0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: ES-SELÂM (C.C.)  (Okunma Sayısı 790 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« : 24 Temmuz 2010, 11:07:42 »

“Kullarım tehlikelerden selâmete çıkaran, her çeşit arıza ve hâdiselerden salim kılan.”

Selâm: Her selâmetin kaynağı, kendisinden selâmet umulan, dertten, ızdıraptan, belâdan, ayıptan ve kusur­dan berî olan manasınadır.

Bu mübarek isim, El-Kuddûs ism-i şerifine yakın bir mânâ bildirmekte ise de, bu daha çok istikbâle aittir.

Meselâ: Âlemde bulunan her şey, hattâ âlemin kendisi değişikliğe, halden hale uğrar. Gün gelir dünya da elden gider, içinde olanlar da. Fakat yüce Allah'ın gerek zât-ı kerîmi, gerek sıfatı hiçbir zaman, ne şimdi, ne de gelecekte en ufak bir değişikliğe, bir eksikliğe uğramaktan münez­zehtir. O Zât-ı Kibriya, ezelde nasılsa ebedde de öyledir. O'nun için zaman mekân mefhumu da yoktur. Çünkü za­man da bir mahlûktur.

Şimdi tek tek heceleyelim:

O, hiçbir zaman yok olmaz.

Kudreti eksilmez.

Mülkü elinden çıkmaz.

İlmi gevşemez.

O'nu gaflet basmaz.

Uyku O'na arız olmaz.

O dâima diridir.

Kimse O'na karşı galip gelemez.

Kimse O'nun mülkünde ortak olamaz.

Görebildiğimiz ve göremediğimiz bütün varlıklar O'na muhtaçtır ve her şeyin bir sonu vardır. O'ndan başka salim kalacak yoktur...
Moderatöre Bildir   Logged

Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2010, 18:35:18 »






ESSELÂM



Göklerden son ilâm: Allah bir, bir İslâm.

Şekiller, elif lâm; Ne bir harf, ne kelâm ;

Esselâm, esselâm…



Yer çökük, gök soluk; Diz bükük, saç yoluk.

Ne varsa korkuluk. Ne bir harf, ne kelâm;

Esselâm, esselâm…



Bu hayat bir ezber; Hayattan ne haber,

O’nunla beraber? Ne bir harf ne kelâm;

Esselâm, esselâm…



Ön ve ard, ve sol, Bin yolda yol boyu bu yol.

Emir: Öl, yahut ol! Ne bir harf, ne kelâm;

Esselâm, esselâm...



Elinde alamet izinde selâmet,

Tek isim …Muhammed…

Ne bir harf, ne kelâm;

Esselâm, esselâm



Necip Fazıl Kısakürek
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #2 : 25 Temmuz 2010, 22:38:19 »

Âleme Yusuf -selâm üzerine olsun- güzelliğinde kim­se gelmemiştir. Bütün güzelliğiyle beraber Yusuf da tahtından kara toprağa inmiştir. Züleyhâ gibi gün görmemiş bir inci de nihayet başına karlar yağarak ih­tiyarlığa mahkûm olmuştur.

Evet; mahlûk varken yok olur, zenginken fakir düşer, güzelken güzelliği elden gider, sultanken kul olur, kul iken sultanlığa kurulur, bir çoban bir memleketin başına gelebilir. Bir cengâver de âciz bir adama yenik düşebilir. Yani mahluklar bir halde kalmaz, dünya bir anda yalan olur. Ebedîlik ancak Cenâb-ı Hakka mahsustur. Selâmet de yine O'na mahsus...

Hâlik-ı Zîşan Hazretleri, her türlü ayıp ve nok­sanlıktan müberrâ olduğu cihetle, bu isimle isimlendirilen herkesten daha ziyade “es-Selâm” ismine müstehaktır. İnsanlara isim verilirken “Selâm” yerine “Abdüsselâm” de­nilmesi daha uygundur.

Kula gereken şey, dâima O'na güvenip dayanmak, O'nun emrinde kalmak, hacetlerini O'na sunmaktır. Çünkü dünya da, ahiret de O'nun kudret elindedir. Vezirler, şahlar da O'nun kapısında boyun büker. Herkesin eli O'nun kerem sofrasına uzanır. O kadar ki, inkârın kuyusunda mekân tutan müşrikler O'nun nimetleriyle rızıklanırlar. O verir de verir. Vermekle O'nun hazineleri tükenmez. Afattan, belâdan, tufandan, fırtınadan salim kalan yalnız O'dur. Fırtınalar, yıldırımlar, şimşekler, zelzeleler hep O'nun dilemesiyle vücud bulur.

Âlemde kendileri gibi fânilere bağlananlar, hatta on­ları hâşâ ilâhlaştıranlar başlarım dalâlet kayalarına çarpan zavallılardır. Ve onların akıbeti pek fecîdir.
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #3 : 26 Temmuz 2010, 17:42:18 »

Yine kafası olup da aklı olmayan bazı alık adamlar; şarkıcılara, bilmem necilere “Sanat ilâhı, ses ilâhı, kuvvet ilâhı” demek cehaletini gösteriyorlar ki, bundan büyük ahmaklık ve belâ düşünülemez.

O putlaştırılan adamlar bir de bakıyorsunuz ki kabre düşüvermiş. Ecel eli onu ensesinden yakalayıp hesap diyarına alıvermiş... Ölen, yok olan, değişikliğe uğrayan, bir başkasına ihtiyaç duyan şey nasıl İlâh olur?

İşte Es-Selâm ism-i şerifi bu batıl inanışları kesip at­maktadır. Salim olanın, ebedî ve ezelî olanın yalnız Allahü Teâlâ olduğunu bildirmektedir. Ve yine, gerek dünyada, gerek ahirette tehlikeye, felâkete maruz kalan kullarını ve dilediği kimseleri selâmete çıkaracak olan da elbet O'dur. Çünkü her türlü selâmetin, her türlü rahme­tin sahibi olmak O'nun şanındandır.

Bir düşününüz ki, eceli gelmiş hastaya hiçbir ilâç, hiçbir hekim fayda vermez. İlâç sadece vasıtadır, şifayı veren ancak Allah'tır. Allah (Azze ve Celle), bir kulunun ölmesini murad ederse, bütün âlem bir araya gelse, onu ölümden kurtaramazlar. Yine bir kuluna can bahşedecekse, ona binlerce kurşun sıkılsa, yılan zehri içirilse yine ölmez. Dünyada bunlar çok görülmüştür. Fakat ibret alanlar azdır...

O halde, selâmeti ve saadeti yalnız O'ndan bilmek ve yalnız O'na hamdetmek gerekir. Her türlü tehlikenin selâmet yollarını ve sebeplerini yaratan da O'dur.
Moderatöre Bildir   Logged

MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #4 : 27 Temmuz 2010, 07:31:11 »

heyhat heyhat halimiz nicedir bela ve musibet zamanında zayıf bunyemiz azıgımızın azlıgı imanımızın zayıflıgı dunyanın sevgisi ne kadar cokta oyalamakta dunya bizi ne kadar cok uzaklaşmaktayız ahiretten ne kadar az fayda veriyoruz insanlara teblig vazifemiz arka planda kalmış olum olmez her canlıya mutlaka isabet edecek ozaman iş işten geçmiş olacak donuşu olmayan bir yola girmiş olacagız keşkelerin pişmanlıgın fayda vermedigi bi dunya mazeretlerin geçerli olmadıgı bir dunya biz batmaktayız ailemiz batmakta cevremiz batmakta sırf dunya hayatı içinmi butun bunlar bizler ahireti sectik inşaAllah .........
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #5 : 28 Temmuz 2010, 21:53:16 »

Evet; arslan, pençesinin kuvvetiyle ceylân avlayamaz, ancak kendisine takdîr olunan kadarına gücü yeter. Karınca da âciz olmakla beraber tevfîk-i ilâhî imdadına yetişirse arslanın dişini sökmeye kadir olur.

O'nun emri olmadıkça kılıç bezi delip geçemez, fakat bir de takdir bıçağı birinin ciğerine saplanacaksa, yüz kat zırhı delip geçer... Hazret-i İbrahim'in elindeki bıçak taşı kesti, fakat Hazreti İsmail'i kesmeye imkân bulamadı.

İnsan duvarın dibine oturup uygunsuz sözler söylememeli, çünkü onu bir duyan vardır. Her şeyi ben yapıyorum, ben ediyorum, demek de doğru değildir. Sana o imkânı vereni düşünmelisin!..

Es-Selâm ism-i şerifinin bir tecellîsi de ahirette mü'minlere, velîlere, Allah'ın dostlarına olacaktır. Yüce Allah sevdiği kullarını selâmetle cennete koyacak ve onla­ra selâm verecektir.

Varlığın nuru ve Allah'ın aziz nebisi (s.a.v) buyuruyorlar ki:

“Cennet ehli zevk ve safa içinde eğlendikleri bir sırada onlara bir nur doğar, yayılır. Başlarını kaldırınca üzerlerinden rablerinin kendilerine tecellî ettiğini görürler. O sırada Allah'dan:

“Esselâmü aleyküm yâ ehle'l-cenneti = Selâm size ey cennet ehli!” diye nida gelir. Bu da Allahü Teâlâ'nın şu mübarek âyeti ile bildirilmiştir:

“Onlara esirgeyen rabdan söz olarak “Selâm” vardır.” [Yasin: 36/58.]

Allah'ın cemalini seyrettikleri müddetçe tecellî kalkıncaya kadar içinde bulundukları nimetlerden hiç bi­rine iltifat etmezler. Sonra da onlara Allahü Teâlâ'nın nuru ve bereketi kalır. [İbn Mace, Tergib ve Terhib.]

Alemde fanilere değil Allah'a kul olmanın saadeti bu­dur. Öyle bir selâmet ve nimet ki sonu yok, tükenmek ihtimali yok. Halbuki dünyada olan nimetler tükenir, ser­vetler elden gider, güzellerin beli bükülür, padişahlar tahtından kara toprağa iner...

Bilmem ki nasıl desem, şükrümü nasıl ifâde etsem?

Yâ Allah, Yâ Kuddûs, Yâ Selâm,
Medhine bulamam bir kelâm!
Yücelik, azamet, şan senin,
Bana bir bahşişin can senin,
Kulundur şah senin, han senin.
Yâ Allah, Yâ Kuddûs, Yâ Selâm,
Medhine bulamam bir kelâm!
Bulutlar indirir yağmur, kar,
Yamaçlar yeşerir sel akar,
Cümleye sensin dost, sensin yâr.
Yâ Allah, Yâ Kuddûs, Yâ Selâm,
Medhine bulamam bir kelâm!
Mustafa Necati Bursalı, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #6 : 30 Temmuz 2010, 22:54:54 »

"Zâtı kusurdan, sıfatları noksanlıktan ve fiilleri serden salim olan."

"Mahlukatını her türlü tehlikelerden selâmete erdiren."

"Cennetteki kullarına selâm eden."

“O Allah ki, O'ndan başka ilâh yoktur. Melik'tir; Kuddûs'tur; Selâm'dır.
Allah, Vacib-ül Vücud'dur, yani varlığı kendindendir ve yok ol­maktan salimdir.

Kudreti sonsuzdur ve aciz kalmaktan salimdir. Bir başka kudre­tin, o mutlak kudreti sınırlaması, icraatından men etmesi muhaldir.

Keza, Allah'ın bütün sıfatları değişikliğe uğramaktan da salimdir­ler. Yani, onlar için bir noksanlaşma, bir farklılaşma, kaybolma, yok olma düşünülemez.

Ve Allah'ın bütün fiilleri mahlukatını selâmete erdirecek şekilde cereyan eder. Bu fiiller, zulümden, aşırılıktan, hikmetsizlikten kısa­cası bütün noksanlıklardan ve yanlışlıklardan salimdirler. O ilâhî fiiller, kâinatın ilk tohumunu şu hazır hale salimen ulaştırdığı gibi, bütün nutfeleri, çekirdekleri ve yumurtaları da ilim ve hikmetiyle terbiye ederek kemâl noktalarına kavuşturur.

Canlı cansız her şeyi, yokluktan varlığa salimen çıkaran Allah, kendisine iman ederek istikamet üzere ömür süren kullarını da ka­bir ve mahşer safhalarından salimen geçirerek 'Dârü's-Selâm' olan Cennetine ulaştıracak ve orada bu bahtiyar kullarına 'Selâm' diye hi­tap etmekle, bütün dert ve çilelerden, hastalık ve musibetlerden sa­lim bir hayat süreceklerini müjdeleyecektir.

Bu müjdeye mahzar olmak isteyen bir kul, kalbini her türlü şüp­helerden, aklını sapık fikirlerden, dilini yanlış sözlerden, midesini haram lokmadan, kısacası hem ruhunu, hem de bedenini sonu azap olacak şeylerden uzak tutmaya çalışacaktır. Zaten, Müslüman deni­lince, 'Allah'a tam teslim olmakla bu selâmete erişmiş bahtiyar kul'

anlaşılır.

Selâm ismi, bizi Dârü's-Selâm'a çağırır ve o âleme uygun bir ha­yat geçirmemizi ihtar eder.
Prof. Dr. Alaaddin Başar, Esmâ-i Hüsna Allah'ın Güzel İsimleri
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #7 : 01 Ağustos 2010, 01:08:19 »

Ayıplardan salim olan enbiyâ ve evliyasını selamete sevk edici, azaplarından salim kılıcı, acı ve zararlı görülen işlerin bile so­nunda hayır halk edici olan Zat-ı Akdes.
Ayıp olabilecek vasıflar, peygamberlerinde ve velilerinde bile bulunmaz.
Her ne kim işlenir Ehad işler
Sorma "kim işleye bu devranı"
Sille-i seli asiyab gör
Anla sırr-ı dakik-î devranı
dedikleri gibi, Marifetnâme'sinde İbrahim Hakkı hazretleri de
Bir şeyi murad etme
Oldu ise inad etme
Haktandır o reddetme
Mevlâm görelim neyler
Neylerse güzel eyler
buyuruyorlar.
Gaipten bir olay tecelli etti mi, evvela zuhur etse dahî sonu muhakkak hayırdır. Hayır ve şer ve istemeden gelenleri erbab-ı edep Haktan gelir kabul eder. Ana-baba evlatlarının iyi olmasını isterler, fakat arzuları tahakkuk etmeyebilir. Bunların sebebi var­dır. Müsamana besleme, helâl rızık, dinî terbiye olmalı ki çocuk da iyi olsun.
Sultan da maiyetindeki kimselerin iyi kimseler olmasını ister, fakat kimi dağın, kimi bağındır. Cenab-ı Allah nasıl olur da kulla­rını iyi olsunlar istemez ki? Fakat her gördüğü şeye imrenenler, fe­na kimseler, gayrı meşru da olsa ona sahip olmak isterler. Bu kadar peygamberler, veliler âleme doğru yolu, selâmet tarafinı göstermek için kitaplar ile; sahifeler ile gönderilmişlerdir.
Cenab-ı Hakk beşere hürriyet verdi, kesele, hürriyetini suistimal ederek kendi menfaatini başkalarının zararında aramak ar­zusunda olmamaktır. İslâm dini diğer dinlere nazaran selâmet di­nidir. Âşıklar için de evvela yol gösteren bir pîr'e teslim olmak lâ­zımdır. O da elinden tutar, peygamberimize kadar götürür ve ni­hayet o kimse Hakka teslim olmuş olur. Bu teslimiyetin son dereceside râziyye, marziyyedir ki sen Haktan ve dolayısıyla o da sen­den razı olacaklar. Elinle, dilinle kimseyi incitmeyeceksin ve kim­seden de incinmeyeceksin. Kimsenin harekâtı sana fen gelmeyecek.
Hepsini affedeceksin. Altın gibi saf olacaksın, yüreğinde en ufak le­ke, altınında en ufak bir bakır olmayacak. Ahlâkında birisini gözle dahî incitemeyecek kadar hassas ve zarif olacaksın.
İşte "Allah'ın rengine boyan, Peygamber'in huyları ile huylan" diye verdikleri emir ve nasihat budur.
Yaradan hazretleri senin nasıl selametini istiyorsa, sen de her­kesin dost ve düşmanın selametini ve saadetini iste. Benim gibi yap; ben beni kızdıranlara, kalbimi kıranlara "Allah seni âşık etsin" diyorum. Çünkü âşık olmak gözü haktan başka kimseyi görmemek demektir. Herkesi de sen görmek demektir. Âşık olan namazını, orucunu bırakmaz. Herkesin iyiliğini ister. Gece kuşu gibi sabaha kadar yâri peşindedir. Hiçbir şeye iptilası, ihtirası yoktur.
Sevdiğim kimselere "Allah seni âşık etsin" derim. Çünkü, âşığın emeli maşukta fani olmaktadır. Gürül gürül akan suların, kayalardan dökülen şelalelerin, denize dökülürken olan vasıfları­dır. Denize vasıl olduktan sonra suların sesi kalmaz, maşuka erişen âşıkların da iniltisi kalmaz. İşte İslâmiyet'in sonu budur, aşık ol­mak ve nihayet maşukta gaip olmak.

Sofradaki ekmeklerin, sebzelerin, meyvaların, sende gaip ol­maları gibi. Buna gaip olmak denmez, seninle beraber yaşıyorlar denir. Bu işte muvaffak olanlara ne mutlu, sen de Hakkta fani ol, yani onunla ebedî ol demektir.

Dünya ve ahiret işlerinden sevgililerini emin kılan Zat-i Vacib-ülVücud hazretleridir. Cenab-ı Allah bütün kulları için aynı selameti, aynı emniyeti ister, fakat beş parmak bir olmuyor.

Onun sevdiği kimseler, onun yap dediğini yapanla, yapma de­diğini yapmayanlar ve ona koşa koşa gidenlerdir.M. Nusret Tura, O'nun Güzel İsimleri
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #8 : 03 Ağustos 2010, 21:40:18 »

O, zatı ayıptan, sıfatı noksanlıktan, ef'ali kötülükten beri olan bir varlıktır. Hal bu olunca, varlıktaki bütün selam et ve emniyet­ler ondan sadır olmuştur ve yine ona rucû edecektir. Yukarıda anlatmıştık: Vacib tealâ'nın fiilleri şer'den (yani mutlak serden) salim olmuştur.

Şerri hiç bir zaman bizatihi murat etmemiştir. Ama içinde hayır saldı olan şerri murat etmiş olabilir. Çünkü böyle olan şer aslında, yukarda da işaret ettiğimiz gibi şer değildir...

Tenbih:
 
Hile, kin, hased, kötülüğü istemek gibi şeylerden uzak, gü­nah ve yasaklardan beri olan her kul, Allah'a selâmet bulmuş bir kalple gelecektir. İşte kulun bu gibi huylardan arınması Selam-ı Mutlak'dan istifade etmesiyle mümkündür.

Kulun her bakımdan selamet bulması, ayrıca in'tikas ve in'tikasdan da beri olmasına bağlıdır.

İn'tikas: Aklın şehvet ve gadaba esir olması demektir. Ger­çekse bunun tam aksidir. Yani şehvet ve gazabın aklın esiri ol­masıdır. Bunun aksi olunca intikasa maruz kalmış olur. Böyle olunca da emir memur; kral köle olmuş olur.. Şu halde selam ve İslâmla, ancak Müslümanların dilinden ve elinden kurtulmuş olan kimse nitelenebilir. Henüz kendi nefsini kurtaramayan kişi, bu ulvi vasıfla nasıl nitelenebilir?..  İmam-ı Gazali, Esma-i Hüsna Şerhi
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3575



WWW
« Yanıtla #9 : 06 Ağustos 2010, 23:19:26 »

Esenlik veren.
“Slm” kökü, Kur'an'da çeşitli çekim ve türevleriy­le çok sık kullanılan kelime gruplarından biridir. Kur'an'da bu kökten gelen “barış” anlamındaki “selm,
Slm ve selem” [214]kelimeleri yanında, aynı kökün “selâm, İslâm ve teslim” şeklindeki türevleri de kulla­nılmıştır. Kur'an'da “selleme” fiili “kurtardı” anlamın­da Allah'a izafe edilmiştir.[215] Bu kökün müteaddî olarak kullanıldığını gösteren başka ayetler de bulunmaktadır.[216] Hadis kaynaklarında, Hz. Peygamberin namazlarında selâm verdikten sonra okuduğu kaydedilen “Allahümme ente's-Selâm ve minke's-selâm: Allahım! Selâm olan Sen'sin ve esenlik de Sen'dendir” şeklindeki duası da [217] bu kökün geçişli olarak kullanımına güzel bir örnek teşkil etmektedir.

“Sim” kökü Kur'an'da insanlara izafe edildiğinde genellikle “sözle esenlik dileme” [218] Allah'a nisbet edildiğinde ise “esenliği bizzat gerçekleştirme” an­lamı taşır. [219]Selâm kelimesi Kur’an’ın pek çok ayetinde, İslâmî terminolojide “felah, fevz ve necat” kelimeleriyle karşılanan “dünyevî başarı ve uhrevî kurtuluş” anlam­larında kullanılmıştır.[220]

Kur'ân-ı Kerîm'de sadece bir âyette [221] eliflâmlı ve mücerred olarak Allah'ı niteleyen “es-Selâm “isminin, daha çok “başkalarına esenlik ver­me” şeklindeki müteaddi (geçişli) anlamı üzerinde du­rulmuş ve muhtemelen bu yüzden genellikle: “gerek dünya, gerekse âhirette tehlikeye düşenleri esenliğe ulaştıran” şeklinde tanımlanmıştır. Bununla birlikte bu kelimeyi geçişsiz (lâzım) addederek “her türlü eksik­likten bizzat kendisi salim olan” şeklinde anlayanlar da bulunmaktadır. Fahreddin er-Râzî bu mânanın, “el-Kuddûs” isminin anlamıyla karışmaması için, “es-Selârn'ın bu ikinci tanımına gelecek zaman bildiren bir kaydın eklenmesini önerir. Bu iki isim arasında çok ince bir mâna farkı bulunduğuna dikkat çeken Râzî, Allah Teâlâ'yı kemâline aykırı her çeşit sıfattan tenzih eden ilâhî ismin “el-Kuddûs”; yetkinliğiyle çelişen her tür eylemden O'nu tenzih eden ismin ise “es-Selâm” ol­duğunu belirtir.[222]

Görüldüğü üzere “es-Selâm” ismiyle ilgili olarak yapılan bütün farklı tanım ve yorumlar, tamamen “selâm” masdarmm, gramer bakımından hem lâzım (geçişsiz) hem de mütaeddi (geçişli) şekilde kullanılabil­mesinden kaynaklanmaktadır. Bu ismin “her selâmetin menbaı ve masdarı, kendisi ayıptan, kusur­dan, eksiklikten, fena ve zevalden, hâsılı her türlü muhataradan salim olduğu gibi, kendisinden selâmet umulan ve esenlik arayanları selâmete erdirecek olan” şeklinde tanımlanması ise, [223] konuyla ilgili bu farklı tanım ve yorumları uzlaştırıcı mahiyyettedir. [224]


[214] bk. el-Enfâl: 8/61; Muhammed: 47/36; el-Bakara: 2/208; en-Nisâ: 4/90.
[215] bk. el-Enfâl: 8/43.
[216] bk. Hûd: 11/48; el-Enbiyâ: 21/69.
[217] bk Müslim, “Mesâcid”, 136-136; Tirmizî, “Salât”, 224; Ebû Dâvûd, “Salât”, 360; Nesâî, “Sehiv” 81; İbn Mâce, “İkâme”, 32.
[218] msl. bk. en-Nisâ: 4/94; Meryem: 19/47; en-Nûr: 24/27, 61; el-Ahzâb: 33/56; sözle selâm bir ayette de Allah'a nisbet edilmiştir: bk. Yâsîn: 36/58.
[219] bk. el-Mâide: 5/16; Yûnus: 10/25; Hûd: 11/48; Meryem: 19/15.
[220] msl. bk. el-Hicr: 15/45-46; en-Neml: 27/59.
[221] bk. el-Haşr: 59/23.
[222] bk. Levamı u'l-beyyinât, s. 197.
[223] bk, Elmalılı, VII, 4872.
[224] Prof. Dr. Metin Yurdagür, Ayet Ve Hadislerde Esmâ-i Hüsnâ, Marifet Yayınları, İstanbul, 1996:78-80.

Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
SELAM; SADIK DOSTLARA! SELAM; HİDAYETE TABİ OLANLARA! Düşünce yazıları/Makaleler vuslat 2 395 Son Mesaj 30 Ekim 2007, 19:03:17
Gönderen: mumin1
SELAM ALEYKUM arapca cok güzel bir mars selam ve dua ile Film ve Belgeseller HABİB 4 456 Son Mesaj 31 Ağustos 2008, 09:57:37
Gönderen: vuslat
selam aleykum güzel mars,ve siirlerden, olusan albumler selam ve dua ile... Türkçe Eserler HABİB 0 328 Son Mesaj 20 Şubat 2008, 15:37:05
Gönderen: HABİB
ESARETTEN DiRENişE SELAM Selam Şiir Pınarı vuslat 4 337 Son Mesaj 22 Şubat 2008, 23:51:59
Gönderen: diyar2
selam Vuslat Sevdalılar (tanişma) « 1 2 » suhedam 10 516 Son Mesaj 16 Haziran 2008, 17:16:55
Gönderen: MAVİDUS
SELAM Ramazan-ı Şerif günahkar güvercin 0 105 Son Mesaj 09 Eylül 2008, 09:57:32
Gönderen: günahkar güvercin
bin selam filistine selam şeyh ahmet yasine Filistin Özel mevlana 0 174 Son Mesaj 20 Eylül 2009, 14:33:02
Gönderen: mevlana