0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Hizbullah Projesi: Son Savaş, Gelecek Savaş ( yorum/analiz )  (Okunma Sayısı 142 defa)
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« : 18 Kasım 2009, 21:12:04 »

Hizbullah Projesi: Son Savaş, Gelecek Savaş

 
Lübnan siyaset bilimcisi ve "Hizbullah-Din ve Siyaset" kitabının yazarı Emel Ghorayeb İsrail ile Hizbullah arasındaki gelecek savaşı yazdı



Lübnan Hizbullah hareketi 2006 Temmuz savaşından hasar görmeden ve kendine olan güvenini arttırmış bir şekilde çıktı. O günden bu yana da stratejisini, cephanesini ve düşünme tarzını yeniden gözden geçirerek güneydeki düşmanı için daha büyük bir tehlike arz edecek hale getirdi.

2006 Temmuz-Ağustos savaşından öğrenilen derslerin en önemlilerinden bii 1990’larda ABD’de ortaya çıkan modern asimetrik savaş konseptinin ciddi bir revizyona tabi tutulması gerçeği. Hizbullah’ın savaş sırasındaki performansı asimetrik savaşın, kısaca “geleneksel olmayan” metotlara başvuran ve bu metotlar “hasmın bilindik operasyon modellerinden ciddi bir şekilde farklılık gösteren” politik aktörlerce yürütülen bir savaş olduğu tanımı artık geçerli değil.

33 gün savaşı Hizbullah’ın sadece gerilla savaşında mükemmel olduğunu değil, aynı zamanda “geleneksel olmayan” metotlarla konvansiyonel ordular tarafından izlenilen “bilindik operasyon modellerini” birleştirdiği yeni bir paradigma oluşturduğunu da gösterdi.

Bu ihtimalin karşısında, Pentagon’daki pek çok savunma planlamacısı düzensiz savaş ve kont gerilla harekatları için Amerikan ordusunu yeniden konumlandırmak gerektiğini ve bu stratejiyi terk ederek beklenen “melez tehditlerle” savaşmak için daha uygun olan geleneksel metotlar üzerinde odaklanılması gerektiğini savunuyorlar. Böylece, ABD ve İsrail klasik ordularını klasik olmayan tehditlerle yüzleştirmeye hazırlamakla meşgulken, Hizbullah da etkili bir şekilde askeri doktrinini, taktik ve silahlarını etkili bir şekilde klasikleştiriyor ve silahlı güçlerini düzenliyor.

Stratejik Varlık

Hizbullah lideri Hasan NasrAllah bu pradgma değişikliğine 12 Şubat 2008’de İmad Muğniye suikastinin birkaç gün sonrasında işaret etti. NasrAllah’ın da altını çizdiği gibi, direniş üç basamaklı bir gelişme sürecini takip etti. Kendiliğinden savaşan kalabalık bir silahlı halk direnişi olmaktan “organize ve yoğun bir askeri eylem” e evrilerek “düzenli ordu ile gerilla savaşçılaının metotların sentezi olan paralel olmayan yeni bir savaş ekolü” halini alan son noktaya ulaşmış. Bu sentezde, Hizbullah’ın konvansiyonel (geleneksel) ve konvansiyonel olmayan askeri strateji, taktik, silah ve organizasyon yöntemleri arasında çok becerikli bir denge kurduğu görülüyor ve bu durum Hizbullah’ın bir direniş grubundan direniş ordusuna olan değişiminin ilk işaretini veriyor.

Stratejik açıdan baktığımızda ise, Hizbullah direnişi hesaplı bir yıpratma savaşının ardından İsrail’i 2000 yılında güney Lübnan’dan tek taraflı olarak geri çekilmek zorunda bırakan klasik bir gerilla grubu olmaktan, İsrail ordusunu yeni bir işgale yeltenmelerini engelleyen “neredeyse konvansiyonel bir savaş gücüne” haline geldi. NasrAllah Hizbullah’ın standart gerilla stratejisinden radikal bir şekilde ayrılma kararı hakkında, iki savaş modelinin arasındaki farklılıkların altını çizerek, şu açıklamalarda bulundu:

“Toprağını işgal eden düzenli bir ordu ile savaşan, kendi yurdunda bu düşman karşısında operasyon düzenleyen, yani gerilla tarzında yıpratma savaşı veren bir direnişin stratejisiyle, işgal amacı güden saldırgan bir kuvvet karşısında durarak buna engel olan ve yenilgi tattıran direnişin strateji arasındaki farka dikkat çekiyorum.

Direnişin toprağı özgürlüğüne kavuşturması bilinen bir şeydir ama bir ülke karşısındaki saldırıyı engelleyen direniş yeni bir kavramdır.”

2000 yılına kadar Hizbullah’ın direniş konsepti geleneksel kullanışı ile uyumlu idi, yani dış bir işgal gücü karşısında, yegane amacı işgalcileri dışarı atmak olan savaşım veren bir halk direnişi. 2000 yılında başlayan çekilme döneminin ardındaki süreçte Hizbullah askeri doktrinini tekrar gözden geçirdi ve toprağı kurtarmaya yoğunlaşmış bir stratejiden İsrail’i Lübnan’a saldırmaktan alıkoyan ve bu stratejinin başarısız olması durumunda ülkeyi İsrail hücumu karşısında savunacak bir doktrini benimsedi. Direnişin tanımı sonuç olarak işgali engellemeye, başka bir ifadeyle işgal tehdidi karşısında durmaya kadar genişletildi. Direniş kavramını yeniden tanımlayan Hizbullah kendine Lübnan toprağını savunma görevini yüklemiş, normalde devlet orduları tarafından icra edilen bir görev.

Teknolojik Ordu

Hizbullah’ın tekrar tanımlanan bu askeri stratejisinin ardındaki mantık İsrail’in 2000 Haziranındaki yenilgisinin ve küçük düşmeinin intikamını almak isteyeceği idi.  Yüksek rütbeli bir İsrail subayının da gözlemlediği gibi: “Çok uzun bir süredir savaşa hazırlanmakta olan bir düşman bulduk karşımızda. Çok azimli, iyi teçhizatlanmış, yetenekli ve uyumlu, Gazze ve Batı Şeria’da karşılaştıklarımızın aksine.” Hizbullah’ın hazırlıklarından aynı derece şaşkınlığa uğramış olan Unifil gözlemcileri de, burunlarının dibinde gerçekleşen bu çaışmalar hakkında, bir yetkililerin ifadesiyle “Onları bir şey bina ederken görmedik hiç. Çimontoyu kaşıklarla taşımış olmalılar.”

Bu şekildeki planlamalar ve hazırlıklar sadece geleneksel ordulara ha olmamalarına rağmen Hizbullah’ın üzerinde dikkatlice durularak hazırlanmış savunma çalışmaları” klasik bir ordunun işgal karşısında yürüttüğü hazırlıklara, bir gerilla grubunun saldırıp karşı atak bekleme planlarından daha çok ortak noktaya sahip. Direnişin önceden tasarlanmış bunkerler altındaki girift şebekesi, iyi kamufle edilmil ve gizlenmiş fırlatma üniteleri (İsrailliler tarafından doğal alanlar olarak tanımlanan), tahkim edilmiş ateşleme pozisyonları ve savunulabilir haberleşme altyapısı. Tüm bunlar uzun süreli bir savunma için hazırlandığı açık olan korkunç bir askeri altyapıyı teşkil etmektedir.

  az görünürlük özelliği Hizbullah’ın diğer düzensiz kuvvetlerle paylaştığı ve bu şekilde kışlalar ve siperler gibi açık hedefler olmaktan ve geride “lojistik bir ayak izi” bırakmamak şeklindeki hedefe ulaşılmış oluyor. Bir Amerikan ordu raporunda ayrıntılarıyla açıklandığı gibi, direniş güçleri “bazı yerleri tutarken bazı bölgelerden çekilebileceklri, bazı yerlere karşı saldırı düzenlerken başka bir yerden de geri çekilebilecekleri” birleşik taktikler izlediler.

Öte yandan, direniş, güçlerini diğer klasik olmayan askeri aktörlerle uyumlu bir şekilde seyyar olarak savaşan ve şaşırtma saldırıları düzenleyen küçük hücrelere böldü.

Bir yandan da genellikle klasik ordularla özdeşleşmiş taktikleri uyguladı. Gerillaların vur kaç hareketlerinden farklı olarak da Hizbullah savaşçıları aynı zamanda pozisyonel bir savaş da verdiler, kendi bölgelerini uzun süreli olarak tuttular ve bu mıntıkaları ilerleyen İsrail kuvvetlerine teslim etmeyi reddettiler. Dahası, direnişçiler sivil halkın arasına karışmış olmalarına rağmen diğer gerilla grupları gibi halkın içinde görünmez olmak istemiyorlardı. Tıpkı klasik ordular gibi direniş savaşçıları da kendilerini sivil halktan ayırmak için üniforma giydiler ve yer altı sığınaklarında gizlendiler.

Geleneksel olmayan savaşı klasik savaşla birleştirme hadisesi Hizbullah’ın kullandığı silahlarda da geniş oranda görüldü. Hizbullah bütün gerilla gruplarının ulaşabileceği iptidai silahlarla, sahip olmakta bazı devletlerle bile yarışabileceği gelişmiş silah sistemleri kullandı.

Hizbullah İsrail’in kuzeyini kısa menzilli Katyuşa roketleriyle gerçekleştirdiği günlük salvo atışlarıyla felç etmeyi başardı. Bu roketler İsrail’in yüksek teknolojili füze savunma kalkanları tarafından dururulamadı ve Hizbullahı taktik olarak işe yaramaz olan bu silahları stratejik değere sahip enstrümanlar haline getirmeyi başardı. Hareket aynı zamanda diğer İsrail şehir ve kasabalarına da orta menzilli top ateşine tutarak (ki buralar önceden menzili içersinde bulunmuyordu) İsrail’in Beyrut’a saldırması durumunda Tel Aviv’i vuracağı tehditlerine de inandırıcılık kazandırdı.

Fakat daha sofistike olan şey ise Hizbullah’ın bir İsrail savaş gemisini, radarlı ve gemiler için tasarlanmış bir füzeyle, muhtemelen Çin malı C-802 füzelerinin İran versiyonu olan- sürpriz bir şekilde vurmasıydı. Direniş, melez füzelerine paralel olarak, direniş AT-3 Sagger, AT-4 Spigot ve AT-5 Sprandel gibi daha eski, kablolu Rus tanksavar füzelerini ve daha gelişmiş olan AT-14 Kornet, AT-13 Metis ve RPG 29 füzelerini kullandı. Direniş İsrail’e en büyük kaybı bu tanksavar silahları tanklar, personel, evler ve İsrail ordusu tarafından kullanılan araçları hedef alarak verdirdi. Bütün bunlar Hizbullah’ın savaştaki becerisini gösteriyordu.

Elektronik savaş alanında ise Hizbullah İsrail’in teknolojik üstünlüğünü, NasrAllah ifadesini ödünç alırsak, “basitlik” ile alt etti. Hizbullah, Fiber optik kara kablolarına haberleşme şebekesinde daha gelişmiş kaplosuz mesajlara daha çok güvenerek İsrail’in elektronik parazit yapma çabalarını engellemiş oldu. Hareket bu yolla İsrail’in kibirli elektronik savaş sistemini tuzağa düşürmeyi ve kendi komuta kontrol sistemini bütün savaş süresince korumayı başardı.

Hizbullah aynı zamanda kendi gelişmiş istihbarat toplama kapasitesiyle İsrail’in elektronik savaş birimlerine sızmayı da başardı. 2004 yılından beri İsrail hava sahasında uçan Mirsad 1 adlı insansız keşif uçaklarının dışında, hareket İsrailli yedek askerlerin aileleri ile İbranice yaptıkları cep telefonu konuşmalarını dinlemede kullandığı elektronik dinleme araçları da dahil olmak üzere diğer takip teknolojisini elde etti. Dahası, Hizbullah diğer araçları ve teknikleri kullanmak suretiyle İsrail radyo muhabere sistemini kesmeyi ve şifrelerini kırmayı başardı ve bunu İsrail tanklarının hareketlerini izlemede ve telefat raporlarını ve ikmal rotalarını takip etmede kullandı.

İsrail bu keşiflerin İsrail’e doğurduğu baskı gelen füzeleri radar kullanmak suretiyle takip eden Trophy adlı sistemin (TAPS) planlanmış tanıtımında (Ağustos 2009) ve İsrail’in son model Merkava 4 tanklarına (2006 savaşında ciddi hasar gören) monte edilmeye başlandı.

Direniş Üniversitesi

Teşkilat açısından baktığımızda ise Hizbullah direnişinin düzensiz bir gücün değişik özellikleriyle karakterize dilmiştir. Halka dayanan bir hareket olarak Hizbullah’ın savaş gücü yaklaşık 1000 kişilik çekirdek savaşçıdan ve yedek güç olarak hazır tutulan sayısı belirsiz köylüden oluşmaktadır. Tek merkezde toplanmayan emir- komuta yapısı hemen hemen sızılması hemen hemen imkansız olan kurumsal gizlilikle birleşerek gerilla gruplarının tipik özelliğini oluşturuyor. Bununla birlikte, bu özelliklere ilaveten klasik ordulara has olan sıkı disiplin ve savaşçılarıyla sıkı koardinasyon özelliğine de sahip.

Dahası, NasrAllah’ın İsrail’in kara işgaline kalkışması halinde İsrail güçlerinin üzerine “on binlerce iyi eğitilmiş ve teçhizatlı” savaşçı gönderme tehdidi de Hizbullah’ın yedek güçlerini profesyonel savaşçılara dönüştürebileceği imasını taşıyor. Hizbullah’ın 2006 savaşının ardından geniş kapsamlı bir kadro istihdamı ve eğitim faaliyetine başladığı yönündeki haberler de bu çıkarımlara daha da inanılırlık kazandırdı.

akat savaş modelinin ispatlanan başarısına rağmeb Hizbullah kendi savaş performansını tekrar değerlendirdi ve İsrail’in gelecek savaştaki operasyon planlarını tahmin etmeye çalışıyor. Hareketin glecek stratejisi ve taktikleri NasrAllah’ın da dediği gibi bu hesaplamalara dayanacak: “Temmuz savaşı deneyiminden dersler çıkardık ve gerekli değerlendirmeleri yaparak kendimizin ve düşmanın zayıf ve güçlü yönlerini keşfederek buna göre davrandık.”

Şurası kesin ki hala devam etmekte olan bu düşmanını çok ince bir şekilde incelemek ve araştırma çabası açısından Hizbullah, İsrail’in bugüne dek bölgede karşılaştığı hasımları arasında diğerlerinden fark ediyor. Oryantalistlerin “Arap zihni” dedikleri kavramın doğruluğu hakkında şüphe doğuran bir şekilde, Hizbullah İsrail ruhuna işlemek için, ve sadece en başlı düşmanına üstün gelmek için askeri kafa yapısını da hedeflemiyor.

Hizbullah’ın başarısında etkili olan nedenlerden biri de şartlara ve ihtiyaçların değişmesine göre adaptasyon yapılması ve sürekli kendini değerlendirme sürecidir.

Katı bir askeri stratejiye dayanmaktan çok, bu geçmişte ne kadar başarılı olmuş olursa olsun, direniş sürekli olarak kendini politik ve askeri çevreye uyarlıyor. Hizbullah’ın gücü nazari olmayan bir askeri doktrine olan adaptasyon yeteneğinde yatmaktadır.

Bu aynı zamanda direnişin gelecek savaştaki askeri stratejisini revize edeceği, sadece savunma doktrininden kısmen savunmacı, kısmen de saldırı karşıtı, başka bir deyişle ağırlıklı olarak savunmacı olmakla birlikte güçlü ölçekli bir saldırı kapasitesi dozu enjekte edilmiş olmuş oluyor. Dahası, hareketin daha geniş stratejik hedefleri karşılamak için yeni taktikler geliştireceği güçlü bir ihtimal. Bu ihtimal NasrAllah’ın çok iyi bilinen, İsrail’in Lübnan’a saldırması durumunda kendilerine “büyük bir sürpriz” hazırladıkları tehdidinde ima edilmişti.

Pekçok gözlemci ilk başta NasrAllah’ın sürprzinin Hizbullah’ın Lübnan hava sahasını ihlal eden İsrail uçakları karşısında kullanacağı uçaksavar füzeleri olacağını düşündüler. Hizbullah’ın elinde SA-7 füzelerinin olduğu bilinmekle birlikte ve 2002 yılında daha gelişmiş SA-18 füzelerini elde ettiği de tahmin edilmekle birlikte 2008 yılındaki pek çok haberde örgütün gelişmiş SA-8 hava savunma füze sistemi elde ettiği dillendirildi. Bununla birlikte, bu haberlerin doğru olması halinde hareketin bu gelişmiş SAM füzelerini kullanacak ise de, NasrAllah’ın sözünü ettiği sürprizin, kendisi daha önce İsrail uçaklarını bu füzelerle düşüreceğini söylediği için, kullanılışlarındaki sürpriz unsurunu ortadan kaldıracağı için süpheli.

Daha güçlü teori ise NasrAllah’ın sözünü ettiği sürprizin direnişin yeni bir askeri strateji ve taktiği içerdiği, özellikle sonraki İsrail karşısındaki sonraki tehdidi göz önüne alınırsa : “Düşmanımızın ordusu çatışma meydanında cesur, sert ve azimli direniş savaşçıları tarafından uygulanan beklemedikleri bir savaş metoduna tanık olacaklar; gasıp yapılarının kurulmasından bu yana asla görmedikleri bir şeyle karşılaşacaklar.” NasrAllah İsrail ordusunun kuzey komutanlığının başı olan Gadi eizenkot tarafından Dahiye doktrini olarak adlandırlan şeye verdiği cevapta da bu meydan okuyuşunu üçlendirerek “Beyrut karşılığında Tel aviv” şeklindeki eski denklemini “Dahiyeh için Tel aviv” olarak değiştirdi.

NasrAllah’ın aklından geçen taktikler direniş savaşçılarının ünlü gazeteci Nicholas Blanford’a verdikleri röportajlarda dedikleri gibi İsrail topraklrına gerçekleştirilecek olan akınlar da olabilir: “Güney Lübnan’daki yerel komutanlardan biri Hizbullah’ın 2006 yılında savunma savaşı verdi. Gelecek savaşta saldıran taraf biz olacağız ve tamamen farklı bir savaş olacak bu. Cevad adlı başka bir yerel savaşçı da gelecek savaşın Lübnan’dan daha çok İsrail içinde gerçekleşeceğini söylüyor. Farklı savaşçılar tarafından dillendirilen aynı yorum Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine komando akınları düzenlemeyi planladığını gösteriyor.”

Bu ifadeler psikolojik savaş olarak değerlendirilebilirlerse de, İsrail savunma birimlerinin direniş komandolarının kuzey sınırında topluluklara sızarak İsraillileri öldüreceği bir senoryo için hazırlıklarını sürdürüyorlar.

Son Savaş

Hangi taktikleri izleyeceği bir yana Hizbullah nasrAllah’ın İsrail’e kati bir darbe vurma vaadini gerçekleştireceğine herkesi inandırmak zorunda. Hizbullah lideri tarafından 2007 yılında tekrar ifade edilen “Hizbullah’ın İsrail için “savaşın seyrini ve bölgenin kaderini “ değiştirme” ve “tarihi ve kesin bir zaferi gerçekleştirecek” potansiyeli var. Bir yıl sonra ise, nasrAllah “Gelecek zaferimiz kesin, su götürmez ve kristal berraklığında” olacağını ve Hizbullah’ın Ehud barak’ın göndermeyi tehdit ettiği 5 tümeniezeceğini tekrar etti. Gelecek savaşın beklenen sonu, daha sonra nasrAllah’ın altını çizdiği gibi öngörülen bu İsrail mağlubiyetinin ardından “gasıp varlığın en sonunda ortadan kalkacağı” tahmini.

Bu noktada NasrAllah’ın Temmuz savaşının ardından Hizbullah’ın bu savaştaki hedeflerini deklare ettiği hedefleriyle karşılaştırmak yararlı olacaktır. 2006 yılında hareket Lübnan’ı İsrail saldırısı karşısında korumaktan ve düşmanının toprak işgaline engel olmaktan başka bir hedefi ortaya koymadı. Bu yüzden, Hizbullah kendini savunduğu ve düşman güçlerini tek bir hedefine ulaşmadan geri püskürttüğü için –en azından taktik olarak bu savaşı kazandığı için zaferini ilan edebilirdi.

Fakat hareket bu sefer çatışmanın önümüzdeki randevusu için stratejik çıtayı çok yükseltti. Yeni hedefinin derin bölgesel sonuçları olacak olan “kati bir zafer” olarak ilan etmekle, Hizbullah İsrail ile yapacağı gelecek savaşta stratejik bir zafer kazanacağını herke inandırmalı. Böyle bir zafer iki düşman arasındaki “açık savaş” durumunu bir defada ve sonsuza kadar sonlandırmalı ve daha da önemlisi İsrail’in bölgede sürekli kıldığı tehdidi nötralize etmek zorunda kalacak. Bundan dolayı, Hizbullah’ın İsrail ile yapacağı herhangi bir gelecek savaş Hizbullah’ın son savaşı olmak zorundadır.


Emel Saad Ghorayeb

isra haber
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Bilgisiz bir kimse, savaş davuluna benzer, sesi çoktur, içi boştur...bir kaç söz Güzel ve ibretli Sözler vuslat 2 516 Son Mesaj 20 Nisan 2009, 17:25:23
Gönderen: têkoşîn
İslama savaş açan, sinsi düşmanlar Serbest Bölüm hamza01 2 186 Son Mesaj 26 Aralık 2009, 09:52:23
Gönderen: hamza01
İsrail Savaş Uçakları Lübnan Semalarında Dünyadan Haberler musabbinumeyr29 0 143 Son Mesaj 30 Aralık 2009, 07:28:22
Gönderen: musabbinumeyr29
Enis Nakkaş, İran'daki Reformcuların Akıbetini Açıkladı (yorum/Analiz) Dünyadan Haberler vuslat 2 292 Son Mesaj 31 Aralık 2009, 15:37:06
Gönderen: SidaR
Gazze'ye 2. Savaş Hazırlığı Filistin Özel musabbinumeyr29 0 99 Son Mesaj 12 Ocak 2010, 08:42:28
Gönderen: musabbinumeyr29
GIYBETLE SAVAŞ - 2 İslami Hayat Tarzı MERXAS 3 223 Son Mesaj 27 Mart 2010, 08:22:16
Gönderen: MERXAS
Halka Savaş Açanlar Yurttan haberler MERXAS 1 159 Son Mesaj 08 Haziran 2011, 17:58:45
Gönderen: _uMuT_