0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Huzursuzluğu Önlemenin Yolları  (Okunma Sayısı 75 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 26 Ekim 2011, 15:51:45 »

Huzursuzluğu Önlemenin Yolları

 

Sinir gerginliğinden ve kalbin üzücü hususlarla meşgul oluşundan ortaya çıkan huzursuzluğu önlemenin yollarından birisi de herhangi bir işle ya da faydalı bir ilimle uğraşmaktır. Çünkü bu yolla kalp oyalanarak kendisini huzursuz eden o hususla meşgul olmaz. Belki de bu yolla kişi kendisini üzen ve kederlendiren hususları unutur, sevinir ve çalışma azim ve gayreti daha da artar.

Bu sebep de mü'min olan ile olmayan arasında ortaktır. Fakat mü'min imanı, ihlâsı ve öğrendiği yahut öğrettiği o ilimle meşgul olduğundan ötürü “Allah'tan ecir ummakla” mü'min olmayandan ayrılır.

Yaptığı hayırlı iş eğer bir ibadet ise o ibadetle uğraşmış olur. Şayet dünyevî bir iş ve dünyevî bir alışkanlık ise salih bir niyet ile birlikte bu işi yapmış ve bu yolla yüce Allah'a itaat etmek için destek bulma maksadını gütmüş olur. Bunun ise üzüntü, keder ve hüzünleri önlemekte faal bir etkisi vardır. Huzursuzluk ve yakasını bırakmayan kederlere müptelâ olmuş nice insan vardır ki, türlü hastalıklara düçar olmuşlardır. Böylelerinin, kendisini kederlendiren ve huzursuzluğa sevkeden sebebi unutmak ve bu keder ve üzüntü ile uğraşmasına fırsat bırakmayacak meşguliyetlere dalmaktan başka ilaçları olmamıştır.

Ayrıca böyle birisinin uğraştığı işinde ruhun ünsiyet edeceği ve arzulayacağı türden olması gerekir. Çünkü bu faydalı maksadı elde etmeyi daha bir gerçekleştirir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

Keder ve üzüntüyü önlemenin çarelerinden birisi de, bütün düşünceyi o günün işine toplamak ve geleceği düşünmekten, geçmişteki üzüntüleri de hatırına getirmekten uzaklaşmaktır. Bundan dolayı Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem keder ve üzüntüden Allah'a sığınmıştır.[4] Çünkü geçmiş işler için kederlenmek onları geri çevirmez, telafi etme imkânını da vermez. Gelecek adına duyulan korku sebebiyle meydana gelen üzüntünün de faydası yoktur. O halde kul, gününe bakmalıdır. Bütün gayret ve çabasını hali hazırdaki gününü ve zamanını düzeltmeye odaklaştırmalıdır. Kalbin bu noktada odaklaşması amelleri mükemmelleştirme sonucunu getirir ve bu yolla kul keder ve üzüntüden uzaklaşır, teselli bulur.

Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem bir duada bulunduğu yahut ümmetine bir duayı irşad ettiği vakit Allah'tan yardım istemek ve O'nun lütfuna ümit beslemekle birlikte o istemenin tahakkuku için gerekli çaba ve gayreti göstermeyi de teşvik ederdi. Böylelikle gerçekleşmesi için dua ettiği hususun meydana gelmesinin ve uzaklaştırılmasını duasında istediği hususlardan uzak kalmanın yollarını gösterir.

Çünkü dua amel ile birliktedir.

Kul, dininde ve dünyasında kendisine fayda sağlayacak şekilde çalışıp çabalar. Diğer taraftan Rabbinden bu maksadında başarı ihsan etmesini ve bunun için kendisine yardım etmesini diler. Nitekim Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Sana fayda sağlayan işe sımsıkı sarıl, Allah'tan yardım dile, âcizlik gösterme. Eğer sana bir şey isabet ederse, sakın ha! Eğer böyle yapsaydım şöyle şöyle olurdu deme. Bunun yerine, Allah takdir etti ve dilediğini yaptı de. Çünkü "eğer" şeytanın ameline kapı açar."[5]

Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellem böylelikle her durumda faydalı olan işlere sıkıca sarılmayı ve bununla birlikte Allah'tan yardım dilemeyi, zararlı olan ve tembelliğin kendisi demek olan âcizliğe boyun eğmemeyi, diğer taraftan kaderin gerçekleşen emirlerine teslimiyet göstermeyi, Allah'ın kaza ve kaderini görmeyi emretmektedir.

Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellem karşılaşılan işleri iki kısma ayırmıştır:

1. Bir kısım işleri kısmen ya da tamamen elde etmek için kulun çalışması yahut onu defetmesi ya da hafifletmesi mümkündür. Bu gibi hususlar için kul bütün gayretini ortaya koyar ve Rabbinden yardım ister.

2. Bir kısım işlerde ise buna imkân yoktur. Bu gibi işleri kul huzurla kabullenir, rıza ve teslimiyet ile karşılar.

Şüphesiz bu esası gözönünde bulundurmak, sevinmeye ve üzüntü ve kederi gidermeye bir sebeptir. [6]


Kalbe Huzur ve Rahatlık Veren Sebepler


 

Kalbi rahatlatan, kalbe huzur veren en büyük sebeplerden birisi Allah'ı çokça anmaktır. Hiç şüphesiz bunun kalbin rahat ve huzur bulmasında, üzüntü ve kederinin ortadan kalkmasında pek büyük bir etkisi vardır. Yüce Allah: "Haberiniz olsun ki kalbler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur." (er-Râd, 13/28) diye buyurmaktadır. Allah'ı anmak, sahip olduğu bu özellik ve kulun bundan dolayı beklediği sevap ve mükâfat sebebiyle hedefin gerçekleşmesinde pek büyük bir etki sahibidır.

Allah'ın gizli ve açık nimetlerini anlatmak, onları dile getirmek de böyledir. Şüphesiz bu nimetleri bilmek ve onları dile getirmek suretiyle yüce Allah üzüntü ve kederi giderir, bu yolla kulu mertebelerin en yücesi ve üstünü olan şükre iletir. Hatta kul fakir, hasta yahut daha başka türlü belâlara müptelâ olsa bile durum böyledir. Çünkü o, üzerinde sayılamayacak kadar çok olan Allah'ın nimetleri ile; karşı karşıya kaldığı hoşuna gitmeyen halleri birbirleriyle kıyaslayacak olursa, bu hoşuna gitmeyen hallerin üzerindeki nimetlere göre sözedilmeye bile değmediğini görür.

Hatta yüce Allah kuluna birtakım musibetler ve hoşuna gitmeyecek şeyler gösterse bile kul bu halinde sabır, rıza ve teslimiyet görevini yerine getirir ve bunların ona vereceği sıkıntı azalır ve bu sıkıntıların külfeti hafifler. Bunların ecir ve mükafatını ümit etmesi, sabır ve rıza görevleri ile Allah'a ibadet etmesi telkin edildiğinde kul bunları kabullenirse, acı şeyler tatlı oluverir. O tatlı mükâfatlar, hoşuna gitmeyen şeylere karşı gösterdiği sabrın acısını ona unutturur.

Bu hususta en faydalı şeylerden birisi de Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem’in şu sahih hadiste gösterdiği yolu izlemektir. O buyuruyor ki: "Sizden daha aşağı durumda olanlara bakınız. Sizden yukarıda olanlara bakmayınız. Çünkü böyle yapmanız Allah'ın üzerinizdeki nimetini küçümsememenize daha uygundur."

Şüphesiz kul bu önemli noktayı gözönünde bulunduracak olursa, kesinlikle afiyet, rızık ve bunlara bağlı hususlarda pekçok kimseden daha üstün olduğunu görecektir. Durumu ne olursa olsun bu böyledir.

Bunun sonucunda huzursuzluğu, üzüntü ve kederi gidecek, kendisinden daha alt mertebede bulunan başkalarına göre nimetler açısından üstün olduğunu görüp Allah'ın nimetleri karşısında duyacağı sevinç ve neşe daha da artacaktır.

Kul Allah'ın gizli ve açık, dinî ve dünyevî nimetleri üzerinde ne kadar çok dikkatle durur ve düşünürse, Rabbinin kendisine pekçok hayırlar vermiş olduğunu, ondan sayılamayacak kadar çok şerleri uzaklaştırmış olduğunu görecektir. Şüphesiz ki bu, üzüntü ve kederleri giderir, sevinci ve neşeyi getirir. [7]

 [/b]
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Ahiret Hava Yolları Resimler ve flashlar byleoger 1 246 Son Mesaj 26 Eylül 2008, 12:09:54
Gönderen: byleoger
Windows Klavye Kısa Yolları Pc Soru/Cevap ve Faydalı Bilgiler MuSLiM 0 302 Son Mesaj 11 Kasım 2008, 18:13:03
Gönderen: MuSLiM
Ahiret Hava Yolları Resimler ve flashlar isimsiz12 2 215 Son Mesaj 28 Mart 2009, 21:56:55
Gönderen: isimsiz12
H1N1 virüsünden korunmanın yolları Tıp/ Sağlık/Şifa _uMuT_ 2 376 Son Mesaj 05 Aralık 2009, 20:24:05
Gönderen: _uMuT_
Bir insanı tanıma yolları nelerdir? Sahabeler'in Hayatından Tablolar MERXAS 3 299 Son Mesaj 29 Mart 2010, 19:52:19
Gönderen: cürmümile
NAMAZDA Huşûu Kazanmanın Yolları Mümin'in Miracı: Namaz MERXAS 1 214 Son Mesaj 30 Haziran 2010, 08:38:43
Gönderen: MERXAS
Vuslat Yolları Tevhid Ve Akaid vuslat 1 259 Son Mesaj 09 Ocak 2011, 13:32:05
Gönderen: Âl-i İmran