Selamun Aleyküm
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Sürekli Bağlı Kal:
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt
Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
>
>
Tassavvuf
>
Esmâ-ül-Hüsnâ
>
EL-HÂFİD / ER-RÂFİ' (C.C.)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
Gönderen
Konu: EL-HÂFİD / ER-RÂFİ' (C.C.) (Okunma Sayısı 686 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
EL-HÂFİD / ER-RÂFİ' (C.C.)
«
:
23 Ağustos 2011, 11:14:10 »
Hâfıd:
"Kâfirleri, asileri, mütekebbir ve zalimleri alçaltan.
"Din düşmanlarını rahmetinden uzaklaştırıp ahirette zelil eden ve cezalandıran."
Rafı':
"Sevdiği kullarını yükselten."
"Mü'minleri kendisine yaklaştırarak yücelten."
"(O), alçaltan ve yüceltendir." [Vakıa: 56/3]
Bu iki ismin tecellisi de büyük çapta, kulun cüz'î iradesine bakıyor. İradelerini yanlış yolda kullanarak küfür ve isyan yoluna giren insanlar, alçalmaya talip olmuşlar ve Hâfıd olan Allah da onları inançsız ve ahlâksız kılmakla alçaltmıştır. Bu alçalmanın ahiretteki neticesi ise Cehennemde, zillet içinde azap çekmektir.
İman, ibadet ve ahlâk yolunu tutanlar ise yükselmeye talip olmuşlar; Râfi' olan Allah da onları, salih bir kul yapmakla yükseltmiştir. Bu yükselmenin ahiretteki neticesi ise Cennette ebedî saadete ermektir.
Demek oluyor ki, alçalma da yükselme de öncelikle dünyada gerçekleşiyor; birincisi Hâfid, ikincisi ise Râfi' isminin tecellileriyle.
Dünya ahiretin tarlası olduğundan, bu yükseklik ahirette çok daha inkişaf ediyor; bu alçaklık ise çok daha aşağı dereceleri netice veriyor.
Kulun, Râfi' ismine mazhar olması, öncelikle iman, takva, salih amel ve güzel ahlâk yoluyla gerçekleşir. Bir de insanın başkalarını yükseltmeye çalışması, onları imana ve islâm'a davet etmesi var ki, bu yol en büyük bir feyiz ve yükselme vesilesidir.
Ayrıca, bir mü'min, islâm'ın ulviyetini kalplerde ve akıllarda yerleştirdiği ölçüde kendisi de yükselir, Râfi' ismine mazhar olur. İslâm'a zıt görüşleri, bâtıl inançları, yanlış fikirleri çürütüp aşağıladığı nisbette de Hâfid isminden ayrı bir feyiz alır.
Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna Allah'ın Güzel İsimleri
Moderatöre Bildir
Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
alçaltıcı ve yükselticidir
«
Yanıtla #1 :
25 Ağustos 2011, 11:13:32 »
EL-HAFİD
Alçaltan, zillete düşüren Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan.
Allahu teâlâ, istediği kulunu yukarıdan aşağı alıverir. Şan ve şeref sahibi iken rezil ve rüsvây eder ve bu muamelesi çok defa, kendisini tanımayan, emirlerini dinlemeyen âsîlerle başkalarını beğenmiyen mütekebbirler ve hak, hukuk tanımayan zorbalar hakkında tecellî eder.
Allah'ın düşürdüğünü yine Allah'tan başka kimse kaldıramaz. Eğer bunlar bu akıbetten uyanıp ta, Allah'a iltica ederek vaziyetlerini kurtarabilirlerse, bu muamele kendileri için büyük bir ni'met olmuş olur. Bir de bu kötü sıfatlarda onlara ortakken, henüz bu akıbete düşmemiş olanlar, bunlardan ibret alarak salâh-ı hâl peyda ederlerse, kendi menfaatları için büyük bir anlayış göstermiş olurlar. Çünkü bu kötü sıfatlar, insanı bu akıbete sürükleyici sebeplerdir.
Kula Gereken Şey:
Bilmek lâzımdır ki, düşüren Allah'tır, fakat sebebi insanın kendisidir. Dikkat edilirse, düşenlerin uzun zamanlar bu kötü sıfatlarla haşir neşir oldukları görülür. Herkesin bildiği gibi maddî olsun, mânevi olsun yıkan ve yükselten sebeplerden her biri dâima ayni neticeyi verir ve hiç şaşmaz.
ER-RAFİ
Yücelten, izzet ve şeref veren, yukarı kaldıran, yükselten.
Bu iki sıfat birbirinin zıddı olduğu için ikisini birlikte incelemeyi uygun bulduk.
"Hafid", kafirleri ve facirleri alçaltan, "Rafı" mü'min salih kullarını yücelten ve yüce mertebelere erdiren demektir.
Kafirleri şekavetle alçaltan, zillete düşüren, mü'minleri mutlulukla yücelten, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Allah Sübhanehu Tealâ dostlarını kendisine yaklaştırmakla mertebesini yükseltir. Düşmanlarını ise uzaklaştırmakla alçaltıp, zillete düşürür.
Din gününün sahibi olan Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah (c.c.) bir topluluğu cehennemine atmakla alçaltır ve zillete düşürür. Diğer bir kısmını cennetine koymakla yükseltir.
Mizan kendi yedi kudretinde olan hertürlü noksanlıklardan münezzeh olan Allah alçaltır ve yükseltir.
"Kıyamet koptuğu zaman, ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur. O, alçaltıcı ve yükselticidir."
Allahu teâlâ istediği kulunu indirdiği gibi, istediği kulunu da yükseltir. Şan ve şeref verir. Bâzı gönülleri îmân ve irfan ışığıyle parlatır, yüksek hakikatlerden haberdar eder. Bâzı gönülleri de gaflet ve cehaletle karartır. Onlar da alçaklık çevrelerinde mıhlanır kalır.
Allah'ın yükselttiği insanlar çok defa melek huylu, tatlı dilli, yemekten ziyâde yedirmekten zevk alan, temas halinde bulunduğu insanların ayıplarını, kusurlarını örtüp, eksiklerini tamamlayan, istihkak sahiplerine malıyla, bedeniyle, bilgisiyle, nasîhatiyle yardım eden, hakîkaten nâzik, kibar insanlardır. Onlar bu istikâmetten ayrılmadıkça Allah da kendilerinden bu ni'meti almaz.
Allah'ın itibardan düşürüp aşağılattığı kimseler yine çok defa mukaddesatını arka plânlara atarak geçici dünya zevkleri için yalan, binbir çeşit hile ve tezvir tuzakları kuran, birbiriyle boğuşup çarpışan, haksız, utanmaz, kavgacı mahlûklardır. Bunların görünüşleri göz doldursa bile, gönülleri hakikî insanlık meziyetlerinden sıfır olduğu için kelp tabiatlıdır, insanlık mahfiline çıkacak kabiliyetleri yoktur. Yüzlerce insan bir masada tatlı tatlı sohbet ederek yemek yer, fakat iki köpek bir laşenin başında hırlaşır durur. însanı Allah'tan uzaklaştıran dünyalık da, bir laşedir.
Kula Gereken Şey:
Allah insanlar içinde yükselmeğe lâyık olanları da bilir, olmayanları da. Bildiği gibi de yapar. Her işi hikmetli ve yerli yerinde olur. Bize düşen vazife, insanlığa yaraşmayan kötülüklerden kurtulmağa çalışmaktır. Ancak böylelerinedir ki, Allah yardım eder.
Tenbih: EI-Hâfıd ism-î şerifini tek başına okumayıp Er-Râfi' ism-i şerîfi ile beraber okumalıdır.Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna
Moderatöre Bildir
Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
Ynt: EL-HÂFİD / ER-RÂFİ'
«
Yanıtla #2 :
29 Ağustos 2011, 10:27:37 »
“Alçaltan” manasına gelen “el-Hafid” ismi celili, Kur'an-ı Kerim'de Vakı'a suresi ayet 3 de, Kıyametin alçaltıcı ve yükseltici olduğunu haber verir şeklinde geçer. Kıyameti yapan ve yaratan Allah olduğuna göre, alçaltan ve yükselten de O' dur.
“Yükselten” manasına gelen “er-Rafi”' ismi Cemili ise bir defa Rafi’ olarak Ali İmran 55'de, bir defa da Mü’min 15'de “Rafi-ud-deracat” olarak geçmekte. 13 defada “...yükseltti, ....yükseltir” şeklinde fiil olarak geçer.
Nefsinin hevasını baş tacı eden, günah sokaklarında gezen, isyan edenleri cehennemin en alt derekelerine alçaltan Allah (c.c), nefsinin hevasını ayaklar altına alan, salih insanlarla beraber olan, iyi ve güzel yerlerde dolaşan, Rabbine itaat edenleri Cennetin en üst derecelerine yükseltendir.
Kuyunun dibine atılan Yusuf (s.a.v) Mısır'a sultan oldu. Onu kuyuya atanlar ise bir gün Yusuf'un önünde secdeye kapandılar.
Yılanları yerde süründüren “Hafid” ve kuşları yükseklerde uçuran “Rafi” olan Allah (c.c.)dır.
“Gökyüzünü direksiz yükselten , Peygamberlerin derecelerini yükselten , İsa aleyhisselamı kendi katma yükselten , Hz. Muhammed'in şanını yücelten” , iman edip ilim sahibi olanların derecesini yükselten Allah'a iman eden mü’minler de; Peygamberlerin ve iman eden alimlerin önüne kimseyi geçirmezler.
Yeryüzünde hiçbir yazarı, çizeri, filozofu, siyasetçiyi, askeri, bilgini, Peygamberin önüne geçirmediği gibi denk bile tutmaz. Allah'ın yücelttiğini kimse alçaltamaz. Alçalttığını da kimse yükseltemez.
Hz. İbrahim'i, Hz. Musa'yı hepimiz severiz ama Nemrut'la Firavun'un seveni yoktur.
Moderatöre Bildir
Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
Ynt: EL-HÂFİD / ER-RÂFİ'
«
Yanıtla #3 :
03 Eylül 2011, 09:18:39 »
EL-HÂFID (C.C.)
“Yukarıdan aşağıya indiren (kâfir ve facirleri) alçaltan.”
Hep bilirsiniz ki nice insanlar tâ tepelerde, tâ zirvelerde iken birden en aşağı derecelere atılıverir. Şan, şöhret, makam, mevki ne varsa hepsi elden gider, o kişi insanlar içinde rezil ve rüsvây oluverir. Nice Hak tanımaz zalimler, nice zorbalar bir anda kendilerini kara toprağa gark olmuş bulurlar. İşte bu gibi muameleler onlar hakkında tecellî eder. Dünyalara sığmayan firavunlar şimdi nerdedir? Allah Teâlâ o zalimleri yücelerden aşağıların aşağısına indirmiştir.
Bir gün Haccâc'ın karşısına bir kadını getirdiler. Kadın bir kere olsun Haccâc'ın yüzüne bakmadı. Haccac kükredi:
“A kadın! Niye yüzüme bakmıyorsun?” Kadın arslan gibi bir yüreklilikle dedi ki:
“Senin yüzüne Allah Teâlâ bile bakmıyor, ben nasıl bakarım?”
İzzet ve zillet verecek ancak Allahu Teâlâ'dır. O'nun aşağılara düşürdüğünü yukarı çıkarma imkânı yoktur, aziz kıldığını da kimse zelîl edemez.
Bir insan kötülüklerin, gurur ve kibirin seline kendisini kaptırır, emri altındakilere zulmederse mutlaka cezasını görür. O'nun başına gün gelir kılıç vururlar, çünkü o ektiğini biçecektir...
İnsanları yukarılardan tâ aşağılara düşüren Yüce Allah'tır, fakat sebebi insanın kendisidir. İnsan hadiselerden ibret almaz, rabbinin dergahına yüz tutmaz, günahı için nedamet duymazsa, elbet ona bir acıyan olmayacaktır. Evet:
O ki, âlemin Rabbi. O ki, mülkünde Tek'dir,
O'na baş kaldıranın akıbeti kötektir!
ER-RAFİ' (C.C.)
“Yukarı kaldıran, (iyi ve salihleri) yücelten ve yüce menzillere ulaştıran.”
Yüce Allah dilediğini nasıl aşağılara indiriyor, zelîl ediyorsa, istediği kulunu da yükseltir. Bir padişahı gedâ yapabileceği gibi, bir gedâyı da sultanlık tahtına oturtabilir. Bir garibe şan ve şeref vermesi çok görülmüştür. Bir şahı da tahtından yere indirmiştir.
O'nun adalet güneşi bir gönüle düştü mü, artık o gönlün sahibi aşka kanat açar, ilâhî aşkın kokusunu canda duyar ve nice gizli haller kendisine ayan olur. Bazı insanlar da vardır ki, onların gönül cihanını gecelerden daha korkunç hale getirir, gaflet ve cehaletle karartır. Böyle kimseler de zillet çamuruna batar ve bir daha kıpırdayamaz.
Dikkat edecek olursanız Cenâb-ı Hakk'ın şan ve şeref verdiği, yücelere çıkardığı insanlar güzel huylu, tatlı dilli, cömert, kerim, kibar ve melek gibi insanlardır. Hep herkesin iyiliğini isteyen, herkesin yardımına koşan, yaralara merhem süren, yetimlerin dağınık zülüflerini okşayan, hayvanlara bile şefkatle muamele eden bunlardır. İşte bu gibi hasletlerle bezenen kullarını Allah Teâlâ hem sever, hem yüce makamlara ulaştırır. Bunun en güzel misâli Veysel Karanı Hazretleridir. Nasıl mı?
Şöyle: Veysel Karanı Yemen'in bir köyünde garip, kimsesiz bir deve çobanıydı. Hayatta sadece yatalak bir annesi vardı. Köylüler onu hor görür, çocuklar taşlardı. Fakat o herkese acır, herkese öğüt verir, hayvanlara ve çocuklara şefkatla muamele ederdi. Tek harf okumamış, köyden bir yere ayrılmamıştı. Canla başla annesinin hizmetine koşuyordu.
Gün geldi, Cenâb-ı Hak onun gönlüne muhabbet ateşi koydu. Peygamber-i Zîşan (s.a.v) efendimize karşı dayanılmaz bir aşkın sahibi oldu. O'nun hasretiyle yanıyor, fakat annesini bırakıp ona gidemiyordu...
Resûl-i Ekrem Efendimiz de “Bana Yemen'den Rahmanı kokular geliyor” demedeydi. Hâsılı, Veysel Karanı dünya gözü ile Allah'ın Resulünü göremedi. Rabbi O'nun gönlünü açtı, onu ledünnî ilimlerle rızıklandırdı. O kadar ki, velîlere medar oldu. Hatta, ondan çok çok üstün ve faziletli olan Hazreti Ömer ve Hazreti Ali, iki büyük ve sultan sahabi, ona Peygamberler Peygamberinin selâmını ve hırkasını götürdüler.
O'nun yüzü daima Hak eşiğindeydi. Gözleri de iplik iplik yaşlar dökerdi.
Gün bitip gece bastırınca: “Bu gece” derdi, “rükû gecesidir.”
Ve sabaha kadar rükû ederdi. Diğer bir gece için de, “Bu gece secde gecesidir” der ve bütün geceyi secde ile geçirirdi.
Ve çok kere Rabbi Kerimine şöyle niyaz ederdi:
“İlâhî Ente Rabbî ve ene'l-abdü”
“Ve ente'l-Hâliku ve ene'l-mahlûku”
(İlâhî, Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum. Sen (her şeyin) Halikı, ben ise yaratılmışlardan biriyim.)
“Ve ente'r-Rezzâku ve ene'l-merzûku”
“Ve ente'l-Mâlikü ve ene'l-memlûku”
(Sen, rızık veren ben ise rızıklandırılmış olanlardanım. Sen, Mâlik her şeye sahib, ben ise senin kölenim.”
Cenâb-ı Hak işte böyle dilediği kulunu ta yücelere çıkarır. Yine istediği kimseleri de tepelerden zeminlere indirir.
İbret almak gerekir. Dünya malı, dünya makamı için yapılan kavgalar, savaşlar, ölümler nedir? Yarın dünya onların hepsini kucağından kara toprağa atacaktır. Allah tanımaz zalimlerin yurtlarında şimdi itler mekân tutmuştur.
Yüce Allah elbet her şeyi kemâliyle bilmektedir. İnsanlar içinde yükselmeğe, yukarılara çıkmağa lâyık olanları bildiği gibi, yükseklerden aşağılara inecekleri ve insanlıktan nasibi olmayanları da bilir. Ve her işi hikmetli ve yerinde yapar. Kimseye zerrece zulmetmez. Herkes ektiğini biçer. Allahü Teâlâ muhsinleri, iyilik edenleri sever.Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir
Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
Ynt: EL-HÂFİD / ER-RÂFİ'
«
Yanıtla #4 :
14 Eylül 2011, 14:01:03 »
EL-HÂFID
Alçaltan, zillete düşüren!
“el-Bâsıt” ve “el-Kâbız” isimlerinin açıklanması sırasında da belirtildiği üzere, esmâ-i hüsnânın bir kısmı “müzdevice” olup, bu gruba giren isimlerin tek başına kullanılması uygun değildir. Doksan dokuz isimden teşekkül eden meşhur esmâ-i hüsnâ listesinde, “el-Bâsıt - el-Kâbız”, “el-Hâfıd - er-Râfi'”; “el-Muiz - el-Müzil”; “ed-Dâr (Zar)-en-Nâfiu' gibi birbirine zıt kavramlardan oluşan bu çift (müzdevice) isimler grubu, sevgi ile korku, lütuf ile kahır açısından incelendiğinde, bunlardan sadece “hâfıd, müzil, kabız ve dar (zâr)” isimlerinin “korku ve kahır” anlamını yansıttığı göze çarpmaktadır. Ancak söz konusu bu dört isim her ne kadar ilk bakışta “kahır” ifade ediyor gibi görünüyorsa da, bunların her birinin karşıt anlamlı bir başka isimle birlikte kullanılmış olması, ilâhî fiillerin beşer âlemine nasıl bir denge içinde taalluk ettiğini dile getirmesi açısından dikkat çekicidir.
Kur'an-ı Kerîm'de zikredilen ilâhî isimler arasında bulunmamakla birlikte meşhur esmâ-i hüsnâ hadisinde yer alan bu isim, ulûhiyyet ve rubûbiyyeti inkâr eden, kendisinden başkasını beğenmeyip mütekebbir tavırlar sergileyen, hak ve hukuka riayet etmeyip zorbalık edenlerin, sahip bulundukları geçici şan, şeref, mevki ve izzetten mahrum bırakılıp rezil ve rüsvay kılınabileceğini belirtmektedir.
Bu ismin türetildiği “hfd” kökü, Kur'an-ı Kerîm'deki iki âyette Hz. Peygamber'den “mü'minleri şefkat ve merhamet kanatları altına almasını” bir âyette de bütün mü'minlerden “ana-babalarına alçak gönüllülükle kanat germelerini” isteyen muhtevalarda kullanılmıştır. Kıyamet hadisenin bütün teferruatıyla anlatıldığı Vakıa sûresinin bir âyetinde ise, bu kökten gelen “hâfida” lafzı, -esmâ-i hüsnâda olduğu gibi-, “râfi'a” kelimesiyle birlikte kullanılarak, kıyameti nitelemektedir.
Mümine düşen görev, Allah'ın düşürdüğünü, O'ndan başkasının kaldıramayacağını bilmek ve her zaman bu tür kötü âkibetleri mucip davranışlardan kaçınmaktır. Zira kişiyi şan, şeref, kadr ü kıymetten düşüren Allah'tır, ancak bunun sebebi insanın bizzat kendisidir. Allah'ın itibardan düşürüp aşağılattığı kimseler çoğunlukla, dünya hayatının geçici yüskeklikleri için dinî değerlerin kendilerine sağlayacağı gerçek yücelikleri nazar-ı itibara almayan gafillerdir.
ER-RÂFİ
Yücelten, izzet ve şeref bahşeden!
Bu ismin türemiş olduğu “ref” kökü, Kur'an-ı Kerîmin çeşitli âyetlerinde hem maddî hem de manevî yükseklik anlamında kullanılmıştır. Göklerin direksiz olarak yükseltildiğini' ve Hz. İbrahim ile oğlu İsmail'in Kabe'nin duvarlarını yükseltmelerini anlatan âyetlerde söz konusu kelime “maddî yükseklik” anlamında kullanılmıştır. Allah'ın, peygamberlerini' veya insanları birbirine üstün kıldığını belirten âyetlerde ise bu kök “manevî yükseklik ve üstünlük” anlamlarındadır. Bu kökten türemiş olan “refî'u'd-derecât” terkibi de bir âyet-i kerîmede' “en üstün mertebede olan zât” veya “kullarının derecelerini yükselten” anlamında Allah'ı nitelemektedir.
Başlığımızı teşkil eden ve sadece meşhur esmâ-i hüsnâ hadisinde zikredilen “er-Râfı” ismi, Allah'ın istediği kulunu itibardan indirdiği gibi, dilediğini de yüceltip yükselttiğini gösterir. Nitekim Allah, bazı gönülleri iman ve irfan ışığıyla parlatır, onu çok yüce ha-kikatlardan haberdar eder. Ancak O, bazı gönüllere de “hâfıd ve müzü” isimleriyle tecelli ederek onları gaflet ve cehaletle karartır, onlar da alçaklık çevresinde dolanıp dururlar.
Moderatöre Bildir
Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
Ynt: EL-HÂFİD / ER-RÂFİ'
«
Yanıtla #5 :
15 Eylül 2011, 10:08:24 »
EL - HAFİD
Koruyan, muhafaza edip belgeleyen manasına gelir. Genel kullanımı düşünüldüğünde alçaltan, yukarıdan aşağıya indiren insanların amellerini muhafaza eden, sözlerini kaydettiren, niyetlerini ve gönüllerinden geçeni bilen, herşeyi gizli açık bilip, has kullarını helak ve şer yerlerde muhafaza eden diye de anlaşılır.
Yaşayan insanlar olarak korkularımızın başında herşeyin kaybolacağı endişesi önemli yer tutar. Bir dönem her türlü eşyayı biriktirerek onları muhafaza edebileceğimizi düşündüğümüz olmuştur. İnsanın aslının ne olduğunu şimdi söylemenin vakti geldi insan; endişeden başka nedir Allah aşkına. İnsani yapımızı böylesine iyi bilen Yüce Tanrı insanın bu en sırlı alanına girerek "korkma, endişeye gerek yok, senin her anını kaydediyor ve sana değer veriyorum." diyor.
Peygamberlerin yüce kitapta geçen kıssalarında geçen mucize türü olayları bu ismi şerifin manasınca daha iyi anlaşılır. Yunus peygamberi balığın karnında muhafaza eden, İbrahim Peygamberi ateşlerde yakmayan Tanrının bu ismi buralarda tecelli etmiştir.
"İnsanın, önünde, arkasında, kendisini Allah'ın emriyle gözetleyecek takipçiler vardır." Kuran-ı Kerimde Hud: 57, Sebe,:21, Şûra: 6'da hafız ismi geçmektedir. Buralarda geçen bu ismin vekil, muhafız, murakıb manaları düşündürücü değil mi?
"Yukarıdan aşağıya indiren" manası düşünüldüğünde Kuranın emirlerine uymayan insanların sonunun ne olacağı daha iyi anlaşılıyor. Peygamberimiz İslâm'ı tebliğ etmeye başladığında kendisine uymayan toplum önderlerinin sonu rezillik, perişanlık oldu. O'na tabi olan köleler cihan sultanı oldular. İslâm böyle bir nimet iken ondan gafil kalmak anlaşılır gibi değil. Gözümüzü açalım koruyan O'dur, değer O'nunla beraberdir.
ER - RAFİ
Ululuğuna hiç bir kemalin yükselemediği yüksek kemal sahibi manasına gelir. Allah-u Tealanın sonsuz kudretine nihayet yoktur.
Kuran -ı Kerimin manaları düşünüldüğünde bu kelimenin yükselten, yukarı kaldıran diye kullanıldığı anlaşılır. "Arşın sahibi, mertebesi yüce olan yahut dereceleri yükselten, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine vahyi indirir." Allah'ın kullarını yukarı kaldırması onları şeriatla muhatap kılmasıdır. Dünyada şeref ve itibar ahlaka, soy temizliğine, helalinden kazanıp Allah'ın emirlerine uymaya bağlı. Yüce Şeriatın emir ve nehiylerine uyanların yüksekliklerine tarih şahit değil mi? Köle olan insanlar. İslamla şereflenince insanca yaşamanın onuruyla izzetli kişiler olmuşlardır. İnsanında yüceliği arzu etmesi lazım. Bedende yaşayan ruhun ait olduğu yer bu ten mezbelesi değil yüceler yücesidir. Vücud emanetini alan ruhlar bu vücudla ne yapacaklarını hem kendiler görecek hem de yüce Mevla'ya gösterecekler.
Yüceliğin yolu ruhu terbiye etmekten geçer. Ruh ve terbiye arasında ilişki nedir? Özü saf olan bir varlığın terbiyesi derken acaba ne kastediyoruz. Varlıkla münasebetinde akılın sadece bir takım düşünceler sunabileceği ruh ve terbiye İşinde neler yapmalıyız. Burası gerçekten sırlı bir alan, bilginin alanında değerlendirmeler yapılmalı bu hususta islam kültürünün sunduğu imkanlar göz önüne alınarak yola koyulmalı.
"Şüphe yok ki arınan kimse korktuğundan ein, umduğuna erişti." Ruhun terbiyesinde iman, ibadet ve haramları terk çok önemli konulardandır. Yücelik önce imandan başlar. Varlık hayal, gerçek dışı değildir. İnsan yaşarken herşeyin vehimlerden oluştuğunu düşüncesiyle boşvermişlik yaptığı olur. iman güvence ve esenliktir. İbadet imanın zemininde kendine yer bulur. Hayatın bütün fonksiyonlarını ibadet formatı içinde ele alan yüce dinimizin yüzlerce yıldır gönüllere şifa dağıtmasının incelikleri daha iyi anlaşılır. Günahlardan kaçınma insanın kendini tanıması ile direkt alakalıdır. Günah alanı helal alanı ile karşılaştırıldığı zaman Rabbimizin yarattığı varlıklara şefkati daha iyi anlaşılır.Ali Büyükçapar, İsm-i Azam (Esma-ül Hüsna)
Moderatöre Bildir
Logged
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
Online
Mesaj Sayısı: 3575
Ynt: EL-HÂFİD / ER-RÂFİ'
«
Yanıtla #6 :
16 Eylül 2011, 12:33:34 »
EL'HAFİD ER'RAFİ
Kafirleri, felakete duçar etmekle alçaltan; Müminlere saadetler bahş ederek yükselten O'dur!
O, velilerini kendisine yaklaştırarak yükseltir; düşmanlarını kendinden uzak ederek alçaltır!
Mahsusat (his edilenler) ve mütehayyilât (Hayal edilenlere) önem vermeyip, iradesini şehveti kamçılayan hususlardan arıtan kimseyi, şüphesiz ki mukarrep meleklerin yanına yükseltir..
Her kimde şehvetinin zebânü olur da hayvanlar gibi her şeyin zevk ve saradan ibaret olduğuna inanırsa onu da esfele safiline alçaltır. (indirir). İşte bu güce sahip olan ancak Allah'tır.. Çünkü O, hem Hafid’dir, hem Rafı...
Kul, bu isimden şöyle istifade edebilir: Hakkı görünce kaldırır, batılı görünce yerin dibine indirir.. Bu da ancak, haklıya arka çıkmak, haksızı haksızlıktan menetmekle olur...
Allahın düşmanlarını alçaltmak gayesiyle, onlara saldırır; dostlarını da yükseltmek için yardımlarına koşar.
Bazı dostlarına hitaben;
Allah buyurmuştur: (Bu hadis, Hadis-i Kudsi'dir.) "Dünyadaki zühdün kendi rahatlığın içindir; beni anman, benimle teşerrüf etmen içindir. Benim için, dostuma dost; düşmanıma düşman oldun mu? (sen ondan haber ver!)"İmam-ı Gazali, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir
Logged
Sayfa:
[
1
]
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
-----------------------------
=> Yönetici Duyuruları
=> Üye Haber ve Duyuruları
===> Yurttan haberler
===> Dünyadan Haberler
===> Düğün-Konferans-Konser-Miting...
===> Filistin Özel
===> Haber Yorum ve Analizler
-----------------------------
-----------------------------
=> Kur'an-ı Kerim Genel
===> Tefsir Dersleri
===> Tecvid dersleri
=> Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları
-----------------------------
-----------------------------
=> Hz.Muhammed (S.a.v)
===> Peygamber Efendimizin Hayatı
===> Hadis-i Şerifler
===> Ehl-i Beyt
=> Peygamberlerin Hayatı
=> Sahabeler'in Hayatından Tablolar
=> İslam Alimleri ve öncüleri
===> Şehidlerimiz
-----------------------------
-----------------------------
=> Tevhid Ve Akaid
=> Risale-i Nur'dan Damlalar
=> Dua penceresi
=> Tassavvuf
===> Marifetullah
===> Esmâ-ül-Hüsnâ
=> Fıkıh Köşesi
=> İslami Hayat Tarzı
===> İslamda Kadın ve Tesettür
===> İslam'da Aile Hayatı
===> Mümin'in Miracı: Namaz
===> Kuran-ı kerimde mümin
-----------------------------
-----------------------------
=> Özel Gün ve Geceler
=> Ramazan-ı Şerif
-----------------------------
-----------------------------
=> Kendi kalemizinden yazılarınız
===> vuslat can
===> Kuranehli
===> Bişnev
===> ÂmâK-ı HâYâL
=> Düşünce yazıları/Makaleler
===> röportajlar
=> Öykü - Hikaye ve Kıssalar
===> Roman Kuşağı
=> Şiir Pınarı
=> Güzel ve ibretli Sözler
=> Kişisel Gelişim
===> Genel Kültür
=> Serbest Bölüm
===> Anketler
=> Tarihten Notlar
=> Kitap-kaset ve Dergi
-----------------------------
-----------------------------
=> Kelime ve Kavramlar
=> Arabic/Arapça
===> Maksud Dersleri
===> Izzi Dersleri
===> Bina Dersleri
===> Emsile Dersleri
=> Kurdi / Kürtçe
===> Zazaki (Zazaca)
=====> Zazaca Dersler
=====> Zazaca Şiirler / Zazaca Marşlar
=====> Zazaki/Zazaca
===> fêrgeha kurdî ( Kürtçe Dersler )
===> Helbest u Marşên Kurdî
=> English/İngilizce
===> Genel ingilizce
===> ingilizce Tensler (zamanlar)
===> Dini Yazılar
===> Eğitici Videolar
-----------------------------
-----------------------------
=> Sohbetler/Seslendirme
=> Ezgi ve ilahiler
===> Farsça Eserler
===> Türkçe Eserler
===> Kürtçe Eserler
===> Arapça Eserler
===> Diğer Diller
===> istek parçaları
=> sesli Şiir&Fon Müzikler
=> Film ve Belgeseller
===> Flim - Tiyatro - Etkinlik Görüntüleri
===> Belgeseller
===> ilginç Videolar
=> Resimler ve flashlar
===> karikatür/komik resimler
-----------------------------
-----------------------------
=> ARAÇLAR
===> Güvenlik-İnternet
===> Eğitim-Okul
===> Ses / Resim / Video
===> Ekran-Masaüstü
===> İslami Programlar
===> Pc Soru/Cevap ve Faydalı Bilgiler
=> Bilim Ve Teknoloji
-----------------------------
-----------------------------
=> Tıp/ Sağlık/Şifa
===> Çocuk Sağlığı
===> Acil Durum İlk Yardım Bilgisi
=> Yemek Tarifleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Çocuk Eğitimi
===> Çocuk Hikayeleri
===> Çocuk Dersleri
===> Çocuk için Oyun ve Resimler
===> Çocuk İlahileri
===> çocuk Video ve Klipleri
=> Mizah
===> fıkralar
-----------------------------
-----------------------------
=> Tavsiye Siteler
=> İstek, Öneri ve Şikayetleriniz
=> Vuslat Sevdalılar (tanişma)
Yükleniyor...