0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: EL-MÜ'MİN  (Okunma Sayısı 511 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« : 30 Ağustos 2010, 22:08:10 »

Güven veren,  güvenilen,  korkudan  emin  kılan peygamberlerini mucizelerle tasdik ve teyit eden, gönüllerde imân ışığı uyandıran, kendine sığınanlara aman verip onları koruyan, rahatlandıran,  

"Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar et­mişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'­tan, başka ilah yoktur."  

Mahlukatın şehadetinden önce birliğine bizatihi şehadet eden Allah'ı her türlü noksanlıklardan tenzih ederiz. Arapçada "iman" tasdik etmek demektir. Allah Celle Celâlühü kendi varılığını tasdik eden mü'mindir. Söz bakımından Allah'tan başka daha doğru kim­se yoktur.

Mü'min; arapçada korku ve endişeden emin ol­mak, güvenmek, doğrulamak, tasdik etmek, bir şeye inanma demektir. İman, şüphe ve tereddütleri kal­dırmak isteyenlere, korku içinde olanlara emniyet ve­ren, güven verendir.

Bize güven ve esenlik veren ancak kendi yanın­da güven duyulan mü'min Allah'ı her türlü noksan­lıklardan tenzih ederiz.

Allah'ın bu güzel ismi En'âm sûresinde şu şekil­de geçmektedir.

"Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara de­di ki:

“Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir şeyi dilemesi hariç. Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır."

"Siz, Allah'ın size haklarında hiçbir hüküm indirmediği şeyleri Ona ortak koşmaktan kork­mazken, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden na­sıl korkarım! Şimdi biliyorsanız (söyleyin), iki grup­tan hangisi güvende olmaya daha layıktır."

"İnanıp ta imanlarına herhangi bir haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır."

Allah Teâlâ kendisini kemal sıfatlarla, güzellik ve yücelikle sena edip övendir. O, peygamberlerini  gönderip, ayet ve delillerle, kitaplarını indirendir. Peygamberlerini de onların doğruluğuna ve getirdikleri mesajın sıhhatine delalet eden her türlü mucize. ve burhan ile destekleyip tasdik etmiştir.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #1 : 31 Ağustos 2010, 02:29:03 »

Allahu teâlâ, kalplere îmân bağışlıyarak, oralardan şekleri, tereddütleri kaldırmıştır- Kendine sığınanlara aman verip korumuş, emniyetle rahatlandırmıştır. Bunların hiçbirini Allah'dan başka yapacak yoktur. İmân Allah'ın en büyük ni'metlerinden biridir. Eğer Allah bir kuluna îmân nasip etmemişse, onu hiç kimse îmâna getiremez, binaenaleyh îmân sahibi bir kul dâima:

El-Hamdüli'llâhi alâ dîni'l-İslâmi ve alâ tevfîkı'l-îmâni ve alâ hidâyeti'r-Rahmân" diye bu büyük bahşişten dolayı Allahu teâlâ'ya hamd-ü sena etmelidir. Kendisinin îmân sahibi olmasına sebep olanlara da saygı gösterilmesi, iyilik bilirlik olması i'tibariyle Allah'ın sevdiği bir hareket­tir.

Allahu teâlâ'nın ni'metlerinden biri de emniyet'dir. İnsan, malı, canı, ırz ve namusu için her saat korku ve endişe içinde kalsaydı, bu ne büyük azap olurdu. Yüreklerimizde böyle bir korku taşımıyor, bilakis rahatlık ve iç ferahlığı içinde yaşıyorsak, bunun El-Mü'min ism-î şerifinin tecelliyâtından olduğuna şüphe yoktur. Binâenaleyh emniyet ve asayişin te'mini için çalışan her şahıs ve bu uğurda kullanıla­cak her çeşit silâh ve âlât, hep bu ism-i şerîfin mazharıdır. Yâni aynasıdır, sebepleri ve vâsıtalarıdır.

Bir de insanın dâima kötülüğüne ve zararına çalışan ve hiç bir zaman onun mes'ut olduğunu istemeyen düşmanlar vardır. Bunların içinde en azılısı ve en merhametsizi ve kendisiyle sa­vaşmak en güç olanı şeytandır. Haydutlar, zâlimler, iftiracı­lar, hasetçiler ondan sonra gelir. Bir insan, şöyle söz alışkan­lığı neticesi değil de, idrak ve şuurla "Bütün bunların şer­rinden Allah'a sığındım" dediği zaman, Allah onu reddet­mez. Çünkü Allah'ın isimlerinden biri de el-mü'min'dir ve bunun bir ma'nâsı da, kendine iltica edenlere aman vermesi, onları hususî himayesine almasıdır. Şerlilerin şerrinden dâima Allah'a sığınırız.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #2 : 20 Eylül 2010, 15:18:43 »

Kula Gereken Şey:
 Etrafındakilerin emniyetini kazanmak ve îmânını bütün­leştirmeye çalışmaktır. Dünya ve âhiret selâmet ve saadetinin biricik âmili olan îmânın bütünlüğü hakkında şu satırları yazmadan geçemedik:

Îmânın Bütünlüğü:
 Bir şeye inanmanın üç mertebesi vardır. Bu mertebelerin üçü ile birden îmânı benimsemek, onun bütünlüğünü ve par­laklığını gösterir. Bu mertebeler şunlardır:

1- Kalb ile tasdik: Peygamberimiz Efendimiz'in (salla'llâhu aleyhi ve sellem) Allah tarafından getirip haber verdiği şeylerin doğruluğunu gönlünden kat'î surette teslim et­mek.

2- Dil ile tasdik: Gönlünden doğruluğuna inandığı bir şe­yi başkalarına karşı, evet Peygamberimiz Efendimiz'in Allah tarafından getirip haber verdiği şeylerin hepsi de gerçektir ve ben buna sûret-i kat'iyede inanmış bulunuyorum diye söyle­mektir.

3- İş ile tasdik: İnandığı şeyin icâbına göre yürümektir. Farzları yapmak, haramlardan sakınmak gibi.

Kalb ile tasdik esastır. Hiç bir surette bırakılamaz. Allah saklasın, gönüllerden bu tasdik gidince küfür tahakkuk eder ve o zaman dil ile, iş ile yapılan tasdik de para etmez. Kalbten tasdiki olmadığı halde sâde dili ile tasdik edene münafık; sâde­ce işi ile tasdik edene mürâi denir. Dil ile tasdik, dilsizlik ve­ya cebir ve tazyik karşısında kalmak gibi mazeretle söylenmeyip bırakılabilir. Kalbde esas baki kaldıkça küfür olmaz. An­cak ortada hiç bir mâni yokken tasdik ve îmânını yalnız kal­binde saklayıp da kimseye bildirmemek, insanlar nazarında kendisinin îmânsız bir şahıs telâkki edilmesine sebep olur. Üçüncüsü, yâni giderini inancına uydurmak, îmândan bekle­nen semereler ve neticelerdir. Maddî bir temsille bunun izahı: İmân bir meyva ağacına benzer. Kalb ile tasdik, bu ağacın top­rak altındaki kökleridir. Dil ile tasdik, ağacın gövdesidir. Îş ile tasdik de, dalları, yaprakları, çiçekleri ve meyvalarıdır. Yerin altında kuvvetli kökleri bulunmayan bir ağaç sahtedir, meyva yapmaz. Kısa bir zamanda kurur ve çürür. Münafıklarla mürâîlerin taşıdıkları îmânın kıymeti budur. Ağaçtan mak­sat, meyvası olduğu gibi, imandan maksat da dürüst i'tikat, temiz kalb, güzel iş, yüksek ahlâktır.Ali Osman Tatlısu, Esmaü’l-Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #3 : 20 Eylül 2010, 15:31:23 »

yarabbi! şu kardeşimin takvasına bizleride ulaştır imanı gerçek manada anlama dirayeti ver bizlerede duasına nail olmayı nasip ihsan eyle.amin.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #4 : 22 Eylül 2010, 13:59:15 »

yarabbi! şu kardeşimin takvasına bizleride ulaştır imanı gerçek manada anlama dirayeti ver bizlerede duasına nail olmayı nasip ihsan eyle.amin.

Şeyhim biz senin miridinken nasıl bizden dua istersin  Smiley 
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #5 : 24 Eylül 2010, 23:19:04 »

“Kullarına emn ü emân veren, mü'min kalblere ma'rifetinin nurunu koyan, kendisine sığınanları rahata, huzura erdiren.”

Evet; iman, emniyet ve güven verici, şüphe ve te­reddütleri kaldıran, isteyenlere iman, korku içinde olanla­ra emniyet veren ve verecek olan elbet yüce Allah'tır.

O'nun rahmetinin ulaşmadığı bir mahlûk yoktur. Herşey O'nun kudretiyle hayat bulup varlık âlemine gel­di. Bütün bunları Allahü Teâlâ'dan başka yapacak, vücûda getirecek bir başka kudret yoktur. Kullarına hi­dayet bahşetmesi de yine O'nun sonsuz rahmetinin bir tecellîsidir. Eğer O bir kuluna iman ve nur nasib ve takdir etmemişse, artık o kişiyi bütün âlem bir araya gelse hida­yete erdiremez.

İnsanlar çok kere içinde bulundukları nimetlerin kıy­metini bilemezler. İşte iman nimeti de böyledir. Alemde imansızlıktan daha büyük dert ve âfet düşünülemez.

Rabbimize sayısız hamd ederiz ki, bizi iman ile şeref­lendirmiş, İslâm ile zînetlendirmiştir.

O, eğer Peygamber göndermese, kitap indirmese hâlimiz nice olurdu? İman, Yüce Allah'ın en büyük nimetlerindendir.

 Bir kimsenin kalbinden kopmuşsa iman bağı,

Allah buyuruyor ki: O hayvandan aşağı!..

 Yine Cenâb-ı Hakkın en güzel nimetlerinden biri de emniyettir. Kullarını korkulardan emin kılan, onlara em­niyet bahşeden, rahmetiyle çevreleyen hep O'dur.

Nice dağların aralarında, kuytu yerlerde, deniz kenar­larında, vadilerde emniyet içinde yaşayabiliyorsak, bu, El-Mü'min ism-i şerifinin bir tecellîsidir. Bu emniyet yüreklerden kalkacak olsa insanlar dağların eteklerinde mekân tutamazdı...

Alemde nice zelzeleler, nice yangınlar, nice tufanlar, nice seller olur ve fakat insanlar yine oradan bir yere göç etmezler. Tekrar hiçbir şey olmamış gibi hayata devam ederler. Şayet âfet bölgeleri terk edilseydi dünyada oturacak yer kalmazdı...Bütün bunlar düşünülmeğe değer.

Yine yeryüzünde kötüler, zâlimler, haydutlar, tağutlar da bulunur. Bunların şer ve kötülüğünden Allah'a sığınmak, O'na iltica etmek durumundayız. Rabbimizin dergâhına yüz tuttuğumuzda elimiz boş dönmez. Bize er-geç ilâhî imdat erişir. Çünkü “El-Mü'min” ism-i şerîfinin tecellîsine mazhar oluruz. Yani emn ü emana ereriz. Kul Rabbine ne kadar vefa gösteriyorsa, rabbi de ona onun belki yüz misliyle mukabele eder, onu rahmetinin gölgesine alır...

Yarın mahşer meclisinde Mîzan kurulacak, insanlar Sırat köprüsünden geçecek. O gün dahi yüce Allah mü'minlere emn ü eman verecektir.

Cevşenü'l-Kebîr'den bir dua ile ona sığınmanın tam vaktidir:

“Ey hataları affeden,
Ey belâları kaldıran,
Ey umut ve ricaların son mercii,
Ey hediye ve ihsanları güçlü ve güzel olan,
Ey hediyeleri bol olan,
Ey mahlûkatın râzıkı olan,
Ey ihtiyaçları gideren,
Ey şikayetleri işiten,
Ey müfrezeleri gönderen,
Ey esirleri salıveren (Allah'ım!) Seni tenzîh ve tesbih ederiz. Senden başka ilâh yoktur. Sen emansın; eman ve emniyet verensin. Bizi cehennem ateşinden kurtar!”Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #6 : 29 Eylül 2010, 20:26:07 »

O öyle bir varlıktır ki, bütün emniyet ve em an ona racidir. Çünkü emniyet sebeplerini açıklamış, korku yollarını kapatmıştır.

Korku mahalli olmadan emniyet, helak olma tehlikesi olma­dan da korku tasavvur edilemez. Mü'mini mutlak o varlıktır ki, bütün emniyet ve emanın kaynağı asla ondan başkası olamaz. İşte o da Allah'tır.

Şurası da bir gerçektir ki, kör görmediği yerden kendisine bir felâketin gelebileceğinden endişe eder. İşte gören göz, sahibini böyle bir tehlikeden kurtarır. Eli olmayan kişi de el ile savunabileceği yerden tehlike geldiğinde böyle bir korkuya kapılır. Ama eli olursa o tehlikeyi rahatlıkla önler.

İşte insanoğlunun bütün organ ve duyuları da böyledir... İsimlerinden biri Mü'min olan Allah onları yaratmış, şekillendirmiş, kuvvetlendirmiştir.

Şimdi düşmanları tarafından aranan bir insanı düşünelim:

Çembere alınmış, halsiz olduğu için organları hareket ede­miyor. Hareket etse bile, kendisini koruyacak silahı yok. Veya silahı da var ama, düşman çok, tek başına üstelerinden gelemi­yor. Kendini koruyan insanlarda var ama, mutlaka hep beraber sığınacak bir kaleleri olması gerekiyor.. Tam o sırada biri yetişiyor ana silah, asker veriyor. Üstelik O'nu ve askerlerini muhafaza edecek bir de kocaman kale yapıyor. Ona emniyet ve eman nimetini tattırıyor. İşte böyle olan kişiye min diyebiliriz..

İmdi kul, yaradılış itibarı ile şayet zayıftır. Hastalık, açlık, su­suzluk, gibi şeylere maruz olduğu gibi: yanma, boğulma, yara­lanma, kırılma tehlikeleriyle de her zaman karşı karşıyadır.

Onun hastalık hakkındaki korku ve endişelerini, Ancak has­talığa çare bulan doktorlar bertaraf edebilirler. Yemekler de açlığını, su da susuzluğunu giderebilir. Azalan (organları) da bedenin muhafazası için elverişli olabilir.

Duyuları da felâketten haber verecek birer casuslarıdır..

Bütün bunların yanında kulun asıl büyük korkusu vardır ki, o da ahiret korkusudur. Onu bu korkudan kurtaracak yegâne siper ise Kelime-i Tevhiddir, Allah'ta işte kullarına en büyük bir reçete olarak ve en güzel koruyucu kale olarak bu Kelime-i Tayyibeyi ihsan etmiştir. Ve şöyle buyurmuştur: " La ilahe illAllah, benim kalemdir, Her kim benim kaleme girerse, azabımdan emin olur..”

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki; Kâinatla, eshâba tevessül et­meden emniyet tasavvur edilemez. Bu sebeplerin halikı; onların göstericisi ve nasıl kullanılacağının öğreticisi hiç şüphe yok ki (Allah)'tır.

O'dur her şeyi yaratan, Odur yol gösteren. Evet, O'dur gerçek ve mutlak MÜ'MİN...
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #7 : 30 Eylül 2010, 22:01:18 »

Tenbih:
Kul, bu isimden şunu elde edebilir: Yanında bulunan her­kesi şerrinden emin kılar. Hiç kimseye zararı dokunmaz. Ona başvuran her korkan kişiyi,” gerek kendi nefsi ve gerekse dini hakkında duyduğu korku ve endişeden kurtarmaya çalışır. Nite­kim Resûlüllah Sallallâhü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:

"Allah ve ahiret gününe iman eden, komşusunu kendi kötü­lüklerinden emin kılsın..

Kullar arasında bu isme en çok hak kazanan, halkı, kurtuluş yoluna, Allah yoluna irşad ve hidayet ederek Allah'ın azabından kurtaran kişilerdir.. Bunu da hiç şüphe yok ki, Peygamberler ve âlimler yaparlar. Bakınız Peygamberimiz (S.A.V.) ne buyurmuş­lar:

"Şüphesiz siz, ateşle kelebekler gibi dolaşacaksınız, ben gelip sizi bir tarafınızdan tutarak kurtaracağım!."

 
Hayâl Ve Tenbih:
Korku, şüphesiz ki Allah'tandır. Kullarını korkutan O'dur. Korku sebeplerini de o yaratmıştır.. Öyleyse emniyet O'na nasıl izafe edilir?

CEVAP: Korku ondandır... Emniyet de ondandır. Korku se­beplerini ve emniyeti yaratan hiç şüphe yok ki O'durl Onun korkutucu olması, Mümitl olmasına mani teşkil etmez. Nitekim kullarından bazılarını zelil kılması O'nun Muiz (Aziz) kılıcı olması­na mani değildir. Hem Muiz (Aziz kılıcı), hem de Muzil (Zelil) kılıcıdır..

Ve yine O'nun kullarından bazılarını alçaltıcı olması; yüksel­tici olmasına mani değildir. O bazı kişileri alçalttığı gibi, bazılarını da yükseltebilir..

Demek ki, Mümin (Eman veren) de O'dur, korkutan da O'­dur.. Lâkin güzel isimlerinden biri Mü'min olmuştur da Muhavvif (Korkutucu) olmamıştır... İmam-ı Gazali, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #8 : 13 Ekim 2010, 23:12:03 »

EL-MÜ’MİN
Allah’ın (cc) bu ism-i şerifi; iman ve güven veren, her türlü şüphe ve tereddütleri kaldırıp gideren demektir. Gönüllere iman bahşeden, kendisine sığınanlara eman verip onları koruyan ve emniyete kavuşturan, dilediği kullarına iman ve hidayet bağışlayarak onlardan şüphe ve tereddütleri kaldıran anlamlarına gelmektedir.

Kalpler Allah’ın (cc) elindedir. Dilediği gibi hükmeder. İnsan, sadece irade ve gayret sahibidir. Neticeler ise, her şeye hükmeden âlemlerin rabbine aittir. Ancak Allah (cc), kullarına karşı son derece merhametli ve adildir. Onları asla yalnız ve çaresiz bırakmaz. Kendisinden dilediklerinde, ihtiyaç ve çaresizlik içinde bulunduklarında kullarına yardımda bulunur, kalplerindeki korkuyu giderir, onlara emniyet ve güven verir.

Bu nedenle her türlü korkudan ve endişeden emin olmak için Allah’a (cc) iltica edip O’na sığınılmalıdır ki, Allah (cc) korku ve endişeleri kaldırıp emniyet ve güven versin. Çünkü kendisine sığınan Mü’min kullarının kalplerine güven hissi verip kalplerindeki korkuyu, tedirginliği, telaşı, endişeyi kaldıran, onları gerek dünya ve gerekse ahiret hayatında korkudan emin kılıp emniyete kavuşturan, bunun için gerekli esbabı hazırlayan O’dur. Mü’min kulunun işlerini yoluna koyan ve onu koruyup gözeten yalnız ve yalnız Allah’tır (cc), ondan başkası bunu yapmaktan acizdir.

“O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, Selam’dır (selâmet verendir), Mü’min’dir (emniyete kavuşturandır)…….” (Haşr 23)

Allah’a emanet olun.
M. ALİYÊ XERZÎ
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #9 : 28 Aralık 2010, 21:38:10 »

Ya Mümin!

Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandıgından emin olur
Sen inandırmazsan kim mümin kalir
Hevamın tuzagına düsürme beni nefsimin diline bırakma beni
Öyle mümin eyle ki beni pismanliklarim beni sana döndürsün
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
MÜ'MİN İÇİN DÜNYA HAYATI ACI, ÜZÜNTÜ VE IZDIRAPTIR Hadis-i Şerifler hamza01 0 174 Son Mesaj 27 Şubat 2010, 14:02:10
Gönderen: hamza01
MÜ'MİN VE KABİR SORGUSU Hadis-i Şerifler hamza01 0 189 Son Mesaj 06 Temmuz 2010, 13:29:28
Gönderen: hamza01