0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: RESULULLAH'TAN HİKAYELER  (Okunma Sayısı 1447 defa)
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« : 01 Mayıs 2007, 18:36:18 »

Ebû Hüreyre radıyAllahü anh şöyle anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm kabristana gelip buyurdu:
— Selâm sizlere ey müminler topluluğunun diyarı! Ve biz de,,—Allah dilerse— muhakkak size ulaşacağız. Kardeşlerimizi görmeyi arzu ediyorum.
— Ey Allah'ın Resulü, biz senin kardeşlerin değil miyiz? dediler. Peygamber aleyhisselâm:
— Siz arkadaşlarımsınız. Kardeşlerimiz ise, henüz gelmemiş olanlardır.
Bunun üzerine:
— Ey Allah'ın Resulü, ümmetinden henüz gelmemiş olan kimseyi nasıl bilir ve tanırsın? diye sordular. Peygamber aleyhisselâm:
— Bilmiyor musun ki, siyah atlar arasında yüzleri ve ayakları beyaz olan bir atın sahibi kendi atını bilmez, tanımaz mı? buyurdu.
— Evet, Allah'ın Resulü tanır, dediler. Peygamber aleyhisselâm:
— Çünkü onlar abdest sebebiyle yüzleri, el ve ayakları bembeyaz, parlak olarak gelirler. Ve ben de onları Havzın kenarında beklerim. Dikkat! Bazı kimseler benim Havzıma yaklaştırılmayacaktır. Haydi geliniz! diye çağıracağım. 
— Onlar senden sonra değiştirdiler, denilecektir.
Ben de:
— Yazık onlara! diyeceğim.

(Müslim, Neseî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #1 : 01 Mayıs 2007, 18:46:47 »

Üç kişilik bir grup Peygamber aleyhisselâmın gizli olarak yaptığı ibadetlerini sorup öğrenmek için, Resulüllah'ın zevcelerinin evlerine geldiler. Peygamber aleyhisselâmın zevceleri, onun ibadetini kendilerine anlatınca, güya bu yapılanları azımsayarak dediler ki:
— Biz Peygamber aleyhisselâmdan neredeyiz! Şüphe yok ki Allah onun geçmiş ve gelecekte olabilecek günahlarını mağfiret etmiştir.

İçlerinden biri: Ben geceleri devamlı namaz kılacağım, diğeri: Ben ömrüm boyunca devamlı oruç tutacağım, diğer birisi de: Ben de kadınlardan ayrı olarak yaşayacağım, hiç evlenmeyeceğim, dediler. Onlar bu şekilde konuşurlarken yanlarına Allah'ın Resulü geldi ve:
— Siz, şöyle şöyle söyleyen kimselersiniz, değil mi? Fakat biliniz ki, ben Allah'tan en çok korkan ve korunanınızım. Lâkin böyle olmakla beraber bazan oruç tutar, bazan da tutmam. Gecenin bir kısmında namaz kılar, bir kısmında ise uyurum. Kadınlardan da ayrı yaşamam, evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir, buyurdular.
(Buharı, Müslim, Neseî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #2 : 02 Mayıs 2007, 11:27:16 »

Ebû Vâkıd el Leysî anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm insanlarla birlikte mescitte otururken hemen üç kişi yanına geliverdi. Bunlardan ikisi Peygamber'in huzuruna doğru yürüdü. Birisi ise dönüp gitti. Bu ikisi Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelince, bunlardan biri, cemaat arasında bulduğu boş yere oturdu, ikincisi ise, cemaatın arkasına oturdu. Üçüncüsü de oturmayıp döndü ve gitti. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm mescitten ayrıldıktan sonra:

Bu üç kişiyi size anlatayım mı, dedi. Ve ilâve etti: — Birincisi, Allah'a sığındı. Allah da onu ilim mescidinde oturmakla mükâfatlandırdı, ikincisi, Allah'tan haya etti, Peygamber'in meclisinde bulunanları sıkıştırıp rahatsız etmekten kaçındı. Allah da ,onu cezalandırmaktan kaçındı ve ona, ihsanda bulundu. Üçüncüsüne gelince, o yüz çevirdi. Allah da ondan yüz çevirdi, buyurdu.



(Buharı, Müslim. Tirmizî, Neseî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #3 : 02 Mayıs 2007, 11:31:13 »

Câbir radıyAllahü anh anlatıyor:
Arkadaşlarımla beraber sefere çıkmıştık, içimizden birinin başına taş isabet etti ve başını yaralayıp kemiğini kırdı. Sonra aynı adam uykuda ihtilâm olduğu için, arkadaşlarına:
— Teyemmüm edebilir miyim, bu hususta benim için ruhsat buluyor musunuz? diye sordu.

Arkadaşları da:
— Hayır, su mevcut oldukça teyemmüme ruhsat yoktur, diye cevap verdiler. Bunun üzerine o şahıs gusül abdesti aldı ve açık vaziyetteki yaradan içeriye giren suyun tesiri ile vefat etti.

Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldiğimiz zaman, kendisine hadiseyi naklettiler.
Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm:
- Adamı öldürmüşler, Allah onları öldürsün, buyurdu.
Ve «Bilmiyorlarsa sorsaydılarya ; cehaletin ilâcı sormaktır, o adama teyemmüm etmek kâfi gelirdi. Yarasına da bir bez parçası koyar, üzerine mesheder ve vücudunun diğer yerlerini de yıkardı» diye ilâve etti.
(Ebû Davud)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #4 : 02 Mayıs 2007, 16:34:54 »

Ebû Hüreyre radıyAllahü anh'den anlatılır:
Resûlüllah aleyhisselâm şöyle buyurdu:
Kıyamet gününde üç kişi ilk olarak sorguya çekilir:
Birincisi, cihad esnasında ölen kimsedir ki, Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah, kendisine verilmiş olan nimetleri önüne serer. O da, bunlara nail olduğunu itiraf eder.
Bunun üzerine Allah kendisine:
Bu mazhar olduğun nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.
O da:
Senin yolunda şehîd oluncaya kadar savaştım, cevabını verir.
Allahü Teâlâ:
Yalan söylüyorsun; sen «yiğit» desinler diye savaştın ve sana «yiğit» dediler de, der. Sonra meleklerin kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılır.
İkincisi, ilim tahsil edip başkasına da öğreten ve Kur'ân okuyan kimsedir ki, bu da Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilmiş olan nimetleri bir bir sayar ve önüne serer. O da bunları tasdik eder.
Ve Allah kendisine:
Bu eriştiğin nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar.
O da:
İlim tahsil ettim, ilmi başkasına öğrettim ve senin rızan için Kur'ân okudum, diye karşılık verir.
Allah kendisine:
Yalan söylüyorsun, sen ilmi, «alim» desinler diye öğrendin. Kur'ân'ı da «güzel Kur'ân okuyan kişi» desinler diye okudun. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere kendisini almalarını emreder ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.
Üçüncüsü de, Allah'ın kendisine bolluk verdiği, malların her çeşidini ihsan ettiği kimsedir ki, Allah'ın huzuruna getirilir ve Allah kendisine verilen nimetleri karşısına çıkarır. O da bütün bunların kendisine verildiğini kabul eder ve Allah sorar:
Şu nail olduğun nimetlerle ne yaptın? der.
O da:
Verilmesini istediğin ne kadar yer varsa, hep o yerlerde ve o yolda dağıttım, diye cevap verir,
Allahü Teâlâ:
Yalan söylüyorsun. Sen bütün bunları kendine «ne cömerd adam!» dedirtmek için yaptın. Ve sana böyle dediler de, der. Sonra meleklere onu almalarını emreder. Ve yüz üstü sürüklendirilerek cehenneme atılır.


(Müslim, Tirmizî, Nesei)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #5 : 03 Mayıs 2007, 15:40:12 »

Ebû Hüreyre radıyAllahü anh'ten rivayet edilerek anlatılıyor:
Muhacirlerin fakirleri Resulüllah aleyhisselâma gelip dediler ki:
«Servet sahibi Müslümanlar derece ve nimetler bakımından bizi geçtiler...» Resulüllah aleyhisselâm da «ne hususta» diye buyurunca; muhacir fakirler:
«Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyorlar; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar sadaka verdikleri halde biz veremiyoruz; onlar köle azad ediyorlar, biz edemiyoruz.» dediler.
Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
«Size, sizden ilerde bulunanlara yetişebileceğiniz, sizden, geride, sizden aşağıda olanları geçebileceğiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlar müstesna, sizden başka kimsenin daha faziletli olamıyacağı bir şey öğreteyim mi?» buyurdu.
Muhacirlerin fakirleri: _
«Evet, Öğret, ey Allah'ın Resulü» diye cevap verdiler.
Peygamber aleyhisselâm da:
«Her namazın sonunda otuz üç defa Sübhânellah (Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim.) otuz üç defa Elhamdülillah (Hamd Allah'a mahsustur,) otuz ÜQ defa Allahü Ekber (Allah en büyüktür) deyiniz» buyurdu.
Muhacir fakirler, Resulüllah aleyhisselâma gelerek dediler ki:
«Mal ve servet sahibi kardeşlerimiz bizim bu yaptığımızı işitip onlar da aynen böyle yaptılar.»
Bunun üzerine Allah'ın Resulü şöyle buyurdu:
«Bu Allah'ın fazlıdır, dilediğine verir.»



(Buharî, Müslim, Ebû Davud, Tirmizî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #6 : 04 Mayıs 2007, 09:03:31 »

Amir bin Sa'd radıyAllahü anh babasından naklen anlatıyor:

Peygamber aleyhisselâm ile beraber Medine'ye gitmek üzere Mekke'den yola çıktık ve Azverâ isimli mıntıkaya yaklaştığımızda, Nebiy aleyhisselâm indi ve ellerini kaldırıp bir müddet Allah'a dua ettikten sonra yere kapanıp secde etti. Secdede uzun bir süre durdu, yine ellerini kaldırıp bir müddet Allah'a duada bulunduktan sonra yere kapanarak secdeye vardı; yine Uzun bir süre durduktan sonra tekrar ellerini kaldırarak, bir süre daha Allah'a dua etti ve sonra yere kapanarak secde etti. Bundan sonra da şöyle buyurdu:

Muhakkak ben Rabbime yalvarıp ümmetim için şefaat ettim de Rabbim ümmetimin üçte birinin günahlarını affetti; bunun üzerine, şükürde bulunmak için secdeye kapandım. Sonra başımı kaldırarak ümmetim için Rabbime yalvardım da yine üçte birinin daha günahlarını bağışladı; bunun üzerine, şükretmek için secdeye vardım. Sonra başımı kaldırdım, ümmetim için Rabbime yalvardım da, ümmetimin son üçte birinin de günahlarını bağışladı ve Rabbime secde etmek için yere kapandım.



(Ebû Davud)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #7 : 05 Mayıs 2007, 13:11:46 »

Câbir radıyAllahu anh'ten şöyle anlatılır:

Peygamber aleyhisselâm ile Bayram namazında bulundum da, ezan ve kamet okunmadan, hutbeden önce namaza başladı. Sonra Bilâl radıyAllahu anh'e dayanarak hutbe okumak için kalktı. Ve takvayı emrederek Allah'a taat ve ibadete teşvik etti ve insanlara vaz-u nasihatte bulunduktan sonra, Mescidin gerisinde bulunan kadınlara geldi ve onlara da vaz-u nasihat ederek:

— Sadaka veriniz, çünkü çoğunuz cehennem odunusunuz!, deyince, kadınların hayırlılarından yanakları al biri kalktı ve:

— Ey Allah'ın Resulü; neden çoğumuz cehennem odunları oluyoruz, dedi.

Peygamber aleyhisselâm buna cevaben şöyle buyurdu:

— Çünkü, siz çok çok şikâyet eder ve kocanızın nimetlerini örter, görmezsiniz.

Bunun üzerine kadınlar ziynetlerinden küpelerini ve yüzüklerini Bilâl'in elbisesine koyarak sadaka vermeye başladılar.


(Buharı, Müslim, Ebû Davud, Neseî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #8 : 05 Mayıs 2007, 19:09:35 »

İbni Abbas radıyAllahü anh anlatıyor:
Peygamber aleyhisselâm zamanında güneş tutulmuştu. Allah'ın Resulü namaz kılıp uzun uzun kıyamda kaldı.
Bundan sonra Peygamberimiz şöyle buyurdu:
— Muhakkak güneş ile ay Allah'ın âyetlerinden birer âyettir. Hiç bir kimsenin ölümü ve yaşaması için tutulmazlar; şu halde tutulduklarını görünce Allah'ı zikrediniz.
İnsanlar dediler ki:
— Ey Allah'ın Resulü, durduğun yerde bir şey almaya uzanmış olduğunu, sonra da irkilip geri çekildiğini gördük. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:
— Katî olarak Cenneti gördüm de, bir salkım üzüm yakaladım. Koparmaya muvaffak olsaydım, dünya durduğu sürece ondan yiyebilecektiniz. Bana Cehennemde gösterildi. Şu anda gördüğüm manzaradan daha kötü hiç bir manzara görmedim. Cehennemdekilerin çoğunu da kadınlardan gördüm, buyurdu.
— Ey Allah'ın Resulü, ne sebeble onların çoğu kadınlardandır? diye sordular da, Peygamber aleyhisselâm:
— Küfürleri sebebiyle, cevabında bulundu.
— Allah'a mı küfrediyorlar? diye yine sordular. Peygamber aleyhisselâm:
— Kocalarına ve kendilerine yapılan nimete küfrediyorlar; onlardan birine dünyayı versen, yahud ömrü boyunca iyilikte bulunsan, yine senden hoşlarına gitmeyen bir şey görünce, senden hiç bir zaman hayır görmedim, derler, buyurdu.

(Buharî, Müslim, Neseî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Mana-i Harfi
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 338


بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم


« Yanıtla #9 : 06 Mayıs 2007, 09:29:27 »

Huzeyfe radıyAllahü anh, Peygamber aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatıyor:
Melekler sizden önce geçen bir şahsın ruhu ile karşılaşmışlardı ve kendisine:
— Hayır olarak bir şey işledin mi? diye sormuşlardı da, adam:
— Hayır, diye cevabta bulunmuştu. Melekler:
— Biraz düşün, dediler. Adam:
— insanlara borç verirdim de, hizmetçilerime, güç vaziyette olanların borçlarını tehir etmelerini, hâli iyi bulunanlardan da mümkün olanı almalarını emrederdim, dedi.
Allahü Teâlâ da:
— Bu kuluma kolaylık gösterin, buyurdu.



(Buharî, Müslim, Tirmizî)
Moderatöre Bildir   Logged

Eğer nefsine tâlip isen, çürüktür, hem temelsiz de;
Eğer âfâkı ister isen, fenâ damgası üstünde.

Demek değmez ki, alınsa; çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç; iyi mallar dizilmiş arkasında.
Sayfa: [1] 2 3 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: