0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: "EY iMAN EDENLER, İMAN EDİN... ?" ("YA EYYÜHELLEZİYNE ÂMENU, ÂMİNU BİLLAHİ...")  (Okunma Sayısı 1795 defa)
Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #10 : 08 Ekim 2009, 13:13:10 »

w.aleykum selam w rahmetullahi w berakatuhu seccadım;bu konu yani tefsir en önemli konudur müslümanlar için !Bunu daha öncede belirttim ,ama bu konuda kendimden birşey söylemekten ,yanlışa düşmekten,kafadan yorum yapmaktan Allah a sığınırım.Çünkü bu ilim bende yok! Ki;tüm ayetleri Allah Rasulü (sav)açıklamış hakeza değerli alimler!Şimdi burada copy yapıştır olayı yok ,herkes ne anladığını yazsın deniyor gibi  anladım ben ,bu yüzdende önce katılım yapacaktım,sonradan vazgeçtim.Eğer kendimden birşey yazarsam bu benim anladığım olur! Ki buda tıpkı mealcilerin yaptığı gibi ,kuranı kerimi kendime uydurmak olur Allah muhafaza.Bizim vazifemiz rasul as mın ve sahabenin açıkladığını ,olduğu gibi yazmak ve yaşamaktır!!!Yanlış anladıysam beni bilgilendir inşAllah..SELAMLAR..

Muhterem Kıyâm üstadım; hassasiyetinizi anlıyorum... Ayet konumuz dağılmasın düşüncesi ile bu konudaki görüşlerinize " *** Tefsir dersleri*** " bölümünde cevap vereceğim inş...

Fi eminillah
Moderatöre Bildir   Logged

yusha
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 520



« Yanıtla #11 : 08 Ekim 2009, 13:50:00 »

Biismihi Teala

Allaha hamd Resulune selat ve selamdan sonra...

Kuranı kerim tüm insanlığa inmiştir. bütün kainat onunla huzur ve nefes alır. kuranı kerimin odağında insan olması munasebeti ile muhattabı insandır. bu da demek oluyor ki, kuran-ı kerim anlaşılmayacak, 'aklımızın almayacağı' sadece seçilmişlere gönderilmiş bir kitap değildir haşa. öyle olmuş olsa idi Allah c.c bize bir hesap günü vaad etmiş olmazdı...
durum bu iken kuran-ı kerim bizlere bu ayeti kerime ile ikaz yoluyor ''eyy iman edenler'' bir kez daha düşünün ve gerçek bir iman ile iman edin. edin ki kurtuluşa erenlerden olasınız.

o iman ki, Allah ve Resulüne, kitaba, yani Kur'an'a ve bundan önce indirdiği kitap cinsine iman ediniz. Bunların bir kısmına iman ettiğiniz gibi, hepsine de iman ediniz.  Bunlara ciddi olarak iman ediniz. Zira her kim, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe küfreder (inanmaz), bunlardan birini inkâr ederse, son derece derin bir sapıklığa düşmüş, doğrudan uzaklaşmış, artık yolunu bulamayacak derecede şaşırmış, gayeyi kaybetmiş olur. Bununla küfrün bizzat (Nisâ, 4/116) hükmüne katılmış bulunduğu, yani her küfrün şirk demek olduğu açıkça gösterilmiştir.
ve...
"Ey iman edenler iman ediniz"(nisa:136)  ayeti kerimesi şu sınıf musebbibi insandan 'iman-ı' kabul etmez.
bu ayetin hedefinde:
- bir taraftan iman edip diğer taraftan kuranın bütünlüğüne muhalefet edenler
- takriri imanı bırakıp, taklidi iman edenler
- Kendisi iman edipte nefsi iman etmeyenler ...‎
- pazarlıklı iman edenler, yüzdelikli iman edenler, yarım yamalak iman edenler
- gökyüzü idaresini bir Allaha bırakıp, yer yüzü idaresini eline alanlar
sizler  imanlarınızı bir kez daha gözden geçirin, gerçek iman üzerine, yani pazarlıksız bir iman olan ibrahim gibi iman edin. edin ki kurtuluşa ereseniz.

Moderatöre Bildir   Logged

Gidin İsraillilere söyleyin; Biz Muhammed Ordusuyu'yuz;
Geri döndük ve Kudüs yolunda ilerliyoruz!
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5333


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #12 : 08 Ekim 2009, 21:58:46 »

Allah'ın Adıyla

"Ey iman edenler iman ediniz"(nisa:136) ayeti kerimesi, imansız bir insana seslenişten öte, belkide iman ettiğini sanan bir insana karşı, gerçek iman sorumluluğuna davet eder. burdan şu sonuca çıkabiliriz.
birincisi bu kişi gerçek imandan öte, taklidi bir imana sahiptir. diğer deyişle 'yarım yamalak bir iman' sahibidir. bu kişi inançlarında kararsızlık göstererek sonunda küfr içinde kalanların da hidayetten, ilâhî aftan, ebedî olarak mahrum kalacaklarını ihtar ediyor.

üstad Bediüzzaman  Risale-i Nur'da  bu konuya dikkat çekmiştir. imanı insanın hayatına odaklarken 2 çeşit imandan bahseder.
1.taklidi iman  
2.tahkiki iman.
Üstad aşağıdaki sözleriyle, samimi bir imanın ne kadar önemli olduğunu ve taklide dayalı bir imanınsa her yönden tehlikeli olabileceğini ifade etmiştir:

"İman, yalnız icmalî bir tasdikten ibaret değildir. İmanın çok mertebeleri vardır. Taklidî bir iman, hususan bu zamandaki dalalet, sapkınlık fırtınaları karşısında çabuk söner. Tahkikî iman ise sarsılmaz, sönmez bir kuvvettir. Tahkikî imanı elde eden bir kimsenin, iman ve İslâmiyeti dehşetli dinsizlik kasırgalarına da maruz kalsa, o kasırgalar bu iman kuvveti karşısında tesirsiz kalmaya mahkûmdur. Tahkikî imanı kazanan bir kimseyi, en dinsiz feylesoflar dahi, bir vesvese veya şübheye düşürtemez." (Sözler, s.749)

demekki iman ikiye ayrılır. takriri iman ve taklidi iman . takriri iman aklıyla sorup, araştırma neticesindeki imandır. taklidi iman ise çevresinden, toplumdan müslüman olduğu yönünde yetiştirilmiş ve tamamen gelenek görenek modunda iman etmektir. merak etmeden neye niye inandığına öylesine devam eder. biri dine bir şey dediğinde en önce o savunur ama neyi savunduğunu bilmez.

kur'an-ı kerimin ihtarı taklidi iman edenleredir:
-ey imân etmiş görünen imanı zayıflar, taklitçiler, münafıklar!.. Allah' varlığına, birliğine, yaratıcılık ve mâbudluğuna ve diğer ilâhî sıfatlarına tam bir şuur ile imân ediniz. son peygamber olan Hz. Muhammed'e de hakkiyle imân ediniz, mübarek Peygamberine, Kur'an-ı Kerim'e de gerektiği gibi imân ediniz.
 Hak Teâlâ'nın daha evvel diğer peygamberlerine indirmiş olduğu kitaba da imân ediniz. bütün bu semavî kitaplara olan imanınızda sebat eyleyiniz. Bunlara olan imanınızı deliller ve şahitler ile takviye eyleyiniz. Böyle kuvvetli bir imân, bir kulluk vazifesidir, bir saadet vesiledir. yok Allah'ın ayetlerinin bir kısmına iman edip bir kısmını inkar eden kişiler hak yola gelmesi ve hidâyete dönmesi umulamaz, ve kuşku yokki onlar için acıklı bir azap vardır...

selam ve dua ile.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4511


seven sevilene tabi olur.


« Yanıtla #13 : 09 Ekim 2009, 13:04:27 »

ey iman edenler iman edin: ey Allah ı Rabb, hz muhahhammedi peygamber kabul edenler. bunu dilleriyle ikrar edip müslüman olduklarını iddia edenler inandığınız bu müslümanlığınızı hayatınızda pratize ederek iman edin. yoksa sözleriniz boş bi sözden öteye geçmez.
 bir davayı yaşamadan önce elbetteki ona inanmak şarttır. inandıktan sonrada davanızın üzerinize yüklemiş olduğu  sorumluluğu kabullenmişsiniz demektir. ve bu uğurda başa gelebilecek iyi yada kötü her şeyi kabul edip yaşamak zorundasınız.
 ey iyi günde müslüman olup halaylarda en başta boy gösterenler!!! eyer bela anını başkasına havale ediyorsanız, gelin iman edin diyor bu ayet. evet hep başkasına belaları havale etmeyin madem ki bu din hepimizin ozaman sadece birileri yapsında biz keyfini sürelim havaları olmamalı, tam aksine kardeşlerin başına gelen belalrın başımızada gelebileceğini bilerek kendimizi buna hazırlamalıyız. islam davasında başımıza her hangi bir musibet gelse (esaret, muhacerat,ensarlık,fakirlik, şehadet vs vs vs) bunların herhangi biri başımıza gelse, vay ben daha hazır deilim diyip dizlerimizin bağı çözülüyorsa.. hep başkalarının yapmış olduğu kahramanlıklarla övünüyorsak başımıza gelmeyeceğini hesap ediyorsak yalış bir hesap kitab yapıyoruz demektir. o zaman işte RABBİMİZ ikaz eder iman edin diye. hep hanzalalar m. atalar hüseyinler mi şehid olacak .islam için bir musibet başımıza geldiğinde şüphesiz ben malımı canımı hayatta sahib olduğum her şeyi cennet karşılığında Allaha sattım diyorsak. işte o zaman iman etmişiz demektir. RABBİM hepimizi tam anlamıyıyla iman etmişlerden etsin inş..mustafa islamoğlunun dediği gibi pazarlıklı yüzdelikli iman edenlerden deil..
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #14 : 09 Ekim 2009, 16:31:12 »

Bu ayetin üç ayrı nüzul sebebi olduğu rivayet edilir.

1-Derler ki: Bu ayet (Nisa, 136) Abdullah b. Selam, Esed b. Kâb, Useyd b. Kâb vs. gibi bir kısım Kitap Ehli hakkında nazil olmuştur.

Bu kimseler Peygamberin yanına gelerek "Ey Peygamber, biz sana, sana indirilen kitaba, Musa'ya ve ona indirilen kitaba inanıyor, ama diğer peygamberlere... ve kitaplarına inanmıyoruz" dediler.  Sonra da bu ayet nazil oldu.

 2-Derler ki: Bu ayet bazı münafıklar hakkında nazil olmuştur.

Onlara hitaben Allah, adeta şöyle der: "Ey nifak üzere iman edenler, ihlas üzere iman edin!"

3-Derler ki: Bu ayetin iniş sebebinde bazı münafıkların yahudî alimlerinin yanına gittiği ve onların yanında Kurân'a hakaret edildiği rivayet edilmiştir.

Allah bu ayette onların yaptıkları bu kötü işi bildirmiş ve bu vesileyle inananları bu tür işlerden sakındırmıştır

Kurân'da iman kavramları ve kullanış biçimleri...



1-İman: Korumak, güvence altına almak, esenliğe çıkarmak anlamında: Örneğin: Haşr, 23

O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Pâdişâhtır, mukaddestir, selâm (esenlik veren) mü'min (güvenlik veren), müheymin (kollayıp koruyan), aziz (üstün, gâlib), cebbâr (istediğini zorla yaptıran), mütekebbir (çok ulu)dur! Allâh (puta tapanların) ortak koşmalarından yücedir.

2-İman: İslam'ın zahiri anlamında: Hucurat, 14

Bedevîler “İman ettik” dediler. De ki: “İman etmediniz. (Öyle ise, “iman ettik” demeyin.) “Fakat boyun eğdik” deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

3-İman: Dille ve kalple doğruyu söylemek, doğru olmak anlamında: Hucurat, 15.

Mü'minler ancak onlardır ki, Allah'a ve O'nun Resûlü'ne îmân ettiler. Sonra da şüpheye düşmediler. Ve malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler; işte onlar, onlar sadıklardır.

4-İman: Şeriat (dinî hükümler, kanunlar) anlamında: Şura, 52.

Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun.

5-İman: Beytu'l-Mukaddes'e doğru namaz kılmak anlamında: Bakara, 143.

İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl’ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık. Senin (arzulayıp da şu anda) yönelmediğin kıbleyi (Kâbe’yi) biz ancak Peygamber’e uyanı, ökçeleri üzerinde geri dönenden ayırdetmemiz için kıble yaptık. Bu, Allah’ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelir. Allah sizin imanınızı asla zayi edecek değildir. Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve merhametlidir.


6-İman: Tevhid (Allah'ın birliğine inanma) anlamında: Maide, 5.

Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.
Moderatöre Bildir   Logged

ESLEMTU
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #15 : 20 Ekim 2009, 22:15:28 »

Ey İman edenler İman ediniz..

Bunu söyleyen Allah(c.c)'dır.Rabbim senin rızan nedir bu ayette?Amacımız bu olmalı..Buna göre tefekkür edebiliriz..Ya eyyuhe.. Ellezine...Amenu.. Lebbeyk Allahümme Lebbeyk..Amenu..İman ediniz..Ey o iman ettiğini söyleyen kişiler, iman ediniz..Burda iman ettiği iddiasında bulunanların dikkat kesilmesi gerekir..Naıl bir iman.Amenu Billahi..Allah'a güvenin..

İmanları kabul edilmiş kişilerin iman etmesinden bahsedilmektedir.İman emn kökünden gelir ve güven manasınıda taşır.İman aslında Allah'a güvenmektir.Yusuf suresinde yusuf'un kardeşleri babalarına Yusuf hahkkında bize nden güvenmiyorsund erken ''la te'menna ala yusuf'' ve biz sana doğruyu söylesekte sen bize ''inanıcı'' değilsin demişlerdir.Emniyet derkende güvenlik anlaşılır.İman Güvenmek demektir. Allah'a güvenmek demektir.Kıble değiştiğinde uyanlar iman edenlerdir.Resulullah'ı tasdik edenler iman edenlerdir.Allah(c.c) bizden kendisine güvenmemizi emrediyor.Tevekkül etmekte böyle değil mi.Vekilim Allah derken..İşinizi size düşeni yaptıktan ve fiili bir dua yaptıktan sonra Allah'a bırakırız.İmanın tüm amellerinde özünde ''Allah'a güvenmek'' i görürüz..En doğrusunu Allah(c.c) bilir..Vesselam..
Moderatöre Bildir   Logged
Le_Nasbirenne
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 167


Hayya-alel İman--Hayya-alel Cİhad


« Yanıtla #16 : 12 Nisan 2010, 14:45:33 »

136. “Ey İnananlar! Allah'a, peygamberine, pey-gamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba inanmakta sebat gösterin. Kim Allah'ı, meleklerini, ki-taplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa düşmüştür.”

Ey mü’minler, iman edin Allah’a ve Resûlüne. Haddinizi bilin de Allah’a Allah’ın istediği biçimde iman edin. Tüm hayatınızda söz sahibi olarak, hayatınızda egemen olarak Allah’a iman edin. Gönder*dikleriyle hayatınızı düzenlemek üzere Allah’a iman edin. Boyunlarınızdaki kulluk ipinin ucunu kendisine teslim etmek ve hayat programını uygulamak üzere Allah’a iman edin. Sizin adınıza seçimini seçim kabul edip iradelerinizi kendisine teslim etmek üzere Allah’a iman edin. Sizi yaratan, size hayat veren ve şu anda sahip olduğunuz her şeyi size bahşeden ama yaşadığınız bu hayatın sonunda size verdiği bu hayatı geri alıp verdiklerinin tümünden sizi hesaba çekecek olarak Allah’a iman edin.

Ve de O’nun elçisine de iman edin. İmanlarınızın tam olabilmesi için o elçiye de iman edin. Çünkü o peygamber kendisi de Allah’a iman ediyor. Allah’a ve Allah’ın kelimelerine, Allah’ın âyetlerine iman ediyor. Yâni onun getirdiklerinin tamamı Allah’tandır. Kendisinden hiçbir şey söylemez o. O peygamber Allah sözcüsüdür. Allah’ın yeryüzündekilerin hayatlarına karışma noktasında odak nokta seçtiği varlıktır. Onun getirdiklerinin tamamı, onun tüm hayatı sizi ilgilendirmektedir. Şâyet onun getirdikleri arasında sizi ilgilendirmeyip de sadece kendisini ilgilendiren bir şey varsa zaten onlar belirtilmiştir.

İman noktasında, İslâm noktasında, teslimiyet noktasında mü’minler peygamberlerle aynı saftadır. Peygamber Rabbinden kendisine indirilenlerin tümüne iman etti. Çünkü peygamber kitabın ilk muhatabı, vahyin ilk sorumlusu ve ilk muhbir-i sâdığıdır. Onun için peygamber Rabbinden kendisine indirilenlerin tamamına iman etti. Ve onun inandıklarına mü’minler de iman ettiler. Öyleyse peygamber örnekliğinde Allah’a bir iman gerçekleştirin. Peygamber örnekliğinde bir hayat yaşayın. Peygamberin iman ettiği gibi iman edin.

Hayatınızı bu imanla düzenleyin. İmanlarınızı hayatınızda görüntülemeden yana olun. İman kaynaklı bir hayat yaşamadan yana olun. Düşünceleriniz, amelleriniz, eylemleriniz, sevmeleriniz, küsmeleriniz, zevkleriniz, hayat tarzınız, dostluk ve düşmanlık anlayışlarınız, hükümleriniz, kararlarınız, hukuklarınız, eğitimleriniz, sosyal ve siyasal yapılanmalarınız, tüm hayatınız imanlarınızdan kaynaklansın.

Ey iman edenler, iman edin Allah’a ve Resûlüne. İman edin Resûlüne indirdiği kitabına, yâni Kur’an’a ve daha önceki Resullerine indirdiği kitaplara da iman edin. Allah’ın gönderdiği tüm kitaplara iman edin. Evet kıyamete kadar insanlığın problemlerini çözmek ve insanlara yol göstermek üzere peyderpey indirilmiş şu Kur’an’a ve daha önceki toplumlara bir çırpıda indirilmiş kitapların tümüne iman isteniyor bizden.

İşte bir önceki âyette istenen adâleti ikâme, âdil davranmak ancak bununla mümkün olacaktır. Adâlet Allah’a, peygamberlere ve onlara gönderilen Allah kitaplarına imanla mümkün olacaktır. İnsanlar ancak Allah’a, Allah’ın elçilerine ve Allah’ın kitaplarına imanla, teslimiyetle, bu kitaplar rehberliğinde bir hayat yaşamakla hevâ ve hevesleriyle hareket etmekten kurtulabileceklerdir. Allah’tan ve Allah’ın gönderdiği hayat programı kitaplarından habersiz yaşayan insanların hevâ ve heveslerinden kurtulup âdil davranmaları asla mümkün değildir. Hayatlarını düzenleyecek kadar vahiy bilgisine ulaşamayan insanların hevâ ve heveslerinden kurtulmaları mümkün değildir. Öyle değil mi? Allah’a, Allah’ın peygamberlerine, Allah’ın kitaplarına inanmayan insanlar neye iman edecekler de? Neye inanacaklar da bu insanlar? Hayatlarını neyle düzenleyecekler de?

Elbette vahyi tanımayan insanlar ya kendi hevâ ve heveslerine göre kendilerinin ortaya koydukları, kendilerinin oluşturdukları kitaplara, yasalara veya kendileri gibi acizlerin, cahillerin oluşturdukları kitaplara, yasalara, onların istek ve arzularına iman edecekler. Ve vahyin dışında onların yaptıklarının tamamı ifsattan, bozgunculuktan, huzursuzluktan başka bir şey de sağlamayacaktır. İşte Hz. Ademle başlayan insanlık tarihinin başından sonuna kadar elimizdeki şu kitabın yorumundan, değerlendirmesinden anlıyoruz ki, ne zaman ki insanlar Allah’a evet demişler, yollarını Allah’a sormuşlar, Allah’ın kitaplarına evet deyip hayatlarını o kitapla düzenlemişler, Allah’ın elçilerine evet deyip onlar rehberliğinde bir hayatı yaşamışlarsa, Allah’ın kitaplarına ve elçilerinin mesajlarına kulak vermişlerse mutlak doğruyu, mutlak hakkı ve mutluluğu yakalamışlardır.

Ama her ne zaman ki insanlar Allah’a evet dememişler, Allah-tan gelen hayat programına teslim olmamışlar, vahye kulak verme-mişler, peygamberlere iman etmemişler ve hayatlarını kendi kendilerine düzenlemeye kalkışmışlarsa yeryüzünde hep kan dökmüşler, hep zulmetmişler, hep bozgunculuk yapmışlardır. İşte Rabbimizin bu âye*tine göre bundan kurtuluşun tek çaresi Allah’a imandır, Allah’ın yol gösterici kitaplarına ve peygamberlerine imandır. Değilse:

Kim Allah’ı, Allah’ın vahiy göndererek insan hayatına karışma unsurları olan, Allah’ın kullarıyla diyaloğunun odakları olan melekleri, kitapları, peygamberleri ve âhiret gününü inkâr ederse son derece derin ve uzak bir sapıklığa düşmüştür. Yolunu ve gâyesini artık bula-mayacak bir sapıklığa yuvarlanmıştır. Sûrenin 116. âyetinin ifadesiyle bu kişi artık küfrün ve şirkin berzahına yuvarlanmıştır.

Evet sapıklık, kâfirlerin ve müşriklerin tek ve ilk özelliğidir. Kâfirin ve müşrikin ayrılmaz vasfı sapıklıktır. Kâfirler her düşüncelerinde, her fikirlerinde, her anlayışlarında, her eylemlerinde, her kararlarında, her yasalarında büyük bir sapıklık ve yanlışlık içinde hayat sürmektedirler. Onların bu sapıklıktan kurtulup hakkı, doğruyu bulmaları müm*kün değildir. Çünkü onlar hakkın, doğrunun kaynağı olan Allah’a, Allah’ın kitaplarına, peygamberlerine, meleklerine inanmamaktadırlar. Hayatlarını vahiy kaynaklı yaşamamaktadırlar. Düşüncelerini Allah ve peygamber kaynaklı geliştirmemektedirler. Bu halleriyle onların hakkı, doğruyu bulma imkânları yoktur. Nereden bulabilecekler de doğruyu? Nereden ulaşabilecekler de hakka? Kitabı ve peygamberi gündemlerinden çıkaran insanlar nereden ulaşabilecekler de hak bilgisine? Allah ve Resûlünden başka hakka ulaşmak mümkün mü? Kitap ve sünnetten başka yerde hak bulmak mümkün mü? İşte bu iman olmazsa bilelim ki sosyal hayatta sadece zulüm vardır, ifsat vardır, bozgunculuk vardır.
kaynak:Besairul Kur'an
Moderatöre Bildir   Logged

Cihadsız,Savaşsız,Kansız,Sakatsız Allahın Dininin Muzaffer Olacağını Zanneden Kimseler,Bu Dinin Tabiatını İdrak Edemeyen Kimselerdir! Onlar Vehme Kapılmışlardır.Davetçilerin Heybeti,Davetin Şevketi,Müslümanların İzzeti Savaşsız Olamaz!
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5333


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #17 : 02 Aralık 2010, 13:13:22 »

Bilinçli İman

      Çocukluk devresindeki iman bütün saflığına ve temizliğine rağmen şu noksanlığa sahiptir: daha çok çevrenin etkisi altında oluşma... Bu da bilinç ile içice olan çözümleme yeteneğinden kaynaklanmaktadır. Gerçekten bu bir çeşit yansımadır. Bu nedenle çocukluk devresindeki iman buluğ devresindeki şikâyetlere karşı bir direnme gücüne sahip değildir.

       Daha önce de söylediğimiz gibi, çocukluk devresindeki iman, buluğ devresinde çoğu konularda sarsılmaya başlar. Hakikat şudur ki; çocukluk devresinde böylesi yüzeysel ve sade bir imandan öte bir iman beklenemez.

       Ama biz buluğ devresinde ve ondan sonraki devrelerde bilinçli bir imana sahip olma imkânına sahibiz. Muhasebe, inceleme, çözümleme ve derin tahlil sonucu elde ettiğimiz imana yani.

       "Bilinçli bir iman"ı elde etmede başarılı olmanın ölçüsü, çeşitli fertlere göre değişiyor. Halkın büyük bir çoğunluğunu, buluğ devresindeki şüphe, çok sade ve sınırlı bir şekilde etkilemektedir. Bu şüphe, çocukluk devresinde iman ettikleri çoğu meselelere sirayet etmektedir.

      Böylelikle bu gibi şahısların bu çeşit meselelerdeki imanı, akli olgunluk yaşlarına erdikleri zamana kadar devam ediyor.

      Bu iman, çocukluk devresindeki imanın devamıdır. Sonraki senelerde öz olarak daha çok destek kazanmış olmakla beraber bu iman; "bilinçli iman" olarak adlandırılamaz. Böylesi bir iman, çeşitli branşlarda tahsil yapmış olan seçkin şahıslar ara­sında bile oldukça fazladır.

       Öyle seçkin bilginler vardır ki; kendi ilim ve fen dallarında gerçekten mümtaz örneklerdir. Ama bir yol ve düzen seçme konusunda veya sosyal ve siyasi bir gidiş tarzı seçme konusunda, çözümleme ve tahlil yapmaksızın kendi ilmi makamlarına uy­gun olmayan bir şekilde çevrelerinin önlerine koyduğu yoldan gitmektedirler. Oysa İslam bu metodu benimsemiyor.

      İslami öğretimin en yüce kaynağı yani Kur'an, bizi daima tefekküre, düşünmeye görüş ve gerçek müşahede ile birlikte incelemeye, çözümlemeye ve mantıki tahlile davet ediyor.

       Kur'an yol ve düstur konusunda bilgisizliğin peşinden gitme tavrına serzenişte bulunuyor. Bunu kınıyor ve diyor ki: "Hayır; "Doğrusu biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler." (Zuhruf-22)

        "Senden önce herhangi bir memlekete gönderdiğimiz uyarıcıya, oranın şımarık varlıkları sadece: "Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz" derlerdi. Gönderilen uyarıcı: "Eğer size babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş isem de mi bana uymazsınız?" derdi. Onlar: "Doğrusu sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz" derlerdi." (Zuhruf-23,24)

       Maide suresindeki şu ayet de bu konu ile ilgilidir: "Onlara, 'Gelin Allah'ın indirdiği Kitab'a ve peygambere uyun' dendiğinde 'Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter' derler. Ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?" (Maide-104)

       Kur'an özellikle iman konusunda, düstur ve yol seçme konusunda şu noktayı vurguluyor: "İmanın bilgiye ve tatmin edici incelemeye dayanması lazımdır Bilinçli bir alt yapı taşımayan imanın bir değeri yoktur.  Böylesi bir iman, insanı,  hakikati arama ve araştırmaya muhtaç olmaktan beri kılmıyor."

       Putperestlik hurafesi ile mücadele konusunda birkaç akli delil getirdikten sonra Yunus suresinin 36. ayeti şöyle der: "Onların çoğu zanna uyarlar. Gerçekte ise zan hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah (onların) yaptıklarını şüphesiz bilir."

        Necm suresinin 27. ve 28. ayetlerinde İslam'ın bu yüce fikri başka bir vesile ile tekrar edilmiştir:

      'Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere 'dişi'[1] adını takarlar. Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece zanna uyarlar. Zan ise şüphesiz gerçeği ifade etmez."

       Bakara suresi ayet 78'de, En'am suresi ayet 116 ve 148'de, Yunus Suresi ayet 23'de, bilgisiz ve şuursuz iman; zan ve şüpheye dayanan sağlam bir fikri alt yapıya sahip olmayan iman; çeşitli biçimlerde tenkit edilmektedir.

        Kur'an'a göre insan, anne, baba ve çevresinin kendisine sunduğu veya çocukluğunda çevresinden edindiği fikirleri bir tarafa bırakmak ve tanımayla donanmış cihazını (beynini-aklını) kullanmakla görevlidir.

       İnsanın kendisine ve etrafındaki dünyaya dikkatle bakması, sabırla düşünmesi ve bu düşünmeyi neticeye sonuna kadar sürdürmesi gerekir. Ancak o zaman, bu neticeye gönülden bağlanması ve iman etmesi, bunu kendi şahsi hayatındaki fikri düzenin, akidevi düzenin ve ilmi düzenin alt yapısı olarak kararlaştırması gerekir:

      Kur'an tabiat âleminin bizzat gözlemlenmesini tavsiye ediyor. Bizden, vücudunun o bütün hayret verici ince yönleriyle insanı, bütün o rengârenk alametleri ile tabiatı, bütün o debdebesiyle yeri ve göğü, yaratılışındaki esrarla bitkileri ve hayvanları dikkatle gözlemlememizi ve incelememizi istiyor. Onu düşünmemizi istiyor. Bu gözlem ve düşünme hakikatin çehresini tanımanın en doğru yoludur.

        Bu şekilde Kur'an, bilimsel çalışmaya, araştırmaya dayanan deneysel ilimleri antropolojiyi, tabiat bilimim ve hür dü­şünceyi sadece imanın faydasına saymakla kalmıyor, belki onları çok değerli olan iman incisini elde etmek için her insana açık olan en uygun yol olarak tanıtıyor. Yani bizi "bilinçli iman"a ulaştırması mümkün olan bir yol. Şimdi siz aziz dostlarımızla birlikte o amacın (bilinçli imana giden yolun) peşindeyiz.

---------------------------------------------------------------

[1] Kadın tanrıların benzeri bir şey, Yunan ve Roma'daki tanrıçalar örneği
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
"""Yüzsüz Yüregimden"" Dua penceresi züleyhaa 2 342 Son Mesaj 18 Ocak 2011, 17:08:55
Gönderen: têkoşîn
""""SELAMUN ALEYKUM""" Vuslat Sevdalılar (tanişma) kadirhan58 5 388 Son Mesaj 07 Kasım 2007, 22:20:25
Gönderen: vuslat
Hamd, "Övgü" ve "Şükür" Kelimelerinden Daha Zengin Anlamlıdır Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 128 Son Mesaj 03 Haziran 2009, 08:56:03
Gönderen: MERXAS
Dua edenin, "Rabbim" demesi, Allah'ın "efendim" demesinin ta kendisidir... Güzel ve ibretli Sözler nur-yolcusu 0 238 Son Mesaj 17 Eylül 2009, 12:21:25
Gönderen: nur-yolcusu
"Ziyan olmasın!" -- "Ben de tasdik ederim!" fıkralar vuslat 8 356 Son Mesaj 03 Mayıs 2011, 18:40:24
Gönderen: alina
ŞiiR "HaYaL" midir , "HaKiKaT" mi? Anketler Şehid Renginde 5 509 Son Mesaj 15 Aralık 2010, 13:08:55
Gönderen: Şehid Renginde
"HAYAT" ve "YOL" arkadaşıma... Bişnev Bişnev 0 134 Son Mesaj 23 Mayıs 2011, 10:42:18
Gönderen: Bişnev