0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: EHL-İ SÜNNET VELCEMEAT/ÖMER NESEFİ AKAİDİ.  (Okunma Sayısı 365 defa)
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« : 28 Ağustos 2009, 11:25:44 »

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHÎM

DAHA ÖNCE BAŞKA BİR SİTEDE ALMAYA BAŞLADIĞIM BU KONUYU Allah TEALA'NIN İZNİ İLE BU SİTEYE DE ALMAK İSTERİM.  BU BÖLÜMDE  ÖMER NESEFİ AKAİDİN'DEN İBARELERLİ ALIP,BU İBARELERİ TERCÜME EDEREK AÇIKLAMA GETİRMEYE ÇALIŞACAĞIZ. KONUNUN GENELİ, ANLAM, İBARE TERCÜMESİ BAKIMINDAN BÜTÜNÜ AŞAĞIDADIR...İZAHI İSE BÖLÜM BÖLÜM DAHA SONRA YAPILACAKTIR İNŞ.


1.Eşyanın Hakikatleri

Ehli Hak (Ehli Sünnet âlimleri ) der ki : Eşyanın hakikatleri ( o şeyi oluşturan, o şeyin kendisiyle meydana geldiği şey ) sabittir. Bunlarla (sabit olmalarıyla ) alakalı hakikatleri bilmek doğrudur. Bu, sofestai'nin ( kainatın yaratıcısını, Cenab-ı Hakk'ı kabul etmemek için her şeyi inkar eden veya müspet ve menfi hiçbir hükme varmayan, daima şüphe içinde kalmayı esas alan felsefi bir düşüncenin mensubu olan kişinin ) hilafınadır.
2. İlmin Sebepleri
Mahlukatın (insan, melek ve cinlerin) ilim (elde etmesinin) sebepleri üç tanedir. Bunlar: (a) sağlam hisler (duyular), (b) doğru (gerçeğe uygun olan) haber, (c) akıl.
3. Duyular
Duyular (hissedebileni idrak edebilen, sezebilen kuvvet) beş tanedir. Bunlar; işitme, görme, koklama, tatma ve dokunmadır. Bu beş duyudan herbiri ile, o duyu neye konulmuş ise, o şey hakkında bilgi elde edilir.
4. Sâdık (gerçeğe uygun) Haber
Gerçeğe uygun haber iki kısımdır. Birinci kısım mütevatir haberdir. Mütevatir haber, yalan üzere anlaşmaları düşünülemez bir topluluğun dilleri üzere sabit olan (değişmeyen) haberdir. Mütevatir haber zorunlu, kesin bilgiyi gerektirir. Geçmiş zamanlarda yaşamış hükümdarları veya uzak şehirleri bilmek gibi.
5. Peygamber Haberi
Sâdık haberin ikinci kısmı, mucize ile takviye edilmiş Peygamberin haberidir. Bu haber, istidlâli olan ilmi gerektirir. Peygamberin verdiği haberle oraya çıkan bilgi, kesinlik ve kalıcılık ifade etmesi konusunda zarûrî bilgiye benzer.

6. Akıl
Akla gelince, akıl da duyulur ve sâdık haber gibi ilmin sebeplerindendir. (yani akıl, ruhun bir kuvvetidir ki, insanonun vasıtasıyla bilgi sahibi olur, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini ayırır, eşyanın hakikatini kavrayabilir ). Düşünmeden, aklın ilk yönelişinde akılla sabit olup, ortaya çıkan bilgi zarûri (bilgi) dir. Örneğin, herşeyin kendi parçasından daha büyük olduğunu bilmek gibi. (Zira bütün, parça ve bütünlük manasını düşünüp anladıktan sonra, herşeyin parçasından daha büyük olduğu kavramı kendiliğinden, bir anda anlaşılır) İstidlâlî olarak, akılla ortaya çıkan bilgi ise (yani delili incelemkle, ortaya koymakla delil üzerinde bir araştırma yapmak sebebiyle ortaya çıkan bilgi ) kesbîdir(ani doğuştan olmayıp sonradan elde edilen ilimdir).

7. İlham bilgi sebeplerinden biri değildir
İlham, ehli sünnet alimlerine göre, bir şeyin doğruluğunu bilmenin sebeplerinden biri değildir.
8. Âlemin Hudûsu
Âlem, tüm parçalarıyla birlikte (göklerde ve içindekilerle, yer ve üzerindekilerle beraber ) sonradan meydana gelmiştir. (yokluktan varlığa çıkmıştır) Çünkü âlem â'yan ve ârazlardan oluşur.

9. Â'yan ve Âraz
A'yan, bizatihi bağımsız olarak kıyam hakkına sahip varlıktır. A'yan ya bileşiktir ki bu kısma cisim denir. Ya da bileşik değildir ki buna da cevher örnek olarak getirilebilir. Cevher, bölünmeyi kabul etmeyen, bölünemez olan en küçük parçadır.

Araz, (renk, hareket, sükun gibi varlığı başka bir şeyin, yani cevherin varlığa muhtaç olan şey olup), zatıyla mevcut olmayandır. (yani bilakis başkasının varlığıyla kaim olur. Şöyle ki; ya bir şeye, bir yere yerleşmek hususuna tabi olur ya da bir şeye sıfatın mevsufuna olan ihtisası gibi bağlı olur.) Renkler, oluşlar, tatlar, kokular gibi cisimlerde ve cevherlerde ortaya çıkarlar (cismin üzerindeki renk, koku ve tat gibi vasıflar).
10. Allah'ın Subutî Sıfatları
Âlemi sonradan meydana getiren, yaratan, vahdaniyet, kıdem, kudret, hayat, ilim sahibi olan işiten, gören, dileyen, irade sahibi olan Allah'tır. O ki, araz, cisim, cevher değildir. O şekillendirilmiş, sınırlandırılmış, sayılabilir, ölçülebilir, bölünebilir, parçalanabilir bir şey de değildir. O, bileşik, son bulan, biten bir şey de değildir. O, mahiyetle, cisimlere benzemekle, herhangi bir şekille, durumla nitelenmez, herhangi bir mekana yerleşmez, üzerine zaman (mefhumu) da câri olmaz, akıp gitmez. Hiçbir şey O'na benzemez, O'nun ilmi ve kudretinden hiçbir şey çıkmaz.
11. Allah'ın Sıfatları
Allah'ın kendi zatıyla kaim, başlangıcı olmayan bir takım sıfatları vardır. Bu sıfatlar, ne O'nun kendisi ne de O'ndan başka bir şeydir. Bunlar; ilim, kudret, hayat, kuvvet, işitme, görme, dileme, yapma, yaratma, rızık verme ve kelam sıfatıdır.

Allah'ın Kelâm Sıfatı
Allah-u Teala, kendisinin ezelî sıfatı olan ,harfler ve sesler türünden herhangi bir şeyle ortaya çıkmayan kelâm sıfatıyla konuşucudur.(yani, Allahu Teala'nın kelamı insnaların kelamı gibi harfler ve seslerden meydana gelmez. Çünkü harfler ve sesler, bazısının ortaya çıkması diğerinin son bulmasına bağlı olan a'raz hâdislerdir. Zira birinci harfin telaffuzu bitmeden ikinci harfi telaffuz etmeye başlamanın imkansız olduğu açıktır.) Bu kelam sıfatı da susmaya (yani konuşmaya gücü yetmekle birlikte konuşmamak, konuşmayı terketmek) ve âfete (yani, konuşmaya yarayan alet ve organların konuşmaya güç yetirememesidir. Bu dilsizlerde olduğu gibi ya yaratılış itibarıyla ya da bebeklerde olduğu gibi konuşmaya güç yetirebilme sınırına ulaşmama itibarıyla olur) zıt olan bir sıfattır. Allahu Teala bu kelam sıfatıyla konuşur., emreder, yasaklar ve haber verir.
Kur'an Mahluk Değildir
Kur'an, Allahu Teala'nın yaratılmış olan kelamıdır. (Selefe göre Kur'an Allah kelamıdır ve mahluk değildir. O Allah ile kaimdir, O'ndan ayrı değildir. Zira Kur'an sadece harflerden ve lafızdan ve ya sadece manadan ibaret değildir, o hem lafız ve hem de manadan müteşekkildir)
Kur'an bizim mushaflarımızda yazılmış, dillerimizde okunmuş, kulaklarımız ile işitilmiştir ve kalplerimizde korunmuştur.Bununla birlikte (Allah'ın kelamı olması itibarıyla) oralara yerleşmemiştir. ( Çünkü Allah'ın kelamı, Allah'ın zatıyla kaim olan Kadîm bir manadır. Kendisi üzerine delalet eden nazımlarla işitilir ve telaffuz edilir. Kendisi üzerine delalet eden harflere vazolunmuş şekil ve sûretlerle yazılır).
14. Tekvîn Meselesi
Tekvîn, Allahu Teala'nın ezelî olan (sübûtî) bir sıfatıdır. Tekvîn, Allah'ın alemi (kendisinden başka herşeyi) ve alemin her parçasını meydana geleceği vakitte yaratmasıdır (yani, İlahi ilminde takdir ettiği şeyleri zamanı gelince var eder, şekil verir, devam ettirir, yok eder).
Allahu Teala yaratma sıfatında da tektir. O yarattığı şeylerin bir örneği ve aslı yokken var eder, yani yok olan bir şeyi yaratır. Kulların ortaya koyduğu teknik ve benzeri şeyler ne kadar harika olursa olsun bir yaratma değil, mevcudu bir araya getirme, hazır enerji ve kabiliyeti ortaya çıkarma, eşyaya yeni bir şekil verme, var olandan istifade etmedir. Bu tür şeylere icat veya keşif denir. İnsanların ellerinden çıkan şeylere yaratma ifadesini kullanmak hatalıdır. Kullanılırsa bu, yoktan var etti manasında değildir. Belki yeni bir şey keşif ve tespit etti, onu farklı bir şekilde ortaya çıkardı manasındadır. Tekvîn bize (Ehli Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinin Mâturîdiyye grubuna) göre mükevvenden (yaratılandan) ayrı bir şeydir (yani, yaratma sıfatı ile yaratılan eşya ayrı ayrı şeylerdir).
15. Allah'ın İrade Sıfatı
İrade, (istediğini dileyebilme) Allahu Teala'nın ezelî olan bir sıfatıdır. (ki bir şey yapmasına da yapmamasına da gücü yeten hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle hükmetmesidir).

16. Ru'yetullah (Allah'ın Görülmesi) Meselesi
Allahu Teala'nın (ahirette) görülmesi, akıl açısından caiz, nakil açısından (Kur'an ve sünnetle) da vaciptir. Müslümanların Allahu Teala'yı ahirette görmesinin gerekliliği ile ilgili işitilmiş (Kur'an ve sünnetten) deliller varid olmuştur (rivayet edilmiştir). Bu durumda Allahu Teala, herhangi bir mekanda, herhangi bir yön üzere, karşılıklı durma olmaksızın, güneş ışığına ya da herhangi bir ışığa bağlı kalmaksızın ya da görenle Allahu Tea'nın arasında herhangi bir mesafenn varlığı olmaksızın görülecektir.
17. Kulların Fiillerini Yaratan Allah'tır
Kulların, küfür, iman, taat, isyan gibi fiillerini yaratan Allah Teala'dır. Bu fiilerin hepsi, Allahu Teala'nın iradesi, dilemesi, hüküm vermesi ve kazası ve takdir eylemesiyledir.

 18.Kulların İhtiyari Fiilleri-Fiilerin Güzelliği, Çirkinliği-İstitâ'a ve Mükelleflik
Kulların, karşılığında mükafatlandırılacakları ya da cezalandırılacakları bir takım ihtiyari fiilleri vardır. Bu fiillerin güzel olanları Allahu Teala'nın rızasıyladır. Çirkin olanları ise O'nun rızasıyla değildir.
İstitâ'a (yapabilme gücüne sahip olmak), fiille birlikte meydana gelir. Bu İstitâ'a ismi; fiilin sebeplerinin, vasıta ve organların (herhangi bir sorun veya elverişsizlikten) beri olmasına da kullanılır.
Teklifin sıhhati ise işte bu istitâ'aya bağlıdır. Kul gücü ve kapasitesi dahilinde olmayan bir şeyle yükümlü, sorumlu tutulamaz.


  19. Kulların Fiillerdeki Tesiri ve Ecel

İnsanın vurmasından hemen sonra, vurulan kişide meydana gelen ağrı ve acı; kırmasından hemen sonra camda oluşan kırılma ve buna benzer şeyler, hepsi Allahu Teala'nın yaratmış olduğu şeylerdir. Kulun bu işlerin yaratılması hususunda hiçbir rolü yoktur.

19. Kulların Fiillerdeki Tesiri ve Ecel
İnsanın vurmasından hemen sonra, vurulan kişide meydana gelen ağrı ve acı; kırmasından hemen sonra camda oluşan kırılma ve buna benzer şeyler, hepsi Allahu Teala'nın yaratmış olduğu şeylerdir. Kulun bu işlerin yaratılması hususunda hiçbir rolü yoktur.

Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« Yanıtla #1 : 28 Ağustos 2009, 11:27:49 »

20. Haram Rızıktır
Haram rızıktır. Herkes, ister helal, isterse haram olsun kendi rızkını yer. İnsanın rızkını yiyememesi ya da başkasının o insanın rızkını yemesi düşünülemez.


21. Salah ve Aslah Meselesi
Allahu Teala, dilediği kimseyi sapıklığa düşürür, dilediği kimseyi de hidayete ulaştırır.(yani, Allahu Teala Ehli Sünnete göre sapkınlığı ve doğru yola ulaşmayı yaratandır. Çünkü O, tek yaratıcıdır). Kul için aslah olan şeyi yapmak, yaratmak Allahu Teala'ya vacip değildir (yani, kul için en uygun olanı yaratmak hususunda Allah zorunlu değildir. Eğer Allah'ın böyle bir zorunluluğu olsaydı, kafir ve yoksul olan, hem dünyada hem de ahirette acı ve azap çeken birini yaratmaması gerekirdi).

22. Kabir Ahvali
Kafirler ve isyankar bazı müminler için hazırlanmış olan kabir azabı, (dünyada Allah'ın emirlerine) boyun eğmiş kimselerin kabirde nimetlerle mükafatlandırılmaları ve Münker ve Nekir'in kabirdeki sorgulaması naslarla sabittir.
23. Ba's, Amel Defteri, Sırat ..
Allah'ın ölüleri diriltmesi haktır. Amellerin tartılacağı terazi haktır. Amellerin yazıldığı defter haktır. Havz-ı Kevser haktır. Sırat Köprüsü haktır. Cennet ve Cehennem haktır. Cennet ve Cehennem şu anda mevcuttur ve fena bulmadan sonsuza kadar kalıcıdır. Oraların ahalisi de son bulmaz, bakidir.


   24. Küçük ve Büyük Günahlar
Büyük günah (işlemek) kulu ne imandan çıkarır ne de küfre sokar. Allahu Teala kendisine şirk koşulmasını affetmez. ister küçük isterse büyük günah olsun şirkin dışındaki bütün günahları bağışlar. Küçük günah işlemekten dolayı azap görmek caiz olduğu gibi büyük günahtan da helal kabul edilmediği sürece bağışlanmak caizdir.

25. Şefaat
Peygamberler ve Salih kişilerin, (hesap gününde) büyük günah sahiplerine olan şefaati müstefiz (hadislerden çok yaygın olan) haberle sabittir. Müminlerden büyük günah sahipleri, tövbe etmeden bile ölseler cehennemde ebedî kalmazlar.
26. İman -İman Artmaz ve Eksilmez-
İman, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem'in, Allah katından getirdiği şeyleri (kalp ile) tasdik dil ile ikrar etmektir. Ameller haddi zatlarında artarlar. iman ise, ne artar ne de eksilir.

27. İman ve İslam Aynı Manadadır
İman ve İslam (kelimeleri) aynı (manada)dır. Kulda (kalp ile) tasdik ve (dil ile) ikrar bulunduğunda (kul tarafından), "ben gerçek ve hak olarak müminim" denilmesi sahihtir. "Allahu Teala dilerse ben müminim" denilmesi gerekmez.


   28. İman ve Küfürde İtibar Son Nefesedir

İtaatkar bir mümin (imandan sonra dinden çıkarak) fâsık ve kâfir biri olabilir. Aynı şekilde fâsık ve kâfir biri de (küfürden sonra iman ederk) itaatkar bir mümin olabilir. Bu dönüşüm (insanda bulunan ve hadis olan) saadet ve şekâvet sıfatı üzerinde olur, yoksa Allahu Teala'ya ait (ve kadim) olan is'ad ve işka sıfatları üzerinde olmaz. Çünkü Allahu Teala'nın ne kendisi ne de sıfatları bir dönüşüm değişim söz konusu değildir (Çünkü geride de değindiğimiz gibi kadim olan bir şey hadis olan -değişime uğrayan- şeylere mahal olamaz).


   29. Allah'ın Peygamber Göndermesi ve Hikmetleri
Peygamberlerin gönderilmesinde bir hikmet fayda ve maslahat vardır. Allahu Teala, insanlığın içinden insanlığa müjdeleyici, korkutucu ve dünya ve din işlerinden ihtiyaç duyulan şeyleri açıklayıcı olarak peygamberler göndermiştir. Allahu Teala peygamberlerini, süregelen adetleri bozan sıra dışı olaylarla, mucizelerle doğrulamış ve yardım etmiştir.

30. İlk ve Son Peygamber - Peygamberlerin Sayıları
Peygamberlerin ilki Âdem aleyhi's-selam, sonuncusu da Muhammed SallAllahü aleyhi ve Sellem'dim. Peygamberlerin sayısının beyanı bazı hadisi şeriflerde beyan edilmiştir. Evlâ olan (peygamber olarak) isimlendirme konusunda belirli bir sayı üzerine yetinmemizdir. Şüphesiz Allahu Teala buyurmuştur: "Onlar arasında sana kıssasını naklettiğimiz olan vardır. Ve onlar arasında sana kıssasını nakletmediğimiz olan da vardır." Sayı zikretmek konusunda peygamberin içine onlardan olmayan birini dahil etmek ya da onlardan olan birini içlerinden çıkarmaktan emin lunmaz. Peygamberlerin hepsi nasihat ve öğüt verici oldukları halde Allahu Teala'dan haber verirler ve tebliğ ederler. Peygamberlerin en üstünü Hz.Muhammed aleyhi's-salatü ve's-selam'dır.
31. Melekler ve Sıfatları
Melekler, Allahu Teala'nın emriyle iş yapan kullarıdırlar. Melekler erkelik ve dişilikle nitelenmezler.

32.İlahi Kitaplar
Allahu Teala'nın peygamberlerine indirdiği bazı kitaplar vardır. Allahu Teala bu kitaplarda emirlerini, yasaklarını, mükafatlı sözlerini ve tehditli ceza sözlerini açıklamıştır.
33. Mİ'rac Hadisesi
Rasulullah'ın (sallAllahü aleyhi ve sellem), uyanıkken bedeniyle semaya, daha sonra da Allahu Teala'nın dilediği yüksek makamlara yükselmesi haktır.


   34. Allah Dostlarının Kerametleri
Allah dostlarının kerametleri haktır. Keramet velîiçin alışılagelmiş olanı iptal etme yolu üzere ortaya çıkar. Mesela; uzak mesafeler kısa zamanda aşmak, ihtiyaç anında yiyecek, içecek ve elbisenin ortaya çıkması, su üzerinde ve havada yürümek, hareketsiz cansız cisimlerin ve konuşamayan varlıkların konuşması gibi. Kerametin ortaya çıkışı, peygamber için bir mucize olur ki, o keramet onun ümmetinden biri için ortaya çıkmıştır. Zira bu kerametle o zâtın velî olduğu anlaşılır. Bununla birlikte velî olabilmesi için kişinin diyanetinde bu işi haketmesi gerekir. Bunun diyaneti de peygamberin peygamberliğini ikrar etmektir.
35. Peygamberimizden Sonra En Üstün İnsan
Nebîmiz aleyhi's-salatü ve's-selam'dan sonra insanlığın en faziletlisi ve üstünü Ebû Bekir Sıddık, sonra Ömer Faruk, sonra Osman Zinnûreyn, sonra da Ali Murtazâ'dır. Allahu Teala onların hepsinden razı olsun. Onların halifelikleri de bu sıralama üzerinedir.

36. Halifelik Otuz Senedir
Halifelik otuz yıldır. Otuz yıl süren bu halifelikten sonra meliklik ve hükümdarlık vardır.
37. İmamet ve Şartları
Müslümanlara, yasama ve yargıyı yerine getirecek, cezaları uygulayacak, onların sınırlarını koruyacak, ordularını donatacak, zekatlarını alacak, zorbaların, hırsızların ve eşkıyaların üstesinden gelece, Cuma ve bayram namazlarının kılınmasını denetleyecek, kulların arasında ortaya çıkan tartışma ve münakaşaları önleyecek, yasalara bağlı olan şahitlikleri kabul edecek, veli olmayan kız ve erkek çocuklarını evlendirecek, ganimet mallarını taksim edecek ve buna benzer devlet işlerini yapacak bir imam, halife lazımdır.
İmamın, görünürde olması, gözden uzak olmaması ve çıkışı beklenen biri olmaması gereklidir. İmamın, Kureyş soyundan olması gereklidir. Kureyş'in dışında birinin imam olması caiz değildir. Bununla birlikte halifelik, Hâşim oğullarına ve Hazreti Ali'nin evlatlarına mahsus değildir. İmam'ın masum olması ve zamanın en faziletli kişisi olması şart koşulmaz. İmamın mutlak ve kâmil velayet sahiplerinden olması, idareci ve hükümleri infaz edecek, islam ülkesinin sınırlarını koruyacak ve mazlumun hakkını zalimden alacak biri olması gereklidir. İmam, fasıklık yapması ve zulüm etmesi zebebiye görevden alınmaz.

38. Salih ve Günahkar Kişi Arkasında ve Ardından Namaz Kılmak
Salih ve günahkar her kimse arkasında namaz kılmak caizdir. Biz (Ehli Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinin mensupları olarak) salih ve günahkar biri (öldüğü zaman) üzerine namaz kılarız.

Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« Yanıtla #2 : 28 Ağustos 2009, 11:30:24 »

39. Sahabe Hakkında Sadece Hayırla Konuşmak
Biz (Ehli Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinin mensupları olarak) Sahabeyi hayırla anmaktan başka olan şeylerden sakınırız. Yine biz Peygamber (aleyhi's-salatü ve's-selam) 'in cennetle müjdelediği on kişinin cennetlik olduklarına şahitlik ederiz.
40. Mestler Üzerine Meshetmek
Biz (Ehli Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinin mensupları olarak) yerleşim bölgesinde ve yolculukta mestler üzerine meshetmeyi caiz görürüz ve kabul ederiz.

41. Hurma Suyu Helaldir
Biz (Ehli Sünnet ve'l-Cemaat mezhebinin mensupları olarak) hurma suyunu haram kılmayız.
42. Hiçbir Allah Dostu...
Hiçbir velî kul peygambererin derecesine ulaşamaz. (Çünkü peygamberler günahlardan arınmış, masum ve son nefes korkusundan emin olan kimselerdir. Onlar vahiy ile şereflendirilmiş, meleklerin şahitlik ettiği, hükümleri tebliğ etmekle görevli ve olgunluk sıfatlarının hepsini aldıktan sonra insanları doğru yola ulaştırmakla görevlendirilmiş kişilerdir), hiçbir mükellef insan da kendisinden emir ve yasaklamanın (teklifin) düşeceği bir mertebeye ulaşamaz (yani baliğ ve kul akıl sahibi olduğu sürece emir ve yasaklamanın, yani mükellefliğin kendisinden düşeceği bir makama ulaşamaz. Çünkü mükelleflik konusunda varid olan hitaplar umumidir, herkes için eşittir).
43. Nasslar Zahire Göre Yorumlanır
Nasslar zahirine göre yorumlanır (yani kitap ve sünnetten olan nasslar, kendilerini kayıtlayacak bir delili kat'î olmadığı sürece zahirlerine göre anlaşılır. O nassların altında başka manalar aranmaz). Nassların (delillerin) zahir olan manalarından, bâtıniyye fırkasının mensuplarının iddia ettikleri gibi bir takım manalara sapmak küfre gitmektir. Nassları inkar etmek de küfürdür.
44. Ma'siyet...
(Küçük ya da büyük) günahın helal kabul edilmesi, günahın hafife alınması, şeriatla alay edilmesi, Allahu Teala'dan ümit kesilmesi, Allahu Teala'nın azabından emin ve korkusuz olunması, kahinin gaybdan verdiği haber hakkında doğrulanması küfürdür, kafirliktir.
45. Mevcut Olmayan, Bir Şey Değildir
Yok, mevcut olmayan; bir şey, bir varlık değildir.

46. Hayattakilerin Ölüler İçin Yaptıkları Dualar ve Sadakalar
Hayattakilerin ölüler için yaptıkları dualar ve ve onlar için verdikleri sadakalarda ölülere bir yarar ve menfaat vardır.
47. Allahu Teala Duaları Kabul Eder, İhtiyaçları Giderir
Allahu Teala (kulların yaptıkları) dualara karşılık verir (kabul eder) ve ihtiyaçları giderir.

48. Rasulullah'ın Kıyamet Alametleri Hakkında Bildirdiği Haberler

Rasulullah aleyhi's-salatü ve's-selam'ın kıyamet alametleriyle ilgili verdiği haberlerin her biri haktır, doğrudur. Bu alametler de; Deccal'ın, Dabbetü'l-Arz'ın, Ye'cüc ve Me'cüc kavminin ortaya çıkışı, İsa aleyhi's-selam'ın gökyüzünden inmesi ve güneşin battığı yeden doğmasıdır.

49. Müçtehid Verdiği Hükümde İsabet Edebilir, Hata da Edebilir
Müçtehid, (verdiği hükümlerde) bazen hata, bazen de isabet edebilir. (Peygamberimiz sallAllahü aleyhi ve sellem böyle buyurmuştur: "Salahiyet sahibi (hakim, idari amir veya naipleri) içtihad ettiğinde doğru içtihad etse iki sevap ve ecir, hata ederse bir sevap ve ecir ile mükafatlandırılacaktır.")


   50. İnsanlar ve Melekler Arasındaki Bazı Üstünlük Mertebeleri

İnsanların peygamberleri meleklerin peygamberlerinden (yani , dört büyük melekten), meleklerin paygamberleri insanların (Allah dostlarının) umumundan, insanların umumu da meleklerin umumundan (yani dört yüce meleğin dışındaki meleklerden) daha faziletli ve üstündür.
Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« Yanıtla #3 : 28 Ağustos 2009, 11:33:19 »

1.Eşyanın Hakikatleri

Ehli Hak (Ehli Sünnet âlimleri ) der ki : Eşyanın hakikatleri ( o şeyi oluşturan, o şeyin kendisiyle meydana geldiği şey ) sabittir. Bunlarla (sabit olmalarıyla ) alakalı hakikatleri bilmek doğrudur. Bu, sofestai'nin ( kainatın yaratıcısını, Cenab-ı Hakk'ı kabul etmemek için her şeyi inkar eden veya müspet ve menfi hiçbir hükme varmayan, daima şüphe içinde kalmayı esas alan felsefi bir düşüncenin mensubu olan kişinin ) hilafınadır.



İSLAMA GÖRE EŞYANIN VARLIĞI BİR REALİTEDİR YANİ GERÇEKTİR,VE İLİM BU EŞYA REALİTESİNE NUFÜS EDER.İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ BU DÜNYA VE EŞYA GERÇEKTEN VARMIDIR? KAİNATIN VARLIĞI BİR HAKİKATMİDİR?DİNİMN TEMEL AKİDESİ OLAN Allah(CC)NİN VARLIĞI PRENSİBİ GAYBE İNANIŞ DEMEKTİR.İNANCIMIZ GÖZÜMÜZLE GÖRMEDİĞİMİZ GERÇEKLERİN VARLIĞININ KABULÜ ESASINA DAYANMAKTADIR.Allah(cc)MELEK,AHİRET İNANÇLARI ;GÖZLE GÖRÜLMEYEN GERÇEKLERİN KABULÜ DEMEKTİR.BU İNANÇMADDEYİ KAİNATI VE HAYATI NORMAL OLARAK NORMAL OLARAK TETKİK EDEN İNSANIN KABULÜDÜR KURANDA BUNUN MİSALLERİNİ GÖRÜRÜZ.
  HZ İBRAHİM A.S GÜNEŞİN AY'IN VE YILDIZLARIN HAREKETLERİNE BAKIP HERBİRİNİN GÖZDEN KAYBOLDUĞUNU GÖRÜNCE ,SOLAN,KAYBOLAN VE SONU OLAN ŞEYLERİN YARATICVI OLMAYIP YARATIK OLDUKLARINI İDRAK ETMESİ VE EZELİ VE EBEDİ KAİNATIN YARATICISI OLAN YÜCE Allah(cc) İMAN ETMESİ KAİNATIN GERÇEĞİNDEN İMANA VASIL OLUŞUN AÇIK ÖRNEĞİDİR.
 İSLAMIN TAVSİYE ETTİĞİ İMAN;KAİNAT VARLIĞININ TETKİKİ VE MÜŞAHADESİ NETİCESİNDE FERTTE HASIL OLAN İMANDIR.(EN'AM SURESİ 75/79 YUNUS SURESİ 10/11 AYETLER..)
  KAİNAT VE İNSAN DEĞİŞMEYEN BİR KANUNA TABİDİRLERKİ BU KANUN YARATILMA DEVAM ETME VE YOK OLMA KANUNUNDUR,CANLI VARLIKLARDAN İNSAN İDEOLOJİK BİR YAPIYA SAHİP OLDUĞU İÇİN BİYOLOJİK HAYATININ BİTMESİNE RAĞMEN YENİ BİR HAYATIN NAMZEDİDİR.BU HAYAT BİYOLOJİK HAYATIN DEVAMI ESNASINDA YAOILAN DAVRANIŞLARIN TAM BİR MUHAKEMESİNİN YAPILMASINDAN SONRA KAT-İ ŞEKLİNİ ALIR. ŞU HALDE MADDE VE CANLI VARLIK YARATILMA DEVAM ETME VE YOK OLMA GEÇİTLERİNDEN GEÇER MADDENİN VE CANLI VARLIĞIN UYDUĞU İLK KANUN BUDUR.
  İMANA VASIL OLUŞ HAYAT VE KAİNAT GERÇEĞİNİ TETKİK ETMEYE BAĞLIDIR EĞER''KAİNAT BİR GERÇEK DEĞİLDİR'' DENİLİRSE;İMANA VASIL OLUŞUN BİRİNCİ VE TEMEL BASAMAĞI KAYBOLUR.GÖRÜLEN GERÇEĞİ KABUL ETMEYEN DÜŞÜNÜŞ MÜŞAHADE EDİLEMEYEN GERÇEĞİ KABUL EDİLEMEZ İLMİN MEVZU KABUL EDİLEN EŞYA İNKAR EDİLİRSE İLİM İNKAR EDİLİR İLİM İNKAR EDİLİNCEDE İMAN YIKILIR .EŞYA REALİTESİNİN İNKARI YUNAN FELSEFESİNDE TEMELLERİNİ BULUR.BİLHASSA HERAKLİTOS VE ZENON'A GÖRE HİÇ BİR ŞEY YOKTUR .

 BATIL GÖRÜŞ KAİNATIN MADDİ VARLIĞINI BİR HAYAL OLARAK KABUL EDER
  EŞYA CENABI HAKKIN YARATTIĞI HERŞEY ZİHNİN DIŞINDA SABİTTİR GERÇEKTİR ZİHNİN İÇİNDE OLSAYDI HAYAL OLURDU.
  SÜFFESDAİYYE TAİFESİ (BATIL FIRKALAR) EŞYA HAYALDİR DİYORLAR .ONLARA CEVAP OLARAK İMAM AZAM HZ.''MADEM EŞYANIN HAKİKATİ HAYALDİR O HALDE SOKUN ELİNİZİ ATEŞEDE YANMASIN''BUYURDUVE ONLARI SUSTURMUŞ OLDU..
 BATIL MESHEPLER VE SAPIK GÖRÜŞLER:
  VASIL İBNİ VE ATA VE ENİŞTESİ,HASAN BASRİDEN AYRILIP''KÜFÜR İLE İMAN CENNET İLE CEHENNEM, ARASINDA BİR MENZİL OLDUĞUNU İLERİ SÜREREK MUTEZİLE MESHEBİNİ MEYDANA GETİRDİLER.MUTEZİLENİN FALİYETİ DEVLET TARAFINDAN HİMAYE GÖRMÜŞ VE ABBASİ HALİFESİ ME'MUN ZAMANINDA HERTARAFTAN İNSANLAR VE KİTAPLAR GETİRTİLEREK BEYTÜL HİKME(BİLGİ OKULU)KURULMUŞTUR.BU KURULUŞ,MUTEZİLE FİKRİYAATINI DAHADA GELİŞTİRMİŞ GÜÇLENDİRMİŞTİR.
  İŞTE BU MEKTEP,O DEVİRDE KAFİR  KÜLTÜR İSTİLASININ MERKEZİ OLMUŞTUR.YUNANCA,HİNTCE VE İBRANİCEDENİMANI YIPRATICI NE KADAR ESER VARSA TERCÜME EDİLDİ.BUNLARIN TESİRİYLEDE,MUTEZİLE,MÜRCİE,KADERİYYE,İBAHİYE,BATİNİYE,GİBİ SAPIK TELAKKİLER KUVVETLENDİ VE YAYILDI.
  İŞTE BU SAPIK TELAKKİLER KARŞISINDA İSLAM BİLGİ ESASI EŞYANIN VAR VE ONUN MEVCUDİYETİNİN İNSANLAR İÇİN BEDEHAT DERECESİNDE BİLİNEN BİR HUSUS OLDUĞUNU İFADE EDİYOR..
İNADİYE:EŞYANIN HAKİKATLERİNİ İNKAR EDERLER VE ONLARI BİR TAKIM VEHİMLER VE BATIL HAYALLER ZANNEDERLER.
İNDİYYE:EŞYANIN HAKİKATLERİNİNM SUBUTÜNÜ İNKAR EDERLERVE ŞÖYLE DERLER:''BİZ BİR ŞEYİ CEVHER OLARAK KABUL EDERSEK(ASLI HAKİKATİ) O CEVHERDİR. BİZ BİR ŞEYİ ARAZ OLARAK KABUL EDERSEK O ARAZDIR(CİSİMLERDE VE CEVHERLERDE SONRADAN OLAN ŞEYDİR).
LÂEDRİYYE:EŞYANIN HAKİKATİNİN SUBUTÜNÜ BİLMEYİ İNKAR EDER.EŞYANIN HAKİŞKATININSÜBÜTÜNE İNANIRLAR.ONLAR BİR ŞEY HAKINDA ŞÜPHEDEDİRLER,ANCAK ŞÜPHELERİNDEDE ŞÜPHEDEDİRLER.
YANİ BUNLAR HAKİKATLERİN KENDİLERİNİ İNKAR ETMEZLER.BUNLAR HAKİKATLERİNGERÇEKLEŞMESİNİN,GERÇEKTE VAROLUŞLA NİTELENMESİNİ İNKAR EDERLER...    
   
Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« Yanıtla #4 : 29 Ağustos 2009, 11:41:16 »

2. İlmin Sebepleri
Mahlukatın (insan, melek ve cinlerin) ilim (elde etmesinin) sebepleri üç tanedir. Bunlar: (a) sağlam hisler (duyular), (b) doğru (gerçeğe uygun olan) haber, (c) akıl.


İLİM KELİMESİ,SÖZLÜK ANLAMI OLARAK,BİLMEK,BİLGİ,BİR KONUYA AİT MESELELERİN TAMAMINA AİT BİLGİ VE BİRİKİME SÖYLENİR.
BAZI KELAMCILAR DA İLMİ ŞÖYLE TANIMLAR:

EBU KASIM EL-BELHİ(KA'Bİ):
KA'Bİ İLMİ,BİR ŞEYE OLDUĞU HAK ÜZERE İNANMAK,ONU ÖYLECE KABÜLLENMEK OLARAK TANIMLAR. ONUN BU TANIMINI KENDİSİNİN MENSUP OLDUĞU MUTEZİLE MESHEBİNİN DİĞER ÜYELERİ KABUL ETMEZ.

KADI EBU BEKİR MUHAMMED İBN-İ TAYYİB EL BÂKILÂNÎ:
EHLİ SÜNNET VE!L CEMEAT MEZHEBİNDEN OLUP,İMAM-I EŞARİYE BAĞLI OLAN BAKI LANİ İLMİ ŞÖYLE TANIMLAR:
İLİM'' MARİFETÜL MALÜM '' BİLİNENİ ANLAMAK İDRAK ETMEKTİR.
BU TANIMDA ASLINDA YERİNDE DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ EĞER İLİM MARİFET OLSAYDI,ALİMİN ARİF OLMASI GEREKİRDİ.HALBUKİ Allah TEALA ARİF OLARAK DEĞİL,ALİM OLARAK NİTELENİR.

 KADI EBUBEKİR EL-BAKILLANİ,EN ÖNEMLİ ESERİ OLAN KİTABUT-TENDİT İSİMLİ ESERİNDE İSE İLMİ BİRDE ŞÖYLE TANIMLAMAKTADIR.
İLİM (BİLGİ) ''MALÜMÜ BİLİNENİ OLDUĞU HAL ÜZERE BİLMEKTİR'' İLİM İKİYE AYRILIR.
a) KADİM EZELİ OLAN Kİ Allah'IN İLMİDİR
b) MUHDES,YARATILMIŞ İLİMKİ MAHLUKTUR,CİN VE İNSANLARIN İLMİDİR.YARATIKLARININ İLMİDE ZARURİ VE İSTİDLALİ OLARAK İKİYE AYRILIR.

 İLİM VEYA BİLGİ ELDE ETME YOLLARI,BEŞ DUYU İLE BİRLİKTE İNSANDA YARATILAN DUYGULAR.İNSAN BU DUYGU VE SEZGİ İLE VARLIĞI,SAĞLIĞI HASTALIĞI GÜCÜ VE ACZİ İRADEYİVE İSTEKSİZLİĞİ V.B.KONULARDA BİLGİ SAHİBİDİR.HABERDE BİLGİ ARACIDIR.

BAZI EŞ'ARİLER:İLİM, ''DERKÜ'L -MÂLÜM'' BİLİNNEN BİR ŞEYİ BULUNDUĞU DURUM ÜZERİNE ANLAYIP,İDRAK ETMEKTİR. BU TARİFTE DOĞRU DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ ''DERK''LAFZI''ELFAZI MÜŞTEREKE''(ORTAK KULLANIMLI,BİR KAÇ ANLAMI İFADE EDEN  KELİMELERDENDİR .ÖRNEK OLARAK:
EDRAKEHÜ:ONU KUŞATTI.
EDRAKEHÜ:ONA YETİŞTİ.
EDRAKEHÜ:ONU ANLADI ,KAVRADI.
EDRAKETİSSEMÂRU:MEYVELER OLGUNLAŞTI GİBİ.
 BU MANALARDANDA ANLAŞILDIĞI ÜZRE Allah İDRAK ETMEZ.VARLIKLAR GİBİ KAVRAMAZ HERŞEYİ EZELİ İLMİ İLE BİLİR. ZİRA İDRAK ETMEK BİR ŞEYİN SINIRLARINI VE SONLARINI KUŞATMAK VE KAVRAMAKTIR.
BAZI MATURİDİLER:İLİM (TEBEYYÜNİL MALÜM) BİLİNENİ BULŞUNDUĞU HAL ÜZERİNE ORTAYA ÇIKARMAK.AŞİKAR ETMEKTİR. BU GÖRÜŞÜN EBU İSHAK EL İSFEHANİ YE AİT OLDUĞU SÖYLENMİŞTİR..İLİM HAKKINDA YAPILAN BU YORUMDA DOĞRU DEĞİLDİR.ÇÜNKÜ AllahÜ TEALAYA  ÂLİM DENİLİR MÜTEBEYYİN DENİLMEZ.

(LİLKALGI):YANİ İNSAN MELEK VE CİNLER İÇİN OLAN İLMİN SEBEPLERİ.YOKSA YARATICININ İLMİNİN SEBEBİ DEĞİL. ZİRA O'NUN İLMİ ZATINDANDIR.HERHENGİ BİR SEBEPLE DEĞİLDİR.

(SELÂSETÜN):İLMİN SEBEPLERİNİN ÜÇ TANE OLMASI TAM BİR ARAŞTIRMA İLEDİR(İSTİKRA-İ TAM) .ŞÖYLEKİ;EĞER SEBEP DIŞINDA GELİRSE BU SADIK HABERDİR..

EĞER DIŞARIDAN DEĞİLDE İDRAK EDENİN DIŞINDA BİR ARACIYSA DUYULARDIR. EĞER NE DIŞARIDAN NE DE İDRAK EDEMEYEN BİR ARACI DEĞİLSE AKILDIR. ÇÜNKÜ İDRAK EDEN ARACI AKILDIR...
Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
selvi
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 218



« Yanıtla #5 : 30 Ağustos 2009, 16:06:48 »

3. Duyular
Duyular (hissedebileni idrak edebilen, sezebilen kuvvet) beş tanedir. Bunlar; işitme, görme, koklama, tatma ve dokunmadır. Bu beş duyudan herbiri ile, o duyu neye konulmuş ise, o şey hakkında bilgi elde edilir.

İSLAMDA BİLGİ KAYNAKLARI;YARATIKLAR İÇİN BİLGİ KAYNAKLARI 3 TÜR.
1)SELİM HİSLER (5 DUYU) BUNLAR İŞİTMEK,GÖRMEK,KOKLAMAK,,TATMAK DOKUNMAKTIR.BU 5DUYU HANGİ HİS İÇİN YARATILMIŞLAR İSE,İCAP ETTİRDİĞİ HİSSİ DUYARLAR.

HİSSİ SELİM,BİLGİNİN KAYNAKLARINDAN BİRİ OLARAK SÖYLENİLMİŞTİR.BU HUSUS''İSLAM BİLGİ ESASLARININ'' TEVRÜBE VE MÜŞAHADEYİ BİR METOT OLARAK KABUL ETTİĞİNİ GÖSTERİR. BÜTÜN İLİM DALLARINDA 5DUYU VASITASI İLE KAVRANAN GERÇEK İLİM MEVCUTTUR.
 İSLAMIN İLK BİLGİ KAYNAĞI ELBETTE DUYU VASITALARIDIR, DÜNYA'YI DÜNYA'NIN HAREKETLERİNİ VE HAYATI BU VASITALARLA BİLEBİLİRİZ. ANCAK DUYU VASITALARIMIZIN DUYARLIĞI KAİNATTA NORMAL YAŞAMAMIZI TEMİN EDECEK ŞEKİLDE AYARLANMIŞTIR.
  GÖZLERİMİZ MUAYYEN DALGA BOYUNDAKİ IŞIK DEMETİNİ ALABİLMEKTE, DÜNYA BİZE BERRAK ŞEKLİYLE GÖZÜKMEKTEDİR.KULAĞIMIZDA BELLİ FREKANSTAKİ(ÖLÇÜ) SESLERİ ALABİLİR. BU SINIRIN ALTINDAKİ VE ÜSTÜNDEKİ SESLERİ DUYAMAYIZ...MİSALLERİ ÇOĞALTABİLİRİZ,ŞU HALDE DUYU ORGANLARIMIZIN DUYARLIK DERECELERİ MAHDUTTUR YANİ SINIRLI. TIPKI BİR MAKİNANIN TAŞIYABİLECEĞİ YÜKÜN, BİR TELİN GEÇİREBİLECEĞİ ELEKTRİK YÜKÜNÜN SINIRLI OLDUĞU GİBİ.BUNA GÖRE DUYU ORGANLARIMIZLA ALABBİLECEĞİMİZ BİLGİLERDE MAHDUT YANİ SINIRLI OLACAKTIR.

ESSEMMÜ:İŞİTME,KULAK DELİĞİNİN İÇİNDE DÖŞENMİŞ BULUNAN DAMARLARIN İÇİNE YERLEŞTİRİLMİŞ OLAN BİR KUVVETTİR.. BU DUYU ARACILIĞIYLE SESİN DURUMUYLA DEĞİŞEN HAVA YOLUYLA SESLER KULAĞA ULAŞIR.

EL BESARU:GÖRME,İÇLERİ BÜYÜK VE GENİŞ BEYİNDEN GELİRKEN BİRLEŞİK OLUP,DAHA SONRA AYRILAN 2 DAMARIN İŞÇİNE YERLEŞTİRİLMİŞ OLAN BİR KUVVETTİRKİ BU 2DAMAR GÖRÜLEN ŞEYLERİ GÖZLERE ULAŞTIRIRLAR VE BÖYLECE GÖRME SAĞLANIR. BU DUYU ARACILIĞI İLE IŞIKLAR RENKLER ŞEKİLLER VE MİKTARLAR HAREKETLER,GÜZELLİK ÇİRKİNLİK VE AllahÜ TEALANIN İDRAKİNİ YARATTIĞI BİR ÇOK NESNE GÖRÜLÜR (taftazani şerh akaidi s.30)

VEŞŞEMMÜ: KOKLAMA,DİMAĞIN BAŞLANGIÇYERİNE UZAK OLAN İKİ ÇIKINTININ İÇİNE YERLEŞTİRİLMİŞ BİR KUVVETTİRKİ, BUNUNLA KOKULU ŞEYLERİN DURUMUYLA DEĞİŞEN HAVANIN BURUN BOŞLUĞUNA ULAŞMASIYLE KOKULAR ALGILANIR. (TAFTAZANİ .a.g.e S.32)

VEZZEWGU: TATMA DİL ÜZERİNE DÖŞENMİŞ DAMARLARIN İÇİNE DAĞILMIŞ OLAN BİR KUVVETTİRKİ BU DUYU İLE TÜKÜRÜKSEL ISLAKLIĞIN YENEN VE İÇİLENNESNELERE KARIŞMASI VE SONRASINDA DAMARLARA ULAŞMASIYLE TATLAR ALGILANIR.(TAFTAZANİ .a.g.e S.32)

VELLEMSÜ:DOKUNMA VÜCUDUN TAMAMINA DAĞILMIŞ OLAN BİR KUVVETTİRKİ BU KUVVET İLE SICAKLIK SOĞUKLUK ISLAKLIK KURULUK VE BENZERİŞEYLER ALGILANIR..(TAFTAZANİ .a.g.e S.32)
Moderatöre Bildir   Logged

ORTALIK HENÜZ ALACA KARANLIK İKEN,ETRAFA HAKKIN MESAJLARINI İLETEN SEN OLDUN..KADİRNÂŞİNAZLAR BİLMESELER DAHİ BUNUN BÖYLE OLDUĞUNA YER-GÖK ŞAHİTTİR..SAKIN USUL BİLMEZLERİN TAVRINA BAKIPTA SİTEMKAR OLMA..ETTİĞİN HİZMETİ HALK TAKTİR ETMESEDE HAK BİLİYORYA...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
PEYGAMBER (SAV) EFENDİMİZ VE SÜNNET-İ SENİYYESİ Hz.Muhammed (S.a.v) kuranehli 3 252 Son Mesaj 01 Nisan 2008, 11:00:57
Gönderen: Duha
Sünnet ve Hadis AnLayışı... Hz.Muhammed (S.a.v) ÂmâK-ı HâYâL 0 154 Son Mesaj 11 Mayıs 2009, 16:50:02
Gönderen: ÂmâK-ı HâYâL
Ölçümüz; Kur'an ve Sünnet. Şiir Pınarı hamza01 0 149 Son Mesaj 04 Ekim 2009, 18:52:21
Gönderen: hamza01
Hangi Ehl-i Sünnet? Kitap-kaset ve Dergi kuranehli 0 148 Son Mesaj 31 Ekim 2009, 16:07:28
Gönderen: kuranehli
SORULU CEVAPLI İSLAM AKÂİDİ Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 114 Son Mesaj 03 Kasım 2009, 11:16:58
Gönderen: MERXAS
EHL-İ SÜNNET İTİKÂDI Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 133 Son Mesaj 23 Ocak 2010, 09:07:59
Gönderen: MERXAS
İMAM ÖMER NESEFİ İslam Alimleri ve öncüleri Âl-i İmran 0 169 Son Mesaj 01 Ocak 2011, 10:39:55
Gönderen: Âl-i İmran