0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 2 [3] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: FIKIH DERSLERİ (ÖNEMLİ BİLGİLER)  (Okunma Sayısı 1774 defa)
Le_Nasbirenne
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 167


Hayya-alel İman--Hayya-alel Cİhad


« Yanıtla #20 : 16 Mayıs 2010, 00:05:23 »

Yolculuktaki zaman ve yol üzerinde durulmuş..Özellikle
 
Alıntı
Mesela hac yolculuğu hava yoluyla gidildiğinde üç saat sürer, kara yoluyla gidildiğinde de üç günden az çeker.
Bir kadın, oturduğu yerleşim yerinden çıkıp varacağı yere üç günden önce varabiliyorsa,başta hanefîler olmak üzere birçok müctehide (mezhebe) göre, mahremsiz olarak yola çıkmasında bir sakınca yoktur.
Bu kısım hacca veyahut umreye bayanın tek başına gitmesine musamaha gösteriyor gibi...Gidilen yer için de hanımın yalnız olmaması,yanında mahremin olması gerekmez mi?Ya sadece yolun kısalığı uzunluğu mu önemli  Huh? kafam karıştı
Moderatöre Bildir   Logged

Cihadsız,Savaşsız,Kansız,Sakatsız Allahın Dininin Muzaffer Olacağını Zanneden Kimseler,Bu Dinin Tabiatını İdrak Edemeyen Kimselerdir! Onlar Vehme Kapılmışlardır.Davetçilerin Heybeti,Davetin Şevketi,Müslümanların İzzeti Savaşsız Olamaz!
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #21 : 16 Mayıs 2010, 08:46:48 »

Şâfiî ve Mâlikîler’e göre, tek başına yolculuk yasak ve vâcip olmayan yolculuklar için geçerlidir. Hac ise, farzdır. Kendisine hac farz olan bir kadın, yanında mahremi olsun olmasın

Hanefi âlimlerine göre ise; bir kadın beraberinde kocası veya mahremi olan bir erkek bulunmadığı halde üç günlük veya daha fazla mesafeye yolculuk edemez. Fakat bundan az mesafeye beraberinde bunlardan kimse olmaksızın yolculuk etmesi caizdir.

Günümüz şartlarında ise mümkün olan tedbirler alındıktan sonra, yola da tek başına çıkılamayacağına, yani otobüs, tren ve uçak gibi vasıtalar kullanılacağına göre büyük ölçüde emniyet temin edilmiş olacaktır. Böylesi hallerde yola çıkmak mahzurlu olmasa gerektir.  (meselâ Yûsuf Kardâvî, Sünneti Anlamada Yöntem,(trc. B. Erul) s. 143-144, 1. baskı)
Zaten başta da ifade edildiği gibi yola çıkma zarureti mevcuttur.
   
Kadının şehir içinde tek başına taksiye binmesi de yine bu çerçevede mütalâa edilebilir. Şöyle ki: Her ne kadar taksinin içi görülse de, tek başına taksiye binen hanım bir yerde şoförle başbaşa kalmaktadır. Bunun için arka koltuğa oturmayı tercih etmeli. Diğer taraftan bazı art niyetli şoföre rastlamak mümkün olduğu gibi, rahatsız edici konuşmalara muhatap olmak mümkündür. Bir yerde bunun önüne geçmek için akıl ve feraset melekesini kullanmalı, bu gibi insanlarla karşılaşmamaya gayret etmeli. Bütün bunlarla birlikte bir hanımın, mecbur kalmadıkça taksiyi tercih etmemesi en güzelidir.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #22 : 18 Mayıs 2010, 11:58:12 »

sual:?

Bir bayan veya erkek günlük yaşamda iş, okul veya ihtiyaca binaen birbirleriyle konuşmak aynı mekânı paylaşmak ve diyaloga geçmek zorunda kalıyor.
Örneğin bir öğrencinin karşı cinsten bir öğretmenle veya görev icabı çalıştığı kurumda konuşmak, esnafın bayan müşterilerle diyaloğa geçmesi gerekiyor. Bazen bir öğretmenin öğrencisiyle ya da amiri iş konusunda kendisiyle görüşmek için odasına çağırabiliyor.
Bu tür durumlarda nasıl davranmalıdır.

Kur’an-ı Kerimde Yüce Rabbimiz buyurmuştur: “Mü'minlere söyle: ‘Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Gerçekten Allah, yaptıklarından haberdârdır.’ Mü'min kadınlara da söyle: ‘Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar…” (Nur: 30-31)
İbn-i Abbas (r.a.)’dan: Peygamber aleyhisselatu vesselam şöyle buyurmuştur: “Her kim Allah’a ve Âhiret gününe iman ediyor ise; beraberinde mahremi bulunmayan bir kadın ile kesinlikle başbaşa kalmasın. Çünkü bu takdirde üçüncüleri şeytandır.”
Amir b. Rebîa’dan şöyle dediği nakledilmektedir: Resulullah aleyhisselatu vesselam buyurdu ki:
“Hiç bir erkek kendisine helal olmayan bir kadınla başbaşa kalmasın. Çünkü şüphesiz onların üçüncüleri şeytandır; beraberinde mahrem bulunması hali müstesnâ.”
Kadının kocasının yakın akrabası ile birlikte başbaşa kalması ve onun yanında yüzünü açması, baş başa kalması diğerlerinden daha büyük bir tehlikedir. Peygamber aleyhisselatu vesselam şöyle buyurmuştur:
“Sakın kadınların yalnız başına bulundukları yerlere (evlerinde odalarına) girmeyiniz.’ Ensardan bir adam: ‘Ey Allah’ın Resulü! Ya kayın(kocanın kardeşi) hakkında ne dersin’ diye sordu. Peygamber aleyhisselatu vesselam: ‘Kayın ölümün kendisidir” diye buyurdu.
Bazı hanımların; beraberinde küçük bir çocuk bulundurmakla halvet ortadan kalkar, şeklindeki kanaatleri yanlıştır. İmam Nevevî şöyle diyor: “Yabancı bir erkek yabancı bir kadınla üçüncü bir şahıs bulunmadan başbaşa kalmaları, ilim adamların ittifakıyla haramdır. Aynı şekilde beraberlerinde yaşının küçüklüğü sebebiyle kendisinden utanılmayan, sakınılmayan bir küçük bulunması halinde de haram olan halvet, ortadan kalkmış olmaz.”

Bazı hanımlar tedaviye gerek gördükleri gerekçesiyle kadının doktorun yanına girmesi hususunda işi oldukça gevşek tutmaktadır. Bu da karşısında sessiz kalınması caiz olmayan, büyük bir münker ve büyük bir tehlikedir. Şeyh Muhammed b. İbrahim, Mecmûu’l-Fetavâ’da şunları söylemektedir: “Durum ne olursa olsun, bir kadının kendisine yabancı olan bir erkekle -isterse bu kendisini tedavi edecek bir doktor olsun- başbaşa halvette kalması şer’an haramdır. Çünkü; “Bir erkek bir kadın ile başbaşa kaldı mı mutlaka onların üçüncüleri şeytan olur” hadisi bunu gerektirmektedir. O halde beraberinde kocasının ya da erkek mahremlerinden birisinin bulunması mutlaka gereklidir. Eğer böyle biri bulunamazsa hiç olmazsa hanım akrabalarından birisi bulunmalıdır. Şayet sözü edilenlerden kimse bulunamaz ve hastalık da ertelenemeyecek kadar tehlikeli olursa, hiç olmazsa harama girmemesi için bir hastabakıcısının bulunması gerekir...”
Bütün bu açıklamalardan sonra şunu diyebiliriz. Namahrem bir kadın ve erkeğin kapalı bir mekânda (ev, oda, işyeri, araba vb) yanlarında üçüncü bir şahıs olmadan baş başa kalmaları kesinlikle caiz değildir. Bu durumlarda yanlarında mahrem birinin, olmazsa akraba veya tanıdık birinin, olmazsa da herhangi bir üçüncü şahıs veya şahıslar olmalıdır. Bunların da olmadığı zorunlu durumlarda kapının açık bırakılması, dışarıdan başkaları tarafından görünecek şekilde şeffaf olması gerekir. Tabi bu ve başka durumlarda İslami tesettür ve adaba kesinlikle riayet edilmeli ve işleri bittiği an birbirlerinden ayrılmalılar. Allah her şeyi hakki ile bilendir.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: 1 2 [3] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İMAMI RABBANİMDEN HAYAT DERSLERİ İslam Alimleri ve öncüleri vuslat 1 220 Son Mesaj 20 Ocak 2008, 23:48:27
Gönderen: diyar2
S.A ÇOK öNEMLİ BİR KONU YARDIMCI OLABİLİRMİSİNİZ??? Kürtçe Eserler kafkasların şamili 5 656 Son Mesaj 21 Temmuz 2009, 22:56:00
Gönderen: kafkasların şamili
DÎNİN TEMELİ FIKIH İLMİDİR! Fıkıh Köşesi MERXAS 0 150 Son Mesaj 22 Ocak 2010, 15:37:58
Gönderen: MERXAS
ALİ KÜÇÜK HOCA TEFSİR DERSLERİ (48 SURE) Sohbetler/Seslendirme KeRvAnCaN 6 2019 Son Mesaj 27 Eylül 2010, 09:17:48
Gönderen: KeRvAnCaN
öNEMLİ Serbest Bölüm Âl-i İmran 6 329 Son Mesaj 17 Eylül 2010, 15:02:07
Gönderen: vuslat
KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU Serbest Bölüm ensar-muhacir 3 111 Son Mesaj 23 Aralık 2011, 18:11:20
Gönderen: MUHACİR
FIKIH ÖĞRENİMİ Fıkıh Köşesi ebudüccane 1 40 Son Mesaj 04 Nisan 2012, 14:15:16
Gönderen: ebudüccane