0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Ehl-i Beyt (aile okulu)  (Okunma Sayısı 197 defa)
Le_Nasbirenne
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 167


Hayya-alel İman--Hayya-alel Cİhad


« : 20 Nisan 2010, 21:14:09 »

Her tanım içerisinde bir tahdidi bulundurur. Tanımlamada, tanımlananın nerede ve nasıl durduğundan daha ziyade, tanımlayanın nerede durduğu ve nasıl baktığı daha çok önem arz etmektedir.
Aile kavramı da bu bağlamda durulan yerlere göre değişik tanımlamalara neden olmuştur.
Daha bildik ve üzerinde en çok durulan tanıma göre aile; anne, baba ve çocuklardan oluşan toplumun en küçük yapı taşıdır. Aile, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilir. Aile denince genellikle aynı evde oturan anne ve baba ile varsa onların evlenmemiş çocukları anlaşılır. Bu tip aileye "çekirdek aile" denir.

Bu tanımların tamamı durdukları yerden aileye bakarak, gördükleri kısmı tarif etmiştir. Cennet reyhanları olarak ifadelendirilen çocuklardan, ayaklarının altında cennet olan annelerden, “büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir”, denilen dedeler ve ninelerden oluşan ailenin tanımlanması, biraz daha farklı bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

Aile, “siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız” denilen bir sürecin başlangıcı ve bu emanetlerle birlikte bir hayat yürümenin, adıdır.
Aile karşılıklı bir akittir. Musa Carullah’ın ifadesiyle; aileyi oluşturan nikâh akdi, hayatın her halinde yani hem rahmetinde hem de zahmetinde ebedi bir refiklik sözleşmesi ve müebbed bir şeriklik akdidir.
“Onun ayetlerinden biri de sizin için, kendilerine ısınasınız ve aranızda sevgi ve rahmet koysun diye nefislerinizden eşler yaratmasıdır. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ayetler vardır.”
(Rum, 21)
Aile, huzur ve sükûn bulma yeridir.
Aile, sevgi ve merhametin kaynağıdır.

Tüm suçluluklarına rağmen, onlara hürmet eden ve ikramlarda bulunan, -bu tavrı karşısında ezilip, büzülen kardeşlerine-, Yusuf (as), “Üzülmeyin! Öylesine minnet altında kalmış gibi durmanıza da hiç gerek yok. Dik durun! Zira sizden önce ben Mısır’da köle pazarlarında alınıp satılan ne olduğu meçhul birisi olarak bilinmezlikler içerisindeydim. Sizlerin gelmesiyle nesebi bilinen birisi haline geldim. Soylu bir kaynaktan, bir peygamber ailesinden geldiğim anlaşılmış oldu. Bu durumda; bilakis, sizler benim başıma kalksanız yeridir...”
Anlaşılan o ki; aile, bir neseb tanımlama merkezi ve kimlik tanımlaması idi.

Peygamber (as), bir kadına soruyor,
-Evli misin? Kadın,
-Evet, diyor. Resulullah (as),
-Dikkat et, senin cennetin de cehennemin de eşindir. Buyuruyor.
Aile, cennet ya da cehennem kazanma birlikteliğidir.
“Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah'ın yanındadır.” (Teğabün, 15)
Ayette geçen imtihan-fitne kavramı, madenin özünü ortaya çıkarmak için elde bulunan kütlenin kırılması, parçalanması, ufalanması, ateşe tabi tutulup cürufunun cevherinden ayrıştırılması sürecinin ve işlemlerinin ortak adıdır. Ve yine biliyoruz ki, en fazla bu sürece/işleme tabi tutulan madenlerden bir tanesi de altındır. Sürecin zorluğu ve uzunluğu, değerin oluşmasında önemli bir etki göstermektedir.
Bu bağlamda, aile, bir maden işleme sürecinin adıdır.
Aile, cürufun atılması ve cevherin ortaya çıkmasını sağlayan bir arındırma çalışmasıdır.
Aile, müminin çapının, kalitesinin test edildiği, kaç ayar Müslüman olunduğunun netleşeceği, hülasası; bir imtihan alanının özel adıdır.
Referanslarımızdan kaynaklanan bu aile yaklaşımları, bizleri ister istemez bu sahanın en orijinal ve model olabilecek örneklerini de aramaya zorlamaktadır.

İşte tam da bu noktada Ehl-i Beyt, karşımıza çıkmaktadır.
Ehli Beyt deki, ehl ile ahali aynı köktendir. Kişiler demektir. Beyt ise ev demektir. Yani ev ahalisi manasına gelir. İslam dininin son peygamberi Hz. Muhammed'in(Sav.) ev ahalisi için kullanılan özel bir terimdir.
Fıkıh terminolojisine göre, Resulullah’ın hısımlarından kendilerine zekât verilmesi yasaklanan aile fertlerinin tamamını ifade etmek için kullanılmıştır.
Kuran bağlamında ise, “Evlerinizde vakarla-oturun (evlerinizi karargâh edinin), ilk cahiliye (kadınları)nın süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah'a ve elçisine itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.” (Ahzab, 33)
Ehl-i Beyt, yukarıdaki ayetten de esinlenerek; peygamber hanımlarını da içerisine alan bir karargâh, bir vakar kazanma sahası, bir ahlak mektebi, bir model ve bir aile-i saadettir.
Nebevi cümlelerle ehl-i beyt, “Selman, O benim Ehli Beyt'imdendir” denilecek kadar, daha geniş bir yelpazenin özel ismidir. Ehl-i beyti, -mescidin yanı başında bulunan ve kapısı da buraya açılan bir hanenin halkını,- kayıt altına almak zor olsa gerekmektedir…
Ehl-i Beyt bir medeniyet projesinin çekirdeğini oluştururcasına mescidin yanı başındaydı. Kapılarının tamamı mescide bakıyordu. Kapıları mescide bakmayan ailelerin model olamayacaklarını gösterircesine…
Fahr-i Kâinat, evlenmelerinden sonra tam 6 ay boyunca kızı Fatıma’nın kapısının önünden geçerken, “Ey Ehl-i Beyt! Namaza, namaza…” şeklinde seslenir ve “Ey Ehli Beyt! Allah sizden (ancak) günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzab, 33) Ayeti kerimesini okurdu.
Ehl-i Beytin, ev kapıları mescide bakmayanları dahi, gönül kapıları mescide bakar hale getiriliyor ve bunun için bir alıştırma sürecinden geçiliyordu. Resulullah (as), ehl-i beytin ve bu modeli önemseyen diğer ailelerin nasıl arınacağını da bu şekilde somutlaştırmış oluyordu.
“Namaz ve sabırla Allah’tan yardım isteyin. Zira bu, Allah’a karşı yüce duygu yoğunluğunu taşıyanlardan başkasına ağır gelir.”
(Bakara, 45)
Ehl-i Beyt, aile hayatının tüm özelliğine rağmen, dışa açık bir Kevser havuzu gibiydi. İnsanlar etrafına toplanarak, yıldızlardan daha fazla olan kaplarıyla, herkes kapasitesi ölçüsünde bu menbaada haznesini doldurmaya çalışacak, bu modele yoğunlaşarak kendini inşa edecekti.
Ehl-i beyt, salli ve barik dualarıyla bereketlenen bir teşehhüd miktarı da olsa ferahlanma ortamıydı.
“Ashabım!
Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle faizcilik yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu amcam Abbas'ın faiz alacağıdır.
Ashabım!
Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdulmuttalib’in torunu (amcalarımdan Haris’in oğlu) Rabia’nın kan davasıdır.”
Peygamber’in (as), insanlara model olma konusunda Ehl-i Beyt’i seçtiğini özellikle gözlemliyoruz. Kendi ehli beyti ile sorunlu olan bir şahsiyetin, İslami örnek ve önderliğinin de problemli olacağını bu şekilde öğrenmiş oluyorduk.
Ehl-i Beyt terkibi bir sulta veya hanedanlığı çağrıştırmayacak kadar özel bir kalıba ve kullanılışa sahipti. Hatta bir defasında mescide getirilen zekât malları içerisinden, bir tane hurma torunu Hasan tarafından alındığında, Fahr-i Kâinat onu derhal almaya kalkmış ve hatta hurmayı, parmağını torunun ağzına sokarak çekip çıkarmış ve bu konudaki hassasiyetin nasıl olması gerektiğini de net bir şekilde bizlere göstermiş oluyordu.
Zira “Biz ehli beyte zekât helal değildir.” (Ebu Davud, Zekât, 29; Müslim, Zekât, 161) hadisi de bu konuda tartışmasız bir bilgiyi bizlere haber vermektedir.

Resulullah’ın siretinin fıkhında çıkarmış olduğumuz en önemli derslerden bir tanesi de onun dini, bir hayat olarak ve yaşayarak göstermiş olmasıdır. “Bazen yatağıma yatarım. Bir hurma görürüm. Tam onu yemek üzere ağzıma götürecek iken, bunun getirilen zekât mallarından bir şey olduğunu düşünür ve onu yemekten vazgeçerim…”
Kabile hayatına alışık ve kabile reislerinin ayrıcalıklı yaşamlarının aksine şahsında ve ailesinde ayrıcalıklı hiçbir taraf göremediğimiz hayatı tüm netliği ile insanların gözleri önünde olan, birisidir peygamber (as)…

Yine bir defasında hanımlarıyla birlikte otururken, elinde tuttuğu (Yemen tarafından gelmiş olan) bir kolyeyi göstererek,
"Bunu en sevdiğime vereceğim". Demiştir. Olayın bundan sonrasını Hz. Aişe’den dinliyoruz. Hz. Aişe şöyle der;
"VAllahi bir anda o boncuk gerdanlık gözümüzde en değerli şey haline geliverdi. İstisnasız herkes o gerdanlığın kendisine verilmesinden başka bir şeyi düşünmek dahi istemiyordu. Tam da böyle meraklı bir bekleyiş içerisindeyken, O elindeki o kolyeyi kapının önünde oynamakta olan kız torunu Ümame’yi çağırarak, onun boynuna takıverdi. Kendimize takılmamasına üzülmekten ziyade, onun torununa takılmış olması hepimizi sevindirmiş oldu. Öyle ya; Ya! İçimizden herhangi birisine takmış olsaydı"…

Aile içerisindeki bu tatlı rekabet, bazı zamanlar içinden çıkılmaz bir halde alabiliyordu. İşte bir defasında, Resulullah (as), eşi Hz. Aişe’nin evinde otururken, kapının önünden Hale binti Hüveylid’in (Hz. Hatice’nin kız kardeşi) sesi duyuldu. Resulullah (as), birden heyecanla yerinden doğruldu ve
Hale!.. Hüveylid’in kızı Hale ha?.. Deyince, eşi Hz. Aişe ciddi anlamda kıskanarak, gayri ihtiyari şöyle deyiverdi;
"Ne yani, ne olmuş. Ne diye, o dişleri dökülmüş ve ölmüş gitmiş olan o koca karıyı anıp, duruyorsun. Hem Allah, sana ondan daha güzelini bağışlamışken"……
Bu durum karşısında Resulullah (as), ciddi anlamda alındı ve gayet net ve vurgulu bir şekilde konuştu:
"İnsanlar beni inkâr etmişken, bana inanan; onlar beni yalanlarken, beni doğrulayan; onlar beni her şeyden mahrum bırakmaya kalkarken, malıyla beni destekleyen; Allah’ın bana onun çocuklarından başkasını nasip etmediği kişiden daha hayırlısı ha, daha hayırlısı ha"…
Vefa kavramı, ancak bu kadar net tanımlanabilirdi.
Hz. Aişe beklemediği bu cevap karşısında, Resulullah’ı üzdüğünü anladı ve şu şekilde özrünü ifade ederek durumu toparlamaya çalıştı;
"Ya Resulullah! Anam babam sana feda olsun, özür dilerim, Allah şahittir ki, bundan böyle Hatice ile ilgili kesinlikle seni rahatsız edecek bir şey söylemeyeceğim"…
Aile, İslam’a ait tüm güzelliklerin ilk önce yaşanması gereken yerin adıydı.
Aile, ahlaki tüm kavramların teneffüs edildiği bir mekândı.
Aile bir okuldu. Öğrencileri, çağa kayıt düşecek, yeni bir nesil olan…

(alıntı)...
Moderatöre Bildir   Logged

Cihadsız,Savaşsız,Kansız,Sakatsız Allahın Dininin Muzaffer Olacağını Zanneden Kimseler,Bu Dinin Tabiatını İdrak Edemeyen Kimselerdir! Onlar Vehme Kapılmışlardır.Davetçilerin Heybeti,Davetin Şevketi,Müslümanların İzzeti Savaşsız Olamaz!
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #1 : 21 Nisan 2010, 00:11:01 »

Alıntı
Aile, İslam’a ait tüm güzelliklerin ilk önce yaşanması gereken yerin adıydı
Allah razı olsun.
Moderatöre Bildir   Logged

Le_Nasbirenne
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 167


Hayya-alel İman--Hayya-alel Cİhad


« Yanıtla #2 : 28 Nisan 2010, 17:54:55 »

Rabbim cumle mu'minlerden razı olsun..Okuyan gözleriniz gönlünüz nurun ala nur olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

Cihadsız,Savaşsız,Kansız,Sakatsız Allahın Dininin Muzaffer Olacağını Zanneden Kimseler,Bu Dinin Tabiatını İdrak Edemeyen Kimselerdir! Onlar Vehme Kapılmışlardır.Davetçilerin Heybeti,Davetin Şevketi,Müslümanların İzzeti Savaşsız Olamaz!
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İsrail askerlerine Beyt Lahiya’da ağır darbe Filistin Özel bymusab 2 150 Son Mesaj 04 Ocak 2009, 18:30:52
Gönderen: cebelinur
Beyt Laheya'da Şehadet Eylemi: 12 İsrail Askeri Öldürüldü Filistin Özel vuslat 3 171 Son Mesaj 13 Ocak 2009, 21:07:17
Gönderen: VuSLaTaSeVDaLı
Fârisî iki beyt tercemesi: Güzel ve ibretli Sözler cebelinur 0 459 Son Mesaj 22 Ocak 2009, 20:27:39
Gönderen: cebelinur
Ehl-i Beyt bahçesinden güller Ehl-i Beyt « 1 2 3 » kevir 23 945 Son Mesaj 13 Mart 2010, 23:47:55
Gönderen: têkoşîn
Çizgilerin Diliyle Ehli Beyt çocuk Video ve Klipleri KeRvAnCaN 4 447 Son Mesaj 05 Eylül 2010, 10:11:30
Gönderen: KeRvAnCaN
'Laik' okulun umudu İslam okulu oldu Dünyadan Haberler kördüğüm 0 132 Son Mesaj 11 Kasım 2010, 13:15:10
Gönderen: kördüğüm
EHL-İ SÜNNET KAYNAKLARINDA EHL-İ BEYT İMAMLARININ RİVAYETLERİ* Ehl-i Beyt Âl-i İmran 0 139 Son Mesaj 06 Ocak 2011, 09:35:45
Gönderen: Âl-i İmran