0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: EL-HALÎM (C.C.)  (Okunma Sayısı 389 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« : 11 Ocak 2012, 12:32:10 »

“Gerçek hilm sahibi.”

Hilm, hiddet ve gazabın zıddı. Yumuşak huyluluk, mücrimlerin cezasını vermeye ve hepsini kahretmeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, suçlular hakkında yumuşak davranmak ve cezalarını hemen vermeyip tehir etmek, geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa güç ve kuvveti olmayan acize halım denmez. Nice acizler vardır ki eğer ellerinde bir kudret bulunsa beden üstünde baş bırakmazlar.

Yüce Allah, Halîm'dir. Ve şöyle buyurur:

“Eğer Allah, insanları, yaptıkları günahlar yüzün­den hemen yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Lâkin onları belli bir müddete kadar geciktirir.” [Fâtır,45]

Gerçek böyledir. Allahü Teâlâ, her günah işleyeni anında yakalayıp ceza verse, âlemde kimse kalmazdı. O, kullarına hilm ve keremle muamele eder. Düşmanlarının bile rızkını ayağına gönderir. Cenab-ı İbrahim'e hurma verdiği gibi, Nemrut'un sofrasından zeytini eksik etmez. Halbuki insanların yaptığı hataları, isyanları, günahları görür. Günahın üzerine bir perde çeker. O kula mühlet verir, tevbe etmesini bekler. Tevbe edenleri bağışlar, fakat günahta ve isyanda İsrar edenler de cezasız kalmaz. Bu­nunla beraber dilerse onları da affeder.

Bir düşünelim ki bizim isyansız günümüz, dakikamız var mı? Âlem dolusu halk başını almış felâketin kucağına gidiyor, meydanlarda şeytanlar zıplıyor; kumarlar, içkiler, zinalar bir taun gibi beşeri sararken, evet, öyleyken, Yüce Yaratıcımız kullarını helak edivermiyor. O'nun bu suretle mühlet vermesi büyüklüğünün şanı olduğu gibi, kulları için de bulunmaz bir nimettir.

O halde, nimetin kadrini bilmeli, bu mübarek nimetten faydalanmalıyız. Yaptığımız yanımıza kâr kalıyor diye şımarmaktan, gurur ve kibire kapılmaktan sakınmalıyız. Allahü Teâlâ bize hilmle nasıl muamele ediyorsa, biz de onun kullarına öyle davranmak durumundayız. Vurucu, kırıcı, kavgacı insanlardan kimseye bir fayda gelmez.

İnsanlığın baharı şefkat ve merhametle tüllenecektir. Diğer çırpınışlar beyhudedir.
Evet:
Bu nasıl bir dünya ki, beşer birbirini yer,   
Merhamet bilmeyene acır mı göktekiler?
Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #1 : 12 Ocak 2012, 14:54:20 »

Acele ve kızgınlıkla muamele etmeyen, hilmi çok.

"Halîm", nefsi, tabii kızgınlığın sevk ve heyecanınından geri tutmak, nefsi engellemek manasmdadır.

Cenab-ı Hak, yavaş ve yumuşak hareket eder. Allah nimetlerini ve lütfunu günahları sebebiyle kul­larından esirgemez. O, kendisine itaat edenleri rızıklandırdığı gibi günahkârları da rızıklandırır. Allah ce­za vermekte aceleci değildir.

"Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden ce­zalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bı­rakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler."

Allah bir şeyin kaçmasından korkmuyor ki acele etsin. Zira Cenab-ı Hak:

"Ey cin ve insan toplulukları ünlem Göklerin ve ye­rin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yeti­yorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilir­siniz." [Râhmân: 55/33] buyurmaktadır.

Resulullah bu sıfatla şöyle dua buyurmaktadır:

"Kendisinden başka ilah olmayan halim, kerim olan Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Arşın sa­hibi olan Allah yücedir, bütün hamd alemlerin Rabbi olan Allah'adır."

Acele ile muamele etmeyen Allah (c.c.) günah­kârlara mühlet verir. Eğer tevbe ederlerse onların tevbesini kabul eder. Eğer günahlarında ısrar eder­lerse cezayı tehir eder. Çünkü kul Allah'ın mülkiye­tinden çıkamaz.

Onun için şöyle dua ederiz:

"Ey günahkârları koruyan, ey korunanları koru­yan, ey salihleri salih yapan, eğer beni korursan korunmuş olurum. Eğer beni ihmal edersen, terkedilmiş olurum. Alnım yed-i kudretindedir. Ey kalpleri çeviren kalbimi dinin üzerine sabit kıl!"

"El-Halim", Kur'ân-ı Kerim'de "gafurun halimûn", "ve huve alimûn halim", "ve huve ganiyyün halim", "ve hüve Tealâ zekûrun halim" şeklinde geçmektedir.

Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Bilin ki Allah, gönlünüzdekileri bilir. Bu sebeple Allah'tan sakının. Şunu iyi bilin ki Allah gafurdur (çok bağışlayandır), halimdir (cezada aceleci değildir)." [Bakara: 2/235]

Allah Teâlâ, günah ve isyankarlıklarının çokluğuna rağmen yaratıklarına gizli ve açık bol bol  nimetler verir  ve  suçluları  cezalandırmada acele etmez, sabırlı davranır.

Onlara, tevbe etmeleri için hoş muamele eder, hatalarından dönmeleri için mühlet verir.

O, kafirleri ve günahkarları kuşatan kamil bir hilme sahiptir. Onlara mühlet verir ve tevbe etmeleri için kendilerini cezalandırmada acele etmez. O, isteseydi onları günah işler işlemez hemen cezalandırabilirdi. Çünkü işlenen günahlar, hemen arkasından acil ve çeşitli cezaları gerektirir. Fakat Allah'ın hilmi onlara mühlet verilmesini gerekli kılar.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:

"Şayet Allah, insanları yaptıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Ancak o, onları belirlenen bir müddete kadar erteliyor." [Fatır: 35/45]

"Şayet Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler." [Nahl: 16/61]

(Hilm) suçluların cezasını vermeye gücü yetip dururken bunu yapmamak, onlar hakkında yumuşak davranmak ve ceza­larını geriye bırakmaktır. Suçluyu cezalandırmağa iktidarı ol­mayan âcize halîm denmez. Halîm, kudreti yetişecek, fakat bir hikmete binâen yapmıyacak...

Allahu teâlâ, halimdir. Her günah işliyeni hemen muaheze edivermez. Hışm ve gadapta isti'cal göstermez. Niceleri vardır ki, önüne gelene fenalık eder. Allah'ın kullarına ezâ ve cefâ eder dururlar da, başları bile ağrımaz. Bunların böyle kaldığı­na bakıp ta yaptıklarının yanlarına kalacağını zannetmemelidir. Allahu teâlâ Habîrdir, onların yaptıklarından gafil değil­dir ve haksızlığı da sevmez, hakkı yerine getirir. Fakat Halîm'dir, mühlet verir.'Bu mühlet içinde yaptıklarına neda­metle tevbe edenleri afv ve mağfiret buyurur, fakat ısrar eden­ler hakkında hüküm Allah'ın iradesine kalmıştır. Dilerse affe­der, dilerse ukubet yapar. Bir ismi de Adl'dir. (Allah imhâl eder amma, ihmâl etmez.) sözünün ma'nâsı da budur.

Bu ism-i şerifte bizim için büyük bir nefha-i teselli var. İsyansız günümüz, hattâ saatimiz geçmiyor. Buna karşı eğer Allahu teâlâ sert davransaydı, her isyan edeni hemen helak ediverseydi, dünya yüzünde kimse kalmazdı. Allah'ın bu suretle mühlet vermesi de büyüklüğünün şanı ve kullar için büyük ni'mettir.
Bizlere Yaraşan Şey:
Bu ni'metten faydalanmalıyız, yoksa bu hilme mağrur olup ta kötülükte ısrar etmemeliyiz, muamelâtımızda mülâyemetle hareket edenleri Allah sever. Binâenaleyh Allah rızâsı için sert ve kaba muameleden mümkün olduğu kadar sakınma­lıyız. Hele umumî işlerde mülâyemet pek ma'kul bir hareket­tir. Peygamberimiz'in dâima mülâyemetle muamele buyurdu­ğunu hiç unutmamalıyız.Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #2 : 14 Ocak 2012, 17:36:48 »

Yarattıklarına yumuşak davranan” anlamına gelen “el-Halim” ismi cemili Kur'an'ı Kerim'de Rabbimizin mi olarak on bir defa geçmekte.

İbrahim, İsmail ve Şuayb aleyhisselamlar içinde “el-alim-yumuşak başlı” kelimesi kullanılmış.

“Allah'ın kalplerinizde olanı bildiğini bilin ve ondan sakının. İyi bilinki şüphesiz Allah bağışla­yandır, Halim'dir-yumuşak davranandır.” [Bakara: 2/235]

Allah (c.c.) kendisinin yarattığı insanların Allah'ın Şeriatına değil de kendileri gibi insanların kurallarına uyarak onları ilahlaştırdıkları halde, onları hemen cezalandırmayandır.

Yediği yemeğin suyunu, mazlumların gözyaşından, sosunu mağdurların kanından temin eden zalimlerin yaptığından Allah'ın haberi vardır.

Allah (cc): “Zalimlerin yaptığından Allah'ı gafil zannetme. Ancak onları(n azabını) gözlerin belerip ka­lacağı bir güne erteliyor.” Buyurur. [İsra: 17/141-144.]

Eşcinsellerin cezasının tehir edilmesi ve zaman ta­nınması için Rabbine yalvaran İbrahim aleyhisselam, Rabbimizin kelamıyla “O, Halim- yumuşak huylu, ya­nık yüreklidir” diye övülmekte.

Bizler “Halim” olan Rabbimize iman edenler olarak, yumuşak huylu, tatlı dilli, güler yüzlü, bal gibi sözlü olacağız. Güçlü iken böyle olacağız.

Su, yumuşacık ama kayaları deliyor. Kuru ağaçların tepesine çıkıp çiçeğe dönüşüyor. Evlerimizi aydınlatıyor. Binlerce ton ağırlığı kaldıran güce dönüşüyor.

İbrahim aleyhisselamın Halim-yumuşaklığı da Nemrut'un saltanatına son veriyor. Ancak Akif'in:

“Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum?

Kopar belki ama çekmeye gelmez boynum” dediği gibi iyilikle yılanı deliğinden çıkarıp, zehirli dişlerini zararsız hale getireceğiz. Kuduz köpek, bizi ısırdı diye biz de onu ısırmayacağız. Kendimizi de kuduzu da tedavi edeceğiz. Sonra da koyuna bekçi yapa­cağız.

“Eğer Allah insanları yaptıkları yüzünden azapla yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı.” [Fatır: 35/45.]“Allah kahretsin” dediklerimizi Allah yok et­seydi, tek başımıza kalırdık. “Ya Halim” diyelim.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #3 : 16 Ocak 2012, 19:48:25 »

"Cezalandırmaya gücü yettiği halde, hemen ceza vermeyen."
"Kullarının isyanlarına karşı, hemen öfkeye kapılmayan."

Şüphesiz Allah, Ğafur'dur, Halîm'dir." [Âl-i İmran: 3/155.]

Hikmet dünyası olan bu âlemde, eşyayı yaratmakta'acele etme­yen, mahlukatı safha safha yaratan Allah, bu imtihan dünya­sında küfür ve isyanlara da hemen ceza vermez. Kudreti yettiği hal­de, bu cezayı tehir eder. Kullara böylece tövbe kapısını açar ve onla­ra pişmanlık fırsatı verir.

Bu isimden kulun alacağı ders, işlediği günahlardan tövbe etme­si. Halim ismi gereği, cezasının tehir edilmesini bir fırsat bilip, Allah Resulünün(a.s.m.)tavsiyelerine uyarak, o günahlara kefaret olmak üze­re güzel ameller işlemesidir. Bir de, Allah'ın Halim ve Gafur olduğu­nu hatırlatarak onu isyana teşvik eden nefsine, Alîm, Raklb, Hasîb ve Muntakim isimlerini hatırlatması ve böylece o nefsi yanlış yola girmekten men etmesidir. Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #4 : 18 Ocak 2012, 12:22:17 »

Kelime gücü yettiği halde affeden, cezada acele etmeyen teenni sahibi manasınadır.

Yüce Rabbimizin Halim ismi şerifinin tecellisi devam edi­yor. Hayatta karşılaştığımız zorluklar, başımıza gelen musi­betlerde çok aceleci davranıp Allah-ı Tealayı düşünüpte na­sıl oluyor da hiç acelecilik göstermiyor, dediğimiz olmuştur. Kuran-ı Kerimde Halim ismi Gafur, Alim, Şekur ismi ile bera­ber geçer ki bizler dersler çıkartalımda insanı kamil olalım. Allahu Azimu Şan kullarına karşı yumuşak davranıp gazablı ve celalli olmaz dini mübini İslamı bile esenlik vesilesi yap-mamışmıdır. İnsanlık tarihinde Allah'ın lanetini isteyen ka­vimlerin sonu ortada bu günde şeriata uymayan milletlerde görülen çöküş had safhada.

İnsanın ömür boyu yaşadığı hayat gözüne ne kadar uzun görünüyor? Hakikatte ise insanın ömrü bir anlık aydınlıktan başka nedir ki? İnsan bu aydınlıkta ne kadar görüş alanına girebilecek şeyleri görebilirse o kadar mükemmelliği yakala­yabilecek iken anlamsız olaylarla ömrü heba etmesi ne kötü. Allah'tan seri olarak cezalandırmayı beklemek akıl karımıdır ki insan bunu istesin. Zaman mefhumu insana bir şey söyler. Ölümü talep etmenin anlamı yok zaten her nefeste ölüp ölüp diriliyoruz. İnsanı Kamil olanlar merhamet kuşağı oluşturur ve insanlara hilm ile muamele ederler böyle yapmayıp da ne yapsınlar? Onların bu davranışları çoğu zaman acziyetmiş gibi algılanır. FesuphanAllah. İnsanı Kamil bütün mahlukatı Allah'ın yarattığı olarak görür ve onlara şefkatiyle nazar kılar.Ali Büyükçapar, İsm-i Azam
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #5 : 19 Ocak 2012, 09:04:41 »

O, kullarının isyanını, onların kendi emrine muhalif olan dav­ranışları görür, bilir de öfkeye kapılıp hemen onları cezalandır­maya kalkışmaz. Onları yerden yere çarpmaya iktidarı olduğu halde onlara karşı Halim olur. yoksa, insanları ma'siyetlerinden dolayı cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hareket eden bir tek canlı varlık bırakmazdı. "Eğer Allah, insanları kazandıkları (günah­lar) yüzünden (hemen) muahaza etseydi, (yerin) sırtında hiç bir canlı mahlûk bırakmazdı..
Tenbih:
Kulun bu isimden istifade edeceği şey meydanda... Hilim, kulun en güzel huylarındandır. Onun için genişçe izahına lüzum yoktur... İmam-ı Gazali, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #6 : 20 Ocak 2012, 11:01:13 »

Halim : Yumuşak huyluluk sahibi
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Şunu iyi bilin ki Allah gafûrdur, halîmdir." (Bakara, 235)
"Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir." (Hac 59)
"Şüphesiz O, halîmdir, çok bağışlayıcıdır." (Fatır, 41)
 
"el-Halim" kelimesi Kur'an'ın 15 yerinde geçmekte olup bunlardan on birinde Allah'a izafe edilmiştir. "el-Halim" kelimesi tek başına kullanılmayıp altı ayette "bütün günahları bağışlayan" anlamındaki "el-Gafûr", üç ayette "hakkıyla bilen" anlamındaki "el-Alim", bir ayette "her şeyden müstağni olan, kendi dışındaki her şeyin O'na muhtaç olduğu varlık" anlamındaki "el-Gani", bir ayette de "az iyiliğe çok mükafat veren" anlamındaki "eş-Şekür" ismiyle birlikte anılmıştır.
 
Halim, yumuşak ahlaklı, güler yüzlü demektir. Öfkesiz ve sabırlı demektir. Cenab-ı Hak ne kadar yumuşak bir kudrete sahiptir ki günah yapan ve sabahtan akşama kadar O'nu inkar etmekle uğraşan kullarına acele olarak azab etmiyor ve onlara mühlet veriyor. Bu da bizim için büyük bir nimettir. Belki aklımız başımıza gelir de tövbe ederiz. Rabbimiz de bizi bağışlar.
 
Hâlim, günahları bağışlayan ve cezalandırmada acele etmeyen, öfkesine yenilmeyen, cahillerin ve asilerin isyanı kendisini öfkelendirmeyendir. Halim ismi, gücü gücü olduğu halde bağışlayana verilir; gücü olmadan bağışlayana bu isim verilmez.
 
Allah, Halim'dir. Cezaları erteleyen veya tamamen kaldırandır. Cezaların kaldırılması yalnızca, cezayı hak etmiş bazı müslüman günahkarlara yönelik olup, inkarcıların bununla bir ilgisi yoktur.
 
O, cezayı hak edenleri cezalandırmada acele davranmaz, tevbe etmeleri için onlara süre verir. Dilerse, acil ceza verilmesi gereken günahlar için anında cezalandırır. Ancak, O'nun hilmi, günahkarlara süre tanımayı gerekli kılmaktadır.
 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı yaratık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Vakitleri gelince (gerekeni yapar). Kuşkusuz Allah, kullarını görrmektedir." (Fatır, 45)
 
Yediği yemeğin suyunu mazlumların gözyaşından, sosunu mağdurların kanından temin eden zalimlerin yaptığından haberdar olan. Zalimlerin yaptığından gafil olmayan, ancak onların azabını erteleyen O'dur.
 
Bizler Halim Rabbimize iman edenler olarak yumuşak huylu tatlı dilli, güler yüzlü, bal gibi sözlü olacağız. Su, yumuşacık ama kayaları deliyor. Kuru ağaçların tepesine çıkıp çiçeğe dönüşüyor. İbrahim'in yumuşaklığı Nemrut'un saltanatına son veriyor."Allah kahretsin" dediklerimizi Allah yok etseydi, tek başımıza kalırdık. "Ya Halim" diyelim.
 
Bir müslüman ihlasla "Ya Halim" diye bu mübarek ismin zikrine devam ederse onun tecellisine, eserlerine vasıl olur. Ahlakı güzelleşir. Sinirleri yatışır. Afetlerden korunur. Kazancı artar.
 
Tenbih: Rabb'inin isyan edenlere karşı Halim olduğunu bilen her müslümanın, emirlerine aykırı davrananlara ve kendisine karşı çıkanlara yumuşaklıkla davranması ve cezalandırmada acele etmemesi gerekir. Nasıl ki Rabb'inin sana yumuşak davranmasını istiyor ve seviyorsan, aynı şekilde sende elinin altında bulunalara yumuşak davran. Sen böyle davranmakla Rabb'inin hoşnutluğunu kazanır ve bol sevap alırsın.
 
Cenab-ı Hak buyuruyor:
 
"Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez." (Şura, 40)
 
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #7 : 21 Ocak 2012, 09:48:52 »

Gizleyensin kullarının yüz kızartan hicabını,
Hilminle erteleyensin hışmın ile gazabını,
Halîm sensin yâ ilâhî, yoktur azâbda acelen;
Lâkin er-geç verecektir sana her kul hesabını.
Yârabbi!..
Müsamaha edersin kullarına,
Halim sahibisin İlâhî, acelen yoktur azâbda...
Günahları bir yazarken,
Sevaba sevâb eklersin.
Belki nadim olur diye ertelersin azabını,
Bağışlamak için Yârab, ufak bir tevbe beklersin.
Yine de biz âsî kullar
Binip de nefsin atma;
Sürüp gideriz hışmınla vereceğin afatına...
Alîmsin, bilirsin işlediğimiz cümle günâhı,
Halimsin, beklersin nedametle gelen ânı...
Ânında verebilmeye muktedirken cezayı,
Sonsuz merhametinle hoş görmezsin ezayı.
İblisin terkisinde yol alırız hüsrana,
Uzaklaşırız gittikçe lütfettiğin gufrana.
Kopardık dizginleri, arttırdık hızımızı,
Sen bilirsin Yâ İlâhî garip encamımızı...
İhlâsı çoktan bıraktık, zayıfladı imân,
İsyanımız sana karşı, senden dileriz aman...
Biliriz rahmetin bol, hilmin çok,
Merhametin olmazsa
İşlediğimiz amelden bize fâide yok...
Terketti gönlümüzü sevgi ile merhamet,
Şaşırdık kıblemizi, kayboldu istikamet...
Küfrân-ı nîmet ettik,
Ne yarattıklarına, ne sana hizmet ettik.
İblisle yoldaş olup, düştük nefsin peşine,
Üşüştük şu dünyanın kokuşmuş pis leşine..,
Zamanın rüzgârında koşuyoruz ecele,
Biliriz ki Halîm'sin, eylemezsin acele.
Bizi küfre çağıran şu ışıkları söndür,
Aydınlat nurunla idrâkimizi;
Bizi imân ile sana getiren yola döndür...
Sadettin Kaplan, Esma-i Hüsnâ'dan Esintiler
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: