suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
08 Eylül 2010, 13:42:42 *
Selamun Aleyküm, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Fatiha Süresi  (Okunma Sayısı 914 defa)
têkoşîn
Site Yöneticisi
*****

Puan: 120
Online Online

Mesaj Sayısı: 2263



WWW
« Yanıtla #30 : 23 Mayıs 2010, 00:58:29 »

“Kur’an’ın tamamı Fâtiha’da, Fâtiha’nın tamamı da besmelede toplanmıştır”. Hz.Ali

Moderatöre Bildir   Logged

Bila çil sal li zîndanan bimînim,
Her roj sed mar û dûpişkan bibînim,
Li hevraza barê aşan bikşînim,
Li berwara pevzkûvîyan biçerînim,
Zivistanan li ser avan bimînim,
Ne ku carek yekî ehmeq bibînim.
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
****

Puan: 293
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1277


"Dilimden düğümü çöz"


« Yanıtla #31 : 23 Mayıs 2010, 18:35:31 »

6-7 Sen bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapanlarınkinc değil.



Ey Allah'ım, kendilerine nimet verdiğin kullarını muvaffak kıldığın o doğru yolda, bizleri de kararlı olmaya muvaffak kıl. Biz»eri, kendilerine itaatta bulunma ve ibadet etme nimetini verdiğin, meleklerin, Peygamberlerin, imanın­da sadık insanların, şehitlerin ve salih kullarının yoluna ilel."Sen bizi doğru yola ilet." âyet-i kelimesindeki "Bizi ilet" diye tercüme edilen "İhdina" kelimesi "Hidayettin" kökünden türemiştir. Mânâsı "Açıklamak, göstermek, götürmek, başarılı kıl-mak"tır.

Taberi buradaki ifadenin, "Sen bizi doğru yolda kararlı olmaya muvaffak kıl. O yolda yürümekte bize başarı ihsan et." mânâsına geldiğini söylemiş ve Abdullah b. Abbas'ın da âyeti bu şekilde izah ettiğini rivayet etmiştir. Deh-hak'tan, Abdullah b. Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Cebrail, Muham-med'e dedi ki: "Ey Muhammed, de ki: "Sen bize doğruya götüren yolu ilham et." Allah tealamn, Muhammede doğru yolu ilham etmesi, onu muvaffak kılma­sı demektir.

Taberi diyor ki: "Bu âyetin ifade ettiği mânâ, bundan önceki âyetin ifade ettiği mânâ gibidir. Yani bu âyette de kul'a. rabbine itaat etmekte kararlı olmaya muvaffak kılınmasını istemesi emredilmektedir. Buna göre bu ve bundan önceki âyetlerin mânâsı şöyledir: "Ey Allahım, sadece sana ibadet ederiz. Senin hiç bir ortağın yoktur. İbadeti senin dışındaki ilah ve putlara değil, yalnızca sana tahsis ederiz. Sen bize, sana ibadet etmemizde yardım et. Sen bizleri, kendilerine ni­met verdiğin Peygamberlerini ve itaatkâr kullanın muvaffak kıldığın yola ve u-sule muvaffak kıl."

Taberi diyor ki: "Hidayetin, başarıya ulaştırma mânâsına geldiği Arap di­linde yaygın olan bir husustur. Nitekim şu âyetteki hidayetten türetilen Layehdî kelimesi de bu anlamdadır... Allah zalim kavmi hidayete erdirmez. [41] Yani Allah, zalim bir kavmi hakka muvaffak kılmaz. Gönüllerini imana açmaz. Bir kısım âlimler, "Sen bizi hidayete erdir." ifadesini "Sen bizim hidayetimizi artır." şeklinde izah etmişlerdir.

Taberi, bu izah şekliyle şu üç mânâdan birinin kastedileceğini söylemiş­tir.

Birincisi: Burada ifade edilen "Hidayetin artırılmasından" maksat, "Açıklamak" demektir. Yani, Allah teala Resulullaha, farz kılman emirlerin açıklanmasını istemesini emretmiştir ve Resulullah "Ey Allahım, sen bana farz kıldığın emirleri açıkla." demekle memurdur. Taberi diyor ki: "Bu izah şekli doğru değildir. Zira, Allah, kuluna farz kıldığı her ibadeti açıklayarak ve delille­rini zikre derek farz kılar. Artık emir ve yasakların açıklanmasını istemeye ge­rek yoktur.

İkincisi: Buradaki hidayetin artırılmasından maksat, "Yeni emirlerin farz kılınmasıdır." Buna göre Resulullahın, Allah tealadan, yeni ibadetler farz kılma­sını talep etmesi istenmektedir. Kul'un böyle bir şeyi istemesi söz konusu olma­yacağından bu izah tarzı da isabetli değildir.

Üçüncüsü; Buradaki hidayetin artırılmasından maksat, kul'un, rabbinden yardım ve tevfikini artırmasını istemesidir. Bunu, kul'un geçirdiği ömründe yap-nıış olduğu ameller için istemesi beklenemez. Çünkü o ameller geçmiştir, onlar için yardım istenemez. Fakat kul'un, bu yardımı gelecekte yapacağı ameller için istemesi doğrudur. Bu da bizim izah ettiğimiz şekle uygundur. Ve kadercilere bir cevaptır. Zira onlar, Allah tealanın mükellef kıldığı her görevde kul'una yar­dım etme mecburiyetinde olduğuna inanırlar. Halbuki âyette kul'un yükümlü oiduğu ibadetleri yerine getirmek için rabbinden yardım ve tevfik istemesi emre­dil mektedir.


TABERİ TEFSİRİ
Moderatöre Bildir   Logged

"...Bu da bir şıkşıkiyyeydi geldi ve geçti."
_uMuT_
Mir Üye
*****

Puan: 156
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3930


Ramazan bayramını en iyi oruç tutanlar anlar.


« Yanıtla #32 : 23 Mayıs 2010, 22:20:31 »

Malikiyevmiddin:  Din günün sahibi Malikidir Allah c.c. şüphesiz hesab kitab görüleceği gün O'nun vereceği fermana hiç bir kuvvet itiraz edemez. Dünyada yaptığımız hayır ve şerler önümüze dökülecek mü'min, münafık,kafir ve müşriklerin hesabı görülecek ve o gün cennetlikler cennete cehennemliklerde cehenneme gidecektir. Din günü hakkın da Rabbimiz infitar suresinde bahsetmiştir. “Din gününün ne olduğunu sen nerden bilir­sin?  Evet ceza gününün ne olduğunu nereden bile­ceksin? O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağla­mayacağı bir gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır. (infitar 17,18,19)

BUrda şunu iyice bilmemiz lazım ki ahiret günü mutlak otorite sahibi olan Allah dünya hayatımızda da mutlak Maliktir. Allah başka bir ayette lehu "mulkussemavati vel erd" yerin ve göğün mülkü Allah'ın dır demiştir.

şu anda dünyanın konumu gereği, dünyadaki imtihan ge­reği istediği gibi yaşamayan kullarına, kulluktan çıkıp kendisine isyan bayrağı çeken kullarına anında cezalarını verip dokunma­dığı için in­sanların çoğu bunu anlayamıyorlar. Vahiyden habersiz olanlar bunu yanlış anlıyorlar. Dünyanın konumu, dünyanın ya­saları kendilerini al­dattığı için din gününü unutarak bir hayat yaşı­yorlar. Hayatlarını dün­yada yaptıklarından ötürü hesap ödeye­cekleri bir makamın, bir mah­kemenin yokluğu inancına bina edi­yorlar.
O gün onlar meydana çıkarlar. Onların hiç bir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Bugün mülk kimindir? Kahhâr olan tek Allah’ındır." mü'minun suresi ayet 16 hiç bir şey gizli kalmayacak ve yaptığımız he rşeyin hesabını tas tamam vereceğiz mülkün asıl sahibine.

Bir evde bir baba düşünelim ev halkı babaya deseki sen bizim babamızsın fakat ev işlerine karışmayacaksın. Kim ne yer ne içer ne eder karışmayacaksın. Evin hiç bir yerinde otoriten söz hakkın olmayacak sadece bayramlarda seyranlarda işte ismini anacağız. böyle bir babaya aile reisidir diyebilirmiyiz. Aynı şekilde mülkün sahibi olan maliki olan her Allah' ada günde az kırk kere diyoruz sen sahibimizsin. Malikimizsin peki hadi bakalım yaşantımıza ne kadar malliktir Allah..

Evimizde O'NUN SÖZÜ GEÇİYOR MU?
Kullandığımız bilgisayarda,okuduğumuz kitabta O'nu razı edecek hallerdemiyiz?
Mutfağımız,yatak odamız giydiğimiz elbise O'nun kabul ettiği şekildemidir?
Kıldığımız namaz tuttuğumuz oruç yine öyle?
bu soruları çoğaltıp kendimize soralım gerçekten O'nu malik olarak kabul etmişmiyiz. Bunu yaşantımızla gösteriyormuyuz. Eyer cevabımız hayırsa günde en az 40 kere Allah'a yalan söylüyoruz demektir. Nasıl ki bir baba evde sözü geçmiyorsa ben böyle reisliği kabul etmem diyorsa Allah neden sözünün geçmediği malikliğe razı olsun. Unutmayalım ki son sözü ahirette din gününde her şeyin maliki olan Allah söyleyecektir.
Moderatöre Bildir   Logged

                (dualar sana filistin)
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
****

Puan: 293
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1277


"Dilimden düğümü çöz"


« Yanıtla #33 : 25 Mayıs 2010, 00:33:47 »

6-7 Sen bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapanlarınkinc değil.

Taberi diyor ki: "Diğer bir kısım âlimlerde "Sen bizi doğru yola ilet" ifa­desini, "Sen bizi, âhirette cennetin yoluna ilet." şeklinde izah etmişlerdir. Bunun bir benzeri olarak ta şu âyeti zikretmişlerdir." ... Onlara cehennemin yolunu gösterin. [42] Allah tealanın. "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz." kelamı, bu âyetin bu şekilde yorumlanmasının doğru olmadığını ortaya koymaktadır.

Ayrıca, sahabi ve tabiinden olan bütün müfessirler bu âyetie zikredilen "Sırat" kelimesinin, âhiretteki sırattan başka bir sırat okluğu hususunda iltifak etmişlerdir. Bu sebeple "Sen bizi doğru yola ilet." ifadesini "'Sen bize cennetin yolunu göster." şeklinde izah etmek doğru değildir. Doğru olan: "Sen bizi. öm­rümüzün geri kalan bölümünde hidayetten ayınna. Onda kararlı kıl." şeklindeki izahtır.

"Doğru yol" diye tercüme edilen "Sıratelmüstakim" ifadesi çeşitli şekillerde izah edilmiştir. Taberi, diyor ki: "Müfessirler aslında "Kendisinde eğrilik bulunmayan açık bir yol. "mânâsına geldiği hakkında ittifak etmişlerdir. Fakat Araplar Sıratı müstakim"ünlem mecazi olarak, her doğru söz ve amel için kullanmışlardır. Bu âyetteki "Sıratel MüstakinV'in mecazi mânâda anlaşılması daha evladır.

Taberi diyor ki: "Âyeti şu şekilde izah etmek daha uygundur. "Ey Alla­rı im, sen bizi, razı olduğun şeylerde ve kendilerine nimet verdiğin kullarını mu­vaffak kıldığın doğru söz ve amellerde karalı olmaya muvaffak kıl." Evet işte "Sıratel müstakim"in mânâsı budur. Zira, Allanın, kendileri­ne nimet verdiği Peygamberlerin, sıddiklann ve şehitlerin muvaffak kılındıkları şeylere muvaffak kılınan bir kul İslâmı kabule. Peygamberleri tasdike, Allah'ın '.itabına sımsıkı sarılmaya, Allah'ın emrettiklerini yapmaya, yasaklarından ka­çınmaya, Peygamberin usulüne uymaya, Hz. Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve bütün salih kulların izini takibeîmeye muvaffak kılınmış olur. İşte bütün bunlar "Sıratel müstakim"dir.

Taberi diyor ki: "Kur'an-i kerimin tercümanları" diye adlandırılan sahabi ve tabiin, sıratel müstakim'in mânâsı hakkında çeşitli görüşler zikretmişlerdir. Ancak bu görüşlerin hepsinin anlamı, bizim tercih ettiğimiz görüşün anlamına varmaktadır.

Hz. Ali ve Abdullah b. Mes'ud, "Sıratel müslakim"den maksadın, Allah tealanın kitabı olduğunu rivayet etmişlerdir.
Moderatöre Bildir   Logged

"...Bu da bir şıkşıkiyyeydi geldi ve geçti."
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
****

Puan: 293
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1277


"Dilimden düğümü çöz"


« Yanıtla #34 : 05 Ağustos 2010, 18:50:33 »

“na’budi nestain, ve ihdina” kelimelerinde "biz" vurgusu;

İslam dini olabildiğince ayrılıkları ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Koltuğa her zaman “ben” yerine “biz”i oturtmuştur.

Fatiha Süresi’nde “na’budi nestain, ve ihdina” kelimelerinde “biz” lafzı kullanılmaktadır. Eğer bir fert yalnız başına bir mağarada veya bir çölde bile namaz kılsa ve okuduğu fatihasında “beni hidayete erdir, sana ibadet ediyorum, senden yardım talep ediyorum” anlamında bizi ortadan kaldırıp beni öne çıkarırsa namazı batıl olur. O yalnızlığı ile “biz” benin yerine tahta oturması gerekir.

Moderatöre Bildir   Logged

"...Bu da bir şıkşıkiyyeydi geldi ve geçti."
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
****

Puan: 293
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1277


"Dilimden düğümü çöz"


« Yanıtla #35 : 07 Ağustos 2010, 21:12:05 »

Birçok insan "riya" ile "ucûb" kavramlarını aynı kavramlar sanır. Oysa bunlar birbirinden farklı kavramlardır. Sözgelişi:

"Riya", yaratıkla Allah'a ortak koşma kapsamına dahil bir "şirk" çeşididir,

"Ucûb" ise, kişinin kendi nefsi ile Allah'a ortak koşması demektir; "müstekbirlerin" durumu böyledir.

Mürâî (gösteriş için ibâdet eden kimse):

" إِيَّاكَ نَعْبُدُ  iyyake na'budu" (yalnız Sana ibâdet ederiz) ilkesini gerçekleştirememiştir.

Ucûb eden kimse ise:

" وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ ve iyyâ ke'nestaîn" (yalnızca Senden yardım dileriz) ilkesine hakikat kazandıramamıştır.

Kim " إِيَّاكَ نَعْبُدُ iyyake na'budu" ilkesini gerçekleştirmeyi başarırsa "riyâ" dan kurtulur.

Öte yandan kim de " وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  ve iyyâke nestaîn" ilkesini pratiğe geçirebilir (onunla amel eder) se o da "ucûb" sınırlarından çıkar.

Moderatöre Bildir   Logged

"...Bu da bir şıkşıkiyyeydi geldi ve geçti."
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.426 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu