0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: KUR'AN'DA NÂSİH-MENSÛH MESELESİ  (Okunma Sayısı 1780 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #10 : 11 Nisan 2011, 11:52:06 »

METNİ BAKİ HÜKMÜ MENSUH NASLAR

Daha öncede belirtilmiş olduğu üzre neshin varlığını savunanlar, Kurandaki mensuh ayetler üzerindeki ittifak sağlamış değillerdir.  Bu ayetler ister beşyüz, ister beş adet olsun, sonuçta  hepsi için geçerli olan ortak bir nokta vardır ki o da, lafızlarının okunmasına karşılık hükümleri ile amel edilmemesidir.  Yani mensuh olduğu ileri sürülen ayetler bir anlamda tarihsel naslardır.  Şimdi mensuh olduğu  iddia edilen  bazı nasslar üzerinde duralım..

örnek/   Ey Peygamber! Mü’minleri cihada teşvik et. Eğer sizden sabredici yirmi kişi olsa iki yüze galip olurlar. Ve eğer sizden yüz kişi olsa, kâfir olanlardan bine galip gelirler. Çünkü onlar şüphe yok ki, hakkı anlamaz bir kavimdirler.el- enfal 8/65

ENFAL 66. Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, (onlardan) ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, Allah’ın izniyle (onlardan) ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. ayetiyle neshedildi...ibni kesir tefsiri..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #11 : 11 Nisan 2011, 12:04:43 »

Hemen ifade etmemiz gerekirse, aralarında var olduğu zannedilen çelişkiden ötürü nesih teorisi içerisinde mutala edilerek bir sonuca ulaştırılmak istenen bu ayetler arasında neshi kabul etmeyen alimlerce esas itibari ile herhangib ir çelişki söz konusu değildir. Zira onlara göre bu ayetler,  Müslümanarla , kafirler arasındaki kuvvetin  oranını ortaya koymaktadır.Bu Oran birinci ayette bire on ,  ikinci ayette ise bire iki olarak  belirlenmiştir. . Sayılara bakıldığı zaman açıkca görülürki ilk ayette "yirmi" ve "yüz "olarak verilen rakamlar,ikincisinde "ikincisinde "yüz "ve "bin " olarak artırılmıştır. Buda müslümanların asrı saadeten sonra  ilk zamanlara nazaran kemiyet itibari ile çpğaldığını ancak keyfiyet itibari ile  bir düşüş  gösterdiğini ortaya koymaktadır. . Yani ilk müslümanlar  sayı itibarı ile az,  fakat güç itibarıyle kendilerinden  sonra gelenlerden çok daha üstün idiler.  O halde bu ayetlerden her biri farklı şartlar için söz konusu edilmelidir.  Buna göre müslümanlar  güçlü oldukları zamanlarda  birinci ayetle, , bu güce ulaşamadıklarında ise  ikinci eytle amel etme durumundadırlar. d. edecek inş...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #12 : 11 Nisan 2011, 15:42:39 »

...Tabiki burada esas olan birinci ayetin ortaya koymuş olduğu hükümdür.  Yani müslümanlar her zaman bu gücü elde tutmaya gayret etmelidirler.  Ancak bazı arizi durumlarla karşılaşırlarsa işte o zamanda bire iki oranının korunması gerekmektedir. . Kısacası el- Enfal 8/65. nas müslümanın sahip olacağı gücün tavanını,  diğeride tabanını göstermiş olmaktadır. -.s.ateş çağdaş tefsir.-
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #13 : 23 Nisan 2011, 15:35:19 »

   ...Bu durumda söz konusu ayetler arasında herhangi bir nesih keyfiyetinden söz etmeye ihtiyaç yoktur. İşte tamamen bu anlayıştan hareketle Ebu Müslim el- İsfehani söz konusu ayetler arasında neshin olmadığını zikretmekte, Er Razi "eğer ebu müslimden önce bu ayetler arasında neshin bulunduğu hakkında icma edilmişse, buna sözümüz yok, ama böyle bir icma söz konusu değilse, Ebu Müslimin tesbiti doğrudur " demektedir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #14 : 26 Nisan 2011, 11:34:35 »

Örnek:2) MAİDE 90. "Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz." Ayetinin

 "NAHL 67. Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz. İşte bunlarda da aklını kullanan kimseler için büyük bir ibret vardır."

 "BAKARA 219. Sana, şarap ve kumar hakkında soru sorarlar. De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve insanlar için bir takım faydalar vardır. Ancak her ikisinin de günahı faydasından daha büyüktür. "

 "NİSA 43. Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın."  Ayetlerini nesh ettiği ifade edilmektedir.

  Her ne kadar bahis konusu ayetler arasında da nesihten söz ediliyorsa da, esasen neshe muhalif olanlara göre buradada nesih bulunmamaktadır. . Çünkü sözü edilen bu ayetler grubu mü'minlerin dikkatini içkinin,  bir çırpıda terk edilebilecek alışkanlıklardan olmadığı noktasına çevirerek, bu alışkanlığın pratik hayattan kaldırılması için tedrici bir yol izlemenin gereğine işaret etmektedir.. Esasen  bilinmelidir ki,  içki ile ilgili ilk ayeti indiren yüce Allah, bahis konusu ayeti indirdiği zaman da  içkinin zararlı olduğunu  ve yasaklanması gerektiğini  pek ala biliyordu. Ancak toplumun, böyle bir alışkanlığı terk edebilmesi için zamana ihtiyacı vardı. Herşeyden önce insanlar bu konuda eğitime tabi tutulacak, içkinin iyi bir şey olmadığı önce kafalara yerleştirilecek, sonra içkinin miktarı azalttılarak bedenin alışkanlığı ve bağımlılığı tedrici olarak ortadan kaldırılacaktı ve nitekim öylede oldu. Su yerine içki kullanan o toplum, söz konusu tedricilik sayesinde sonunda bu bağımlılığından kurtulup bir daha kullanmamak üzere içkiden uzaklaştı.  işte içki alışkanlığının sona erdirilmesi hususunda takip edilen bu yol ilahi bir yoldur.  ve her zaman için başarı şansı mevcuttur. . O halde asrı saadette uygulanıp başarısını isbat eden böyle bir uygulamayı, sadece ilk muhataplara tahsis edip, ayetlerin hüküm alanlarını daraltmak ve sonraki,leri, böyle bir tedricilik imkanından mahrum etmek haksızlık sayılmazmı? Mademki takip edilen bu metot sonuç itibarıyle başarıya ulaşmıştır. o halde her dönemde insanların onu uygulamasına imkan tanımada hiç bir sakınca yoktur.[/b]
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #15 : 27 Nisan 2011, 10:40:11 »

ÖRNEK :3

Nesih taraftarlarından bir kısmıda,

2/240 - İçinizden ölüp geriye dul eşler bırakan erkekler, eşleri için, evden çıkarılmaksızın bir yıla kadar geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Ama onlar (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların meşru biçimde kendileri ile ilgili olarak işlediklerinden dolayı size bir günah yoktur. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

2/234 -" İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." ayetiyle neshedildiğini iddia etmektedir.


Görüldüğü gibi buradada neshin varlığı için ileri sürülen gerekce, ilk ayette söz konusu edilen bekleme müddetinin bir yıl, ikincisinde ise dört ay on gün şeklindeki farklılıktır.   Ancak nesih muhalifleri birinci ayette belirtilen süreyi, "kadının istediği taktirde kocasının evinde kalabileceği" bir süre, ikincisini de " bekleme mecburiyetinde kaldığı "   süre olarak ele alıp ,  bu iki ayetin arasında herhangi bir çelişki nin bulunmadığını iddia etmektedirler.. Buna göre denilebilirki kadın, kocasının ölümünden sonra onun evinde dört ay on gün kalmak zorundadır. Çünkü dört ay on günden fazla yas tutmak haramdır.(süleyman ateş) Ama bu müddeti bir yıla kadar uzatıp uzatmama konusunda tamamen muhayyerdir. (sait şimşek)

 Bu kısımla ilgili olarak da nesh nesih muhalifleri tarafından şu ifade edilmektedirki, Kuranda hükmü neshedilip tilavetidevam eden  herhangi bir nas mevcut değildir.. Yani her ayetin  bir uygulama zamanı ve alanı vardır.  Belki Kueanın çok az bir kısmı, bazı zamanlarda uygulanabilir konumda bulunmaktadır.Ama neticede uygulanabilir  açısından ayateler arasında bir farklılık söz konusu değildir.


Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #16 : 28 Nisan 2011, 10:45:48 »

HEM HÜKMÜ, HEM TİLAVETİ  MENSUH NASLAR..

 Bu hususta ileri sürülen nas da, Hz Aişe r.a dan  yapılan bir nakilde zikredilen "Bilinen on emzirme haramlık hükmü doğurur"  ayetidir. Buharinin rivayetine göre Hz Aişe söz konusu naklinde şöyle demiştir. "bilinen on defa emzirme haramlık hükmü doğurur" ayeti, Kuranın içinde yer almaktaydı. Ancak daha sonrada bu, "beş bilinen emme" ile neshedildi. Hz Peygamber (s.av) vefat ettiği zaman onlar Kuran ayetleri arasında okunmaktaydı."
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #17 : 01 Mayıs 2011, 10:37:06 »

Nesih taraftarlarına göre ilk önce  on emzirmenin evlilikte haramlık hükmü doğurduğunu ifade eden ayet nazil olmuştu,  ancak bu daha sonra beş emzirmeyi hüküm olarak ortaya koyan ayetle neshedildi. Ardındanda beş emzirmeyi ifade eden ayet tilavet yönüyle Mushaftan çıkartıldı. Yani ilk ayet hem hükmen hemde tilaveten yürürlükten kaldırılırken, ikinci ayet yanlızca lafız yönüyle neshedilip hükmü ibka edilmiş oldu.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #18 : 08 Mayıs 2011, 10:56:09 »

   Nesih konusunu ana hatlarıyle ortaya koyduktan sonra sonuç olarak şunu ifade edelim ki, İslam bilginlerinin çoğunluğu neshi tefsir ilminde bir çözüm yolu olarak kabul edip savunurken, bir kısmıda Kurandaki mevcut ayetlerin hepsinin bir işlevi olduğunu ileri sürüp neshi reddetmektedir.  Bize göre burada isabetli olan görüş,  neshe kapı aralamayan görüştür.  Çünkü Kuran başlı başına bir hukuk sistemi değil, İslam hıkuk sisteminin öncelikli temel kaynağıdır.  Böyle olunca Kuranın içerdiği bütün naslar hukuk için malzeme niteliğindedir.  Tabiki bu durumdada bir nassın bir başka nasla taarruzu söz konusu değildir.  Naslar arasında herhangi bir çelişki olmadığı sürecede nesihten söz etmenin bir anlamı yoktur. . Zira nesih , naslar arasında meydana gelebilecek bir taarruzu ortadan kaldırmak, böylece Kuranda anlam yönünden bir bütünlük oluşturmak için öngörüle4n bir yoldur. Kaldıki bir çözüm yolu olarak başvurulan nesih,  problemleri halletme uğruna bazan yeni problemlerde ortaya çıkarmaktadır.  Bunları neshin taksimatındada görmek mümkündür. . Mesela toplumsal bir mesele ile ilgili hüküm taşıyan  "recmayeti"  nin tilaveten,  çeşitli  alanlara dair hüküm  içeren  bir kısım ayetinde hükmen,  bunların dışındaki bazı ayetlerinde hem hüküm hemde tilavet yönüyle iptal edildiğini iddia edip,  bunu akılla ,izaha kalkışmada da ortaya çıkacak problemler bun lardan bazılarıdır.  Ayrıca Kuranın bir kısım  ayetlerini hüküm itibari ile mensuh saymak,  onları bağlayıcı göremmek anlamında tarihsel bir alana hap*setmek demektirki,  buda Kuranın evrenselliğine gölge düşürmektedir. Esasen bu konuda izlenmesi gereken en isabetli yol,  biraz öncede ifade edildiği gibi Kur'anda ki nasların hepsinin yer zaman ve şartlar elverdiğinde mutlaka bir fonksiyon icra edeceklerini kabul ederek neshe kapı aralamamaktır.. çünkü yeri gelince "af" yeri gelincede "seyf" prensibi bu anlayışa daha uygun düşmektedir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #19 : 08 Mayıs 2011, 11:07:36 »

NESİH KONUSUNDA YAZILAN BAZI ESERELR.

1/ Kâtade b. Diame, Kitabu'un nasih ve'l- mensuh, Beyrut 1985

2/ Ebu Ubeyd el-Kâsım b. Sellam, en-Nasıh ve'l- mensuh  Topkapı Sarayı Ktp, III. Ahmed Bölümü, No: 143

3/ Ebu Ca'fer en- Nassah,  en Nasih ve'l -mensuh, Mısır 1315

4/ Mekki b. Ebi Talib, el-İ'caz fi nasihi'l- Kur'an ve mensuhihi, Riyad 1976

5/Abdurrahman b. el- Cevzi, Nevasihu'l- Kur'an, BEYRUT 1985.

6/Mustafa zeyd, en- NESH Fİ'L-Kur'ani'l- Kerim, Kahire 1963


Bu konuda burada sona erdi...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
MÜCTEHİD VE İCTİHAD MESELESİ Tevhid Ve Akaid « 1 2 » Âl-i İmran 18 743 Son Mesaj 21 Ekim 2010, 15:03:27
Gönderen: Âl-i İmran
ECEL MESELESİ Tevhid Ve Akaid Âl-i İmran 7 307 Son Mesaj 01 Ocak 2011, 21:16:47
Gönderen: Âl-i İmran
AZİMET VE RUHSAT MESELESİ: Tevhid Ve Akaid Âl-i İmran 8 756 Son Mesaj 07 Ocak 2012, 16:27:19
Gönderen: Âl-i İmran