0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Hz.Ümmü Haram (ra)  (Okunma Sayısı 272 defa)
kuranehli
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1469


"Ey örtüsüne bürünen kalk ve uyar"


« : 03 Kasım 2007, 19:56:10 »

Hz.Ümmü Haram (ra)

İslam bir bütündür, kabul eden onu ya tam kabul eder ya da hiç. Tıpkı sahabelerin hayatında bu olayı çok net bir şekilde gördüğümüz gibi. Onlar İslamı bir bütün olarak kavrayabilmişler, bir bütün olarak almışlar
İslam dini Allah (cc) tarafından gönderilmiş, kemale erdirilmiş bir dindir. Bu dinin hükümleri yaratıcı tarafından insanlara bu dünyada yol-larını şaşırmamaları, bu dünyada hüzünlü olma-maları, bu dünyada yalnız, başı boş kalmamaları için gönderilmiştir. Rabbimiz Allah, insanlara o kadar şefkatli ki insanları yarattıktan sonra onları başı boş bırakmamış, peygamberler, ilahi kitaplar sayesinde neyin iyi, neyin kötü olduğunu; hal ve hareketlerinin nasıl olması gerektiğini teker teker bildirmiştir ki, bu dünyada yollarını şaşırmasınlar. Son peygamberin ümmeti olarak da bize Kur'an-ı Kerim'i ve Hz. Muhammed (Selatu Selam Üzerine Olsun)'in Sünnetini gön-dermiştir.
Bir annenin yavrusuna olan şefkatinden daha çok bize şefkatli olan Rabbimiz bize yolumuzu göstermiştir. Bize düşen ya bu yolları araştırıp o hak olan yola girmek veyahut hiç araştırma, arama - bulma telaşına girmeden çoğunluk içinde yaşadığımız toplum ne yapıyorsa nasıl yaşıyorsa, onlar gibi yol tutturmak!
Şayet ikinci şık bize daha cazip daha elverişli daha iyi bir yol olarak görünüyorsa o zaman: DİKKAT!!
Çoğunluğa uymak, onlar gibi hareket etmek, onlar gibi giyinip kuşanmak onlar gibi hayat sürmek ilk etapta insana çok kolay ve eğlenceli gelebilir. Hele hele günümüz avrupasında yaşayan gençlerimiz için harika denecek kadar hoş gelebilir göze. Fakat bunun sonrası, hele bir de çok çok sonrası hiç de hoş ve cazip olmuyor, olmaz, olamaz da zaten.
Bugün yaşadığımız toplum yapısı, insanlar tarafından icat edilmiş, örf, adet gelenek göreneklere bağlı bir yapı. İnsanların insanlar için yaptıkları kanun, yaşam tarzları hep biryerde eksik kalır ve bundan dolayı da bu kanunların sonu genelde acı olur. Mesela bugün avrupada evlilik öncesi arkadaşlıklar, kız erkek arkadaşlığı son derece meşru ve “doğal”'dır. Ama evlilik öncesi daha çocuk yaşlarda bebeleri olan kız çocuklarının da sayıları bir o kadar fazladır.
Kadın erkek eşitliği deniliyor. “Kadın da erkek gibidir”, “kadının erkekden neyi eksik” dercesine argü-manlar yapılıyor ve bunun ardında bir sürü kadın-da duruyor. Üzüntü ile söylemek gerekirse buna müslüman kadınlar da katılıyor. Evet toplum bu şekilde kadınları erkeklere denk tutmaya çalışıyor. Bunun sonucu ise kadınların ev işleri, çocuk bakımları kendilerine yetmiyormuş gibi bir de dışarda, ev dışında erkekler gibi çalışıp para kazanmaları gerekiyor. Bunun da sonucu birçok siniri yıpranmış, depresyona girmiş kadınlar ve dolayısıyla depresyona girmiş erkek ve çocuklar olarak karşımıza çıkıyor. Ve burada daha saya-mıyacağımız saymaya kalkışsak sayfaların yetmiyeceği daha nice nice sorunlar ve dertler.
Bu bozuklukların en azından kendimizde baş göstermemesini istiyorsak, toplumun bizim önümüze koyduğu örf ve adetlerden sıyrılıp kendi özümüze, Rabbimizin bizim için gösterdiği hayat tarzına, Rasulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun)'in hayatı boyunca uğraştığı İslam yoluna uymamız gerekiyor ki bu bozukluklardan bir nebze olsun korunalım.
Bu korunma yolu da ancak Allah'a ve Rasulünün getirdiklerine teslim olarak, kınayaıcının kınamasından korkmadan, öğrenilen, okunulan şeyleri hayata geçirerek gerçekleşebilir. Çoğu insanlar bugün İslamı, müslümanlığı 5 vakit namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek ve zekat vermekten ibaret zannediyor. Birçok kimseye göre de böyle. Birkimse bunları yaparsa dörtdörtlük müslümanlar güruhuna giriyor. Halbuki İslam dini sedece bu ibadetlerden ibaret değildir. Öyle olsaydı Kur'anı Kerim sadece bunlardan bahseder ve Rasulullah sedece bunları emrederdi. Ama bugün Kur'anı Kerim'in birçok emri bilerek veya bilmeyerek “es” geçiliyor. Kur'anın az önce saymış olduğumuz emirleri hayata geçiriliyor diğer emirler veya hayat ile ilgili olan diğer hükümler örf ve adetlere bakılarak, çoğunluğun yaptığına bakılarak yapılıyor. Bu da İslamın bir kısmının hayata geçirilmesine diğer bir kısmının da aldırılmamasına veyahut dilde, kağıtta kalmasına neden oluyor. Ve ondan sonra da müslümanlar neden başarısız neden böyle ne-den şöyle diye kafa yoruluyor.
İslam bir bütündür, kabul eden onu ya tam kabul eder ya da hiç. Tıpkı sahabelerin hayatında bu olayı çok net bir şekilde gördüğümüz gibi. Onlar İslamı bir bütün olarak kavrayabilmişler, bir bütün olarak almışlar. Bundan dolayıdır ki İslamı kabul edenler ya işkenceye maruz kalıyorlardı ya mirasdan menediliyorlardı, ya yurtlarını değiştirmek zorunda kalıyorlardı, ya da hayat arkadaşlarından ayrılı-yorlardı. Konumuzun kahramanı olan Ümmü Haram'da olduğu gibi.
Ümmü Haram Peygamber Efendmizi (Selatu Selam Üzerine Olsun) Medine'ye hicretten ettikten sonra müslüman olmuş bir hanım sahabedir. Müslüman olduktan sonra istedi ki müşrik olan kocası da müslüman olsun. Onun müslüman olması için elinden gelen herşeyi yaptı. Kocası müslümanlığa yaklaşmayınca, ben bir köşede namazımı da kılarım orucumu da tutarım bakarsın birgün kocam müslüman olur demedi. İman ile küfür arasında kesin ve net bir çizgi çizdi ve müşrik kocasıyla kendisi müslüman olduğu halde yaşayamıyacağını anlayarak kocasından boşandı ve imanı kamil olan meşhur sahabe Übade b. Sabit ile evlendi.O dini sadece bazı hal ve hareketlerden meydana gelen ilke değil, hayatını tümden düzenleyip de-ğiştiren bir nizam olduğunu çok iyi biliyordu. Bun-dan dolayı da islama girdiği andan itibaren her hal ve hareketini islam dinine göre atması ve bu dine göre düzenlemesi gerekiyordu ve bunun için de ilk işi müşrik olan kocasından ayrılmak oldu.
Galiba günümüz müslümanı ile Asr-ı Saadet müs-lümanını ayırt eden nokta: günümüz insanı dini kendisine yakıştırıyor, asr-ı saadet'de yaşayan müslüman ise kendini dinin kurallarına uyduruyordu. Ve bundan dolayı o zamanın insanları yaşamış oldukları dönemi saadet, mutluluk döne-mine çevirmeyi başarabilmişti. O insanlar Allah'u Teala'nın kendilerine ön gördüğü yoldan yürü-dükleri için hem kendi asırlarını, zamanlarını mut-luluk, saadet ve huzurlu zamana çevirebildiler hem islam dinini başkalarına, başka milletlere, devlet-lere götürebildiler.
Ümmü Haram Peygamber Efendimiz (Selatu Selam Üzerine Olsun)'in vermiş olduğu mucezevi bir haber ile bulunmuş olduğu arap yarımadasından ta Kıbrıs'a kadar mücahidler ile gidebildi.
Ümmü Haram bir rivayete göre Peygamber Efen-dimiz (Selatu Selam Üzerine Olsun)'in süt teyzesi, bir rivayete göre de süt halası oluyor. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir. Rasulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun) Ümmü Haram'ın evine rahat bir şekilde girip çıkıyor, yiyip içiyor ve dinlenebiliyordu. Birgün Peygamber efendimiz (Selatu Selam Üzerine Olsun) Ümmü Ha-ram'ın evine gitti ve dinlenmek için uzandı. Bir müddet sonra tebessüm ederek kalktı. Bunun nedenini soran Ümmü Harama: ”Ey Ümmü Haram, ümmetimden bir kısmının gemilere binip kafirlerle savaşmaya gitiğini gördüm.” cevabını aldı. Ümmü Haram kendisi için de dua etmesini Allah'u Teala (cc)'ın onu bu kimselerin içine katmasını diledi. Rasulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun) Allah (cc)'ın onu da bu kimseler arasına koyması için dua etti ve Rasulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun) tekrar uykuya daldı. Bir müddet sonra uyandı ve tebessüm ederek uyandı. Ümmü Haram tekrar nedenini sordu. Bunun üzerine Rasulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun): “Ümmetimden bir kısmının padi-şahların taht-larına kurulduk-ları gibi gazaya gittiklerini gördüm.” dedi. Yine Ümmü Haram bu kafileden olmak istediyse de Peygamber efendimiz (Selatu Selam Üzerine Olsun) bunu kabul etmeyerek: ”Sen öncekilerdensin.” buyurdu.
Rasulullah (Selatu Selam Üzerine Olsun)'i evine misafir edibilme şansına sahip ve yine kendisinden duada bulunma şerefine nail olmuştur Ümmü Haram. Ne mutlu bu insana. Ne mutlu bu hanıma. Bu hanımın mutluluğu pey-gamber efendimiz (Selatu Selam Üzerine Olsun)'in ona vermiş olduğu müjdenin gerçekleşmesi lie daha da artıyor. Hz. Osman zamanında Kıbrıs'ın stratejik öneminden dolayı fethedilmesi gerekiyordu. Bundan dolayı bir seferi birlik hazırlandı. Bu donanmanın içerisinde Übade b. Sabit ve hanımı Ümmü Haram da var idi. Ümmü Haram 86 yaşında idi. O bu ilerlemiş yaşına rağmen çok gayretli ve sabır ile bu zorlu yolculuğa katıldı. Kıbrıs'a ulaşıldı muharbe yapıldı ve Kıbrıs müslümanların eline geçti fakat Ümmü Haram umduğu şehadeti tadamamıştı. Buna çok üzülen Ümmü Haram bineğinden düşüyor ve oracıkta ruhunu teslim ediyor, umduğu şehadete ulaşıyor. Ümmü haram oracıkta defnediliyor. Osmanlılar zamanında mezarı türbe yapılyor ve insanların ziyaret yeri haline geliyor. Bugünkü Kıbrıslılar Ümmü Haram'ı “Hala Sultan” olarak yad ediyorlar. Osmanlılar zamanında gemiler o türbenin bulunduğu mekandan geçer iken onu bir top ile selam-lıyorlardı.
Evet İslama giren, onu kendisine şiar edinen , onun ekseninde kendi hayatını düzenleyen kimse hem bu dünyada hem ahirette izzet sahibi olmuştur, olacaktır, ondan yüz çeviren, onun bir kısım hü-kümlerini cımbız ile seçen onu kendisne yakıştıran ondan yüz çeviren ise zelil olmuştur. Rabbim bizleri dinin hükümlerini cımbızlayarak yerine getiren değil onun bütün emirlerini harfiyyen hoşumuza gitmesesede uygulayan kimselerden ey-lesin. Rabbim bizleri Asr-ı saadet'deki müslümanlar gibi o müslümanlardan eyle.amin

yeni müjde dergisinden
Moderatöre Bildir   Logged

¥üяєğiм∂є вiя  нicrαn yαrαsı vαя...ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
islam'da Müzik Haram mı? Fıkıh Köşesi « 1 2 3 » yusha 27 67801 Son Mesaj 07 Şubat 2012, 20:15:00
Gönderen: el_muhacir
Ümmü Eymen Sahabeler'in Hayatından Tablolar mariye 2 217 Son Mesaj 25 Mart 2009, 15:09:23
Gönderen: mariye
Ümmü Gülsüm Binti Ukbe (r.a.) Sahabeler'in Hayatından Tablolar mariye 2 212 Son Mesaj 25 Mart 2009, 15:40:48
Gönderen: mariye
Hazret-i Ümmü Seleme (r.a) Sahabeler'in Hayatından Tablolar MERXAS 0 187 Son Mesaj 26 Mayıs 2009, 09:16:57
Gönderen: MERXAS
HZ. ÜMMÜ HABİBE (r.anha) Ehl-i Beyt MERXAS 0 111 Son Mesaj 05 Haziran 2009, 09:55:25
Gönderen: MERXAS
HZ. ÜMMÜ SELEME (r.anha) Ehl-i Beyt MERXAS 0 114 Son Mesaj 05 Haziran 2009, 09:58:24
Gönderen: MERXAS
Ümmü Varaka Sahabeler'in Hayatından Tablolar afra 0 194 Son Mesaj 21 Mayıs 2010, 18:47:56
Gönderen: afra