0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Duâ ve Münâcât.  (Okunma Sayısı 847 defa)
MUHACİR
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 359


Güzel akıbet, Takva sahiblerinindir.(TAHA -132)


« Yanıtla #10 : 18 Ağustos 2011, 09:18:35 »

Kimsesizlerin Kimsesi Allah’ım

Er- Refîk: Arkadaş, yoldaş. Gerçek Dost.
Kolaylaştıran.
Yumuşaklığı çok olan.
Hayrı bol olan.
Hayrı ve iyiliği sürekli dağıtan.
Karşılıksız bağışta bulunan.
Acelesi olmayan.
Kötü davranışlar sebebiyle hemen cezalandırmayan.
İyilik ve bağışı hemen ve sürekli olduğu halde cezasını hep erteleyen, af için fırsat tanıyan.
Bütün bu üstün vasıflar yerin göğün sahibi olan Yüce Allah’a (azze ve celle) aittir.
Allah’tan (azze ve celle) talep edilirse ve O’nun izniyle insanlar da bu Adın güzelliğinden istifade edebilirler.

*****

Ey Alâ!
Ey Subhan!
Ey Rahman!
Ey en büyük hayır Sahibi!
Ey hayır sahiplerinin Sahibi!
Ey en Cömert!
Ey en güzel Arkadaş!
Ey en güzel Dost!
Ey kullarına yumuşaklıkla muamele Eden!
Ey cezaları Erteleyen!
Ey günahları Affeden!
Ey Refîk!
Ey Refîk-i Alâ!
Ey yoluna ram olduğum Allah!

****

“Ey huzura kavuşmuş insan!
Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön.
(Seçkin) kullarım arasına katıl,
Ve Cennetime gir!”
(Fecr Suresi 27 -30 Ayet Meali)

***


Sen Yüceler Yücesisin Allah’ım!
Sen Subhansın!
Sen Rahmansın!
En büyük hayır Sahibi Sensin Rabb’im!
En Cömert Sensin!
Kullarına yumuşaklıkla;
Kullarına sonsuz merhametle muamele Eden Sensin!
Sen cezaları Erteleyen,
Sen bütün günahları Affeden,
En güzel Arkadaş;
En hakiki Dostsun!
Refik-i Âlasın Sen!
Sen yoluna ram olduğum Allahsın!

****

Ey Refîk!
Ey Dost!
Veraya götüren korkuyu;
Zühde götüren Sana inanma gücünü;
Rızana götüren kanaati;
Rızana götüren şükrü;
İhlasa götüren sabır ve doğruluğu;
Senden utanmaya götüren nefsin kontrolünü;
Tevekküle götüren kadere imanı;
Sevgini çoğaltan tevbeni;
Tevbene götüren devamlı Zikrini;
Benlik izini yok eden taat ve ibadetlerimi az görmeyi;
Yakîne götüren basireti
Nasip et bana ne olur!
Nasip ettiklerinle Sana teslim olmuş kalbimin,
Dünya yurdundan ahiret yurduna yerleşmesini nasip eyle Refîk Adınla!

****

O güzel Fettah Adınla
Sana gelen bütün yolları aç Allah’ım!
O güzel Refîk Adınla!
Sana gelen yollarda Senin dostlarınla yürüt beni Rabb’im
Her türlü korkudan emin olunan Senin yolundan ayırma beni Rabb’im!
Beni benimle bırakma!
Beni Sensiz bırakma!

****

Ey Dost!
Yüce kitabının helâlini helal
Haramını haram bilerek ömür sürmemi nasip et!
Ey Refîk!
Dostun olmam için;
Kuranı okuyup ezberlememi nasip et!
Ey Refîk!
Dostun olmam için;
Kuran’ı nakşet hafızama!
Kuranın ahkâmını muhafaza etmemi nasip eyle!
Ey Refîk!
Dostun olmam için,
Dünyada ve ahirette necat bulmam için
Kuran’ın âhkâmına gönül vermemi nasip eyle!
Dostun olmam için Ey Refîk!
Tam ve kâmil iman nasip eyle!
Dostun olmam için Ey Refîk!
Senin dostluğunu bahşet!
Hiçbir kıymeti olmayan dünyalıktan yüzümü ve kalbimi çevirmemi nasip et!
Senden gaflette bırakan cehaletten uzak tut beni Rabb’im!
Kuran’ın izzeti ile izzetlenmemi
Ve vakar sahibi olmamı nasip et!
Ehli Kuran olmamı nasip et!
Dostun olmam için Rabb’im!
Tevbe edenlerden olmamı nasip et!

****

Ey Refîk!
Dostun olmam için,
Dünyaya ulaştırdığın iyiliklerin hepsinde
Gücüm yettiğince benim de payım olmasını nasip et!
Dostun olmam için evlatlarımızı ehl-i Kuran olarak yetiştirmemizi nasip et!
Dostun olmam için Ey Refîk!
Kuran hâdimi olmamı nasip et!
Bütün heveslerimi Cennet hevesine çevirmemi nasip et!
Ahirette de, okuduğum Kuran’ı bana şefaatçi kıl Rabb’im!

****

Bir gün toprak örtecek bedenimi!
Kıyamete dek bekleyeceğim o toprağın altında!
Kederden derin izler beliren yüzlerin toplandığı O Gün
Her şeyin yeniden başlayacağı O Kıyamet Gününde
Sisler vadisinden sessizce gelen bir derviş sükûnetiyle
Kaldır beni topraktan!
Öldüren ve Dirilten Adınla;
Rahman ve Rahîm olan Adınla
Kalplere şifa Dost Adınla Kıyamete kadar nasıl örterse bedenimi toprak,
Senden ört günahlarımı ebediyen Rabb’im!
Beni O Gün Senin Yanında mahcup etme!
Ve O Gün;
O Dehşetli Günde ne olur Rabb’im,
Dostluğunu Esirgeme!
Âmin! Âmin! Âmin!
V’el hamdülillahi Rabbi’l Âlemin!

Moderatöre Bildir   Logged

Bu DevirDe GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLup YANMAKTIR Bu DevirDe MÜSLÜMAN GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLupta YANMAMAKTIR...
MUHACİR
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 359


Güzel akıbet, Takva sahiblerinindir.(TAHA -132)


« Yanıtla #11 : 22 Ağustos 2011, 11:14:24 »

Güneş Gibi Nûrlandır Bizi Allah’ım!

En- Nûr: Âlemleri, bütün kâinâtı nûrlandıran, aydınlatan, Nûr olan; istediği bütün simalara, zihinlere ve gönüllere Nûr, aydınlık ihsan eden, göklerin ve yerin Nûrudur.
“Allah göklerin ve yerin nurudur.
O’nun nuru içinde ışık bulunan bir kandil yuvası gibidir.
Kandil cam içindedir.
Cam da sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır.
Ne tam doğuda ne de tam batıda olan mübarek bir zeytin ağacının yağıyla tutuşturulur.
Yağ neredeyse ateş değmeden bile tutuşup ışık verecek olan bir zeytin ağacından yakılan sanki bir inci yıldızı gibidir.
Bu, nûr üstüne nûrdur.
Allah dilediğini nûruna kavuşturur.
Allah insanlara misaller verir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir” (Nûr Suresi 35. Ayet Meali)

Ey yerlerin ve göklerin Nûru olan Allah’ım!
Ey sonsuz Nûr’un kaynağı,
Ey bütün Nûrların Nûru olan Allah’ım!
Sen Nûrsun!
Ve biz Nûr’a talibiz Allah’ım!
Gönlümüzü nûrlandır bizim ünlem
Nûrlandır ki gönlümüzü, yüreğimizin en derin yerinde yalnız Seni bulalım Allah’ım!
Gözümüzü nûrlandır bizim!
Nûrlandır ki gözümüzü, Senin her an yenilenen mucizelerini görebilelim Allah’ım!
Ruhumuzu nûrlandır bizim!
Nûrlandır ki ruhumuzu ışık olup Sana akalım Allah’ım!
Sen ki Nûrsun Allah’ım;
İman nûruyla nûrlandır kalplerimizi bizim!
İmbikten süzülen dupduru bir suyla yıkanır gibi yıkansın kalplerimiz imanla!
İlmin Nûruyla nûrlandır bizi!
Ve bize indirdiğin ilimle amel etmemizi nasip et hepimize!


****

“Hamd gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nûru) var eden Allah’a mahsustur”
(el-En’am Suresi 1. Âyet Meali)

Göklerin ve yerin Nûru Senindir Allah’ım!
Sendendir, her nerede Nûr varsa.
Kalın bir duvar gibi yükselen gece,
Nasıl aydınlanırsa hilalin nûruyla,
Kalplerimiz de öyle aydınlansın Senin Nûrunla Allah’ım!
Ulaştığı her zerreyi nasıl aydınlatırsa güneşin ışığı,
Nûrun ulaşsın ruhumuzun her zerresine!
Nûrunla aydınlat ruhumuzu!
Nûr olup akalım biz de gece çöken gönüllere!

****

Cezbedici bir ebemkuşağı gibi uzansın ışığımız uzak ufuklara
Gökyüzü baştanbaşa mercan olsun,
Beyaz zambakların tül yaprakları arasından süzülen gün ışığı olalım!
İlham alıp en parlak yıldızlardan,
Yıldız yıldız ışıtalım karanlıkları Allah’ım!
Yıldız gibi ışıt bizi!
Ay gibi nûrlandır,
Güneş gibi nûrlandır bizi Allah’ım!

****

“Ey Peygamber! Biz seni, bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle Allah’a davet eden bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak gönderdik” (el-Ahzâb Suresi 45-46 Âyet Meali)
Ey en büyük hikmet Sahibi olan Allah’ım!
Ey kullarını bütün kötülüklerden koruyan Allah’ım!
Ey kâinatın Nûru Resulullah’ı (sallAllahu aleyhi ve sellem) bize gönderen Allah’ım!
Resulullah’ın (sallAllahu aleyhi ve sellem) gözünün Nûru Namazı bize hediye eden Allah’ım!
Resullullah’ın (sallAllahu aleyhi ve sellem) diliyle dua ediyorum şimdi Sana:
“Yâ Rabb!
Kalbimi nûrlandır, gözümü nûrlandır, ku¬lağımı nûrlandır, sağımı nûrlandır, solumu nûrlandır, üs¬tümü nûrlandır, altımı nûrlandır, önümü nûrlandır, arkamı nûrlandır ve beni nûr eyle!”

****

“O gün mümin erkeklerin ve mümin kadınların nûrlarının önlerinde ve sağlarında koştuğunu görürsün.
Melekler onlara “Bugün sizin müjdeniz altından ırmaklar akan cennetlerdir. İşte asıl kurtuluş budur!”
( Hadid Suresi 12. Âyet Meali ).

“Allah’a ve peygamberlerine iman edenler, işte onlar gerçekten “Sıdık” ve “Şâhid” mertebesinde olanlar bunlardır.
Bunların Rableri katında mükâfatları ve nûrları vardır ”
(Hadid Suresi 19. Âyet Meali).

Bir yıldız yağmurunda gün doğarken Mekke’de,
Mübarek toprakları aydınlatan Nûrun düşsün bizim de kalplerimize Allah’ım!
Bizi Nûr eyle!

****

Ve son yolculuğa çıkarken yapayalnız
İlahi Nûrunla nûrlandır bizi Allah’ım!
Bizi karanlıkta bırakma!

****

“Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla ve bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin.”
(Tahrîm Sûresi 8. Âyet Meali)
Âmin! Âmin! Âmin!
Ve’lhamdülillahi Rabbil Âlemin!

Moderatöre Bildir   Logged

Bu DevirDe GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLup YANMAKTIR Bu DevirDe MÜSLÜMAN GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLupta YANMAMAKTIR...
MUHACİR
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 359


Güzel akıbet, Takva sahiblerinindir.(TAHA -132)


« Yanıtla #12 : 28 Eylül 2011, 17:24:56 »

Münacâât-Hz.Ali(as)’ın Allah’a Yakarışı

Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman diliyorum. Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve “keşke ben Resulullah’a -itaat- yolunu tutsaydım” diyeceği günde senden aman diliyorum.  Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum.  Babanın oğul yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman diliyorum. Ve doğrusu Allah’ın vaadi haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir menzilde olacağı günde senden aman diliyorum.  Hiç kimsenin kimse üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah’a has olacağı günde senden aman diliyorum. İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum.  “Suçlu o günün azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-, alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar.” Bu günde senden aman diliyorum.  Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder? Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder?  Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol. Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi!
Moderatöre Bildir   Logged

Bu DevirDe GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLup YANMAKTIR Bu DevirDe MÜSLÜMAN GENÇ OLmak, AteşLer İçinde OLupta YANMAMAKTIR...
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Münacat ül Kuran Hz.Osman´ın (R.A) bir yadigarı Belgeseller vuslat 0 326 Son Mesaj 26 Ağustos 2009, 17:12:09
Gönderen: vuslat
Münacat-ı İmam Ali Dua penceresi têkoşîn 0 550 Son Mesaj 03 Nisan 2011, 23:37:06
Gönderen: têkoşîn
Münâcât-ı Veysel Karanî Dua penceresi têkoşîn 0 635 Son Mesaj 09 Nisan 2011, 12:43:38
Gönderen: têkoşîn