0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Evlilik;Sanki Mucize..!  (Okunma Sayısı 239 defa)
ÂmâK-ı HâYâL
. . . Lâ €dri . . .
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 986


/ Kâlb-i Hâmuş /


« : 15 Haziran 2009, 16:16:34 »

Rum sûresini okuyorum. Kudret-i ilâhîyeye işaret eden delillerin sayıldığı âyetler demetini…

Bu sûrede “ve min âyâtihî” kavliyle başlayan yedi âyet-i kerime var ve bunların hepsi de sizi ayrı bir tefekkür iklimine davet ediyor. Onlardan birinde; “İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda muhabbet ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir.

Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rûm sûresi 30/21) buyruluyor.

Merhûm Ömer Nasûhi Bilmen, konumuzu teşkil eden ayet-i kerimeyi şöyle izah ediyor: “O’nun kullarını yeniden hayata erdirip bir mükâfât ve mücâzât alemine sevk edeceğinin delillerinden biri de, nefislerinizden kendileriyle huzûr bulacağınız eşler yaratıp kaynaşmanız için aranıza sevgi ve merhamet ilka etmesidir.”

Âyet-i kerime, teşkîli ve işleyişi itibariyle aile müessesesi üzerine düşünmeyi teşvik ediyor.

Kur’ân-ı Kerim’de sâir mahlûkatın da çifter çifter yaratıldığı bildirildiği halde, (En’âm 6/143) onlar arasına meveddet ve rahmet ilka olunduğundan söz edilmez. Demek ki Allah’ın muradı; eşref-i mahlukat olan insanlar arasındaki münasebet-i zevciyetin muhabbet, vefakarlık ve merhamet gibi âlî duygularla bereketlendirilmesidir, arzular ve heveslerle sınırlı kalmamasıdır.

Bu itibarla onlar arasındaki eşleşmenin nikah gibi kutsî bir bağla rabt edilmesini, muhabbet ve merhametin öncelikle yuvayı tesis edenleri kuşatmasını murad etmiştir. Sonra bunun katlanarak bereketlenmesini, kendilerinden meydana gelecek nesillerle, kendilerinin dünyaya gelmelerine ve yetişmelerine vesile olanları kuşatmasını ve topluma dalga dalga yayılmasını istemiştir.

Buradan iki cihan saadetine uzanacak birlikler doğmasını, muhabbet ve merhamete yaslanan medeniyetler kurulmasını murad etmiştir. Çünkü insanları birbirine cazip kılan maddî sâikler yanına bu ulvî duygular katılmasaydı, evet insan nesli çoğalırdı. Fakat medeniyetler tesis edilemezdi.

İlâhî hikmet gereğince insan, bir tek cins olarak yaratılmamış, bilakis birbirine denk eşler halinde var edilmiştir. Aynı temel formülle gelişip büyüdüğü halde farklı fizîkî özelliklere sahip, birbirinden ayrı psikolojik yapıda, birbirinden farklı duygu ve arzulara sahip bulunan iki ayrı cins halinde yaratılmıştır.

Kadın ve erkek arasında öyle bir âhenk var edilmiş ki, bir elmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlayan eşler olsunlar. Birinin fizikî ve psikolojik ihtiyaçları tam manasıyla diğerinin özellikleriyle karşılanıyor.

İnsanların birbirine eşler olması önce kalplerde meydana gelen kıpırdama ile başlıyor ve orada filizlenen ülfet tomurcuklarının nikahla tescili şu manaya geliyor; birbirinden farklı ortamlarda büyümüş iki yetişkin o güne kadar alıştığı ortamdan farklı bir yerde, başka insanlarla yaşamayı göze almış oluyor.

Daha önce "el" sayılan bir insan diğerinin mahrem hallerine muttali oluyor ve bu anlamda ebeveynin önüne geçiyor. Bir taraf o güne kadar yaşamaya alışkın olduğu evinden ayrılmayı göze alıyor. En az bir kişinin şahsî hizmetlerini ömür boyu yüklenmeyi göze alıyor.

Diğeri en az bir insanın maddî manevî sorumluluğunu ömrünce taşımayı üstleniyor. Allah’ın içlerine koyduğu ve nihayetinde merhamete dönüşmesi hedeflenen meveddet sâikiyle iki insan da muazzam sorumluluklar alıyor.

İnsanın yaratıldığı maddeler karbon, sodyum ve kalsiyum gibi toprakta bulunan ölü cevherlerdir. Fakat onun fizikî varlığına, sayılan bu maddelerle doğrudan alâkası olmayan duyular, vicdan ve tahayyül gücü gibi melekeler yerleştirilmiştir.

Ve bu câmid maddelerden sayılan özellikleri taşıyacak güçte yaratılan, tek tip bir insan da değildir. Aynı insandan kendisine eşler yaratılmış, gözle görülemeyecek kadar küçük zerrelere, mahiyetini bilemediğimiz ırsî kabiliyetler yüklenmiştir.

Konumuzu teşkil eden âyette işaret edilen incelikler doğru anlaşılır da akıl, muhâkeme, muhayyile kudreti, idrak gibi melekelerle donatılan insanın enerjisi yerinde kullanılırsa, bütün bunlar arzuların yedeğinde sevgiye dönüşebilir.

İlk başta meveddetin ağır bastığı beraberlikler, zamanla merhametin yoğunlaştığı rûhâniyet iklimine dönüşebilir. Oradan ebedî saadete doğru akan bir mecra takip edebilir.

Rûhu’l-Beyân’da belirtildiğine göre, âyet-i kerimede rûh ile nefsin izdivâc ve imtizâcına işâret edilmektedir. Çünkü Cenab-ı Hak nefsi rûhtan yaratmış ve onun eşi, yoldaşı kılmıştır. Havva’yı Adem’den yaratıp onun zevcesi kıldığı gibi, nefisleri de rûhların zevceleri kılmıştır ki, onlarda sükûn bulup karar kılsınlar.

Bunun içindir ki, Havva cennette Adem’den kaçmadı. Eğer nefis rûhtan yaratılmasaydı, latif ve rahmânî olan rûh, bu karanlık kalıpta karar kılmazdı.”

Ünsiyeti düşünerek şunu diyebiliriz: zaman ilerledikçe eşler birbirine, rûh bedene alışıyor. Rûhun bedenden, eşlerin birbirinden ayrılması bu sebeple hep hüzünlü oluyor.

Herhalde bunu, merhametin meveddete olan faikiyetiyle izah edilebiliriz. Bu yönüyle iki insanı birbirine eşler kılan nikah akdi, insanlığın şerefini koruma ve yüceltme adına geleceğe atılmış onurlu bir adımdır.

Düşünün; daha önce adı ebeveynine rabt edilerek anılan iki insan bu sayede neslin kendilerine nispet edildiği asıl haline geliyor. Herhalde tevhidden hissedâr olan beraberliklerin meveddetten rahmete daha bir suhûletle geçebilmekte ve bu çerçevede şekillenen yuvaların toplumun bereketli çekirdeğini teşkil etmektedir.

Sevgili Peygamberimiz; “Mü’minin takvadan sonra en çok hayır gördüğü saliha bir eştir” (İbn-i Mâce, Nikah, 5/1857) buyuruyor. Efendimiz’in işaret ettiği hayırla bereketin, salih ve saliha sıfatını hak eden kadın ve erkekten her ikisi için de söz konusu olacağı âşikardır.

Milletimiz, bu ayeti pratiğe taşımanın özetini “nikahta kerâmet var” sözüyle formüle etmiştir. Kerâmetin kıymetini bilmeyen toplumların, nasıl bir bataklığa sürüklendiği gözler önündedir.

Temizler Temizlere

“Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır…” (Nûr 24/26)

Nûr sûresinde ifk hadisesiyle ilgili nâzil olan bu âyet-i celîleyi Kur’ân-ı Kerim’in bütünlüğü içinde anlamaya çalışıyorum. Yüce Kitap'taki Yahudi ve Hristiyanların dostluk kriterleriyle (Bkz. Maide 5/51) mü’minlerin kendi içlerinde tutarlı davranıp sadıklarla beraberliği aramaları tavsiyesi dikkatimi çekiyor. (Bkz. Tevbe 9/119)

Sonra, herkesin kendi meşrebine uyanı arayıp bulacağını anlatmak üzere “ruhlar düzenli ordular gibidir” buyuran Efendimiz’in muazzam tespitini düşünüyorum.

Temiz sıfatını hak etmek için arınmalı ve illâ ki temizler, temizleri aramalı.

Elbise Bedeni, İnsan İnsanı Korur

Bakara sûresinde eşlerin birbirine göre konumunu anlatmak üzere; “Onlar size elbise, siz de onlara elbise (gibi)siniz.” (2/187) buyruluyor.

Eşlerin koruyucu ve tamamlayıcı rolü bir misalle insan idrakine ancak bu kadar yaklaştırılabilir.

Elbise insanı sıcaktan, soğuktan ve bazı tehlikelerden korur, kem gözlerden muhafaza eder. Ayıbını örter. Ancak bütün bunlar anlatılan meseleye göre birer misaldir.

İnsanın insana göre koruyuculuğu, elbise ile kıyaslanmayacak kadar fazladır.

Cafer Durmuş

Moderatöre Bildir   Logged

Özlemek, AşK'ın Manası.. Özlenilmek, Makamıdır
kördüğüm
kırıntı
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1880


inadına özgürlük inadına direniş...


« Yanıtla #1 : 16 Haziran 2009, 07:57:50 »

Daha önce "el" sayılan bir insan diğerinin mahrem hallerine muttali oluyor ve bu anlamda ebeveynin önüne geçiyor. Bir taraf o güne kadar yaşamaya alışkın olduğu evinden ayrılmayı göze alıyor. En az bir kişinin şahsî hizmetlerini ömür boyu yüklenmeyi göze alıyor.

Diğeri en az bir insanın maddî manevî sorumluluğunu ömrünce taşımayı üstleniyor. Allah’ın içlerine koyduğu ve nihayetinde merhamete dönüşmesi hedeflenen meveddet sâikiyle iki insan da muazzam sorumluluklar alıyor.



Allah razı olsun gerçekten çok güzel bir paylaşım.
Moderatöre Bildir   Logged

...:::Rabb'im tut ki elimden, düşmeyeyim:::...

ÂmâK-ı HâYâL
. . . Lâ €dri . . .
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 986


/ Kâlb-i Hâmuş /


« Yanıtla #2 : 12 Temmuz 2009, 14:33:19 »

amin inş..Rabbim okuyan gözlerinize dert vermesin inş.
Moderatöre Bildir   Logged

Özlemek, AşK'ın Manası.. Özlenilmek, Makamıdır
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Sanki... Hz.Muhammed (S.a.v) PaLuLu 4 416 Son Mesaj 21 Ağustos 2008, 21:29:11
Gönderen: kuranehli
Görmek isteyene mucize çok.. Resimler ve flashlar MUHAMMEDİ 5 415 Son Mesaj 03 Aralık 2008, 22:16:22
Gönderen: harras
Mucize Gezegen Dünya Belgeseller harras 0 150 Son Mesaj 11 Mayıs 2009, 15:21:33
Gönderen: harras
Karıncadaki Mucize Belgeseller harras 0 147 Son Mesaj 13 Mayıs 2009, 20:18:38
Gönderen: harras
Mucize Tevhid Ve Akaid « 1 2 » MERXAS 16 538 Son Mesaj 16 Ekim 2009, 09:28:57
Gönderen: MERXAS
sanki bir sanatçı bana sanat gösterisi yapıyor (tefekkürlük) Belgeseller kördüğüm 0 709 Son Mesaj 12 Ocak 2011, 11:35:50
Gönderen: kördüğüm
Limon suyu, Sarımsak Karışımı. Mucize Gibi.. Tıp/ Sağlık/Şifa Âl-i İmran 5 870 Son Mesaj 22 Mayıs 2011, 12:09:39
Gönderen: musa tur