0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Haşir Risâlesi ve Şerhi Dev eser Çıktı  (Okunma Sayısı 466 defa)
Tevhid_Nur
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26


« : 19 Şubat 2011, 22:01:05 »


Onuncu Söz, Haşir Risâlesi ve Şerhi

Ebat: 16,5 x 24
1184 sayfa, şamua kâğıt, bez cilt
بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحيِمِ   
                                                                                                                                                 Şerhini yaptığımız “Onuncu Söz-Haşir Risâlesi,” îmânın iki mühim kutbundan birisi olan haşir rüknünü, aklî ve mantıkí delîllerle isbât eden, akıl ve kalbin mezciyle bu hakîkat-i âliyeyi zihne takrîb eden Risâle-i Nûr’un bir şâheseridir. Müellif (r.a)’ın bu eserde takib ettiği metod şudur ki: Evvelâ âsârı eline alır. Âsâr üzerinde ef’âl-i İlâhiyyeyi isbât eder. “Fiil, fâilsiz olmaz” káidesine binâen, ef’âl üzerinde esmâ-i İlâhiyyeyi isbât eder. Daha sonra haşir mes’elesini o esmâ üzerine binâ eder. İnâyet-i Rabbâniyye ile bu eseri şerhederken, Risâle-i Nûr’un başka yerlerinde bulunan îzâhları bir araya toplamakla beraber, hem aklî ve naklî delîlleri serdettik. Hem de haşre dâir bir kısım âyât-ı Kur’âniyyeyi de mevzû münâsebetiyle zikrettik. Ancak getirdiğimiz âyetler mahduttur. Zira haşre delâlet eden âyetler, Kur’ân’ın üçte birine muâdildir. Kitâbın hacmi büyük olmasın düşüncesiyle, o âyetlerden yalnız nümûne olarak bir kısmını zikrettik. Bir kısmının da sadece âyet numaralarını vermekle iktifâ ettik. Siz okuyucularımız, zikredilen âyetleri me’haz alarak, bu mânâdaki diğer âyetleri bulup haşir hakîkatının azametini onlarla daha iyi anlayabilirsiniz. Zira her mes’elede olduğu gibi, haşir hakkında da en evvel birinci söz, Allah’ın kelâmına aittir. Diğer bütün açıklamalar ise, Kur’ân’ın tefsîri hükmündedir. Evet, hakkında bu kadar âyât-ı Kur’âniyye ve delâil-i kat’iyye bulunan bir mes’ele, aslá şek ve şüphe götürmez ve götürmemeli. Haşr-i cismânî, ism-i a’zamdan ve her ismin a’zamlık mertebesinden gelmektedir ve bin bir ism-i İlâhîye dayanmaktadır. Onuncu Söz-Haşir Risâlesi’nde ise, o esmânın bir kısmı ile vücûb-u vücûd ve tevhîd isbât edilmekte, haşr-i cismânî bunun üzerine binâ edilmektedir. Zira tevhîd-i İlâhî, haşr-i cismânîyi iktizâ eder ve tevhîdin bütün delîlleri, aynı anda haşrin de delîlidir. Bu cihette tevhîd “Mânâm haşirsiz olmaz” diye bizlere ilânât yapmaktadır. Şu kâinâtın gidişatına dikkat eden bir insan, içinde iki unsurun devamlı olarak birbiriyle mücâdele hâlinde olduklarını, bunların bir tarafa doğru akıp gittiğini görecek, neticede bir gün bu iki unsurun birbirinden ayrılıp Cennet ve Cehennem şeklinde karâr kılacaklarına hads-i kat’î ile inanacaktır. Evet, gece-gündüz, kış-yaz, nâr-nûr, sıcak-soğuk, güzel-çirkin, hayr-şer, îmân-küfür, mü’min-kâfir, melek-şeytân gibi unsurların birbiriyle çarpışması bu dâvâmızı isbât etmektedir. Kezâ bu eser, bu asırda îmânı za’fa uğramış, teslîmiyyeti kırılmış olan mü’minlerin, haşr-i cismânî hakkındaki îmân ve teslîmiyyetlerini takviye eden bir eserdir. Kur’ân’a baktığımız zaman, ehl-i küfür ve dalâletin inkârlarının temelinde, haşir ve neşir rüknünü inkârın yattığını görürüz. Zira ehl-i küfür ve dalâlet, böyle muazzam bir hakîkatı akıllarına sığıştıramadıklarından, bu mes’eleyi istib’âd ile inkâr ediyorlar. Halbuki bu eser ve şerhi, kat’î olarak isbât etmiştir ki; haşr-i cismânî, hem bütün esmâ ve sıfât-ı İlâhiyyece, bâhusûs kudret-i İlâhiyyece gáyet kolay, hem tekvînen gáyet münâsib ve rahat, hem teklîfen binlerce âyâtla müdellel ve enbiyâ, evliyâ ve asfiyânın sâdık ihbârâtı ile müberhen, hem fıtrat-ı selîme ve akl-ı müstakímce gáyet ma’kúl, hem insanın nihâyetsiz acz ve fakrı noktasında gáyet elzem ve münâsibtir. Bütün bu noktalar isbât eder ki; haşr-i cismânî vukú bulacaktır ve vukúu nihâyet derecede zarûrîdir. Şu kâinâtın Hâlık’ı, âsârının şehâdetiyle nihâyetsiz bir hikmet ve rahmete mâliktir. O Hakîm ve Rahîm isimleriyle müsemmâ olan Zât-ı Akdes, şu nihâyetsiz hikmet ve rahmetini zîşuûra ders vermek için, peygamberleri ve onların başında Resûl-i Ekrem (a.s.m)’ı, semâvî kitapları ve onların başında Kur’ân-ı Azîmüşşân’ı rahmeten irsâl ve inzâl buyurmuştur. Bütün peygamberlerin ve münzel kitapların en hakîkî dâvâsı, tevhîdden sonra haşir üzerinde temerküz etmektedir. Şâyet haşir gelmezse, Allah o nihâyetsiz hikmet ve rahmetini, abesiyyete ve merhametsizliğe inkılâb ettirmiş ve bütün peygamberleri ve münzel kitapları da yalancı çıkarmış olacaktır. Yani bin kere hâşâ! Hem Kendisini, hem de o sâdık dostlarını tekzîb etmiş olacaktır. Bu ise nihâyetsiz bir çirkinlik ve sâdık dostlarına karşı bir hakárettir. Bütün kemâl ve cemâl sıfatlarıyla muttasıf olan bir Zât-ı Akdes, elbette böyle bir çirkinliği ve hakáreti işlemekten münezzehtir. O hâlde haşir ve neşir haktır, mîzân haktır, muhâsebe haktır, sırât haktır, Cennet ve Cehennem haktır ve bu zikredilen hâdiselerin vukúu kesindir. Bu mes’ele asla şek ve şüphe götürmez. Demek hikmet ve rahmet-i Rabbâniyye ve hikmet-i hilkat-i âlem, ancak haşr-i cismânî ile tahakkuk eder. O Rahîm-i Mutlak, sadece Resûl-i Ekrem (a.s.m)’ın ubûdiyyeti ve duâsı için de olsa, yine O’nu ve O’nun etbâını mes’ûd etmek için, dünyânın kapısını kapatacak, âhiretin kapısını açacak, nev’-i beşeri bütün yaptıklarından dolayı mahkeme-i kübrâya çekecek, muhâsebe-i a’mâl neticesinde onları ya Cennet’le mükâfâtlandıracak, ya da Cehennem ile cezâlandıracaktır. Bu, O’nun esmâ ve sıfâtının, bâhusûs nihâyetsiz rahmetinin iktizâsıdır. Her bir mü’min, bu haşir akidesine göre hayâtını tanzîm etmeli, bunun için kitap ve sünnetin tâyin buyurduğu ölçüler dâhilinde hareket etmeli, şirkin bütün envâ’’ından, her türlü meâsî ve şübehâttan şiddetle uzaklaşmalıdır. Îmân, ibâdet ve takvâ ile şu kısacık dünyâ hayâtını geçirmeli, rızâ-i İlâhîyi tahsîl etmeye gayret göstermeli, böylece selâmetle kabir kapısını çalıp, rahat-ı kalble saâdet-i ebediyyeye girmelidir. Yâ Rabbî! Bizi hidâyete ermiş olan sâlih kullarından eyle. Âmîn…                                                                                                                                            Tahşiye Yayınları
Moderatöre Bildir   Logged
Tevhid_Nur
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26


« Yanıtla #1 : 19 Şubat 2011, 22:05:36 »

Üstâd Bedîüzzaman hazretleri haşir akìdesini işleyen eserleri için “Eğer, haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi, kat’î bir sûrette anlamak istersen; haşre dâir ‘Onuncu Söz’ ile ‘Yirmi Dokuzuncu Söz’e dikkat ile bak, gör. Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok” (Sözler, Onuncu Söz, Zeylin 3. Parçası, 3. Mes'ele, s. 113) buyurmaktadır.
İşte bu sır, Onuncu Söz, Haşir Risâlesi ve Şerhi’nde bir nebze tahakkuk etti. Haşre aralanan kapı biiznillâh olabildiğince açıldı.
Bu sâyede, îmân akìdesinin üç rüknü olan haşir, risâlet-i Ahmediyye ve vahdâniyyet-i İlâhiyyenin anlaşılması hiç bu kadar kolay olmadı.
 

İşte bahr-i ummândan birkaç katre:  
 

Bu risâlede teşbîh ve temsillerin kullanılma hikmetinin îzâhı.

Kinâye ne demektir? Kinâyeler Risâle-i Nûr’da nasıl yer almıştır?

Âlem-i Misâl nedir? İyilik ve iyiler, kötülük ve kötüler burada nasıl temessül eder?

Yedi sıfat-ı sübûtiyyeden kaynaklanan Kadîr ismi haşre nasıl bir esâs teşkîl etmiştir?

Eserden fiile, fiilden isme, isimden Müsemmâ-i Zülcelâl ve haşre intikal edilmezse ne olur?

Ekser risâlelerin yazılmasında Hacı Hulûsî Bey nasıl muhatab alınmıştır?

Dünya niçin bir manevra meydanı, misâfirhâne, meşher ve ticârethâneye benzetilmiştir?

Cin ve insin bütün amelleri, fotoğraf cihazları ve Levh-i Mahfûz’da nasıl kaydediliyor?

İnsanın uzuvları mahşerde sâhibi hakkında nasıl şehâdette bulunacaklar?

Kalbden geçen kötü düşünce ve bâtıl itikatlardan kul sorumlu mudur?

Tevbe ile silinen günahlar haşirdeki muhâsebe sırasında herkese teşhîr edilecek mi?

Neden bazı günahların cezası dünyâda veriliyor da ekserisi âhirete bırakılyor?

Hadîste niçin dünyaya “mü’minin cehennemi” ve “kâfirin cenneti” denilmiştir?

Günah ve isyânlar niçin ve nasıl dünyevî cezâ, belâ ve musîbetlere sebeb olur?

Namaz kılmayan, zekât vermeyen ve yetim malı yiyenlerin uhrevî cezâsı nedir?

Bazılarının hatâsından kaynaklanan musîbetin umûmî şekle girmesinin sebebi nedir?

Cenâb-ı Hak vücûd, göz, kulak ve mal gibi ikrâmlarını niçin temlîk değil de ibâha şeklinde vermiştir?Temlîk nedir, ibâha ne demektir?

Mevcûdâtın her biri asker ve memur oldukları halde neden üniformaları yok?

Tecelliyât-ı esmâ birer telefon gibi olup bitenleri ânında ve eksiksiz olarak Rabbülâlemîn’e nasıl haber verir?

Melekler, hava, su, toprak ve nûr unsuru ile Levh-i Mahfûz, amelleri nasıl kaydederler?

Sünnet-i seniyyeye ittibâ’, mü’mini kâinâtın gazabından kurtaran nasıl bir kalkandır?

İnsanlara âlemi sâhipsiz ve ni’met-i İlâhiyyeyi de “vakıf malı” saydıran sâik nedir?

Ma’nevî ve uhrevî mes’elelerde “Gözümle görmezsem inanmayacağım” sözü nereden gelmektedir?

“Safsata” ne demektir? Safsatayı daha çok kimler ve ne maksatla kullanmaktadırlar?

“Münâzara”, “mücâdele” ve münâkaşa ne demektir? Din bunlardan hangisini hoş görür?

Bir yerde nizâm, intizâm ve istikrâr varsa niçin orada idâreci vardır ve tektir?

Âlemin varlığı nasıl vücûd-i İlâhîye, nizâm ve intizâmı da vahdet-i İlâhiyyeye delil olur?

Bedîüzzamân (ra) hazretleri 155 salkımlı ve bir salkımında 120 üzüm tânesi bulunan asmanın san’at ve kudret-i İlâhiyyeye delîl olduğunu nasıl isbât ediyor?

Su, toprak, hava ve Güneş gibi küllî unsurların âlemi istilâsı, hangi cihetle ortağı olmayan bir tek Zâta delâlet eder?

Felsefe ile iştigál neden mevcûdâta ma’nâ-yı harfî ile bakmaya engel olur?

İnsan eli içinde yaratılıştan Arapça  olarak yazılan (18) ve (81) rakamları ile yapılan toplama, çıkarma ve çarpmada ortaya çıkan müjde ve hârikalar nelerdir?

Karpuz çekirdeği ve pek çok mahlûkàt üzerinde Arapça olarak “Allah” kelimesinin yazılması neye işâret etmektedir?

Her bir mevcûd vücûduyla vücûb-i vücûda ve nizâm ve intizâmıyla da Sâni’-i Hakîm’in birliğine nasıl delâlet etmektedir?

Cenâb-ı Hakk’ı tanımak zorunda kalan nefs-i emmâre sâhiplerine “Haydi Allah var, fakat bizim cüz’î istifâdemiz Ona ne zarar verebilir? Hazînesinden ne noksan eder?” dedirtip emirlere karşı getiren ve yasakları işleten sâik nedir?

Cenâb-ı Hak kullarına ikrâm ettiği bir bardak su, birkaç lokma tereyağı ve balın hesâbını niçin soracak? Azamet-i İlâhî ile birlikte bu ni’metçiklerin hesâbını sormak nasıl kàbil-i te’lîf olabilir? Konuyla ilgili olarak verilen çarpıcı bir misâl kitâbda yer almaktadır.

Malın ve evlâdın çoğalması neden insânda gaflete sebeb olur?

Her ni’metin suâle tâbi’ tutulacağı noktasında Resûl-i Ekrem’den (asm) ibretli bir misâl.

Hatâ, kusur ve günahlara dünyâda ekseriyetle âcilen cezâ verilmemesinin hikmeti nedir?

Varlıkların vatan-ı aslîleri neresidir? Haşirle birlikte kim nerede karâr kılacaktır?

Gök ve yer gibi şuursuz mahlûkàta Allah niçin şuurlu varlıklarmış gibi hitâb ediyor?

Dünyâ misâfirhânesinde bir kısım insanlar san’atta Sâni’i bulup îmânla ve ni’mette Mün’im’i bulup ibâdetle mukàbele ederken; ekser insânlar niçin bu sırdan gaflet ediyorlar?

Dünyâ ve içindekiler “muvakkat, temelsiz misâfirhânelerdir” denmesinin sırrı nedir?

Mü’min ve kâfirlerin ebedî meskeni olan Cennet ve Cehennem’i müstekar ve sâbit kılan husus nedir?

Dünyâyı sarsıp zevâle sürükleyen, küremizin başını ve karnını ağrıtan yedi rükün nedir?

Dünyâya niçin “han” ta’bîr edilmiştir? Bu hanın misâfirlerinin yolculuğu nereyedir?

Dünyânın ömrü aslında bir ân-ı seyyâle iken, insânlara niçin uzunmuş gibi gelir?

Bu hanın misafirlerinden Güneşin ışığı ve cirmi; iyi ve kötü kelimeler; gündüzler, baharlar ve yazlar; geceler, güzler ve kışlar; güzel ve çirkin kokular nereye doğru yol almaktadır?

Dünyâdan ayrılık vakti geldiğinde niçin kimseye mühlet verilmez? Haramdan kazandığı mal ve servet, hayırsız evlâd ü ıyâl bu zor yolculukta ona bir fayda verir mi?

En bahtiyâr dünyâ misâfiri kimdir ve bu yolcuya yakışan en iyi davranışlar nelerdir?

Dünyâ hangi cihetlerden Cennet’in ve hangi cihetlerden de Cehennem’in nümûnesidir?

Şuurlu insânları dünyâ hakkında hayra sevkeden üç bakış açısı nedir?

Ölüme göre hayât bir hiçken; insânlar niçin kabri unutup boş işlerle uğraşıyorlar?

Haşir Risâlesi’nin iyice anlaşılabilmesi için bilinmesi gerekli üç nokta nedir?

Eser, fiil ve fâilden vücûb-i vücûd ve vahdet nasıl isbât edilir?

Esmâ-i İlâhiyye üzerine haşr-i cismânîyi binâ etmek sûretiyle haşir nasıl isbât ediliyor?

Her şeye dünyâda hakkını vererek adâletini gösteren Cenâb-ı Hak, ihmâle uğrayan hukùkullah ve hukùk-u ibâd konusunda adâletini nasıl tecellî ettirecektir?

Haşir Risâlesi okunurken önce “sûret”, sonra o sûretin “hakìkat”ının okunması nasıl bir fayda sağlamaktadır?

Kâinattaki saltanattan insanın da başıboş bırakılmayacağı, mutî’lere mükâfat ve âsîlere cezâ verileceği hükmü nasıl anlaşılmaktadır?

Dünyâda “mutî’lere mükâfat ve âsîlere cezâ, yok hükmünde” ibâresinden çıkan nükte nedir?

Ekseriyâ zâlimin izzetinde, mazlûmun da zilletinde kalarak dünyâdan göçüp gitmeleri kaziyesinden âhiretin varlığı nasıl isbât edilmektedir?

Dünyâda âşikâre görülen rahmet ve kerem fiillerinden Rahîm ve Kerîm bir Zât, Rahîm ve

Kerîm-i Ezelîden de haşr-i ebedî nasıl isbât edilmektedir?

Zerreden Güneşe her şey Allah’a abd ve asker olmuşken; insân-ı âsî niçin vazîfesine dikkat etmez?

Mevcûdâtı tekvînî kànunlarla tasarrufu altına alan Allahü Teâlâ insânın hareketlerine teklîfî kànunlarla bir sınırlama getirmez mi? Mutî’leri mükâfatsız, âsîleri de cezâsız bırakır mı?

Kerîm ne demektir? Kerem sıfatının inâyet-i âmme ve hâssa olarak âlemdeki tecellîleri nasıl olmaktadır?

İkrâm ve ihsânın dâimî, sofra-i ni’metleerden istifâde edenlerin fânî olmasından âhirete nasıl bir kapı açılmaktadır?

Azîz ve Celîl olan Allahü Teâlâya karşı gelmek neden ebedî bir cezâ ve mükâfât mahallini gerektirir?

Âlemdeki hikmet, nizâm ve intizâm ne sûretle haşrin geleceğine delâlet eder?

Mîzân her şeye nasıl bir hudud ta’yîn etmiştir? Mîzân olmasaydı kâinât ne olurdu?

Dünyâda tam olarak tahakkuk etmeyen İlâhî adâlet nasıl haşri gerektirmektedir?

Saâdet-i ebediyyeden asıl anlaşılması gereken iki nokta nedir?

Âhiretteki muhâsebeye niçin “mahkeme-i kübrâ” denilmektedir? Bu büyüklük mahkemenin azametinden mi, yoksa verdiği cezânın dehşetinden mi kaynaklanmaktadır?

Kànunlarına itâat edenlere mükâfât, karşı gelenlere de cezâ vermeyen devlet olur mu?

Her mevsim kendini gösteren rengârenk İlâhî san’at ve binbir çeşit sofralar âhirete nasıl bir dâvetiyedir?

Maddî ve ma’nevî ni’metleri san’atla sarıp ihsân, in’âm ve ikrâm eden Cevvâd-ı Kerîm’in dünyâda îmân ve ibâdetle mukàbele edenlere tam haklarını; küfür ve isyânla karşı gelenlere hak ettikleri cezâyı vermemesi neyi gösteriyor?

Her yıl ikrâm edilen sofraların konmasıyla kaldırılmasının bir olması, ziyâfete konanların isteklerine rağmen bu ni’metlerden mahrûm bırakılması neye işârettir?

“Zevâl-i elem lezzet olduğu gibi, zevâl-i lezzet dahi elemdir” cümlesinden âhirete nasıl bir kapı açılmaktadır?

İnşirâh Sûresinin 5. ve 6. âyetlerinde, zorluğun iki kolaylık arasında olduğu nasıl anlaşılmaktadır? Sıkıntıya düşen insan niçin zorluğun akabinde kolaylığı beklemelidir?

Hiç sevmediğimiz binbir çeşit elem ve çok hoşumuza giden sayısız lezzetler ne cihetle bizi elemin hiç olmadığı ve lezzetlerin de son bulmadığı bir diyâra da’vet etmektedir?

Kitâb-ı kâinattaki ince yazıları okuyup gereğini yapanlarla kör olup îmân ve itâattan kaçanların mezarda müsâvî kalmaları mümkün müdür?

Dâimî bir cemâl niçin geçici müştâka razı olmaz? Dönmemek üzere zevâle mahkûm bir seyircinin neden muhabbeti adâvete, hayret ve hürmeti tahkìre meyleder?

Dünyânın lûtuf ve kahrın tam tecellîgâhı olmaması ne cihetle cemâl ve celâl-i İlâhînin tam olarak tecellî edeceği başka bir diyâra delâlet ve işâret eder?

Cehennem’e atılan kâfir veya günahkârın elem çeken unsuru nedir?

Resûl-i Ekrem’in (asm) biri umûmî, diğeri ise mü’minler için husûsî iki duâsı nedir?

Dünya hangi cihetten bir manevra meydanına, hangi cihetten bir teşhîrgâha ve hangi cihetten bir misâfirhâneye benziyor?

Herkesin ve her şeyin dünyâdan gözü arkada kalarak –ve bir daha dönmemek üzere– hasretle geçip gitmesi neyi gösteriyor?

Hafîz ismine mazhar olan hava, su, toprak ve Güneş gibi İlâhî memurlar niçin gördüklerini ve üzerlerinde cereyan eden olayları durmadan kaydediyor?

İnsanın hâfızası gördüğü ve yaşadığı her olayı neden yazıyor? İnsan hayır ve şer olarak işlediği amellerinde her yere lehinde ve aleyhinde neden deliller bırakıyor?

Levh-i Mahfûz nedir? Levh-i Mahfûz’u gösteren delîller nelerdir?

Bütün mevcûdâtın vücûda gelmeden, geldikten ve gittikten sonra İmâm-ı Mübîn ve Kitâb-ı Mübîn’de yazılı oldukları nereden anlaşılmaktadır?

Mele-i A’lâda melâike-i mukarrabînin seyrangâhı olan Levh-i Mahfûz insanın şerefi için durmadan kayıt yaparken; bazıları niçin oraya kendi aleyhinde delîller veriyor?

Mahşer günü ilk olarak kimler hesâba çekileceklerdir?

Bu kadar ihâtalı hıfz ve hafîziyyete karşı mahşer günü insanın kaçacağı bir yeri ve geçerli ma’zereti olabilir mi? Mahşerde Rabbülâlemîn’in kullarına zerre kadar zulmetmediğine bütün âlem ve vicdanlar şahit olacaktır.

Tâm bir adâlet için idârecilerin vasfı ne olmalı? İdareciler ne yaparlarsa zulme mâni’ olup ma’nevî mes’ûliyetten kurtulabilirler?

Bu memlekette yapılan mükemmel muhafaza ve hıfz hizmetine uygun muhâkeme ve muhâsebe olmaması; bu işin başka bir memlekete bırakıldığını göstermez mi?

Şuurlu şuursuz, canlı ve cansız hiçbir varlık Mahkeme-i Kübrâda bir şekilde muhâkemeden kurtulamazken; her şeyin kendisine hizmet ettiği insân nereye kaçıp kurtulabilir?

Haşir meydânının etrâfı kaç melek tarafından kuşatılır? Sırat Köprüsünden başka tarafa buradan bir çıkış var mıdır?

Sırat Köprüsü neden yapılmıştır? Kıldan ince ve kılıçtan keskin olan ve üç bin yıllık mesâfede Cehennem üzerine kurulan bu köprüden kimler selâmetle geçecek?

Aleyhindeki bütün kayıt ve yazılara itirâz eden insân, kendi hâfıza kayıtları karşısında ne yapacaktır?

Mahşerin en dehşetli anlarında beş kısımda gerçekleşecek olan Resûl-i Ekrem’in (asm) Şefâati nasıl tahakkuk edecektir?

Cenâb-ı Hakkın va’d ve vaîdi neden âhiretin gelmesini gerekli kılmaktadır?

Peygamberlerle velîlerin kalbi telefon gibi nasıl vahiy ve ilhâma ma’kes ve mazhar olur? “Keşfiyât kâfirlerde de olabilir” ne demektir? İstidrâc nedir ve kimlerden sâdır olur?

İlim, kudret, celâl, cemâl ve rahmet sâhibi Rabbülâlemîn’in mutî’lere mükâfat va’di ve âsîlere cezâ vaîdi neden âhiretin inşâsına müstakil bir delîldir?

Cehennem hâl-i hâzırda olmasaydı küfür ve isyân neden Cehennem’in yaratılmasını gerekli kılardı?

Saltanat-ı İlâhiyye neden mutîlerin mükâfâtı ve âsîlerin cezâsı için âhireti iktizâ eder?

Ehl-i îmânın Cennet’te mazhar olacağı ebedî ve akla durgunluk verecek ni’metler nelerdir?

Bizi burada perişan eden zaman mefhûmu âhirette de var mıdır?

Saâdet-i ebediyyeyi gerçek saâdet yapan unsurlar nelerdir?

Nevrûz ne demektir? Onuncu Sûrette neden Nevrûz-i Sultânî teşbîhi yapılmıştır?

Baharın insânların hayâtında yeri neden farklıdır? Bu mevsim niçin bu kadar sevimlidir?

Baharın bunca masrafla meydana getirilen manzaraların ömrü niçin bu kadar az oluyor? Bu mevsime insanlar daha doymadan onun yerini hüzün-âlûd yaz ve güz mevsimi alıyor?

Dünyâ macerâlarını seyretmek neden ehl-i Cennet’in en büyük zevklerindendir?

İkinci ve Üçüncü Sûretlerde geçen rahmet, inâyet, hikmet ve adâletin Onbirinci Sûrette tekrâr edilmesinin hikmeti ve maslahatı nedir?

Haşir Risâlesi’nde dünyânın bir misâfirhâne, bir manevra meydanı ve bir meşher olduğu hakìkatına neden sürekli vurgu yapılmaktadır?

Her şeyi kànûn dâiresinde intizâmlı ve san’atlı olarak yaratıp her şeyde fayda ve maslahatı gözeten Sâni-ı Hâkîm’in bu akıl almaz icrâatlarının arkasındaki sır nedir?

Pırlantaya benzetilen Güneşimizden “mükevvir” diye bahsedilmesinin haşr-i a’zamla alâkası nedir? Sobamız ve lâmbamızın üzerindeki büyüyen iki leke başımıza ne iş açacak?

İstemeden vermek demek olan inâyet ve verdiğini geri almamayı da ihtivâ eden ikrâm fiillerinden âhirete nasıl bir pencere açılmaktadır?

Her hak sâhibine hakkını veren müsbet adâlet ve haksızları cezâlandıran menfî adâlet haşri getirmemekle her şeyi yarım yamalak bırakır mı?

Haşir akìdesi çocuklara, gençlere, ihtiyarlara ve zâlimlere neleri haykırmaktadır?

Her şeyin üzerinde müşâhede edilen hikmet-i tâmme, intizâm-ı kâmile, inâyet-i âmme, şefkat ve merhamet-i şâmile neden bu fânî dünyâya sığışmaz ve bakì bir âlemi ister?

Lûtf ü kahrı karıştırıp dünyâyı yaratan Rabb’imiz “Yâ Celîl!” diyen kötüleri ve kötülükleri Cehennem’e, “Yâ Cemîl!” diyen iyileri ve iyilikleri ne zaman Cennet’e koyacaktır?

Binbir hikmetle yaratılan her şeyin kısa bir ömür sonrası istemeye istemeye fenâya gitmesinin arkasından ne şekilde âhiret hakìkatı gözükür?

Bu fânî dünyâda kısmen tecellî eden rahmet, inâyet, hikmet ve adâlet-i ezelî niçin âhiretin tahakkukunu istilzâm ederler?

Dünyâda kısmen tezâhür eden kerem ve adâlet, ebedî bir ikrâm ve ceza yeri olmadan kemâlini bulabilir mi?

Kalb, rûh, sır, hafî, ahfâ, nefis ve anâsır-ı erbaadan meydana gelen letâif-i aşere ile görme, işitme, koklama, dokunma ve tatmadan ibâret havâss-ı hamse-i zâhire; hiss-i müşterek, hayâl, vâhime, hâfıza ve müfekkireden –diğer adıyla mutasarrıfa– meydâna gelen havâss-ı hamse-i bâtına neden bu dar ve fânî âleme sığmıyorlar?

Doymakbilmeyen letâif-i aşere ile havâss-ı hamse-i zâhire; ve havâss-ı hamse-i bâtına nerede ve nasıl tatmîn olacaklardır?

Bir tek insân 70 bin hûrî ve binlerce saraydan nasıl istifâde edecektir?

Bütün dünyâ ve Cennet’e râzı olmayan lâtîfe-i rabbâniyye nasıl tatmîn olacaktır?

İnsânı memnûn ve mesrûr edecek rızâ-i İlâhîden daha büyükbir saâdet var mıdır?

Bir memlekette sultan bir iken; ehl-i Cennetin hepsi nasıl ebedî bir efendi ve sultandır? O nasıl bir saltanattır ki taşlar, ağaçlar, hayvanlar, hûrîler, gılmânlar onun emrine âmâdedir?

Sünnet-i seniyyeye ittibâ’ nasıl Cehennem’e karşı bir kalkan ve zırh, Cennet’e uçuran emniyetli bir buraktır?

San’ata bakıp muhabbet ve îmânla, ni’mete bakıp ibâdetle mukabele eden takvâ ve amel-i sâlih sâhibi bir mü’mini nasıl bir gelecek beklemektedir?

360 uzvun ibâdet ve vazîfesi nedir? Vazîfesini yapmayan uzuvların cezâsı nedir?

İnsân ve kâinâtın vücûdunu kabûl ettiği halde zât ve sıfât-ı İlâhî ile âhireti inkâr edene ne demeli?

Hadîs-i şerîfte dünya için neden “mü’minin cehennemi, kâfirin cenneti” denilmiştir?

Allah’a inanmayan bir kimse niçin âhiret kabûl etmez? Allah’a inanmayana haşirden bahsetmek neden beyhûdedir?

Temsîller, hakìkatların anlaşılmasını nasıl kolaylaştırır?

İnsânların göz ve kulak gibi âzâ-yı esâsiyyede bir, huyları ve vücûdlarının ayrı ayrı kánunlar halinde yaratılması neyi isbât etmektedir?

Hâşâ, âlemde iki veya daha fazla ilâh olsaydı ortaya nasıl bir tablo çıkardı?

Teşrî’ hakkı kimindir? Yetki gasbından insanoğlunun başına neler gelmektedir?

İlk defâ yaratılan mahlùk nedir? Bir kitâb şeklinde yaratılan kâinâtın aslı nerede yazılı idi? Ma’nâsını ifâde edip koparılan sayfalar nerede ve niçin saklanmaktadır?

Levh-i Mahfûz nedir? Levh-i Mahfûz’un varlık âlemi ile ilgisi nedir?

İnsânın yaratılması ile kâinâtın bir kitâb şekline sokulmasından maksad nedir?

Dünyânın kaç yüzü vardır ve insâna faydalı tarafı hangi cihetidir?

“Ehl-i dünyâ”, “ehlullah” ve “ehl-i âhiret” kimlere denir? Bizler hangi sınıfa dâhiliz?

Cezb u lûtf u Rabbâniyeye mazhariyetle küllîleşerek Alîm, Hakîm ve Rahîm isimlerine mazhar olup, kâinâtı bu isimlerin âyinesi olarak gören kahramanlar kimlerdir?

Hayy ismine mazhar olan cemâdât için nasıl bir hayât düşünülebilir? Esmâ-i İlâhiyyenin tecellîsine mazhar olan bu âlem Rabb-i Rahîm’ini hangi isimleriyle zikretmektedir?

Zerreden Arş’a birden âlem-i imkânı âyine-i rûhunda seyretmek ve tecelliyât-ı Zâtiyyeye mazhar olmak ne demektir? Âlem-i imkânı keşfedip açacak ve binbir esmâ-i İlâhiyyeyi keşfedip anlayacak maddî ve ma’nevî cihazlarımızı anahtar gibi nasıl kullanabiliriz?

Kàb-ı Kavseyn ne demektir? Mi’râc gecesi Resûl-i Ekrem Kàb-ı Kavseyn makàmına çıktığında tecelliyât-ı Zâtiyyeye mazhar olarak Cenâb-ı Hakk’ın cemâlini nasıl gördü?

“Âlem-i vücûb ile âlem-i imkân birbirine karışmaz” ne demektir?

Tılsım-ı kâinât nedir ve bu tılsımı hakìkì ma’nâda kimler çözmüşlerdir?

İnsânın dünyâya geliş gàyesi nedir? Bu gàyeyi bilip gereğini yapanlarla gözlerini kapayanları nasıl bir âkıbet beklemektedir?

Mevcûdât-ı âlem nasıl vücûdlarıyla Rabbülâlemîn’in vücûd-i vücûbuna ve zevâlleriyle de Hayy-ı Kayyûm’un bekàsına delâlet etmektedir?

Risâle-i Nûr’da Güneş misâli ile hakìkatlar nasıl aydınlatılmaktadır? “Allâhü Teâlâ yerin ve göğün nûrudur” ne demektir? Bu ta’bîr, i’tikàdı sarsmadan nasıl anlaşılmalıdır?

“Allâhü Teâlânın zâtı hakkında dühûl ve hurûc muhaldir” ne demektir?

Her bir hava zerresi Hazret-i Âdem’den günümüze kadar her şeyin sûret ve sîretini karıştırmadan muhafaza etmektedir. Hava zerresi bu güç ve kàbiliyyeti nereden aldı?

Hıfz-ı sûret ve sîretten başka havanın bir anda pek çok vazîfeyi hârika bir şekilde ve biribirine karıştırmaksızın yapması neyi gösterir?

Hava zerrelerinin her bir şeyin her bir hâlini eksiksiz olarak kaydetmesinin arkasından haşr-i a’zam nasıl gözükmektedir?

Kör, sağır, topal ve şuursuz toprak, yaptığı şuurlu ve san’atlı işlerle tevhîde nasıl delîl olur ve âhirette de üzerinde yaşanan olaylara nasıl şâhitlik yapar?

Bir sineğin Nemrud’u gebertmesinin, karıncanın Fir’avn’ın sarayını yıkmasının, mikrobun bir zâlimi yere sermesinin ve bir çekideğin dağ gibi ağacı omuzlamasının ardındaki sır nedir?

Yahûdî ve Hıristiyanlar Resûl-i Ekrem’i (asm) inkârla nasıl bütün peygamberleri reddetmiş oluyorlar? Kur’ân bunlar için niçin “gerçek kâfir” sıfatını kullanmıştır?

Esmâ-i İlâhiyye irsâl-i rusülü ve bilhâssa risâlet-i Muhammediyyeyi nasıl iktizâ ve isbât etmektedir?

Ulûhiyyet nedir? Ne cihetle yedi sıfat-ı selbiyye ve altı sıfat-ı sübûtiyyeyi câmi’dir? Aynı zamânda nasıl tecelliyât-ı esmâ ve ef’âle iltizâmendelâlet eder?

Kelime-i şehâdetin iki kelâmı niçin biribirinden ayrılmaz, biri diğerini isbât ve tazammun eder, biribirisiz olmaz?

Niçin “Lâ ilâhe illâllah” deyip “Muhammedün Resûlûllah” demeyen âhirette kurtulamaz?

Cenâb-ı Hak nasıl bir Ma’bûd-i Mutlaktır ve âlem Ona kayıtsız şartsız nasıl ibâdet eder?

Bülûğ çağından îtibâren sorumlu tutulan insân, âleme muhâlefetle nasıl ibâdetten kaçar?

Hakìkat-ı Muhammediye nedir ve âlem onun (asm) nûrundan nasıl yaratılmıştır?

Bir peygamberi tekzîb niçin bütün peygamberleri yalanlamak anlamına gelir?

Cevvâd, Rahmân, Rahîm ve Rezzâk isimleriyle müsemmâ Cemîl-i Zülcelâl nihâyet kemâlde olan cemâlinin tecellîlerini niçin peygamberler vâsıtasıyla göstermek ister?

Kâmil ismiyle müsemmâ ve kemâl sıfatıyla muttasıf Sâni-ı Zülkemâl, niçin peygamberler vâsıtasıyla kemâl-i san’atına nazar-ı dikkati celbedip Kendini tanıttırmak ister?

Evvelâ nûr-i Muhammedî üzerinde lûtf u kahr ile memzûc olarak tecellî ve tezâhür eden esmâ ve sıfât-ı İlâhiyyeden Cennet, Cehennem ve dünyâ nasıl yaratılmıştır?

Rubûbiyyet, saltanat, vahdâniyyet ve samediyyet sıfatlarıyla muttasıf; Rab, Sultan, Vâhid, Ehad ve Samed isimiyle müsemmâ bir Zât-ı Zülcelâl bu sıfat ve isimlerinin âlemdeki tecellî ve tezâhürlerinin ilânını niçin –ve husûsen– zülcenâheyn bir resûl (asm) ile ister?

Velâyetiyle elçimiz olarak Mi’râca giden ve risâletiyle kàb-ı kavseyn makàmından dönen

Resûl-i Ekrem (asm) bizden ne cihetle “salât” ve ne cihetle “selâm” ister?

Peygamberimiz (asm) vefât ettiğine göre ümmetinin şerri onu nasıl rahatsız eder?

Kâinât ağacı nûr-i Muhammedîden nasıl yaratıldı ve sonunda zât-ı risâleti (asm) nasıl meyve verdi?

Resûl-i Ekremin kalb latîfesinden yaratılan Arş-ı A’zam hangi esmânın memzûcudur?

“Tecelliyât-ı Zâtiyye” ve “tecelliyât-ı ehadiyyet.” Büyük meleklerde bir veyâ iki ism-i İlâhî a’zamlık derecesinde tecellî ederken; Resûl-i Erkemde (asm) bütün esmâ neden a’zamlık derecesinde tecellî ve tezâhür etmiştir?

“Nûr-i Muhammedî”, “Rûhâniyyet-i Muhammediyye” ve “Hakìkat-i Muhammediyye” ne demektir? Mi’râc, Nûr-i Muhammedî ile zât-ı risâlet arasında nasıl bir ittisâldir?

Resûl-i Ekrem’in (asm) Mirâcda Rabbiyle görüşüp konuşmasıyla Hz. Mûsâ’nın (as) Allahü Teâlâ ile konuşması arasındaki benzerlik ve fark-ı azîm nedir?

Cenâb-ı Hakk’ın Ganî ve Meşhûr isimleri risâlet müessesesini, husûsan risalet-i Muhammediyyeyi iktizâ etmektedir.

Bitmez bir hazîneden gelen yağmur, dolu ve kar tanesinde vazîfeli kaç melek vardır?

Yağmur, dolu ve kar taneleri Rabbülâlemîn’in izniyle nasıl hayâta, mâdenlere, mücevherâta, taşa ve toprağa menşe’ ve menba’ oluyor?

Cenâb-ı Hakk’ın Sâni’, Mün’im ve Müzeyyin isimleri risâlet müessesesini, husûsan risâlet-i Muhammediyyeyi nasıl iktizâ etmektedir?

Cenâb-ı Hakkın Hikmet sıfatı ile Hakîm ismi risâlet müessesesini, husûsan risalet-i Muhammediyyeyi nasıl iktizâ etmektedir?

Tılsım ne demektir? Avâm ve ulemâ-i kelâm arasında tılsıma hangi ma’nâ verilmiştir?

Gerçekten bir tılsım olan âlemin hakìkatını kimler îzâh etmişlerdir?

Başta nev’-i beşer olmak üzere Hakîm-i Mutlak kâinâtı niçin yaratmıştır? Nev’-i beşerin ekseri hikmet-i hilkate aykırı davrandığı halde âlem çark-ı feleği neden hikmetle dönmeye devâm ediyor?

“Emânet” nedir? Gök ve yerin yüklenmekten imtinâ’ ettiği emâneti niçin insânoğlu omuzlamıştır?

Cenâb-ı Hakk’ın Ma’rûf ve Vedûd isimleri neden risâlet müessesesini, husûsan risalet-i Muhammediyyeyi iktizâ etmektedir?

Kur’ân-ı Azîmüşşânı üç tarzda dinlemek ne demektir?

Hazret-i Âdem’den kıyâmete kadar neden “Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün Resûlûllah” demedikçe gerçekten îmân etmiş olamaz?

Cenâb-ı Hakk’ın Dârr ve Nâfi’ isimleri risâlet müessesesini, husûsan risâlet-i Muhammediyyeyi nasıl iktizâ etmektedir?

Rabbülâlemîn acz ve fakr kamçısıyla hırpaladığı kullarının imdâdına peygamberleri, husûsan Resûl-i Ekrem’i (asm) niçin göndermiştir?

Gaflet nedir? Hoca-i Ahrâr bu sorunun cevâbını niçin veremedi?

İmtihân için dünyâya gönderilen insânların yapmakla mükellef oldukları üç vazîfe nedir?

Tavanımız olan semâvât ve beşiğimiz olan Arzdan hangisi önce yaratıldı?

Resûl-i Ekrem, Aya parmağıyla işâret edince bir 40’ı nasıl iki 50 yaptı?

Evâmir ve nevâhî-i İlâhî mahşerde nasıl bir mîzân olup ef’âl-i mükellefîni ölçüp tartar?

Şu küçük insânın ne ehemmiyeti var ki onun için mahşer kurulur?

Ehl-i îmânın ekserîsinin cezâsı mahşere kadar nasıl biter? Kâfir yaptığı iyiliklerin karşılığını nasıl görür?

Mahşerin en zor tarafı nedir? Orada hesâbın şiddetinden kurtuluş çaresi yok mu?

Kâfir kısacık bir ömürde nasıl dehşetli ve ebedî Cehennem azâbına müstehak olur?

Îmân nasıl bir iksirdir ki, dağlar kadar günâhı da olsa sâhibini Cehennem’de bırakmaz?

Edison gibi îmandan nasîbi olmayanlar iyiliklerinin karşılığını nasıl görecek?

Onuncu Söz niçin Celîl ve Bâkì isimleri üzerine binâ edilmiştir?

Dünyâ bir misâfirhâne, meşher ve ticârethâne; manevra ve imtihân meydanı olması hasebiyle nasıl uhrevî bir âlemi hâtıra getiriyor?

Şu âlemi Yaratan neden her şeyi tebeddül ve tagayyüre tâbi’ tutup karârında bırakmıyor?

Onuncu Söz’de eser, fiil, fâil, esmâ ve müsemmâ yoluyla haşir nasıl isbât edilmektedir?

Cenâb-ı Hakk’ın saltanat-ı rubûbiyyetinin icrâsında hangi semâyı merkez ve hangi meleği vazîfeli kılmıştır?

Kerem ve rahmet ne demektir? Bu iki kapıdan haşre nasıl gidilmektedir?

Bir sinekten şifâlı balı, elsiz bir böceğin elinden ipeği, kan ve fışkı arasından süt gibi hârika bir gıdâyı ve hayvanların sırtından yünlü kumaşları ikrâm etmek nasıl bir Kerîm’in işidir?

Bir lâmba ve soba olarak bize hizmetkâr kılınan Güneş’in mazhar olduğu 8 esmâ nedir?

Ervâh-ı habîsenin hapishânesi olan Ayın, dişilerin hâmile kalması ile ne alâkası var?

Annelik nasıl bir makamdır ki, Allah onlara çocuklarının “öf!” demesini yasaklamıştır?

Canavarların hadlerini tecâvüz etmeleri sebebiyle hesâba çekilmeleri nasıl olur?

Allah’ın bu kâinâtta istihdâm ettiği dört çeşit amele, kimler ve nelerdir?

Okunan her bir Kur’ân harfi nasıl olur da Cennet’te en az bir ağaç olup on meyve verir? Tefekkür ise Cennet’te saray olarak yerini alır? Ehl-i îmânı Cennet ne halde bekliyor?

Cemâlullahı görmek nasıl bir şereftir? Kadınlar da cemâlullahı görecekler mi?

Mü’minler Cennet’te Resûl-i Ekrem (asm) ve diğer peygamberlerle görüşebilecek mi?

Ehl-i küfrün Cehennem’de ma’rûz kalacakları dehşet-engiz haller nelerdir?

Ehl-i Cehennem’in nefs ve rûhundan başka cesetleri de azâb görecek mi?

San’at ve ni’met-i İlâhî neden Cennet ve Cehennem’in yaratılmasına sebebdir?

Hikmet ve adâlet fiilinin kapısı ile Hakîm, Hakem, Hâkim ve Âdil isimlerininpenceresinden Zât-ı Vâcibü’l-Vücûdun vahdeti ve haşir hakìkatı Güneş gibi nasıl gözükür?

Haşir Risâlesi’nde “Hiç mümkün müdür ki?” neden sık sık kullanılıyor?

Peygamberlerin zamânında bile adâleti tam olarak gerçekleştirmek niçin mümkün olamıyor da bir kısmı illâ âhirete kalıyor?

Küllîleşmek ne demektir? Küllîleşmek için her insana kapı açık mıdır?

Radyo, televizyon, gazete, siyâset, derd-i maîşet, felsefe-i tabiiyye ve maddiyye, haşir gibi yüksek hakìkatleri anlamaya ve ma’nevî ilerlemeye nasıl engel olmaktadır?

Aklımız gevezeliğe alışmış. Onun belâsından kendimizi nasıl kurtaracağız?

Üstâdın (ra) “Risâle-i Nûr’u gazete gibi okumayınız” demesinden kastı nedir?

Cesedini mumyalatıp devâsâ mezarlarda saklatmak nereden gelmektedir?

Serîu’l-hisâb olan Allahü Teâlâ bir anda muhâsebe-i a’mâli bitirirken ekser insanların hesâbları niçin uzun sürmektedir?

İnsânın yaratılışında Hâkim, Hakem ve Hakîm isimleri nasıl gözükür?

Kâinatta dönmeyen, hareket etmeyen bir şey var mıdır? Bu hareket ve dönüş ne içindir?

Ahsen-i takvîmde yaratılan insân nasıl kâinâta bir fihriste, binbir esmâ-i İlâhiyyeye bir ayna ve enâniyyetiyle âlem-i imkân ve vücûbu açacak bir anahtar külçesi olmuştur?

Kâinatta apaçık gözüken adâlet fiili ile Âdil ismi haşri nasıl isbât etmektedir?

Her şey büyüyüp çoğalarak âlemi istilâ isti’dâdında iken onları bir yerde durduran nedir?

Kaç nevi’ duâ vardır? Duâların hâcet kapısının açılmasında ne gibi bir faydası vardır?

Marangozun kendi için hazırladığı tâbûta İran’ın zâlim şâhı Feridun nasıl kondu?

Hiçbir şeyin, âlemin hülâsası olan insanın istediği gibi gitmemesi neyi gösteriyor?

Risâle-i Nûr’da sıkça geçen cemâl ve kemâlin ma’nâsı nedir?

Risâle-i Nûr derslerinde seyr-i sülûkü tamamlamak, âlem-i imkân ve vücûbu keşfetmek ve tecelliyât-ı Zâtiyyeye mazhar olmak hâsiyeti var mıdır? Varsa bu yol herkese açık mıdır?

İnsânları cûd ü sehâsıyla ni’metlere boğup hayâta âşık eden Cevvâd-ı Kerîm, onların kabre girip orada temelli kalmalarına hiç râzı olur mu?

Aktâr-ı âlem, yeryüzü, evliyâ ve enbiyâ, kemâl-i İlâhîye nasıl şâhitlik yapmaktadırlar?

Zât-ı Akdes-i İlâhîyi altı mertebede isbât eden Risâle-i Nûr’da haşrin isbâtında niçin daha kısa bir yol takip etmiştir?

Rahîm, Rahmân, Hakîm, Rezzâk, Basîr ve Şâfî isimlerinin âlemdeki harikulâde tecellî ve tezâhürlerinin penceresinden haşr-i a’zam nasıl gözükmektedir?

Risâle-i Nûr derslerinden alınan feyz ve bereketle insan ne gibi rûhî, kalbî ve aklî inkişâf ve ni’metlere mazhar olabilir?

Bin yıl mes’ûdâne dünya hayâtı bir saat Cennet hayâtına; bin yıl mes’ûdâne Cennet hayâtı bir sefer cemâlullahı görmeye mukàbil gelmiyor. Bu nasıl güzelliktir, bu ne saâdettir?

Gözü Allah için çalıştırmak ve “Herbir günâhta küfre gidecek bir yol var” ne demek?

Hakìkatü’l-hakàika çıkamayan neden “Başkasının gözüyle bakmak” ta’bîrini anlayamaz?

Dünyâda en güzel mekânları Cenâb-ı Hak neden ümmet-i Muhammed’e (asm) vermiş?

Resûl-i Ekrem’in (asm) “Şefâat-i Kübrâ” ve “Makàm-ı Mahmûd”u nedir?

Kâinâtın nûr-i Muhammedîden geldiğini, binbir esmâ-i İlâhiyyenin aynası olduğunu ve Cennet ile Cehennem’in bir nümûne olduğunu göremeyen, kemâle ermiş sayılır mı?

Neden peygamberlerin ekserîsi Asya kıt’asında gelmiştir?

Neden her peygamber ve ümmeti “Eşhedü enne Muhammeden Resûlûllah” demekle mükellef idi?

“Zamândan tecerrüd eden”ler ne gibi hârikulâde hâllere mazhar olurlar? Bu sırdan mahrûm olmaya engel olan sebebler nelerdir?

Kur’ân-ı Azîmüşşânın nüzûlü esnâsında asr-ı saâadetten başka Hz. Âdem’den kıyâmete kadar bütün rûhlar hâzır olup nasıl “Lebbeyk ve sa’deyk!” demişlerdir?

Mümît ismi ölümün olmadığı âhirette nasıl tecellî ve tezâhür eder?

Kâinatta haşmet-i rubûbiyyet-i İlâhiyyenin varlığını isbât eden dört delil nedir?

“Âhirete gidenlerden geri gelen olmuş mudur?” diyenlere, “Peki, dünyâya gelenlerden kalan olmuş mudur?” diye sormak hakkımız değil midir?

Mahşerde insân günahları için “Hayır ben bunları işlemedim” demekle cezâdan kurtulabilir mi? Başta Levh-i Mahfûz olmak üzere kimler ve neler aleyhinde şâhitlik yapacaklar?

İşlenen her bir günâh ve kafaya giren her bir şübhe insânda nasıl bir tahrîbât yapar?

Dünyâ denilen misâfirhâneyi yedi unsur nasıl temelinden sarsıp bîkarâr hâle getiriyor?

Her varlığın üç kısma ayrılan gàye-i vücûd ve netîce-i hayâtı nedir?

Ehl-i Cennet ve Cehennem çok uzun mesâfeden biribirileri ile nasıl konuşacaklar?

Namaz tesbîhâtındaki “SübhânAllah”, “Elhamdülillâh” ve “Allahü ekber”in 33 aded okunmasının sırrı nedir?

Mahlûkàt içerisinde insânın şerefini gösteren üç nokta nedir?

İyi veya kötü bir söz söylenir söylenmez, iyi veya kötü bir amel yapılır yapılmaz 9 tarzda nasıl kayda alınıp işleme tâbi tutulur?

 “Cehennem’de kâfirin dişi Uhud Dağı kadardır” ne demektir?

Hayy, Muhyî ve Kayyûm ismi ne demektir ve âlemde tecellî ve tezâhürleri nasıldır?

Dünyanın ömrü ne kadardır? 6666 Kur’ân âyetinin dünyânın ömrü ile alâkası var mı?

Bir sayha ile âlemi yıkıp haşrin tahakkukuna sebeb olan hava nasıl bir İlâhî askerdir?

Levh-i Mahfuz’da kayıtlı şeylerin canlı ve hayattar olmaları ne demektir?

Kıyâmet nasıl kopacak? Ortaya ne gibi dehşetli manzaralar çıkacak?

Haşr-i a’zam nasıl olacak? Dünyâda haşrin nümûneleri var mıdır?

Kâfir Cehennem’de yanarken onun vücudunda hizmet eden zerreler azâb çeker mi?

Bu zamânda bütün dünyânın dîn noktasında girdiği üç büyük tehlike nedir?

Küfür neden bütün kâinâtı tahkìrdir ve ebedî Cehennem cezâsını gerektirir?

Cenâb-ı Hak toprak, su, ateş ve hava unsurlarını nasıl birer arş yapmıştır?

Nûr-u Muhammedîden yaratılan âlem, Nûr-u Muhammedî ile nasıl ayakta duruyor?

Âlemde hiçbir şey yok olmadığına göre mevcûdât zevâl ile nereye gidiyor?

Kâinât ve kevn ne demektir? Hareket, sükûn, ictimâ’ ve iftiràkın ma’nâsı nedir?

Cennet ehl-i îmânı ve Cehennem de ehli küfrü nasıl sabırsızlıkla bekliyor?

Âlemin merkezi olarak yaratılan insânın, iki nev’ âyinedârlık yapması nasıldır?

Benî Âdem’e “insân” ismi niçin verilmiştir?

İnsân niçin rubûbiyyet-i İlâhiyyenin nokta-i merkeziyyesini teşkîl eder?

İnsân rahmet hazinelerini tadacak ve tartacak cihazlarla mücehhez nasıl yaratılmıştır?

Sekerâtta herkes Cennet veya Cehennem’e gideceğini görür mü?

 

--------------------------------------------------

 

 

 

Üstâd Bedîüzzaman Saîd Nursî hazretleri buyuruyor ki:

 

“Ey şu risâleyi insaf ile mütalâa eden kardeş! Deme, niçin bu ‘Onuncu Söz’ü birden tamamıyla anlayamıyorum ve tamam anlamadığın için sıkılma! Çünki İbn-i Sina gibi bir dâhî-yi hikmet, اَلْحَشْرُ لَيْسَ عَلَى مَقَايِيسَ عَقْلِيَّةٍ demiş. ‘Îmân ederiz, fakat akıl bu yolda gidemez’ diye hükmetmiştir. Hem bütün ulemâ-i İslâm: ‘Haşir, bir mes'ele-i nakliyedir, delîli nakildir. Akıl ile ona gidilmez.’ diye müttefikan hükmettikleri halde, elbette o kadar derin ve mânen pek yüksek bir yol; birdenbire bir cadde-i umûmiye-i akliye hükmüne geçemez. Kur'an-ı Hakîm'in feyziyle ve Hâlık-ı Rahîm'in rahmetiyle, şu taklîdi kırılmış ve teslîmi bozulmuş asırda, o derin ve yüksek yolu şu derece ihsân ettiğinden bin şükür etmeliyiz. Çünki îmânımızın kurtulmasına kâfî gelir. Fehmettiğimiz miktarına memnûn olup tekrar mütalâa ile izdiyâdına çalışmalıyız.

            Haşre akıl ile gidilmemesinin bir sırrı şudur ki: Haşr-i A'zam, İsm-i A'zamın tecellîsiyle olduğundan, Cenab-ı Hakk'ın İsm-i A'zamının ve her ismin a'zamî mertebesindeki tecellîsiyle zâhir olan ef'âl-i azîmeyi görmek ve göstermekle, haşr-i a'zam bahar gibi kolay isbat ve kat'î iz'ân ve tahkîkî îmân edilir. Şu Onuncu Söz'de feyz-i Kur'ân ile öyle görülüyor ve gösteriliyor. Yoksa akıl, dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına kalsa âciz kalır, taklîde mecbur olur.” (Sözler, 10. Söz, Hâtime, s. 93)

 

Tahşiye Yayınları arasında yer alan Onuncu Söz, Haşir Risâlesi ve Şerhi, bu yolda çok önemli bir hizmeti îfâ ediyor.
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Uhuvvet Risalesi Ve Açıklaması Risale-i Nur'dan Damlalar Şehid Rehber 3 2767 Son Mesaj 13 Kasım 2009, 16:26:36
Gönderen: _uMuT_
ramazan risalesi... ((dinle)) Ramazan-ı Şerif « 1 2 » kuranehli 11 407 Son Mesaj 27 Ağustos 2010, 01:36:11
Gönderen: têkoşîn
TAŞINDI: ramazan risalesi... ((dinle)) Risale-i Nur'dan Damlalar têkoşîn 0 132 Son Mesaj 17 Ağustos 2009, 10:14:11
Gönderen: têkoşîn
Seyyid Hamenei'den Hadis Şerhi Hadis-i Şerifler musabbinumeyr29 0 133 Son Mesaj 17 Şubat 2010, 08:38:06
Gönderen: musabbinumeyr29
Risalet Risalesi Düşünce yazıları/Makaleler « 1 2 3 » Qum_Feenzır 27 1429 Son Mesaj 10 Ocak 2011, 00:40:56
Gönderen: Qum_Feenzır
Hukuk Risalesi-İmam Zeyn'ul-Abidin(a.s.) Ehl-i Beyt « 1 2 3 » Qum_Feenzır 27 2031 Son Mesaj 10 Ocak 2011, 00:37:25
Gönderen: Qum_Feenzır
"Mavi Marmara RisaLesi" C4'ten çıktı... buyursunlar :) Kitap-kaset ve Dergi Şehid Renginde 1 285 Son Mesaj 24 Ekim 2010, 16:27:46
Gönderen: Şehid Renginde