0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: EL-KÂBID / EL-BÂSIT (C.C.)  (Okunma Sayısı 854 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« : 13 Ağustos 2011, 12:12:07 »

EL-KÂBID
“Sıkan (dilediğine rızkı) daraltan.”
Gözümüzün gördüğü veya görmediği bütün varlıklar; gökler, güneşler, aylar, yıldızlar, melekler, insanlar, cinler ve hayvanlar, hepsi yüce yaratıcımızın kudret elindedir. O dilediği kuluna geniş rızık verdiği gibi, dilediğinin de rızkını kısar. Birine Yusuf güzelliği verir, birine Züleyha aşkı takdir eder. Kâh birini âleme Süleyman yapar, kâh bi­rini tahtından kara toprağa indirir. Birinin gönlünü derya­lar gibi açarken, bir diğerinin yüreğini düğüm düğüm sıkabilir.
Kimse çıkıp da bunu niçin böyle yaptın diyemez. Hik­meti icabı kullarına türlü türlü haller verir. İşte bu haller “El-Kâbıd” ism-i şerifinin tecellîleridir.


EL-BASIT (C.C.)
 
“Açan, genişleten, dilediğine (rızkı bol bol) veren.”
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Allah Teâlâ hem daraltır, hem genişlik ihsan eder. İnsan, hiç ummadığı ve beklemediği bir anda bakar ki nimetler kucağına dökülüvermiştir. Allah Teâlâ kuluna bambaşka bir hayat, bambaşka bir zenginlik vermeye de kadirdir. Kula gönül neş'esi verir, rızkını bollaştırır, evlat ihsan eder, bağlar, bahçeler bağışlar. Çünkü mülk O'nundur, O hakimdir, kullarına bazı kere bast ile bazan da kabz ile muamele buyurur. Sadece O'nun dediği olur. Ve her neye tâbi tutar­sa bir hikmeti vardır. Zenginlik verir, şükür ister. Fakirlik verir sabır ister. Çünkü dünya imtihan meydanıdır. Cen­net de burada kazanılır, cehennem de.

İnsanoğlu dünyaya geldiğinde sırtında bir gömlek bile yoktu. Dünyadan giderken de yine bir kefen sırtlayıp gidecektir. Varlıkla şımarmamalı, işin sonunu düşünmeli­dir. Fakir de elindekine sabretmeli. Çünkü sabır aydınlığın anahtarıdır. Yani insan her şeyi ile rabbine teslim ol­malıdır. Bütün güzellik, bütün saadet ve iki cihan mâmurluğu budur. [100]
Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2011, 10:42:30 »

EL-KABID
 
Rızıkları belli bir ölçüye göre veren, ruhları kabzeden, sıkan, daraltan.
"Kabz" mastarından ism-i fail olup nimet ve rızıkları belli bir ölçüye göre veren, ruhları kabzeden demektir.
Esmâ-i Hüsnâ hadisinde "basit" ismi ile zikredil­miştir.
"Allah (rızkı) kısar da, açar da. Hep ona döndü­rüleceksiniz."

EL-BASIT
 
Rızkı genişleten, ruhları bedenlere yayan,açan, genişleten.
"Bilâkis, Allah'ın elleri açıktır, dilediği gibi ve­rir."
Rızkı tutup, ruhları alan ve rızkı genişleten Al­lah her türlü noksanlıklardan münezzehtir.
"Kabz" kelimesi "bast" kelimesinin zıddı olup, "bast" arapçada "genişletmek" manasına gelir. Onun "kabz" manasına alınması da mümkündür.
Allah (c.c), rızkı kullarından dilediğine bol bol verir. Sübhanehu Tealâ nefisleri sürür ve sevinçle genişletir.
Basit, hayattayken cesedlerde ruhları yayan öl­dükten sonra ise amelleri arzetmek için kalıplara ru­hu yayan demektir.
"Bast", lügatta yaymak, "baslatü" genişlik ma­nasına gelir. Basit, geniş demektir.
Basit, Allah'ın sıfatlarından bir sıfattır. Allah, bu sıfatının bir tecellisi olarak rızkı dilediğine genişletir. Yani çok bol rızık verir. Bu sıfat Kur'ân-ı Kerim'de fazla geçmemiştir. Sıfat fiil olarak Ra'd 13/26'da şöy­le geçmektedir.
"Allah rızkını dilediğine bollaştırır."
Bütün varlık, Allahu teâlâ'nın kudret kabzasındadır. iste­diği kulundan, ihsan ettiği servet ve sâmânı, evlât ve ıyâli ya­hut hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir. O adam zengin­ken fakir olur, yahut evlât acısına boğulur, yahut iç sıkıntısı­na, ıztırap ve huzursuzluk içine düşer, işte bu haller El-Kâbıd isminin hükümleridir, istediği kuluna da yepyeni bir hayat verir, neş'e verir, rızk bolluğu verir; bu da El-Bâsıt isminin tecelliyâtıdır. Allah hakimdir, kuluna bâzan bast ile bâzan da kabz ile muamele buyurur. Bast ettiğinde de, kabz ettiğinde de hikmeti vardır. Hayat imtihandan ibarettir. Allah her kulunu bir çeşit imtihana tâbi tutar.
        Kula Yaraşan Şey:
Kabz vaktinde elden çıkan ni'metlerden dolayı hasbelbeşeriyye müteessir olsa bile, kendini şaşırmamak, (sabr) denilen fazileti bütün bütün kaybedecek derecede yerinmemek, bast vaktinde de şımarıp gurur ve heyecana kapılmamak, (şükr) denilen fazileti unutacak derecede sevinmemek ve bu hallerin hepsinin de Allah'ın takdiri ile Allah'tan geldiğini ve nice giz­li hikmetleri bulunduğunu düşünmek, her iki halde de gönlü­nü Allah'ın rızâsına ve hoşnutluğuna bağlayarak kulluk vazi­felerini yerine getirmekten uzaklaşmamaktır. Şu muhakkak­tır ki, taşkınlığa ve şaşkınlığa kapılmadan edebi gözeten, ciddî ve ağırbaşlı insanlar, Allah'ın yardımını ve muhabbetini kazanmış olurlar.
Tenbih: El-Kâbid ism-i şerifini tek olarak okumayıp El-Bâsıt ism-i şerîfiyle beraber okumak edebe muvafıktır.Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #2 : 16 Ağustos 2011, 11:17:53 »

“Daraltan” manasına gelen “el-Kabid” ile “Genişleten” manasına gelen “el-Bâsit” isimleri Kur'an-ı Kerim'de;

“.....Allah daraltır da, genişletir de. Ona döndürüleceksiniz”  ayetinde; maddi yönden fakirleş­tiren ve daraltanın da, zengin edip genişletenin de Allah olduğu bildirilmekte.

Zenginken fakir olanları, güçlü iken zayıf olanları, yüksek makamlardan düşenleri, bilim adamıyken bunayanları gördüğümüz gibi, fakirken zengin olanları, Mekke'de zayıf görüldüğü halde Medine'de güçle­nenleri, Bilal-i Habeşi gibi, kafirlerin kölesi iken, mü’minlerin efendisi olanları, Yusuf (s.a.v.) gibi hapishaneden Mısır'a sultan olanları, Ümmi iken kıyamete kadar gelecek insanlara ilim öğreticisi olan Hz. Muhammed'i gördük.

Kabid ve Basit' olan Allah'a iman eden bir mü’min haksız insanların ellerine aldığı, zimmetine geçirdiği hakları onlardan alarak hak sahiplerine dağıtarak birini daraltırken, haklıların dışını ve içini genişletir.

Zalimlerin yüreğine korku salarak daraltır”ken, maz­lumların gönlünü genişletir ferahlatır. Mahmut Toptaş, el- Esmaü’l-Husnâ
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #3 : 17 Ağustos 2011, 09:33:04 »

EL-KABID   

Rızkı belli bir ölçüde tutup veren; canlıların ruhunu alan!

“Kabz” kökünden “fâil” vezninde türetilmiş, sıfat kuruluşunda bir isim olan “kâbız” kelimesi, Kur'ân-ı Kerîm'de zikri geçen esnıâ-i hüsnâ arasında yer alma­maktadır. Meşhur esmâ-i hüsnâ hadisinde “bâsıt” ismi ile birlikte zikredilen bu isim genellikle “nimet ve rızıkları belirli bir ölçüye göre tutup veren”  “ruhları bedenlerinden alan”  anlamlarında Cenâb-ı Hakk'a nisbet edilmiştir. Konuyla ilgili bütün kaynaklar, bu ismin “el-Bâsıt” ismiyle birlikte ele alınıp incelenmesi­ni gerekli görmüşlerdir.

Arapça'da “almak, belli bir ölçüde tutmak, daralt­mak, kısmak, kısaltmak” gibi anlamlara gelen “kabz” masdarı, Kur'ân-ı Kerîm'in bazı âyetlerinde çeşitli fiil kalıplarıyla Allah hakkında kullanılmıştır. Bastın rızıkla ilgili olarak kullanıldığı âyet­lerde rızkı genişletip yaymanın karşıtı olan “daraltıp kısma, belli bir ölçüde tutma” anlamındaki “kabz” ve “kadr” kelimelerinin çeşitli türevleri kullanılmıştır. Böylece rızık bolluğu ve darlığının sürekli, sabit ve mutlak bir kanun olmadığı, ilâhî iradeye bağlı olarak çeşitli dönemlerde geçim sıkıntısı veya rahtalığının ya­şanabileceği ifade edilmiş, böylece Allah'ın “kâbız” ve “bâsıt” isimleri arasındaki denge ve âhenge işaret edil­miştir. İslâm âlimleri, bu ahenk ve denge sebebiyle, bu tür isimlerin tek başına aslî mânalarıyla Allah'a nispet edilemeyeceğine, daima birbirini dengeleyecek tarzda beraberce zikredilmesinin gerektiğine dikkat çekmişlerdir.[

Kabz ve bast kavramlarının fiil olarak kullanıldığı “darlık veren de bolluk ihsan eden de Allah'tır” mealindeki bir âyet-i kerîmede her iki fiilin de mef ulü zikredilmeyerek, bu iki kavrama daha geniş bir anlam verilmesine imkân hazırlanmış­tır. Gazzâlî^ muhtemelen “kabz” ile “bast” kavramla­rının Kur'an'daki bu zengin anlama imkân veren kul­lanılışından ilham alarak, birbirine sıkı sıkıya bağlı bu iki ismi, aşağıdaki şekilde açıklamıştır: Allah Teâlâ Ölüm sırasında ruhları kabzeden, canlılık halinde onla­rı bedenlerde yaygın halde tutandır. O zenginlerden vergi (zekât, sadaka vb. mâlî mükellefiyetler) alıp bununla fa­kirlerin rızkını bollaştıran; zenginin geçimini hiç bir şeye ihtiyaç bırakmayacak şekilde genişletirken, faki­rin geçimini onu güçsüz bırakacak şekilde daraltandır. Yine O, insanların kalplerini, ilâhî âleme yönelik ilgile­rini azaltmak veya çoğaltmak suretiyle daraltan veya genişletendir.

İnsan, bütün âlemin Allah'ın kabza-i kudretinin tasarrufu altında bulunduğunu bilmelidir. O, istediği kulundan daha önce ihsan ettiği servet ve zenginliği, evlat ve iyâli, zevk ve gönül ferahlığını her an geri al­maya muktedirdir. Allah hakimdir, kuluna bazen “bast” ile bazen de “kabz” ile muamele buyurabilir. Hayat ve dünya kul için imtihandan ibarettir. “Kabz” vaktinde kula düşen görev, elden çıkan nimetlerden dolayı müteessir olsa bile, sabır denilen fazileti elden bırakmamaktır.

EL-BASIT
Lütuf ve keremini esirgemeyen, rızkı bol bol veren, ruhları bedenlere yerleştirip yayan!

“Bast” kökünden “fail” vezninde türetilmiş sıfat kuruluşunda bir isim olan “bâsıt” kelimesi, Kur'ân-ı Kerîm'de zikri geçen esmâ-i hüsnâ arasında yer alma­maktadır. Meşhur esmâ-i hüsnâ hadisinde “kâbız” is­mi ile birlikte zikredilen bu isim  genellikle “rızkı genişleten, lütuf ve keremini hiç bir zaman esirgemeyen”  “ruhları bedenlerine yayan”  anlamlarında Cenâb-ı Hakk'a nisbet edilmiştir.

Arapça'da “yaymak, genişletmek, uzatmak” an­lamlarını taşıyan “bast” kavramı, Kur'ân-ı Kerîm'de çoğu fiil kalıplarıyla olmak üzere, toplam on beş âyette Allah'a izafe edilmiştir. Bu âyetlerin birinde söz konu­su fiil, “Allah'ın, gökyüzündeki bulutları dilediği yöne sevkedip yayması” anlamında kullanılmıştır. Bu kökün geçtiği diğer âyetlerin hemen hepsinde rızkı daraltanın da genişletenin de Allah Teâlâ olduğu­na  ve O'nun insanların ilmî ve bedenî imkânlarını geliştirdiğine dikkat çekilmektedir. Aynı kökten gelen “mebsûtatân” kelimesi “O'nun iki eli açıktır, dilediği gibi harcar” mealindeki âyette Allah'ın cömertlik ve keremini ifade eden bir muhteva içinde geçmektedir.

Kur'an'da daha çok nzıkla ilgili olarak “genişletip yayma” anlamında kullanılan “bast” kökü, bunun kar­şıtı olan “belli bir ölçüde tutup verme, daraltıp kısma” anlamındaki “kabz” ve “kadr” kökünün türevleriyle birlikte zikredilmiştir. Böylece rızık bolluğu ve darlığı­nın sürekli, sabit ve mutlak bir kanun olmadığı, gerek canlılar gerekse insan hayatının çeşitli dönemleri ara­sında, ilâhî iradeye bağlı olarak geçim sıkıntısı ve ra­hatlığının yaşanabileceği ifade edilmiş, dolayısıyla Al­lah'ın bu fiillerini gösteren “kâbız” ve “bâsıt” isimleri arasındaki ahenk ve hassas dengeye de işarette bulu­nulmuştur. Bu sebeple, esmâ-i hüsnâ literatürünün önemli örneklerinde, bu iki isim ile “hâfıd” (alçaltan) ve “rafı” (yücelten) gibi mâna açısından birbiriyle irtibatlı olan benzer ilâhî isimlerin, aslî anlamlarıyla tek başı­na Allah'a nisbet edilemeyeceklerine, bunların mutla­ka birbirini dengeleyecek şekilde daima birlikte zikre­dilmesinin gerekli olduğuna dikkat çekilmiştir.

“el-Bâsıt” isminin, hem maddî hem de manevî ko­nulara yönelik geniş kapsamlı bir anlama sahip oldu­ğu, “bast” kökünün hem sıfat hem de fiil şeklinde kul­lanıldığı, aşağıda meali verilen duâ mahiyetindeki hadisten anlaşılmaktadır: “Allahım! Senin bol bol ihsan ettiğini azaltacak, azalttığını artıracak, saptırdığını hidâyete erdirecek, doğru yola yönelttiğini saptıracak, vermediğini verecek, ihsan ettiğine engel olacak, rahme­tinden uzak kıldığını yakınlaştıracak, rahmetine yak­laştırdığını da bu nimetten mahrum bırakacak hiçbir kimse yoktur. Allahım! Bize rahmetinden, lutfundan, bereketinden ve geniş rızık hazinelerinden bol bol ih­san eyle!

“Bast” ile “kabz” kökünün fiil şeklinde yer aldığı âyetlerin birinde söz konusu fiillerin mefullerinin zikredilmemesi  âlimlerin bu iki kavra­ma daha geniş anlamlar verip  bazı ilgi çekici tartış­maların yapmalarına imkân hazırlamıştır. Prof. Dr. Metin Yurdagür, Ayet Ve Hadislerde Esmâ-i Hüsnâ
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #4 : 18 Ağustos 2011, 12:29:53 »

Kâbıd: "Daraltıp sıkan." 
"Kıtlık veren"

Basit; "Açıp genişlik veren."
"Bollaştıran."

“Allah, daraltır ve genişletir ve siz O'na döndürüleceksiniz ”.
Bu iki isim hem madde, hem de mânâ âlemi için geçerlidir. Zen­ginlikte genişlik, fakirlikte darlık olduğu gibi, ilimde genişlik cehalette darlık vardır.
Bu iki mübarek ismin en büyük tecellileri, insanın kalb ve ruh âleminde kendini gösterir. Zira, ruh bedenden, mânâ da maddeden üstündür.
Kulun, cüz'î iradesini Hakk'ın rızası istikametinde kullanmasıyla kalb ve ruh âleminde bir genişlik hasıl olur. Aksi halde insan ruhî sıkıntılar, günümüz tabiriyle stresler içinde perişan olur.
Tahkiki imanda genişlik, iman zafiyetinde ise darlık vardır.
Tevekkülde genişlik, sabırsızlıkta darlık vardır.
Affetmede genişlik, intikam hissinde darlık vardır.
Cömertlikte genişlik, cimrilikte darlık vardır.
Bununla birlikte bu iki isim insanın manevî terakkisinin esasları olan 'havf ve reca' ile yani "Allah'ın kahrından korkmak ve rahme­tinden ümitli olmakla" yakından ilgilidir.
Kâbıd ismi korkunun, Bâsıt ismi ise ümidin önemli bir kaynağı­dır. Yani, mü'min olan insan hem Allah'ın celâl ve azametinden kor­kacak, kabir azabını ve Cehennemi sıkça hatırlayacak; hem de O'nun rahmet ve mağfiretinden daima ümitli olacak ve ona göre amel edecektir.
Kur'ân'ın hülasası olarak tarif edilen Fatiha sûresinde, havf ve recâ sırayla işlenir, dolayısıyla da ruh ümitle korkuyu, ferahla darlı­ğı sırayla yaşar.
'Rabb'ül-âlemîn,' 'Rahman ve Rahîm' isimleri ruhu sevinçle, ümitle rahatlatır.
'Mâliki yevmiddin' kelamı ise ruhta korku ve endişe uyandırır.
‘İbadet ve yardım dileme' safhalarında ümitle korku iç içedir.
'İstikamet yoluna hidayet' istenmesi, ruh için büyük bir ümit ve saadet kapısıdır.
Bu ümidi müteakip, 'mağdup' ve 'dallin' zümrelerinden olmanın korkusu ruhu sarar.
Bir bitkinin, gece ve gündüzden ayrı faydalar görmesi gibi, bir mü'min de Kâbıd ve Bâsıt isimlerinin her birinden ayrı bir feyiz alır.
İçinin sıkıldığı, karmaşık problemlerle kuşatıldığı, dünyanın ken­disine dar geldiği anlarda, aczini ve fakrını daha iyi anlar; kulluk şu­urunda inkişaf olur.
Ruhunun ferah ve sürurla dolu olduğu zamanlarda ise, bunu bir ilâhi ikram ve ihsan olarak değerlendirip şükür vazifesini eda etme­ye çalışır.
İnsan, bu dünya hayatında, sıkıcı ve ferahlatıcı nice olaylarla de­ğişik imtihanlar geçirir. Hastalanır, sıhhate kavuşur. Üzülür, sevinir. Derken bu geniş dünyadan kabre göç eder. İmanla göçenler için o âlemde Bâsıt ismi tecelli eder ve kabir, Allah Resulünün(a.s.m.)ifade­siyle, 'Cennet bahçelerinden bir bahçe' olur. İnanmayanlar için ise Kâbıd ismi tecelli eder ve kabir, "Cehennem çukurlarından bir çuku­ra" dönüşür, insanı sıkar durur.
Ve bu yolculuğun sonu Cennet ve Cehennemle son bulur. Birinci­sinde her türlü genişlik, ikincisinde ise her türlü darlık vardır.Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #5 : 19 Ağustos 2011, 09:59:35 »

EL - BÂSIT
 
Genişleten, açan, huzura, esenliğe çıkaran manalarına gelir.

Alemler yok iken yaratan, kainata şekil veren, insanı önce cennetine daha sonra hikmetine göre dünyaya gönderen, kulla­rına bir ömür tayin edip, yüce şeriatını indirip esenliği, huzuru var kılan yüce Tanrı değil mi? Kim darda kaldı da merhametin ipi ona uzanmadı? Rabbim, diyen hangi dil sözünün karşılığını almadı!
Varlıkları kendi şartlarında mükemmel olarak yaratan Allah-u Teala onlara kanunlar, prensibler koyarak düzen ve intizamı sağlamıştır. Allah'ın kuralları bütün kainatta ilahi düzeni sağlar­ken insanlara da tavsiye niteliğinde yüce Tanrı'nın emir ve ne-hiylerine uymaları söylenmiş insanlar İslam'a davet edilerek ha­yatlarında genişlik oluşturulmuştur. Allah'ın sınırlarında insanlar Özgürdür! Maddi yapı O'nun emirlerini yerine getirmenin mutlu­luğu ile binlerce seneden beri dönüp duruyor. İnsan da Allah'ın farz kıldığı hususları öğrenmeli bu mutluluğu hayatına bir mühür gibi vurmalıdır.

Kâbız ismi ile Bâsıt ismi hayatı, sonsuzluğu yüce Mevlânın sırlarını işaret eder. Bu iki isim birlikte kullanılmalı etrafımızdaki tabi olaylardan dersler çıkarılmalı. Mevsimler bile insanları sıkar, daraltıp esenliğe çıkarmaz mı? Kış ile yaz aynı mı? Gençlik ile ihtiyarlık bile birbirinden çok farklı iken hayatın imkanları denge­lenmek sureti ile orta bir yolun yolcuları olunmalıdır. Dengesiz insanları çoğaltan günümüz kültürüne verilebilecek en iyi örnek orta yolu tutan insanların hayatlarına taşıdıkları esenlik ve neşe­nin kendilerine sunduğu güzellikleri tanıtmaktır. Darda ve bolluk­ta Allah ile beraber olan insanların yolu kolay olur.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #6 : 20 Ağustos 2011, 13:06:03 »

EL'KABIZ  EL'BASID
Ölüm anında varlıkların ruhunu kabz eden, hayat vereceği zaman onlara ruhları veren, zenginlerden sadakaları (zekatları) alan, fakirlere rızkı veren, zenginlere bolca ihsan da bulunan, fakirlerden rızkı kısıp onları darda bırakan, kalpleri kabz edip onları cemalinden mahrum bırakan yahut kalplere 'inşirah verip lütfü ihsahına boğan hep Odur!..

Tenbih:

Kullardan bu vasıflara mazhar olan o kişilerdir ki, kendilerine hikmetli sözler ve mükni bilgiler ilham edilmiştir. Bu ulvi istidat ve kabiliyetler sayesinde, insanların kalplerini, gönüllerini kah Allah'ın çeşitli nimetlerinden, bitmez ihsan ve lütuflarından söz ederek ferahlatırlar; kah Allah'ın Kibriya ve Celal sıfatlarından, düşmanlarına
karşı reva göreceği çeşitli azaplarından söz ederek onların kalplerini kabı ederler (yani daraltır ve sıkarlar..)
Mesela; Allah'ın Resulü Sallallâhü Aleyhi ve Sellem önce sa­habenin kalbini ibadetten, "Allah: kıyamet günü Ademe (A.S.) ateşe göndereceklerini gönder, diyecek... Adem soracak: Ne kadar Yarab? Allah, her bin kişiden dokuz yüz doksan dokuzu­nu, gönder, emrini verecek.."diyerek soğutmuştur.
Onların kalplerinin kırıldığını ve ibadete karşı olan şevklerinin zayıfladığını görünce yeniden kalplerini yapmış ve şöyle buyur­muşlardır:
"Siz, o gün, sizden evvel gelen ümmetlerin içinde beyaz öküzdeki siyah bir benek gibisiniz!"
İmam-ı Gazali, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #7 : 22 Ağustos 2011, 12:52:44 »

Murad etsen, kullarına acıları bal edersin,
Bastedersen bir kuluna; sâhib-i emval edersin,
Diler isen kabzedersin serveti, devleti, ruhu;
Verirsin binbir ızdırap, vurup pâyimâl edersin...
Yârabbi!..
Cümle varlık senin yüce kudretinin kabzasında,
İstediğin kulundan alırsın verdiğini...
Zengin iken olur fakir,
Düşer itibardan, olur zelîl ve hakîr...
Sen ki hazreti Eyyûb'u eyledin imtihan;
Ne evlâd kaldı elinde, ne servet, ne sâmân...
Alıp elinden bir de sıhhat hazinesini,
Yaktın melâmet nârına o mübarek sinesini.
Her nimeti kabzetmek kudreti yalnız senin,
O Eyyûb ki, sabrile etmedi âh ü enîn...
Diler isen bağışlarsın, merhamet ve sabır ile;
İşleri isyan olan, nimete küfrân olan
Bir serâzâd güruhu.
İstersen kabzedersin bedenlere emânet
Verdiğin ruhu...
Kâbız olansın İlâhî, kabzedensin,
Sonsuz kudret ve merhamet sahibi İlâh sensin...
Murad edersen kolaylaşır kullarına nice zorluk,
Açılır birer birer yolunda engeller...
Damla damla verdiklerin akar oluk oluk,
Boş döner mi ihlâs ile sana açık eller?..
Basitleştirirsin cümle girift olan şeyi,
Ayaklara getirirsin her nimeti, her imkânı.
Genişler kalbe verdiğin ilhamla,
Canı bir cendere gibi sıkan dar mekânı...
Bâsıt vasfındır İlâhî, kolaylık verensin,
En onulmaz zamanlarda yardım gönderensin...
Diler isen kabzedersin
Alırsın verdiklerini,
Gafil olur az görenler lûtfunla erdiklerini.
Diler isen bastedersin, ister isen kabzedersin,
Dilersen bir zindan gibi
Kulu kendinde hapsedersin.
Senden gelen herşey güzel, herşey hoştur;
Lûtfeyle bizlere Yârab, işimizi kolaylaştır...
Sadettin Kaplan, Esma-i Hüsnâ'dan Esintiler

Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
dijital fotoğraf düzenleme programı (kullanım basit) Ses / Resim / Video cebelinur 9 1508 Son Mesaj 07 Aralık 2009, 17:31:36
Gönderen: cebelinur