0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: EL-FETTAH (C.C.)  (Okunma Sayısı 739 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« : 21 Temmuz 2011, 08:57:41 »

“Kullarına rahmet kanadını açan ve her türlü müşkülleri çözüp kolaylaştıran.”

Bu mübarek isim feth'dendir ki, kapalı olan bir şeyi açmak mânasınadır. İnsana zafer yolları açıldığı gibi, cennet yolları da açılır. Fakirlikten zenginliğe geçecek kapılar da açılır. Yani dünya bir halde kalmaz. Kâh olur insan gam seline değirmendir, kâh olur zindan derdi çeker. Hazreti Yusuf gibi. Kâh olur bir aşka düşer ki, onun gönlünü o sevdadan koparıp almak mümkün olmaz. İşte insanların acze düştüğü bütün bu müşkül işleri Allahü Teâlâ açıverir.

Kapalı şeyler yalnız maddî kapılar, kasalar, kilitler de değildir. Zaman gelir ki gönüller de kapanır, kalb ci­hanına bir zerre hikmet nuru inmez. Hâsılı: Kederleri, gamları, îzdırapları, yürekten tasaları kaldıracak olan Allah'tır. Yine dilediği kuluna ledünnî ilimlerin kapısını da O açar. Bakarsınız ki koyun otlatan bir çoban cevherler saçan hâle gelivermiştir.

Dünyanın her şeyi fâni ve geçicidir. Ne derdi, ne safâsı devamlı olmaz. Dünyanın kendisi de harap olacaktır. Dünyada en kıymetli ve en bulunmaz nimet iman devle­tine ermek, ma'rifet nuru ile rızıklanmaktır. Bütün cihanı bir insana bağışlasalar ve fakat o insan şirk üzere, yani Allah Teâlâ'yı inkâr ederek yaşasa, onun elindeki cihanın zerre kadar kıymeti yoktur. Çünkü yarın dünya elinden gidecek, kendisi de cehennemi boylayacaktır. Ona asla gıpta edilmez, ona ancak acınır. Asıl nimet kalbin İslâm nuruna açık olmasıdır.

“El-Fettâh” ism-i şerîfi bunlara ve daha nice mânâlara da şâmildir, insanı hicran gecesinden saadet sabahına çıkaracak olan O'dur. Bütün hayr ve bereketin, bütün ilim ve hikmetin anahtarları yüce yaratıcımızın emrindedir. O dilemedikçe kimse zafer bulamaz. O açmadıkça kimse fe­tih yollarını açamaz. Bir kuluna ilim ve irfan yollarını açarsa veya zenginliğe mazhar kılarsa, bütün âlem halkı bir araya gelse ona mani olamazlar.

İnsanlar gaflet sebebiyle görmeseler bile, Allah Teâlâ'nın feth yardımı, rahmet ve keremi bir lâhza kesil­mez. Âlemde hiçbir mahlûk yoktur ki, her nefes Allah'ın keremine mazhar olmasın.

O halde niyazımız hep şu olsun:

Ver duruluk, ver saffet,
Allah'ım, bizi affet!
Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #1 : 22 Temmuz 2011, 12:31:40 »

Rahmet ve rızık kapılarını açan."
"Zorlukları kolaylaştıran."
"Hidayetiyle kalplere iman ve marifet kapılarını açan."

"Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup sakınsalardı, gerçekten üzerle­rine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazandıkları nedeniyle yakalayıverdik."

Bir milyondan fazla hayvan türü ve ondan daha fazla bitki türü olduğunu biliyoruz. Bu türlere giren fertlerin sayısını bilmek ise ancak Allah'a mahsus.

Sonsuz denecek kadar çok olan bu fertlerin bütün planları, nutfelerde, yumurtalarda yahut çekirdeklerde ilâhî ilim ve hikmetle yazıl­mış.

İşte bu noktaların kitap haline gelmesi, bu planlardan yapılar ku­rulması Fettâh isminin tecellisiyle başlar. Canlılar âlemine bu nazar­la bakabilsek ve onları, dünkü planların canlanmış ve büyümüş hal­leri olarak değerlendirebilsek, Fettâh isminin sonsuz tecellilerini bir derece görür ve hayran oluruz.

Fettâh isminin bir başka sahası da manevîdir. Kalplerden gaflet perdesinin kaldırılması ve o kalplerin iman ve hidayete açılması Fet­tâh isminin en muhteşem, en bereketli ve en kıymetli tecellisidir.

Gözü açılan bir insanın bir anda semalara çıkması, dağlarda do­laşması, denizleri kucaklaması gibi, kalbinden gaflet perdesi kalkan bir insan da ilâhî isimlere ve bu isimlerin kaynağı olan ilâhî sıfatla­ra muhatap olur.

İmam Gazâlî Hazretleri de fethin hem maddî hem de manevî yö­nü bulunduğuna işaret ederek, maddî fetih için, "Biz, (Hudeybiye anlaşmasıyla) sana gerçekten bîr fetih (yolunu) açtık"  âyet-i kerîmesini; manevî fetih için ise, "Allah'ın insanlara aça­cağı rahmeti durduracak yoktur"  âyet-i kerîmesini misal gösterir.

Manevî fethin çok önemli bir yönü de Nur Külliyatında şöyle na­zara verilir:

"Kâinatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Âlemin kapıları açık ise de manen kapalıdır. Cenâb-ı Hak bütün o kapıları ve kenz-i mahfîyi açan 'ene' namında bir miftahı insanın eline vermiştir." 

Buna göre, insan ruhu Fettâh isminin en büyük tecellisine mazhardır. O ruha konulan ene, yani benlik, bir anahtar vazifesi görü­yor. Allah, bu anahtarı kullanmasını bilen kullarına nice fennî keşif­lerin yolunu açtığı gibi, esmâ-i ilâhiyenin hazinelerini de açıyor. ('Kenz-i mahfi'nin çoğulu 'künuz-u mahfiyye'dir ve ‘esmâ-i ilâhiye' mânâsına kullanılır.)

İnsan kendi ruhuna takılan ilim, irade, kudret gibi sıfatların her birini bir anahtar yaparak, kıyas yoluyla, ilâhî isimlere ve sıfatlara ulaşır. Nur Külliyatından 'Otuzuncu Söz'de tafsilatıyla işlenen bu konudan, sadece bir bölüm nakledeceğim:

"Daire-i mülkünde mevhum rububiyetiyle, daire-i mümkinatta Halikının rububiyetini anlar ve zahir mâlikiyetiyle. Halikının ha­kikî mâlikiyetini fehmeder ve "Bu haneye mâlik olduğum gi­bi, Hâlık da şu kâinatın mâlikidir." der ve cüz'î ilmiyle O'nun il­mini fehmeder ve kesbî sanatçığıyla o Sâni'-i Zülcelâl'in ibda-i sanatını anlar. Meselâ: 'Ben şu evi nasıl yaptım ve tanzim et­tim. Öyle de şu dünya hanesini birisi yapmış ve tanzim etmiş' der." Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna Allah'ın Güzel İsimleri
Moderatöre Bildir   Logged

Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 22 Temmuz 2011, 16:53:49 »

Dese bir kimse ya  Fettahü  Ya  Allah
Azze sultânuhû ve celle senah
Açılır  cümle kapılar
Yadedilmiş olur Hüdâ fî'l- hal
Bî cemî'is- sıfâti ve'l-ef'al..ünlem
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #3 : 23 Temmuz 2011, 08:07:41 »

İyilik kapılarını açan, hakemlik yapan, her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran.

"Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onla­rı Ondan başkası bilmez."

Rahmet hazinelerini kullarına açan Fettah Tealâ bütün noksan sıfatlardan münezzehtir. O, nefislere tevfik kapısını açan, dostlarının kalplerinden perdeyi kaldırandır. Kalpler ve gözlerin perdeleri hakkı gör­mesi için açılır.

O, kullarına melekut âleminin kapılarını açar, o takdirde "feth" açmak ve açıklamak olur.

Fettah'ın bir manası da "mahlukâtı, arasında hükmeden" demek olup, "feth" kökünden gelmektedir ve hüküm demektir. Fettah da bu bağlamda kulları arasındaki kapalı olan örtüyü açan, hakkı batıldan ayıran, hakkı üstün tutan, batılı zelil eden demektir.

Bu anlamda Cenab-ı Hak:

"Ey Rabbimiz ara­mızda hükmet" mealinde buyurmuştur.

Fatih ise zafer ve zafer kazanan anlamında kul­lanılmıştır.

"(Ey kafirler!) Eğer siz fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz)"

Fettah kelimesi Kur'ân'da bir kere zikredilmiştir

"De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplaya­cak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (her şeyi) hakkıyla bilendir."

"Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sa­dece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmi­miz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenle­rin en hayırlısısın."

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir. O, en âdil hüküm veren, (herşeyi) hakkıyle bilendir."

el-Fâtih: Hükmeden demektir: el-Fettah, mübalağa kalıplarındandır.

"el-Fettah" hakemlik ve hâkimlik yapan, iyilik yapan ve cömert anlamlarını ihtiva eder. Allah Teâlâ'nın açması iki kısımdır:

1- Dînî ve cezai hükümleri açması,

2- Kaderi hükümleri açması.

Dini hükümlerini açması, peygamberleri vasıtasıyle, mükelleflerin muhtaç olduğu ve onları doğru bir yola sevkedecek olan bütün şer'i hükümleri açıp ortaya koymasıdır. Cezaî hükümlerini açmasına gelince, o da, peygamberleri ile muhalifleri, dostları ile düşmanları arasını, peygamberlerine ve tâbilerine ikram etmek ve onları başarıya ulaştırmak, düşmanlarını da cezalandırıp zillete düşürmek suretiyle hallü fasledip açmasıdır. Kıyamet gününde herkesin yaptığının karşılığını vermek suretiyle insanlar arasında hükmetmesi ve iyilerle kötülerin arasını açması da böyledir.

Kaderî hükümleri açmasına gelince bu, O'nun kulları hakkında hayır ve şerri, fayda ve zararı vermek ve vermemeyi takdir etmesidir. Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurur:

"Allah'ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapsedebilecek yoktur. O'nun tuttuğunu O'ndan sonra salıverecek de yoktur. O, üstündür, hikmet sahibidir."

Rabb Teâlâ, Fettahu'l-Alîm'dir. İtaatkâr kullarına cömertlik ve iyilik hazinelerinin kapılarını açar. Düşmanlarına da bunun zıddını açar. Bu O'nun lütfundan ve adaletindendir.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #4 : 24 Temmuz 2011, 10:00:30 »

İsm-i şerîf feth'dendir. Feth, kapalı olan şeyi açmak ma'nasınadır. Kapalı bir şeyi açmak çeşit çeşit olur. Maddî olur, bir kapıyı, bir kilidi açmak gibi. Manevî olur, yürekten tasaları, kederleri atıp gönlü açmak gibi. Iztırapla yanan yü­rekleri, sevindirici şeylerle serinletmek feth olduğu gibi; an­laşılması güç olan ilimlerin üstünden zorluğu kaldırmak, zih­nin takılıp kaldığı müşkülleri açmak da fethdir. Bunların en kıymetlisi kalbin kapısını ledünnî ilimlere karşı açmaktır. İsm-i şerîf bunlara ve daha başka ma'nâlara da şâmildir. Çünkü bütün hayr ve bereket anahtarları Allahu teâlâ'nın emrindedir, bütün zorlukları da açacak ancak O'dur. Maddî olsun, mânevi olsun, dince ve dünyaca olsun her hangi bir lûtfunu, ni'metini açarsa onu önliyecek ve tutacak bir kuvvet yoktur, insanlar bu lütuf ve ni'metten doya doya faydalanırlar. Amma herhangi bir ni'met ve rahmetin de kapısını Allah açmazsa, o ni'metin değil kendisini, kokusunu bile duyuracak kuvvet bulunmaz.

Allahu teâlâ, din işlerinde hidâyet ve mağfiret kapıları açıverir, nice insanlar sırlar hazînesi, hikmetler öğreticisi olur. Dünya işlerini açar, nice fakirleri zengin yapar, mazlumlara yardım eder, keder ve ıztırap içinde yaşayanların acılarını gi­derir.

Kula Gereken Şey:
 
Bilmelidir ki, Allah'ın feth ve yardımı hiç kesilmez. Her insan için her saat, görünmez kapılardan gönlüne bir hayr ve bereket kapısı açılmak mümkündür. Allah'tan bunu istemek ve sebeplerine yapışmak lâzımdır. Meselâ, sıkışmışlara fe­rahlık vermek, işte bu sebeplerden biridir. Senden zayıf olan­lara merhamet et ki, senden kuvvetli olanların kahrına uğramıyasın, gücün yeterse, elinden gelirse düşmüşlere yardım et, düşkün vaktinde sana da bir yardımcı bulunur. Hele hiç insan incitme! Zira felâket ve musibet zamanında böylelerine kimse acımaz. Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #5 : 25 Temmuz 2011, 10:10:26 »

Açan” manasına gelen “el-Fettâh” ismi şerifi Kur'an'ı Kerim'de bir defa geçer.

“Deki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak sonra aramızı hak ile açacak. O açandır, her şeyi bi­lendir”

Ehli kitabın, özellikle Yahudilerin hak ile batılı birbi­rine karıştırdığını, Bakara 42'de haber vermekte. Bu dünyada siyasilerin silah gücü, ilim adamlarının kelime cambazlığı ve basit mantık oyunlarıyla hakkı batıla ka­rıştırıp, içine zehir, dışına şeker konmuş öldürücü iman­sızlık tuzaklarına bu dünyada yakalananlar, gerçeği anlayamadan giderlerse, ahirette hak ile batılın arasını “el-Fettâh” olan Rabbimiz açacak ve herkes gerçeği görecek, ama iş işten geçmiş olacak.

Kur'an'ı Kerim'de “...açtı... açtık” şeklinde fiil olarak yedi defa tekrarlanmakta.

Çocuk ana rahminde iken çocuğa rızık kapısını açan, çocuk dünyaya gelince bir kapıyı kapayınca, annenin göğüslerinden iki kapıyı açan. Göğüslerdeki iki kapı kapa­nınca, acı-tatlı, yaş-kuru yiyeceklerden dört kapıyı açan­dır.

Gönüllere iman kapısını açan, imanlı mücahitlere ülkelerin kapılarını açan; Gözlerini açan, hüznümüzü, kederimizi giderip sevinç kapılarını açan; “Bereket kapılarını açan”  Çekirdeklere çiçek açtıran, tomurcuk gülleri güldürüp açan “el-Fettâh'a” iman edenler, gönül kapılarmı herkese açarlar. Varlık kapılarını ihtiyaç sahiplerine açarlar. Gözlerini açarlar.

İmansızların her türlü madrabazlıklarını ortaya çı­karıp, insanların gözlerini açarlar. Altı milyar insanın, imana giden yoldaki engellerini açarlar. Allah ile kulu arasındaki engelleri kaldırırlar. Mahmut Toptaş, el- Esmaü’l-Husnâ Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #6 : 27 Temmuz 2011, 12:18:04 »

İyilik kapılarını açan, bütün anlaşmazlıkların nihâî hakemi olarak mutlak adaleti gerçekleştiren.

“Herhangi bir şeyi açmak, bir anlaşmazlık sırasın­da taraflar arasında hüküm vermek, birine yardım edip onu zafere ulaştırmak” gibi anlamlara sahip bulu­nan “feth” kökü, Kur'ân-ı Kerîm'de fiil veya isim kalıp­larıyla otuz sekiz yerde geçmektedir.  Bunların bir kısmında çeşitli fiil sigalarıyla, bir kısmında da sadece “fetih” şeklinde Allah'a izafe edilmekte  bir âyette ise gaybın anahtarlarının (mefâtîhu'l-gayb) O'nun nezdinde bulunduğu haber verilmektedir.
Arapça “feth” kökünden mübalağa ifade eden bir sıfat olan el-Fettah kelimesi “iyilik kapılarını açan, bütün anlaşmazlıkların en son hakemi olarak mutlak adaleti sağlayan, hak ile bâtılı birbirinden ayırıp gere­ceği ortaya çıkaran, mazlumlara yardım edip, mümin kullarının muzaffer olmalarını sağlayan” anlamlarına gelir.
Kelâm bilginleri, “feth” kökünün sözlük anlamla­rıyla, bu ismin Allah'a nisbet edildiği: “De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplayacak, daha sonra da ara­mızda hak ile hükmedecektir. O âdil bir hâkim (el-Fettâh) ve her şeyi hakkıyla bilendir (el-Alîm)” mealindeki ayet-i kerîmeyi gözönünde bulundurarak, “el-Fettâh” ismine: “adaletle hüküm ve­ren” anlamını vermeyi daha uygun görmüşlerdir.  Nitekim Hz. Şuayb'ın, Kur'ân-ı Kerîm'de nakledilen: “Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın!” anlamın­daki yakarışında da Allah hakkında “hükmedenlerin en hayırlısı” anlamına gelen “hayrü'l-fâtihîn” şeklinde bir başka niteleme daha bulunmak­ladırlar el-İsfahânî'ye göre, “feth” kökünün sözlük anlamının mihverini teşkil eden “açma” eyleminin so­nuçları, insanın hem dış duyularıyla hem de kalp gö­züyle algılanabilir niteliktedir.  Bu bakımdan “fetih”kavramının, hakiki ve mecazî anlamdaki “kapı” keli­mesiyle yakın ilgisinin bulunduğu söylenebilir. Nite­kim bu husus söz konusu kelimenin, gerek Kur'an ge­rekse hadislerdeki kullanımlarında açıkça görülmekte­dir.  Öte yandan fethin, “hakemlik yapmak ve hâkimlik etmek, birisine yardım edip onu zafere ulaş­tırmak” şeklindeki anlamlarının da, bu kavramın “aç­mak” şeklindeki temel anlamıyla yakın ilgisi vardır. Çünkü hakem veya hâkim, davacı ve davah taraflar arasında kapalı kalan hak ve adalet kapısını açmak suretiyle karar vermekte; öte yandan birisine yardım edip onu zafere ulaştıran da, galip tarafa haklılık ve ganimet kapılarını açmaktadır.

Evrende meydana gelen her şeyin ilâhî kudretin bir eseri olduğu muhakkaktır. Bununla birlikte Allah Teâlâ, bu maddî âlemde her şey için mutlaka bir sebep yaratmıştır. Bu kanun dolayısıyla, O'nun “el-Fettâh” isminin manevî anahtarıyla dünyada açılacak olan her kapının, duyularla da algılanabilen bir maddî anahtarı bulunmaktadır. Bu hususu gözönünde bulunduran İslâm bilginleri, bu isimle ilgili açıklamalarında, daha çok ilâhî fethin manevî cephesine ağırlık vermişlerdir. Nitekim İmam Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'nin “el-Fettâh” ismine: “bilinmezlik perdesini kaldırıp gerçeği ortaya koyan” şeklinde bir anlam verdiği nakledilmek-tedir. İlk dönem esmâ-i hüsnâ müelliflerinden Ebû Süleyman el-Hattâbî de bu ismi: “kullarına rızık ve rahmet kapılarını açan, onların iş ve teşebbüslerinin önündeki bütün engelleri kaldıran, insanların gerçeği görebilmeleri için kalp ve basiretlerini örten perdeleri kaldıran” şeklinde tanımlamaktadır.  Gazzâlî ise “el-Fettâh” ismini: “yardımıyla her kapalı nesnenin açıldığı ve hidayetiyle bütün problemlerin çözümlendi­ği zât” olarak açıklar.

Büyük mutasavvıf İmam Kuşeyrî'ye göre, Cenâb-ı Hakk'ın “el-Fettâh” ismiyle müsemmâ olduğunu bilen bir kula yakışan şey: “O'nun lütuf ve kereminin mutla­ka geleceği ümidini taşımak, hiç bir zaman acele etme­yip, hakkındaki ilâhî hükmün gerçekleşmesini sabırla beklemek ve işin sonunda da O'nun hükmünde her­hangi bir değişikliğin olmayacağını kesinlikle bilmek­tir.
Prof. Dr. Metin Yurdagür, Ayet Ve Hadislerde Esmâ-i Hüsnâ
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #7 : 28 Temmuz 2011, 12:32:10 »

Kelime kapalı ve zor birşeyi gidermek manasınadır. Kuran-ı Kerimdeki kullanışı göz önüne aldığımızda her türlü müşkülleri açıp kolaylaştıran diye anlayabiliriz.

Bu dünyanın kapalı zor anlaşılmaz şeyleri vardır bir de in­san fıtratının tanınmasından doğan bazı zorlukları bulunur. İnsanı meçhul olarak tanımlayan insanların yanında insanı 'insanı kamil' diye tanımlayan hikmet ehlinin varlığı ne kadar sevindirici. İnsan Kamil olmalı ve bunu da hayat memat me­selesi yapmalıdır.

Dünya hayatında maddi çevremizi kuşatan varlıkların ka­palı, anlaşılmaz bugün için çözülemez sırları vardır bunlar bu işin ehil insanlarını bekler. Bilim alanında yapılan gayretler etrafımızın daha iyi tanınmasına yöneliktir. Kapalı olan şeyle­rin açılması o kadar değişik ele alınabilir ki onlardan bazıları şunlardır. Maddi bir fetih, kapı kilidi açmak gibi. Manevi açış yürekten gam, tasa, hüzün ve kederi giderip onun yerine sevgiyi yerleştirmek gibi. Bütün iyilik ve bereketin anahtarı yüce Tanrının emrindedir bütün zorluklar O'nun bir kelime­siyle giderilir. Ol dediğinde bütün varlıklar hayat bulur.

Kuran-ı Kerimde
"De ki: Rabbimiz, sonunda hepimizi top­lar, sonra aramızda adaletle hükmeder. O 'dur Fettah, Alim"
"Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında adaletle sen hüküm ver. Sen hükmedenlerin en hayırlısısın." biçiminde geçer.
Gönlümüzü sevgiye açmalıyız. Katılaşan yaşam şartlarını sevgi nefesiyle ışıltmalı, hergün sevgi dünyasının insanları olmalı.Ali Büyükçapar
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #8 : 29 Temmuz 2011, 15:22:15 »

O, öyle bir varlıktır ki, onun inayetiyie bütün kapalı (kapılar) açılır, hidayetiyle her müşkül hal olur da peygamberlerine ülke­ler feth edip düşmanlarının ellerinden çıkarır de şöyle buyurur:

"Biz hakiykat sana (Hüdeybiyye müsalehası ile) apaşikar bir feth (ü zafer yolu) açtık..."

Velilerinin kalplerinden perdeyi kaldırıp onlara, Semasının melekütüne, kibriyasının cemaline giden kapı­ları açar... Ve şöyle buyurur: "Allahın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutacak yoktur."

Gayb anahtarlarını ve rızık anahtarlarını elinde (kudretinde) bulunduran o (yüce varlık) hiç şüphe yok ki, (Fettah) olmaya en layık olur!....
Tenbih:
 Kulun silkinmesi lazımdır ki yapacağı güzel nasihatlerle müş­külât kilitleri kırılsın, vereceği güzel öğütlerle de halkın anlayamadiği dini ve dünyevi meselelerine bir çözüm yolu bulunsun. Bu sayede o, El Fettah isminden gereği gibi yararlanmış olabilir...
İmam-ı Gazali, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #9 : 30 Temmuz 2011, 16:01:26 »

Açan sensin kapıları kurtuluşa birer birer,
Cihâna sığmayan sevdan gönül kapısından girer,
Fettâh sensin, her kapının anahtarı sende yârab;
Kullar ulu divânına açık dergâhından erer...
Yârabbi!..
Bir kapıyı açmadan, kapatmazsın bir kapıyı,
Açacak anahtar sende her kapıyı...
Senin yüce dergâhın açıkken her kuluna,
Gafil odur ki, gelenin yüzüne örter kapıyı...
Karşımıza duvar gibi dikilen her zorluğa,
Bizi cendere gibi sıkıp saran her darlığa
Kurtuluş ve ferahlık kapısı açan sensin...
Biz küçücük bir emelin koşarken peşinden,
Görüp gafletimizi, kapatıp o kapıyı sen,
Sonsuz mutluluklara kapıları açan sensin,
Mutluluğu çiçek çiçek gönüllere saçan sensin,..
Yâ İlâhî Fettâh sensin,
Kullarının arasında adâletle hükmedensin...
Bırakmazsın mazlumun âhını zâlimlere,
Bir kulun huzurunda alın vurursa yere,
Eser kışına bahar,
Açılır önünde cümle kapılar...
Sen lütfedersin de açılmaz mı?
Açılmaz sanılan çelik kapılar,
Aşılmaz sanılan dağlar,
Bitmez sanılan acılar...
Bitiverir bir lâhzada, huzur bulur gönül,
Tomurcuğa durur kurudu sanılan gül,
Yeniden çiler sevdasını sustu sanılan bülbül...
Gariplerin suratına kapanan büyük kapılar,
Sen kerem edince, açılır ardına kadar...
Çünkü sen Fettâh'sın,
Sen ki, âlemleri yaratan Allah'sın...
Nice baş kaldırır sana -hâşâ-, yarattığın şey,
Sen istersen hizmet eder hizmetindekine bey...
İnandık Ey İlâhî,
Şerîki olmayan Allah sensin,
Açan sensin her kapıyı, Fettâh sensin...
Sadettin Kaplan, Esma-i Hüsnâ'dan Esintiler
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: