0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Gül Ailesi’yle aynı düşünmüyorum  (Okunma Sayısı 169 defa)
yedibeyza
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 254



« : 12 Kasım 2010, 13:21:27 »

İlköğretimde din (1)
 
İlkokulda başörtüsü tartışmalarına First Lady Gül’den sonra Cumhurbaşkanı Gül de katıldı. Eşiyle aynı fikirde olduğunu beyan etti. Hatırlayalım Güneydoğu’da başı örtülü olarak ilköğretime devam eden kız çocuğunun durumuyla gündeme oturan soru hükümetin ithal üyelerinden Zafer Üskül’ün sert açıklamasıyla yeni bir boyut kazanmıştı. Üskül kızlarına başlarını örttüren ebeveynlerden, çocuklarının devlet tarafından alınabileceğini söylemişti. Çok iddialı ve sonunun nereye varacağı düşünülmeden sarf edilen bir cümle demiştik... AK Parti yönetiminden de bir itiraz yükselmemişti bu açıklamaya. Kimse sahiplenmedi, reddetmedi de. Son olarak Hayrunisa Gül de gittiği Londra’da bir soru üzerine “İlkokul öğrencisinin kendi isteği ile başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını verir” demiş. Doğru soruları sormak, bazı şeyleri net ifade etmek gerekir. Konunun çerçevesini de doğru çizmek bu işin en olmazsa olmazıdır. Zira eğer kontekst doğru çizilmezse tartışma alır başını başka bir yere gider. Maalesef bu ülkede yaptığımız birçok tartışmanın akıbeti de işte bu başını alıp gitmelerle, hiç hesapta olmayan kesintilerle sonuçlanıyor. Böyle olunca da başladığımız noktadan çok daha geride kalakalıyoruz. Kafa karışıklığı da cabası.
Baştan söyleyeyim. Gül Ailesi’yle aynı düşünmüyorum. Hiç şüphesiz karar verecek yaşa gelindiğinde her kızın, her gencin kendi alacağı bir karar vardır. Başını örter veya açar. Ancak farklı itirazlar getirilebilir Gül’lerin bakış açısına. Yüzeysel bir okumayla mesela şunu sorabiliriz: Bu karar ille de belli bir yaşta mı alınmalı. Daha farklı bir ifadeyle, karar verecek yaşa gelmenin ölçüsü nedir? Karar verecek yaştan kasıt akıl baliğ olmaksa elbette ki bu yaşta verilmesi gereken bir karar vardır, tabii ki dini perspektiften bakınca. Bu, daha çok öte-dünyayla alakalı bir karardır da. Yani herkesi kapsayan bir karar değildir. Çünkü uygulama herkesi kapsayan bir uygulama değildir. Ama diyelim ki ortada alınması gereken bir karar var, açık başlı kalma veya baş örtme konusunda, bu kararı ergenlik çağında alabilmek daha önce alınamayacağı anlamına da gelmez. Kimi çocuk vardır, hayatta ne istediğini, nasıl bir hayat özlemlediğini, neleri sevip nelerden imtina edeceğini çok erken yaştan itibaren bilir ve bunlara sadık kalır, kimi saçı başı ağarmış vardır da akan zamana rağmen tereddütler dünyasından bir türlü çıkamaz. Öyleyse kendi isteğiyle bir şey yapmak nasıl belli bir zaman dilimine hapsedilebilir... Eldeki bilimsel veriler nelerdir ki böyle bir cümle yani “kendi isteğiyle başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz” cümlesi “olamaz” gibi bir kesinlik taşır. Haa, denilmek istenen “olamaz, yani biz buna engel oluruz”sa müteakip soruya, hangi hak çerçevesinde sorusuna da hazırlıklı olmak gerekir.
Gelelim bir kişinin isteği üzerine düşünmeye. Kendi isteklerimiz acaba nasıl ortaya çıkar? Daha da önemlisi kendi isteklerimizin ne kadarı gerçekten kendimizindir, bize aittir? Toplumsal, ailevi, kültürel, ilahi ve daha birçok kaynaktan güç alabilir davranış ve buna bizi götüren istek ve kararlarımız. Annesi başörtülü bir çocuk başını örtmek isteyebileceği kadar annesinin yaptığı başka şeyleri de taklit edebilir. Bunu yarı oyun yarı ciddi yapar ama sonunda da kişiliği, etrafındakileri gözlemleyerek, onlarla iletişimde oluşur. Evde beş vakit secdeye gidiliyorsa, daha doğru dürüst yürümeyi bile beceremeyen iki yaşındakinin takla atar gibi başını secdeye götürüşüne birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Ama şahit olmayanlarımız da çoktur. Neden?.. Öyleyse taklit, sumilasyon öğrenmenin bir boyutudur ve herhangi bir zorlama olmaksızın vuku bulur. Başını örten her ilkokul öğrencisinin kendi isteğiyle başını örtüyor olması ihtimalini reddetmek doğru bir çıkarım değildir. Böyle olanlar olabileceği gibi, olmayanların da olabileceğini kabul etmek gerekir. Genellemeler sorunları sadece büyütmeye yarar. Başörtülü kadınlar olarak bizler yıllarca bunun sıkıntısını çekmedik mi?..

 
Merve KAVAKÇI
Moderatöre Bildir   Logged
yedibeyza
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 254



« Yanıtla #1 : 12 Kasım 2010, 13:30:32 »

Despotlar, 13 yaşındaki çocuktan korkuyorlar!
 
Cumhurbaşkanı’nın eşine soruyorlar: “İlköğretim’de başörtüye ne dersiniz?”
Belli ki, soranlar büyük bir heyecan yaşıyorlar!
Acaba Cumhurbaşkanı’nın eşi ne diyecek?
“Başörtü her yerde özgürce kullanılmalı. Özgürlüğün pazarlığı olmaz” derse..
Ne yapacaklar, ne edecekler, nerelere gidecekler?
Korkuyorlar..
13 yaşındaki çocuktan korkuyorlar!
Oysa o çocuk, bale dersine gidip, mayo giyme özgürlüğü olan...
Tiyatro kursuna gidip, mini etekle filmlerde rol alabilen...
Televizyon dizilerinde, olmadık sahnelerde boy gösterebilen bir çocuk!..
Korkuyorlar; 13 yaşındaki çocuğun başındaki örtüden korkuyorlar!
Tık tık atıyor yürekleri.
Cumhurbaşkanı’nın eşi, ilkokulda başörtüye ya destek verirse?ünlem..
Ve Cumhurbaşkanı’nın eşi, cevap veriyor.
Korktukları olmuyor, Cumhurbaşkanı eşi, yüreklerine su serpiyor(ünlem)..
“İlköğretimde olmaz” diyor.
Sevindirik oluyorlar..
Gazeteleri ile, yazarları ile, siyasetçileri ile, hepsinin gözlerini bir pırıltı kaplıyor.
Cumhurbaşkanı’na gidip soruyorlar: “Siz ne buyurursunuz?”
O da, “Eşime katılıyorum” diyor..
Daha bi sevindirik oluyor, bizim yasakçı despotlar..
Utanmasalar, yaşlı-genç sokaklara dökülüp, “Türkiye laiktir, laik kalacak. İlköğretimde türban, yasaktır yasak kalacak!” diye sloganlar atacaklar.
Tabii; önlerinde de, Hürriyet’in ihraç edilmiş başyazarı Oktay Ekşi olacak!.
Daha da rahatlamak için, “bir ümit”(ünlem) düşüncesi ile, Başbakan’a soruyorlar: “İlköğretimde türbana ne dersiniz?”
Cumhurbaşkanı ile eşinin görüşlerini de aktarıp, “Onlar, ‘olmaz’ dediler haaa!” hatırlatmasında da bulunuyorlar!
Başbakan’dan bekledikleri cevabı alamayınca, birden ümitsizliğe kapılıyorlar.
“Ne olacak bu cumhuriyet’in hali!” diye dövünmeye başlıyorlar!
Oysa ilköğretimde başörtü yasağı ile, cumhuriyetin ne ilgisi var?
Cumhuriyet, ilköğretimde başörtünün yasaklanmasını mı gerektirir?
Tam aksine!
Cumhuriyet varsa, cumhurun istediği giysiyi tercih hakkı da olur.
Cumhuriyet olmazsa, cumhur istediği kıyafeti tercih etme hakkı da olmaz.
Cumhur; sulta/dikta kimde ise, onun tercih ettiği kıyafeti giymek zorunda kalır.
Olay bu kadar basit.
Ama gelin, cumhuriyetçilere bunu anlatın.
Önlerine gelene soruyorlar: “İlköğretimde başörtüye ne dersiniz?”
İnsan bu soruyu sorarken birazcık utanır..
İlköğretimdeki çocuktan mı çekiniyorsunuz siz?
İlköğretimdeki çocuk, başörtü değil, çarşaf giyse ne olur ki?
Üniversitedekiler için, ‘diğer öğrencilere baskı kurarlar. Tehditle başka öğrencilerin başını örttürürler’ diyordunuz. İlköğretimdeki çocuk ne yapacak, diğer öğrencilerin, tehditle başını mı örttürecek? Ki ilköğretimdeki kıyafetten bile korkuyorsunuz!
Ona, buna, herkese sorulan bu soruya, sözünü esirgemeyen birisi denk gelse, eminim “Zıkkımın pekini ye derim.. Ne diyeyim!” cevabını verecek de..
Denk düşmedi henüz..
Gazeteciye soruyorlar. Bürokrata soruyorlar.Siyasetçiye soruyorlar. Ve en nihayetinde CHPGenel Başkanı’na soruyorlar:
“İlköğretimde başörtüye ne dersiniz?”
Referandum öncesinde, halka şirin görünmek için “Türban sorununu biz çözeriz” diyen özgürlükçü Kemal, cevap veriyor: “Ülkenin geleceği açısından son derece tehlikelidir!”
Ne geleceği, ne tehlikesi?
Birisi, okula bomba mı bırakmış? Birisi okula dinamit mi koymuş?
Ne olmuş da, “son derece tehlikeli” bir durum ortaya çıkmış?
13 yaşındaki kızın başörtüsü mü, özgürlükçü Kemal bey için “son derece tehlikeli” durum olmuş?
Güldürmeyin kendinize, lütfen!
İlköğretim çağındaki kızlardan bile korkuyorsanız, en yakın “kafa doktoru”na gidin..
Sizi ancak o doktor, “iyi eder” beyler!


 
Ali KARAHASANOĞLU
Moderatöre Bildir   Logged
yedibeyza
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 254



« Yanıtla #2 : 12 Kasım 2010, 13:41:06 »

Başörtüsü meselesi!
 
YÖK Başkanı'na bakarsanız başörtüsü meselesi halledilmiş durumda! Başörtüsü ve katsayı meselesinin muhataplarını tatmin edecek biçimde çözüldüğü söyleniyor!

Sahiden başörtüsü meselesi halledilmiş durumda mı?

Bir rahatlama olduğunu kimse inkar edemez ama sorunun çözümlenmiş olduğunu da kimse iddia edemez!

Hele Cumhurbaşkanı Gül'ün eşinin yaptığı açıklamalardan sonra!

Cumhurbaşkanı Gül'ün eşinin hiç yeri ve zamanı değilken olaya müdahil olması ve ilkokullarda baş örtülmesini eleştirmesi halli beklenen sorunu daha da içinden çıkılmaz bir hale sokmuş bulunuyor!

Hele hele Cumhurbaşkanı Gül'ün eşinin yaptığı açıklamanın oluşturduğu kafa karışıklığı ortadan kalkmadan bizzat Cumhurbaşkanı Gül'ün de bu açıklamayı destekler bir mahiyette konuşması kafaları iyiden iyiye karıştırmıştır!

Başörtüsü meselesinde gelinen nokta neydi?

Üniversitelerde serbest olması ama üniversite dışındaki her eğitim kademesinde ve kamuda yasak olması noktasıydı, değil mi?

Yıllardır başörtüsüne karşı çıkan ve ne zaman hayırlı bir adım atılacak olsa soluğu Anayasa Mahkemesinin kapısında alan zihniyet ancak bu kadarına rıza gösterir(ünlem) hale gelmişti!

İnsan hayatını devrelere ayırıyorlar ve bir dönem tanıdıkları özgürlüğü hayatın öteki dönemlerinde tanımak istemiyorlardı!

Böylelikle de sorunu çözdüklerini zannediyorlardı!

Biz ise insan hayatının böyle dönemlere ayrılmasının doğru olmadığını savunarak hayatın her dönemini kapsayacak bir özgürlükten yana tavır konulması gerektiğini ifade ediyorduk!

Şimdi üzülerek görüyoruz ki Cumhurbaşkanı ve eşi de ilkokullarda baş örtülmesine karşı çıkarak hayatı dönemlere ayıranlar kafilesine katılmış bulunuyorlar!

Oysa Cumhurbaşkanı Gül'ün eşinin bu sıkıntıları bizatihi yaşamış biri olarak her türlü yasağa karşı çıkması gerekmez miydi?

Bize göre gerekirdi ama camiamız içinde bu tartışmada Cumhurbaşkanı Gül'ün eşine hak verenler de yok değil!

Daha üniversite aşamasında bile sorun tam halledilememiş iken devreye bir de ilkokulların sokulmasının doğru bulmadıklarını ifade edenler Cumhurbaşkanı Gül'ün eşinin karşı çıkmakla doğru bir şey yaptığını savunuyorlar!

Bize göreyse üniversitede bile çözüme kavuşmamış bir meselenin ilkokul düzeyine indirilmesini doğru bulmamak ayrı bir şeydir ilkokul düzeyinde baş örtülmesine karşı çıkmak ayrı bir şeydir!

Evet, kimileri YÖK Başkanı gibi sorunun çözümlendiğini iddia ediyorlar ama biz aynı kanaati paylaşamıyoruz!

Yeni açıklamalarla sorunun daha da içinden çıkılmaz hale getirildiğini düşünüyoruz! Hayatın her döneminde özgürlüklerin uygulanmasından yana tavır alacaklarını umduğumuz kişilerin farklı tavırlar sergilemelerini içimize sindiremiyoruz!
 

 
Zeki CEYHAN
Moderatöre Bildir   Logged
yedibeyza
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 254



« Yanıtla #3 : 12 Kasım 2010, 13:43:53 »

Çok üzgünüm
 
Birkaç soru ile başlamak istiyorum:

-Acaba Hayrünnisa Gül'ün "ilkokulda başörtüsü" ile ilgili sözü, önceden tasarlanmış bir düşüncenin ürünü mü idi?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı'nın "Eşimle aynı görüşteyim" ifadesi, gerçekten önceden tasarlanmış bir düşüncenin dışa vurumu mu idi?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, böyle ayaküstü söylenen bir sözün, Türkiye'de böylesine bir tartışmaya yol açacağını ve kendilerini, başörtüsü gibi kadim bir sancılı alanda, bugüne kadar geldikleri çizginin dışında bir yere konumlandıracağını hesaba katmışlar mıydı?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun "Hayrünnisa Gül'ü hükümetten daha cesur çıkmak"la ödüllendirmesini nasıl değerlendirdiler?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, söz konusu cümlelerin, Türkiye'de "aslında yasakçı" diye bilinen ve "üniversitede yasağın kaldırılması noktasına zoraki gelebilen çevreler"de, büyük ilgi görmesine ve bu sözlerin, hükümetin genel çizgisine karşı kullanılmasına nasıl baktılar?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, Sayın Başbakan'ın, bu konudaki soruları cevaplandırırken "Ben özgürlüklerin tanımı noktasında bireysel açıklama yapma noktasında değilim. Çünkü özgürlüklere olan inancım çok farklı" diyerek sergilediği ihtiyatla kendi çizgileri arasındaki farkı nasıl değerlendirdiler?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, bu çıkışlarıyla yüzde 42'ler dünyasında bir sempati iklimi oluşturduklarını mı düşündüler?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, söz bir kere ağızdan çıktıktan sonra "keşke söylenmeseydi" gibi bir hisse kapıldılar mı?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşinde, bu son derece hassas konuda, "Leyla'yı incitmek" gibi bir tedirginlik söz konusu mudur?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, gerçekten özgürce bir tasarrufta bulunabilmiş olsalardı, "ilkokulda olmaz, bu bir cehaletin ürünü" gibi bir yaklaşım sergilerler miydi?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, ilkesel olarak devletin, toplumun herhangi bir kesiminin kılık kıyafetini düzenleyebilmesi gibi bir yaklaşıma onay vermekte midirler?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, ortaya çıkan tabloya baktıklarında kendilerini, birdenbire kendi dünyalarından uzaklaşmış hissettiler mi?

- Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, kendi dünyalarından uzaklaşmış ve "devletin mutlak düzenleyici" kabul edildiği dönemlere savrulmuş hissettiler mi?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, son çıkışla, kendi meşruiyet alanı garantiye alındıktan sonra başkalarının özgürlük talebini ıskalamak gibi bir konuma düşme endişesi taşımakta mıdırlar?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, çocuğun gerçekten 18 yaşına kadar, hiçbir moral değerle buluşmaması ve ancak 18 yaşında tercihler yapması gibi bir yaklaşımı, her şeyden önce pedagojik buluyorlar mı ve sonra kendi değerler dünyasında bu yaklaşımın bir karşılığının olduğunu düşünüyorlar mı?

-Acaba Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi, bu olayın, "yılın devlet adamı" ödülünü bile gölgelemesinin bizzat kendi kendilerine yaptıkları bir haksızlık olduğunu düşünüyorlar mı?

Aklıma gelen bir sürü soru daha var.

Doğrusu ben hem Sayın Hanımefendi'nin sözlerine hem de Sayın Cumhurbaşkanı'nın sözleri desteklemesine çok üzüldüm.

Bana göre bu, onların çizgisi değil.

Ben, söylenenlerin inanarak söylenmiş olmalarını düşünmezdim.

Bu çıkış, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bugüne kadar sergilediği ihtiyatlı duruşla da uyuşmuyor.

Ben, bu başörtüsü işinde, ilkesel olarak devletin kıyafet dayatması içine girmesini onaylamıyorum.

Bu noktada, her yaşta ve hayatın her alanında, yasaktan yana olanların aslında, kendilerini toplumu dizayn gibi bir yetkiye sahip olarak gördüklerini, yani devletin asıl sahibi gibi gördüklerini düşünüyor, yazıp çizip konuşurken hep aynı mütehakkim duygular içinde hareket ettiklerini görüyor ve bunu topluma saygı adına reddediyorum. Ben, bu tavrı sergileyenlere karşı "Bu ülke, bu toplum, bu toplumun çocukları babanızın malı mı" diye karşı çıkarken, Gül ailesine benzeri bir tepki içine girmek beni kahrediyor. Çünkü biliyorum ki Gül ailesi, bugüne kadar, bu ülkede özgürlük alanlarının olabildiğince genişlemesi misyonu içinde yer aldılar. Şimdi birdenbire neden?

Ben, içimden hep "Niye yasak, yasak niye" sorularını haykırmak istiyorum.

Kimin hakkı yasaklamak?

Bir temel insan hakkını kısıtlamak kimin hakkı?

Ben bu sorunun, Gül ailesinin yüreğinde de patladığına inanırım. Öyleyse neden?

Üzgünüm Sayın Cumhurbaşkanım.

Hayatta en istemediğim şey, böyle bir yazıyı yazmaktır, inanın.

Ama gelin görün ki Leyla inciniyor!
 
Ahmet TAŞGETİREN
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Esselamu aleyküm Vuslat Ailesi....! Vuslat Sevdalılar (tanişma) « 1 2 » şüheda-21 12 565 Son Mesaj 04 Ocak 2008, 22:32:51
Gönderen: Duha
Selamunaleykum VusLaT AiLeSi Vuslat Sevdalılar (tanişma) « 1 2 » SuSa-04 10 720 Son Mesaj 05 Mart 2008, 14:19:21
Gönderen: diyar2
iran 140 uçağı aynı havalandırdı Dünyadan Haberler _uMuT_ 0 158 Son Mesaj 24 Nisan 2009, 09:10:11
Gönderen: _uMuT_
aynı dönemde 2 peygamber İstek, Öneri ve Şikayetleriniz cebelinur 7 467 Son Mesaj 06 Kasım 2009, 15:33:53
Gönderen: kuranehli
Dua aynı dua, amaokuyan ağız... Dua penceresi MERXAS 1 230 Son Mesaj 16 Şubat 2010, 13:05:44
Gönderen: cürmümile
Hoca aynı yerde, ya diğerleri? Düşünce yazıları/Makaleler Şehid Renginde 0 135 Son Mesaj 15 Eylül 2010, 13:25:09
Gönderen: Şehid Renginde
Aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler (Mevlana) Kişisel Gelişim cebelinur 1 184 Son Mesaj 01 Ekim 2010, 16:22:35
Gönderen: гüъεyyε