0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Gelin! Düğünlerimizi Nurlu Bir Atmosferde Kutlayalım  (Okunma Sayısı 300 defa)
гüъεyyε
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1168


ღνսรlﻪէรενժﻪรıღ


« : 15 Temmuz 2010, 11:50:59 »



Hazırladıkları "Dâweta keç u xortên Müslüman" isimli video klipli düğün CD'si ile ilgili bilgi veren Özlem Ajans yetkilileri, düğünlerin helal daire içinde yapılabileceğini göstermek istediklerini belirtti.



Yaptığı müzik çalışmalarıyla kısa zamanda adından söz ettiren Özlem Ajans’ın, son olarak piyasaya sürdüğü “Dâweta keç u xortên Müslüman” (Müslüman kız ve gençlerin düğünü) video klipli düğün CD’si özelikle bölgede yoğun ilgi görüyor. Özlem Ajans yetkililerinden Abdurrahim Mecit, CD için “Allah’u Teâlâ’nın bize çizmiş olduğu helal daire içerisinde, düğünlerimizi yapabileceğimizi tüm güzelliğiyle halkımıza göstermek istedik” ifadelerini kullandı.

Vatandaş: VAllahi Bizlerin Düğünleri Böyle Olması Gerekir

Çıkardıkları düğün albümünün her albüm gibi eksiklikleri ve kusurları olmayan bir albüm olmadığını anlatan Mecit, özlem ajans camiası olarak bir eser çıkarmak istediğimizde ince eleyip sık dokumak zorunda olduklarını söyledi.

Şu ana kadar bayileri üzerinden hep olumlu tepkiler aldıklarını ifade eden Mecit, en son aldıkları tepkiyi bize anlattı. Mecit, “Bir bayan, yanında iki kızıyla birlikte Kur’an-ı Kerim almak için bir bayimize gidiyor. O sırada bayimiz bilgisayarında albümümüzü hem izliyor, hem de tanıtım babında gelen müşterilerine izlettiriyor. O Bayan, Kur’an-ı Kerim alırken gözü düğün albümüne takılıyor ve birkaç dakika iyice seyrettikten sonra ‘vAllahi düğünlerimizin böyle olması gerekir. Bu ne çirkef bir dönemdir ki kız, erkek, kadın herkes iç içe düğün yapıyoruz’ diyerek haram olan eğlencelere karşı çıkıp, İslami geleneklere olan özlemini yansıtıyor. Hiç düğün albümümüzden haberi bile olmayan bu iffetli annemiz, sadece Kur’an-ı Kerim almaya gelirken bir düğün VCD’sini de alıp evine gidiyor. Biz ümit ediyoruz ki, bu ve buna benzer çalışmalarımız birer tebliğ aracıdır. Bu tebliğ aracını dostlarımız kullanmalı ve kullanılmasını tavsiye etmelidir” dedi.

Gelin! Düğünlerimizi Nurlu Bir Atmosferde Kutlayalım

Evlenecek gençlere tavsiyelerde bulunan Mecit, “Gelin Hep beraber düğünlerimizi İslami ölçülere göre, helal daire içerisinde yapalım. Gelin! Düğünlerimizi Allah’ın zikri ve salâvatlarla nurlu bir atmosferde kutlayalım” diye konuştu.

Görüntülü Çalışmalara Ağırlık Vereceğiz

Mecit konuşmasının devamında, “Biz, bazı yapım aşamaların da kendi kalifiye elemanlarımızla çalışamıyoruz. Dışarıdan eleman temin ettiğimiz için gönlümüzce çalışamıyoruz. İnşAllah gün gelecek elamanlarımızı istihdam ederek, onları eğiteceğiz. 11 sanatçının seslendirdiği Düğün VCD’miz, 19 parçadan oluşuyor. Çekimler için ayrı ayrı il ve ilçelerde yapılan İslami düğünlere gittik. Düğün sahiplerinden de albüm için görüntü almak istediğimizi söyleyip izin aldıktan sonra çekimlerimizi aldık. Büyük ölçüde doğal, özüne fazla müdahale etmeden, her yörenin kendine has kıyafetlerine ağırlık vererek çekimlerimizi yaptık. Bu çerçevede Diyarbakır, Mardin, Urfa Adana, Van, Siverek, Adıyaman, Cizre ve İstanbul’dan görüntüler aldık ve esere yansıttık. Bizler görüntülü çalışmalara ağırlık vereceğiz inşAllah. Bundan sonra tüm eserlerimizi bazı zahmetlere katlanma pahasına görüntülü çıkaracağız inşAllah. Daha kaliteli çalışmalar için kardeşlerimizin, dinleyici ve izleyicilerimizin her türlü desteklerine ve dualarına ihtiyacımızın olduğunu da belirtmek istiyorum” dedi.


Sürpriz Çalışmalar Yolda

Şu anda altyapılarına başladıkları birden fazla çalışmalarının olduğunu anlatan Mecit, Yakın zamanda çıkartmak istedikleri bir belgeselin müjdesini verdi. Konusu ve diğer bilgilerini şimdi vermek istemeyen Mecit, Ayrıca, iki tane müzikal ve görüntülü çalışmalarının da olacağını, İyice olgunlaştıktan sonra bunu tüm halkımızla paylaşacaklarını söyledi.

Eserlerimize Sahip Çıkın ki…

Teknolojinin geliştiğine dikkat çeken Mecit, “Kardeşlerimizin ‘arkadaşım almış ben de ondan alayım veya internetten indireyim’ gibi yollara tevessül etmemeleri gerekiyor. Bizler ticari bir kaygı taşımıyoruz, ama şu da bir gerçektir ki, hizmetin yürüyebilmesi için maddi yönünün göz ardı edilmemesi gerekir. İşin fabrika yönü var, CD’lerin giydirilmesi var, görüntü için harcanan maddi külfet var ve Özlem Ajans’ın diğer giderleri var. Dolayısıyla çıkaracağınız eserin bir öncekinden daha güzel olması için sahiplenilmesi lazımdır. Bizler 3 ayda bir albüm piyasaya sürüyoruz. 3 ayda, bir dergi parası çok görülmemesi lazım. Çıkarttığımız albümün hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, emeği geçen tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun hepsine şükranlarımızı sizin aracılığınızla bir kez daha göndermek istiyoruz. Öte yandan, kardeşlerimizden, dinleyici ve izleyicilerimizden her türlü İslami beste, şiir ve senaryo göndermelerini talep ediyoruz. Senaryo çok uzun olur diyenler, bizlere sadece ana konusunu gönderebilirler. Unutmayalım ki birlikten hem kuvvet hem bereket doğar” diye konuştu.

İletişim

Ayrıca, düğün CD’sini almak isteyenler (0412) 237 49 71, 0507 350 37 97 telefonlardan , ozlemajans21@hotmail.com ve www. özlemajans.com adreslerinden bize ulaşabilirler.


                 
Moderatöre Bildir   Logged

˙·٠•●  Suskunluğum  asaletimdendir   ●•٠·˙
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #1 : 14 Ekim 2010, 20:43:35 »

Müslümanların ibadetleri olduğu gibi, adet ve gelenekleri de İslam’a uygun olmalıdır. Müslüman’ın gerek bireysel ve gerek ailevi ve toplumsal olsun hayatının tüm alanları İslam’a İslam’ın adap ve ahlakına uygun olmalıdır. Bir tarafı İslami bir tarafı da gayri İslami veya cahili olan bir yaşam tarzı, Müslüman kişinin yaşam modeli olmamalıdır.
Beşeriyetin bidayetinden ta bugüne dek, bütün dini ve beşeri teamüllerde toplumsal hayata atılan ilk adım evliliktir. Bunun üst çatısı olan aile kurumunun sağlıklı olabilmesi için, temelinin sağlam ve takva üzerine atılmış olması gerekir. Fesat ve gayri meşruluk üzerine kurulan bir aile birimi, eninde sonunda yıkılmaya ve yok olmaya mahkûmdur. Tarihte, Hz. Âdem’in oğlu olan Kabil’in olayı bunun yaşanmış en canlı örneğidir. Nitekim Kabil’in zürriyetinden meydana gelen neslin tamamı, Nuh Tufan’ında helak olup gitmiştir.

Evliliğin giriş kapısı hükmünde olan düğün faktörünün, aile üzerinde olumlu olumsuz büyük etkisi olduğu muhakkaktır. O halde, Müslüman kişinin buna iyi dikkat etmesi gerekir. Haremliğe ve selamlığa riayet ederek İslam ahlakına uygun bir şekilde düğün merasimini tertip etmelidir. Gayri ahlaki ve müstehcen müzik türlerinden ve karma oyun şekillerinden sakınmalıdır.

Öte yandan bu haramlar işlenmesin diye düğünden oyun ve eğlenceyi tamamen kaldırmak da ikinci bir yanlışlıktır. Kimileri kendince bunun önünü almak için, Kuran’ı Kerim ve Mevlit okutuyorlar. Bu da düğünü bir nevi matem havasına sokuyor. Çünkü bunlar taziye merasiminde de aynı zamanda icra edilen şeylerdir. Bir düğün merasiminde yapılan şeylerle, taziye merasiminde yapılan şeylerin aynı olmaması gerekir. Şüphesiz bu iki merasimin tabiatları tamamen birbirine zıt ve farklıdır. Her şey kendi tabiatında yapıldığı zaman güzel olur. Tabiatından çıktığı zaman da çirkin ve abes olur. Düğünün tabiatı sevinme ve eğlenmeyi; taziyenin tabiatı ise, yas, ölümü hatırlama ve tefekkürü gerektirir. Bu iki şeyin yer değişmesi veya aynı mecrada yürümesi mümkün değildir.

Bazıları bu her ikisini de bir arada gerçekleştiriyorlar. Yani getirdiği davul zurna ekibine bir mola verdirip bu ara hoca efendiyi çağırıp bir de mevlit okutuyorlar. Böylelikle düğünlerine gelen kesimlerin hepsini memnun etmeye çalışıyorlar. Ama bir de bakarsınız ki, sabırsızlıkla bekleyenler, mevlit biter bitmez davulun dibine vurmaya başladılar. Bu da Mevlidi şerife yapılan bir saygısızlık ve bir başka hakaret ve rezalettir.

Haddi zatında benim burada, mevlit okutan bilinçsiz Müslüman’a, hacı efendilere bir sözüm ve itirazım yoktur. Belki onlar, kendince bazı münker ve haramlar işlenmesin diye bunu alternatif olarak devreye koymuşlar. Zaten bunu yapanlar, dini hassasiyeti ve duyarlılığı ağır basan insanlardır. Asıl benim levme ettiğim kimseler, dini din adına zorlaştıran, yozlaştıran ve münkerata karşı hiçbir alternatifi olamayan sözde dindarlar, sofular ve bir takım hoca efendilerdir.

Bunların ortalıkta yapılan cahili ve ahlak dışı en berbat düğünlere karşı bir alternatiflerinin olmadığı gibi, bazı Müslümanların (Allah kendilerinden razı olsun) geliştirdiği İslami düğün usullerine de eleştirileri eksik olmuyor. Yok, efendim “bunlar, Allah ve peygamberin ismini kelamlara koymuşlar.” veya “bunlar oynarken Allah’ın ismini zikrederek ayaklarını sert yere vuruyor ve Allah’a saygısızlık yapıyorlar” diyerek mesnetsiz itirazlarla kafa karıştırıyorlar.

Aslında onlardan şunu sormak gerekir: “Allah’ın ismini zikretmenin haram olduğu yerler nerelerdir? Sizler tuvalete, hamama ve cimaa girerken dahi -korunmak için- Allah’ın ismini zikredebilirken, sünnet olan bir düğün merasiminde Allah’ın isminin zikredilmesini ne diye yasaklıyorsunuz? Bunu nereden çıkarıyorsunuz? Aslında onlara verilecek en güzel cevap, şu ayeti kerimedir:

“Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler (Âl-i İmrân / 191 )

Netice itibariyle, büyük fakihlerin görüşlerine dayanarak diyebiliriz ki; fıtraten kerih görülen veya pisliklerin çokça bulunduğu yerlerin yani tuvalet, hamam ve çöplük gibi yerlerin dışında her zaman ve her yerde Allah’ın ismi zikredilebilir. Yolda yürürken, ayaktayken, otururken ve yanı üzerine yatarken de olabilir. Bunun için illa da belli bir mekânı seçmek veya bir şekil ve pozisyon almak şart değildir. Bazı sofuların virtlerini çekerken belli bir pozisyon seçmeleri, kendilerince oluşturdukları bir adaptan ibarettir. O adaplarına saygı duyarız; ama bunu genelleştirmenin bir anlamı yoktur.

Onların daha başka da itiraz gerekçeleri vardır. Ona da gelecek dersimizde cevap vermeye çalışacağız İnşaAllah’u Teala. Allah’a emanet olun.

MEHMET ŞENLİK

Moderatöre Bildir   Logged
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #2 : 14 Ekim 2010, 20:45:40 »


İslami düğünlere itiraz edenlerin diğer bir gerekçesi de düğünlerin müzikli ve çalgılı olarak yapılmış olmasıdır. Şüphesiz bu konuda haklı tarafları olduğu gibi, hiç alakası olmayan bahaneler de vardır.
Elbette oyun esnasında dizlerini fazladan kırıp yere yakın şekilde oynamak suretiyle kişinin şahsiyetini kıracak, maskaralık yapacak tarzdan oyunlar tasvip edilemez ve bunlara meydan verilmemelidir. Hakeza baştan çıkarıcı, çıldırıcı ve müstehcen müzik türlerine de kapı aralanmamalıdır. Aynı şekilde İslam düşmanlarının övüldüğü ve İslami değer ve şahsiyetlerle alay edilip hakaret edildiği müzik ve oyun sahneleri kesinlikle yasaklanmalıdır.

Ama ahlak bozucu şeylerden uzak olan müzik için bir sakınca yoktur. Velev ki bu halk müziği yani dini musiki olmasa da fark etmez. Büyük fakihlerimiz, bunu sürekli bir adet haline getirmemek kaydıyla belli zamanlarda yani düğün ve bayram günlerinde yapılmasına cevaz vermişlerdir. Bunun delili ise, sadece içtihat değil, bununla ilgili onlarca nass (hadisi şerifler) vardır. Hepsini burada izah etmeye imkân olmadığından sadece bir tanesini zikretmekle yetiniyoruz:

İbn-i Mace’nin Sahih bir senetle İbni Abbas’tan rivayet ettiği bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Hz. Aişe Ensar’dan bir yakınını evlendiriyordu. O arada Resulüllah (sav) gelerek: “O kızı gerdeğe soktunuz mu?” diye sordu. Onlar: “Evet, ya Resulullah” dediler. Bunun üzerine Allah Resulü: “Onunla birlikte bir şarkıcı gönderdiniz mi?” diye sorunca Hz. Aişe: “Hayır” dedi. Resulüllah (sav): “Ensar oyun ve eğlenceden hoşlanan bir topluluktur. Keşke onunla birlikte: ‘Size geldik, size geldik, bize selam, size selam’ diyen bir şarkıcı gönderseydiniz” diye buyurdular.

Eğer bu müzik, oynayanlar veya seyirciler üzerinde dini ve ahlaki motivasyon sağlayacak, İslami ve insani değerlere sahiplenme noktasında cesaret ve heyecanlarını artıracak tarzdan bir müzik ise, o zaman olması ve hatta teşvik edilmesi gereken bir şeydir. Özellikle günümüzde yapılan cahili düğün ve merasimlere karşı buna çok daha ihtiyaç vardır.

Aslında sosyolojik olarak meseleyi ele aldığımız zaman, bunun ne kadar önemli ve hatta bazen zaruri olduğunu daha iyi anlayabiliriz. Tarihi tecrübelerle sabittir ki, şiirle, edebiyatla beslenmeyen düşünceler, idealler ve medeniyetler zamanla tarihin sayfalarından silinip yok olmuşlardır. Bir şiir veya edebi metnin kalıcı olabilmesi için, mutlaka onun musikileştirilmesi yani birileri tarafından bestelenip seslendirilmesi gerekir.

Bir milletin edebiyatı ne kadar derin ve köklü ise kuracağı medeniyet de o derce köklü ve sağlamdır. Edebi kültürü olmayan halklar başkaları tarafından millet olarak kabul edilmezler. Nitekim günümüz ulusal devletçilik anlayışına göre milli marşı olmayan milletler, ne kadar güçlü örgütlenseler ve büyük askeri güçlere sahip bulunsalar da devlet sayılmazlar.

Bazıları sırf müzik aletlerine karşı alerjileri olduğu için sadece çalgılı ve üfürmeli müziğe karşıdırlar. Hâlbuki çalgılı veya üfürmeli bir müzik mutlaka sözlü bir müziğin yansıması ve gölgesidir. Onun ritmi ve notalarıyla ancak çalınabilir. Yani her bir çalgılı veya üfürmeli müziğin mutlaka sözlü olarak bir aslı vardır. Çünkü asıl olan sözlüdür. Aslı olmayan bir şeyin yansıması zaten olmaz. Dolayısıyla eğer bir müziğin sözlüsü iyi ise onun çalgılısı ve üfürmelisi de iyidir. Sözlüsü kötüyse çalgılısı da üfürmelisi de kötüdür. Ama ne gariptir ki, bu efendiler, bir şeyin aslına değil de gölgesine karşı çıkıyor ve çirkin görüyorlar.

Şu var ki, aşırılığa ve çılgınlığa neden olabileceğinden bazı âlimler, ikisinin yani hem sözlü hem de çalgılı müziğin bir arada seslendirilmesine veya birden çok çalgı çeşitlerinin birlikte seslendirilmesini caiz görememişlerdir. Ama İbni Hazm gibi kimi âlimler, buna da cevaz vermişlerdir

Biraz da günümüzde düğünün ihmal edilen sünnetlerine ve sonradan ihdas edilen bidatlerine değinmek istiyoruz. Düğünde zengin fakir ayırımını yapmaksızın dost, akraba ve arkadaş çevrelerini çağırıp onlara velime yemeğini vermek ve def çalarak düğünü ilan etmek sünnettir. Düğünü ilan etmeden kapalı alanlarda tertip ederek ve sadece zenginleri çağırarak düğün yapmak ise tahrimen mekruhtur.

Bu bağlamda, günümüzde sırf düğünler için inşa edilen kapalı düğün salonları kötü bir bidattir, diyebiliriz. Zira bu salon geleneği ilan olayını bitirdiği gibi, velime yemeğini de rafa kaldırtmıştır. Bir azıcık çerez veya birkaç dilim pasta ile işi kapatıyor, sonra da salon parası çıksın diye anons üstüne anonsla milleti takı takmaya veya kibarcasıyla hediyecikleri sunmaya davet ediyorlar. Böyle bir hazırlığı olmayan biri bu düğünlere gidemez.

Müslümanlar, şart ve imkân olan her yerde salon düğünleri yerine meydan düğünlerini tercih etmelidir. Davetlilere de velime yemeği vermelidir.

Allah’a emanet olun

Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
gelin hep beraber dua edelim... Dua penceresi vuslat 5 454 Son Mesaj 22 Şubat 2008, 23:24:25
Gönderen: diyar2
gelin namaz kılalım Şiir Pınarı -bedirhan- 1 248 Son Mesaj 19 Şubat 2008, 23:40:03
Gönderen: intifada
gelin el ele verelim Şiir Pınarı yasemin 4 424 Son Mesaj 14 Eylül 2008, 00:03:54
Gönderen: seriyye
Gelin bu güzel duaya AMİN diyelim... Dua penceresi MERXAS 1 147 Son Mesaj 30 Haziran 2009, 10:07:14
Gönderen: _uMuT_
Bana geleceğinize, kendinize gelin!.. Serbest Bölüm kudus 0 150 Son Mesaj 02 Ağustos 2009, 14:01:37
Gönderen: kudus
çaylı tarifli gelin Mizah şura@ 7 369 Son Mesaj 03 Mayıs 2011, 18:07:54
Gönderen: alina
Gelin ile kaynana Öykü - Hikaye ve Kıssalar _uMuT_ 2 199 Son Mesaj 02 Ocak 2011, 23:12:58
Gönderen: têkoşîn