0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: D.Bakır Şura Der'e Molotoflu Saldırı!  (Okunma Sayısı 1493 defa)
hasan
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 295


« Yanıtla #20 : 30 Kasım 2009, 23:49:02 »

bir haber sitesinde şöyle bir haber gözüme çarptı : PKK Eylemine Hizbullah Bayraklı Kınama

o bayrak fonksiyonunu iyi icra etmiş. adamlar hizbullah adını duydukları zaman, ödleri kopuyordur emimin Smiley

işte o bayrak

http://img215.imageshack.us/img215/2188/asdct.jpg

saldırıyı en nefreti duygularımla kınıyorum. Allah müslümanlara sabırlar versin. gerçekten sabır lazım. mücadele zaten sabır ile yürür. bu tür saldırılar zaman zaman gelecektir. çünkü bölge diken üstünde, özellikle karşılıklı kavgalarla islami çevreleri tekrar tutuklamak için kampanyalar başlatılabilir. Bundan dolayı bölge müslümanı sadece hizmetine baksın ve kamuoyu oluşturarak bu zalimlere karşı mazlum haykırışı ile karşı dursun.
 Böyle bir tutum tüm müslümanlar için hayırlar getirecektir ve uzun vaadede bunun hayırlara vesile olacağını hepimiz müşahade edeceğiz inş.
olay çıkaranlarla  beraber derin güçlerin provokatif girişimlerinide hesaplamak lazım. hani dtp ve yandaşlarından her türlü düşmanlık beklenilir vede her fırsatta kötülük yaparlar.  lakin her türlü vurdu kırdıyı yapıp onların üstünede atanlar çıkacaktır. dikkatli olmak lazım, ve sonuna kadar hizmete ve islami davetimizi anlatmaya devam inş.

selam ve duamızla.
Moderatöre Bildir   Logged

Bizler iman, güven ve barış davetçileriyiz.  
Bizler özgürlük, adalet ve bağımsızlık davetçileriyiz.
Bu değerleri benimseyenlere elimizi uzatıyoruz. Fırsat geçmeden önce bu çağrımıza kulak verecek yok mu?ünlem.
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #21 : 30 Kasım 2009, 23:57:47 »

DERİN GÜÇLER BAYRAMDA İŞ BAŞINDA!
   
Yer: Diyarbakır Kayapınar ilçesi, Şura Der...
   
Saat: 19:30 civarı... 
 
Gücün sözüne iman eden, ifsadın kürdistandaki  bekçiliğine  soyunan, islamla  savaşın  bölgedeki  ayağı  pkk,  derin   odakların   kontrolünde  yine  sahnede... Tiranist  ve  totalist  mantaliteyi  kutsayan, laisizmin  kürdistandaki  taşeronu  ifsadı  yaymada  sınır  tanımıyor... 
   
Yüksekovada  kuranı  yakan, üzerine  bira şişesi  koyan, ve düğün basan,  Mersinde  defaatle  müslümanların  derneğini  kundaklayan, Adanada  müslüman  bayanlara  ait  derneğe  gece  yarıları  bomba  yerleştirip  patlatan, taşları  kamyonlara  yükleyip  islami  derneklerin  önüne dökerek  taş yağmuruna tutan, içeride  bulunanları  linçe  kalkışan  ve  en  son  Diyarbakırda  şura der  üzerinden  yine  sahnelenen  senaryo  pkk  kültürünün!  kadim  bir  geleneği  olarak  önümüzde  duruyor... 
 
Şiddete  sığınan, zorbalığı  ilke  edinen, korku  imparatorluğuna  meftun  olan  marksist-leninist  yapı  ifsada  koşacak  yeni  nesiller  yetiştiriyor  gibi... Kundaklama  eylemini  yapan  gençlerin  yaş  ortalamasına  bakılırsa  (17-20)  tablo  daha  iyi  anlaşılır... Nesiller  fesada  koşuyor...
 
Onlar  yeryüzünde  fesada  koşarlar . ( Maide ; 64.)
       
Nasyonalizmi  düşünce  sistematiğinin  eksenine  yerleştiren  pkk, söz  konusu   kürdün  müslümanı  olunca  alabildiğine  vahşi  ve  vampir  kesiliyor... Bir  anda  Kabile  özeniyor... Hedefe  Habili  alıyor... 
 
Bu  arada  söz  bu  mecraya  gelmişken  ben  Habil  ile  Kabil  arasındaki  mücadelenin, kardeş  kavgası  olduğuna  inanmıyorum... Bazıları  bilinçli  bir  şekilde  pkk  ile  muvahhid  müslümanların  savaşını  kardeş  kavgası  olarak  lanse  ediyor...  Ben  bu  düşünüşün  etnisiteye  dayalı  din  algısından  kaynaklandığını  düşünüyorum... Kardeşliği  inanç  bağından  etnisite  bağına  indirgeyen,  kur anın mantığından  uzak,  sapkın  ve  sabıkalı  bir  yaklaşım  olarak  görüyorum... Ve  diyorum ki; Habil  ile  Kabil  arasındaki  çatışmada   olduğu  gibi  görünürde  kardeş, realitede  iki  farklı  zihniyetin  kavgası   olarak  değerlendirilmelidir... Bana  kasteden,katleden  Kabil, benim  kardeşim  olabilir mi?.. Çocuklarımı  yetim  bırakan  Kabil  utanmadan  çocuklarımın  bakıcılığına  soyunuyor!..   Amca  baba  yarısıdır ya  onun  için!.. Çocuklarımın  temsilcisi!  kabil... 
 
 
Birileri  bu  yanlışa  ivedilikle  dur  demek  durumunda... İslama  düşmanlık  kimseye  yaramadı  ve  yaramayacaktır... Müslümanları  sisteme  jurnallemekten, ispiyonlamaktan  vazgeçilmesi  gerekiyor... Bu  yapıya  yakın  insaf  sahibi  yazarların, entelijansiyanın  ve  bireylerin  mobilize  olması - harekete  geçmesi  lazım... 
     
İslami  kesimlerin  saldırıya  uğrayan  müslümanlara  sabır, sağduyu  ve  sükunet  tavsiye  etmekle  beraber, pkk  ve  dtp ye  söyleyecekleri  sözünün  olmasıda   gerekmiyor mu?.. Provokasyon  ikazları  bitmek  bilmiyor... Ajitasyon  uyarıları  hep  sürüyor... Ama  kimse  elini  taşın  altına  koyma  cesaretinde  bulunmuyor... Mazluma  dur   diyenlerin, zalime  dur   demekten  imtina  ve  ictinab  etmesi  anlaşılır  gibi  değil... Mağduru  susturmak, ğaddarı  cesaretlendirmez mi?..   
 
Şu  bir  gerçek ki; çetelerin  çetelesi  kabarıyor... Ergenekon  erkene  konuyor... Derin  çetelerin  tarihinin  kabilden   semud   kavminin dokuz  kişilik çetesine, oradan da çağdaş  semudlara  uzandığını  görüyoruz... İfsad  bayrağı bayramı  deldi  geçti... Bayramda bile  çeteler  iş başında... Müslümanlar  bayramda  hayvanları  Allaha  kurban  ederken, jakobenizmin  silahşörleri  bayramda  müslümanları  kurban  etmenin  peşinde... Kan  dökme  hevesinde... 
 
Kan  tüccarları... Katliam  lobileri... Terörizme  tapınanlar... Tedhişçi  ve  Tetikçi  güçler... Gece  baskınlarına  heveslenenler... Zaten  bizi  hep  gece  basmadılar mı?... Hz. Salihe  uzanıyoruz... Dokuz  kişilik  çetenin  şu  sözüne  oldukça  dikkat...
         
Şehirde dokuz  kişilik  çete  vardı. Bunlar  yeryüzünde  ifsada  çalışıyorlar, ıslaha  yanaşmıyorlardı. Allah adına  yemin  ederek  dediler ki; ona (Salihe)  ve  ailesine  bir  gece  baskını  yapalım  sonra  onun  velisine; biz  onun  ailesinin  öldürülmesine  şahitlik  etmedik. Biz  kesinlikle  doğru  söyleyenleriz diyeceğiz. (Neml suresi;  48-49)
 
 
Gece  karanlıkları  kirli  işlerini  örter  zannediyorlar... Gece  karanlığında  karanlık  işler... Karanlık  içinde  karanlık... Hayatımızı  karattılar, karanlığın  çocukları... Bugünde  karanlıkta  baskına  uğruyoruz... Öyle  değil mi?..
 
Azgınlaşanlar,tağutlaşanlar, bağileşenler  hiç  değişecek  gibi  değil... Can  çıkar  huy  çıkmaz... Kur an  tabiatlarını  sahnelemiyor mu zaten?..
 
Kendilerine yeryüzünde  fesat  çıkarmayın  denildiğinde; biz  sadece  ıslah  ediyoruz,derler. Dikkat  edin; onlar  fesatçıların  ta  kendileridirler. Fakat  bunun  şuurunda  değiller. (Bakara suresi ; 11-12)
       
İş  başına  geçtimi  ekini  ve  nesli  helak  etmek  için  koşar. İyi  biliniz ki; Allah  müfsidleri  sevmez. (Bakara suresi; 205)
 
Evet!  Zihniyet ve  niyet  belli ... Yaşananlar  açık  ve  net... 
 
Saldırıya  uğrayan  kardeşlere  geçmiş  olsun  dileklerimi  iletiyorum... Pkk  ve  dtp  çizgisine de  ateşi  körüklemeyin  demek  durumundayım... Bu  necis  ve  habis  tiynetinizden  vazgeçin... Elinizi  müslümanların  yakasından  çekin... Bu  fitne  ateşi  sizi de  yakar  bir gün... bunu  unutmayın...

Murat Burtaş
HABERPANAROMA
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
EBU_HUZEYFA
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 132


« Yanıtla #22 : 01 Aralık 2009, 01:19:09 »

kurt islam kardeşliğinden söz eden şahıs bunu oku ve islamdaki kardeşliği kim kardeş kim duşman öğrenirsin inşaaAllah


İslam’da el-Vela ve’l-Bera Akidesinin Önemi Nedir?
Ebu Basir et-Tartusi
Bu soru, birçok insanın dilinde tekrar etmektedir. İslam’da, dostluk ve düşmanlık akidesinin bu derece vurgulanmasındaki sebep nedir? İnsanoğlu olarak bizler, din ve akide ayrımcılığını bırakıp, neden kardeş olamıyoruz?
Bu tür sloganlaşmış sözler oldukça yaygın olmasına rağmen, fiiliyatta uygulanma imkanı olmayan hayali ve batıl taleplerdir. Şöyle ki:
İlk olarak: Dostluk ve düşmanlık bağını Allah için ve Allah’a iman temeli üzere kurmak, Allahu Teala’nın, nebi ve rasullerin dili ile kulları için bildirmiş olduğu dindir. Allahu Teala’nın dini olan İslam dairesinde kalmak isteyen kişinin, bu akidenin dışına çıkması mümkün değildir. Mesele bu yönüyle, İslam ya da İslam olmamaktır… Küfür ya da İman!
İkinci olarak: Bizzat kendi zatı adına dostluk ve düşmanlık bağının kurulduğu kişi ilahlaştırılmış olur. Kim dostluk ve düşmanlığı Allah için yapar, Allah için sever ve Allah için düşmanlık duyarsa, o kimse Allah’ın kuludur. Kim de bunları Allah’tan başkası için yaparsa, o kişinin kuludur.
Şeyhu’l-İslam İbn-i Teymiye (rahimehullah) şöyle der: “Allahu Teala dışında, yaratıklardan hiçbirini bizzat zatı için sevmek caiz değildir. Sadece Allah Teala zatı için sevilir. Bu, uluhiyetin manasında vardır. Allahu Teala şöyle buyurur: “Eğer göklerle yerde Allah’tan başka ilahlar olsaydı ikisinin de düzeni bozulup gitmişti.” (21 Enbiya/22) Bir şeyi zatından dolayı sevmek, şirktir. Allahu Teala dışında kimse zatından dolayı sevilmez. Bu, onun uluhiyetinin özelliklerindendir. Allahu Teala dışında her sevilen, Allah için sevilmezse, ona duyulan sevgi fasittir.” 
Bu yönüyle dostluk ve düşmanlık, Tevhid ve şirktir. Şirk ise büyük bir zulümdür ve tek olan Allah’a ibadet için yaratılan insanın değerini, yaratılana ibadet alçaklığına düşürür.
Üçüncü olarak: Hakkın ve batılın varlığı, hayır ve şerrin varlığı, batılı hak ile ve şerri de hayr ile defetme, Allahu Teala’nın, üzerine mahlukatı yaratmış olduğu fıtrattır. Batıl, batıllığını ve azgınlığını devam ettirdiği sürece hak ile birleşmez ve ona tabi olmaz. Hak da, hak sıfatını kaybetmediği sürece batıla uymaz. Bunların olmasının imkanı yoktur. Eğer hak ve batıl bir araya gelmiş olsaydı, hayat fesada uğrar, kulların memleketlerin maslahatları yok olurdu. Allahu Teala’nın buyurduğu gibi…
 “Eğer Allah, insanların bir kısmıyla, diğer bir kısmını savmasaydı elbette manastırlar, kiliseler, havralar ve içlerinde Allah’ın adının çokça anıldığı mescitler yıkılırdı.” (22 Hac/40)
“Size ne oluyor ki Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan şu şehirden çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla” diyen mustaz’af erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?” (4 Nisa/75)
“De ki: Hak geldi, batıl da çekişe çekişe can verdi. Çünkü batıl, can çekişe çekişe yok olucudur.” (17 İsra/81)
“Bilakis Biz, hakkı batıl üzerine bırakırız da hak onun beynini darmadağın eder. O da derhal çekişerek can verir. Nitelendirmenizden ötürü vay size!” (21 Enbiya/18)
“İşte Allah hak ile batıla böyle örneklendirir.” (13 Ra’d/17)
Hak ve batıl, devamlı bir kavga içindedir. Ta ki kıyamet kopuncaya kadar. Onlardan birinin, diğeriyle birlikte yaşama veya dostluk içinde bulunma ihtimali asla düşünülemez!
Dördüncü olarak: Hak ve batıl üzere olan bütün insanların, sadece insan olma esası üzerinde –hümanizm- bir araya getirilmesi, asla fiiliyata dökülemeyecek bir hayaldir.
Allahu Teala şöyle buyurur: “Eğer güç yetirseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmalarını sürdürürler.” (2 Bakara/217)
“Nasıl olabilir ki! Size karşı üstünlük sağlarlarsa hakkınızda hiçbir yemin ve hiçbir ahid gözetmezler. Dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlar. Kalpleri ise isteksizdir. Onların çoğu fasık kimselerdir.” (9 Tevbe/8)
“Onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hırıstiyanlar da asla senden haşnut olmazlar.” (2 Bakara/120)
 Bu ve diğer birçok ayet, batıl fırkanın, hak ve hak ehlini tam olarak ele geçirmedikçe, tuzak, savaş ve harp hazırlıklarından vazgeçmeyeceklerine delalet etmektedir.
Günümüz vakıası, Kur’an-ı Kerim’de geçeni bu ayetlerin tamamını doğrulamaktadır. Yakın geçmişte, Bosna-Hersek’teki müslümanlara yönelik yapılan katliamlar, bugün ise, Çeçenistan ve Filistin’deki müslümanlara yönelik katliamlar, Afganistan, Eritre, Keşmir, Filipinler ve Endenozya’daki müslümanlara yapılanlar, sadece burada sayabildiklerimizdir. Öyle ki, küfür ve nifak milletlerinin nefretleri altındaki müslümanlar acı ile feryat etmektedirler...
Beşinci olarak: İnsan olma esası üzere bir araya gelme iddiası, adaletle çelişir. Zira yeryüzündeki en kafir ve en günahkar insanlarla, yeryüzündeki en muttaki insanı ve yine yeryüzünü fesada uğratan zalim ile yeryüzünü ıslah edeni eşit görmek manasına gelir. Bu ise, zulüm ve azgınlığın kaynağıdır.
Allahu Teala şöyle buyurur: “Mü’min kimse fasık kimse gibi midir? Bunlar eşit olmazlar.” (32 Secde/18)
“Öyle ya, (Allah’a) teslimiyet gösterenleri, o günahkarlar gibi tutar mıyız hiç?” (68 Kalem/35)
“İman edip salih amel işleyenleri yeryüzünde fesad çıkaranlar gibi mi kılarız? Yahut takva sahiplerini günahkarlar gibi mi kılarız?” (38 Sad/28)
Altıncı olarak: İslam’daki dostluk ve düşmanlık akidesi, dil, ırk ve bölge farklılığına bakmadan bütün insanları şu iki kısma ayırır: Mü’min ve kafir...
Halbuki diğer akidelerde insanlar, birbirinden nefret eden yüzlerce guruba ayrılmaktadırlar. Dolayısıyla insanları en az parçalanma ile biraraya getiren, İslam’dır.
Yedinci olarak: İslam’da üstünlüğü belirleyen mizan, takvadır. İnsanların diline, ırkına, memleketine ve rengine bakmaksızın sadece takva üstünlüğüne itibar edilir. Bu ise, insanları birçok farklı gurublara ayıran ve üstünlük mizanı daima farklılık gösteren beşeri sistemlerin tersinedir.
Sekizinci olarak: İslam’daki dostluk ve düşmanlık akidesi, ümmeti her türlü askeri ve kültürel saldırılardan koruyan bir kale niteliğindedir. Yine bu akide, ümmeti suçlu kafirlerden ayrıştıran bir kaledir…
Ümmeti, Filistin topraklarında siyonist devleti kabul etmemeye ve onlara düşmanlık beslemeye iten etken şüphesiz ki bu akideden başkası değildir. Eğer ki siyonist yahudilerin tamamı, İslam’a samimi bir şekilde girmiş olsalar, acaba müslümanların onlara olan düşmanlığı devam eder mi? Elbette ki hayır... Zira bu durumda bütün müslümanlar Allahu Teala’nın şu emrine itaat ederler:
“Mü’minler ancak kardeştirler.” (49 Hucurat/10)
Yeryüzünde, kendilerinde hayat olanlar ile kendilerinde hayat işareti kalmamış olan yaşayan ölüler arasındaki farkı düşün… Göreceksin ki, yaşayanlar, yaşayan ölülerin aksine dostluk ve düşmanlık kalesine bağlı kalanlardır.
Bu nedenle Allahu Teala’nın düşmanları, müslüman çocukların kalplerindeki dostluk ve düşmanlık akidesini yok etmeye ve bu akide yerine çok zayıf olan bir takım cahiliyye dostluklarını yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Eğer bunu başarabilirlerse, şüphesiz işgallerini devam ettirmek onlar için çok daha kolaylaşacaktır.
Dokuzuncu olarak: Nasıl ki küfür milletleri ve tağutlar bizlere karşı düşmanlık ve nefret besliyorlarsa, bizim de onlara karşı düşman ve nefret beslememiz en doğal hakkımızdır.
Allahu Teala şöyle buyurur: “Bununla beraber müşrikler sizinle nasıl topluca savaşırlarsa siz de onlarla topluca savaşın.” (9 Tevbe/36)
Mü’minler hakkında da şöyle buyurur: “Ve onlar ki, kendilerine zulüm isabet ettiğinde yardımlaşarak zulme karşılık verirler.” (42 Şura/39)
İbrahim en-Nehai şöyle der: “Onlar küçümsenmeyi kötü görürlerdi, güç yetirebildiklerinde ise (insanları) affederlerdi.”
Onlar, batılları, küfürleri ve dünyevi ihtirasları nedeniyle bize karşı düşmanlık ve nefret beslerler. Biz ise, hak ve hidayet nurunu, yeryüzü ve gökyüzünün cennetlerini göstermek için düşmanlık besleriz. Bu düşmanlık, gerçekte hayırlı bir düşmanlıktır. Belki de bu, onların Allah’ın dini olan İslam’a girmeleri için bir sebep olur.
Allahu Teala’nın buyurduğu gibi: “İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a iman edinceye kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir.” (60 Mümtehine/4)
Bu, düşmanlığın sebebi dünya ihtirasları ya da kulun, kula kulluk yapması değildir. Bu düşmanlık, onlar tek olan Allah’a iman edinceye kadar devam eder. Eğer onlar, tek olan Allah’a iman ederlerse, bu düşmanlık yerini barışa ve nefret ise yerini sevgi ve kardeşliğe bırakır... Allahu Teala’nın buyurduğu gibi: “Eğer tevbe eder, namaz kılar, zekat verirlerse, artık dinde kardeşlerinizdir.” (9 Tevbe/11)
Onlara göstermiş olduğumuz düşmanlık, ibadet ve herkes için hayrı istemektir. Onların bize göstermiş oldukları düşmanlık ise, şirk, küfür ve herkes için şerri istemektir.
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Mahsustur

Moderatöre Bildir   Logged

Eğer Rasulullah’a (s.a.v) yardımdan geri kalırsak analarımız bizi yitirsin!

Şeyh Usame Bin Laden (Hafizahullah) - Avrupaya Mesaj
muhakemat
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 51



« Yanıtla #23 : 01 Aralık 2009, 09:21:51 »

SELAMUN ALEYKÜM.
öncelikle bu yapılanları kınıyor tüm dernek ve camiasına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
kardeşler Allah rızası için müsbet hareket edin(edelim) kimsenin eline koz vermeye gerek yok? zatenn istenende o camidan itiraflar almak ve hangi isimle musemma olduğunu kendi dilleriyle dile getirmelerini sağlamaktır?(nedemek istediğimi anladınız umarım)
 son olarak fox tv haberlerinie 5 saniyeliğine bu konuya deyinildi ve ordaki haber beni hem güldürdü hem düşündürdü cümle aynen şu diyarbakırda ak partiye ait (yada yakın) bir derneğe yapılan saldırı sonucu yapılan gösteride hizbullah bayrağı açıldı... enterasan dimi?
Moderatöre Bildir   Logged

Cümle tahiyyat, ol Hâkim-i Ezel ve Hakîm-i Ezelî ve Rahmân-ı Lemyezelîye elyaktır ki, bizi İslâmiyetle serfiraz ve şeriat-ı garrâ ile sırat-ı müstakîme hidayet etmiştir.
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #24 : 01 Aralık 2009, 23:56:40 »

SELAMUN ALEYKÜM.
öncelikle bu yapılanları kınıyor tüm dernek ve camiasına geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.
kardeşler Allah rızası için müsbet hareket edin(edelim) kimsenin eline koz vermeye gerek yok? zatenn istenende o camidan itiraflar almak ve hangi isimle musemma olduğunu kendi dilleriyle dile getirmelerini sağlamaktır?(nedemek istediğimi anladınız umarım)
 son olarak fox tv haberlerinie 5 saniyeliğine bu konuya deyinildi ve ordaki haber beni hem güldürdü hem düşündürdü cümle aynen şu diyarbakırda ak partiye ait (yada yakın) bir derneğe yapılan saldırı sonucu yapılan gösteride hizbullah bayrağı açıldı... enterasan dimi?
we.a.selam kardeşim

Her fırsatta Kürdistan halkının tüm kesimlerinin temsilcisi olduklarını iddia edenler, Müslüman Kürdistan halkının İslami değerlerine her fırsatta saldırmaktan geri durmayanlardır.

 Bu nasıl yaman bir çelişkidir?

İslam’a ve İslami değerlere saldıranlar, Müslüman Kürdistan halkının temsilcileri olamazlar.

Toplumsal değerlere savaş açanların, tarihte nasıl bir sonla karşılaştıklarına bakılsa belki de böyle cahilane bir eyleme yeltenilmezdi.


“Haksızlık karşısında sessiz kalmayın çünkü hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz.”(Hz. Ali)

Yeri geldiğinde demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinden dem vurup mangalda kül bırakmayanların bu saldırılar karşısında dilsiz şeytanı oynamaları doğrusu garipsenecek bir durum değildir.

 Onlar sadece kendilerine dokunulduğu zaman özgürlük ve demokrasiyi hatırlayan zavallılardır.

Onların özgürlük anlayışı sadece kendi özgürlükleriyle sınırlıdır.

Başkalarının özgürlüğü söz konusu olduğunda faşist ve diktatörleri aratmayacak kadar zalimleşebilen bu insanımsı yaratıklar mı

biz Müslüman Kürd halkının temsilcileri olmaya adaydırlar?

Şu unutulmamalıdır ki zulm eden Kâfir ile zulm eden Müslüman arasında zalimlik konusunda hiçbir fark yoktur.

Zulme suskun kalmak, zulme rıza göstermeyle eşdeğerdir

. Bu zulme seyirci kalanların da zalimlerden hiçbir farkları yoktur.

Bu Allahın kanunudur


“Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılan, zekât veren, rükûa varan müminlerdir.” (Maide/55)
 
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: 1 2 [3] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
şura der ve umut der başkanları tutuklandı Yurttan haberler _uMuT_ 0 378 Son Mesaj 04 Aralık 2008, 08:35:10
Gönderen: _uMuT_
Şura-Der'e Bir Saldırı Daha Üye Haber ve Duyuruları « 1 2 » _uMuT_ 18 971 Son Mesaj 05 Şubat 2009, 21:34:45
Gönderen: byleoger
Özgür-Der'e Kapatma Davası Protesto Edildi! Yurttan haberler vuslat 0 124 Son Mesaj 29 Nisan 2009, 18:07:55
Gönderen: vuslat
Özgür Der ve Mazlum Der'den Şura Der'e Ziyaret Yurttan haberler Nar-ı Zehra 1 262 Son Mesaj 30 Kasım 2009, 21:04:53
Gönderen: mizgina_islam_
Mustazaf Der Yüksekova Şubesine Molotoflu Saldırı! Yurttan haberler têkoşîn 4 363 Son Mesaj 16 Şubat 2010, 21:07:53
Gönderen: mizgina_islam_
ŞÛRÂ SÛRESİ 19 Ayet. Kur'an-ı Kerim Genel efsane_67 0 137 Son Mesaj 08 Ocak 2011, 16:24:17
Gönderen: efsane_67
Mustazaf Der Adana Şubesine taşlı, molotoflu saldırı düzenlendi Yurttan haberler têkoşîn 3 134 Son Mesaj 16 Mayıs 2011, 21:50:24
Gönderen: mizgina_islam_