0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Dini Yalnız Allah-u Teâlâ’ya Has Kılmak  (Okunma Sayısı 149 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 21 Mart 2011, 13:48:38 »


Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur:
 
"Tevbe edenler, nefislerini islah edenler, Allah’a bağlananlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar hariç... İşte onlar mü’minlerle beraberdirler." (Nisa: 146)
 
 
Dini Allah-u Teâlâ'ya has kılmak, ancak şu iki şartla gerçekleşir:

1 - Amelleri yalnız Allah-u Teâlâ için yapmak.

2 - Amelleri yalnız Allah-u Teâlâ'nın istediği, bildirdiği ve gösterdiği şekilde yapmak.
 
 
Bu iki şart gerçekleşmedikçe kişi dinini Allah-u Teâlâ'ya has kılmış sayılmaz. İster ibadet olsun ister olmasın her amel için bu şartlar geçerlidir. Bu şartlar olmaksızın yapılan ameller, insanı küçük şirkten başlayıp büyük şirke kadar götürebilir.

Örneğin; mü’min namazını insanların rızasını, memnuniyetini kazanmak için değil, Allah-u Teâlâ'nın rızasını kazanmak için ve Allah-u Teâlâ'nın Kur’an’da, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in ise sünnetinde bildirdiği şekilde yapar.

Dinini Allah-u Teâlâ'ya has kılan kişi, diğer tüm ibadetlerini de Allah-u Teâlâ'nın emrettiği, Rasulullah’ın öğrettiği şekilde ve Allah-u Teâlâ için yapar. Bu konuda cehalet mazeret değildir.

Mesela sadaka verme ameli... Bu amel, insanlardan utanıldığı, korkulduğu, çekinildiği veya insanların sevgisini kazanmak ya da övülmek için yapıldığında "Amelleri Allah-u Teâlâ için yapma" şartı yerine getirilmemiş olur. Yani yapılan amel, Allah-u Teâlâ için yapılmamış ve geçersiz olmuştur.

Yine sadaka ameli, Allah-u Teâlâ'nın emrettiği gibi malların iyilerinden, temizlerinden ve bildirilen kimselere verilmesi gerekirken, kötülerinden veya Allah’ın bildirmediği kimselere verilirse, bu sefer de "amelleri Allah-u Teâlâ'nın emrettiği şekilde yapma" şartı yerine getirilmemiş olur. Niyet Allah-u Teâlâ'nın rızasını kazanmak olsa bile, Allah-u Teâlâ'nın istediği ve bildirdiği şekilde olmadığı için bu amel yine geçersiz olur.

İbadetler dışındaki amellerin sevabını alabilmek veya bu amelleri ibadet seviyesine çıkartabilmek için mutlaka bu iki şartın gerçekleştirilmesi gerekir.

Nefse en ağır gelen şey, ihlastır. Çünkü bu konuda nefse bir pay yoktur. Kişi, ihlaslı olmak için çalışır ve yorulur ama zahiren hiçbir kazanç elde edemez. Bu ise nefsin hoşlanmadığı bir şeydir.
 
 
Sehl b. Abdillah şöyle demiştir:
 
"Nefse en ağır gelen şey, ihlastır. Çünkü ona, ondan (ihlastan) bir pay yoktur.

Nefis, ihlaslı olmazsa yorulmaz. Ancak ihlaslı olduğunda nefis yorulur. Onun için nefse ihlas ağır gelir.

(Sehl b. Abdillah et Tesetturi: Ebu Muhammed h: 293 senesinde vefat etmiştir. Büyük alimlerdendir.)
 
 
Selef alimlerinden birisi şöyle demiştir:
 
"Kim bir şey yaparsa, yaptığı şey ne kadar küçük olursa olsun muhakkak yaptığı o şey için soruşturma açılır ve ona:

"Niçin bunu yaptın, nasıl yaptın, kim için yaptın?" diye sorulur.

Birinci soruda, niçin yaptın sorusunda; kula, bu işi yapmasının sebebi sorulur. Yani; bunu dünya için mi, dünya metaını elde etmek için mi, insanlar övsünler ve kötülemesinler diye mi ve sevilen bir şeyi elde etmek için mi veya zararı defetmek için mi yoksa Allah-u Teâlâ'ya yaklaşmak, Allah-u Teâlâ'ya kulluğunu yerine getirmek için mi yaptığı sorulur. Bu soruların sorulmasındaki gaye kula şunu hatırlatmaktır:

"Ey kul! Eğer bir şey yaparsan bu şey ne kadar zor olursa olsun, Allah-u Teâlâ için yapmalısın. Ancak bundan dolayı sevab alırsın. Eğer hevan ve dünyalık bir menfaatin için yapmışsan bil ki, o zaman bu amelini Allah-u Teâlâ rızası için yapmış değilsin."

İkinci soru olan "nasıl yaptın" sorusuna gelince... Bu ameli Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'e bağlı olarak yapıp yapmadığı sorulur. Zira bir amel, Allah-u Teâlâ için ihlaslı bir şekilde yapılsa bile Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in gösterdiği şekilde yapılmadıkça geçersizdir. Çünkü Allah-u Teâlâ, amellerin kabulü için iki şart koşmuştur:

- O’nun (Allah-u Teâlâ'nın) rızası için yapmak ve

- Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in gösterdiği şekilde yapmak...

Bu iki şart gerçekleşmedikçe yapılan amel geçersiz olur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: