bir okula gönderilir?Büyükleri taklit eden,papağan gibi kendisine öğretilenleri ve söylenenleri yapan bir çocuk küfürden nasıl korunacak?
     Küfre rıza konusunu bitirmeden,şunları ifade etmemiz gerekir.Elbette bu gün,hiç bir müslümanın,küfrün yaygın ve egemen olmasına asla rızası olamaz.Lâkin küfrün, hâkim olduğu toplumlarda yaşamaktayız. Tâğutların hükmetmesini,şirk'in ve küfrün yaygınlığını, değiştirmeye,küfrî ve şirkî unsurları yok etmeye ,yıkmaya ; kuru temenniler,kalbimizin istememesi kâfî gelmemekte...Şer'i gerekçeler hariç,kalplerimizde olanlar,fiillerimize,yani amellerimize yansımadıkça,kalplerimiz,sözlerimiz,amellerimiz bir olmadıkça bizlere bir fayda sağlamayacak, bizler tevhid ehliyiz diye tekrarladığımız  ifadelerimiz; kuru bir iddia dan öteye geçemiyecektir.
 
         Allah(c.c) şöyle buyuruyor:"Ey iman edenler! Yakıtı insanlarla taşlar olan o ateşten,nefislerinizi ve ailelerinizi koruyunuz.Onun üzerinde(görevli)iri yarı,sert tabiatlı melekler vardır.Bunlar kendilerine verdiği emirlerde ,Allah'a isyan etmezler.Kendilerine ne emredilirse onu yaparlar."(Tahrim:6)
Allah(c.c) bu emriyle,insanın kendisini ve aile halkını,ateşten korumayı emretmektedir.Ed-Dahhak dedi ki: Emrin anlamı şudur:Kendinizi de ateşten koruyunuz,aile halkınız da kendilerini ateşten korusunlar.
Ali b. Talha,İbni Abbas'tan(r.a) şöyle dediğini rivayet etmektedir.Siz kendinizi koruyunuz,aile halkınıza da zikir ve dua etmelerini emrediniz tâ ki Allah sizin vasıtanızla onları da korusun.
Ali(r.a),Katade ve Mücahid şöyle demişlerdir:"Yaptığınız işlerle kendinizi koruyunuz,onlara yapacağınız tavsiyelerle de aile halkınızı koruyunuz."
İbni A'rabi dedi ki:"Doğru olan da budur.Kendisine atfedilen ile atfolunannın ortak bir noktada birleşmelerini gerektiren atfın verdiği ince anlam ise,fiilin ihtiva ettiği manadadır."
O halde kişinin kendisini islah etmesi,aile  halkını da tıpkı çobanın sürüsünü islah etmesi gibi,islah etmesi gerekir.Sahih Hadis'te Peygamber(s.a.s) şöyle buyurmuştur:"Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur.İnsanların başında ki imam bir çobandır ve teb'asından sorumludur.Adam ,aile halkı üzerinde bir çobandır ve onlardan sorumludur...."
(Buhari,Müslim)
El-Hasen bu ayeti kerîme  hakkın da:" Onlara emreder ve onlara yasaklar koyar" sözleriyle bu emri ilâhi'nin anlamını ifade etmektedir.
Kimi Alimler de şöyle demişlerdir: Yüce Allah'ın "Nefislerinizi koruyunuz" emrinin kapsamına çocuklarda girmektedir.Çünkü çocuk,insanın bir parçasıdır.Tıpkı yüce Allah'ın:"Kendi evlerinizden.....yemek yemenizde size de bir sakıncası yoktur."(Nur:61)
Ayetin de olduğu gibi,diğer akrabaların bağımsız olarak anıldığı gibi,ayrıca bağımsız olarak zikredilmemişlerdir.Kişi çocuğuna,helâli ve harâmı öğretir,masiyet olan işlerden uzak kalmasını sağlar ve buna benzer diğer hükümleri yerine getirir.
        Peygamber(s.a.s) şöyle buyurmuştur:"Çocuğun,baba  üzerinde ki hakkı; ona güzel bir isim vermesi,yazı yazmayı öğretmesi ve ergenlik yaşına geldiğinde onu evlendirmesidir."(Beyhaki,Şuabul iman,,Heysemi; Mecmuz-Zevaid)
       Yine Rasulullah(s.a.s) şöyle buyurmuştur:"Hiç bir baba,oğluna güzel bir terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır."(Ahmed,Hakim,Tirmizi)
      Amr b. Şuayb babasından,onun da dedesinden rivayet ettiğine göre,Peygamber(s.a.s) şöyle buyurmuştur:"Çocuklarınıza,yedi yaşında namaz kılmalarını emrediniz.(Kılmazlarsa) on yaşında onları dövünüz ve yataklarını birbirinden ayırınız"(Ebu Davud,Hakim,Müsned,Darekutnî) - Kurtubî,el-Cami'ul Ahkam'ul Kur'an-
Yukarı daki  açıklamalar,Kurtûbî de geçmektedir.
     "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi,yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.O ateşin başında , iri gövdeli ,sert yapılı,Allah'ın kendilerine emrettiklerine isyan etmeyen ve emrolunduklarını yapan melekler vardır."(Tahrim:6)
     Hz. Ali, bu ayet hakkında şu açıklamayı yapmıştır: Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun demek,kendinize ve ailenize hayrı öğretiniz demektir.(Hakim;Müstedrek)
     Fahreddin er-Razi de şunları söylemiştir:Ayet; "Allah'ın yasakladığı şeylerden vazgeçmek sûretiyle kendinizi koruyun" demktir.
     Mukatil de":Müslümanın,kendisini ve aile fertlerini eğitmesi,onlara iyiliği emretmesi ve kötülülükten alıkoyması" şeklinde tefsir etmiştir.
      İbnül Kayyım , şu açıklamayı yapmıştır:Bazı Alimler şöyle demişlerdir; "Şüphesiz Allah, kıyamet gününde babasından ötürü,çocuğunu hesaba çekmeden önce, çocuğundan ötürü babasını hesaba çeker.Zîrâ babanın oğlu üzerinde bir kakkı olduğu gibi, oğulun da babası üzerinde bir hakkı vardır."
      Peygamber(s.a.s) şöyle buyuruyor:" Şüphesiz Allah ,elinin altındakilerden sorumlu herkese ,görevini yapıp yapmadığını soracaktır.Hatta kişi,aile fertlerinden de sorumlu tutulacaktır."(Nesâî,İbni Hibban,Abdurrezzak;Musannefinde)
     Müfessirlerin tefsirlerini,Hadisçilerin şerhlerini incelediğimiz de,anne-babaların veya çocuğun eğitim -öğretim ve terbiyesinden sorumlu kimselerin;çocuklarına öğretecekleri ilk şeylerin şunlar olduğunun görmekteyiz: Her hayrın,her iyiliğin başı olan îmân,islâm,tevhîd  gelmektedir.İmânsız,islâmsız,tevhidsiz her bilgi,her öğretilen şey eksiktir,bâtıldır.Avrupa toplumların da bunları görmekteyiz.Tabiî ilimleri,mükemmel şekilde okutmalarına,öğretmelerine rağmen,yetişen nesiller şirkin ,küfrün,ilhâdın,sapkınlığın bataklığında yüzmekteler.Alet ilimleri,teknik-fenni ilimler,tıb ilimleri alanların ki, gelişmeler ne kadar ileri ve yüksek seviyeler de olsalarda(istisnâlar dışında) ,tabiî ilimlerdeki bu başarılar onları islâmi açıdan bir kurtuluşa,bir huzura ve saadete götürmedi.Bilakis,bu toplumlar inkirâza,toplusal yozlaşmaya,kokuşmuşluğa,çirkefliğe sürüklenmiş ve toplumsal iflâsın eşiğine gelmişlerdir.Tabiî bilgiler,ilmî buluşlar,keşifler,maddi kalkınmalar ve terakkîler hepsi de;İslâmi,İmani,tevhîdi çizgide,Allah'ın temiz-pâk şer'iatı doğrultusunda olmalıdır ki,insanlığın huzurunu,mutluluğunu ,saadetini temin etsin,insanlık ;onur,haysiyet ve şeref kazanmış olsun.
       Çocuklarını,namaza ve islâmın şiarlarını yerine getirmeye mecbur tutan hatta zorlayan aileler,tevhîdi öğretmez,çocuğunu ;her türlü olumlu-güzel davranışını boşa çıkarıcı şirk ve küfür den ,batıl düşüncelerden sakındırmazlarsa,her türlü gayret ve çabaları boşa gidecek,Allah katındaki sorumluluklarından kurtulamayacak ve sonları hüsran olacaktır.Kendileri,namazı emrederken,islâmın ve imanın şartlarını öğretirken,çocuklarının eğitimi için teslim ettikleri,küfür ve şirk yuvaları,çocuklarına şirki ve küfrü emredecek ,sevdirecek ve Allah'a isyan etmenin eğitimini vereceklerdir.Bu durum hiç şüphesiz,İslâm'a göre en büyük çelişki,en büyük münkerdir.
       
        Ey muvahhid! Bil ki sen evinde bir çobansın ve çocukların da senin güttüğündür.öyleyse sakın bu görevi yerine getirmemezlik yapma ve bu göreve riayet etmeyen,onu yerine getirmeyen bir kimse olarak Allah(c.c)'a kavuşma! Bu mesele ihmale gelmeyecek derecede ciddi,önemli ve tehlikeli bir meseledir.Bu konu da sakın gevşek davranma!Küçüklüklerinden itibaren çocuklarına tevhîdi,Lâ ilâhe illallâh'ın gerçek manasını öğret! Onları,şirk ve tağutun her çeşidinden ,bunlara bağlı olanlardan uzak kalabilecekleri ve onlara düşman olabilecekleri bir şekilde yetiştir.Sen bu konuda sorumlusun ve âhirette bundan sorulacaksın.Sakın ihmal etme.
      Ye'sak kullarının yayın organlarından ve çocukları terbiye metodlarından uzak tut! Çünkü onlar çocuklara ,tâğutları sevdirmeye,ona dost olmaya ,onun hükümlerine bağlı kalmaya ,onu korumaya teşvik ederler ve bu zihniyetle onları yetiştirirler.Böyle tuzaklardan çocuklarını koru! Televizyon,radyo,gazete, ve bunlar gibi her türlü bozgunculuğa sebeb olan yayın organlarından da uzak tut. Çünkü bu yayın organları;nesli bozucu,tâğut ve hükümlerini yüceltici yayınlarla insanların zihinlerini bulandırırlar.Yine tağutun okullarına karşı çok dikkatli ol! Çünkü onların okulları adeta zehir saçmaktadır.Saçtığı bu küfür,şirk zehriyle nesilleri gerçek tevhidden uzaklaştırır,tâğutu ve kanunlarını  yücelttirir,onlara bağlandırır,onlara saygı göstertir.ordularını,askerlerini sevdirir,küfrün her çeşidini onlara işlettirir ve böylece çocukları ye'sak'ın kulu yapar.
*********************************************
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
3RK4N
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331


Belli bir amaç belilrle ki, hayatının anlamı olsun


« Yanıtla #7 : 18 Nisan 2011, 17:20:20 »

 Küfre rıza küfürdür eyvAllah buna söz yok lakin bunu olduğu gibi anlarsanız o zaman esnaflık yapmak caiz değildir çünkü vergi vereceksin küfre.. küfre rıza küfürse küfrü kalkındırmak hayli hayli küfürdür.
 interneti kullanmak küfürdür zira aynısı vardır.
 marketlerden bişi alamazsın zira oda öyle yapıyor küfrü kalkındırıyor. Ondan bişi alman direk küfre hizmettir.
 araba kullanmak hakeza yine öyle çünkü aldığın benzinin dahi vergisi var giymek yemek yemek içmek hepsi küfre girer o zaman
 yolda yürümek küfürdür çünkü yolda küfür bişi varsa müdahale etmezsen ondan razısın demektir. edersende hapse.. eeee sonuç memlekette müslüman kalmadı
 yazını hepsini okumadım kusura bakma okuyamamda o kadar kopyala yapıştırı...
 Küfre en büyük hizmeti çocuklarınızı okutmayın cahil kalsınlar. öğretmen müslüman olmasın doktor müslüman olmasın sözü geçen müslüman olmasın  diyen kişiler yapıyor eyer küfrü tanımak istiyorsan işte bunların islam aleminde olmasını istemeyenlere bak.ünlem bana kopyala yapıştırla deil kendinle cevab ver bi zahmet!
Moderatöre Bildir   Logged

Çaydanlık ne kadar havalı olsada bardağın önünde eğilir.
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #8 : 05 Temmuz 2011, 20:56:57 »

İçerisinde yaşadığımız küfrî toplumlarda, sistemlerde mümeyyiz olmayan çocuğu okula gönderen "Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı tekfir edilir.
   
"Küfre Rıza Küfürdür, Harama Rıza Haramdır" kaidesi kat'i ve açık bir delildir.

Küfür ahkâmının hakim olduğu, eğitim müfredatının bu günkü haliyle uygulandığı toplumlarda, çocuğu okula göndermenin genel hükmü küfürdür.

Mümeyyiz olmayan çocuğu okula göndermek küfürdür. Şahsa hüküm vereceğimiz zaman mutlaka babasına sormamız, durumunu araştırmamız gerekir. Niçin? Belki tedbir almıştır. Eğer geçerli tedbiri almışsa babası veya velisi tekfir edilmez. Burada mümeyyiz olmayan çocuk için alınan geçerli tedbir, Müslüman bir öğretmenin olması ve onun kontrolünde, onun takibinde olması veya anne-babadan birinin, çocuğun yanında sürekli bulunması gibi geçerli yahut da istisnaî durumlar olabilir ki bu da araştırılınca ortaya çıkar.

Yaşadığımız toplumun okulları şirk, küfür, fısk ve batıl inançlar, ideolojiler üzerine kurulmuş eğitim müesseseleridir. Özellikle daha aklî melekeleri gelişmemiş, kendi benliğini tanımamış körpe beyinleri; zayıf, kırılgan bir evrede olan çocukları toplayıp onlara küfür, şirk üzerine kurulu batıl ideolojilerini benimsetmek, aşılamak temeli, gayesi üzerine kurulmuştur bu okullar...

Daha "Lâ ilâhe illAllah Muhammed ur rasulullah"ı idrak etmeden, küfür ve ilhâd olan laikliği benimsetiyorlar.

Rabbi karşısında kulluğa durmadan, sahte ilâhları karşısında saygı duşunda bulunduruyorlar.

İlahî kelamı okuyup anlamadan, demokratik laisizm kurallarını anlatıp benimsetiyorlar.

Daha henüz Allah’ı Rabb olarak tanımamış beyinler “ulu önder, yüce kurtarıcı” yaftalarıyla sahte rabler ediniyorlar...

Allah ve Resulünün sevgisini kalplere yerleştirmeden, beşerî sahte kurtarıcıların sevgisi ve azameti aşılanıyor, yerleştiriliyor körpe beyinlere, tertemiz kalplere... Evet, tertemiz beyinlere, saf kalplere, bozulmamış fıtratlara; kendilerini yoktan var eden, nimetleriyle, rahmetiyle her şeyi kaplayan, kuşatan âlemlerin Rabbi olan Allah'ın sevgisinin yerine; vatan, millet, bayrak ve sahte kurtarıcının sevgisi nakşediliyor...

Hayatın gayesi olan iman ve cihad, hâşâ çağdışı, insanlık dışı olarak sunuluyor bu şirk ve küfür yuvalarında, istikbalin mirasçılarına...

Onun yerine, hortumcuların, faizci-bankerlerin, fuhuş çetelerinin, sömürgeci kartellerin, kandırılmış kitlelerin alın terini, emeğini sömüren, asrın Karunlarının, İslam’ın amansız düşmanı olan çağdaş Ebu Cehillerin uğrunda savaşmayı, onları savunmayı, onların emniyetini sağlamayı, onlar için ölmeyi süslü gösteriyor ve teşvik ediyorlar ve dahi vatanî bir vazife, kutsal bir vazife diyerek benimsetiyorlar, şirk ve küfür yuvaları olan okullarda...


Eğitim müfredatı diye hazırladıkları kitaplarda, özellikle; hayat bilgisi, sosyal bilgiler isimli ders kitaplarında, yirmi üniteden fazla ders ünitesinde hep sahte ilâhları, sahte kahramanları övüyor, yüceltiyor ve sevdiriyorlar... O'nun ne kadar lahuti, yüce (ünlem) kudretli (ünlem) ve kuvvet'lere sahip, olağanüstü, dünyada eşi benzerinin bulunmadığı (ünlem) anlatılıyor, geleceğin mirasçısı çocuklara...

Yukarıda genel bir şekilde bahsettiğimiz okullara, mümeyyiz olmayan çocuğu göndermek küfürdür. Çünkü velinin ameliyle, küfre rızası vardır. Çocuk muhakkak ya korkudan, ya taklitten, ya gevşeklik, tembellik yahut da iradesizlikten şirk, küfür işleyecektir. Ayrıca bu gibi okullarda bir gün iki gün kalmıyor senelerce kalıyor çocuklar, onun için muhakkak küfre girecektir.
Şirk'in ve küfrün öğretildiği, benimsetildiği bu okulların durumunu bilen ebeveyn, ameliyle küfre rıza göstermiştir.

Okulun kendisi bizzat şirk ve küfür değildir. İçerisinde verilen eğitim, söylenen sözler, yapılan ameller, yazılan şirk ve küfür içerikli yazılar küfürdür, şirktir... Okulun kendisi bizzat şirk ve küfür olsaydı, okula giden, mümeyyiz - gayrı mümeyyiz ayrımı yapılmaksızın, şahısların durumunu araştırmaksızın, geçerli tedbirlerin alınıp alınmadığına bakılmaksızın, bilâ istisna küfür hükmü verilirdi.

Oysaki mümeyyiz olan çocuğunu, güzel bir şekilde eğiten, bu konuda gerekli tedbirleri alan, öğrendiklerini amele döken, aklî melekeleri gelişmiş, belli bir zihinsel olgunluğa erişmiş olan ve bunu da tevhidî bilgilerle bütünleştiren ve mümeyyizlik vasfını da ispatlayan çocuğun velisi elbette tekfir edilmez. Zira Ehli Sünnet'tin görüşü ve ölçüsü budur.

Temyiz çağına geldiği halde eğitilmemiş, yani mümeyyizliği ispatlanmamış, gerekli tedbirleri alınmamış çocuk, ister on yaşında, ister on bir yaşında, ister on iki, on üç yaşında olsun fark etmez, asla okula gönderilemez. Velisi, onun amellerinden sorumludur.
     
Velisi eğittiği halde, tedbirlerini aldığı halde çocuk korkaklığından, zayıflığından ya da gevşek ve umursamazlığından küfür sözü söyler ve işlerse, velisi bu durumu öğrenir öğrenmez onu okuldan almalıdır ve göndermemelidir.
     
Velisi çocuğa eğitimi verdi, lâkin eğitimi eksik oldu; tedbir aldığını söyledi, fakat araştırıldı ve görüldü ki, verdiği eğitim ve aldığı tedbirlerde eksiklik var, bunun suçu velinindir. Yani hata çocuğun kendisinde değil, velinin verdiği eksik eğitimden, aldığı eksik tedbirlerden kaynaklanmaktadır. Böyle bir durumda çocuk okuldan alınır ve eğitimi eksiksiz verilir, gereken tedbirler alınır, sonra test edilerek okula gönderilir. Eksiklik ve hata, veliden değil de, çocuktan kaynaklanıyorsa, çocuk bir daha okula gönderilmez. Çünkü eksiklik eğitimde, alınan tedbirlerde değil, zira bunlar hakkıyla yapılmışsa, çocuğun kendi yapısındadır. Ne kadar eğitim verilirse verilsin, bilinçlendirme yapılırsa yapılsın, çocuk hâlâ dikkat etmiyor, şirk ve küfür şeyleri işliyorsa, o çocuk okuldan alınır ve bir daha gönderilmez. Çünkü çocuk eğitim verildiği, tedbirler doğru bir şekilde alındığı halde kendisini şirkten ve küfürden koruyamamaktadır. Velisi böyle bir çocuğu okula göndermemelidir. Çocuğunun kendisini şirkten ve küfürden koruyamadığını bildiği halde gönderirse veli tekfir edilir.
     
Zamanımızda ve içerisinde yaşadığımız toplumun okulları konusunda verilen hükümler zanna, ihtimale, şek ve şüpheye göre verilen hükümler değil, ortada var olan, yaşanan hakikatlere göre verilen hükümlerdir. Günümüz okullarında verilen eğitim, İslâm’ın zıddı küfür ideolojisi ve laisizmleri bilinçaltına işlemeleri açıktır, gündüzün aydınlığı gibi ortadadır. İslâm’a yeni girenlerin ya da başka bir ülkeden, başka toplumlardan gelenlerin bu konularda bilgisizlikleri varsa, ehemmiyetle üzerinde durularak öğretilir. Bu coğrafyada yaşadığı halde, şirk'i ve küfrü tanıyan, bilen -zaten bilmese, uzak durmasa Müslümanlığı söz konusu olamaz- her veli, mümeyyiz olmadan çocuğunu okula gönderirse veyahut mümeyyiz olup da eğitimini ve gerekli tedbirini almadan çocuğunu okula gönderirse "Küfre Rıza Küfürdür" kaidesinden dolayı hükmü küfürdür. Çocuğunu göndermek veya göndermemek, velisinin elindedir ve açık bir "Fiili Rıza" vardır. Çocuğu küfür işleyeceği bir ortama bile bile göndermektedir. Zira veli, fiiliyle rızasını ortaya koymuştur, diliyle söylemese bile...  Aynen şunun gibi; yüzme bilmeyen çocuğunu denize salması gibi veya suyu bol bir nehre bırakması gibi. Trafiği yoğun olan, arabaların sel gibi aktığı bir yola çocuğunu bırakması gibi… Motorlu Araç kullanmasını öğrenmemiş bir çocuğun, direksiyon başına oturtularak trafiğe bırakılması gibi. Bilmeyen veya kendinde olmayan çocuğun eline Kur'an-ı Kerimin verilmesi gibi… Çünkü yere mi atacak, pisliğe mi atacak veya ayağının altına mı alacak, zira çocuktur ne yapacağı bilinemez...
     
Buradaki verilen hüküm geneldir, istisnai duruma göre değildir. Buradaki hüküm yaygın olanadır, nadir olana göre değildir.
     
Yukarı da verdiğimiz misallerin istisnaları yok mudur? Elbette vardır. Denize bırakılan çocuk, şiddetli bir dalganın sürüklemesiyle sahile atılabilir veya Allah'ın yarattığı deniz canlılarından biri, onu karaya taşıyabilir veyahut o esnada, oradan geçen bir balıkçı teknesi, bir feribot çocuğu fark edip kurtarabilir. Bunların hepsi farazadır ve mümkündür de. Peki, aklıselim olanlar hep bu nadir olan şeylere göre mi karar verirler?

Araç sürmesini bilmeyen çocuk, direksiyon başına geçer geçmez araba istop edebilir veya yanlışlıkla ayağını frene basıp aracı durdurabilir veyahut hiç düşünmediğimiz bir ihtimalden dolayı kaza yapmayabilir. Bunların hepsi de mümkünâttan ve mukadderattandır. Lâkin aklıselim olan ve ölçüsü olanlar; genel geçer kaideleri, ölçüleri bırakıp nadir olan şeylere göre genel hüküm vermezler, zira hüküm geneledir. İstisnai haller ortaya çıkınca, o istisnai hal, durum incelenir ve ona göre hüküm verilir. Biz bu iki misali, mesele biraz daha iyi anlaşılsın diye detaylandırdık aklıselim, ölçü sahiplerine...
     
Okul konusunda verdiğimiz fetvaları iyice tetkik edenler görecektir ki, 1-Genele göre hüküm veriyoruz. 2-Hükmü şahsa indirgediğimizde, araştırmamızı yapıyor, istisnai haller, durumlar varsa onları göz önünde bulunduruyor ve ona göre hüküm veriyoruz. Genele verdiğimiz hükmü, şahısların durumlarını incelemeden, araştırmadan şahıslara vermiyoruz.
     
"Küfre Rıza Küfürdür" Kaidesinin istisnaları elbette vardır. Bunun istisnalarını, âlimler ortaya koyacaktır. Küfre rızanın esas yeri kalptir. Göstergesi, alâmetleri; bazı ameller ve tavırlardır. Allah ve Resulü ile alay edilen yerde oturan şahıs, zahiren küfre rıza göstermiştir. Lâkin o bir hafiye de olabilir ve orada görevi gereği bulanan şahsın küfre rızası yoktur. İslam’ın şiarlarıyla alay edip eğlenip gülen kimselerle gülen kimse, zahiren küfre rıza göstermiştir. Lâkin o kimse, alay ve eğlenceye alan şahısların yaptıklarından bir şey anlamadığı halde onlar güldü diye gülüyorsa burada küfre rıza yoktur.
     
Küfür toplumlarında, her yerde putların yaygın olduğu yerlerde, çarşıda, pazarda dolaşan, alış-veriş yapan kimse, zahiren putlara müdahale etmiyor, onları yıkmıyor; burada da zahiren küfre rızası varmış gibi bir durum ortaya çıksa da, o kimsenin küfre rızası yoktur. Fakat İslamî bir devlette ve toplumda böyle bir hal vaki olursa, küfre rızadan dolayı küfür olur. Elbette bu konuların ayrıntılarını âlimler izah ederler, açıklarlar.
     
Okul konusunda küfrün ve şirkin okutulduğu, öğretildiği, davranışlara yansıtıldığı ve hatta bir düşüncenin, bir ideoloji haline dönüştürüldüğü bir ortama çocuğunu gönderen velinin rızası neyedir? Kimedir?  Veli kendi rızası ile göndermekte, ikrah hâli yaşanmamaktadır. Çocuğunu kaçırması, koruması, mahalle ve şehir değiştirmesi mümkün iken onları düşünmemesi, işinden, ticaretinden, rahatından, hoşlandığı meskeni ve memleketinden vazgeçmemekte, aslı esası olmayan, şer'i hiç bir geçerliliği olmayan bahanelere, aldatıcı, zayıf mazeretlere sarılmaktadır. Ama her şeyi bilen, her şeyi gören, Hakimi Mutlak olan Allah katında bu tür şeytani ve nefsi bahanelerin yeri yoktur.
       
Çocuktur diye iş yerinde para kasasını teslim etmeyenler, borçlarının ödenmesi çeki-senedi, nakit parayı eline verip çocuğuna güvenmeyenler, trafikte karşıdan karşıya geçerken arabanın önüne atlar diye elinden tutanlar ki -bu davranışların hepsi de makuldür- çocuğum kaçırılır veya başına olumsuz bir hal gelir diye çarşıya, pazara tek başına göndermeyenler, çocuklarını şirk ve küfrün çokça öğretildiği okullara gayet müsterih bir şekilde göndermekteler ve kendilerince birçok mazeret bulmaktalar... Hayatın birçok alanında güvenemedikleri çocuklarına, benim evlâdım, benim kızım küfür işlemez diyerek, gayet müsterih, ferah ve fahur bir şekilde umursamamakta ve önemsememekteler. Neymiş, velinin küfre rızası yokmuş (ünlem) Bir de küfre rızam var deseydi bari... Her halde o zaman küfre girerdi (ünlem), bu veli kendince, şeytanın aldatmasıyla, nefsinin fısıldadıklarıyla... İman eden bir muvahhid bilmez mi? Kalben, küfürden razı olmak, istisnasız her hâlükârda küfürdür. Kalbinden küfre razı olan ve küfür işlemeyi isteyen, amele dökmese bile kâfir olur.
       
Küfre rıza göstermek demek; küfür ameli işlemek demek değildir ( her zaman), küfrün kendisine veya küfür işlenmesine rıza göstermek demektir. Bu rıza kalben de olabilir, söz, tavır ve amelle de olabilir. Kesin küfür işleyeceği veya küfür sözü söyleyeceği, yazacağı bir okula veya ortama bilerek göndermek küfre rızadır. Çünkü veli, kendisi gönderiyor; zira bu gönderme fiili, küfre razı olduğunu ameliyle ortaya koymaktadır. Baba, çocuğunu küfür öğreten bir okula bile bile gönderdiği zaman, "ben küfür işlesin diye göndermiyorum" sözüne itibar edilmez. Zira bu söz yalandır. Çünkü küfür işlesin diye gönderiyorsa, çocuk küfür işlemeden de kâfir olur velisi... Küfür işlesin diye göndermiyorum diyen baba, okulda çocuğa öğretilecek küfre, şirke rıza gösterdiğinden dolayı küfre girmektedir. Çocuğunu okula gönderen babanın küfre rızam yoktur sözünü, ameli yalanlamıştır. Milletvekili olan kimse de, ben İslam'a hizmet etmek için meclise giriyorum demektedir. Niyeti küfür işlemek olmasa da, tâğut üzerine ettiği yeminle ve amelleriyle küfür işlemektedir. Kastı, niyeti kendisini kurtarmamaktadır. Yoksa hiç bir Müslüman baba, çocuğum küfür işlesin diye okula gönderiyorum demez. Bizler de, sen çocuğunu küfür işlesin diye gönderiyorsun veya küfür işlemesini kastediyorsun diye tekfir etmiyoruz. Evet, sen, küfür öğrensin diye göndermiyorsun (böyle bir söz söylemiyorsun), küfür işlemesini kastetmiyorsun (bu niyette olduğunu da zaten söylemiyorsun). Lâkin sen, küfrün yoğun olarak okutulduğu, öğretildiği ve amellerinin çokça yapıldığı yere çocuğunu göndermekle, amelinle çocuğun küfür işlemesine rıza gösterdin. İşte bundan dolayı tekfir ediyoruz. Buradaki illet, küfre rızadır. Küfrün öğretildiği, küfür, şirkle dolu eğitim-öğretim müfredatının uygulandığı ortamda mümeyyiz olmayan çocuk nasıl kendini küfürden, şirkten koruyacak veya nasıl korunacak, nasıl kurtarılacak? Bilakis korumaya, himayeye, yönlendirilmeye muhtaç olan bir çocuk, nasıl yüzlerce küfür öğreten bir okula gönderilir? Büyükleri taklit eden, papağan gibi kendisine öğretilenleri ve söylenenleri yapan bir çocuk küfürden nasıl korunacak?
       
Küfre rıza konusunu bitirmeden şunları ifade etmemiz gerekir. Elbette bu gün hiç bir Müslümanın, küfrün yaygın ve egemen olmasına asla rızası olamaz. Lâkin küfrün hâkim olduğu toplumlarda yaşamaktayız. Tâğutların hükmetmesini, şirk'in ve küfrün yaygınlığını değiştirmeye, küfrî ve şirkî unsurları yok etmeye, yıkmaya; kuru temenniler, kalbimizin istememesi kâfi gelmemekte... Şer'i gerekçeler hariç, kalplerimizde olanlar fiillerimize, yani amellerimize yansımadıkça, kalplerimiz, sözlerimiz, amellerimiz bir olmadıkça bizlere bir fayda sağlamayacak,  bizler tevhid ehliyiz diye tekrarladığımız ifadelerimiz, kuru bir iddiadan öteye geçemeyecektir.
 
         
Allah(c.c) şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Yakıtı insanlarla taşlar olan o ateşten, nefislerinizi ve ailelerinizi koruyunuz. Onun üzerinde (görevli) iri yarı, sert tabiatlı melekler vardır. Bunlar kendilerine verdiği emirlerde, Allah'a isyan etmezler. Kendilerine ne emredilirse onu yaparlar."(Tahrim: 6)

Allah (c.c) bu emriyle, insanın kendisini ve aile halkını ateşten korumayı emretmektedir. Ed-Dahhak dedi ki: “Emrin anlamı şudur: Kendinizi de ateşten koruyunuz, aile halkınız da kendilerini ateşten korusunlar.”

Ali b. Talha, İbni Abbas'tan (r.a) şöyle dediğini rivayet etmektedir: “Siz kendinizi koruyunuz, aile halkınıza da zikir ve dua etmelerini emrediniz ta ki Allah sizin vasıtanızla onları da korusun.”

Ali (r.a), Katade ve Mücahid şöyle demişlerdir: "Yaptığınız işlerle kendinizi koruyunuz, onlara yapacağınız tavsiyelerle de aile halkınızı koruyunuz."
 
İbni Arabî dedi ki: "Doğru olan da budur. Kendisine atfedilen ile atfolunanın ortak bir noktada birleşmelerini gerektiren atfın verdiği ince anlam ise, fiilin ihtiva ettiği manadadır."

O halde kişinin kendisini ıslah etmesi, aile halkını da tıpkı çobanın sürüsünü ıslah etmesi gibi ıslah etmesi gerekir. Sahih Hadis'te Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürüsünden sorumludur. İnsanların başında ki imam bir çobandır ve tebaasından sorumludur. Adam , aile halkı üzerinde bir çobandır ve onlardan sorumludur...."
(Buhari, Müslim)

El-Hasen bu ayeti kerime hakkında: " Onlara emreder ve onlara yasaklar koyar" sözleriyle bu emri ilâhi'nin anlamını ifade etmektedir.

Kimi Âlimler de şöyle demişlerdir: “Yüce Allah'ın "Nefislerinizi koruyunuz" emrinin kapsamına çocuklar da girmektedir. Çünkü çocuk, insanın bir parçasıdır. Tıpkı yüce Allah'ın: "Kendi evlerinizden.....yemek yemenizde size de bir sakıncası yoktur." (Nur:61) ayetin de olduğu gibi, diğer akrabaların bağımsız olarak anıldığı gibi, ayrıca bağımsız olarak zikredilmemişlerdir. Kişi çocuğuna, helâli ve haramı öğretir, masiyet olan işlerden uzak kalmasını sağlar ve buna benzer diğer hükümleri yerine getirir.”
       
Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun baba üzerindeki hakkı; ona güzel bir isim vermesi, yazı yazmayı öğretmesi ve ergenlik yaşına geldiğinde onu evlendirmesidir." (Beyhaki, Şuabul iman, Heysemi; Mecmuz-Zevaid)
       
Yine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir baba oğluna, güzel bir terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır." (Ahmed, Hâkim, Tirmizî)
     
Amr b. Şuayb babasından, onun da dedesinden rivayet ettiğine göre Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını emrediniz. (Kılmazlarsa) on yaşında onları dövünüz ve yataklarını birbirinden ayırınız" (Ebu Davud, Hakim, Müsned, Darekutnî) – Kurtubî el-Cami'ul Ahkam'ul Kur'an-

Yukarıdaki açıklamalar, Kurtûbî’de geçmektedir.
   
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında iri gövdeli, sert yapılı, Allah'ın kendilerine emrettiklerine isyan etmeyen ve emrolunduklarını yapan melekler vardır."(Tahrim: 6)
     
Hz. Ali, bu ayet hakkında şu açıklamayı yapmıştır: Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun demek, kendinize ve ailenize hayrı öğretiniz demektir. (Hakim; Müstedrek)
     
Fahreddin er-Razi de şunları söylemiştir: Ayet; "Allah'ın yasakladığı şeylerden vazgeçmek suretiyle kendinizi koruyun" demektir.
     
Mukatil de: "Müslüman’ın, kendisini ve aile fertlerini eğitmesi, onlara iyiliği emretmesi ve kötülülükten alıkoyması" şeklinde tefsir etmiştir.
     
İbnül Kayyım şu açıklamayı yapmıştır: Bazı Alimler şöyle demişlerdir; "Şüphesiz Allah, kıyamet gününde babasından ötürü çocuğunu hesaba çekmeden önce, çocuğundan ötürü babasını hesaba çeker. Zira babanın oğlu üzerinde bir hakkı olduğu gibi, oğlun da babası üzerinde bir hakkı vardır."
     
Peygamber (s.a.s) şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah, elinin altındakilerden sorumlu herkese görevini yapıp yapmadığını soracaktır. Hatta kişi, aile fertlerinden de sorumlu tutulacaktır." (Nesâî, İbni Hibban, Abdurrezzak; Musannefinde)
     
Müfessirlerin tefsirlerini, Hadisçilerin şerhlerini incelediğimizde, anne-babaların veya çocuğun eğitim -öğretim ve terbiyesinden sorumlu kimselerin, çocuklarına öğretecekleri ilk şeylerin şunlar olduğunun görmekteyiz: Her hayrın, her iyiliğin başı olan iman, İslâm, tevhid gelmektedir. İmansız, İslâmsız, tevhitsiz her bilgi, her öğretilen şey eksiktir, batıldır. Avrupa toplumlarında bunları görmekteyiz. Tabiî ilimleri mükemmel şekilde okutmalarına, öğretmelerine rağmen, yetişen nesiller şirkin, küfrün, ilhâdın, sapkınlığın bataklığında yüzmekteler. Alet ilimleri, teknik-fenni ilimler, tıp ilimleri alanlarınki gelişmeler ne kadar ileri ve yüksek seviyelerde olsalar da (istisnalar dışında), tabiî ilimlerdeki bu başarılar onları İslâmi açıdan bir kurtuluşa, bir huzura ve saadete götürmedi. Bilakis bu toplumlar inkıraza, toplusal yozlaşmaya, kokuşmuşluğa, çirkefliğe sürüklenmiş ve toplumsal iflâsın eşiğine gelmişlerdir. Tabiî bilgiler, ilmî buluşlar, keşifler, maddi kalkınmalar ve terakkiler; hepsi de İslâmi, İmani, tevhidî çizgide, Allah'ın temiz-pak şeriatı doğrultusunda olmalıdır ki, insanlığın huzurunu, mutluluğunu, saadetini temin etsin; insanlık, onur, haysiyet ve şeref kazanmış olsun.
       
Çocuklarını namaza ve islâmın şiarlarını yerine getirmeye mecbur tutan hatta zorlayan aileler, tevhidi öğretmez, çocuğunu her türlü olumlu, güzel davranışını boşa çıkarıcı şirk ve küfürden, batıl düşüncelerden sakındırmazlarsa, her türlü gayret ve çabaları boşa gidecek, Allah katındaki sorumluluklarından kurtulamayacak ve sonları hüsran olacaktır. Kendileri namazı emrederken, islâmın ve imanın şartlarını öğretirken, çocuklarının eğitimi için teslim ettikleri küfür ve şirk yuvaları, çocuklarına şirki ve küfrü emredecek, sevdirecek ve Allah'a isyan etmenin eğitimini vereceklerdir. Bu durum hiç şüphesiz İslâm'a göre en büyük çelişki, en büyük münkerdir.
       
       
Ey muvahhid! Bil ki sen evinde bir çobansın ve çocukların da senin güttüğündür. Öyleyse sakın bu görevi yerine getirmezlik yapma ve bu göreve riayet etmeyen, onu yerine getirmeyen bir kimse olarak Allah (c.c)'a kavuşma! Bu mesele ihmale gelmeyecek derecede ciddi, önemli ve tehlikeli bir meseledir. Bu konuda sakın gevşek davranma! Küçüklüklerinden itibaren çocuklarına tevhidi, Lâ ilâhe illallâh'ın gerçek manasını öğret! Onları şirk ve tağutun her çeşidinden, bunlara bağlı olanlardan uzak kalabilecekleri ve onlara düşman olabilecekleri bir şekilde yetiştir. Sen bu konuda sorumlusun ve ahrette bundan sorulacaksın. Sakın ihmal etme.
     
Ye'sak kullarının yayın organlarından ve çocukları terbiye metotlarından uzak tut! Çünkü onlar çocuklara, tâğutları sevdirmeye, ona dost olmaya, onun hükümlerine bağlı kalmaya, onu korumaya teşvik ederler ve bu zihniyetle onları yetiştirirler. Böyle tuzaklardan çocuklarını koru! Televizyon, radyo, gazete ve bunlar gibi her türlü bozgunculuğa sebep olan yayın organlarından da uzak tut. Çünkü bu yayın organları, nesli bozucu, tâğut ve hükümlerini yüceltici yayınlarla insanların zihinlerini bulandırırlar. Yine tağutun okullarına karşı çok dikkatli ol! Çünkü onların okulları adeta zehir saçmaktadır. Saçtığı bu küfür, şirk zehriyle nesilleri gerçek tevhidden uzaklaştırır, tâğutu ve kanunlarını yücelttirir, onlara bağlandırır, onlara saygı göstertir. Ordularını, askerlerini sevdirir, küfrün her çeşidini onlara işlettirir ve böylece çocukları ye'sak'ın kulu yapar.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ÇOLUK ÇOCUĞU AÇ KALAN İŞÇİ İLE DİLENCİ Öykü - Hikaye ve Kıssalar MERXAS 1 192 Son Mesaj 10 Eylül 2008, 10:55:57
Gönderen: _uMuT_
Sabır ile İlgili Bİr Yazı Düşünce yazıları/Makaleler harras 3 257 Son Mesaj 13 Nisan 2009, 22:25:32
Gönderen: harras
Gazze uyan geç kaldın okula!... Filistin Özel asra 1 156 Son Mesaj 12 Nisan 2009, 08:56:14
Gönderen: _uMuT_
Ceylan'ın Ölümü İle İlgili Açıklama Yurttan haberler kerwan 0 134 Son Mesaj 12 Ekim 2009, 19:23:08
Gönderen: kerwan
Çocukla İlgili Hurafeler Serbest Bölüm HabiR 0 154 Son Mesaj 29 Ekim 2009, 15:58:12
Gönderen: HabiR
Rus askerleri, 12 çocuğu şehid etti Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 1 238 Son Mesaj 16 Şubat 2010, 12:33:18
Gönderen: cürmümile
ÇOCUĞU EĞİTME DE ÇOCUĞA CEZA UYGULAMA Çocuk Eğitimi hamza01 1 192 Son Mesaj 05 Mart 2010, 22:42:14
Gönderen: sefa ecrin