0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İcma Meselesi  (Okunma Sayısı 847 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 11 Eylül 2011, 10:34:47 »

İCMA'NIN TARİFİ:

İcma, lügatta azm, kasd ve ittifak manasındaır. İstilahta da " Hz Peygamber s.a  in vefatından sonra herhangi bir asırda İslam Müctehidlerinin  ameli bir meselenin  şerî  hükmü üzerinde, ittifak etmeleridir" şeklinde tarif edilmiştir

İCMANIN KONUSU VE SAHASI


İCMA; bir kısım şer'i  hükümlerde, yani dini işlerde caridir; ibadetlerde ve hukuki meselelerde icma meselesi ortaya çıkar. İtikat konularında ise icma sabit olmaz; bunlarda nakil geçerlidir. Aynı şekilde akli konularla dini olmayan  konularda da icma tahakkuk etmez.


d. edecek inş..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 13 Eylül 2011, 12:25:27 »

İCMANIN OLUŞMASININ ŞARTLARI:

a) Bütün müctehidlerin ittifakı: İcma, fasık ve bidat ehli olmayan,  ictihad derecesinde olan müctehitler tarafından vuku bulur. Avamın bir mesele üzerinde ittifakları, icma sayılmaz.

İcma , bir asırda yaşayan müctehidler bütününün ittifakı ile  vuku bulur. bir mesele hakkında  bir asırdaki müctehidlerin yanlız bir kısmının ittifak etmeleri bir icma mahiyetinde olamaz. Bazı alimlere göre,  müctehidlerden bir iki zatın muhalefeti,  icmanın oluşmasına mani değildir.
Burada ifade edelemki, sadece Ehl-i Beytin, Hulefa-i Raşidin veya Medinelilerin ittifakları, icma sayılmaz. İmam Malik'e göre,  bir meselede Medinelilerin ittifakı icmadır.

Zeydiye ve İmamiyyeye göre, Ehl-i Beyten başkalarının icması sahih değildir.

Zahiriyye ve İmam Ahmed'in  bir rivayetine göre,ashabdan olmayanlaarın İcması muteber değildir.


b)  Bir asrın bir zamanın geçmesi : d. edeck inş.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 15 Eylül 2011, 13:00:24 »

b)  Bir asrın bir zamanın geçmesi :

İcmanın in'ikâdı için, İmam Ahmed b. Hambel ve İmam Şafiiye göre, bir asrın geçmesi şarttır. İttifak halindeki müctehidler vefat etmedikce icma tahakkuk etmez.  Çünkü içlerinden bazılarının kanaatlerinin  değişmesi düşünülür.  Demekki  bu zatlara göre, müctehidler den  bazılarının bilahare  ittifaktan ayrılmaları, önceki icma ı bozar.

Cumhur fukahaya göre, icma sadece Ehl-i Beyte,  sahabeye mahsus değildir.  herhamni bir asırda  bütün müctehidlerin ittifakı ile icma sabit olur.  Bu müctehidlerin ittifaklarının üzerinden bir asrın geçmeside şart değildir.  Hatta bu icma'i vucuda getirmiş olan  müctehidlerden bir kaçının bilahare reyinden dönmeside mün'akıd bulunan bu ,icma'i  bozmaz..

İn'ikad: Sözlükte "düğümlenmek, dolaşıklaşmak, katılaşmak ve akdolunmak" anlamlarına gelen in'ikâd, bir fıkıh  terimi olarak, bir hukukî işlem, sözleşme, mukavele veya kontratın, iki veya daha çok kimsenin veya kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşmesi, kurulması demektir.
Bir akdin kurulabilmesi için taraflar ve akdin mevzuu gerekir. Bunlara ve bunlarda aranan şartlara akdin kuruluş şarrları denir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 16 Eylül 2011, 14:31:26 »

Müctehidlerin  bir hadise hakkında  ittifak etmeleri kendi tercihlerine dayanmayıp, yine şer'i bir delile dayanmış olması olur.. Bu delil  haberi vahid veya  kıyas olabilir. İcma ile bu deliller kuvvet bulur, artı asıl delil , icma olmuş olur,hüküm icma a izafe edilir.  Mesela  "Her kim zahire satın alırsa, onu tamamen teslim almadsan satmasın " hadisi yiyecek nev'inden  bir şey satın alan kimsenin mebii teslim almadan satamayacağını ifade  etmektedir.  Bu hadis Haber-i Vahiddir. Fakat  sonradan bu hususta  icma vaki olmakla  kesinlik kazanmıştır. Mecellede de menkul malların  teslim alınmadan  satılamayacağı  hükme bağlanmıştır. Aynı şekilde sahabiler , ninenin alacağı , miras hissesi hakkında icma ederken  Muğire b. Şu'be nin  rivayet ettiği hadise,  birbirine mahrem olan kadınların  bir nikah altında toplanamayacağı icma ederken Ebu Hüreyre'nin  rivayet ettiği hadise dayanmışlardır.

Usulcüler, icmanın senedinin, ictihat yahut kıyas olup olmayacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir.  Alimlerin çoğunluğu,  buna cevaz vermiştir.  Davud Ez Zahiri, İbn Cerir et- Taberi  gibi alimler ise  bunu tecviz etmemişlerdir.  Hiç şüpesis sahabe zamanında  ictihat üzerine  icma meydana gelmiştir.  Mesela Sahabe Kur'anın bir mushaf halinde  toplanması hususunda icma etmiştir.  bu icmanın senedi bir  ictihad çeşidi olan  maslahattır. Aynı şekilde Hz Osman, Cuma namazı için ezanı ortaya çıkartmıştır.  SaHAbede bu konuda karar birliği oluşturmuştur. bu icmqanın senedi ,  Camii den uzakta bulunan  müslümanlara namaz vaktinin  gelidğini duyurmak maslahatıdır.  Yine sahabe domuzun etinin  haram olduğuna kıyasen ,  domuzun yağının  haramlığı hususunda icmada bulunmuşlardır.

 İcma senedi, kat'i bir delilde olabilir. Fakat bu şekilde icma,  müstakil bir hüccet olamaz. Bu kat'i  delili teyit etmiş olur.  Mesela Beş vakit Namazın  farziyeti , vakitleri kitap ile,  sünnet ile sabit olduğu gibi icma ilede sabit bulunmuştur. Zekat, oruç, hac gibi ibadetlerde böyledir.




Mebii:Satılan veya satın alınan mal.
Mebî' akd yâni sözleşme yapılınca müşterinin mülkü olur ise de teslim alınmadan önce kullanılması câiz değildir. Bunun için teslim almadan önce tam mülkü değildir. Teslim almadan zekât hesâbına katılmaz. (İbn-i Nüceym)
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #4 : 19 Eylül 2011, 13:46:40 »

İCMA'IN MÜMKÜN OLUŞU VE FİİLİN MEYDANA GELİŞİ

a) iCMA'IN MEYDANA GELİŞİ:


Fkihlerin  çoğunluğuna göre bir hadisede,  bir asırda yaşayan müctehidlerin ittifakları, hem mümkün hemde bilfiil meydana gelmiştir. Nitekim Ashabın bir takım meselelerde ittifak etmiş oldukları kesinlikle sabit,  bizce tevatüreen bilinmiştir. .. Mesela,  mirastan altıda bir hisse alacağına dair icma meydana gelmiştir.  .  Nine tek ise hissenin tamamıdır... iki ise altıda bir hisseyi aralarında paylaşırlar... Sahabiler, baba bir  erkek ve kız kardeşlerin , öz kardeşleri bulunmadığı taktirde, onların yerlerine geçecekleri üzerinde icma etmişlerdir.  Yine sahabiler,  müslüman kadının gayri müslimle akd etmiş bulunduğu nikahının batıl olduğunda da icma etmişlerdir. Teâti suretiyle satış muamelesi  ve hamam ücretleri hakkındaki icmalarda böyledir.


Teati: karşılıklı alıp verme.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #5 : 21 Eylül 2011, 07:52:48 »

b) İcman'ın meydana gelişinin imkansızlığı:

Mutezilii İbrahim Nazzam, Şia'dan  bazı fakihler, İcma'ın  vukuunun  imkansızlığını kabul ederler.  Yine Mutezilii İbrahim Nazzam, Rafizilerin çoğu,  icma'ın bir  hüccet olduğunuda kabul etmemişlerdir. Bunlara göre, çok sayıda bulunan müctehidlerin herbirinin kendisine ait bir görüşü vardır. Bunların muhtelif görüş ve reylerinin bir hükümde ittifak etmeleri ise mümkün değildir. Bunların iddialarının, Kitap, sünnet ve akli delillere aykırı olduğunu diğer konularda izah edeceğiz...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #6 : 26 Eylül 2011, 15:07:27 »

Fakihlerin cumhurunun, icma'ın bil fiil  meydana geldiği görüşünde olduklarını söylemiştik.  Gerçekten bir asırda yaşamış müctehidlerin  bir meselede fikir birliğinde  olmaları mümkndür. Yine bu müctehidlerin aynı fikri paylaştıklarını bilmek de imkan dahilindedir. Bir Hadis-i Şeirfin, ravisinden  rivayet izni almak için şehir şehir, kıta kıta , bölge bölge dolaşıp uzun yolculuk zahmetine katlanmış binlerce muhaddisin, ilim adsamlarının  islam ülkesinde yaşamış olduğunu ilim tarihimizden tesbit etmiş oluyoruz. AYNI ŞEKİLDE HER ASIRDA İSLAM ALEMİNİN BAŞLICA MERKEZLERİNDE BULUNAN MÜCTEHİDLERİN  BİR MESELE AHKKINDAKİ KANAATLERİNE MUTTALİ OLMA, HAKİKATLERİ ARAŞTIRIP DURAN BİR ÜMMET İÇİN HİÇTE İMKANSIZ MUHAL DEĞİLDİR.devam edecek inş..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #7 : 27 Eylül 2011, 15:43:30 »

Neticede  bu gün islam memleketleri çoğalmış, birbirinden ayrı bir şekilde yaşamaktadırlar. Fakat yine iyi bir teşkilat sayesinde İslam alimlerinin birbirlerinin ictihatlarından haberdar olmaları güç değildir.  Hatta bu günün
 basın ve haberleşme vasıtaları bu işi dahada kolaylaştırır. Yeter k, Müslümanlar arasında hakikatleri araştıran  bir ilmi hey'et bulunsun...

Ömer Nasuhi Bilmen hocamız bu konuyu şöyle değerlendirmiştir:Şunu da ilave edelim ki, bugün icmaı ümmet, artık vücude gelmeyebilir. Vaktile müctehidini izam, mütehaddis ve melhuz yüz bin­lerce meseleyi dermeyan ederek, hükümlerini beyan etmiş hangi mesele­lerde ittifakta ve hangi meselelerde ihtilafta bulunmuş oldukları kitap­larımızda kayd ve tesbit edilmiş olduğundan artık bunların hakkında yeniden içtihada lüzum kalmamıştır. Son asırlarda ictihad kuvvetini, şe­raitini haiz alimlerin yetişmez olması da ictihad vukuunu sekteye uğrat­mıştır. Bazı müctehidler bulunsa bile bunların reylerine ümmeti merhu­menin-bugün ıttılaı, islam aleminde matlup teşkilat vücude getirilmedi­ğinden ve laubalilikten dolayı kabil görülmeyebilir. Fakat bizim maksa­dımız, esasen icmam bir hücceti şer'iyye olduğunu ve bunun vaktile ta­hakkuk etmiş bulunduğunu söylemekten ibarettir. Bir şeyin bir zaman­da ademi vuku ise o şeyin haddi zatında cevazına, imkanına ve vaktile vukubulmuş olmasına münafi bulunamaz. Bilhassa ammei müsliminin kabul etmiş olduğu bir esası artık kimsenin inkar etmesine mahal kal­mamıştır.
 


d. edecek inş..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #8 : 29 Eylül 2011, 10:39:33 »

Abdulkerim Zeydan da zamanımızda icma'ın ehemmiyeti konusunda şunları söylemektedir: "...Bizce ...Bütün fakihleri, bir araya getiren bir "fıkıh müessesesi"  kurmak, bu müessesenin muayyen bir yeri bulunmak, çalışması için lazım gelen para, kitap katipler vs. gibi bütün herşeyin, temin edilmesi, muayyen bir yönetmeliğe göre, muhtelif devreler halinde tollanarak, yeni husule gelen meseleler ve hadiseler kendisine arzedilerek, bunları tetkik edip şerii nasslar ,kaideler ve umumi esaslar ışığında hükümleri verip, sonrada hükümler zaman zaman bülten yahut hususi kitaplar şeklinde neşredilip ilim sahibi müslümanların hükümler hakkında görüşlerini açıklamaları için bilgilerine taktim edilmekle olur. Zira  herhangi bir sebeple bazı fakihler fıkıh müessesine katılmamış olabilir. Bu şahıslardan görüşlerini doğrudan doğruya müesseseye, yahut her memleketteki temsilcisine göndxermeleri talep olunur...Sonra müessese kendi, görüşlerini neşreder ve bunlara mukabil kendilerine gönderilen görüşleri inceler. Müessese mensupları (azası)nın  görüşleri bir hüküm üzerinde ittifak ettiğinde, bu hüküm icma-i hüküm olur. Bu icma usulcülerin  icma dedikleri mefhuma yakın bir icma olur ve mucibince amel icab eder.   (zeydan. s. 249-250)
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #9 : 01 Ekim 2011, 10:41:38 »

İCMA'IN HÜCCET (DELİL) OLUŞU:

Şer'i delillerin, esası Allah'ın kitabı ve Rasülün sünnetidir. Bunların yanında icna'da şer'i bir delil olarak  yer almaktadır.  Hiç şüpesiz bir fakih hüküm çıkartırken ilk önce bakacağı kaynak, Kur'andır, sonra Sünnettir. Çünkü dinimizin başlıca hükümleri bu iki kaynaktan  doğmuştur. Ancak hadiseler sayısızdır.  Bir çok hadisenimn hükmü  Kur'an ve Sünnette sarih bir şekilde buşlunamaz. Halbuki islam ekmeliyet mertebesine haizdir.  Vakit vakit  ortaya çıkan hukuki,  ictimai  hadiselerin hükümleri, Kur'an ve Sünnette bulunmayınca icma ile tesbit edilebilir. İcma'ın bir hücet olduğu, ayet, hadisler ve akli  delillerle sabittir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Seferi Namaz Meselesi Mümin'in Miracı: Namaz vuslat 0 138 Son Mesaj 05 Ağustos 2009, 23:16:25
Gönderen: vuslat
Hakimiyet Meselesi Tevhid Ve Akaid hamza01 3 184 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 22:36:34
Gönderen: hamza01
Filistin meselesi Tevhid Ve Akaid « 1 2 » sibgatullah 15 483 Son Mesaj 10 Temmuz 2011, 16:09:14
Gönderen: Âl-i İmran
Şahadet Meselesi ve Kadın Fıkıh Köşesi MERXAS 0 173 Son Mesaj 27 Ekim 2011, 15:03:27
Gönderen: MERXAS
İCMÂ Fıkıh Köşesi « 1 2 » ebudüccane 14 65 Son Mesaj 09 Mayıs 2012, 15:35:05
Gönderen: ebudüccane
SAHABELERİN İCMASINDAN BAŞKA HİÇBİR İCMA ŞER’Î DELİL DEĞİLDİR Fıkıh Köşesi « 1 2 » ebudüccane 13 76 Son Mesaj 09 Mayıs 2012, 15:31:13
Gönderen: ebudüccane