0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Demokrasinin Egemenlik Anlayışına Karşı İslami Tavır  (Okunma Sayısı 188 defa)
EBU_HUZEYFA
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 132


« : 14 Eylül 2009, 00:04:21 »

Demokrasinin Egemenlik Anlayışına Karşı İslami Tavır
Ebu Seyyaf el-Mukri

Demokrasilerde beşerin egemenliği ve sultası esas te¬mel kabul edilirken, İslam’da ise egemenlik ve sulta sadece Allahu Tealâ’ya aittir. Ve bu noktada İslam ile demokrasi te¬mel esasları itibarı ile birbirine muhalif iki ayrı dini temsil etmektedirler.
İslam Dini otorite ve teşriyi alemlerin tek sahibi olan Allahu Tealâ’ya verdiği için Tevhid temeline dayanmaktadır. Buna karşılık demokrasi ise yetki ve otorite noktasında teklik esasına değil çoğunluğun prensibine bağlı kaldığı için şirk temeline dayanmaktadır. Bu açıdan demokrasinin Tevhid dini ile hiçbir ilgisi yoktur ve o bütünüyle şirk dinidir. Her Müslüman için Allah’ı razı etmenin yegane yolu ise, O’nu Tevhid etmek ve şirkten kaçınmaktır. Zira şirk bütün amelleri iptal etmekle birlikte Allahu Tealâ tarafından asla bağışlan¬ması mümkün olmayan bir suçtur.
“Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz.” (4, Nisa/48)
“Andolsun sana ve senden önceliklere ‘Allah’a şirk ko¬şarsan bütün amellerin boşa gider ve hüsrana uğrayanlar¬dan olursun’ diye vahyolundu.” (39, Zümer/65)
Allahu Tealâ, otoritenin ve yetkinin sadece kendisine ait olduğunu belirtirken diğer taraftan da kendi otoritesine dayanmayan tüm hükümleri tağutun hükümleri olarak isim¬lendirmiş ve kullarından tağutlara ve otoritelerine karşı açıkça red ve inkar cephesinde yer almalarını istemiştir. Allahu Tealâ, imanın ve İslam’ın ilk şartı olarak tağutun reddedil¬mesi gerekliliğini bildirmiş, buna karşılık tağutların otoritele¬rine meyleden kimselerin iman iddialarını yalanlamıştır.
“Artık kim tağutu inkar eder ve Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuştur. Allah işitir ve bilir.” (2, Bakara/256)
“Sana indirdiğimiz ve senden önce indirdiklerimize iman ettiğini iddia edenleri görmedin mi? Tağuta muha¬keme olmak istiyorlar. Halbuki onu inkar etmekle emrolunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa düşür¬mek istemektedir.” (4, Nisa/60)
Demokratik düzen otorite ve yetkisini Allah’a değil de beşere dayandırdığı için tağuti bir düzen ya da tağutun hük¬müdür. Ve bu noktada Müslüman bir kimsenin tavrı, hayatı¬nın bütününde tağuti bir düzen ve tağutun hükmü olan de¬mokrasiyi inkâr etmek,  onun otoritesini tanımamak, demok¬rasinin savunucularına, dostlarına ve yardımcılarına karşı açık bir şekilde buğz, kin, öfke beslemek ve düşmanlık gös¬termek şeklinde olmalıdır. Tağuti bir düzen olması sebebiyle demokrasinin Müslümanlar üzerinde hiçbir meşru velayet hakkı yoktur. Diyarlarında ve memleketlerinde Allah’ın hü¬kümlerinin terk edilip, demokratik sistemin hükümlerinin yükseldiği zaman Müslümanların İslam sisteminin hükümle¬rinin yükseltilmesi ve beşeri hükümlerin giderilmesi için bü¬yük bir mücadele vermeleri boyunlarının borcudur.
Burada son olarak tüm Müslüman kardeşlerime önemli bir hususu hatırlatmak isterim. Demokrasi daha işin başında halkın egemenliği olarak tanımlanmaktadır. Demokraside iki temel unsur “Egemenlik halkındır” ve “Halk otoritelerin kay¬nağıdır” düşüncesidir. Halk olmadığı zaman demokrasinin varlığı düşünülemediği gibi, halkın egemenliği olmadan da demokrasinin yaşaması mümkün değildir. Zira daha işin ba¬şında demokrasi kelime anlamıyla dahi insanın otoritesi ol¬duğu için, insanların olmadığı bir yer de demokrasiden bahsedilemez. Bunun için demokratik memleketlerde belirli dönemlerde seçimler yapılarak, halkların özellikle seçime ka¬tılmaları sağlanır, seçime katılan kişilerin sayısının çokluğu ile de övünülür. Bu hususta, seçimlere katılarak yetkiyi temsil heyetine vermeden demokrasinin yaşaması imkan dahilinde değildir. Demokrasi ancak insan vasıtasıyla yaşayabilen bir dindir.
Ey din kardeşim! Sen hiçbir zaman demokrasinin ya¬şaması için araç olma. Halkın egemenliğini parlamenterlere devrettiği seçimlere katılma ki, Allah’ı hakkıyla Tevhid ede¬bilesin. Şayet aksi bir tutum sergilersen, bir taraftan otorite¬nin ve yetkinin tek kaynağı olarak kendi şahsını görmüş olur¬sun ki, bu senin kendini Allahu Tealâ’nın yerine koymandır. Diğer taraftan ise, elinde bulundurduğunu iddia ettiğin ege¬menliği, temsil heyetine vermekle de onları Allahu Tealâ’nın yerine koymuş olursun. Yine bununla beraber Allahu Tealâ’nın dininden başka bir dine, şirk ve küfür mezhebi olan demokrasiye güç ve kuvvet vermiş, onun yaşaması için gayret göstermiş olursun. Bu senin Allah’ın Tevhid dini ile amel et¬memen, buna karşılık birçok ilahların dini olan demokrasi ile amel etmendir. Sen böyle bir hareketle kendin için Allah’ın dininden başka bir din edinmiş olursun. İşte o zaman hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamazsın. Allah beni ve sizleri bundan korusun. Allahumme amin.
Burada konuyu son olarak Pakistan Cemaati İslami’nin lideri Sayın Ebu’l Ala El’Mevdudi’nin şu sözleriyle kapatmak istiyorum. O şöyle demektedir:
 “Demokrasi insanın ilahlaştırılması, kitlelerin ege¬menliğidir. Demokraside yasama halkındır. Halk parlamen¬toda milletvekillerinin çoğunluğu ile temsil edilir. Parlamen¬tonun yaptığı kanunlar bütün halk için bağlayıcıdır. Bu ne¬denle demokrasi, Allah’a şirk koşmaktır ve açık bir küfürdür. Çünkü Allah’ın yasama hakkını elinden alıp insanlara ver¬mektedir. Halbuki Allahu Tealâ “Hüküm ancak Allah’ındır. O size ancak kendisine ibadet etmenizi emretti.” (Yusuf Suresi: 12/40) buyurmaktadır. Parlamento kararlarının Allah’ın adıyla değil de insanların adıyla çıkmış olması, demokrasinin küfrünü göstermeye yeterlidir. Demokratlar bu yaptıklarıyla halkı Allahu Tealâ’nın yerine koymaktadırlar. Bu nedenle demokrasi, Allah’ı bırakıp insanları ilahlaştırmanın bir şekli¬dir. Allahu Tealâ, “Allah’ı bırakıp ta kimimiz kimimizi rabler edinmeyelim” (3, Ali İmran/64) buyruğu ile onu haram kıl¬mıştır.”

Moderatöre Bildir   Logged

Eğer Rasulullah’a (s.a.v) yardımdan geri kalırsak analarımız bizi yitirsin!

Şeyh Usame Bin Laden (Hafizahullah) - Avrupaya Mesaj
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #1 : 14 Eylül 2009, 10:51:35 »

Demokrasi: 
 

Demokrasi; hayat, insan ve varlık konusunda özel bir düşünceye sahip olan bir dindir ve devleti dinden ayıran laik düşünceyi sabit kılan bir nizamdır.
Demokrasi dinine göre Allah (c.c) için yapılacak ibadet ancak mescidler, kiliseler, zaviyeler ve mabedlere hastır. Fakat hayatın özel veya genel meseleleriyle ilgili konular demokrasi dinine hastır. Yani,
 demokrasi dininde yönetici olan kimsenin Allah (c.c)’a ait olan yetkileri kendisinde bulundurma yetkisi vardır. Fakat, Allah (c.c)’ın hakkı olan konularla ilgili kanun yapma yetkisi yoktur. Zira böyle yaparsa dini siyasete alet etmiş olma ithamına maruz kalır veya kökten dinci ya da bölücü terörist ithamı ile karşılaşır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah’a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: “Bu, Allah’a ait şu da ortaklarımıza ait” demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah’a ulaşmamakta, fakat Allah’a ayrılan hisse ortaklarına ulaşmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür!”  (En’am: 136)

Demokrasi dinine göre; halk kendi kendine hükmeder. Yani; kanun koyan ve kendisine itaat edilen Allah (c.c) değil, insandır.

Demokrasi dininde, Allah (c.c)’ın dinine zıt olsa da, onunla alay edilse de, beşeri kanunlara muhalefet etmediği müddetçe inanç hürriyeti vardır. Dileyen dilediği fuhuşu yapar, zina eder, livata yapar vs... Zira demokrasi dini için mukaddes hiç bir değer yoktur. Buna rağmen bu din, itiraz edilemeyen, hesab sorulamayan ve sorgulanamayan üstünlükte görülür.

Demokrasi dininde, batıl ve İslam’a zıt olsa bile, çoğunluğun görüşü mukaddes ve geçerlidir.

Demokrasi dininde değeri ve kudsiyeti ne olursa olsun, velevki Allah (c.c)’ın dini olsun, her konuda kişinin tercih hakkı vardır.

Demokrasi dininde yöneticinin seçimi konusunda, en basit ve cahil insanla, en takvalı ve alim insanlar eşit tutulur.

Demokrasi dininde; akidesi ve fikri ne olursa olsun, İslam’a aykırı olsa bile, siyasi partilerin ve değişik grupların oluşumu  serbesttir.

Bu anlatılanlara göre demokrasi dininde, kendisine ibadet ve itaat edilen ilah, insanın heva ve hevesidir. İşte bu sapık olan demokrasi fikrinin sahipleri, bu yeni din demokrasiye inanırlar ve düşmanlıkları, dostlukları, savaşları sadece bu din için yaparlar. Bu dine giren kimseyi kendilerine dost edinir, ona yardımcı olurlar. Bu dine girmeyen kimseye ise düşman olup ona savaş açarlar.

Demokrasi bir taguttur ve Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen tagutların temelini oluşturur. Buna rağmen insanlar bu dine girmede hiç çekinmez ve tereddüt etmezler. Ona muhakeme olurlar ve onu hiç çekinmeden överler.

Şöyle şaşırtıcı bir durum vardır: Kendilerinin müslüman olduklarını iddia eden kimseler yahudilik ve hristiyanlık dinine girmekten çekinirler. Buna rağmen demokrat, kominist, sosyalist veya laik bir partinin dinine girmekten hiç çekinmezler. Oysa nasıl hristiyanlık ve yahudilik birer din ise demokrasi, kominizm, sosyalizm, laisizm de aynı şekilde birer dindir. Bu dinlerin hepsi batıldır. Aralarındaki tek fark, hristiyanlık ve yahudiliğin semavi asıllı oluşu, demokrasi, komünizm, sosyalizm ve laisizmin semavi değil, heva ve hevesin ürünü oluşudur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #2 : 08 Ekim 2009, 15:16:22 »

Bazı Yönleriyle Çoğunluk

Zamanımızdaki insanların çoğunun bağlandığı demokrasi dininin temellerinden olan çoğunluğun hükmü ilkesine göre; çoğunluğun hükmü mutlak bir hükümdür, hakka uygun olsun veya olmasın, ne olursa olsun bu hükme uyulması, rıza gösterilmesi ve ona göre amel edilmesi gerekir.

Demokrasi dinine bağlı olanlara göre; Allah-u Teâlâ ve Rasulünün hükmüne zıt olsa da insanların çoğunun seçtiği hükme bağlanılmalı ve bu hüküm uygulanmalıdır. İşte çoğunluğa bu şekilde bağlanmak onu tagutlaştırmak demektir. İşte bu şekilde çoğunluk Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edilen bir ilah olur. Zira çoğunluğun belirlediği hükme muhakeme olmak, onun hükmünü zatı sebebiyle geçerli kılmak ve zatı sebebiyle ona itaatin gerekli olduğuna inanmak, ona ibadet etmek demektir.

Ayrıca çoğunluğun hükmünün en üstün hüküm olduğunu, kimsenin bu hükmü reddetmesinin, ona itiraz etmesinin ve rıza göstermemesinin caiz olmadığını kabul etmek de ona ibadet etmektir.

Daha önce anlattığımız gibi bu özellik sadece Allah-u Teâlâ'ya verilmesi gereken bir özelliktir. Çünkü hüküm verici olan sadece Allah-u Teâlâ’tır.

Hüküm sadece O’na aittir. Sadece O’nun hükmüne itiraz edilmez. Sadece O’nun hükmü verilir, O’nun hükmü dışında hiç bir hüküm verilmez. Sadece O’nun hükmüne rıza ve teslimiyet gösterilir.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #3 : 24 Ekim 2009, 21:49:49 »

Demokrasi bir taguttur ve Allah (c.c)’tan başka ibadet edilen tagutların temelini oluşturur.
Demokrasi;
 hayat, insan ve varlık konusunda özel bir düşünceye sahip olan bir dindir ve devleti dinden ayıran laik düşünceyi sabit kılan bir nizamdır. Demokrasi dinine göre Allah (c.c) için yapılacak ibadet ancak mescidler, kiliseler, zaviyeler ve mabedlere hastır. Fakat hayatın özel veya genel meseleleriyle ilgili konular demokrasi dinine hastır. Yani, demokrasi dininde yönetici olan kimsenin Allah (c.c)’a ait olan yetkileri kendisinde bulundurma yetkisi vardır.
Küfür olan demokrasi sistemine inanarak, demokrasiye göre hareket ederek ve demokrasi sisteminin şartlarını kabul ederek İslam’ı hakim kılmak niyetiyle parti kurmanın bir cihad olduğunu söylemek.
“İslam’ı getirme niyetiyle bile olsa, beşer hükümlerini kabul ederek ve böylece küfür işleyerek parti kurmak küfürdür”  diyenleri, “İslam düşmanı” ve “batı ajanı”, “yahudi ajanı” olmakla itham etmek.

Aynı şekilde hristiyanların ilah edindikleri gibi bir değil, bir çok ilah edinen veya Allah (c.c)’ın ilahlık sıfatının açıkça insanlara verildiği demokrasi gibi dinlere mensup olan kimseler de hristiyanların iddia ettikleri gibi müslüman olduklarını söyleseler bile, müşrik olmaları sebebiyle kıyamette ebedi azabı tadacaklardır.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İsrail'den Lübnan'a karşı saldırı Filistin Özel HabiR 0 115 Son Mesaj 08 Ocak 2009, 13:53:15
Gönderen: HabiR
Zulme Karşı Şiir Pınarı seriyye 0 133 Son Mesaj 11 Temmuz 2009, 20:27:11
Gönderen: seriyye
'Keynes'e Karşı Marx' Kitap-kaset ve Dergi deniz_ 0 179 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 23:04:00
Gönderen: deniz_
Egemenlik kayıtsız ve şartsız Allah’ın dır Tevhid Ve Akaid hamza01 0 164 Son Mesaj 26 Aralık 2009, 11:41:24
Gönderen: hamza01
Gelin günahlara karşı tavır alalım Dua penceresi MERXAS 0 176 Son Mesaj 03 Mart 2010, 08:29:40
Gönderen: MERXAS
Tevhidin Hayata Yansıması, Egemenlik Tevhid Ve Akaid zeeyd 0 102 Son Mesaj 16 Ağustos 2010, 12:32:52
Gönderen: zeeyd
Allahın Kullarına Yeryüzü Egemenlik Vağdi.. Kur'an-ı Kerim Genel Âl-i İmran 0 115 Son Mesaj 27 Aralık 2010, 11:14:55
Gönderen: Âl-i İmran