0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: gıybet nedir? ne zaman gıybet etmiş oluruz?  (Okunma Sayısı 169 defa)
şura@
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 950


şehid şeyh sait


« : 15 Şubat 2010, 20:35:59 »

Gıybet hakkındadır

 


 



 

 

Yirmi Beşinci Sözün Birinci Şulesinin Birinci Şuaının Beşinci Noktasının, makam-ı zem ve zecrin misallerinden olan birtek âyetin, mucizâne altı tarzda gıybetten tenfir etmesi, Kur’ân’ın nazarında gıybet ne kadar şenî birşey olduğunu tamamıyla gösterdiğinden, başka beyana ihtiyaç bırakmamış. Evet, Kur’ân’ın beyanından sonra beyan olamaz; ihtiyaç da yoktur.

İşte  -2- âyetinde altı derece zemmi zemmeder, gıybetten altı mertebe şiddetle zecreder . Şu âyet bilfiil gıybet edenlere müteveccih olduğu vakit, mânâsı gelecek tarzda oluyor. Şöyle ki:


Malûmdur, âyetin başındaki hemze, sormak, "âyâ" mânâsındadır. O sormak mânâsı, su gibi, âyetin bütün kelimelerine girer. Her kelimede bir hükm-ü zımnî var.

İşte, birincisi, hemze ile der: Âyâ, sual ve cevap mahâlli olan aklınız yok mu ki, bu derece çirkin birşeyi anlamıyor?

İkincisi:  -3- lâfzıyla der: Âyâ, sevmek ve nefret etmek mahâlli olan kalbiniz bozulmuş mu ki, en menfur bir işi sever?

Üçüncüsü:  -4- kelimesiyle der: Cemaatten hayatını alan hayat-ı içtimaiye ve medeniyetiniz ne olmuş ki, böyle hayatınızı zehirleyen bir ameli kabul eder?

Dördüncüsü:  -1- kelâmıyla der: İnsaniyetiniz ne olmuş ki, böyle canavarcasına arkadaşınızı dişle parçalamayı yapıyorsunuz?

Beşincisi:  -2- kelimesiyle der: Hiç rikkat-i cinsiyeniz, hiç sıla-i rahminiz yok mu ki, böyle çok cihetlerle kardeşiniz olan bir mazlumun şahs-ı mânevîsini insafsızca dişliyorsunuz? Ve hiç aklınız yok mu ki, kendi âzânızı kendi dişinizle divane gibi ısırıyorsunuz?

Altıncısı:  -3- kelâmıyla der: Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş mu ki, en muhterem bir hâlde bir kardeşinize karşı, etini yemek gibi en müstekreh bir işi yapıyorsunuz?

Demek, şu âyetin ifadesiyle ve kelimelerin ayrı ayrı delâletiyle, zem ve gıybet, aklen ve kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve milliyeten mezmumdur. İşte, bak, nasıl şu âyet îcazkârâne altı mertebe zemmi zemmetmekle, i’câzkârâne altı derece o cürümden zecreder.

Gıybet, ehl-i adâvet ve haset ve inadın en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez. Nasıl meşhur bir zat demiş:




 

Yani, "Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır."

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.



Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:

Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.

Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder. Sen de, sırf maslahat için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: "Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin."

Birisi de: Maksadı tahkir ve teşhir değil, belki maksadı tarif ve tanıttırmak için dese: "O topal ve serseri adam filân yere gitti."

Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor, zulmüyle telezzüz ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor.

İşte bu mahsus maddelerde, garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir. Yoksa, gıybet, nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mâl-i salihayı yer, bitirir.

Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi; o vakit  -1- demeli, sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, "Beni helâl et" demeli.
Moderatöre Bildir   Logged

değersiz dallarda asılmama pervam yoktur muhakkakki mücadelem Allah ve din içindir.
cürmümile
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018


Ümmetimin SUSKUNLUĞUNU Sana şikayet ediyorum...


« Yanıtla #1 : 16 Şubat 2010, 12:22:00 »

alah razı olsun zaten insanın başına ne geliyorsa dilinden geliyor
Moderatöre Bildir   Logged

ALİ İMRAN 191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Sûizan, tecessüs ve gıybet. Tevhid Ve Akaid hamza01 0 192 Son Mesaj 13 Eylül 2009, 20:41:19
Gönderen: hamza01
Gıybet,Kardeşimizi Kuyuya Atmaktır.. Serbest Bölüm Mahya 1 192 Son Mesaj 10 Şubat 2010, 20:46:22
Gönderen: züleyha
Nefsin sevdiği gıybet İslami Hayat Tarzı MERXAS 4 222 Son Mesaj 05 Mayıs 2010, 11:53:55
Gönderen: cürmümile
Kul hakkından da ağır olan gıybet!.. İslami Hayat Tarzı MERXAS 2 153 Son Mesaj 27 Mart 2010, 22:13:53
Gönderen: VuSLaTaSeVDaLı
Gıybet Dinledim Orucum Bozuldu Öykü - Hikaye ve Kıssalar MERXAS 1 151 Son Mesaj 27 Ağustos 2010, 20:12:56
Gönderen: cürmümile
birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız -1 İslami Hayat Tarzı vuslat 1 282 Son Mesaj 24 Ağustos 2010, 11:50:39
Gönderen: vuslat
gıybet Güzel ve ibretli Sözler darulerkam 3 86 Son Mesaj 07 Aralık 2011, 12:31:01
Gönderen: darulerkam