0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Hz Musa (as)'ın Mücadelesi Üzerine  (Okunma Sayısı 209 defa)
HÜR
M@Z£UM HUS€YNİ
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 318


HEYHAT MİNEZİLLE


« : 27 Temmuz 2009, 13:08:06 »

                                                HZ. MUSA(as) VE MÜCADELESİ             

Hz. Musa'nın cihadı ailevi ve etnik etkenlere değil yalnızca nübüvvet kaygılarına dayanmaktadır. O yepyeni bir gelecek yapılanmasında ezilen İsrailoğulları'nda devrimci mücadeleye kanalize edilebilecek bir ruh görmüştür. Ayrıca İsrailoğulları'nın tebliğde öncelikli bir yapıya sahip olduklarını müşahade etmiştir. Çünkü Fir'avn'ın emperyalist yönetiminden en çok etkilenen onlardır ve zulme karşı koymalarında kendilerine önderlik yapabilecek birisini bulma çabası içindedirler. Allah onlara dirayetli, uzlaşmasız bir peygamber göndererek onlara lutufta bulunmuş ve onları kafir Fir'avn'ın zulmünden kurtarmıştır. Ancak onlar kendilerine verilen nimeti unutmuş ve tevhidin birleştiriciliğinden sapmışlardır.

İsrailoğulları denizi geçtikten sonra ortaya koydukları tavırlarla bize bir gerçeği sunmaktadırlar. Bunlar küfre karşı mücadele verirken tevhidin kendilerine yüklediği sorumluluğu tam olarak yerine getirmemekte ve İslam'dan etkilendiklerinden daha fazla Doğu ya da Batı kaynaklı sapık ideolojilerden de etkilenmektedirler. Fir'avn'a karşı bir Marxist, Fir'avn ölünce bir Budist gibi olabilmektediler. Bu da onları birçok hata ve çarpıklığa duçar etmektedir. Çünkü yabancı akımların etkisinde kalan insanlar birbirlerinden kopuk parçalara dönüşmektedirler. Başka fikir akımlarından etkilenenler zamanla değişik kişiliklere bölünerek sapmaya uğramaktadırlar.

Asrımızda da hayatlarının bir kısmını İslami kurallara göre ayarlarken diğer bölümlerini cahili değerlerle doldurup taşıran (bilerek/bilmeyerek) insan gruplarıyla karşılaşmaktayız. Bunların toplumsal alışkanlıkları, iktisadi ve siyasi anlayış ve uygulamaları çoğunlukla başka ideoloji ve dinlerin etkisi altındadır. Bu toplumlara hakim olan anlayış İsrailoğulları'nın ki ile örtüşmektedir.

Musa (a)'ın mücadelesinde şu iki unsur göze çarpmaktadır: a) Adalet çizgisi üzerinde mukim olan tevhid çağrısı, b) Mazlum konumdaki İsrailoğulları'nın tağutun hakimiyetinden kurtarmak.

O, Allah'ın vahyini baz alarak hareket etmekteydi. Usulünü onunla belirliyor, kanunlarını onun istediği doğrultuda koyuyordu. Onun programı Allah'ın dini ve şeriatıydı.

Musa(a)'ın Nuh, Hud, Salih, Şuayb ve Lut peygamberin kıssalarındakinin aksine kavmiyle başlangıçta bir sorunu yoktur. Onun mücadelesi Fir'avn'ın toplum üzerindeki demir yumruğunu alaşağı etme hedefidir. Bir mümin olarak onun İsrailoğulları'nı köleleştirmesini, ezmesini kabullenemez. Fir'avn halkını karşılıksız ya da sembolik ücretlerle çalıştırmaktadır. İsrailoğulları kendi kaderlerini tayin hakkına sahip değillerdir. Bilakis Fir'avn yönetimi altında ezilen, horlanan, köle gibi yaşayan bir topluluktur. Bu da onları sürekli zelilliğe, vakıaya teslim olmaya çağırmaktadır.

Müminlerin sorumluluğu insanları bu tür köleleştirici ve baskıcı vakıalardan kurtararak onların Allah'ın dilediği gibi yaşamalarını sağlamaktır. Müstekbirlerin gücü mustazaflardan kaynaklanmaktadır. Mustazaflar teslimiyet havasından kurtulup özgürlük havasını teneffüs etmeli ve hür olmalıdırlar. Ardından toplumsal değişim üzerine fikir yürütmeleri gerekir.

Müminler, yönetim, hukuk ve kulluk düzleminde hayatı Allah'ın murad ettiği şekilde ıslah etmeye çalışan insanlardır. Bunu gerçekleştirirken sahip oldukları takva, bu meselelere anlamlı ve hikmetli tahliller yapabilmesinde önemli bir rol oynar. Müminlerin toplumu dönüştürme planının her aşaması bilinç, doğruluk ve güvenle sağlamlaştırılmıştır. Takva ise müminler nefislerini zorluk sıkıntı ve tehditler karşısında tahammül gücü olan bilinçli bir komuta merkezine dönüştürebilirler. Çünkü baskıcı kafir akıma rağmen yeryüzünün hükümranlığına ulaşmak meselesi ne bir laf ebeliği meselesi, ne bağırıp çağırma, ne infial meselesi ve ne de gözyaşlarıyla yalvara yakara dua etme meselesidir. İman ve samimi bir iradeyle daima Allah'ın lutfunu yardım ve hoşnutluğunu umarak hareket etme meselesidir. Musa (a)'ın kavmi ise henüz bu şuurda değildir. Musa(a)'ya "senden önce de senden sonra da bize işkence edildi." (7/129) demektedirler. Böyle sözler sarfeden İsrailoğulları ile konumları itibariyle örtüşen insanlar işkenceye uğrayınca eziklik ve çaresizlik duyguları daha da artar. Böyle bir durumda sırf eziyetin verdiği acıdan bedenlerini kurtarmayı hedeflerler. Amaçları içerisinde uzun vadeli hedefler dar bir alanı kaplar. Halbuki canlarını mallarını cennet karşılığında Rablerine satan dava adamları böyle midir?ünlem

Rabbimiz bu kıssayla Fir'avn'ın başka bir yönünü açığa vurmaktadır. Fir'avn komplocudur (20/71). Kendisini kadir-i mutlak pozisyonunda görür. Kontrolü dışında bir olay gelişemez sanır. Ancak onun hesabı olduğu gibi Allah'ın da bir hesabı vardır. Fir'avn büyücülerin imanını delilleriyle apaçık gördüğü halde onlarınkini tastik edenlerin imanı gibi görmedi. Tıpkı halklarından gelen değişim, adalet arayışının gerçekten halktan kaynaklandığına inanmayıp sebebi eski/yeni düşmanlarının şahsi komplolarında aramaya yönelen çoğu tağut gibi. Fir'avni tipler inanların akıllarına ve düşüncelerine sahip olmak isterler. İnsanlar yalnızca onların ideolojilerine inanmalıdırlar. Aksi durumlarda düşünce yasaktır. Tevhid ve adalet arayışı içinde olanları bile estirdikleri medya terörü ile müfsid olarak (7/127) tanımlayıp propagandalarını bu meyanda şekillendirirler. Onların Allah'ı birleme, şirki terketme, tuğyanla mücadele etme ve zulmü ortadan kaldırma gibi risalevi çağrıları yeryüzünde fesad çıkarmak olarak telakki ettiklerini görürüz. Fir'avncı düşünceye sahip olanlara göre, Musa (a) ve onun gibiler müfsiddirler. İstikrarsızlık (ünlem) unsuru olan müminlerle mücadele edilmeli panzehir rejimler oluşturulmalıdır.

Rabbimizin hakkı tavsiye eden (103/3) ve tevhidin şahidliğini yapan (2/143) müminlere yardım edecek ve batıl, hakkın karşısında yok olmaktan kurtulamayacaktır.

Fir'avn'ın başına gelen (20/78) çağdaş Fir'avnları da aynı akibete uğratacaktır. Rabbimizin vaadi ne kadar sehamet aşılayıcıdır:

"Biz ise istiyorduk ki o yerde güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım onları önderler yapalım ve onları (Fir'avn'ın mülküne) varisler kılalım." (28/5)
Moderatöre Bildir   Logged
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #1 : 27 Temmuz 2009, 20:19:57 »

Rabbimizin hakkı tavsiye eden (103/3) ve tevhidin şahidliğini yapan (2/143) müminlere yardım edecek ve batıl, hakkın karşısında yok olmaktan kurtulamayacaktır
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Musa (a.s.) ve Fakir Düşünce yazıları/Makaleler MERXAS 1 205 Son Mesaj 15 Mayıs 2008, 12:25:46
Gönderen: Şehid Rehber
Dünden Bugüne Başörtüsü Mücadelesi İslamda Kadın ve Tesettür Nar-ı Zehra 0 168 Son Mesaj 10 Ağustos 2008, 14:57:15
Gönderen: Nar-ı Zehra
şehid rehber islami direniş lideri nin mücadelesi üzerine..!!! İslam Alimleri ve öncüleri mizgina_islam_ 0 284 Son Mesaj 10 Eylül 2008, 21:39:08
Gönderen: mizgina_islam_
Hz. MUSA (a.s) Peygamberlerin Hayatı MuSLiM 0 174 Son Mesaj 30 Ekim 2008, 15:10:11
Gönderen: MuSLiM
ÖzgürLük MücadeLesi. Kendi kalemizinden yazılarınız asra 2 307 Son Mesaj 16 Haziran 2009, 18:18:38
Gönderen: HabiR
her firavuna bir musa Serbest Bölüm cebelinur 0 130 Son Mesaj 08 Ocak 2010, 16:10:10
Gönderen: cebelinur
Yüksekova’da hicaba bürünen bayanların mücadelesi - 2 Yurttan haberler MUHACİR 1 305 Son Mesaj 18 Temmuz 2011, 08:10:46
Gönderen: MERXAS