0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Hasan NASRULLAH Tarihi Bir Zafer Kazanacağız  (Okunma Sayısı 103 defa)
musabbinumeyr29
Ziyaretçi
« : 19 Ocak 2010, 15:00:46 »



Ey kardeşler ve hanımefendiler! Hepiniz direnişin, Araplık, hürriyet ve kültür başkenti Beyrut’a hoş geldiniz. Hepiniz Lübnan’ın gücü zayıflığındadır sözünün kendini Lübnan’ın gücü direnişi, halkı ve ordusuyla dayanışmadadır hakikatine bırakan güçlü Lübnan’a hoş geldiniz. Halkının kanı, şehitlerinin fedakârlıkları ve cesur direnişiyle işgalciyi yurdundan kovabilmiş, mahpuslarını hapislerden kurtarabilmiş, Siyonist tehdit, meydan okuma ve tehlikelerine karşı alnı ak ve gururlu bir şekilde durabilmiş, ümmeti için kesin zafer yolunda yeni ve ilerici bir konum üretebilmiş Lübnan’a hoş geldiniz. Hoş geldiniz dedikten sonra sizlere direnişe, projesine, hareketine, halkına verdiğiniz dürüst desteğinizden ve bu büyük katılımınızdan ötürü teşekkür ediyoruz. Meşakkat ve meydan okuma zamanında onu bağrınıza bastığınız ve destek olduğunuz için teşekkür ediyoruz. Kardeşler bilin ki; sizin bu mübarek katılımınız, görüş ve konumlarınız halkımızın iradesi, bilinci, azmi, kararlılığı ve geleceğe olan güvenine büyük etki edecektir.

Kardeşler! Bana verilen kısa sürede çatışmanın aydınlık tarafından bahsetmek istiyorum. Karanlık tarafından ise bu dünyadaki hegemonyal ve kibirli bütün güçler bahsediyor ne yazık ki. Filistin’i gasp eden bir varlık ve kibirliliğin ileri kışlası İsrail’in kurulmasından bu yana bu güçler ve onların İsrailli ajanları bölgemizde kendi çıkarlarını daima koruyacak geniş bir yerleşim gücü oluşturmayı (İsrail’in en büyük projesi olarak biliniyor) arzulamaktadırlar. İsrail’in 48’deki başarısı kuruluş ve 67’deki genişleme başarısıydı. Siyonistler ve onların efendileri büyük İsrail projesini gerçekleştirmek üzere olduklarını sandılar. 1973 Ramazan ayı savaşı ise –ben bugün gerçeklerden bahsedeceğim- tarihi bir dönüm noktasıydı ve Siyonist düşmanla çatışmada önemli bir yer tutmaktaydı. Mısır ve Suriye orduları unutulmayacak tarihi kahramanlık destanı yazdılar ve İsrail’in genişleme arzusuna –tam olarak yok etmemekle birlikte- kesin bir sınır koydular. Bu olaydan seneler sonra Mısır rejimi Mısır’ı Camp David ile çatışma denkleminden çıkardı ve bu çatışma tarihindeki en tehlikeli dönüşümdü. Ama Allah İmam Humeyni’yi muzaffer İslam devrimiyle denkleme sokmayı ve Amerika ile İsrail’in ajanı şah rejimini düşürmeyi diledi. Bu da çatışma tarihindeki en tehlikeli dönüşümlerdendi.

82’de İsrail güçleri Lübnan’a girdi ve başkent Beyrut’u işgal etti. Lübnan’a hâkim olmak ve onu İsrail’e ilhak etmek istedi. İsrail işgali onun yeniden büyük İsrail rüyasını harekete geçirdi. Ama Lübnanlıların temiz kanları, fedakârlıkları ve efsanevi direnişiyle geçen birkaç seneden sonra İsrail -Siyonistlerin de 25 Mayıs 2000’de dedikleri gibi- kuyruğunu alıp zelil ve mağlup bir şekilde Lübnan’dan çıktı. Bu büyük İsrail projesinin nihai olarak düştüğünün açık bir ilanıydı. Büyük İsrail projesine karşılık üstün güçlere sahip büyük İsrail beklenmeye başladı.

Lübnan zaferinden birkaç ay sonra Filistin’de Aksa İntifada’sı patlak verdi ve bu intifada yükselen müthiş bir cihat gücüne dönüştü. İsrail ise karışıklık yaşadı, zayıflık ve endişe hissetti, yeniden ikinci bağımsızlık ve varlık savaşından bahseder oldu. Hatta Filistin’de kalmak bile zorlaştı. Direniş Gazze’si İsrail’i Gazze’den çıkardı ve İsrail öfkesinden Gazzelilerin denizde boğulmasını istedi ama Gazze değil İsrail denizde boğulacak Allah’ın izniyle. Batı Şeria’ya duvar örüldü. Bu sanki İsraillilerin Filistinliler ve şehadet eylemcilerinden kurtulmak için ardına saklanacakları yeni sınırlar çizme çalışmasıydı. Bundan sonra İsrail 2006’da direnişi ezmek için Lübnan’a saldırdı. Direniş Lübnan’da kaldı ve güçlendi. İsrail kaybolan caydırıcılık gücünü geri kazanmak için savaş açmıştı. Ama bütün İsrail yenilgiyi itiraf etti. İsrail’in hayalleri Marun el-Ras, Aita el-Şaab ve Bintu Cubeyl’de suya düştü. 2008’de Gazze’de İsrail’in büyük projesine son noktayı koymak için zafer ya da şehadete nail oluncaya kadar savaşıldı.

İsrail Lübnan ve Gazze’deki direnişle savaştan Winograd raporuyla çıktı, dersler çıkardı ve ordusunu maddi manevi onarmaya çalıştı. Sevgili kardeşler bugün İsrail –abartısız ve açıkça söylüyorum- liderleri, gazetecileri, uzmanları, elitleri, partileri ve kamuoyu yoklamalarının bahsettiği gerçek bir krizin içinde. Proje ve düş, liderlik, yenilmez ama bir avuç direnişçinin yendiği ordu krizi, rejim ve kurumlara güven, geleceğe güven krizi. İsrail bugün silah sesi, savaş çanları, Lübnan, Suriye, Gazze ve İran’a günlük olarak kürsülerden savurduğu tehditlerle bütün bunları onarmaya çalışıyor. Bu tehditler artık sadece yenilmiş korkakları korkutuyor. Ancak meydanda uzman olan ve ilahi yardımın tadını tatmış olanlar Allah’ın izniyle büyük bir zafer ve yeni bir şan yazmak için düşmanla karşılaşmayı şevkle bekliyorlar.

İşte yenik İsrail direniş hareketleri ve direniş halkına karşı uluslararası toplum, Güvenlik Konseyi, uluslar arası kuruluşlar, bazı Arap rejimleri, Arap istihbaratı, çelik duvar inşaatı, korkutma, karalama ve boykot kampanyalarından medet umuyor. Aynı zamanda da ilk defa doğrudan askeri çatışmanın hesabını yapıyor. Kardeşler! İsrail ilerideki herhangi bir savaşta zafer ve başarı garantisi arıyor.

Ümmetimizin ve bölgemizin tarihindeki en tehlikeli aşamalardan birini atlattığımızı söyleyebilirim. Amerika’nın askeri, güvenlik, ekonomik ve siyasi gücü son 20 yılda zirveye çıkmıştı. Dünyada tek kutuplu güç oluşu onu projesinde ve bölgemiz, halkımız ve devletlerimize saldırmada ileri götürmüştür. Ümmetimizle olan mücadelesine son vermek için tarihi fırsatı değerlendirmiştir. Amerika’nın Afganistan ve Irak’ı işgali, İran İslam cumhuriyetine ve Esed Suriye’sine sürekli yaptığı tehditler, Lübnan’a hâkim olma çalışmaları, İsrail’in Lübnan ve Gazze’ye açtığı savaşlara mutlak destek verişi ve gözetimi bu fırsat değerlendirmelerin sonucudur. Gerçekleştirilmek istenen şey, Lübnan, Afganistan, Filistin ve Irak’taki direnişi tasfiye etmek, dünyada bu hareketlerin beslendiği farklı destek kaynaklarını kurutmak, özellikle İran, Suriye ve Sudan’da direnişe destek veren ve hegemonya projesine karşı çıkan rejimlerin düşürülmesi, halklarımız ve hükümetlerimize acziyet ve teslimiyet kültürünün dayatılması, Amerikan-İsrail şartlarıyla Filistin davasına çözüm bulunması, bölgenin nihai olarak Amerika-İsrail asrına sokulmasıydı. Proje, saldırı ve savaşın adı; Condoleezza Rice’ın Temmuz 2006 savaşının başlarında doğum sancılarından bahsettiği yeni Ortadoğu’ydu.

Yeniden direniş, itiraz ve mukavemet ile direniş ehli –siz de onlardansınız- büyük tarihi başarılar kaydetti. Direniş hareketleri maddi ve manevi tasfiye çalışmaları ve savaşlar karşısında her alanda direndi. İtirazcı devletler baskılar, tecrit ve cezalar karşısında direndi. Halkımız onur, özgürlük ve cihat kültürüne tutundu. Haksızlığa daha fazla itiraz etti, teslim olma ve zelilliği reddetti, koma halinde barış müzakerelerine girdi. Çok sayıda başarısız doktor onu yeniden diriltmeye, mücahitlerin saldırıları, üst tabakanın bilinçlenmesi, halkın fedakârlıkları, kadın, çocuk ve yaşlıların kanı ve direnişle büyük başarılar gerçekleştiren korkunç yıkım karşısında yeni Ortadoğu projesine işlerlik kazandırmaya çalışıyor.

Bugün Amerika’nın bölgemizdeki projesinin nihai olarak son bulduğundan bahsedemesek de en azından Amerikan başarısızlığı, geri çekilme, acziyet ve seçenek azlığı duygusundan bahsetmek mümkündür. Bütün bunlar bu projenin ve ümmetimize açılan savaşların nihai çöküşünün öncülleridir. Bu, direnişin ümmetimiz ve bölgemiz içinde gerçekleştirdiği büyük başarıların hızlı bir tanımlamasıdır. Direniş –büyüklüğünü, önemini, tarihiliğini ve benzersizliğini artıran- Arap ümmetinin en kötü şartlarında bildiğiniz en kötü Arap ve uluslar arası şartlarda, gurbetlik, yalnızlık, ambargo, korkutma, komplo kurma, işbirliği ve yakınların arkadan vurduğu kötü şartlarda büyük başarılar kaydetti. Direniş ihlâsı, dürüstlüğü, azmi, direnişçilerin fedakârlığı, şehitlerinin temiz kanıyla başarılı oldu. Bütün bunları halkımıza direniş seçeneğinin gerçek, reel, akılcı, mantıklı ve galip gelen bir seçenek olduğunu teyit etmek için söylüyoruz. Bu seçeneğin büyük ufukları ve umutları vardır. Bu geçici bir heves ya da isyankâr bir öfke değildir.

Sevgili kardeşler!

Direniş projesi, direniş hareketleri ve halkları her türlü yardım çeşidine, özellikle psikolojik savaşta maddi, manevi, hukuki, medyatik ve siyasi her türlü kucaklamaya muhtaçtır. Hala direnişin karşılaştığı birçok tehdit mevcuttur. Konuşmamın sonunda buna değineceğim. Bu kongreden bu çeşit savaşa karşı koymada gerçek yardımlar ihtiva etmesini istiyorum. Bilincine, iradesine, dürüstlüğüne, vatanın her yerinde halkın ona duyduğu güvene, genel düzeyde ümmetin ona duyduğu güvene halel getirme savaşına karşı gerçek yardımlar… Bu güven zedeleme işi; Lübnan ve Gazze’de cereyan eden şehadet ve yıkımdan bahseden konuşmalarla direnişin faydası ve sonuçlarını tartışmaktan –açık zaferleriyle birlikte- direnişle alakası olmayan hatta her münasebette kınadığı suçlar işlemekle suçlamaya, uyuşturucu satmak gibi ahlaki yozlaşmalarla ithama kadar her türlü şekilde yapılmaktadır. Sembolleri, liderleri, grupları ve çerçeveleri karalanmakta, mezhepçilikle suçlanmakta, bölge ülkelerine özellikle sınırsız ve şartsız olarak direnişe sundukları yardımlardan dolayı daima ve sonsuza kadar şükran duyulacak İran ve Suriye’ye bağımlı olmakla suçlanmaktadır. Oya ki bugün direniş hareketleri ülkelerimizdeki -tarihte ve dünyadaki- en şerefli ulusal hareketlerdendir. Yine onu terörizm ve onların yaşam kültürü olarak adlandırdıkları teslim olma kültürüne karşılık ölüm kültürünü –cihat ve şehadet kültürünü kastediyor- gündeme taşımakla suçlamakta, direnişi girmek istemediği iç çekişmelere sokmakta, önceliklerini değiştirmeye, ümmeti Suriye ile İran düşmanlığıyla dostu düşmanla değiştirmesi için saptırmaya çalışmaktadırlar. Direniş kuşatılmakta, kanuni, akılcı, mantıklı, insani, imanlı, şerefli ve net söylemi konferanslarda susturularak ve Amerikan idaresinin sizin için çıkarmaya çalıştığı ve öncelikle hakkı söylemeye çalışan Arap kanalları el-Menar ve el-Aksa’yı hedef alan kanunla sesi bastırılmaya çalışılmaktadır.

Sevgili kardeşler ne yazık ki Arap medyası ve kendini Arap olarak adlandıran kalemlerin çoğu dehşet verici teknik ve maddi imkânlarla direnişe açılan savaşa hizmette kullanılmaktadır.

Dünyanın her yerindeki siyasi, fikri, dini, kültürel ve cihat elitlerini içine alan bu kongrede yaptığım konuşmanın sonunda şu çağrıyı yapıyorum: Yumuşak savaş olarak adlandırdıkları ve Amerikan Savunma Bakanı Gates’in de şahsi olarak itiraf ettiği gibi sosyalist cepheyle Sovyetler Birliği’nin çöküşüne sebep olan en önemli savaş araçlarından olan bu büyük psikolojik savaşa karşı direnişe birinci derecede yardım edin. Sevgili kardeşler sizi temin ederim ki –ben diğer direniş hareketlerini de tanıyorum- bu savaş ya da başka herhangi bir savaş bizi sarsamayacak, iman, sabır, azim ve kesin bilgiyle ona karşı koyacağız. Biz yüzlerce sene evvelden bize hitap eden bu ilahi kitabın muhataplarıyız: {İnsanlar onlara insanlar size karşı bir araya geldiler, onlardan korkun dediklerinde bu onların imanını artırmış Allah bize yeter o ne güzel vekildir demişlerdir} Al-i İmran/173 Yaptığımız bütün savaşlarda Allah bize yeter o ne güzel vekildir dedik ve galip olduk. Gelecekte de bunu diyecek ve galip olacağız.

Sizler! Lübnan, Filistin, Irak, ümmet ve direnişi sevenler! Her gün duyduğunuz Lübnan’a yapılan tehditler ve korkutma karşısında her zamanki gibi size söz veriyorum: ileride Siyonistlerle olacak herhangi bir çatışmada düşmanın hedeflerini boşa çıkaracak, onu yenecek, büyük tarihi bir zafere imza atacak ve inşAllah bölgenin çehresini değiştireceğiz. Sizi temin ederim ki bu bölgenin geleceği direnişin, izzet, onur ve hürriyetin geleceği olacak, İsrail, baskı ve kibir inşAllah yok olacaktır.

Esselamu Aleykum.

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah'ın, Lübnan'da düzenlenen Kudüs Kongresi'nde yaptığı bu konuşma Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edildi.
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
nasrullah israili uyardı: yok olursunuz Dünyadan Haberler bymusab 2 303 Son Mesaj 29 Eylül 2008, 08:02:02
Gönderen: _uMuT_
Gazze Direnişine Zafer Kazandıran En Güçlü Silah: iman Filistin Özel vuslat 3 143 Son Mesaj 25 Ocak 2009, 18:42:42
Gönderen: seriyye
Nasrullah' ın Mısır' a verdiği cevap-TAM METİN Dünyadan Haberler Ehlibeyt 0 113 Son Mesaj 12 Nisan 2009, 18:32:28
Gönderen: Ehlibeyt
İran Seçimlerinde Zafer Ahmedinejad'ın Dünyadan Haberler MERXAS 3 144 Son Mesaj 16 Haziran 2009, 11:41:58
Gönderen: HabiR
Nasrullah Savaş Tarihi Verdi Dünyadan Haberler seriyye 1 165 Son Mesaj 27 Temmuz 2009, 09:11:36
Gönderen: MERXAS
Gazze'den Kudüs'e Zafer Günleri(FOTO) Filistin Özel musabbinumeyr29 1 158 Son Mesaj 12 Ocak 2010, 20:04:02
Gönderen: mizgina_islam_
NasrAllah Zafer Vadinde Bulundu Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 115 Son Mesaj 16 Ocak 2010, 07:38:19
Gönderen: musabbinumeyr29