0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Dili Muhafaza Etmek  (Okunma Sayısı 156 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5756


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 03 Mart 2010, 08:28:03 »

İnsanı yaratan ve ona açıklamayı öğreten Allah'a hamdolsun. O'na hamdeder ve O'na şükrederim. O, âzâların günahlardan ve isyandan muhafaza edilmesini emretmiştir. Şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki, efendimiz Muhammed O'nun kulu ve insanlar arasından seçerek üstün kıldığı elçisidir. Allah O'na, temiz ailesine, seçkin sahabilerine, tabiîne ve onlara iyilikle uyanlara gece ve gündüz birbirini takip ettikçe salât ve selam eylesin!.

Bundan sonra... Ey müslümanlar!. Allah'dan hakkıyla korkun. Çünkü Allah'dan hakkıyla korkmak, bütün hayırların toplandığı yerdir. Mutluluk ve kurtuluş yoludur. Nefisler takva ile arınır, diller onunla doğru yola girer ve kalpler onunla ıslah olur. Yaptığınız ve söylediğiniz şeylerde Allah Teâlâ'dan hakkıyla korkun. (Allah'a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.) (2/el-Bakara/281)

Allah'ın kulları!. İslam dini hükümleri kâmil olan, kuralları her şeyi kapsayan dindir. Ahlakın en yücesine iletmiş ve âdâbın en mükemmeline yöneltmiştir. Kötü davranışlardan ve çirkin sözlerden sakındırmıştır. İslam'ın kendisine yönlendirdiği faziletlerden ve âdâptan biri de konuşma edebidir. Güzel konuşmak ve dili çirkin ve boş sözlerden korumaktır. Allah Teâlâ ademoğlunu akıl ve düşüncesini açıklama nimeti ile hayvanlardan üstün kılmış ve şereflendirmiştir. Bu nimetle insan, Allah'ın yaratıcı olduğunu görür. Allah Subhânehu ve Teâlâ şöyle buyurur: (İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.) (36/Yâsin/77)

Bu nimetin hakkı şükretmek ve nankörlük etmemektir. Allah Teâlâ için dili  haramdan muhafaza etmeye ve günahlardan korumaya çalışmaktır. Çünkü dil, âzâların en etkilisi ve en tehlikelisidir. Allah rızası doğrultusunda ve insanlara faydalı yerlerde kullanılırsa sahibinin dünyada ve ahirette başarılı olmasının ve mutluluğunun en büyük sebebi olur. Allah'ın gazabına yolaçacak ve kullara zarar verecek yerlerde kullanılırsa sahibine en büyük günahları ve zararları getirir. Bu nedenle İslam, dil konusuna büyük önem vermiştir. Rabbimiz azze ve celle Kur'an'da ve Peygamberlerin Efendisi sallAllahu aleyhi ve sellem'in lisanıyla, dili muhafaza etmeye, güzel konuşmaya ve kötü sözlerden sakınmaya teşvik etmiştir. Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.) (17/el-İsrâ/53)

Allah azze ve celle, iman sahiplerini ve takva ehlini nitelerken onların boş sözlerden yüz çevirdiklerini ve batıl sözlerden uzak durduklarını belirtir. Şöyle buyurur: (Gerçekten mü'minler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.) (23/el-Mü'minûn/1-3) Ve şöyle buyurur: (Boş söz işittiklerinde ondan yüz çevirirler ve derler ki "Bizim amellerimiz bizim, sizin amelleriniz sizin olsun. Selam olsun sizlere. Bizim cahillerle işimiz yok!") (287el-Kasas/55) Dili; günahlardan ve haramdan korumak, dinde doğruluğa ve kamil imana ulaşmanın adresidir. İmam Ahmed ve diğer bazı hadis alimlerinin rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Kalbi doğru olana kadar kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olana kadar da kalbi doğru olmaz." Hatta, insanın bütün âzâları eğrilik ve doğruluk açısından dile bağlıdır. Tirmizi Süneni'nde, Ebi Saîd el-Hudri radıyAllahu anh kanalıyla, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün âzâları dile seslenip: "Bizim hakkımızda Allah'dan kork. Zira biz sana tâbiyiz. Sen doğru olursan biz de doğru oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" derler." İmam Nevevi rahimehullah der ki: "Yani dile itaat edip ona boyun eğerler."

Kişinin dilini muhafaza etmesi ve az konuşması edebinin; nefsinin arınmış olmasının ve aklının olgunluğunun işaretidir. Rivayet edilen hikmetli sözlerden birinde şöyle denir: "Akıl tam olursa söz azalır." Hikmet sahibi insanlardan biri şöyle der: "Kişinin konuşması faziletinin beyanı ve aklının tercümanıdır. Güzel olan söze yönelin ve onun azıyla yetinin."

Şuurlu müslümanı aklı, güzel konuşmaya ve yerine göre konuşmaya sevkeder. Onu imanı buna yöneltir. Değilse susmayı tercih eder ve günahtan korunmak için kendini tutar. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in tavsiyesi ile hareket eder: "Kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya da sussun!" Bu hadisi, Buhari ve Müslim rivayet eder.

Aklından geçeni güzel bir şekilde ifade etmek yüce bir edep ve değerli bir ahlaktır. Allah Teâlâ, geçmiş ümmetleri buna yönlendirmiş ve onlardan bunun için söz almıştır. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Hani İsrailoğulları'ndan; "Allah'dan başkasına ibadet etmeyin; anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik yapın ve insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın, zekatı gereği gibi verin" diye söz almıştık.) (2/el-Bakara/83) Güzel söz arkadaş olsun, düşman olsun her insanla güzel sonuç verir. Arkadaşla güzel konuşmak, sevginin ve arkadaşlığın devam etmesini sağlar. Düşmanla güzel konuşmak ise kalplerdeki kini, nefreti ve buğzu giderir. Düşmanlığı söndürür. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur, buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.) (41/Fussilet/34-35)

Ey müslümanlar!.. Dilin büyük afetleri vardır. Gereksiz ve boş konuşmanın birçok kötülüğü vardır. Emirül müminin Ömer b. el-Hattab radıyAllahu anh bundan sakındırarak şöyle demiştir: "Sözü çok olanın hatası da çok olur. Hatası çok olanın hayası azalır. Hayası azalanın verâsı (Allah korkusu) azalır. Allah korkusu azalanın kalbi ölür." Geçmiş alimlerden biri şöyle der: "İnsanların en bahtsızı ve musibeti en büyük olanı çabucak, acele eden bir dil ve acele hareket eden bir kalbe sahip olan insandır." Boş konuşmaktan uzak durmak; faydasız şeylerden, dini ve dünyevi açıdan başkalarına faydalı olmayan şeylerden dili muhafaza etmek basiret ve olgunluktandır. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem ümmetine bunu tavsiye etmiş ve buna teşvik etmiştir. Tirmizi ve diğer bazı alimlerin rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem dilini işaret ederek "Buna sahip ol!" buyurur. Muaz radıyAllahu anh şöyle der: "Ey Allah'ın Rasulü! Bizler konuştuklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız?" Bunun üzerine Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: "Annen seni yitirsin ey Muâz! İnsanlar, dilleriyle elde ettiklerinden başka bir şey nedeniyle cehenneme yüzleri üzere atılırlar mı?"  Tirmizi ve diğer alimler Süfyan es-Sekafi radıyAllahu anh'dan şunu rivayet eder: "Ey Allah'ın Rasulü! Benim için en çok korktuğun şey nedir?" dedim. Rasulullah salalllahu aleyhi ve sellem kendi dilini tutarak "Bu" buyurdu."

Bu nedenle, bu ümmetin geçmiş alimleri ve en seçkin insanları dilin tehlikesinden korkarlardı ve oldukça çok sakınırlardı. Ebu Bekir radıyAllahu anh dilini çıkarır ve şöyle derdi: "Bu beni kötü yerlere götürdü." Abdullah b. Mesud radıyAllahu anh şöyle der: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin olsun ki yeryüzünde dilden başka uzun süre hapsedilmeye ihtiyacı olan bir şey daha yok." Ata b. Ebi Rabah rahimehullah da şöyle der: "Sizden biri, gündüz doldurduğu sayfa açıldığında içindeki birçok şeyin dini ve dünyası ile alakasız şeyler olmasından utanmaz mı?"

Ey Allah'ın kulları! Dil; takva onu dizginlemezse şeytanın elinde serbest bir iptir. Şeytan onunla sahibini dilediği gibi yönlendirir. Aklına gelen herşeyi söylemek üzere dilini serbest bırakırsa dili onu felakete ve helaka götürür. Onu, dedikodu ve kovuculuk, yalan ve iftira, kötü ve çirkin söz, Allah'ın kullarına karşı küstahça davranmak gibi büyük günahlara düşürür. Hatta bazılarının dili başkalarının onurunu yaralayan bir makas gibi olmuştur. Allah'ın kullarıyla alay eder ve onları küçümser. Ayıplarını sayar ve kusurlarını ortaya döker. İthamlarda bulunur ve yalan söyler. Asılsız şeyler yayar. Bunu yapmaktan onu ne dili ne de kişiliği ve hayası alıkoyar. Sanki Allah azze ve celle'nin şu sözünü duymamış gibidir: (İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.) (50/Kâf/18) Bu kimse, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şu sözüne göre ne durumdadır? "Mü'min, (insanları) çokça karalayan ve çokça lanet eden, kötü söz söyleyen ve küfreden bir kimse değildir." Bu hadisi Tirmizi rivayet eder, hasen olduğunu söyler. Buhari Sahihi'nde, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Şüphesiz kul, Allah'ı kızdıracak bir söz konuşur ve onu önemsemez de o söz nedeniyle cehenneme atılır."

Üzerinde ilim ve doğruluk görüntüsü olan, vakar ve ihtişam heybeti olan bir kimse bunu yaparsa bela daha da büyük olur. Kötü ve çirkin sözler konuşur.Hiçbir fazilet sahibinin faziletini ve değerli insanın değerini bırakmaz. Bir dil sürçmesinden ya da kalem hatasından veya kişisel bir nedenle ölü ya da diri, hiç düşünmeden onlara yüklenir. Bazen neden bunlardan hiçbiri olmayabilir. Sadece kin ve aşırılık ona bunu yaptırır. Dini duyguları ve Allah korkusu onu engelleyemezse akıl ve ahlak da mı onu bundan alıkoymaz?ünlem Kendi nefsinin ayıplarının ve kusurlarının çokluğunu bilmesi de mi onu bundan alıkoymaz?ünlem Geçmiş alimlerden biri, insanların aleyhinde konuşan bir kimsenin konuşmasını işitince ona şöyle der: "İnsanların ayıplarını çok göstermen ile senin ayıplarının çokluğuna hükmettik."
Ey Allah'ın kulları! Allah'dan hakkıyla korkun! Dillerinizi ve diğer azalarınızı Allah'ın haram kıldığı şeylerden koruyun. Daima Allah azze ve celle'nin şu kavlini hatırlayın: (Ey iman edenler! Allah'dan korkun ve doğru söz söyleyin ki, Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah ve Rasulü'ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.) (33/el-Ahzâb/70-71)
Allah beni ve sizleri yüce Kur'an ve Peygamberlerin Efendisi'nin sünnetiyle faydalandırsın. Bu sözümü söyler; Allah'dan kendim için, sizin için ve tüm müslümanlar için her türlü günahtan bağişlanma dilerim. Sizler de O'ndan bağışlanma dileyin. Şüphesiz O, çokça bağışlayan ve merhamet edendir.

Mübarek ve temiz bir hamd ile sevdiği ve razı olduğu şekilde Rabbime çokça hamdederim. O'na hamdeder, büyük nimetleri ve arka arkaya gelen ihsanı için O'na şükrederim. Şehadet ederim ki Allah'dan başka ilah yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur. Yücelerin yücesidir. Ve şehadet ederim ki efendimiz Muhammed O'nun kulu ve Rasulüdür. Seçtiği peygamberi ve üstün kıldığı dostudur. Allah O'na, ailesine, hidayet önderleri ve karanlığı aydınlatan ışık kaynağı sahabilerine, onların yolundan yürüyen ve izlerini takip edenlere çokça salât ve selam eylesin.
Bundan sonra... Ey Allah'ın kulları! Günümüzde, toplumların durumunu inceleyen insanlardan bir çoğunun toplantılarda ve oturumlarda gereksiz konuşmalarla meşgul olduğunu görürsün. Nefislerin meylettiği bu konuşmalar çeşitli basın-yayın organları aracılığı ile nakledilmektedir. Bunlara kulak verilir ve insanlar bu konuşmları dillerine dolarlar. Sonuçta hiçbir fayda elde edemezler. Hatta çoğu dünyası ve ahireti için zararla döner. Bütün bunlar İslam'ın metodundan ve adabından değildir. Çünkü İslam; boş ve gereksiz konuşmayı değersiz işlerle uğraşmayı hoş görmez. Değerli ve faziletli işlerden hoşlanır. Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurur: (Onların fısıldaşmalarının bir çoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka, bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükafat vereceğiz.) (4/en-Nisa/114)
Allah'dan hakkıyla korkun ve İslam'ın öğretilerine sımsıkı sarılın! İman ehlinin adabıyla edeplenin! Dillerinizi haramdan muhafaza edin. Dilinin şerrinden korunan büyük bir kötülükten kurtulmuştur. Dilini hayırda ve ibadette, mübah olan konuşmalarda kullanan doğruluğa ve kemale muvaffak kılınır. Bu Allah'ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir. Allah'ın kulları! Allah azze ve celle'nin emrettiği gibi rahmet ve hidayet peygamberine salât ve selam eyleyin. Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Muhakkak ki Allah ve melekleri peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salât ve çokça selam eyleyin.) (33/el-Ahzâb/56)
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: