0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Evlilik Sosyal Bir Maslahattır  (Okunma Sayısı 164 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 22 Haziran 2010, 12:53:47 »


Bilindiği gibi, İslam'da evliliğin genel anlamda yararlan söz konusudur; bunun sosyal maslahatları vardır. Bunların en önemlileri:

1- İnsan türünü korumak:

Evlilik ile insan nesli devam eder ve çoğalır. Bu durum Allah (c.c.) yeryüzüne ve üzerindeki her şeye varis oluncaya kadar sürüp gider. Bu çoğalmada ve nesil nesil devam etmede insan türünü korumanın yeri ve önemi açıktır. Uzmanlar tarafından, insan türünün fiziksel ve ruhsal yapılarını paralel olarak koruyup esenliğe kavuşturmak için terbiye konusunda sağlam ölçüleri ve sahih kuralları koymak da o nisbette önemlidir.

Kur'ân-ı Kerim bu toplumsal hikmetin ve insan'i maslahatın ka­drini yücelterek şöyle diyor:

“Allah size kendinizden eşler verdi ve eşlerinizden size oğullar ve torunlar sundu ve sizi pak ve helal şeylerden rızıklandırdı. Buna rağmen batıla inanıyorlar da Allah'ın nimet­lerini inkar mı ediyorlar?” (Nahl: 16/72)

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefs (can) den yaratan, ondan da eşini meydana getiren ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbınıza karşı gelmekten, O'na saygısızlıkta bulunmak­tan ve akrabalık (bağlarını koparmak) tan sakının. Şüphesiz ki Allah üzerinizde (kusursuz) bir gözeticidir.” (Nisa: 4/1)


2- Nesli korumak:

Allah'ın kullarına meşru kıldığı evlilik müessesesiyle, çocuklar kendilerini dede ve babalarına nisbet etmekle gurur duyar, iftihar ederler. Şüphesiz ki bu intisabda onların kişisel itibarı, ruhsal istikran ve insan olma şeref ve yüceliği vardır. Eğer Allah'ın meşru kıldığı evli­lik müessesesi olmasaydı toplum hiçbir keramet, asalet, şeref ve soyu olmayan çocuklarla dalgalanır ve birbirine karışırdı ve bu durumda da fazilet ölçülerine dayalı ahlâk ağır bir darbe yer, bozgunculuk ve herşeyi mubah sayma yaygınlaşırdı.

3- Toplumun ahlâki çözüntü ve çöküntüden selamette kalması:

Evlilik müessesesiyle toplum ahlâki çözüntü ve çöküntüden sela­mette kalır; fertler toplumsal kokuşmadan, bozuntudan kurtulup güvene kavuşur. İdrak ve anlayış sahibi her kişi açıkça bilir ki, diğer cinse karşı tabii temayül ve içgüdü, meşru evlilik yoluyla doygun hale gelince, helal ile bağlantı kurunca, ümmet fert ve toplum cihetiyle süslenir de adab ve terbiyenin, en güzel ahlâkın en üstünüyle ölçüsünü bulur. Böylece tebliğ görevini yerine getirmeye layık, sorumluluk duy­gusunu Allah'ın murad ettiği şekilde taşımaya daha müsait duruma ge­lir. Evliliğin hikmet ve felsefesi, toplumsal yararları hakkında gençleri evliliğe teşvik ve tahrik ederken Allah Resulü ne güzel, ne doğru buyur­muştur.

“Ey gençler topluluğu! Sizden kim evlenmeğe güç getirebiliyorsa, evlensin. Çünkü gerçekten evlilik gözü (harama karşı) daha çok yumucu, namus ve iffeti daha çok koruyucudur. Kim de evlenmeye (mali imkan bulamaz da) kudret yetiremezse, ona da oruç gerekir; çünkü oruç şehveti kesicidir.” (Buhar-Müslim)

4- Toplumu birtakım hastalıklardan koruyup selamete eriştirmek:

Toplumu evlilik müessesesiyle yaygınlaşmaya müsait zina sebe­biyle bulaşıcı birtakım hastalıklardan korumak ve esenliğe kavuştur­mak ancak mümkündür. Fuhşun ortaya çıkması, harama kapı açılması da ancak bu sayede önlenebilir. Bu hastalıklardan biri de zührevi ve frengidir. Bunlar ve benzeri hastahkar nesli temelinden sarsıp kötü sonuçlara götüren tehlikeli illetlerdendir ki bedeni kuvvetten düşürür, öldürücü nitelik taşır ve yetişmekte olan kuşağın sağlığını bozar.

5- Ruhsal ve derûni sükunete kavuşmak:

Erkekle dişi arasında ciddi sevgi ve rahmet, samimi ülfet ancak evlilik ile neşv-u nema bulur. Koca akşama doğru işini bitirip evine dönünce, eşiyle çocuklarıyla biraraya gelince, gündüzleyin üzerine çöken sıkıntı ve üzüntüleri unutur, yorgunluğu kalmaz. Kadının duru­mu da böyle, kocasıyla buluşup biraraya gelince kendisini sıkan birçok şeyleri unutur ve hayat arkadaşının yanında huzura kavuşur.

İşte böylece eşlerden her biri deruni sükûneti diğerinin gölgesinde duyar, evlilik mutluluğunu bu gölgede hisseder. Bu açık durumu tasvir eden Cenab-ı Hakk ne güzel ve ne üstün beyanda bulunuyor.

“O'nun açık belgelerinden biri de size kendinizden eşler ya­ratmasıdır ki onlarla sükunet bulup huzura kavuşursunuz. Ara­nızda sevgi ve rahmet meydana getirmiştir. Şüphesiz ki bunda düşünebilen bir millet için öğütler, ibretler ve deliller vardır.” (Rûm: 30/21)


Elbette sözü edilen ruhsal ve deruni sükûnet ve huzurda çocukların terbiyesiyle meşgul olup yeterince itina gösteren ve bunu korumaya çalışan kimsenin payı daha büyüktür. Açıklamaya gerek yok­tur.

6- Eşlerin aile yuvasının kurulmasında ve çocukların terbiyesinde yardımlaşması:

Çiftler ancak evlilik bağım gerçekleştirmekle aile yuvası kurmada, sorumluluk taşımada birbirine yardımcı ve destek olurlar. Biri diğerinin işini tamamlar; kadın kendi ihtisası, bilgi ve becerisi dahi­linde iş görür; tabiatına uygun, kadınlığına yakışanı yerine getirir. Bu da daha çok ev idaresiyle ve bir bakıma ev ekonomisiyle ilgilidir. Çocukların terbiyesiyle meşgul olmak bu cümledendir.

Ne doğru söylemiş şair:

“Anne bir okuldur, onu hazırladığın zaman,

Kökü tertemiz soylu bir topluluk hazırlarsın.”

Erkek de kendi ihtisası, bilgi ve becerisi çerçevesinde bir şeyler yapar, tabiatına ve erkekliğine uygun olanı işler. Bu da çoluk-çocuk için çalışıp çabalamak, en zor ve sıkıntılı amelleri yerine getirmekle sağlanır; ailenin esenliğine yönelik zamanın düşmanlarından günün musibetlerinden korumakla asıl ölçüsünü bulur. İşte böylece eşler arasında yardımlaşma ruhu gelişip tamamlanır da en mutlu sonuçlara erişirler. iyi-yararlı evlad hazırlamada en güzel meyveleri elde ederler.

Mü’min bir topluluğu terbiye etmek, onun kalbinde iman azmini ve gayretini doğurur, nefsinde İslam ruhunu yeşertir. Daha da öteye, bütün bir aileyi kapsar bu hava ve ruh, hepsini birden sevgi, selamet ve istikrar gölgesinde biraraya getirir.

7- Babalık ve analık şefkatinin gönülde alev alev yanması:

Evlilik müessesesiyle eşlerin gönlünde şefkat ve sevgi alevi yan­maya başlar; böylece kablerinden güzel duyguların, asil şuurların pınarları kaynayıp akar. Böylesine bir duygu ve düşünce atmosferi içinde soylu, şerefli bir ailenin oluşması çok tabiidir. Çocukları güdüp yetiştirmede çok iyi ve güzel sonuçların elde edilmesi de böyle; ailenin yaşayışını en uygun biçimde düzene koymak, onlara istikrarlı, emin ve uygun bir hayat, şerefli bir gelecek hazırlamak da ancak böylesine asil ve şuurlu bir düşünce bahçesinde sağlanır.

İşte bütün bu olumlu sonuçlar ki, toplumun maslahatı arıyla ilgili bulunuyordur, evlilik müessesesinden kaynaklanıp vücut bulur.

Okuyucu kardeşim, bu toplumla ilgili maslahatların çocuk terbiye­siyle ilgi ve irtibatını görmektesin. Ailenin ıslahıyla, soylu bir toplumun meydana gelmesiyle içice bulunuyordur.

O halde İslam şeriatının evlenmeyi emretmesini hayretle görüp karşılamamıza gerek yoktur; onun evliliği tahrik ve teşvik etmesi de şaşılacak şey değil.

Allah Resulü (s.a.v.) ne doğru söylemiştir:

“Mü’min, Allah'tan korkup fenalıklardan sakınmaktan son­ra saliha bir eşten daha hayırlı bir şeyden yararlanmamıştır.” (İbn Mâce)

Diğer bir hadiste de şöyle buyurmuştur:

“Dünya bütünüyle yararlanılacak şeydir, ama onun en hayırlı yararlanılacak şeyi, saliha kadındır.” (Sahîh-i Müslim)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5916


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #1 : 22 Haziran 2010, 13:22:55 »

Hiç şüphe yok ki dünya, bir oyun ve oyalanmadan ibarettir. Geçici bir konak, imtihan edileceğimiz geçici bir mekândan başka bir şey değildir bu dünya hayatı. Her şey, asıl hedef, ahiret yurdumuz için imtihan soruları mesabesindedir. 'Dünya ahiretin tarlasıdır' buyuran Peygamberimiz, bu Hadis-i Şerifinde elbette, güzel şeyler ekin ki güzel şeyler biçesiniz demektedir.
Bir imtihan yurdu olan bu dünyada, imtihanı daha kuvvetli geçebilmenin en güçlü adresi şüphe yok ki ailelerdir. Bizler için 'muhkem' bir kale olan aile yuvaları, üzerinde en çok titizlik göstermemiz gereken yerlerdir. Zira aile kavramının çözüldüğü bir toplum çökecek, bu da ahiret yurdumuzu tehlikeye sokacaktır.
Aile kavramı yıkılmaya çalışılıyor!
Uzun yıllardır sistemli bir şekilde aile kavramı yıpratılmaya çalışılıyor. Özellikle televizyon dizileri aracılığıyla bu yıkımı artırarak sürdürüyorlar. Devlet tarafından aileden sorumlu bir devlet bakanlığı kurulmasına rağmen aile mefhumumun içini hızla boşaltılıp, toplumsal huzurun tek kalesi olan aileyi yıkmaya çalışıyorlar.
Elbette bu yıkımda hepimizin payı var. Yıllardır, 'özgür kız'lardan söz edip durduk. Çağdaşlaşma adına, ahlak ve maneviyatın kökünü kuruttuk. Şimdi de ahlaksız yetişen nesilden, annesini döven çocuklardan yakınıp duruyoruz.
Eşlerin arasına kim giriyor?
Kitle iletişim araçları "mahrem" bir köşe bırakmadı. Önce eşler arasındaki eşitlikten söz ettik, sonra da hayatın müşterekliğinden. Allah'ın ne söylediğine kulağımızı kapattığımız için, kendi uydurduğumuz yalanlarla bu günlere geldik. Artık en ufak tartışmada boşanma ile sonuçlanan 'naylon' evlilikler yapılıyor.
Ahlak ve maneviyatı hızla çöken bir toplumda, tek korunak ve güven ortamı; ailedir. Bütün olumsuz gelişmelere rağmen, hala ahlak değerlerini korumak ve eski güzel günlere geri çevirmek mümkün... İslam, dünya ve ahiret saadeti için, yeni yuva kuracak gençlere ve yeni kurulmuş ailelere yapmaları gereken her şeyi anlatıyor. Peygamber efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem, Allah'ın sevdiği eşlerin özelliklerini bizlere öğretiyor.
'Dindar olanı seç!'
Ebu Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Peygamber efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: "Bir kadınla dört özelliği için evlenilir; malı, soyu, güzelliği ve dini için... Siz dindar olanını seçin."
Bu sebeple olmalı ki, ailenin kuruluşundan itibaren dikkat edilecek ana konular Sevgili Peygamber'imizin mübarek hadis-i şeriflerinde açıklanmıştır. Bunlardan bir kaçına işaret etmek gerekiyor. Peygamberimizin hadisi; eş seçiminde dikkate alınan dört unsuru, vakıayı tespit çerçevesinde saymaktadır. "Vakıayı tespit" demek, insanlar arasında adet olanı, olduğu gibi dile getirmek demektir. Yoksa "siz de öyle yapın" anlamında değildir. Nitekim Efendimiz açıkça Müslümanlara, eş seçiminde "dindar olanı" tercih etmelerini tavsiye etmiştir.
Güzelliğin, zenginliğin ve soyluluğun hem geçici hem de olumsuz gelişmelere ve didişmelere gebe nitelikler olduğu binlerce kez tecrübe edilmiştir. Ancak "dindarlık", bütün beşeri ve dünyevi özellik ve niteliklerin özünde ve ötesinde, her türlü şart altında faydası görülecek ve kendisiyle mutlu olunabilecek bir vasıftır. Dindar eş ve aile bazılarının sandığı gibi sadece sıkıntılı zamanlar için değil, mutlu ve sevinçli zamanlar için de aynı derecede gerekli ve geçerlidir.
'Kim biriyle parası için evlenirse, Allah onu fakir kılar'
Peygamberimizin şu hadisine dikkat etmemiz gerekir; "Kim bir kadınla sadece soyu, şerefi ve itibarı için evlenirse, Allah o kimseyi zelil eder. Kim bir kadınla sadece malından dolayı evlenirse, Allah onu fakir kılar. Kim de gözünü haramdan korumak, ırz ve namusunu muhafaza etmek, akrabası ile ilişkilerini devam ettirmek için evlenirse, Allah bu evliliği iki taraf için de hayırlı ve uğurlu kılar."
Eşi, kişi için göz aydınlığıdır
"Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak eşler ve çocuklar ver" (Furkan Suresi 25/74) Ayetinde 'göz aydınlığı' diye nitelenenler öncelikle dindar eşlerdir. Huy güzelliği 'dindarlık' ile desteklenmesi halinde, sürekli mutluluk sebebi olur. Bu da göz aydınlığının ta kendisidir.
Müminlerin en olgunu
Tercihini ve seçimini dindar eşten yana kullanması istenen Müslüman erkeklere, Hz. Peygamber şu gerçeği de hatırlatmıştır; "Müminlerin en olgunu, ahlakı en güzel olanlardır. Sizin en hayırlılarınız kadınlarına karşı hayırlı olanlarınızdır."
Eşitlik değil, sadakat ve itaat
Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem, ailedeki denge, huzur ve mutluluğu sağlamak için, rivayet edilen bir hadiste hanımlara da şu gerçeği hatırlatmıştır: "Şayet ben bir insanın bir başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, hanımın kocasına secde etmesini emrederdim" [Ebu Davud]
Bu hadis üslup ve vurgu olarak ailedeki huzurun "sadakat ve itaat" noktasında toplandığını göstermektedir.
Ebedi kurum; aile yuvası
İnkâr edilemez bir gerçektir ki, herkes evinde rahat eder. Evler ve aileler birbirlerine tahammül etmesini bilen sadakat ve feragat sahibi eşler sayesinde huzur yuvası olabilir.
Bu sebeple "aile yuvasını" geçici hevesleri tatmin ocağı olarak değil, sonuçları itibariyle öteki dünyaya uzanan, oradaki hayatın şeklini tayin eden "ebedi bir kurum" olarak görmek gerekmektedir. Böylesi bir bakış açısına sahip eşlerden oluşan aileler, daha doğrusu "dindar aileler" dünya için olduğu kadar gerçek istikbal için de güven kaynağıdır.
Dünyada elde etmek için gayret gösterilecek üç kıymet
Sevgili Peygamberimiz sallAllahu aleyhi vesellem, İbn Mace'de geçen bir hadisinde, dünyada elde edilmesi için gayret gösterilmeye değer bulduğu kıymetleri; "Şükreden gönül, zikreden dil ve ahiret işlerinde kocasına yardımcı olan dindar hanım" olarak bildirmiştir.
Tavsiye hem erkeklere hem kadınlara!
Şu önemli hususu belirtmekte fayda var ki dindar eş seçimini tavsiye eden hadisler, dindar kişileri de arkadaş edinmeyi öncelikle teşvik etmiş olmaktadır. Ayrıca burada erkeklere yönelik olarak söylenmiş olan 'dindar olanı seç' tavsiyesi, aslında ve doğal olarak, hanımlara da yöneliktir. Allah'ın Resulü, onlara da evlenecekleri erkeklerde öncelikle 'dindarlık' vasfını aramalarını tavsiye etmiştir.
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İslam peygamberi (sav)'in sosyal adaleti Hz.Muhammed (S.a.v) vuslat 0 206 Son Mesaj 08 Kasım 2007, 21:20:46
Gönderen: vuslat
kadınlar sosyal hayat İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 0 189 Son Mesaj 02 Şubat 2008, 12:17:55
Gönderen: MERXAS
Kadınların sosyal hayata katılması İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 1 193 Son Mesaj 26 Kasım 2008, 12:31:20
Gönderen: MERXAS
İSLÂM DİNİ, TAVİZSİZ BİR SOSYAL DÜZENDİR Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 95 Son Mesaj 20 Ekim 2009, 10:34:07
Gönderen: MERXAS
Evlilik Fıkıh Köşesi SidaR 6 453 Son Mesaj 02 Mart 2010, 15:50:05
Gönderen: têkoşîn
Hz Fatıma Ve Sosyal değerler İslamda Kadın ve Tesettür Yusufé Zéman 0 136 Son Mesaj 10 Ekim 2010, 23:16:38
Gönderen: Yusufé Zéman
'Tefecilik ve Faiz Sosyal Bir Afettir' Yurttan haberler MERXAS 0 106 Son Mesaj 30 Eylül 2011, 09:52:46
Gönderen: MERXAS