0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: İcma Meselesi  (Okunma Sayısı 847 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #10 : 01 Ekim 2011, 10:59:11 »

a) Ayetler:
1. Kim, kendisine hidayet (doğru yol) besbelli olduktan sonra peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyarsa, onu yöneldiği yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir varış yeridir.    Mü'minlerin yollarından murat kavlen ve amelen  ihtiyar etmiş oldukları  şeylerden ibarettir.

2.Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir.   Bu ayet  ümmetin hayırla yad olduğunu gösteriyor. Bu hayriyyet ise ictima ve ittifak ettikleri şeylerin hakkaniyetini ortaya koyar...

3." İşte sizi öylece adil, mu'tedil bir ümmet kıldık, ta ki insanlar üzerine şahitler olasınız." Bu  ayet , bu ümmetin adaletle, şehadetle ittifasını gösteriyor.  Şu halde bu ayet,  bu ümmetin bir konudaki  ittifaklarına uyulmasını gerektirir...

b) Hadisler:

1. "Ümmetim, delalet üzeriğnde toplanamaz "

2. "Müslümanların güzel gördüğü şey, Allah indindede güzeldir.


    Bu hadisler gösteriyor ki,  müctehidlerin bir hükmü şer'ide ittifak etmeleri;  hatadan uzak, hakka yakın uyulması, vacip bir hücceti diniyyeden başka bişey değildir...

c) Akli Deliller:

İcma'ın hüccet olması, akli deliller ilede sabittir. Şöyle ki:  Bir kere düşünmelidir ki, Rasül-ü ekrem a.s  son peygamberdir. Tebliğ ettiği din  kıyamete kadar geçerlidir. Şimdi bir hadise meydana gelsin  ki , Onun hakkında Kitaptan, sünnetten  sarih bir nass bulunmuyor, onun hakkında fıkıh aciz kalmış, kıyamete kadar devam etmesi  gayr-i kabil bulunmuş olmaz mı? İşte böyle bir acziyet durumu, icma'ın hüccet kabul edilişi ile ortadan kalkar...


Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #11 : 02 Ekim 2011, 08:59:41 »

İCMA'IN ÇEŞİTLERİ:

iCMA İKİ YOLLA MEYDANA GELİR:

1. AZİMET
2. RUHSAT


Azimet yolu ile mun'akıd olan icma'a "Sarih icma"  "Kavli icma", "Ameli icma" ruhsat yolu ile mun'akıd olanına , "Süküti icma" denir.

Kavli icma : Bir mesele hakkında bir asırdaki müctehidlerin birden hüküm verip onunla hepsinin aynı vechiyle amel ettikleri icmadır.  Bu türlü icma fakihlerin bütünü tarafından ittifakla hüccet kabul edilmiştir.

Süküüti icma ise: Bir mesele hakkında bu müctehidlerin bir kısmı hüküm verdiği halde veya onunla amel ettiği halde diğer bir kısmının ona vakıf olduğu ve yeterli derecede düşünme zamanı geçtiği halde süküt ettiği icmadır.

Hanefiler sükütü icma'ı  hüccet olarak kabul ederler. İmam Şafii ise,  bu şekilde mun'akıd olan icma'ı hüccet kabaul etmez. Şafiiler, sükütü icma'ı delil olarak kabul etmezken şu del,illeri ileri sürerler: Süküt, rızaya delalet etmez; çünkü müctehid, herhangi bir siyasi korkudan, fitne korkusundan  veya bir kimseye karşı duyduğu saygıdan dolayı süküt etmiş, fikrini beyan etmemiş olabilir.

Hanefiler ise,bunlara şu şekilde cevap vermiştir: Hak karşısında süküt etmek haramdır. Sahabe ile müctehidler, böyle bir haram ile itham edilemez. "Hakkı söylemeyip susan dilsiz bir şeytandır"  sözü hakkı söylemeyi ifade etmektedir. Bir müctehidin,  diğer müctehidlerin görüşlerini duyduğu halde onlara itiraz etmeyip süküt etmesi, o fikri kabul ettiğine delalet eder...

Mun'akıd :
İki taraf arasında karara bağlanıp, kabul olunan, meydana gelen
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #12 : 05 Ekim 2011, 09:55:01 »

MÜREKKEB İCMA VE ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞÜ ORTAYA KOYMA:

Müctehidler, bir zaman bbir konunun hükmü hakkında iki ayrı görüş hakkında ihtilaf etseler, daha sonra bu mesele hakkında üçüncü bir görüş ortaya konulabilir mi? bu konuda üç görüş vardır:

1. Üçüncü bir görüş ortaya koyulmaz:
2. Üçüncü bir görüş ortaya koyulabilir.
3. Bazı hallerde üçüncü bir görüş ortaya konabilir, bazı hallerde konamaz.

Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #13 : 07 Ekim 2011, 13:13:28 »

1. Görüş: Usülcülerden  bazıları bu görüşü şöyle savunmaktadırlar.: Üçüncü bir görüş ortaya konamaz. Çünkü müctehidler, iki görüşe munhasır olmuştur. Do9layısıyle mürekkeb icma meydana gelmiştir. Mürekkeb icma, o mesele hakkın da başka görüşün olmadığı  hususunda hasıl olmuştur.  bu sebebple üçüncü bir görüşün sonradan ortaya konması, mevcut olan bir icma'a muhalefettir ve caiz olmaz ...

2. Görüş:  Üüçüncü bir görüş ortaya konabilir. Çünkü müctehidler bu konuda ittifak halinde değillerdir..

3. Görü: Bazı durum ve meselelerde üçüncü bir görüş ortaya konabilir  ve bazı hallerde ise konamaz...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #14 : 08 Ekim 2011, 08:18:13 »

  Şayet ihtilaf halinde olan müctehidler arasında,  hakkında ittifak edilen müşterek bir nokta ve miktar varsa,  hakkında icma hasıl olmuş  olan bu nokta ve miktara  muhalif üçüncü bir görüşün ortaya konması caiz değildir. Fakat üçüncü görüş, ihtilaf etmiş müctehidlerin ittifak ettikleri şey dışında kalıyorsa,  bu durumda üçüncü bir görüşün  ortaya konmasında bir mahzur yoktur. Mesela,  riba ile ilgili yiyecek  mallarındaki riba illeti hakkında müctehidler kısmen ittifak, kısmende ihtilaf etmişlerdir.. Şöyle ki,  bu illet hanefilerce keyl maa'l-cins, Şafiilerce taam maa'l- cins, Malikilerce de iddihar maa'l cins'tir.  Şu halde bu illetin bir cüzünde ihtilaf, diğer bir cüzü olan cinste de ittifak etmişlerdir. Bu sebeple sonradan gelen  müctehidlerin,  ribanın illetinin  cins olmadan herhangi bir  şey olduğunda ittifak etmeleri muteber olamaz.  Aynı şekilde vaktiyle müctehidler,  bir ölünün sahih ceddi var iken kardeşine hisse verilip verilmemesi hakkında  ihtilaf etmişlerdir.. Müctehidlerden bir kısmı, ceddin müstekıllen varis olacağına,  bir kısmıda mukaseme yoluyla varis olacağına kani olmuşlardır. Artık sonraki müctehidlerin  bir üçüncü görüş olmak üzere cedd'in mirasdan mahrumiyetine kani olmaları caiz olmaz. Çünkü böyle bir görüş,  evvelce ittifak edilen bir görüşü, yani cedd'in varis olacağı görüşünü bozacağından ötürü muteber değildir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #15 : 09 Ekim 2011, 10:02:47 »

İCMA'I RED VE İNKAR:

İcma yakın bir hüküm ifade eden şer'i bir hüccettir. Bir meselenin hükmü icma ile sabit oldu mu artık o hüküm, kat'idir.  Buna muhalif bir delil, müevvel, mukayyed veya mensuh demektir.

Hanefi Fukahasınca, icmaIn hüccet olduğunu inkar eden kişi kafir addedilir.  Subuti kat-i bir icma'ı  yani tevatür yolu ile sabit kavli bir icma'ı inkar etmekte küfrü müstelzimdir.... Sükütü icma'ı  inkar eden tekfir olunmaz... Yine tevatür yolu ile sabit olmayan bir icma'ı kabul etmemek bir bid'attır. .. İnkar eden delalettedir.

Bazı zevata göre, icma edilen husus her müslümanın bilmesi gerekli konulardansa onu inkar küfrü gerektirir.. Mesela namaz, oruç ve zekartı inkar gibi...fakat icma edilen husus sadece dinde mütehassıs olan şahısların bilebileceği konulardansa, inkarı küfrü gerektirmez..nineye altıda bir hisse vermeyi inkar etme gibi...[/b]
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #16 : 11 Ekim 2011, 09:05:16 »

İCMA'IN NESHİ:

Bazı fakihlere göre bir asırda  icma eden müctehidler, başka bir icma ile önceki icmalarını bozabilirler.

Usul ülemesının cumhuruna göre ise, icma akdedilmiş olan asırdan sonra tekrar aynı mesele üzerinde ikinci bir icma vuku bulursa,  bu ikincisine itibar edilmez. Çünkü ikinci icma, birincisini nesh etmiş olur ki, Hz Peygamber a.s 'ın  irtihalinden sonraa nesh yoktur.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2256


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #17 : 14 Ekim 2011, 08:53:10 »

İCMA'IN DERECELERİ:

İcma'ın kuvvet itibariyle dereceleri şöyledir:

1. Sahabe'nin Kavli İcma'ı.
2. Sahabe'nin süküti icma'ı,
3. Sahabe'den sonra, hiç ihtilaf olmadan vuku bulan icma.
4. Sahabe'den sonra, önce ihtilaf vaki olup sonradan ihtilaf kesilerek vuku bulan icma.

-son-
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Seferi Namaz Meselesi Mümin'in Miracı: Namaz vuslat 0 138 Son Mesaj 05 Ağustos 2009, 23:16:25
Gönderen: vuslat
Hakimiyet Meselesi Tevhid Ve Akaid hamza01 3 184 Son Mesaj 18 Ekim 2009, 22:36:34
Gönderen: hamza01
Filistin meselesi Tevhid Ve Akaid « 1 2 » sibgatullah 15 483 Son Mesaj 10 Temmuz 2011, 16:09:14
Gönderen: Âl-i İmran
Şahadet Meselesi ve Kadın Fıkıh Köşesi MERXAS 0 173 Son Mesaj 27 Ekim 2011, 15:03:27
Gönderen: MERXAS
İCMÂ Fıkıh Köşesi « 1 2 » ebudüccane 14 65 Son Mesaj 09 Mayıs 2012, 15:35:05
Gönderen: ebudüccane
SAHABELERİN İCMASINDAN BAŞKA HİÇBİR İCMA ŞER’Î DELİL DEĞİLDİR Fıkıh Köşesi « 1 2 » ebudüccane 13 76 Son Mesaj 09 Mayıs 2012, 15:31:13
Gönderen: ebudüccane