0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: HÜKÜM ZAHİRE GÖREDİR  (Okunma Sayısı 157 defa)
arab
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


« : 20 Aralık 2009, 21:15:52 »

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

AbduIIah b. Utbe b. Mes'ud (r.a)'den şöyle rivayet edilmiştir:

Ömer (r.a)'den işittim. O şöyle diyordu:

  «İnsanlar Rasulullah (s.a.s) zamanında vahiy ile gizli hallerinden de sorumlu tutulurlardı. Rasulullah'ın vefatı ile vahiy kesilmiştir. Bugün sizi gördüğümüz amellerinizden dolayı sorumlu tutarız. Bu yüzden kim bize hayır ve adalet gösterirse onu emin sayar ve güvenilir kabul ederiz. Onların gizli hallerini araştırmak bize düşmez. Gizli hallerinin hesabını da Allah görür. Bize zahiren fena hal gösterenlerden de emin olamayız. Niyetinin iyi olduğunu söylese bile ona inanmayız.» (Buhari)

 
 
HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

-Yukarıdaki hadiste, birçok insanın hataya düşmesine sebeb olan bir konu aydınlığa kavuşturuluyor. Hükmün zahirde görülen söz ve amellere göre olması.

İnsanın kalbinden geçirdiği düşünce ve niyetler, gelecekte olacak olaylar, ancak Allah’ın bilebildiği gaybi bilgilerdir. Hiçbir kulun bu gibi şeyleri bilmeye veya bu gibi konularda fikir beyan etmeye kudreti ve izni yoktur. Ancak Allah (c.c) bazı zamanlarda gönderdiği vahiy vasıtasıyla insanların kalblerinden geçenleri veya gelecekte olacak bazı olayları Rasullerine bildirmiştir. Onlar da vahiy sayesinde bu gibi konularda insanlara haberler verebilmişler veya zahirde gösterdikleri alametlere rağmen, insanlara kalblerinden geçenlerle hükmetmişlerdir. Fakat bu hal ancak Rasullere mahsus bir özelliktir.

Şu günümüzde kim kalblerden geçenleri bilebildiğini iddia ederse; ya kendisine vahiy geldiğini iddia ederek, Kur'an'ın vahyin kesilmiş olduğuna dair haberini yalanlamış ya da gaybi bildiğini iddia ederek, Allah'ın ilmine sahib olduğunu söylemiş olur. Bu iki hal de Allah'a ve kitabına karşı büyük bir cürüm ve apaçık bir küfürdür.

Kalblerden geçenlere ait ilmin sadece Allah'a ait olduğunu ısrarla bildiren İslam dini, bu nedenle, insanların birbirlerine dair verdikleri hükümleri, ancak ve ancak zahire yani söylenen söz ve işlenen amellere dayandırmalarını emretmiştir. Hüküm ancak zahire göredir. Zahiren imanın gereklerini gösteren kimse, kalben bunu tasdik etmese bile, insanlar katında müslüman kabul edilir. Fakat kalblerden geçeni hakkıyla bilen Allah indinde hükmü, kafirden başka birşey değildir, şüphesiz. Aynı şekilde zahiren La ilahe illAllah inancını bozan bir amel ya da söz sarfeden kişi -niyetinin iyi olduğunu söylese veya sarfettiği söz ve amele kalben inanmadığını iddia etse bile- bu amel ve sözden döndüğünü gösterene dek, müslümanlar gözünde kafirdir. Zira, ortada iki altematif vardır: Ya zahiren görülene itibar etmek ya da zahirde tam tersi bir durum devam ettiği halde, kalbte iyi niyetin olduğuna inanmak. Kalblerden geçenleri ancak Allah'ın bilebileceğine hakkıyla iman eden herkes, zahirde görülenlere itibar edilmesinin gerekliliğini savunacaktır şüphesiz. Nitekim Allah'ın kitabının, Rasulünün ve bunlara hakkıyla bağlanmış olan sahabelerin bildirmiş olduğu gerçek de budur. Aksi bir iddia ancak işledikleri şirk ve küfürlere, İslam reddettiği halde İslam'dan delil getirmek isteyen ya da Allah'ın ilim ve kudretine sahib olduklarını iddia ederek insanlar üzerinde yücelip, rabblik ve ilahlık taslayan kafirlerce ortaya atılabilir. Rabbimizi bu tür iftiralardan tenzih ederiz.

 
 
Moderatöre Bildir   Logged
arab
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


« Yanıtla #1 : 20 Aralık 2009, 21:16:37 »

Allah'A VERİLEN SÖZLERİN İLKİ

Birinci Akabe gecesinde biat eden ve on iki temsilciden olan Ubade b. Es-Samit el Ensari el-Bedri (r.a)' den şöyle rivayet edilmiştir:

«Rasulullah (s.a.s) etrafında ashabından bir topluluk bulunduğu halde buyurdu ki:

«Allah'a ibadette hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, evladınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız bir yalanla hiç kimseye iftira etmemek, İslam'a karşı olmayan hiçbir emre isyan etmemek üzere bana biat ediniz. Içinizden  sözünde duran olursa ecri ve mükafatı Allah'a aittir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğrarsa bu ceza ona keffarettir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fıili Allah (c.c) örterse işi Allah’a kalmıştır. İsterse onu affeder, isterse ceza verir.» Biz de bu şart üzere Rasulullah'a biat ettik.»(Buhari-Müslim)

 
 
HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

1 - Yaratılışımızın yegane hedefi ve Allah'a verdiğimiz sözlerin ilki, sadece O'na ibadet ederek hiçbir şeyi O'na ortak koşmamamızdır. Davetçinin bu .gerçeği tam manası ve her yönüyle öncelikle kendi nefsinde yaşaması ve insanlarıda ancak buna davet etmesi gerekir.

2 - Kişi cezayı gerektiren bir haram işlediğinde, şayet insanlar tarafından Allah'ın kanunları çerçevesinde ceza görüyor veya bu yaptığından dolayı Allah tarafından kendisine dünyada bazı musibetler veriliyorsa, bunlar o haramın affedilmesi için keffaret olur. Aksi halde o suçun cezası ahirete kalır ki, Allah bu durumda kişiyi affedebilir de, cezalandırabilir de.

 
 
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Hüküm-Hakimiyet İslami Hayat Tarzı arab 0 133 Son Mesaj 06 Şubat 2009, 20:52:41
Gönderen: arab
HÜKÜM KİMİN? Şiir Pınarı hamza01 0 132 Son Mesaj 31 Ağustos 2009, 19:37:21
Gönderen: hamza01
HÜKÜM ZAHİRE GÖREDİR Hadis-i Şerifler hamza01 0 106 Son Mesaj 15 Şubat 2010, 00:32:31
Gönderen: hamza01
Hüküm Kimin ve Muhakeme Olmak Kime Tevhid Ve Akaid hamza01 6 468 Son Mesaj 24 Ekim 2010, 20:55:55
Gönderen: onuri
Hüküm kimin muhakeme kime. İslami Hayat Tarzı hamza01 0 195 Son Mesaj 20 Eylül 2011, 10:03:58
Gönderen: hamza01