0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İSKİLİPLİ ATIF HOCANIN HAYATI  (Okunma Sayısı 290 defa)
umeyr21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


« : 02 Mayıs 2011, 15:20:33 »

İSKİLİPLİ ATIF HOCA

Atıf Hoca, İskilip'in Tophane köyünde doğdu. ilk tahsilini köyde yaptı. 1893'te İstanbul'a gelip medrese tahsili yaptı. 1902'de icazet alarak Darü'l-fünunun ilahiyat Fakültesine girdi. 1903 te fakülteyi bitirip Fatih Camiinde Ders-i Amm olarak kürsüye çıktı.

31 Mart vakasından sonra Sinop'a sürüldü. oradan sungurlu'ya gönderildi. ve daha sonra yanlışlık olduğu söylenerek serbest bırakıldı.

Yunanlılar zmir'e çıktığında ilk tepkiyi, kurduğu 'teal-i islam cemiyeti' vasıtası ile yaptı. Kısa zamanda toparlanan Anadolu, işgalcileri; halkça "gavur-islam dışı" olan insanları çıkarmayı başardı.

Osmanlı tarihi kara bir leke ve bitişle karşılaşıyordu. Yanlış eğitilmelerine neden olduğu çocukları onların yıkılmasına neden oluyor, burada ilk hedefte imparatorluğun oluşumuna zemin hazırlayan islam ve müslüman halk oluyordu.  Bir devlet bitiyor yeni bir devlet kuruluyordu. Laik çağdaş ve demokrat türkiye cumhuriyeti!!!

Müslümanlar şaşkındı bir o kadar da cahil.

İskilipli Atıf Hoca da islam'a bağlı örnek nir şahsiyet olarak bu dönemin sıkıntılarından payını alıyordu. Sürgün ve hapis....

Ülkedeki 'batılılaşma ' hareketine karşı "firenk mukallitliği ve şapka" adlı eserini  1924'te yazar. kitapta,batının iç yüzünü çevresindekilere anlatıyordu. Daha sonra yeni bir kanunla vatandaşlara ülkeden kovdukları İtalyan'lardan üç gemi dolusu satın aldıkları şapkaları giyme mecburiyeti geliyordu. Buna halk ve ulemadan büyük tepki geldi. Ve her kanuna savunuculuk yapanlar kanun tanımazlara haddini bildirmeliydi. İnsanlar başına şapka takmadığı için katlediliyordu.

İskilipli Atıf Hoca da birbuçuk sene önce yazdığı Firen Mukallitliği kitabı bahane edilerek tutklandı. Giresun istiklal mahkemesinde yargılanarak suç bulunamaması nedeni ile İstanbul'a gönderildi. Ancak bir süre sonra yeniden tutuklandı. 26 Aralık 1925 te arkadaşları ile beraber 13 kolluk kuvveti gözetiminde Ankara'ya gönderildi. 26 Ocak 1926 Salı ünü Ankara istiklal mahkemesinde yargılandı.Savcı, İskilipli Atıf Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. mahkeme müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Ertesi gün mahkeme reisi Kel Ali, müdafaa yapmaya gerek görmeyen İskilipli Atıf Hoca için alınan kararı açıklar:İDAM... Yani ŞEHADET

İskilipli Atıf Hoca vakarla ve dudağında ayetlerle gittiği idam sehpasında şunu söylüyordu:"zalim ve katillerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız"

 

 
Moderatöre Bildir   Logged
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Online Online

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 26 Kasım 2011, 12:59:45 »




İskilipli Mehmet Atıf Hoca’nın mezarının, yıllar sonra Ankara’dan İskilip’e taşınmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktı.

Tek parti döneminde şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Mehmet Atıf Hoca’nın mezarının, yıllar sonra Ankara’dan İskilip’e taşınmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. DNA testinden sonra Atıf Hoca’nın kemiklerini toplayan eski vekil, belediye başkanıyla birlikte cenaze namazını kılıp dualar eşliğinde kemikleri İskilip’teki kabre gömmüş.

1926 yılında ‘’Üç Aliler’’ olarak bilinen heyetin yönettiği İstiklal Mahkemesi kararıyla idamına karar verilen İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926 tarihinde Ankara Ulucanlar’da kurulan idam sehpasında can verdi. Cenazesi ilk olarak Mamak kimsesizle’ mezarlığına defnedildi. Adnan Menderes’in başbakan olmasıyla kabri bulunarak 1954 yılında DP iktidarı döneminde Gülveren ile Çinçin arasındaki asri mezarlığa taşındı. Daha sonraki yıllarda mezarlığın o bölümü parka dönüşünce Atıf Hoca’nın kabri de kayboldu. Uzun yıllar kabrinin yeri ailesi tarafından dahi bilinemedi. Cebeci’deki Şafaktepe Parkı'na gelen sevenleri mezarın yerini dahi bilmeden dua etmek zorunda kaldı. Bu durum idam yıllarında mahkemede katip zabitliği yapan ve Atıf Hoca’nın yargılama ve idam hallerini yakından takip eden bir görevlinin vicdanını derinden yaraladı. Hayattayken Atıf Hoca’nın kabri konusunda harekete geçmekten çekinen katip zabiti, oğluna bir vasiyet bırakarak mezarın yeri konusunda ipuçları verdi. Vefat eden zabit katibinin oğluna bıraktığı vasiyet sonrası parka dönüşen yerde Atıf Hoca’nın mezarı bulundu. Atıf Hoca’nın kabrinin bulunması ve çıkartılması için merhumun yakınlarına Fazilet Partisi eski Hatay Milletvekili Mehmet Sılay yardımcı oldu. 2000 yılında bulunan mezarın İskilip’e taşınma sürece tam 8 yıl sürdü. Atıf Hoca'nın ailesinden geriye çok az kimse kaldığı için süreç uzadı.

Sılay, mezardan çıkartılan kemik örneklerini Atıf Hoca’nın yakınlarından alınan örneklerle birlikte DNA testi yaptırdı. DNA sonuçları kemiklerin Atıf Hoca’ya ait olduğunu doğrulayınca Atıf Hoca’nın cenazesinin memleketi Çorum’un İskilip ilçesine taşınmasına karar verildi. Mezarlık açıldığında daha önce tam üç kez yer değiştiren Atıf Hoca’nın cenazesinden geriye kalan kemiklerinin bir kısmının kayıp bir kısmının da parçalanmış olduğu görüldü. Eski vekil Sılay, dualar eşliğinde özenle çıkartılan kemikleri kendi özel aracıyla İskilip’e götürdü. Konudan haberdar edilen dönemin İskilip Belediye Başkanı Orhan Öztürk ile birlikte Sılay, 22 Nisan 2008 tarihinde ikindi namazı sonrasında cenazenin İskilip Gülbaba Mezarlığı’na defnini sağladı. Definde dualar okunda ve cenaze namazı da kılındı.

İSKİLİPLİ MEHMED ÂTIF HOCA’NIN HAYATI


Babası Akkoyunlu aşîretinin İmamoğulları ailesinden gelen Mehmed Ali Ağa, annesi Mekke'den göç etmiş, Ben-î Hattab aşîretinden Nazlı Hanım. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Âtıf, dedesi Hasan Kethüdâ'nın himayesinde yetişti. Köy hocasından başladığı tahsiline 1891'de îtibâren iki sene İskilip’te devam etti. 1893 Nisan ayında medrese eğitimine devam etti. 1902’de medresedeki öğrenimini bitiren Atıf Hoca, ertesi sene Fatih Camiinde ders vermeye başladı. Bu sıralarda Dâr-ül Fünûn'un İlâhiyat Fakültesi'ne girdi ve 1905’te buradan mezun olarak Kabataş Lisesi Arapça öğretmenliğine başladı. Şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle dönemin Üç Aliler olarak bilinen mahkeme heyetinin başında olduğu İstiklal Mahkemesi’nde 26 Ocak 1926 Salı günü Ankara’da yargılandı. Savcı, İskilipli Atif Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme, müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Mahkemeye savunma vermeyen Atıf Hoca bir süre sonra Ankara Ulucanlar'da idam edildi.

CİHAN
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
BAŞÖRTÜSÜ / ULUCAMİ / BEYAZIT / İSKİLİPLİ ATIF EFENDİ.. İslamda Kadın ve Tesettür hizba xuda 5 485 Son Mesaj 17 Ekim 2007, 22:07:55
Gönderen: aişe
İskilipli Atif Hoca ßant tiyatrosu Sohbetler/Seslendirme Hakkaniyet 1 432 Son Mesaj 25 Kasım 2007, 04:38:19
Gönderen: HÜSEYİN
Iskilipli Atif Hoca Şehidlerimiz MERXAS 2 221 Son Mesaj 08 Nisan 2009, 17:12:59
Gönderen: têkoşîn
iskilipli Atif hoca fon sesli Şiir&Fon Müzikler vuslat 4 1028 Son Mesaj 03 Mayıs 2009, 10:43:06
Gönderen: vuslat
İskilipli Atif Hoca (Tiyatro Bant Yayını) Sohbetler/Seslendirme « 1 2 » vuslat 12 750 Son Mesaj 27 Ağustos 2009, 13:55:43
Gönderen: mustazaf 47
NİHAT HATİPOĞLU HOCANIN ESKİ SOHBETLERİ MP3 İNDİR Sohbetler/Seslendirme yanardağ55 0 1590 Son Mesaj 01 Haziran 2011, 23:40:05
Gönderen: yanardağ55
İSKİLİPLİ MEHMED ATIF EFENDİ (1875-1926) İslam Alimleri ve öncüleri hamza01 0 118 Son Mesaj 24 Ağustos 2011, 17:46:30
Gönderen: hamza01